
Yanlış Teşhis Nedeniyle Tazminat Davası?
21 Mayıs 2025
Doğum Hataları Nedeniyle Ailelerin Tazminat Hakkı?
21 Mayıs 2025Ameliyatlarda Yabancı Cisim Unutulması: Tanımı ve Tıbbi Süreçteki Yeri
Ameliyat sırasında hastanın vücudunda gazlı bez, makas, pens, iğne ucu, sargı bezi gibi cerrahi malzemelerin unutulması, tıbbi uygulama hatalarının en ciddi ve en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu tür olaylar, genellikle yoğun ameliyatlarda, ekip içinde iletişim kopukluğu olduğunda ya da ameliyat sonrası sayım protokollerine uyulmadığında meydana gelir. Yabancı cisim unutulması, tıbben asla kabul edilmeyen, “önlenebilir hata” olarak tanımlanan durumlar arasında yer alır. Yani, bu olayın oluşmaması için gerekli tüm önlemler alınabilecekken meydana gelmesi, doğrudan ihmalin bir sonucudur.
Tıbbi olarak bu tür bir ihmal, hastada büyük sağlık sorunlarına yol açabilir. Karın içinde unutulan bir gazlı bez, enfeksiyona, apse oluşumuna, organ yetmezliğine ya da ciddi iltihabi durumlara neden olabilir. Bununla birlikte unutulan cisim uzun vadede ciddi komplikasyonlar doğurabilir, hatta ikinci bir ameliyat zorunluluğu ortaya çıkarabilir. Bu nedenle hem hastanın sağlığı hem de hukuki sorumluluklar açısından ciddi sonuçlar doğuran bir vakadır.
Bu tür olaylar, “tıbbi malpraktis”in en açık delili sayılır ve hekim veya hastane aleyhine açılacak tazminat davalarında kusurun ispatını kolaylaştırır. Çünkü unutulan yabancı cisim, tanı, takip ve tedavi zincirinde ciddi bir ihmal zincirinin göstergesidir ve bu ihmal, hasta hakları açısından telafisi güç zararlara neden olur.
Hekim ve Sağlık Kurumunun Sorumluluğu: Ortak Kusur ve Hukuki Dayanak
Hekim ile birlikte ameliyat sürecinde görev alan cerrahi ekip ve hastanenin de sorumluluğu söz konusudur. Bu tür vakalarda sorumluluk yalnızca bıçağı tutan cerrahın değil, aynı zamanda ameliyata refakat eden hemşirelerin, anestezi uzmanının ve cerrahi malzeme kontrolünden sorumlu personelin de sorumluluğudur. Türk Borçlar Kanunu’nun 116. maddesi uyarınca “yardımcı kişiler”in kusurları, doğrudan işi üstlenen kişi veya kurumun sorumluluğu doğurur. Bu durumda hastane ya da özel sağlık kuruluşu, cerrahla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin yükümlüsü olur.
Yabancı cisim unutulması, birçok Yargıtay kararında açık kusur olarak değerlendirilmiştir. Hastane, ameliyat sırasında unutulan malzemenin denetimini yapmamış, sayım kontrolünü uygulamamış ve operasyon sonrasında gerekli kontrolleri gerçekleştirmemişse, kurumsal hizmet kusurundan dolayı sorumlu olur. Ayrıca hasta kamu hastanesinde ameliyat olmuşsa, hizmet kusuruna dayalı olarak doğrudan Sağlık Bakanlığı’na karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açmak mümkündür.
Bu tür bir olaydan sonra hasta çoğu zaman başka bir sağlık kuruluşuna başvurmak zorunda kalır ve tekrar ameliyat edilir. Bu süreçte hasta hem maddi hem de psikolojik olarak büyük zarar görür. Bu durum da hekimin tıbbi özen borcunu ihlal ettiğini gösterir ve manevi tazminat talebini güçlendirir.
Tıbbi Standartlara Aykırılık: Özen Borcunun İhlali
Hekimlerin mesleklerini icra ederken en temel yükümlülüklerinden biri “özen borcu”dur. Bu borç, teşhis, tedavi ve cerrahi süreçlerde bilimsel gelişmelere, tıp literatürüne, ulusal sağlık mevzuatına ve etik ilkelere uygun hareket edilmesini gerektirir. Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması ise bu borcun en ağır ihlallerinden biri olarak kabul edilir. Zira tıbbi prosedürler, her cerrahi müdahalede sayım kontrolü yapılmasını ve kullanılan tüm materyallerin eksiksiz şekilde çıkarıldığının teyidini zorunlu kılar.
Bu tür bir hata, sadece dikkatsizlik değil aynı zamanda sistematik denetimsizliğin de göstergesidir. Özen borcunun ihlali, sadece cerrahın bireysel dikkatsizliğiyle sınırlı kalmaz; ameliyat odası ekibinin koordinasyon eksikliği, tıbbi kayıtların hatalı tutulması ve eğitim eksikliği gibi unsurlar da buna dâhil olur. Bu bağlamda tıbbi standartlara aykırılık, sadece hekim kusuru değil, aynı zamanda kurumsal yapının denetlenmesi gereken bir alan haline gelir.
Yargıtay uygulamasında, bu tür durumların “sonuç garantili işlem” olarak değerlendirildiği ve bu nedenle kusursuz sorumluluk ilkesiyle tazminata hükmedildiği görülür. Bu nedenle hasta, malzemenin unutulmasının ardından hiçbir ekstra ispat yükü altında kalmadan doğrudan tazminat talebinde bulunabilir.
Maddi Tazminat Talebinin Dayanakları ve Hesaplama Kriterleri
Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması gibi bir olay, çoğu zaman hastada yeni sağlık problemlerine yol açar. Bunlar arasında iltihaplanma, kronik ağrı, apse oluşumu, organ hasarı ya da sepsis gibi ciddi komplikasyonlar yer alır. Bu da çoğu zaman ikinci bir cerrahi müdahaleyi zorunlu kılar. İşte bu noktada hasta, uğradığı doğrudan zararlar için maddi tazminat talep etme hakkına sahiptir.
Maddi tazminat talebi kapsamında; yeniden yapılan ameliyatların masrafları, ilaç giderleri, hastane yatış bedelleri, ulaşım giderleri, iş gücü kaybı, sürekli bakım ihtiyacı varsa refakatçi masrafları ve tedavi süresince alınamayan ücretler tazmin edilebilir. Ayrıca bazı vakalarda, malzemenin vücutta uzun süre kalması nedeniyle kalıcı hasar oluşur ve bu durumda maluliyet oranına göre maddi tazminat hesaplaması yapılır. Bu hesaplama, uzman bilirkişiler aracılığıyla aktüerya yöntemiyle belirlenir.
Bu tür zararlar belgelenebiliyorsa (fatura, rapor, reçete vb.) mahkeme tarafından tazminata hükmedilmesi kolaylaşır. Ayrıca hastanın sağlık kurumu tarafından ameliyattan sonra takip edilmemesi, bu zararların daha da derinleşmesine yol açmışsa, bu da maddi tazminat miktarının artırılmasını sağlar. Unutulan cismin çıkartılması sırasında oluşan riskler ve yeni operasyonun doğurduğu yeni komplikasyonlar da hesaba katılır.
Manevi Tazminat Talebi ve Psikolojik Etkiler
Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması yalnızca fiziksel zarar doğurmakla kalmaz; hastada derin bir güven kaybına, psikolojik travmaya ve ciddi bir yaşam kalitesi düşüşüne neden olur. Vücutta yabancı bir cisimle uzun süre yaşamak zorunda kalan hasta, sürekli ağrı, tedirginlik ve sağlık endişesi yaşar. Ayrıca hasta, bir sağlık kurumuna tekrar başvurmakta çekince duyabilir, hatta bu durum sosyal hayattan ve iş yaşamından uzaklaşmasına da neden olabilir. Bu bağlamda manevi tazminat, bu tür soyut zararların telafisi amacıyla devreye girer.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde hâkim, manevi tazminata karar verebilir. Vücutta unutulan cisim, açıkça hastanın vücut bütünlüğüne saldırı teşkil ettiğinden, bu madde doğrudan uygulanır. Mahkemeler, olayın ağırlığı, cisimle geçirilen süre, yaşanan fiziksel acı ve psikolojik travma gibi unsurları dikkate alarak tazminat miktarını belirler.
Ayrıca hasta, unutulan cismin fark edilmemesi sonucu yaşadığı endişe, tekrarlayan ameliyatlar, işten uzak kalma ve sosyal ilişkilerde yaşadığı gerilemeler nedeniyle manevi yönden zarar görür. Özellikle vücutta ciddi deformasyonlara yol açan sonuçlar doğmuşsa, hastanın beden algısı ve öz saygısı da zedelenebilir. Tüm bu etkiler, mahkeme nezdinde somut raporlarla desteklenerek yüksek tutarlı manevi tazminat taleplerini güçlendirir.
İdari Sorumluluk: Kamu Hastanelerinde Durum
Ameliyatın bir devlet hastanesinde yapılmış olması hâlinde, davanın yöneltileceği taraf Sağlık Bakanlığı’dır. Bu tür davalarda doğrudan hekime karşı değil, kamu hizmetinden doğan zarar nedeniyle idareye karşı dava açılır. Türk hukuk sisteminde kamu kurumlarının verdiği sağlık hizmetinden doğan zararlar “hizmet kusuru” kapsamında değerlendirilir. Bu durumda görevli mahkeme İdare Mahkemesi, uygulanacak yargılama yolu ise idari yargıdır.
Kamu hastanelerinde çalışan cerrah, ameliyat sürecinde malzeme unutmuşsa, bu durum yalnızca bireysel hata olarak değil, aynı zamanda sistemsel denetim eksikliği olarak da değerlendirilir. Malzeme sayımının yapılmaması, asistan ve hemşirelerin kontrol prosedürüne uymaması, ameliyat sonrası kontrollerin yeterince yürütülmemesi gibi unsurlar idarenin sorumluluğunu doğurur.
İdareye karşı açılacak tam yargı davası ile maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Ancak bu davalar için zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her hâlükârda 5 yıl içinde başvuru yapılmalıdır. Mahkeme, bilirkişi raporları ve sağlık kayıtları ışığında hizmet kusurunu değerlendirir ve kusur oranına göre tazminata hükmeder. Davaların sonucunda Sağlık Bakanlığı hastaya tazminat ödemekle yükümlü olur; ancak kurum, hekime karşı rücu davası açabilir.
Özel Hastanelerin Kurumsal Yükümlülüğü
Özel hastanelerde meydana gelen ameliyat hatalarında, doğrudan hem hekime hem de kuruma karşı tazminat davası açılabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesine göre, bir sağlık hizmetinin sunumu sırasında zarar doğmuşsa, bu zarar yalnızca hekime değil, hizmetin sunumunu organize eden işletmeye yani özel hastaneye de yüklenebilir. Özel hastaneler, çalışanlarının kusurlarından dolayı doğrudan sorumlu tutulur.
Hastane, ameliyat öncesi ve sonrası kontrolleri organize etmek, tıbbi cihazları temin etmek, malzeme sayım sistemini işletmek ve personel denetimini sağlamakla yükümlüdür. Sayım protokolünün uygulanmaması, ameliyathane ekibinin yeterince eğitilmemesi ya da hasta takibinin eksik yapılması gibi durumlarda, hastane kusurlu sayılır. Bu durum, maddi ve manevi tazminat taleplerinin muhatabı olmasını sağlar.
Ayrıca özel hastane, hastadan ücret alarak hizmet sunduğu için daha yüksek bir dikkat ve özen borcuna sahiptir. Bu da, dava sürecinde mahkemelerin kuruma yönelik sorumluluğu daha sıkı şekilde değerlendirmesine neden olur. Özel hastaneler bu riskleri bertaraf edebilmek adına mesleki sorumluluk sigortaları ve işletme güvenceleriyle kendilerini korumaya çalışsalar da, hasta lehine açılan davalarda genellikle yüksek meblağlarda tazminatlara hükmedilir.
Sigorta Şirketlerinin Tazminattaki Rolü
Hekimlerin mesleki faaliyetlerini yürütürken sebep oldukları zararlara karşı, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminat ödemeleri güvence altına alınmıştır. Bu sistem, hem hastaların zararını hızlı biçimde telafi etmeyi hem de hekimleri kişisel iflas riskinden korumayı amaçlar. Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması gibi ağır bir hata, bu sigortaların devreye girmesini sağlar.
Sigorta şirketleri, poliçede tanımlı limitler ve kapsamlar dahilinde ödeme yapar. Ancak sigorta teminatı sadece kusurlu ancak kast içermeyen davranışları kapsar. Hekimin kasıtlı davranışı veya çok ağır ihmal hâlinde sigorta şirketi ödeme yapmayı reddedebilir. Ayrıca sigorta, yalnızca poliçenin aktif olduğu döneme ilişkin zararları karşılar.
Hastane veya özel klinik de kurum olarak ek teminat poliçeleri yaptırabilir. Bu poliçeler, işletme kaynaklı zararları kapsar. Sigorta şirketi ödemeyi yaptıktan sonra, kusurlu hekime rücu edebilir. Sigorta sisteminin varlığı, hasta açısından önemli bir avantajdır çünkü tazminatın tahsilinde karşılaşılan engelleri ortadan kaldırır ve ödeme süresini kısaltır.
Tıbbi Malpraktis ve Ceza Hukuku Boyutu
Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması sadece özel hukuk değil, aynı zamanda ceza hukuku açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu tür bir ihmal, Türk Ceza Kanunu’nun 85. ve 89. maddeleri uyarınca “taksirle yaralama” veya ağır vakalarda “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarını oluşturabilir. Özellikle hastada kalıcı bir hasar meydana gelmişse, hekime karşı kamu davası açılması mümkündür.
Ceza soruşturmaları genellikle hasta şikâyeti ya da ihbarla başlatılır. Savcılık, dosyada yer alan hastane kayıtlarını, ameliyat raporlarını, hasta şikâyetlerini ve bilirkişi görüşlerini dikkate alarak kamu davası açıp açmayacağına karar verir. Bu süreçte ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı, tazminat davasında da güçlü bir delil oluşturur.
Tıbbi malpraktis sonucu açılan ceza davaları, hekimin mesleki itibarını zedelediği gibi idari disiplin cezalarını da beraberinde getirebilir. Tabip odası disiplin kurulları ya da Sağlık Bakanlığı müfettişleri bu tür vakalarda meslekten men, uyarı, kınama gibi cezalar verebilir. Bu da, özel hukuk sürecini destekleyen idari denetim mekanizmasının önemli bir parçasıdır.
Bilirkişi Raporlarının Davadaki Belirleyici Rolü
Malpraktis davalarının en kritik aşaması, bilirkişi raporlarının hazırlanması ve değerlendirilmesidir. Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması gibi vakalarda, mahkemeler genellikle adli tıp uzmanlarından, cerrahlardan ve hastane yönetimi konusunda deneyimli bilirkişilerden oluşan bir heyet görevlendirir. Bu heyet, olayın tıbbi standarda uygunluğunu, ihmalin niteliğini ve cisim unutulmasının nedenlerini ayrıntılı şekilde inceler.
Bilirkişi raporları, hekimin kusur oranını belirler ve hastanın uğradığı zararla bu kusur arasındaki illiyet bağını değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda tazminatın miktarı ve sorumluların sayısı netleşir. Raporun objektif, açık ve bilimsel verilere dayalı olması gerekir. Aksi hâlde taraflar, rapora itiraz ederek yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir.
Bu nedenle dava sürecinde uzman bir avukatın rapor sürecini etkin takip etmesi önemlidir. Bilirkişi raporu, sadece mahkeme kararını değil, hastanın hak arama sürecindeki başarısını da doğrudan etkiler. Özellikle mahkemece atanan bilirkişi heyetlerinin bağımsızlığı ve uzmanlığı, kararın adil olmasını sağlar.
Emsal Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme
Yargıtay’ın özellikle 13. ve 15. Hukuk Dairelerinin kararları, ameliyat sırasında unutulan yabancı cisim olaylarında açık kusur ilkesiyle hareket ettiğini göstermektedir. Bu kararlar, ameliyatta bırakılan gazlı bez, makas veya diğer cerrahi aletlerin varlığını doğrudan tazminat sorumluluğu olarak değerlendirmektedir. Yargıtay, böyle durumlarda hastanın zararını ispatlamasının gerekmediğini, cisim varlığının kendiliğinden kusur delili olduğunu vurgulamaktadır.
Örneğin bir kararında, hastanın vücudunda 6 yıl boyunca gazlı bez unutulmuş olması nedeniyle 150.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Başka bir kararda ise, ameliyat sonrası sürekli enfeksiyon geçiren hastanın yapılan görüntüleme sonucunda pens unutulduğu tespit edilmiş ve maddi-manevi tazminata hükmedilmiştir.
Bu içtihatlar, mahkemeler açısından bağlayıcı olmasa da yönlendirici niteliktedir. Dava dilekçelerinde bu tür emsal kararlara yer verilmesi, hâkim kanaatini şekillendirme açısından büyük önem taşır. Ayrıca bu kararlar, sağlık sektöründe önleyici mekanizmaların geliştirilmesine de katkı sağlar.
Başvuru Yolları ve Tazminat Davasında İzlenecek Hukuki Süreç
Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulan hasta, ilk olarak bu durumu belgelemeli ve bir sağlık raporuyla ispat etmelidir. Sonrasında hastane yönetimine yazılı şikâyet yapılmalı, bu dilekçeye cevap alınamazsa doğrudan dava açılmalıdır. Dava Asliye Hukuk Mahkemesi ya da kamu hastanesi söz konusuysa İdare Mahkemesi’nde görülür.
Dava dilekçesi, olayın tarihçesi, unutulan cismin türü, yaşanan zararlar, maddi giderler, psikolojik etkiler ve talepler açıkça belirtilerek hazırlanmalıdır. Hastanın tüm harcamalarını fatura ve dekontlarla, yaşadığı manevi sıkıntıları ise psikolojik değerlendirme raporlarıyla ispat etmesi gereklidir.
Dava sürecinde tanık ifadeleri, ameliyat öncesi ve sonrası tıbbi belgeler, röntgen, ultrason, MR gibi görüntüleme raporları ve tıbbi epikriz dosyaları kullanılabilir. Ayrıca hasta, CİMER, SABİM ve Tabip Odası gibi kurumlara da idari şikâyet başvurusu yapabilir. Zamanaşımı süresi genel olarak 2 yıl, kamu kurumlarında ise 1 yıldır.
Resmi Kurum Bağlantıları
- T.C. Sağlık Bakanlığı – SABİM
- T.C. Adalet Bakanlığı
- Türk Tabipleri Birliği
- Yargıtay Başkanlığı
- Danıştay Başkanlığı
- Türkiye Barolar Birliği
- SGK Medikal Hakem Sistemi
- Hasta Hakları Yönetmeliği (e-Devlet)
- CİMER Başvuru Merkezi
- Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Dairesi
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




