
Şirket Müdürü Değiştikten Sonra Eski Müdüre Vergi Borcu Takibi Yapılabilir mi? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026
Vergi Dairesinin Tahsilat İşlemlerinde Ölçülülük İlkesi Nasıl Uygulanır? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026İhtiyati haciz, alacaklının para alacağını güvence altına almasını sağlayan son derece etkili bir geçici hukuki koruma yöntemidir. Ancak ihtiyati haczin şirketin banka hesapları, ticari alacakları, araçları, makineleri, taşınmazları veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde uygulanması şirketin günlük faaliyetlerini ciddi biçimde etkileyebilir. Özellikle banka hesaplarının bloke edilmesi, şirketin tedarikçilerine ödeme yapamaması, maaşların ödenememesi, kredi limitlerinin daralması, üretimin durması veya devam eden sözleşmelerin yerine getirilememesi sonucunu doğurabilir. Daha sonra ihtiyati haczin haksız olduğu ortaya çıkarsa kritik soru şudur: İhtiyati haciz nedeniyle şirket faaliyeti durursa tazminat istenebilir mi?
2026 yılı itibarıyla bu soruya verilecek cevap, somut olayın özelliklerine göre evet olabilir. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle şirketin uğradığı ve ihtiyati hacizle uygun illiyet bağı bulunan maddi zararların tazmini gündeme gelebilir. Şirketin ticari itibarı zarar görmüşse, manevi tazminat bakımından ise ayrıca kusur ve kişilik hakkının ihlali gibi koşullar değerlendirilmelidir. İcra ve İflas Kanunu’nun ihtiyati hacze ilişkin hükümleri ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri, güncel Yargıtay yaklaşımı ve somut olayın ticari kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
İhtiyati Haciz Nedir?
İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının ileride tahsil edilememesi riskine karşı borçlunun malvarlığı değerlerinin geçici olarak hukuki koruma altına alınmasını sağlayan bir kurumdur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elindeki veya üçüncü kişilerdeki taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer hakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep edebilir. Vadesi gelmemiş alacaklarda ise kanunda ayrıca belirtilen özel şartların bulunması gerekir.
İhtiyati haczin amacı borçluyu cezalandırmak veya ticari faaliyetini durdurmak değildir. Temel amaç, ileride gerçekleştirilebilecek cebri icranın sonuçsuz kalmasını önlemektir. Bununla birlikte özellikle şirketler bakımından ihtiyati haczin ekonomik etkileri son derece ağır olabilir.
Bir üretim şirketinin banka hesaplarına ve makinelerine ihtiyati haciz uygulanması, bir inşaat şirketinin hakediş alacaklarının bloke edilmesi, bir ihracat şirketinin banka hesaplarındaki dövize haciz konulması veya ticari işletmenin tahsil edeceği alacaklara yönelik haciz işlemleri şirketin nakit akışını kısa sürede bozabilir.
Haksız İhtiyati Haciz Nedir?
Her ihtiyati haciz sonradan haksız hale gelmez. Alacaklının talebinin kabul edilmesi ve ihtiyati haczin uygulanması tek başına tazminat sorumluluğu doğurduğu anlamına gelmez. Tazminat bakımından ihtiyati haczin sonuçta haksız olduğunun ortaya çıkması önem taşır.
Örneğin alacağın gerçekte bulunmadığının kesinleşmesi, şirketin borçlu olmadığının tespit edilmesi veya ihtiyati hacze temel oluşturan talebin hukuken dayanaksız kalması haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat tartışmasını gündeme getirebilir.
İİK m.259, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması halinde borçlunun ve üçüncü kişilerin bundan kaynaklanan zararları bakımından sorumluluğunu düzenlemektedir. Aynı düzenleme nedeniyle ihtiyati haciz talep eden alacaklının kural olarak teminat göstermesi öngörülmüştür.
Dolayısıyla bir şirket hakkında ihtiyati haciz uygulanmış ve daha sonra haczin haksız olduğu ortaya çıkmışsa şirketin uğradığı gerçek ekonomik zararın ayrıca incelenmesi gerekir.
İhtiyati Haciz Şirket Faaliyetini Nasıl Durdurabilir?
Günümüz şirketlerinde faaliyetlerin devamı yalnızca fabrikadaki makinelerin çalışmasına bağlı değildir. Nakit akışı, banka hesapları, POS gelirleri, müşteri ödemeleri, tedarik zinciri, kredi limitleri ve finansman kanalları ticari faaliyetin ayrılmaz parçalarıdır.
Bu nedenle ihtiyati haciz şirketin banka hesaplarının bloke edilmesine yol açtığında şirket kağıt üzerinde faaliyetine devam ediyor görünmesine rağmen fiilen ödeme yapamaz hale gelebilir. Maaşlar ödenemeyebilir, SGK ve vergi yükümlülükleri aksayabilir, hammadde alınamayabilir, taşıma ve lojistik ödemeleri yapılamayabilir, üretim kesilebilir ve devam eden projeler gecikebilir.
Özellikle yüksek tutarlı ihtiyati hacizlerde şirketin bankalar nezdindeki kredibilitesinin etkilenmesi de mümkündür. Bankaların mevcut kredi limitlerini yeniden değerlendirmesi, finansman maliyetlerinin yükselmesi veya şirketin yeni finansmana erişememesi dolaylı fakat ekonomik açıdan önemli sonuçlar yaratabilir.
Haksız İhtiyati Haciz Nedeniyle Maddi Tazminat İstenebilir mi?
Evet. Şartların gerçekleşmesi halinde haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat talep edilebilir.
Yargı kararlarında haksız ihtiyati hacizden doğan maddi zarar bakımından sorumluluğun kusura bağlı olmadığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Nitekim yargısal yaklaşımda ihtiyati haczin haksız olması, bundan zarar doğması ve haciz ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması temel unsurlar arasında kabul edilmektedir.
Bu nedenle tazminat davasında yalnızca “haciz haksızdı” demek yeterli değildir. Şirketin hangi zarara uğradığının, zararın miktarının ve bu zararın ihtiyati haciz nedeniyle meydana geldiğinin somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Şirket Hangi Zararları Talep Edebilir?
Haksız ihtiyati haciz nedeniyle talep edilebilecek zararların kapsamı her şirket bakımından farklıdır. Özellikle şirketin faaliyet alanı, haczedilen malvarlığı, haczin kapsamı, uygulamada kaldığı süre ve şirketin finansal yapısı zarar hesabını doğrudan etkiler.
Banka hesaplarının bloke edilmesi nedeniyle ortaya çıkan finansman zararları, şirketin kullanamadığı paradan kaynaklanan kayıplar, üretimin durması nedeniyle oluşan zararlar, sözleşmelerin yerine getirilememesinden kaynaklanan ekonomik kayıplar, ihtiyati hacizle doğrudan bağlantısı kurulabilen ek finansman giderleri ve diğer somut zarar kalemleri tazminat incelemesine konu olabilir.
Ancak her ticari kayıp otomatik olarak ihtiyati hacze yüklenemez. Zararın haczin doğal ve uygun sonucu olduğunun ispatlanması gerekir.
Üretim Durduğu İçin Kazanç Kaybı İstenebilir mi?
Şirketler açısından en önemli taleplerden biri kazanç kaybıdır.
Örneğin üretim tesisindeki ekonomik faaliyetin ihtiyati haciz nedeniyle durduğu ve şirketin normal şartlarda üretim yaparak gelir elde edeceği somut ticari verilerle ortaya konulabiliyorsa kazanç kaybı tazminat hesabının önemli bir bölümünü oluşturabilir.
Buradaki en kritik konu ispat yöntemidir. “Fabrika bir ay çalışmadı ve çok zarar ettik” şeklindeki genel bir açıklama yeterli olmayabilir. Önceki dönem satışları, siparişler, üretim kapasitesi, satış faturaları, müşteri sözleşmeleri, ticari defterler, banka hareketleri, bilanço ve gelir tabloları gibi belgeler önem kazanır.
Nitekim üretimin durmasına kadar varan bir haksız ihtiyati haciz uyuşmazlığında yargısal incelemede banka kayıtları ve davacının sunduğu ticari belgelerin zarar tespiti açısından değerlendirilmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
Bu nedenle tazminat davasının başarısı çoğu zaman yalnızca hukuki argümana değil, güçlü bir finansal zarar dosyasının hazırlanmasına bağlıdır.
Banka Hesaplarının Bloke Edilmesi Nedeniyle Zarar İstenebilir mi?
Şirket banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulanması ticari işletmeler açısından en ağır sonuçları doğurabilecek işlemlerden biridir. Şirket hesabında yüksek miktarda işletme sermayesi bulunmasına rağmen bu paranın kullanılamaması, işletmenin başka kaynaklardan finansman sağlamak zorunda kalmasına yol açabilir.
Şirket ihtiyati haciz nedeniyle kredi kullanmış, daha yüksek finansman maliyetine katlanmış veya ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirememişse bu zararların ihtiyati hacizle bağlantısının ayrıca incelenmesi mümkündür.
Bunun için banka hesap hareketleri, kredi sözleşmeleri, kredi kullanım tarihleri, faiz ödemeleri ve haciz tarihleri arasında açık bir kronoloji oluşturulması son derece önemlidir.
Sözleşme Kaybı ve Müşteri Kaybı Tazmin Edilebilir mi?
Bu konu daha karmaşıktır. Şirketin bir müşterisini kaybetmiş olması tek başına yeterli değildir. Müşteri veya sözleşme kaybının ihtiyati haczin doğrudan veya uygun sonucu olduğunun kanıtlanması gerekir.
Örneğin ihtiyati haciz nedeniyle banka hesapları bloke edilen şirket, finansman sağlayamadığı için sözleşmede belirlenen ürünü teslim edememiş ve müşteri bu nedenle sözleşmeyi feshetmişse zarar ile haciz arasında güçlü bir bağlantı kurulabilir.
Buna karşılık müşterinin ekonomik kriz, fiyat değişikliği, şirketin kendi kusuru veya farklı ticari nedenlerle sözleşmeden ayrıldığı durumlarda bütün zarar ihtiyati haciz talep eden kişiye yüklenemeyebilir.
Bu nedenle büyük ticari uyuşmazlıklarda zarar kalemleri tek tek ayrıştırılmalıdır.
Ticari İtibar Kaybı Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Şirketler bakımından haksız ihtiyati haczin önemli sonuçlarından biri de ticari itibarın zarar görmesidir. Şirket hakkında çok sayıda banka, müşteri veya üçüncü kişiye haciz bildirimlerinin gönderilmesi şirketin ödeme gücü bulunmadığı yönünde bir algıya neden olabilir.
Yargıtay uygulamasında haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminatın şartları birbirinden ayrılmaktadır. Maddi tazminat bakımından kusursuz sorumluluk yaklaşımı benimsenirken manevi tazminat bakımından kusur aranabildiği görülmektedir. Yargıtay kararlarında haksız şekilde malvarlığına haciz uygulanmasının koşulları oluştuğunda ticari itibara yönelik saldırı niteliğinde değerlendirilebileceği de kabul edilmektedir.
Dolayısıyla “haciz haksız çıktı, mutlaka manevi tazminat alınır” şeklinde otomatik bir sonuç bulunmamaktadır. Alacaklının davranışı, kusuru, haczin uygulanma biçimi, üçüncü kişiler üzerindeki etkisi ve ticari itibarda meydana gelen somut sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir.
Haksız İhtiyati Haciz Tazminatında Kusur Şart mı?
Maddi tazminat ile manevi tazminat arasında bu noktada önemli bir ayrım vardır.
Yargı kararlarında haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat sorumluluğu bakımından alacaklının kusurunun aranmadığı, buna karşılık manevi tazminat yönünden kusurun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Şirketin maddi zararını talep ederken haczin haksızlığı, gerçek zarar ve uygun illiyet bağı ön plana çıkarken manevi tazminat talebinde bunlara ek olarak olayın özellikleri ve kusur değerlendirmesi önem kazanır.
İhtiyati Haciz İçin Verilen Teminat Zararı Karşılar mı?
İİK m.259’un önemli amaçlarından biri, haksız ihtiyati haciz nedeniyle borçlu veya üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararların güvence altına alınmasıdır. İlama dayanmayan ihtiyati haciz taleplerinde teminat mekanizması bu nedenle özel önem taşımaktadır.
Ancak uygulamada teminat miktarı şirketin gerçek zararından daha düşük olabilir. Örneğin birkaç milyon liralık teminat karşılığında uygulanan ihtiyati haciz, üretimin uzun süre durmasına neden olmuş ve şirketin ekonomik kaybı teminat miktarının çok üzerine çıkmış olabilir.
Dolayısıyla “teminat ne kadarsa en fazla o kadar tazminat alınabilir” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir. Somut olayda zarar kapsamının, sorumluluğun ve tahsil imkanlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
İhtiyati Hacze İtiraz Etmek Tazminat Davasından Farklı mıdır?
Evet. Bunlar birbirinden farklı hukuki yollardır.
İhtiyati hacze itiraz, mevcut ihtiyati haciz kararının kaldırılması veya hukuka uygunluğunun denetlenmesi bakımından önem taşırken haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat davası, haciz yüzünden meydana gelmiş zararın giderilmesine yöneliktir.
Bu nedenle şirket hakkında ihtiyati haciz uygulanması halinde yalnızca gelecekte açılabilecek tazminat davasına odaklanılması doğru bir strateji olmayabilir. Öncelikle şirket faaliyetinin daha fazla zarar görmesini engelleyecek hukuki yollar değerlendirilmelidir.
İhtiyati Haciz Teminat Karşılığında Kaldırılabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması veya haczin belirli malvarlığı değerleri üzerinden başka bir güvenceye yönlendirilmesi gündeme gelebilir.
Özellikle faaliyeti devam eden şirketlerde bu seçenek kritik öneme sahiptir. Çünkü tazminat davasıyla yıllar sonra zarar talep etmek yerine şirketin üretiminin veya nakit akışının mümkün olduğunca hızlı biçimde yeniden sağlanması ekonomik açıdan daha değerli olabilir.
Bu nedenle şirket yönetiminin ihtiyati haciz kararını öğrendiği anda hukuk, finans ve muhasebe birimleri arasında koordinasyon sağlaması önemlidir.
Tazminat Davasında Zarar Nasıl İspatlanır?
Haksız ihtiyati haciz davalarının en kritik aşamalarından biri zarar ispatıdır. Yüksek miktarlı taleplerde bilirkişi incelemesi yapılması gündeme gelebilir ve şirketin ticari kayıtlarının ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekebilir.
Şirketin hacizden önceki ve sonraki cirosu, satış miktarı, sipariş hacmi, üretim kapasitesi, kârlılık oranı, banka hesapları, kullanılan krediler, finansman giderleri, iptal edilen siparişler, feshedilen sözleşmeler ve diğer mali veriler karşılaştırılabilir.
Özellikle banka kayıtlarının ve ticari belgelerin ayrıntılı incelenmesi zarar hesabının güvenilirliği açısından önem taşımaktadır. Yargısal uygulamada da zarar kalemlerinin soyut iddialarla değil, somut kayıtlarla ortaya konulmasına önem verildiği görülmektedir.
Şirket Faaliyetinin Tamamen Durması Şart mı?
Hayır. Tazminat talep edebilmek için şirket faaliyetinin yüzde yüz durması zorunlu değildir.
Faaliyet devam ederken üretim kapasitesinin düşmesi, finansman maliyetlerinin artması, belirli projelerin yürütülememesi veya şirketin haciz nedeniyle somut ekonomik zarara uğraması da inceleme konusu olabilir.
Önemli olan zararın varlığının ve ihtiyati hacizle bağlantısının kanıtlanabilmesidir.
Haksız İhtiyati Haciz ile Normal Haciz Aynı Şey midir?
Hayır. İhtiyati haciz geçici hukuki koruma niteliğindedir ve İİK m.257 ve devamındaki özel hükümlere tabidir. Kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında uygulanan kesin haciz ile ihtiyati haczin hukuki niteliği ve başvurulabilecek yollar aynı değildir.
Bu ayrım tazminat davasının hukuki dayanağının belirlenmesi açısından da önem taşır.
2026 Yılında Şirketlerin Dikkat Etmesi Gereken Güncel Noktalar
2026 itibarıyla ihtiyati haciz uyuşmazlıklarında temel İİK sistemi uygulanmaya devam etmekle birlikte dosya stratejisinin yalnızca kanun maddelerinin okunmasıyla oluşturulması yeterli değildir. Özellikle güncel Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay uygulamasının, elektronik banka kayıtlarının, şirketlerin dijital muhasebe verilerinin ve ticari faaliyetlerin finansal izlerinin birlikte değerlendirilmesi giderek daha önemli hale gelmektedir.
2026 tarihli yargı kararlarında da ticari itibar ve ihtiyati haciz tartışmalarının güncelliğini koruduğu görülmektedir. Örneğin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2026 tarihli kararlarına ilişkin güncel içtihat indekslerinde, ihtiyati haciz ile ticari itibarın zedelenmesi iddialarının birlikte tartışıldığı dosyalar bulunmaktadır.
Bu nedenle 2026 yılında açılacak bir tazminat davasında yalnızca eski içtihatlara dayanmak yerine dava tarihindeki güncel mevzuat ve içtihatların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin’deki Şirketler Açısından İhtiyati Haciz Uyuşmazlıkları
Ticari faaliyet hacminin yüksek olduğu Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin gibi şehirlerde ihtiyati haciz kararları şirketlerin banka hesaplarından üretim tesislerine, lojistik operasyonlarından müşteri tahsilatlarına kadar çok geniş ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Özellikle İstanbul’daki finans ve ticaret şirketleri, Ankara’daki hizmet, savunma ve teknoloji işletmeleri, İzmir ve Mersin’deki liman, dış ticaret ve lojistik şirketleri ile Bursa’daki sanayi ve üretim işletmeleri bakımından ihtiyati haczin işletme sermayesine etkisi son derece ciddi olabilir.
Bu nedenle şirket hakkında ihtiyati haciz kararı uygulandığında hukuki incelemenin yanı sıra mali zarar tespitinin de ilk günden başlatılması önemlidir.
Haksız İhtiyati Haciz Sonrası Şirket Ne Yapmalıdır?
Şirket öncelikle ihtiyati haciz kararını ve kararın hangi malvarlığı değerleri üzerinde uygulandığını ayrıntılı biçimde tespit etmelidir. Ardından ihtiyati hacze itiraz, teminat karşılığında haczin kaldırılması ve diğer hukuki imkanlar somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Aynı zamanda zarar dosyası oluşturulmalıdır. Haciz öncesindeki banka bakiyeleri, günlük üretim, siparişler, sözleşmeler, kredi limitleri, tedarikçi ödemeleri ve diğer finansal veriler korunmalıdır. Haciz sonrasında meydana gelen her önemli ekonomik değişikliğin belgelendirilmesi ileride açılabilecek tazminat davası açısından belirleyici olabilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, şirketler hakkında uygulanan ihtiyati hacizlerin ticari sonuçlarının yalnızca icra hukuku yönünden değil, şirketin finansal yapısı ve olası tazminat talepleri bakımından da bütüncül değerlendirilmesinin önemli olduğu görüşündedir. Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından yürütülen ticari uyuşmazlık ve icra hukuku çalışmalarında da ihtiyati haciz dosyalarında hızlı müdahale ile zararların doğru şekilde belgelendirilmesi dava stratejisinin temel unsurları arasında değerlendirilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. İhtiyati haciz nedeniyle şirket faaliyetinin durması halinde tazminat alınabilir mi?
Evet. İhtiyati haczin haksız olduğunun ortaya çıkması, şirketin gerçek bir zarara uğraması ve zarar ile haciz arasında uygun illiyet bağının bulunması halinde maddi tazminat talebi gündeme gelebilir.
2. Şirketin üretim kaybı tazminat olarak istenebilir mi?
Somut olarak ispatlanabilmesi halinde üretimin durması veya azalmasından kaynaklanan ekonomik zararların talep edilmesi mümkün olabilir. Ticari defterler, üretim kayıtları, faturalar, siparişler ve mali tablolar bu noktada önemlidir.
3. Banka hesaplarının bloke edilmesi nedeniyle zarar talep edilebilir mi?
Evet. Bloke nedeniyle ortaya çıkan ve doğrudan ihtiyati hacizle bağlantısı kurulabilen somut finansal zararlar tazminat talebinin konusu olabilir.
4. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle ticari itibar kaybı için manevi tazminat alınabilir mi?
Koşulları oluştuğunda mümkündür. Ancak manevi tazminat bakımından haksızlığın yanında kusur ve kişilik hakkının ihlaline ilişkin koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
5. Maddi tazminat için ihtiyati haciz isteyen kişinin kötü niyetli olması şart mıdır?
Yargıtay uygulamasında haksız ihtiyati hacizden doğan maddi tazminat sorumluluğunda kusur şartı aranmadığı yönünde yerleşik değerlendirmeler bulunmaktadır.
6. İhtiyati haciz nedeniyle kaybedilen müşteri için tazminat istenebilir mi?
Müşteri kaybı ile ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı somut delillerle kanıtlanabiliyorsa bu zarar değerlendirmeye alınabilir. Yalnızca müşterinin kaybedilmiş olması tek başına yeterli değildir.
7. İhtiyati haciz için yatırılan teminat şirketin bütün zararını karşılamıyorsa ne olur?
Teminat miktarı ile gerçek zarar her zaman aynı olmayabilir. Somut olayda zararın kapsamı, sorumluluğun hukuki dayanağı ve teminatın durumu birlikte incelenmelidir.
8. Şirket faaliyetinin tamamen durması tazminat için zorunlu mudur?
Hayır. Faaliyet tamamen durmasa bile ihtiyati haciz nedeniyle somut ve ispatlanabilir ekonomik zarar ortaya çıkmışsa tazminat talebi gündeme gelebilir.
9. Haksız ihtiyati haciz tazminatında en önemli deliller nelerdir?
Ticari defterler, banka kayıtları, bilançolar, gelir tabloları, kredi sözleşmeleri, üretim kayıtları, müşteri siparişleri, faturalar, feshedilen sözleşmeler ve ihtiyati hacizden önceki ve sonraki ekonomik durumu karşılaştırmaya imkan veren belgeler son derece önemlidir.
10. İhtiyati haciz uygulanınca şirket hemen ne yapmalıdır?
Kararın kapsamı ve dayanağı derhal incelenmeli, itiraz ve haczin kaldırılması imkanları değerlendirilmeli ve aynı anda şirketin uğradığı ekonomik zararları belgeleyen kayıtlar korunmaya başlanmalıdır. Gecikme hem şirket faaliyetinin daha fazla zarar görmesine hem de ilerideki tazminat davasında ispat sorunlarına neden olabilir.
Uzman Hukuki Destek
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde hizmet veren icra ve ticaret hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak şirketinizin haklarını güvence altına alabilirsiniz. İhtiyati hacze itiraz, ihtiyati haczin kaldırılması, teminat işlemleri, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat, şirket faaliyetinin durması nedeniyle kazanç kaybı, banka hesaplarının bloke edilmesinden kaynaklanan zararlar ve ticari itibar uyuşmazlıklarında FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




