
MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVALARI
31 Mayıs 2023
Anlaşmalı boşanma davası
5 Haziran 2023Trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası nedir?
Trafik kazası Karayolları Trafik Kanunu’nda “birden fazla aracın kara yolundaki hareketleri neticesinde karıştığı olayların ölüm, yaralama ya da maddi zararla sonuçlanması” olarak tanımlanmıştır. Trafik kazası kaynaklı maddi ve tazminat davaları ise trafik kazası nedeniyle ölüm, bedensel zarar ya da maddi zarara uğrayan kişilerin zararlarını tazmin etmek amacıyla kazada sorumluluğu bulunan kişilere karşı açtığı dava türüdür.
Trafik kazası sebebiyle tazminat davasının hukuki dayanağı ise, trafik kazasının bir haksız fiil (TBK m.49 “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”) sorumluluğu oluşturmasıdır.
Trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasını kimler açabilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” denilmiştir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere;
Trafik kazasından kaynaklı yaralanma veya maluliyet meydana gelmiş ise kişinin bizzat kendisi maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
Trafik kazasında ağır bedensel zarar meydana gelmişse yaralanan kişilerin yakınları yalnızca manevi tazminat davası açabilir. Ağır bedensel zararın hukukumuzda belli bir tanımı olmamakla birlikte Yargıtay uzuv kayıplarının ve hayati fonksiyonların yerine getirilememesine ağır bedensel zarar olarak kabul etmektedir.
Ölümlü trafik kazalarında ise ölenden yaşarken destek alan herkes maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Yani geride mirasçı olarak bırakılan kişilere değil ölenin desteğinden mahrum kalan herkes dava açabilir. Ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kimseler anne, baba, eş, çocuk olabileceği gibi akrabalık ilişkisi olan ya da olmayan bir başka kişi de olabilir. Ölen kişinin annesine, babasına, eşine ve çocuklarına destek verdiği karine olarak kabul edilirken bu kişiler dışında dava açacak bir kimsenin ölen kişinin kendisine destek durumunda olduğunu ispatlaması gerekmektedir.
Trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında zamanaşımı nasıl belirlenir?
Trafik kazası kaynaklı tazminat davaları Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlenen zamanaşımına tabiidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde bu husus “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere trafik kazası kaynaklı tazminat davaları zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıllık iki zamanaşımı süresine tabiidir. Öğrenme tarihinden yalnızca kazanın gerçekleştiği yani zararın öğrenildiği tarih anlaşılmamalı failin daha sonra öğrenilmesi halinde, zamanaşımı süresinin failin öğrenildiği tarihten başlayacağı unutulmamalıdır. Bu sürelerin geçirilmesi nedeniyle pek çok hak kaybı meydana gelebildiğinden zamanaşımı hususuna çok dikkat edilmeli mümkünse bu tür davalar avukat ile takip edilmelidir.
Aynı zamanda trafik kazalarının cezai boyutu da bulunmaktadır. Trafik kazaları, kast unsuru olmadığı sürece cezai açıdan taksirli suçlar kapsamında değerlendirilir. Kişi eğer kusurlu ise ancak kast unsuru yoksa failin dikkat ve özen eksikliği nedeniyle suçun meydana geldiği kabul edilir. Taksirli fiillerin cezalandırılmasının nedeni; kişinin riayet ettiği takdirde, belli hukuki değerlerin ihlalinden kaçınabileceği özen yükümlülüğünü ihlal etmesidir. Gereken dikkat ve özeni göstermeyerek ve gerekli tedbirleri almayarak zararlı sonuca neden olan kişi, neticeyi istemediği halde eyleminden sorumlu tutulur. Taksir de iki türlüdür. Netice öngörülüp sonuç istenmiyorsa bilinçli taksirden, icrai ve ihmali bir hareketle netice öngörülmüyorsa bilinçsiz taksirden söz edilir. Trafik kazalarının yukarıda açıkladığımız gibi cezai boyutu da olduğundan KTK 109/2 maddesinde ceza zamanaşımı düzenlenmiştir. İlgili maddede “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” denilmiş olup kaza, ceza gerektirir bir fiilden kaynaklanıyorsa ve Ceza Kanunları bu zarar verici fiil için daha uzun dava zamanaşımı sürelerini öngörüyorsa, bu uzun süre, maddi tazminat davası için de geçerli kabul edileceği düzenlenmiştir.
Trafik kazası kaynaklı tazminat davaları kime/kimlere karşı açılır?
Bu tür davaların davacısının kimler olabileceğinde yukarıda söz etmiştik. Trafik kazası kaynaklı tazminat davalarında davalılar ise; sürücü, araç sahibi, aracın işleteni veya sigorta şirketi olabilmektedir.
Araç Sürücüsü: Araç sürücüsü BK m.49 gereği haksız fiile sebebiyet verdiğinden araç sürücüsüne dava açılabilir.
Araç Sahibi: Araç sahibi “Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir” şeklinde tanımlanmış olup kural olarak aracın işleteni gibi sorumlu sayıldığından (KTK md.85/1) trafik kazası nedeniyle tazminat sorumluluğu bulunmaktadır.
Aracın İşleteni: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.” şeklinde tanımlanmış olup trafik kazasından kaynaklı sorumluluğu ise KTK m.85’te düzenlenmiştir. İlgili hükümde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” denilmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten sayılan kişi/kişiler bu zarardan sorumlu olacaktır. İşletenin kazada kusurlu olmasına gerek yoktur. Tehlike sorumluluğu gereği aracın işletilmesinden kaynaklı bir kazanın meydana gelmiş olması mesuliyeti için yeterlidir.
Sigorta Şirketi: Trafik sigortası (zorunlu mali sorumluluk sigortası) ile sigortacı, poliçede tanımı yapılan motorlu aracın işletmesi sırasında, bir kişinin ölümü yahut yaralanması veya bir şeyin zarar görmesine sebep olması nedeniyle, KTK m.91’e göre işleten tarafa düşen hukuki sorumluluğunu, sigorta sözleşmesi içeriğinde bulunan zorunlu sigorta limitlerine kadar tazmin etmesi gerekmektedir. Bu sebeple sigorta şirketi de davalı olarak gösterilebilir.
Trafik kazası kaynaklı tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
Ölümlü veya yaralamalı trafik kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davasında aşağıda sayıldığı üzere birden fazla yetkili mahkeme vardır.
Davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi, (HMK m.6, m.7)
Trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesi, (HMK m.16/1)
Davacının (zarar görenin) yerleşim yeri mahkemesi, (HMK m.16/1)
Trafik sigortası şirketinin merkezinin, şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesi (KTK m. 110/2)
Tazminat davasında birden fazla yer mahkemesi yetkili olup davayı açan kişinin seçimlik hakkı vardır.
Ölümlü veya yaralamalı trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları KTK m.110/1 e göre adli yargının görev alanı içerisindedir ve kural olarak genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. (HMK m.2/1)
Eğer kazadan kaynaklanan maddi-manevi tazminat davalarında davalı taraf sigortacı yani sigorta şirketi ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Trafik kazası nedeniyle sigorta şirketine ile birlikte araç sürücüsü, araç sahibi veya aracın işletenine de husumet yöneltilecekse tüm sorumlular hakkında Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açılmalıdır. Davanın sigorta şirketine yöneltileceği durumda zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. (KTK m.97/1) Sigorta şirketinden istenilen sonuç alınamazsa açılacak dava bahsettiğimiz gibi Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılacağından öncelikle zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi de gerekmektedir. (TTK m. 5/A)
Görevli ve yetkili mahkeme doğru belirlenmeden dava açılması durumunda hak kaybına uğramanız çok muhtemeldir. Bu sebeple davanızı trafik kazası kaynaklı tazminat davaları konusunda uzman avukat ile takip etmeniz veya avukata danışmanız faydalı olacaktır.
Ölümle neticelenen trafik kazalarında istenebilecek tazminat türleri nelerdir?
Ölümle neticelenen trafik kazalarında ölenin yakınlarının talep edebilecekleri farklı tazminat türleri bulunmaktadır. Bu tazminatları;
- Ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi ve hastane giderleri
- Destekten yoksun kalma tazminatı: Dayanağını TBK 53. Maddeden alan destekten yoksun kalma tazminatı destek kişisinin vefatı sebebiyle onun desteğinden mahrum kalacak kişilerin ölüme neden olan yani haksız eylemi gerçekleştiren kişiden isteyecekleri tazminat türüdür.
- Manevi tazminat: Kişinin yakınlarının ölüm olayı sonucu duydukları üzüntü ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat talep edebilirler.
- Ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi ve hastane giderleri
- Cenaze ve defin giderleri şeklinde sıralamak mümkündür.
Yaralamalı trafik kazalarında istenebilecek tazminat türleri nelerdir?
Yaralamalı trafik kazaları kişide cismani zarara, uzuv kaybına ve maluliyete yol açabilmektedir. Bu sebeple hukukumuzda yaralanan kişinin tazminat sorumlularına karşı maddi ve manevi, ağır bedensel bir yaralanma yaşayan kişinin ise yakınlarının manevi tazminat davası açabilmesi öngörülmüştür.
Yaralanmalı trafik kazalarında talep edilebilecek maddi tazminatlar TBK m.54’te sayılmıştır. Buna göre yaralanan ya da malul olan kişi;
- Tedavi giderlerini,
- Kazanç kaybını,
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları,
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları talep edebilecektir.
Aynı zamanda yaralanmalı trafik kazalarında yaralanan kişinin manevi tazminat talep edebileceği hususu tartışmasızdır. Bununla birlikte ağır bedensel yaralanma veya uzuv kaybı durumlarında yaralanan kişini yakınları da manevi tazminat talep edebilecektir.
Sonuç olarak trafik kazası kaynaklı tazminat davaları meydana gelen zararın büyük olması, birden çok sorumlunun bulunması, farklı mahkemelerin görevli ve yetkili olması, maluliyet durumlarında hak kazanılacak tazminatın teknik hesaplamalar gerektirmesi gibi sebeplerle dikkatli irdelenmesi gereken davalardan olup davanızı trafik kazası kaynaklı tazminat hukukunda uzman ve deneyimli bir avukatla takip etmeniz hak kaybına uğramanızı engelleyecektir.



