
Poliste İfade Verdikten Sonra Savcılık Tekrar İfade Alabilir mi? 2026 Güncel Rehber
1 Eylül 2026
Hakkınızda Gizli Yürütülen Ceza Soruşturmasını Nasıl Öğrenebilirsiniz? 2026 Güncel Rehber
1 Eylül 2026Bir kişi hakkında savcılık soruşturması yürütüldüğünü öğrendiği hâlde aylar boyunca polis veya Cumhuriyet savcısı tarafından ifadeye çağrılmayabilir. Daha sonra UYAP üzerinden dosyayı kontrol ettiğinde hakkında iddianame düzenlendiğini veya ceza davası açıldığını öğrenebilir. Bu durumda “Benim ifadem hiç alınmadı, hakkımda nasıl dava açıldı?”, “Şüpheli dinlenmeden iddianame hazırlanabilir mi?”, “Savunmam alınmadan dava açılması hukuka aykırı mı?”, “İddianame iade edilir mi?”, “Mahkemede ilk kez ifade verebilir miyim?” ve “Savcılık beni hiç çağırmadan ceza davası açabilir mi?” soruları gündeme gelmektedir.
2026 itibarıyla temel kural şudur: Şüphelinin ifadesinin alınması soruşturmanın son derece önemli işlemlerinden biri olmakla birlikte, CMK m.170 ve m.174 sisteminde her iddianameden önce mutlaka şüpheli ifadesi alınmasını öngören mutlak bir kural bulunmamaktadır. CMK m.170/2 bakımından Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesindeki temel ölçüt, soruşturma sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturmasıdır. Yargıtay kararlarında da şüpheli ifadesinin alınmamış olmasının tek başına her durumda iddianamenin iadesi nedeni olmadığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte şüphelinin açıklamasının suçun sübutuna, failin belirlenmesine veya suçun hukuki nitelendirilmesine doğrudan etki edeceği dosyalarda ifadenin alınmadan iddianame düzenlenmesi farklı değerlendirilebilir.
Şüphelinin İfadesi Alınmadan Ceza Davası Açılabilir mi?
Evet, hukuken mümkündür.
Ancak bu cevabın hemen arkasından önemli bir “fakat” eklenmelidir. İfadenin alınmamış olması ile ifadenin alınması için hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan eksik soruşturmayla iddianame düzenlenmesi aynı şey değildir.
Örneğin şüphelinin bilinen adreslerine gidilmiş, kendisine ulaşılamamış, hakkında ifade almaya yönelik yakalama emri çıkarılmış, aradan makul bir süre geçmiş ve buna rağmen şüpheli bulunamamış olabilir. Dosyadaki müşteki beyanları, kamera görüntüleri, banka kayıtları, mesajlaşmalar veya diğer deliller ise kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturuyor olabilir. Böyle bir dosyada sırf şüpheli bulunamadığı için soruşturmanın süresiz olarak savcılıkta bekletilmesi gerekmeyebilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli bir kararında da şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, hakkında yakalama emri çıkarıldığı ve makul süre beklendiği bir olayda, şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının kanunda sayılan iddianamenin iadesi nedenleri arasında bulunmadığı yönündeki değerlendirme aktarılmıştır.
CMK 170 İddianame İçin Ne Arıyor?
CMK m.170/2 sisteminde kritik kavram **“yeterli şüphe”**dir.
Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. Bu aşamada savcının mahkûmiyet için gerekli kesin ispat seviyesine ulaşması gerekmez; kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli şüphe seviyesinin oluşup oluşmadığını değerlendirmesi gerekir. Yargıtay kararlarında da CMK m.170/2’deki bu ölçüt açıkça vurgulanmaktadır.
Ancak “dosyada birkaç delil var” denilerek otomatik biçimde iddianame düzenlenmesi de doğru değildir. Cumhuriyet savcısının soruşturmayı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli şekilde yürütmesi ve yalnızca şüphelinin aleyhine değil lehine olan hususları da değerlendirmesi gerekir.
Nitekim CMK m.170/5, iddianamenin sonuç kısmında şüphelinin yalnızca aleyhine değil lehine olan hususların da ileri sürülmesini öngörmektedir. Yargıtay da bazı kararlarında bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde şüpheli savunmasının önem taşıyabileceğine dikkat çekmektedir.
Şüpheli İfadesinin Alınması Zorunlu Bir Delil midir?
Bu soruya bütün ceza soruşturmaları için tek bir cevap vermek doğru değildir.
Yargıtay uygulamasında bir taraftan CMK m.170 ve m.174’te şüphelinin ifadesinin alınmasını her durumda zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmadığı kabul edilirken, diğer taraftan savunmanın suçun sübutuna veya suçun hukuki nitelendirilmesine etkisinin bulunduğu dosyalarda şüphelinin dinlenmesinin gerekli olabileceği belirtilmektedir.
Dolayısıyla doğru soru:
“Şüphelinin ifadesi alındı mı?”
sorusundan ibaret değildir.
Asıl soru şudur:
“Bu dosyada şüphelinin ifadesi alınmadan soruşturmanın yeterli ve sağlıklı şekilde tamamlandığı söylenebilir mi?”
Bu sorunun cevabı suçun ve delillerin niteliğine göre değişebilir.
Hangi Durumlarda İfade Alınmadan İddianame Düzenlenebilir?
Şüpheliye ulaşılamaması bu konuda en sık karşılaşılan örneklerden biridir.
Kişinin bilinen adresleri araştırılmış, kolluk tarafından aranmış, adresinde bulunamamış, hakkında ifade almaya yönelik yakalama emri çıkarılmış ve buna rağmen makul süre içerisinde kendisine ulaşılamamış olabilir.
Eğer dosyadaki diğer deliller kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturuyorsa savcılık belirli koşullarda şüphelinin ifadesinin alınmasını beklemeden iddianame düzenleyebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2023 tarihli kararında da açık kaynak araştırmasıyla hakaret içerikli yorumları yaptığı belirlenen, hakkında yakalama emri bulunmasına rağmen yakalanamayan ve yurt dışında olduğu değerlendirilen şüpheli yönünden mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama itibarıyla savunması beklenmeden iddianame düzenlenebileceği kabul edilmiştir.
Şüphelinin Bulunamaması Tek Başına Yeterli midir?
Hayır.
“Şüpheliyi bulamadık, hemen iddianame düzenleyelim” şeklinde otomatik bir sistem bulunmamaktadır.
Şüphelinin gerçekten aranıp aranmadığı, bilinen adreslerin araştırılıp araştırılmadığı, gerektiğinde ifade almaya yönelik yakalama işlemlerinin uygulanıp uygulanmadığı, kişinin yurt dışında olduğunun bilinip bilinmediği ve ifadenin alınması için makul girişimlerde bulunulup bulunulmadığı önem taşıyabilir.
Özellikle şüphelinin bilinen bir yurt dışı adresinin bulunmasına rağmen uluslararası adli yardımlaşma imkânları değerlendirilmeden doğrudan iddianame hazırlanması bazı dosyalarda eksik soruşturma tartışmasına neden olabilir. Yargıtay kararlarında da yurt dışında bulunduğu bilinen şüphelinin ifadesinin istinabe yoluyla temin edilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır.
Şüphelinin İfadesi Suçun İspatı Açısından Önemliyse Ne Olur?
İşte en önemli ayrım burada ortaya çıkmaktadır.
Bazı dosyalarda şüphelinin ifadesi mevcut deliller karşısında kamu davası açılması bakımından belirleyici olmayabilir. Bazı dosyalarda ise şüphelinin açıklaması suçun oluşup oluşmadığını veya fiilin şüpheli tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini belirlemede kritik olabilir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bir kararında, sosyal medya hesabındaki paylaşımlar nedeniyle yürütülen soruşturmada hesabın kullanım detaylarının elde edilememesi karşısında, hesabın şüpheliye ait olup olmadığının ve paylaşımların kendisi tarafından yapılıp yapılmadığının sorulmasının suçun sübutuna etkili olabileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle savunmanın suçun sübutuna veya vasıflandırılmasına önem taşıdığı durumlarda ifade alınmasının gerekli olabileceği kabul edilmiştir.
Bu yaklaşım özellikle dijital suçlarda önemlidir.
Sosyal Medya Suçlarında İfade Alınmadan İddianame Düzenlenebilir mi?
Somut delillere göre değişir.
Bir sosyal medya hesabından hakaret, tehdit veya başka bir suç teşkil ettiği ileri sürülen paylaşım yapılmış olabilir. Ancak hesabın gerçekten şüpheli tarafından kullanılıp kullanılmadığı tartışmalıysa, şüphelinin açıklaması ve diğer teknik deliller önemli hâle gelebilir.
Örneğin yalnızca:
“Hesapta kişinin adı ve fotoğrafı var.”
tespiti yapılmış ancak hesabın kimin tarafından yönetildiği araştırılmamış olabilir.
Böyle bir dosyada şüphelinin:
“Bu hesap bana ait değildir.”
veya
“Hesabım ele geçirilmiştir.”
şeklindeki olası savunması, teknik araştırmanın yönünü değiştirebilir.
Buna karşılık hesabın şüpheliyle bağlantısı başka güçlü delillerle belirlenmiş ve şüpheliye ulaşmak için gerekli girişimler sonuçsuz kalmışsa değerlendirme farklı olabilir. Yargıtay kararlarındaki farklı sonuçların temel nedenlerinden biri de somut dosyalardaki delil durumunun farklı olmasıdır.
Dolandırıcılık Dosyasında Şüpheli İfadesi Alınmadan Dava Açılabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre mümkündür.
Örneğin mağdurun para gönderdiği IBAN’ın şüpheliye ait olduğu, mağdurla iletişimde kullanılan telefonun şüpheliyle bağlantısının bulunduğu, para geldikten hemen sonra şüpheli tarafından çekildiğine ilişkin kamera görüntülerinin bulunduğu ve diğer delillerin de aynı kişiyi işaret ettiği bir dosya düşünülebilir.
Şüpheli bütün aramalara rağmen bulunamıyorsa savcılık mevcut delillerin yeterli şüphe oluşturduğunu değerlendirerek iddianame düzenleyebilir.
Ancak yalnızca:
“Para bu kişinin hesabına geldi.”
tespiti bulunuyorsa durum farklıdır.
Hesabı fiilen kimin kullandığı, kişinin hesabını bilerek başkasına kullandırıp kullandırmadığı, para transferinden haberdar olup olmadığı, mağdurla iletişime geçip geçmediği ve paranın devamında nereye gönderildiği gibi hususların araştırılması gerekebilir.
Bu nedenle özellikle IBAN dolandırıcılığı dosyalarında hesap sahibinin ifadesinin alınmadan doğrudan fail kabul edilmesi ciddi savunma sorunları yaratabilir.
Banka Hesabına Para Gelmesi Tek Başına İddianame İçin Yeterli midir?
Bu konuda otomatik bir kural yoktur.
Bir banka hesabının kişinin adına olması ile dolandırıcılık eylemini o kişinin gerçekleştirmesi aynı şey değildir.
Örneğin hesap başkasına kullandırılmış olabilir, hesap bilgileri ele geçirilmiş olabilir veya kişi farklı bir aldatma nedeniyle hesabını kullandırmış olabilir.
Buna karşılık kişinin komisyon aldığı, hesabın kontrolünü bilerek verdiği, mağdurlardan gelen paraları çektiği veya başka hesaplara aktardığına ilişkin ek deliller bulunabilir.
Bu nedenle banka hesabının sahipliği delillerden biridir; ancak ceza sorumluluğu bakımından kişinin somut fiili, bilgisi, kastı ve olayla bağlantısı ayrıca araştırılmalıdır.
Şüphelinin Lehine Deliller Toplanmadan İddianame Düzenlenebilir mi?
Cumhuriyet savcısının görevi yalnızca suçlamayı destekleyen delilleri toplamak değildir.
Ceza soruşturmasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu nedenle şüphelinin lehine olan deliller de değerlendirilmelidir. İddianamenin sonuç kısmında da şüphelinin yalnızca aleyhine değil lehine olan hususların ileri sürülmesi CMK m.170/5’in gereğidir. Yargıtay bu hükmün bazı dosyalarda şüpheli savunmasının alınmasını özellikle önemli hâle getirdiğini vurgulamıştır.
Örneğin müşteki:
“Parayı doğrudan şüpheliye verdim.”
diyorsa ancak şüphelinin olay tarihinde başka şehirde bulunduğuna ilişkin kayıtlar mevcutsa bu delilin değerlendirilmesi gerekir.
Ceza soruşturması yalnızca şikâyetçinin iddiasını doğrulamaya yönelik yürütülemez.
İfade Alınmadan Düzenlenen Her İddianame İade Edilir mi?
Hayır.
Bu konu özellikle önemlidir.
Şüphelinin ifadesinin alınmamış olması tek başına otomatik iddianame iadesi sebebi değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararında CMK m.170 ve m.174 hükümleri değerlendirilerek şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının kanunda belirtilen iade nedenleri arasında bulunmadığı vurgulanmıştır.
Ancak dosyada suçun sübutuna etkisi muhakkak olan önemli bir delilin toplanmadan iddianame hazırlanması durumunda CMK m.174 kapsamında iddianamenin iadesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla tartışma:
“İfade yoksa iade vardır.”
şeklinde değil;
“Bu somut dosyada alınmayan ifade veya yapılmayan soruşturma işlemi suçun sübutuna doğrudan etki eden eksik bir araştırma mıdır?”
şeklinde kurulmalıdır.
Mahkeme İddianameyi İade Edebilir mi?
Kanunda öngörülen iade nedenlerinin bulunması hâlinde mahkeme iddianamenin iadesine karar verebilir.
Özellikle suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delilin toplanmamış olması önem taşır.
Yargıtay kararlarında da bazı olaylarda şüpheli ifadesinin alınmasının suçun sübutuna etkili olduğu kabul edilerek eksik soruşturma değerlendirmesi yapılırken, bazı olaylarda ise şüpheliye ulaşılamamasına rağmen mevcut diğer delillerin yeterli olduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle iki farklı Yargıtay kararının farklı sonuçlara ulaşması mutlaka çelişki anlamına gelmez. Dosyalardaki delil durumu farklı olabilir.
İddianame Kabul Edildikten Sonra Şüphelinin Sıfatı Ne Olur?
Ceza muhakemesinde soruşturma ve kovuşturma ayrımı önemlidir.
CMK’nın sisteminde soruşturma, yetkili makamların suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar devam eder. İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar ve kişi artık sanık sıfatıyla yargılanır. Yargıtay kararlarında da bu ayrım açıkça ifade edilmektedir.
Dolayısıyla kişi savcılıkta hiç ifade vermemiş olsa bile iddianame kabul edilmişse savunma hakkı mahkeme aşamasında devam eder.
Savcılıkta Hiç İfade Vermeyen Kişi Mahkemede Savunma Yapabilir mi?
Evet.
Savcılık aşamasında ifade alınmamış olması kişinin mahkeme aşamasında savunma hakkını ortadan kaldırmaz.
Sanık kendisine yöneltilen suçlamalara karşı savunma yapabilir, müdafi yardımından yararlanabilir, lehine delilleri sunabilir ve suçlamayı destekleyen delillere karşı açıklamalarda bulunabilir.
Bu nedenle:
“Savcılık beni dinlemeden dava açtı, artık savunma yapamam.”
düşüncesi yanlıştır.
Tam tersine, soruşturma aşamasında hiç savunma alınmamışsa ilk derece mahkemesindeki savunmanın hazırlanması özellikle önem kazanabilir.
İddianame Tebliğ Edildiğinde Ne Yapılmalı?
Öncelikle iddianamenin tamamı dikkatle incelenmelidir.
Kişinin hangi fiille suçlandığı, suç tarihi ve yeri, müşteki veya mağdurların kim olduğu, hangi delillere dayanıldığı, şüphelinin lehine hangi hususların gösterildiği ve savcılığın hangi ceza normlarının uygulanmasını istediği belirlenmelidir.
Ardından soruşturma aşamasında hiç alınmayan savunmanın hangi noktalarının iddianamedeki suçlamaya cevap verdiği tespit edilmelidir.
Özellikle:
“Savcı beni dinleseydi hangi delili sunacaktım?”
sorusu önemlidir.
Banka dekontu, mesajlaşma, kamera görüntüsü, işyeri kaydı, konumla ilgili objektif kayıt, tanık veya başka bir belge kişinin lehineyse bunların mahkeme aşamasında değerlendirilmesi istenebilir.
İfadem Alınmadan Dava Açıldı Diye Dava Otomatik Düşer mi?
Hayır.
Şüphelinin soruşturma aşamasında ifadesinin alınmamış olması tek başına ceza davasının otomatik olarak düşmesi sonucunu doğurmaz.
Dosyanın hangi şartlarda dava aşamasına geçtiği, şüpheliye ulaşmak için ne yapıldığı, ifadenin dosya bakımından taşıdığı önem ve diğer deliller değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yalnızca:
“Savcılık ifademi almadı.”
savunmasına dayanmak yerine soruşturmanın hangi somut yönlerden eksik kaldığının ortaya konulması daha önemlidir.
Hakkınızda Yakalama Emri Varken İddianame Düzenlenebilir mi?
Somut olayın şartlarına göre mümkündür.
Şüphelinin ifadesini almak amacıyla yakalama emri çıkarılmış ancak kişi uzun süre bulunamamış olabilir. Mevcut deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa ve ifadenin alınması için makul girişimlerde bulunulmuşsa dava açılması mümkün olabilir.
Nitekim Yargıtay’ın yakın tarihli kararlarında, tüm aramalara rağmen bulunamayan ve hakkında yakalama emri bulunan şüpheliler bakımından savunma alınmadan iddianame düzenlenebileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır.
Ancak yakalama emrinin bugün çıkarılıp hemen ertesi gün hiçbir ek araştırma yapılmadan iddianame hazırlanması ile uzun süredir bulunamayan şüpheli hakkındaki soruşturmanın tamamlanması aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Şüphelinin Nerede Olduğu Biliniyorsa Durum Değişir mi?
Değişebilir.
Şüphelinin açık adresi biliniyor, kendisine kolaylıkla ulaşılabiliyor ve ifadesinin suçun sübutu bakımından önemli olduğu anlaşılıyorsa hiç çağrılmadan dava açılması eksik soruşturma iddiasını güçlendirebilir.
Yargıtay’ın bazı kararlarında da “kendisine ulaşmanın mümkün olduğu durumlarda” şüphelinin savunmasının alınmasının maddi gerçeğe ulaşma ve adil soruşturma açısından önem taşıdığı belirtilmiştir.
Bu nedenle:
“Kanunda ifade şartı yok, savcı hiç kimseyi dinlemeden dava açabilir.”
şeklindeki geniş yorum doğru değildir.
Yurt Dışındaki Şüphelinin İfadesi Alınmadan Dava Açılabilir mi?
Bu konuda da somut dosya önemlidir.
Şüphelinin yurt dışında bulunduğunun bilinmesi, açık adresinin mevcut olması ve uluslararası adli yardımlaşma yoluyla ifadesinin alınmasının mümkün olması durumunda bu imkânın değerlendirilip değerlendirilmediği önem taşıyabilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin değerlendirdiği bir olayda, şüphelinin İsviçre’de ikamet ettiğinin bilinmesine rağmen uluslararası adli yardımlaşma kapsamında araştırma yapılmadan ve ifadesi temin edilmeden iddianame düzenlenmesi eksik soruşturma bağlamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla kişinin yurt dışında olması her durumda “ulaşılamıyor” anlamına gelmez.
İfade Alınmadan İddianame Düzenlenmesinde Yargıtay’ın Yaklaşımı Nedir?
Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde genel yaklaşım şu şekilde özetlenebilir:
Şüpheli ifadesinin bulunmaması tek başına her iddianameyi hukuka aykırı hâle getirmez. Ancak ifadenin veya başka bir soruşturma işleminin suçun sübutuna doğrudan etki edeceği somut dosyada, bu işlem gerçekleştirilmeden iddianame düzenlenmesi eksik soruşturma oluşturabilir.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararında şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı ve yakalama için makul süre beklendiği olayda ifadenin bulunmamasının tek başına iade sebebi olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Buna karşılık diğer Yargıtay kararlarında, savunmanın suçun sübutuna veya vasıflandırılmasına doğrudan etki ettiği durumlarda ifadenin alınmasının gerekli olabileceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle 2026 yılında uygulamada kullanılabilecek en doğru formül şudur:
İfade alınmaması tek başına belirleyici değildir; alınmayan ifadenin somut dosyanın ispat yapısındaki önemi belirleyicidir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da İfade Alınmadan Dava Açılması
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun temel hükümleri Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa ve Türkiye’nin diğer illerinde aynıdır. Ancak özellikle farklı şehirlerde yaşayan şüphelilerin bulunduğu soruşturmalarda ifade alma süreci talimat ve diğer adli işlemler nedeniyle farklılaşabilir.
Örneğin soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülürken şüpheli İstanbul’da yaşıyor olabilir. Başka bir şüpheli İzmir’de, tanık Bursa’da ve mağdur Mersin’de bulunabilir. Böyle bir soruşturmada farklı başsavcılıklar ve kolluk birimleri üzerinden ifade ve delil toplama işlemleri gerçekleştirilebilir.
Kişinin başka şehirde bulunması tek başına ifadesinin alınamayacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle savcılığın ifade almadan iddianame düzenlemesinin hukuka uygunluğu değerlendirilirken şüphelinin nerede bulunduğu, kendisine ulaşılmasının mümkün olup olmadığı, ifade için hangi girişimlerin yapıldığı ve savunmanın suçun ispatındaki önemi birlikte incelenmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından İfade Alınmadan Düzenlenen İddianameler
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK açısından şüphelinin ifadesi alınmadan düzenlenen bir iddianamenin değerlendirilmesinde yalnızca “ifadem alınmadı” noktasına odaklanılması yeterli değildir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından bu tür dosyalarda yapılacak değerlendirmede soruşturma evrakı, şüphelinin çağrılıp çağrılmadığı, adres araştırmaları, varsa ifade almaya yönelik yakalama emri, bu işlemler üzerinden geçen süre, müşteki ve tanık beyanları, banka hareketleri, kamera görüntüleri, dijital incelemeler, HTS kayıtları ve şüphelinin sunabileceği lehe deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle şu ayrım önemlidir:
Birinci ihtimal: Şüpheliye ulaşılamamıştır ancak diğer deliller yeterli şüphe oluşturmaktadır ve şüphelinin ifadesinin alınması için gerekli girişimler yapılmıştır.
İkinci ihtimal: Şüpheliye kolaylıkla ulaşılabilecek olmasına ve ifadesi suçun sübutuna doğrudan etki edebilecek nitelikte bulunmasına rağmen hiçbir şekilde dinlenmemiş ve kritik araştırmalar yapılmadan iddianame düzenlenmiştir.
İki durum aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.
Bu nedenle savunma stratejisi “ifadem alınmadığı için iddianame geçersizdir” şeklindeki genel bir iddia yerine, “ifadem alınmadığı için hangi kritik olgu araştırılmadı ve bu eksiklik suçlamanın temelini nasıl etkiliyor?” sorusu üzerinden kurulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Şüphelinin ifadesi alınmadan iddianame düzenlenebilir mi?
Evet. CMK m.170 ve m.174’te her durumda şüpheli ifadesinin alınmasını iddianamenin zorunlu ön şartı yapan bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak ifadenin suçun sübutuna doğrudan etkili olduğu dosyalarda durum farklı değerlendirilebilir.
2. İfadem alınmadıysa iddianame otomatik olarak iade edilir mi?
Hayır. İfadenin alınmamış olması tek başına otomatik iade nedeni değildir. Somut dosyada eksik bırakılan işlemin suçun sübutuna etkisi değerlendirilir.
3. Savcılık beni hiç çağırmadan dava açabilir mi?
Bazı koşullarda mümkündür. Ancak size ulaşılmasının mümkün olup olmadığı, ifade alınması için hangi işlemlerin yapıldığı ve ifadenizin dosya açısından taşıdığı önem değerlendirilmelidir.
4. Hakkımda yakalama emri varsa ifadem alınmadan dava açılabilir mi?
Somut koşullarda mümkündür. Özellikle şüpheli bütün aramalara rağmen bulunamamış, yakalama için makul süre geçmiş ve diğer deliller yeterli şüphe oluşturmuşsa Yargıtay kararlarında buna imkân tanıyan değerlendirmeler bulunmaktadır.
5. Yurt dışında olduğum için ifadem alınmadıysa ne olur?
Yurt dışında bulunmak tek başına ifadenin alınamayacağı anlamına gelmez. Bilinen adres ve uluslararası adli yardımlaşma imkânlarının bulunması hâlinde bunların değerlendirilip değerlendirilmediği önem taşıyabilir.
6. Savcılık ifademi almadan iddianame hazırladıysa mahkemede savunma yapabilir miyim?
Evet. İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasında sanığın savunma hakkı devam eder.
7. Banka hesabıma para geldiği için ifadem alınmadan dolandırıcılık davası açılabilir mi?
Somut delillere göre mümkündür; ancak hesabın size ait olması tek başına bütün ceza sorumluluğu unsurlarının oluştuğu anlamına gelmez. Hesabın fiilî kullanımı, para hareketleri, kast ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
8. Savunmam suçun ispatı açısından önemliyse savcı beni dinlemek zorunda mı?
Yargıtay uygulamasında savunmanın suçun sübutuna veya hukuki vasıflandırmaya doğrudan etki ettiği dosyalarda ifadenin alınmasının gerekli olabileceği kabul edilmektedir.
9. İfadem alınmadan açılan dava otomatik olarak düşer mi?
Hayır. Böyle bir otomatik sonuç bulunmamaktadır. Dosyanın tamamı ve soruşturmanın yeterliliği değerlendirilmelidir.
10. İfade alınmadan iddianame düzenlenmişse savunmada en önemli konu nedir?
Yalnızca ifadenin alınmadığını belirtmek yerine, ifadenin alınmaması nedeniyle hangi lehe delilin araştırılmadığını veya suçlamanın hangi temel unsurunun açıklığa kavuşturulmadığını somutlaştırmak önemlidir.
Uzman Hukuki Destek
Şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınmadan hakkınızda iddianame düzenlendiyse, savcılık sizi hiç çağırmadan ceza davası açtıysa, hakkınızdaki yakalama emri nedeniyle savunmanız alınamadıysa veya eksik soruşturmayla iddianame düzenlendiğini düşünüyorsanız soruşturma ve kovuşturma dosyasının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde ceza soruşturmaları, şüpheli ifadeleri, iddianamenin değerlendirilmesi, eksik soruşturma ve ceza davalarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




