
Holding Kuruluşu ve Hukuki Süreci?
30 Nisan 2025
Şirketlerin Fesih Sebepleri ve Yargılama Usulü?
30 Nisan 20251. Yabancı Ortaklı Şirket Tanımı ve Hukuki Dayanakları
Yabancı ortaklı şirket, sermayesinin bir kısmı veya tamamı yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilere ait olan, Türkiye’de kurulu ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında faaliyet gösteren ticari yapılardır. Bu şirketler, hukuken Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına tabi olmakla birlikte, sermaye yapılarındaki yabancı unsurlar nedeniyle çeşitli ek yükümlülüklere ve uyum süreçlerine tabidir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, yabancı yatırımcıların Türkiye’de şirket kurmalarını teşvik eder ve onlara yerli yatırımcılarla eşit haklar tanır. Bu kanunun uygulama yönetmeliğinde, yabancı sermayenin hangi şartlarda Türkiye’ye girebileceği, nasıl tescil edileceği ve devlet tarafından nasıl izleneceği detaylandırılmıştır. TTK’nın anonim ve limited şirketlere ilişkin hükümleri ise yabancı ortaklı şirketlerin kuruluş, faaliyet ve sona erme süreçlerini düzenler. Bu bağlamda yabancı ortaklı şirketlerin, Türk mevzuatına tamamen uygun bir şekilde kurulmaları ve faaliyette bulunmaları, hem ticari güvenliği hem de yasal sürdürülebilirliği sağlamak açısından kritik önemdedir. Ayrıca, Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde güncellenen mevzuatlar da yabancı yatırımcıların Türkiye’deki konumunu doğrudan etkiler. Bu nedenle sadece ulusal hukuk değil, aynı zamanda uluslararası düzenlemeler de dikkate alınmalıdır.
2. Şirket Kuruluş Sürecinde Uyum Yükümlülükleri
Yabancı ortaklı şirketlerin kuruluş süreci, yerli şirket kuruluşuna kıyasla daha fazla evrak ve prosedür gerektirir. Şirketin türü (anonim, limited vb.) belirlendikten sonra, şirket ana sözleşmesinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde hazırlanması gerekir. Yabancı ortaklara ait pasaport fotokopileri, noter onaylı tercümeler, bulundukları ülkenin sicil kayıtları ve apostil şerhli belgeler Ticaret Sicil Müdürlüklerine ibraz edilmek zorundadır. Bu belgelerin eksiksiz ve hatasız olması büyük önem taşır, zira kuruluş işlemleri bürokratik süreçlerde takılabilir. Ayrıca şirketin faaliyet göstereceği alanın özel düzenlemelere tabi olup olmadığı da kontrol edilmelidir. Örneğin, enerji, finans, savunma sanayii veya iletişim gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösterecek yabancı ortaklı şirketlerin ilgili bakanlıklardan izin alması gerekebilir. Bu süreçte, kuruluş aşamasında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) gibi regülasyon otoritelerinin onayı zorunlu hâle gelebilir. Hukuki uyumun sağlanması, yalnızca resmi belgelerin hazırlanmasıyla sınırlı kalmamalı; aynı zamanda vergi numarası alınması, SGK ve vergi dairesi kayıtlarının oluşturulması gibi idari süreçler de eksiksiz yerine getirilmelidir.
3. Yabancı Yatırımcının Türkiye’deki Hukuki Statüsü
Yabancı yatırımcının Türkiye’de şirket ortağı olması, onun hem hak hem de yükümlülüklerinin Türk hukuku çerçevesinde tanımlandığı anlamına gelir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na göre, yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla aynı haklara sahiptir; yani eşit işlem ilkesi geçerlidir. Ancak, vatandaşlık farklılığı ve kaynak ülke politikaları nedeniyle uygulamada bazı engeller veya ilave yükümlülükler ortaya çıkabilir. Özellikle kamu hizmeti niteliği taşıyan sektörlerde, devletin stratejik kontrolü kaybetmemesi için yabancıya yönelik sınırlamalar getirilmiştir. Aynı zamanda, mülkiyet hakkı, vergi avantajları ve kâr dağıtımında ülkesel ikili anlaşmaların büyük rolü vardır. Türkiye ile pek çok ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları mevcuttur. Bu sayede yabancı yatırımcı hem kendi ülkesinde hem de Türkiye’de aynı gelir üzerinden iki kez vergilendirilmemiş olur. Bununla birlikte, bazı durumlarda yabancı ortağın vatandaşlık bilgilerine göre, terörün finansmanı veya kara para aklama gibi uluslararası denetim süreçlerine takılmaması için bankalar, noterler ve kamu kurumları daha titiz davranabilir. Bu noktada, yabancı yatırımcının hukuki statüsünün titizlikle analiz edilmesi, faaliyet öncesi ve sonrası süreçlerde karşılaşabileceği riskleri en aza indirir.
4. Ortaklık Sözleşmelerinde Uyum ve Koruma Şartları
Yabancı ortakların Türk şirketleriyle kurduğu işbirliklerinde en kritik aşamalardan biri, ortaklık sözleşmesinin hazırlanması ve yapılandırılmasıdır. Bu sözleşmeler sadece TTK’ya uygun olmakla kalmamalı; aynı zamanda yabancı ortağın yatırım güvenliğini sağlayacak uluslararası hukuki normlara da dayanmalıdır. Özellikle ortakların kâr payı dağılımı, sermaye artırımı, oy hakkı kullanımı, yönetim kurulu yapısı ve şirketten çıkış prosedürleri gibi temel konular, detaylı ve net bir şekilde düzenlenmelidir. Bu tür sözleşmelerde sıklıkla “çekilme hakkı”, “önalım hakkı”, “sat-çık (drag along)” veya “birlikte satma (tag along)” hükümlerine yer verilir. Yabancı yatırımcı açısından bu haklar, hem yatırımın değerinin korunması hem de olası çıkış senaryolarında mağduriyetin önlenmesi açısından büyük önem taşır. Bunun yanında, sözleşmede uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak uluslararası tahkim kurumları ya da belirli bir ülke mahkemesi seçilebilir. Bu durum, yabancı yatırımcının kendisini daha güvende hissetmesine katkı sağlar. Özellikle İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) ve Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında Türkiye’de tahkim sisteminin gelişmesi, yabancı ortaklı şirketlerde güvenilir bir çözüm mekanizması olarak öne çıkmaktadır. Ortaklık sözleşmeleri, şirketin gelecekteki hukuki yapısını ve stratejisini belirleyeceği için, sadece noter tasdiki değil aynı zamanda uzman hukukçular tarafından çok yönlü incelemelere tabi tutulmalıdır.
5. Vergi Uyum Süreçleri ve Uluslararası Yükümlülükler
Yabancı ortaklı şirketlerin Türkiye’deki vergi uyumu, hem Türk vergi mevzuatına hem de çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına göre yürütülmelidir. Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı ortaklı şirketler, kurumlar vergisi, KDV, stopaj, damga vergisi ve SGK primleri gibi tüm mali yükümlülüklere tabidir. Bu çerçevede, vergi kimlik numarası alınması, düzenli KDV beyannamesi verilmesi, bordroların hazırlanması ve vergi dairesi ile sürekli iletişim hâlinde olunması gerekir. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli husus, yabancı ortaklara kâr payı ödemelerinde ortaya çıkan stopaj uygulamasıdır. Türkiye’nin birçok ülkeyle imzaladığı çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları sayesinde, bu tür ödemelerde daha düşük oranlı stopaj uygulanması mümkündür. Bu noktada, ilgili ülkenin vergi mukimliği belgesinin temini ve Türkçe’ye çevrilmiş halinin vergi dairesine sunulması gerekir. Ayrıca, OECD tarafından yayınlanan BEPS (Base Erosion and Profit Shifting) kuralları çerçevesinde vergi planlamaları yapılırken agresif uygulamalardan kaçınılmalı, transfer fiyatlandırması belgeleri eksiksiz olarak hazırlanmalıdır. Uluslararası sermaye hareketleri ve kâr transferlerinde ise Merkez Bankası ve Hazine ve Maliye Bakanlığı düzenlemeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle vergi teşviklerinden faydalanmak isteyen yabancı ortaklı şirketlerin, bu yükümlülükleri zamanında ve doğru şekilde yerine getirmesi büyük önem taşır.
6. İş Hukuku Açısından Uyum Yükümlülükleri
Yabancı ortaklı şirketler, Türkiye’de istihdam ettikleri personel açısından 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na tabidir. Yabancı uyruklu kişilerin şirket bünyesinde çalıştırılması ise 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu çerçevesinde değerlendirilir. Bu kapsamda, yabancı yönetici veya çalışanlar için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan çalışma izni alınması zorunludur. Çalışma izinlerinin süresi, sektörel ihtiyaçlara ve pozisyonun stratejik önemine göre bir yıl ile başlayıp beş yıla kadar uzayabilir. İzin başvurusu sırasında şirketin sermaye yapısı, yabancı çalışanın özgeçmişi ve iş tanımı detaylı olarak sunulmalıdır. Ayrıca SGK kayıtlarının zamanında yapılması, asgari ücretin altında maaş ödenmemesi, fazla mesai ödemelerinin usulüne uygun yapılması ve iş sağlığı güvenliği prosedürlerinin uygulanması zorunludur. Yabancı ortaklı şirketler bu alanda zaman zaman cezai yaptırımlarla karşılaşabilir. Özellikle iş kazaları, sigortasız işçi çalıştırma, yıllık izin haklarının ihlali gibi durumlar ciddi para cezaları ve işyeri kapatma riskleri yaratabilir. İş hukuku açısından ulusal düzenlemelere uyum, sadece cezai riskleri azaltmakla kalmaz; aynı zamanda şirketin kurumsal itibarını da doğrudan etkiler. Bu nedenle, insan kaynakları departmanlarının iş mevzuatına hâkim olması, iç denetimlerin düzenli yapılması ve iş sözleşmelerinin hukuki denetimden geçirilmesi gerekir.
7. Uluslararası Ticaret ve Dış Ticaret Mevzuatına Uyum
Yabancı ortaklı şirketlerin faaliyet gösterdiği en kritik alanlardan biri, uluslararası ticaret süreçleridir. Bu tür şirketlerin birçok durumda ithalat ve ihracat işlemleriyle doğrudan ilişkili olması, 4458 sayılı Gümrük Kanunu başta olmak üzere dış ticaretle ilgili tüm düzenlemelere uyumlu hareket etmelerini zorunlu kılar. Gümrük işlemleri sırasında ürünlerin menşe belgesi, fatura, konşimento, ATR veya EUR.1 belgelerinin doğru düzenlenmesi; ürünlerin sınıflandırmasında Gümrük Tarife Cetveli’ne uygun davranılması gerekir. Bununla birlikte, serbest ticaret anlaşmaları, gümrük vergileri, ithalat kotaları ve yasaklı ürünler listeleri gibi konular şirketin dış ticaret stratejisini etkileyebilir. Ayrıca, dış ticaretin bankacılık kanalıyla yürütülmesi gerektiğinden, kambiyo mevzuatı ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesine dair düzenlemeler de göz ardı edilmemelidir. İhracatçılar Birliği üyeliği, Ticaret Bakanlığı destekleri, Eximbank kredileri gibi desteklerden faydalanmak isteyen şirketler için ise belirli prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Özellikle dövizli işlemler açısından, Türk Lirası ile ödeme zorunluluğu getirilen sektörlerde farklı uygulamalara dikkat edilmelidir. Yabancı ortaklı şirketlerin uluslararası arenada rekabetçi kalabilmeleri için dış ticaret birimlerinin sürekli güncel mevzuat eğitimi alması, gümrük müşavirliği hizmetlerinden destek alınması ve dış ticaret sözleşmelerinin uzman hukukçularca hazırlanması büyük önem taşır.
8. Uyum Denetimleri ve İç Kontrol Sistemleri
Yabancı ortaklı şirketler açısından hukuki uyum yalnızca kuruluş süreciyle sınırlı değildir; faaliyetin tüm aşamalarında iç denetim mekanizmalarının güçlü bir şekilde kurulması gerekir. Özellikle çok uluslu şirketlerde “compliance” yani uyum departmanları, sadece şirket içi etik ve hukuki düzenlemeleri değil, aynı zamanda şirketin piyasa ve kamu otoriteleri nezdindeki sorumluluklarını da takip eder. Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı ortaklı şirketlerin de bu modele uygun şekilde iç kontrol sistemleri kurması elzemdir. Bu sistemler, finansal raporlamadan insan kaynaklarına, veri güvenliğinden dış ilişkiler politikalarına kadar pek çok alanı kapsamalıdır. Şirket içinde çalışanlara yönelik düzenli uyum eğitimleri düzenlenmeli, çalışan davranış kuralları belirlenmeli ve ihlal durumlarında başvurulabilecek iç denetim yolları açık tutulmalıdır. Özellikle rüşvet, yolsuzluk, kara para aklama gibi suçlara karşı uluslararası şirketler tarafından benimsenen “zero tolerance” politikaları, Türkiye’deki şirketlere de entegre edilmelidir. Türkiye’deki düzenleyici kurumlar tarafından yapılan denetimler sırasında, bu tür sistemlerin varlığı şirketin ceza almadan süreci yönetmesini sağlar. Özetle, iç kontrol sistemleri ve uyum denetimleri, sadece yasal yükümlülükleri yerine getirmek için değil; aynı zamanda uluslararası yatırımcıların güvenini korumak ve şirketin kurumsal itibarı artırmak için kritik araçlardır.
9. Türkiye’deki Yatırım Teşvikleri ve Serbest Bölgeler
Yabancı yatırımcılar açısından Türkiye, bölgesel teşvik sistemleri ve serbest bölgeler aracılığıyla önemli avantajlar sunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen yatırım teşvik sistemi, yabancı ortaklı şirketlerin birçok konuda destek almasını mümkün kılar: KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz veya kar payı desteği, yatırım yeri tahsisi gibi kolaylıklar yatırımcıların dikkatini çeker. Teşvik belgeleri başvurusu, e-TUYS sistemi üzerinden elektronik ortamda yapılır ve proje bazlı yatırımlar için özel destek mekanizmaları da mevcuttur. Ayrıca, serbest bölgeler içinde faaliyet göstermek isteyen yabancı ortaklı şirketler için daha avantajlı bir vergi rejimi ve gümrük prosedürleri sunulmaktadır. İstanbul, Ege ve Mersin gibi lokasyonlarda yer alan serbest bölgelerde faaliyet gösteren şirketler, gelir ve kurumlar vergisinden muaf olabilmekte, üretim odaklı faaliyetlerde ise çalışan ücretlerinden gelir vergisi alınmamaktadır. Bununla birlikte, yatırım teşviklerinden yararlanmak için şirketlerin belirli koşulları yerine getirmesi ve faaliyet konularının teşvik kapsamına uygun olması gerekir. Yabancı yatırımcıların bu süreçte, hem yatırım danışmanları hem de teşvik hukuku alanında uzman hukukçularla çalışması faydalı olacaktır. Bu sayede hem zaman kaybı önlenir hem de yatırım süreci verimli biçimde yönetilir.
10. Resmî Kurumlarla Sürekli İletişim ve Bildirim Zorunlulukları
Yabancı ortaklı şirketlerin Türkiye’deki hukuki uyumu sağlamaları için yalnızca kurulum sürecinde değil, faaliyet süresince de çeşitli resmi kurumlara karşı bildirim yükümlülükleri vardır. Ticaret Bakanlığı, Merkez Bankası, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi otoritelerle düzenli bilgi paylaşımı yapılması gerekir. Özellikle Merkez Bankası nezdinde doğrudan yabancı yatırım bildirimlerinin belirli aralıklarla yapılması zorunludur. Bununla birlikte, yabancı sermaye giriş ve çıkışlarında BDDK, SPK ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) gibi kurumlar da sürecin bir parçası hâline gelir. Ayrıca, TTK uyarınca genel kurul kararlarının ticaret siciline tescil edilmesi, yıllık faaliyet raporlarının hazırlanması ve noter onaylı şekilde paylaşılması gerekir. SPK denetimi altındaki halka açık yabancı ortaklı şirketler için ise periyodik bildirimler ve bağımsız denetim raporları zorunludur. Tüm bu süreçlerde yapılan ihlaller, idari para cezalarına veya faaliyet izinlerinin iptaline yol açabilir. Bu nedenle, şirketlerin bir hukuk ve mali danışmanlık altyapısı kurarak, resmi kurum bildirimlerini sistematik olarak yapması gereklidir. Özellikle e-Devlet, e-Tebligat, e-Fatura gibi dijital uygulamaların etkin kullanımı, bu yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmesine katkı sunar.
İlgili Resmî Kurumlar:
- Ticaret Bakanlığı
- Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
- Gelir İdaresi Başkanlığı
- Sosyal Güvenlik Kurumu
- Merkez Bankası
- SPK – Sermaye Piyasası Kurulu
- İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC)
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




