
Borçlunun Çocuğuna Devrettiği Mallar İçin Tasarrufun İptali Davası Açılabilir mi? 2026 Güncel Rehber
11 Ağustos 2026
Borçlunun Şirket Hissesine Haciz Nasıl Konulur? 2026 Güncel Rehber
11 Ağustos 2026Borçlu şirket kurarak evini, aracını, parasını veya ticari varlıklarını şirkete aktarırsa alacaklı ne yapabilir? Şirket hissesi haczi, tasarrufun iptali, muvazaa ve alacak tahsil yolları.
İcra takibinde borçluların malvarlığını alacaklılardan uzaklaştırmak amacıyla kullandığı iddia edilen yöntemlerden biri, yeni bir şirket kurulması ve ekonomik değerlerin bu şirkete aktarılmasıdır.
Uygulamada şu senaryolarla karşılaşılabilir:
Borçlu adına hiçbir taşınmaz görünmemektedir ancak kullandığı taşınmaz şirket adına kayıtlıdır.
Borçlunun kişisel aracı bulunmamaktadır ancak bütün araçlar yeni kurulan şirkete aktarılmıştır.
Borçlunun banka hesabında para bulunmamaktadır ancak ekonomik faaliyet şirket hesapları üzerinden yürütülmektedir.
Borçlu daha önce şahsen yürüttüğü ticari faaliyeti yeni kurduğu şirket üzerinden sürdürmektedir.
Borçlunun değerli malvarlığı şirket sermayesine veya şirket aktifine aktarılmıştır.
Bu durumda alacaklının aklına doğal olarak şu soru gelir:
“Borçlu şirket kurdu ve bütün mallarını şirketin üzerine geçirdi. Şirket mallarına haciz koyabilir miyim?”
Cevap her durumda doğrudan “evet” değildir.
Şirket ile şirket ortağı hukuken farklı kişilerdir.
Ancak bu durum şirket yapılanmasının alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılmasına sınırsız koruma sağlamaz.
Somut olayın özelliklerine göre;
borçlunun şirket payının haczi,
şirketten olan alacaklarının haczi,
üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczi,
tasarrufun iptali davası,
muvazaa hükümleri,
ihtiyati haciz
ve şirket tüzel kişiliğinin kötüye kullanılmasına ilişkin hukuki yollar gündeme gelebilir.
Borçlunun Kurduğu Şirketin Mallarına Doğrudan Haciz Konulabilir mi?
Kural olarak yalnızca şirket ortağının kişisel borcu nedeniyle şirketin kendisine ait mallar doğrudan haczedilemez.
Örneğin;
Ali’nin 5 milyon TL kişisel borcu
bulunsun.
Ali aynı zamanda ABC Ltd. Şti.’nin tek ortağı olsun.
ABC Ltd. Şti. adına kayıtlı;
fabrika,
otomobil,
banka hesabı,
iş makinesi
bulunsun.
Şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğundan Ali’nin kişisel borcu nedeniyle şirketin bütün malları otomatik olarak Ali’nin malı kabul edilemez.
Ancak Ali’nin şirket ortaklık payı ve şirketteki kişisel hak ve alacakları cebri icra bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Borçlunun Şirket Hissesi Haczedilebilir mi?
Evet.
Borçlunun bir şirkette sahip olduğu ortaklık payı ekonomik bir malvarlığı değeridir.
Borçlu;
limited şirket ortağı,
anonim şirket pay sahibi
veya başka bir ticaret şirketinde ortak
olabilir.
Şirket paylarının haczi, şirket türü ve payın hukuki niteliğine göre farklı usullere tabi olabilir.
Bu nedenle;
“Borçlunun üzerine hiçbir mal yok.”
denilmeden önce mutlaka borçlunun şirket ortaklıkları da araştırılmalıdır.
Borçlu Şirketin %100 Sahibiyse Şirket Malları Haczedilebilir mi?
Şirketin tek ortağının borçlu olması dahi şirket ile ortak arasındaki hukuki ayrılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Örneğin borçlu bir limited şirketin %100 ortağı olabilir.
Şirketin;
50 milyon TL değerinde taşınmazı,
20 milyon TL değerinde araç filosu,
yüksek banka mevduatı
bulunabilir.
Buna rağmen kişisel alacaklı doğrudan;
“Borçlu şirketin tamamına sahip, o halde fabrikanın tamamı borçlunundur.”
diyemez.
Burada öncelikle borçlunun şirket payının ekonomik değeri ve haczi üzerinde durulmalıdır.
Ancak şirketin borçludan mal kaçırmak amacıyla kurulduğu ve malların şirkete şüpheli işlemlerle aktarıldığı iddia ediliyorsa farklı hukuki yollar ayrıca incelenebilir.
Borçlu Evini Kendi Şirketine Devrederse Ne Olur?
Bu durum tasarrufun iptali açısından özellikle önemlidir.
Örneğin borçlunun;
10 milyon TL kişisel borcu
ve
20 milyon TL değerinde taşınmazı
bulunsun.
Borçlu yeni bir şirket kursun ve taşınmazını bu şirkete devretsin.
İcra takibi başladığında borçlu adına taşınmaz bulunmasın.
Bu durumda;
borcun doğum tarihi,
şirketin kuruluş tarihi,
taşınmazın devir tarihi,
şirket ortakları,
devir bedeli,
bedelin gerçekten ödenip ödenmediği,
borçlunun mali durumu
birlikte değerlendirilmelidir.
İİK m.277 ve devamındaki şartların bulunması halinde tasarrufun iptali davası gündeme gelebilir.
Tasarrufun İptali Davası Şirkete Karşı Açılabilir mi?
Şirket, borçlunun yaptığı tasarrufun karşı tarafı durumundaysa kanuni şartların oluşması halinde şirketin de tasarrufun iptali davasında taraf olması gündeme gelebilir.
Örneğin;
borçlu taşınmazını,
kendisinin veya yakınlarının kontrol ettiği şirkete
devretmiş olabilir.
Burada şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunması, borçlunun şirkete yaptığı tasarrufun İİK m.277 ve devamı kapsamında incelenmesini kendiliğinden engellemez.
Tasarrufun iptali davasının kabulü halinde tasarruf konusu malın mülkiyetinin mutlaka yeniden borçluya geçirilmesi gerekmez. Alacaklıya, dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağını alma imkanı tanınabilir.
Anayasa Mahkemesi de tasarrufun iptali sonucunda üçüncü kişideki taşınmazın kaydı düzeltilmeden alacaklıya haciz ve satış isteme yetkisi verilebildiğini açıklamaktadır.
Borçlu Arabalarını Şirkete Devrederse Ne Olur?
Aynı yaklaşım araçlar bakımından da geçerlidir.
Örneğin borçlu daha önce kendi adına kayıtlı;
üç ticari araç,
iki otomobil,
bir iş makinesini
yeni kurduğu şirkete devretmiş olabilir.
Devirler borç doğduktan hemen sonra yapılmışsa ve şirket gerçek bir satış bedeli ödememişse işlemler tasarrufun iptali bakımından incelenebilir.
Her aracın;
devir tarihi,
devir bedeli,
gerçek piyasa değeri,
ödeme kayıtları
ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Borçlu Mallarını Şirkete Sermaye Olarak Koyarsa Ne Olur?
Borçlu taşınmazını veya başka malvarlığı unsurunu şirkete ayni sermaye olarak koymuş olabilir.
Bu durumda işlem klasik satıştan farklıdır.
Ancak;
“Satış yapmadım, sermaye olarak koydum.”
denilmesi işlemi otomatik olarak alacaklıların hukuki denetiminden çıkarmaz.
Borçlunun malvarlığından çıkan ekonomik değerin karşılığında ne kazandığı önemlidir.
Örneğin taşınmaz şirkete ayni sermaye olarak konulduğunda borçlu karşılığında şirket payı elde etmiş olabilir.
Bu durumda hem yapılan işlemin hukuki niteliği hem de borçlunun elde ettiği şirket payının haczi değerlendirilmelidir.
Borçlu Şirkete Para Aktarırsa Ne Olur?
Borçlu kişisel banka hesabındaki yüksek miktarda parayı şirkete aktarabilir.
Örneğin;
8 milyon TL
borçlunun hesabından yeni kurulan şirket hesabına gönderilmiş olabilir.
Transfer açıklamasında;
sermaye avansı,
borç,
ortak cari hesabı,
sermaye artırımı
gibi ifadeler bulunabilir.
Burada paranın şirkete hangi hukuki sebeple aktarıldığının belirlenmesi gerekir.
Çünkü para şirkete borç olarak verilmişse borçlunun şirketten alacağı doğmuş olabilir.
Bu alacak da cebri icra bakımından önemli bir malvarlığı değeridir.
Borçlunun Şirketten Olan Alacağı Haczedilebilir mi?
Şartları varsa evet.
Borçlu şirkete;
borç vermiş,
ortak cari hesabından para aktarmış,
mal satmış,
hizmet vermiş
ve bu nedenle şirketten alacaklı hale gelmiş olabilir.
Borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi bakımından İİK m.89 başta olmak üzere ilgili haciz hükümleri önem taşır.
Dolayısıyla alacaklı yalnızca;
“Borçlunun banka hesabında para var mı?”
sorusuna odaklanmamalıdır.
Aynı zamanda;
“Borçlunun kendi şirketinden alacağı var mı?”
sorusu da araştırılmalıdır.
Şirket Borçluya Maaş Ödüyorsa Haciz Mümkün mü?
Borçlu şirkette aynı zamanda;
müdür,
yönetici,
çalışan
olarak görev yapabilir.
Şirket tarafından borçluya düzenli ücret veya başka ödeme yapılıyorsa bunların hukuki niteliğine göre haciz hükümleri uygulanabilir.
Ücret haczinde İcra ve İflas Kanunundaki özel sınırlamalar ayrıca dikkate alınmalıdır.
Borçlu Şirketten Kâr Payı Alıyorsa Ne Olur?
Şirketin dağıtılmasına karar verilmiş kâr payı bakımından borçlunun alacak hakkı doğabilir.
Bu nedenle borçlunun;
şirket ortaklığı,
genel kurul kararları,
kâr dağıtımı,
şirketten doğmuş alacakları
alacak tahsil stratejisinde gözden geçirilmelidir.
Ancak şirketin kasasındaki bütün para doğrudan ortağın kâr payı değildir.
Şirket malvarlığı ile ortağın kişisel malvarlığı birbirinden ayrılmalıdır.
Borçlu Bütün İşlerini Şirket Üzerinden Yürütüyorsa Ne Olur?
Bu durum tek başına hukuka aykırı değildir.
Kişinin ticari faaliyetini şirket üzerinden yürütmesi normaldir.
Ancak şu tablo varsa daha ayrıntılı inceleme gerekir:
Borçlu yüksek miktarda borçlandıktan sonra şirket kurmuştur.
Kendi mallarını şirkete aktarmıştır.
Satış bedelleri gerçekte ödenmemiştir.
Bütün kişisel giderlerini şirket karşılamaktadır.
Borçlunun şahsi hesabında hiçbir para bulunmamaktadır.
Borçlunun şahsi malvarlığı sistematik biçimde azaltılmıştır.
Şirket ile borçlunun ekonomik faaliyetleri fiilen birbirine karışmıştır.
Bu durumda şirket yapılanmasının hukuki niteliği ve yapılan her malvarlığı işlemi ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Şirketin Tüzel Kişilik Perdesi Kaldırılabilir mi?
Türk hukukunda şirket tüzel kişiliği temel kuraldır.
Şirket malvarlığı ile ortakların malvarlığı birbirinden ayrıdır.
Bununla birlikte tüzel kişilik yapısının hakkın kötüye kullanılması amacıyla araçsallaştırıldığı istisnai durumlarda öğretide ve yargısal uygulamada tüzel kişilik perdesinin kaldırılması veya perdenin aralanması kavramları gündeme gelebilmektedir.
Ancak bu yol olağan bir icra yöntemi değildir.
Sadece;
“Borçlu şirket kurdu.”
veya;
“Şirketin tek ortağı borçlu.”
denilerek şirketin bütün mallarının borçlunun malı olduğu ileri sürülemez.
Somut olayda şirketin gerçekten bağımsız bir ekonomik yapı mı olduğu yoksa tüzel kişiliğin dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanılıp kullanılmadığı güçlü delillerle ortaya konulmalıdır.
Yeni Şirket Borçlunun Eski İşine Devam Ediyorsa Ne Olur?
Örneğin borçlu şahıs işletmesi üzerinden;
inşaat,
nakliye,
restoran,
üretim,
ticaret
faaliyeti yürütürken yüksek miktarda borçlanmış olabilir.
Daha sonra yeni bir limited şirket kurulmuş;
müşteriler,
araçlar,
makineler,
ticari faaliyet,
personel,
iş yeri,
marka veya ticari organizasyon
yeni şirkete aktarılmış olabilir.
Bu durumda hangi malvarlığı unsurlarının hangi hukuki işlemle devredildiği araştırılmalıdır.
Sadece ticari faaliyetin benzer olması yeni şirketin otomatik olarak eski borçlardan sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Ancak gerçekleştirilen malvarlığı devirleri tasarrufun iptali, işletme devri veya diğer ilgili hükümler kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
Şirket Eşin veya Çocuğun Üzerine Kurulmuşsa Ne Olur?
Uygulamada daha karmaşık bir senaryo da budur.
Borçlu şirketi doğrudan kendi adına kurmayabilir.
Şirket;
eş,
çocuk,
kardeş,
yakın arkadaş
adına kurulmuş olabilir.
Borçlu ise şirketi fiilen yönetiyor olabilir.
Bu durumda yalnızca ticaret sicilindeki ortaklık yapısına bakmak yeterli olmayabilir.
Şirketin kuruluş sermayesinin kim tarafından sağlandığı, malların kimden geldiği, banka hareketleri ve yapılan devirlerin gerçekliği önem kazanabilir.
Ancak bir şirketin eş veya çocuk adına kayıtlı olması tek başına şirketin borçluya ait olduğunu göstermez.
Borçlu Şirket Hisselerini Eşine Devrederse Ne Olur?
Borçlunun şirket payları zaten kendi adına kayıtlıyken bu payları eşine, çocuğuna veya başka bir kişiye devretmesi ayrı bir tasarruftur.
Örneğin borçlu;
50 milyon TL ekonomik değere sahip şirketindeki %80 payını,
borç doğduktan sonra,
eşine sembolik bir bedelle
devretmiş olabilir.
Bu durumda pay devrinin kendisi tasarrufun iptali bakımından incelenebilir.
Borçlu Şirket Hisselerini Çocuğuna Devrederse Ne Olur?
Aynı şekilde şirket paylarının çocuğa devri de değerlendirmeye tabi olabilir.
Özellikle;
gerçek pay değeri,
devir bedeli,
bedelin gerçekten ödenmesi,
borcun doğum tarihi,
devir tarihi
önemlidir.
Yakın kişilere yapılan devirlerde 2026 itibarıyla güncel İİK m.278 hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Şirket Payının Gerçek Değeri Nasıl Belirlenir?
Şirket payının nominal değeri ile ekonomik değeri aynı olmayabilir.
Örneğin;
şirket sermayesi 1 milyon TL,
borçlunun nominal payı 500.000 TL
olabilir.
Ancak şirket;
100 milyon TL değerinde gayrimenkule,
yüksek ciroya,
önemli sözleşmelere,
değerli marka ve ticari varlıklara
sahipse payın gerçek ekonomik değeri çok daha yüksek olabilir.
Bu nedenle şirket payının değerlemesinde yalnızca ticaret sicilindeki sermaye rakamına bakılması yanıltıcı olabilir.
Borçlu Şirket Kurmadan Önce Yaptığı Mal Devirleri Araştırılabilir mi?
Evet.
Alacak tahsilinde kronolojik inceleme son derece önemlidir.
Örneğin şu tablo çıkarılabilir:
1 Ocak: Borç doğdu.
15 Mart: Yeni şirket kuruldu.
1 Nisan: Borçlunun araçları şirkete devredildi.
10 Nisan: Taşınmaz şirkete aktarıldı.
20 Nisan: Kişisel hesaptaki para şirket hesabına gönderildi.
1 Haziran: İcra takibi başladı.
Bu kronoloji tasarrufların hukuki değerlendirilmesi bakımından önemli olabilir.
Ticaret Sicili Kayıtları Neden Önemlidir?
Ticaret sicili araştırmasıyla;
şirketin kuruluş tarihi,
ortakları,
pay oranları,
müdürleri,
sermaye değişiklikleri,
bazı pay devirleri,
adres değişiklikleri,
temsil ve ilzam yapısı
gibi bilgiler elde edilebilir.
Bu kayıtlar borçlunun şirket yapılanmasıyla ilişkisini ortaya koymada başlangıç noktası olabilir.
Banka Hareketleri Neden Önemlidir?
Şirket üzerinden mal kaçırma iddiasında para akışının tespiti son derece önemlidir.
Örneğin;
taşınmaz şirkete 15 milyon TL’ye satılmış görünmesine rağmen şirketten borçluya herhangi bir ödeme yapılmamış olabilir.
Ya da şirket parayı borçluya göndermiş ancak borçlu aynı gün parayı şirkete geri aktarmış olabilir.
Bu nedenle yalnızca sözleşmedeki satış bedeline değil, fiili para hareketine bakılması gerekir.
Tasarrufun İptali Davası İçin Aciz Vesikası Gerekir mi?
Tasarrufun iptali davasında borçlunun alacağı karşılamaya yeter malvarlığının bulunmaması önemli bir dava koşuludur.
Anayasa Mahkemesinin güncel değerlendirmesinde de borçlunun malvarlığının alacağı karşılamadığının haciz sırasında anlaşılması halinde, gerekli nitelikleri taşıyan haciz tutanağının geçici aciz vesikası olarak tasarrufun iptali davasına dayanak olabileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle tasarrufun iptali davası düşünülüyorsa icra dosyasındaki haciz ve malvarlığı araştırmalarının doğru yürütülmesi önemlidir.
Tasarrufun İptali Davası Kazanılırsa Şirketin Malı Alacaklıya mı Geçer?
Hayır.
Tasarrufun iptali davasının amacı mülkiyeti alacaklıya geçirmek değildir.
Örneğin borçlunun taşınmazını şirkete devretmesine ilişkin tasarruf iptal edilirse alacaklı, kararın kapsamı dahilinde taşınmaz üzerinde cebri icra yoluyla tahsilat yapabilir.
Anayasa Mahkemesinin de belirttiği üzere taşınmaz bakımından üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmaksızın haciz ve satış istenebilmesi mümkündür.
Şirket Malı Başka Bir Şirkete Devrederse Ne Olur?
Malvarlığı zincirleme şekilde aktarılmış olabilir:
Borçlu → A Şirketi → B Şirketi → üçüncü kişi
Bu durumda sonraki devirlerin;
tarihi,
bedeli,
şirketler arasındaki ortaklık ilişkileri,
yöneticileri,
gerçek ödeme kayıtları,
sonraki kişinin hukuki durumu
incelenmelidir.
Zincirleme şirket kurulması alacaklının haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Ancak dava ve ispat süreci daha karmaşık hale gelir.
Borçlu Sürekli Yeni Şirket Kuruyorsa Ne Yapılmalıdır?
Bazı dosyalarda;
bir şirket borçlandırılır,
faaliyet başka şirkete aktarılır,
ikinci şirket kapatılır,
üçüncü şirket kurulur
şeklinde bir yapı görülebilir.
Her şirket ayrı tüzel kişi olduğundan yalnızca ortakların aynı olması nedeniyle bütün şirketler otomatik olarak birbirlerinin borcundan sorumlu tutulamaz.
Bunun yerine her şirket arasındaki;
mal devri,
para transferi,
işletme devri,
pay sahipliği,
ticari ilişki
somut olarak araştırılmalıdır.
Muvazaalı Şirket İşlemi Nedir?
Borçlu gerçekte malını şirketine satmamış ancak görünürde satış yapılmış olabilir.
Örneğin;
taşınmaz şirket adına geçirilmiş,
şirket hiçbir bedel ödememiş,
borçlu taşınmazı kullanmaya devam etmiş,
şirketin gerçek faaliyeti bulunmamış
olabilir.
Somut olayın niteliğine göre TBK m.19 kapsamında muvazaa hukuki sebebi de gündeme gelebilir.
Tasarrufun İptali ile Muvazaa Aynı Şey midir?
Hayır.
Tasarrufun iptali davasında işlem esas itibarıyla geçerli olmakla birlikte alacaklıya karşı cebri icra bakımından etkisiz hale getirilebilir.
Muvazaada ise görünürdeki işlemin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı ileri sürülür.
Bu nedenle;
dava şartları,
süreler,
ispat rejimi,
hukuki sonuçlar
aynı değildir.
İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
Alacağın ve somut olayın şartlarına göre İİK m.257 ve devamı kapsamında ihtiyati haciz değerlendirilmelidir.
Ayrıca tasarrufun iptali davasında İİK m.281 kapsamındaki geçici hukuki koruma imkanları da önemlidir.
Çünkü borçlu mallarını A şirketine aktardıktan sonra A şirketi bunları B şirketine veya üçüncü kişilere devredebilir.
Davanın kazanılması kadar dava konusu malvarlığının dava süresince korunması da önem taşır.
Borçlunun Şirket Kurarak Mal Kaçırdığı Nasıl İspatlanabilir?
Tek bir delil çoğu zaman yeterli değildir.
Somut olaya göre özellikle;
ticaret sicili kayıtları,
MERSİS ve sicil bilgileri,
tapu tedavül kayıtları,
araç devir kayıtları,
şirket pay devirleri,
banka hesap hareketleri,
ortak cari hesapları,
şirket muhasebe kayıtları,
devir sözleşmeleri,
faturalar,
ekspertiz raporları,
ödeme belgeleri,
hukuka uygun elde edilmiş elektronik yazışmalar
önem taşıyabilir.
WhatsApp ve E-Postalar Delil Olabilir mi?
Hukuka uygun elde edilmiş elektronik yazışmalar somut olayda önemli olabilir.
Örneğin;
“Malları yeni şirkete aktaralım, icrada üzerimde bir şey görünmesin.”
şeklinde bir yazışma bulunduğu iddia ediliyorsa işlemlerin amacı bakımından dikkate değer olabilir.
Ancak ekran görüntülerinin gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun elde edilmesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlunun Şirket Kurarak Mal Kaçırması Halinde 25 Maddelik Kontrol Listesi
- Borcun doğum tarihini belirleyin.
- Şirketin kuruluş tarihini tespit edin.
- Şirket ortaklarını araştırın.
- Borçlunun ortaklık oranını belirleyin.
- Şirket yöneticilerini tespit edin.
- Borçlunun eski malvarlığını araştırın.
- Güncel malvarlığıyla karşılaştırın.
- Tapu devir geçmişini inceleyin.
- Araç devirlerini araştırın.
- Şirket payı devirlerini kontrol edin.
- Malların şirkete hangi hukuki işlemle geçtiğini belirleyin.
- Gerçek piyasa değerlerini tespit edin.
- Şirketin gerçekten bedel ödeyip ödemediğini araştırın.
- Para hareketlerini inceleyin.
- Borçlunun şirkete verdiği borçları araştırın.
- Ortak cari hesabını değerlendirin.
- Borçlunun şirketten olan alacaklarını belirleyin.
- Borçlunun şirket payının haczini değerlendirin.
- İİK m.89 kapsamında üçüncü kişilerdeki alacakları inceleyin.
- Tasarrufun iptali şartlarını kontrol edin.
- TBK m.19 muvazaa ihtimalini değerlendirin.
- Aciz vesikası şartını inceleyin.
- İhtiyati haciz ve geçici koruma imkanlarını değerlendirin.
- Zincirleme şirket ve mal devirlerini araştırın.
- İcra takibi ile dava stratejisini birlikte yürütün.
Örnek 1: Borçlu Evini Yeni Kurduğu Şirkete Devretti
Borçlunun 10 milyon TL borcu bulunsun.
Borç doğduktan iki ay sonra borçlu tek ortağı olduğu şirketi kursun.
20 milyon TL değerindeki evini bu şirkete devretsin.
Şirket tarafından gerçek bir satış bedeli ödenmesin.
İcra takibinde borçlu adına hiçbir taşınmaz bulunmasın.
Bu durumda;
alacağın doğum tarihi,
şirket kuruluşu,
taşınmaz devri,
ödeme,
aciz durumu
ve İİK m.277 ve devamındaki iptal sebepleri birlikte incelenmelidir.
Örnek 2: Borçlu 10 Milyon TL’yi Şirketine Aktardı
Borçlu kişisel banka hesabındaki 10 milyon TL’yi şirket hesabına;
“şirkete borç”
açıklamasıyla aktarmış olsun.
Bu durumda para artık şirket hesabında olsa bile borçlunun şirketten 10 milyon TL alacağı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Borçlunun şirketteki bu alacak hakkının haczi, doğrudan şirket kasasının borçlunun parası sayılmasından farklı bir hukuki yoldur.
Örnek 3: Şirket Eş Adına Kuruldu
Borçlu yüksek miktarda borçlandıktan sonra eşi adına şirket kurulsun.
Borçlunun;
araçları,
makineleri,
müşterileri,
ticari faaliyeti
bu şirkete aktarılsın.
Şirket sermayesinin fiilen borçlu tarafından sağlandığı ve mal devirlerinin bedelsiz olduğu ileri sürülsün.
Bu durumda her malvarlığı işlemi ve şirket yapılanması ayrı ayrı incelenmelidir.
Şirketin eş adına olması tek başına mal kaçırmanın ispatı değildir; ancak diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.
Örnek 4: Borçlu Şirket Paylarını Çocuğuna Devretti
Borçlu %100 sahibi olduğu şirketin hisselerini icra takibinden önce çocuğuna devretsin.
Şirketin gerçek ekonomik değeri 30 milyon TL olmasına rağmen pay devri çok düşük bedelle yapılmış olsun.
Bu durumda şirketin mallarını doğrudan haczetmeye çalışmak yerine öncelikle pay devrinin kendisinin hukuki niteliği ve tasarrufun iptali şartları incelenmelidir.
Alacaklıların Yaptığı En Büyük 10 Hata
1. Şirket borçlunun diye şirketin bütün mallarını doğrudan borçlunun malı kabul etmek.
2. Borçlunun şirket paylarını araştırmamak.
3. Ticaret sicili geçmişini incelememek.
4. Borçlunun şirketten olan alacaklarını araştırmamak.
5. Ortak cari hesaplarını gözden kaçırmak.
6. Mal devirlerinin gerçek bedelini araştırmamak.
7. Tasarrufun iptali davasını değerlendirmemek.
8. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını olağan bir haciz yöntemi sanmak.
9. Zincirleme şirket ve mal devirlerini takip etmemek.
10. Dava devam ederken malların yeniden devrini önleyecek geçici hukuki korumaları değerlendirmemek.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Borçlu şirket kurarsa şirketin malları haczedilebilir mi?
Borçlunun kişisel borcu nedeniyle şirketin kendisine ait malları kural olarak doğrudan haczedilemez. Ancak borçlunun şirket payı, şirketten olan alacakları ve şirkete yaptığı şüpheli mal devirleri ayrıca değerlendirilebilir.
2. Borçlunun limited şirket hissesi haczedilebilir mi?
Şirket payı ekonomik bir malvarlığı değeridir ve ilgili kanuni usule göre haczi mümkündür.
3. Borçlu evini kendi şirketine devrederse ne olur?
Devir tasarrufun iptali şartlarını taşıyorsa İİK m.277 ve devamı kapsamında dava gündeme gelebilir.
4. Borçlu parasını şirket hesabına gönderirse para haczedilebilir mi?
Transferin hukuki sebebi araştırılmalıdır. Borçlu şirkete borç vermişse şirketten doğmuş alacağının haczi gündeme gelebilir.
5. Şirket borçlunun %100 kendisine aitse bütün şirket malları haczedilebilir mi?
Hayır. Tek ortaklı şirket de ayrı tüzel kişidir. Şirket payı ile şirketin malvarlığı birbirinden ayrılmalıdır.
6. Borçlu şirketi eşinin adına kurarsa ne olur?
Şirketin eş adına olması tek başına mal kaçırmayı kanıtlamaz. Ancak sermayenin kaynağı, mal devirleri, banka hareketleri ve şirketin gerçek ekonomik yapısı araştırılabilir.
7. Borçlu şirket hisselerini çocuğuna devrederse dava açılabilir mi?
Kanuni şartlar varsa pay devri tasarrufun iptali davasına konu olabilir.
8. Tasarrufun iptali davası kazanılırsa şirket malı borçluya geri döner mi?
Her zaman hayır. Tasarrufun iptali davasında temel amaç alacaklıya ilgili mal üzerinde cebri icra yoluyla tahsil yetkisi sağlamaktır.
9. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması nedir?
Şirket tüzel kişiliğinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde araçsallaştırıldığı istisnai durumlarda tartışılan hukuki bir yaklaşımdır. Her şirket ortaklığı veya borç ilişkisinde uygulanmaz.
10. Borçlu sürekli yeni şirket kuruyorsa eski borç yeni şirkete geçer mi?
Otomatik olarak hayır. Her şirket ayrı tüzel kişidir. Ancak işletme ve malvarlığı devirlerinin hukuki niteliği, tasarrufun iptali ve diğer sorumluluk sebepleri ayrıca araştırılmalıdır.
Şirket Kurmak Borçlunun Malvarlığını Alacaklılardan Otomatik Olarak Korur mu?
Hayır.
Ancak alacaklının doğru malvarlığı değerine yönelmesi gerekir.
Şirketin malı ile borçlunun malı aynı değildir.
Bu nedenle etkili bir alacak tahsil stratejisinde şu sorular sorulmalıdır:
Borçlunun hangi şirketlerde ortaklığı var?
Paylarının gerçek değeri ne kadar?
Şirketten alacağı var mı?
Şirkete hangi malları devretti?
Bu devirler ne zaman yapıldı?
Gerçek satış bedeli ödendi mi?
Borç ne zaman doğdu?
Şirket ne zaman kuruldu?
Mallar daha sonra başka şirketlere aktarıldı mı?
Tasarrufun iptali şartları oluştu mu?
Anayasa Mahkemesi de tasarrufun iptali kurumunun, cebri icra sisteminin kötü niyetli işlemlerle etkisiz hale getirilmesini önlemek amacıyla alacaklıya belirli tasarrufların iptalini talep etme imkanı sağladığını belirtmektedir.
Bu nedenle “borçlunun üzerinde hiçbir şey yok” sonucuna yalnızca tapu, araç ve banka sorgularına bakılarak ulaşılmamalıdır.
Şirket ortaklıkları ve borçlunun şirketlerle yaptığı geçmiş malvarlığı işlemleri de incelenmelidir.
Şirket Üzerinden Mal Kaçırma ve Alacak Tahsilinde Hukuki Destek
Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin başta olmak üzere Türkiye genelindeki icra ve ticari alacak uyuşmazlıklarında FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık, şirket yapılanmaları üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen malvarlığı devirlerinin hukuki analizi konusunda destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle;
şirket payı haczi,
şirketten olan alacakların haczi,
İİK m.89 uygulamaları,
tasarrufun iptali davaları,
İİK m.277 ve devamı,
muvazaalı şirket işlemleri,
şirkete yapılan taşınmaz ve araç devirleri,
zincirleme şirket devirleri,
ihtiyati haciz
ve yüksek tutarlı ticari alacakların tahsili süreçleri değerlendirilmektedir.
Borçlu Şirket Kurduysa Sadece Güncel Malvarlığına Bakmayın
Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda borçlunun şirket kurması halinde yapılacak inceleme yalnızca;
“Şirket kimin adına?”
sorusuyla sınırlı tutulmamalıdır.
Borçlunun borcun doğumundan sonraki bütün önemli malvarlığı hareketlerinin kronolojik olarak çıkarılması gerekir.
Borçlunun taşınmaz, araç, para, şirket payı veya diğer ekonomik değerlerini yeni kurduğu şirkete aktardığının tespit edilmesi halinde şirketin ayrı tüzel kişiliğine saygı gösterilerek, fakat kötüye kullanıma da hukuki koruma tanınmadan, doğru cebri icra ve dava yollarının belirlenmesi gerekir.
Borçlunun şirket kurarak veya mevcut şirketleri kullanarak mal kaçırdığı iddiasının bulunduğu icra dosyalarında alacak tahsil imkanlarının değerlendirilmesi amacıyla FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve hukuk ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara




