
WhatsApp’ta “Borcumu Ödeyeceğim” Mesajı Borç İkrarı Sayılır mı? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
2026 İcra ve Alacak Tahsili Rehberi: Şirketlerin Ödenmeyen Alacaklarını Hızlı Tahsil Etmek İçin 30 Hukuki Yöntem
25 Ağustos 2026E-posta yazışmasında borçlunun “Borcumuzu kabul ediyoruz”, “1.500.000 TL bakiyeyi ay sonunda ödeyeceğiz”, “Faturalardan doğan borcumuzu iki taksitte kapatacağız” şeklinde açık bir beyanda bulunması, alacağın ispatında son derece önemli olabilir. Ancak e-postadaki borç kabulünün bulunması ile bu belgenin doğrudan ilamlı icraya veya İİK m.68 kapsamında itirazın kaldırılmasına elverişli olması aynı şey değildir.
Temel cevap şudur: Muaccel bir para alacağı için, koşulları varsa e-postaya dayalı olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir. Bunun için önceden alacak davası açıp mahkeme kararı almak zorunlu değildir. Fakat borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip durabilir. Bundan sonraki aşamada e-postanın niteliği, gönderen kişinin kimliği ve yetkisi, borcun miktarı, temel sözleşme, faturalar, teslim belgeleri ve diğer deliller önem kazanır.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda e-posta + fatura + teslim belgesi + cari hesap mutabakatı + banka hareketleri şeklindeki delil zinciri, yalnızca tek bir e-postaya dayanan dosyadan çok daha güçlü olabilir.
E-Posta Hukuken Delil Sayılır mı?
Evet.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesine göre uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir.
Bu nedenle e-posta yazışmaları:
“Elektronik olduğu için mahkemede kullanılamaz.”
denilebilecek kayıtlar değildir.
E-postanın somut uyuşmazlıkla bağlantısı, kim tarafından gönderildiği, içeriğinin bütünlüğü ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması değerlendirilerek delil olarak kullanılabilir.
“Borcumuzu Kabul Ediyoruz” E-Postası Borç İkrarı Sayılır mı?
Somut içeriğine göre borcun varlığının kabul edildiğini gösteren oldukça güçlü bir beyan olabilir.
Örneğin borçlu şirketin yetkilisi:
“31.07.2026 tarihi itibarıyla şirketimizin firmanıza 4.750.000 TL bakiye borcu bulunmaktadır. Ödemeyi 15 Ağustos ve 30 Ağustos tarihlerinde iki taksit hâlinde gerçekleştireceğiz.”
şeklinde e-posta göndermiş olabilir.
Burada:
borçlu,
alacaklı,
borç miktarı,
borcun kabulü
ve hatta ödeme planı
belirlenebilir durumdadır.
Bu e-posta ile:
“Ödemeyle ilgileniyoruz.”
şeklindeki belirsiz bir e-postanın ispat gücü aynı değildir.
E-Postada Borç Miktarı Yazıyorsa Dosya Güçlenir mi?
Evet.
Örneğin:
“2.850.000 TL borcumuzu 30 Eylül 2026 tarihinde ödeyeceğiz.”
şeklindeki e-posta, yalnızca:
“Borcumuzu en kısa zamanda ödeyeceğiz.”
ifadesinden daha açık bir delildir.
Borç miktarının yanında:
fatura numaraları,
cari hesap dönemi,
sözleşme,
ödeme tarihi
gibi bilgiler de bulunuyorsa e-postanın hangi borca ilişkin olduğu daha kolay belirlenebilir.
E-Posta ile Kabul Edilen Borç İçin İcra Takibi Başlatılabilir mi?
Evet.
Muaccel bir para alacağı bulunduğunu ileri süren alacaklı genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatabilir.
Örneğin:
Borç: 3.000.000 TL
E-posta: “3 milyon TL borcumuzu 1 Ağustos’ta ödeyeceğiz.”
Vade: 1 Ağustos 2026
Ödeme: yapılmamış
ise alacaklı ilamsız icra takibi başlatmayı değerlendirebilir.
Burada önemli olan, ilamsız icra takibinin başlatılması için alacaklının elinde mutlaka mahkeme ilamı bulunmasının gerekmemesidir.
Ancak bu, borçlunun itiraz hakkı olmadığı anlamına gelmez.
E-Posta Varsa İlamsız İcra mı İlâmlı İcra mı Yapılır?
Bu ayrım önemlidir.
Sıradan bir e-posta mahkeme ilamı değildir.
Dolayısıyla:
“Borçlu e-postada borcunu kabul etti, doğrudan ilamlı icraya koyabilirim.”
yaklaşımı kural olarak doğru değildir.
E-postaya dayanılarak para alacağı bakımından genel haciz yoluyla ilamsız takip gündeme gelebilir.
Borçlu itiraz etmezse takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir.
Borçlu itiraz ederse itirazın hükümden düşürülmesi gerekir.
Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun süresinde yaptığı geçerli itiraz takibi durdurur.
Alacaklı artık doğrudan:
banka hesabına,
araca,
taşınmaza
haciz uygulayamaz.
Dosyanın özelliklerine göre:
itirazın kaldırılması
veya
itirazın iptali davası
değerlendirilmelidir.
Bu noktada e-postanın hukuki niteliği kritik hâle gelir.
E-Posta İİK m.68 Belgesi Sayılır mı?
Her e-postanın otomatik olarak İİK m.68 kapsamında itirazın kaldırılmasına elverişli belge kabul edilmesi doğru değildir.
İİK m.68, itirazın kesin kaldırılmasında kullanılabilecek belgeler bakımından özel bir sistem öngörmektedir.
Bu nedenle:
“Borçlunun e-postası var, doğrudan icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını alırım.”
şeklinde hareket edilmesi risklidir.
E-postanın güvenli elektronik imza taşıyıp taşımadığı, belgenin niteliği ve somut uyuşmazlığın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıradan e-posta yazışmasının bulunduğu birçok uyuşmazlıkta itirazın iptali davası daha güvenli ve kapsamlı yol olabilir.
Güvenli Elektronik İmzalı Belge Varsa Durum Değişir mi?
Evet.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5. maddesine göre güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.
Bu nedenle basit bir:
adresinden gönderilen e-posta ile güvenli elektronik imzayla imzalanmış elektronik borç kabul belgesinin hukuki niteliği aynı değildir.
Özellikle milyonlarca liralık ticari borçların yapılandırılmasında güvenli elektronik imza kullanılması ispat bakımından ciddi avantaj sağlayabilir.
E-Postadaki İsim ve İmza Bloğu Güvenli Elektronik İmza mıdır?
Hayır.
Bir e-postanın sonunda:
Ahmet Yılmaz
Genel Müdür
XYZ A.Ş.
yazması, 5070 sayılı Kanun anlamında otomatik olarak güvenli elektronik imza bulunduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde taranmış imza görseli ile güvenli elektronik imza da aynı kavram değildir.
Bu ayrım özellikle İİK m.68 kapsamında belge değerlendirmesinde önemlidir.
E-Postayı Şirket Müdürü Gönderdiyse Şirketi Bağlar mı?
Burada temsil yetkisi incelenmelidir.
Örneğin şirketin ticaret sicilinde münferiden temsile yetkili müdürü:
“Şirketimizin firmanıza 10 milyon TL borcu bulunduğunu kabul ediyoruz.”
şeklinde e-posta göndermiş olabilir.
Bu durum ile aynı e-postanın şirketteki bir stajyer veya yetkisiz satış çalışanı tarafından gönderilmesi aynı değildir.
Şirket adına yapılan borç kabulünde:
mesajı gönderen kişinin görevi,
temsil yetkisi,
şirket içerisindeki konumu,
yazışmanın ticari ilişkinin olağan akışı içerisindeki yeri
değerlendirilmelidir.
Muhasebe Personelinin “Borcumuz Var” E-Postası Yeterli midir?
Her durumda şirketi bağlayan kesin bir borç ikrarı olarak kabul edilmeyebilir.
Örneğin muhasebe çalışanı:
“Kayıtlarımızda 2.250.000 TL borç görünmektedir.”
demiş olabilir.
Bu e-posta önemli bir delildir.
Ancak çalışanın şirketi borç altına sokma veya borç ikrarında bulunma konusunda temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılabilir.
Bununla birlikte aynı rakam:
şirketin ticari defterlerinde,
cari hesaplarında,
faturalarda
da bulunuyorsa e-posta destekleyici delil olarak çok daha önemli hâle gelebilir.
E-Posta + Fatura Varsa Ne Olur?
Bu kombinasyon güçlü olabilir.
Örneğin alacaklının:
Fatura: 5.000.000 TL
ve borçlunun:
“5 milyon TL tutarındaki faturayı kayıtlarımıza aldık. Ödemeyi ay sonunda yapacağız.”
e-postası
bulunabilir.
Borçlu daha sonra:
“Bu faturadan hiçbir borcum yok.”
derse önceki e-postanın içeriği önemli hâle gelir.
Ancak mal veya hizmetin gerçekten teslim edilip edilmediği de uyuşmazlığa göre ayrıca incelenebilir.
E-Posta + Fatura + Teslim Belgesi Varsa Ne Olur?
Alacaklının ispat pozisyonu daha da güçlenebilir.
Örneğin:
Sözleşme: mevcut
Fatura: 8.000.000 TL
Teslim tutanağı: imzalı
E-posta: “8 milyon TL borcu 30 Eylül’de ödeyeceğiz.”
Ödeme: yapılmamış
ise ticari ilişkinin farklı aşamalarını doğrulayan bir belge zinciri oluşmaktadır.
Sözleşme hukuki ilişkiyi, teslim belgesi edimin yerine getirildiğini, fatura bedeli, e-posta ise borçlunun ödeme yükümlülüğünü kabul ettiğini destekleyebilir.
Cari Hesap Borcu E-Postayla Kabul Edilmişse Ne Olur?
Bu durum ticari alacaklarda oldukça önemlidir.
Örneğin alacaklı şirket:
“31.07.2026 cari hesap bakiyeniz 6.850.000 TL’dir. Mutabık mısınız?”
diye e-posta göndermiş olsun.
Borçlu şirket yetkilisi:
“Evet, bakiye doğrudur. Ödemeyi iki hafta içinde gerçekleştireceğiz.”
cevabını vermiş olsun.
Bu yazışma cari hesap alacağının ispatında önemli bir delil olabilir.
Dosyada ayrıca faturalar ve ticari defter kayıtları da bulunuyorsa delil durumu daha da güçlenebilir.
Borçlu E-Postanın Kendisine Ait Olmadığını Söylerse Ne Olur?
Borçlu:
“Bu e-postayı ben göndermedim.”
“Hesabımız ele geçirilmişti.”
“Bu çalışan şirketi temsil etmeye yetkili değildi.”
“E-postanın içeriği değiştirilmiş.”
şeklinde savunmalar yapabilir.
Bu durumda:
gönderen adres,
alıcı adres,
e-posta başlık bilgileri,
önceki ve sonraki yazışmalar,
ekler,
şirket alan adı,
mesajın ticari ilişkinin olağan akışına uygunluğu,
gerektiğinde teknik inceleme
önem kazanabilir.
Bu nedenle yalnızca e-postanın ekran görüntüsünü saklamak yerine mümkün olduğunca orijinal elektronik kaydın korunması önemlidir.
E-Postanın PDF Çıktısı Yeterli midir?
Mahkemeye PDF veya çıktı sunulabilir; ancak karşı taraf e-postanın aidiyetini veya bütünlüğünü inkâr ederse elektronik kaydın aslı önem kazanabilir.
Özellikle yüksek tutarlı uyuşmazlıklarda:
gönderen/alıcı bilgileri,
tarih ve saat,
konu başlığı,
mesaj zinciri,
ekler
korunmalıdır.
Sadece tek cümlenin ekran görüntüsünün alınması delilin bağlamını zayıflatabilir.
E-Posta Sonradan Silinirse Ne Yapılabilir?
E-postanın alıcının hesabında, kurumsal e-posta sunucusunda, yedeklerde veya başka kayıt ortamlarında bulunması mümkün olabilir.
Ancak önemli bir borç kabulü içeren e-postanın silinebileceği düşünülüyorsa delilin erken aşamada güvenli şekilde korunması gerekir.
Yüksek tutarlı alacaklarda elektronik delilin kaybolması beklenmeden hukuki süreç planlanmalıdır.
Hukuka Aykırı Elde Edilen E-Posta Delil Olabilir mi?
HMK m.189/2 gereğince hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Bu nedenle alacaklının kendisine gönderilmiş e-postayı mahkemeye sunması ile borçlunun e-posta hesabına izinsiz girerek özel yazışmaları ele geçirmesi aynı şey değildir.
Delilin yalnızca içeriği değil nasıl elde edildiği de önemlidir.
E-Postayla Kabul Edilen Borç İçin İtirazın İptali Davası Açılabilir mi?
Evet.
Alacaklı ilamsız icra takibi başlatmış ve borçlu itiraz etmişse, koşulları mevcutsa İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası açılabilir.
Bu davada e-posta:
banka kayıtları,
sözleşme,
faturalar,
teslim belgeleri,
cari hesap,
ticari defterler
ile birlikte delil olarak kullanılabilir.
İtirazın iptali davası bakımından itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık süre özellikle takip edilmelidir.
Doğrudan Alacak Davası da Açılabilir mi?
Evet.
Alacaklının önce icra takibi başlatması zorunlu değildir.
Örneğin borçlu şirket e-postayla 15 milyon TL borcunu kabul etmiş ancak ödeme yapmamışsa, temel ilişkinin niteliğine göre doğrudan alacak davası açılması da değerlendirilebilir.
Ancak ticari para alacaklarında dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk hükümleri dikkate alınmalıdır.
Ticari Alacakta Arabuluculuk Ne Zaman Gerekir?
İki şirket arasındaki para alacağı ticari dava niteliğindeyse, doğrudan alacak davası veya ticari nitelikteki itirazın iptali davasından önce zorunlu arabuluculuk gündeme gelir.
Buna karşılık ilamsız icra takibinin kendisini başlatmak için önceden arabuluculuğa gitmek zorunlu değildir.
Dolayısıyla pratikte süreç:
İcra takibi → borçlunun itirazı → takip durur → dava şartı arabuluculuk → anlaşma olmazsa itirazın iptali davası
şeklinde ilerleyebilir.
E-Postadaki Borç Kabulü Zamanaşımını Keser mi?
Önemli bir ihtimaldir.
Türk Borçlar Kanunu m.154 uyarınca borçlunun borcu ikrar etmesi zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.
Örneğin borçlu:
“2019 yılından kalan 750.000 TL borcumu kabul ediyorum ve gelecek ay ödeyeceğim.”
şeklinde e-posta göndermiş olabilir.
Bu beyanın TBK m.154 anlamında borç ikrarı oluşturup oluşturmadığı ve zamanaşımı üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla e-postadaki borç kabulü yalnızca ispat bakımından değil, zamanaşımı bakımından da kritik sonuçlar doğurabilir.
Borçlu E-Postayla Taksit İsterse Borcu Kabul Etmiş Sayılır mı?
Mesajın içeriğine göre güçlü bir kabul oluşturabilir.
Örneğin:
“4 milyon TL borcumuzu tek seferde ödeyemiyoruz. Dört eşit taksit yapabilir miyiz?”
ifadesi borcun varlığını ve miktarını açık biçimde kabul eden bir beyan olarak değerlendirilebilir.
Buna karşılık:
“Borcu kabul etmiyoruz ancak dava açılmaması için sulh amacıyla 500.000 TL ödemeyi değerlendirebiliriz.”
şeklindeki e-posta farklıdır.
Bu nedenle sulh görüşmesi ile borç ikrarı birbirinden ayrılmalıdır.
Kısmi Ödeme Yapılmışsa Dosya Güçlenir mi?
Evet.
Örneğin borçlu e-postada:
“Toplam 3 milyon TL borcumuzdan bugün 1 milyon TL göndereceğiz.”
demiş ve aynı gün gerçekten:
1.000.000 TL
göndermiş olabilir.
Banka açıklamasında da:
“Borç ödemesi 1. taksit”
yazıyorsa alacaklının elinde:
e-posta borç kabulü + banka kaydı + kısmi ifa
bulunmaktadır.
Kalan 2 milyon TL bakımından bu deliller son derece önemli olabilir.
İcra İnkâr Tazminatı Talep Edilebilir mi?
Borçlu açık biçimde kabul ettiği bir borca rağmen icra takibine itiraz etmişse, İİK m.67 kapsamındaki itirazın iptali davasında şartları oluştuğunda %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edilebilir.
Ancak tazminat otomatik değildir.
Özellikle alacağın likit, yani borçlu tarafından miktarı belirlenebilir nitelikte olup olmadığı değerlendirilir.
E-postada:
“Şirketimizin 5.000.000 TL borcu bulunmaktadır.”
şeklinde açık bir kabul bulunması likitlik değerlendirmesinde alacaklının pozisyonunu güçlendirebilir.
5 Milyon TL Borçta İcra İnkâr Tazminatı Ne Kadar Olabilir?
Mahkemenin 5 milyon TL’nin tamamı bakımından borçlunun itirazını haksız bulduğunu ve tazminat şartlarının gerçekleştiğini varsayalım.
%20 üzerinden:
5.000.000 TL × %20 = 1.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Bunun yanında ana para, faiz ve takip giderleri de ayrıca söz konusu olabilir.
E-Postayla Kabul Edilen Borç İçin İhtiyati Haciz Alınabilir mi?
Şartları oluşuyorsa değerlendirilebilir.
Özellikle alacaklının elinde:
açık borç kabulü içeren e-posta,
fatura,
teslim belgesi,
banka hareketleri,
belirli vade
bulunuyorsa İİK m.257 ve devamındaki ihtiyati haciz koşulları bakımından önemli bir delil seti ortaya çıkabilir.
Ancak e-postanın bulunması tek başına otomatik olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini sağlamaz.
Borçlu Mallarını Devretmeye Başladıysa Ne Yapılabilir?
Bu durumda yalnızca e-postayı saklamak yeterli olmayabilir.
Borçlu:
banka hesaplarını boşaltıyor,
araçlarını devrediyor,
taşınmazlarını satıyor,
şirket malvarlığını başka şirketlere aktarıyor
olabilir.
Şartları varsa ihtiyati haciz hızlı biçimde değerlendirilmelidir.
Borçlu daha önce malvarlığını devretmişse ilerleyen aşamada tasarrufun iptali veya somut olaya göre muvazaa iddiasına dayalı diğer yollar da gündeme gelebilir.
Örnek: 12 Milyon TL Ticari Borcun E-Postayla Kabul Edilmesi
A A.Ş., B A.Ş.’ye endüstriyel ekipman satmış olsun.
Faturalar: 12.000.000 TL
Teslim tutanakları: mevcut
Vade: geçmiş.
B A.Ş.’nin temsile yetkili müdürü e-postada:
“12 milyon TL bakiye borcumuzu kabul ediyoruz. 4 milyon TL’yi bu hafta, kalan 8 milyon TL’yi 30 gün içerisinde ödeyeceğiz.”
demiştir.
Şirket 4 milyon TL ödeme yapmış ancak kalan:
8.000.000 TL
ödenmemiştir.
Bu durumda alacaklının elinde:
faturalar + teslim belgeleri + açık borç kabulü + kısmi ödeme
bulunmaktadır.
8 milyon TL için ilamsız icra takibi başlatılması değerlendirilebilir.
Borçlu itiraz ederse İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası ve şartları varsa icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
%20 üzerinden:
8.000.000 TL × %20 = 1.600.000 TL
icra inkâr tazminatı söz konusu olabilir.
E-Postayla Kabul Edilen Borçlarda En Güçlü Delil Kombinasyonu
Uygulamada özellikle:
sözleşme + fatura + teslim belgesi + cari hesap + e-posta borç kabulü + banka hareketleri + kısmi ödeme
kombinasyonu güçlü bir ispat dosyası oluşturabilir.
Her dosyada bunların tamamının bulunması gerekmez.
Ancak farklı belgelerin aynı borcu doğrulaması alacaklının pozisyonunu önemli ölçüde güçlendirir.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda tek bir e-posta çıktısına dayanmak yerine, borç kabulünü temel ticari ilişki ve banka hareketleriyle ilişkilendiren bütüncül bir tahsilat dosyasının oluşturulması önem taşımaktadır.
En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
E-posta ile kabul edilen borçlarda en sık yapılan hatalardan biri:
“Borç kabul edildi, artık hiçbir şeyi ispatlamama gerek yok.”
şeklinde düşünmektir.
Bunun yanında e-postanın yalnızca ekran görüntüsünün saklanması, mesaj zincirinin silinmesi, gönderen kişinin şirketi temsil yetkisinin araştırılmaması, borcun vadesi gelmeden takip başlatılması, yanlış faiz talep edilmesi ve itirazın iptali için öngörülen sürenin kaçırılması ciddi sorunlar yaratabilir.
Özellikle milyonlarca liralık ticari alacaklarda takip başlatılmadan önce delil ve malvarlığı stratejisinin birlikte kurulması tahsilat ihtimalini artırabilir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da E-Postaya Dayalı Alacak Takipleri
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa gibi ticari faaliyetlerin yoğun olduğu şehirlerde şirketler arasındaki fatura, cari hesap, mal satışı ve hizmet sözleşmelerinden doğan borçların e-posta üzerinden kabul edilmesi oldukça sık görülmektedir.
Bu uyuşmazlıklarda e-postanın kim tarafından gönderildiği, şirketi temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı ve mesajın faturalar ile ticari defter kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı özellikle önem taşır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, e-posta ve elektronik yazışmalara dayalı ticari alacakların tahsili, ilamsız icra takibi, itirazın iptali, ihtiyati haciz ve icra inkâr tazminatı süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. E-postada borcunu kabul eden kişiye doğrudan icra takibi yapılabilir mi?
Muaccel para alacağı varsa genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılması mümkündür. Önceden mahkeme kararı alınması zorunlu değildir.
2. E-posta ilam sayılır mı?
Hayır. Sıradan bir e-posta mahkeme ilamı değildir ve tek başına ilamlı icra belgesi hâline gelmez.
3. E-posta mahkemede delil olur mu?
Evet. HMK m.199 kapsamında elektronik veriler belge olarak değerlendirilebilir.
4. “Borcumuzu kabul ediyoruz” e-postası güçlü delil midir?
Özellikle borç miktarı, borcun kaynağı ve gönderen kişi belirlenebiliyorsa önemli bir delil olabilir.
5. Şirket çalışanının gönderdiği e-posta şirketi bağlar mı?
Her durumda değil. Çalışanın görevi ve temsil yetkisi ile somut yazışmanın niteliği incelenmelidir.
6. Borçlu e-postayı inkâr ederse ne olur?
Gönderen adresi, e-posta başlıkları, yazışma zinciri, şirket alan adı ve gerektiğinde teknik inceleme değerlendirilebilir.
7. E-postayla kabul edilen borç zamanaşımını kesebilir mi?
E-posta TBK m.154 anlamında borç ikrarı oluşturuyorsa zamanaşımını kesen sonuç doğurması gündeme gelebilir.
8. E-postayla kabul edilen borca rağmen itiraz edilirse tazminat alınabilir mi?
İtirazın iptali davasında şartları oluşursa %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edilebilir.
9. E-posta ve fatura birlikte varsa dava daha güçlü olur mu?
Evet. Özellikle teslim belgesi, cari hesap ve banka hareketleri de bulunuyorsa alacağın ispatı daha güçlü hâle gelebilir.
10. E-postaya dayanılarak ihtiyati haciz istenebilir mi?
İİK m.257 ve devamındaki koşullar gerçekleşiyor ve alacak yaklaşık olarak ispatlanabiliyorsa ihtiyati haciz talebi değerlendirilebilir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
E-posta ile açıkça kabul edilen bir borç için alacaklının önce yıllarca sürebilecek bir alacak davasının sonucunu beklemesi zorunlu değildir. Muaccel para alacağı için doğrudan ilamsız icra takibi başlatılması mümkündür. Ancak borçlunun itiraz ihtimali nedeniyle e-postanın delil niteliği, gönderen kişinin yetkisi, temel sözleşme, faturalar, teslim belgeleri ve banka hareketleri takip öncesinde birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle yüksek tutarlı şirket alacaklarında yalnızca icra takibinin başlatılması değil, borçlunun malvarlığının korunması bakımından ihtiyati haciz ve sonraki tahsilat stratejisinin de baştan planlanması önemlidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, elektronik yazışmalara dayalı alacakların tahsili, ticari icra takipleri, itirazın iptali davaları ve ihtiyati haciz süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. E-postanın borç ikrarı ve delil niteliği ile uygulanacak takip veya dava yolu somut uyuşmazlığın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.




