
Tek celsede boşanma mümkün mü?
5 Mayıs 2025
Boşanmada eşlerin kusuru nasıl belirlenir?
5 Mayıs 20251. Evlilik Birliğinin Sarsılması Kavramının Hukuki Tanımı
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen “evlilik birliğinin sarsılması” kavramı, boşanma sebepleri arasında yer alan genel ve soyut bir gerekçedir. Bu hüküm, eşler arasındaki ilişkinin artık sürdürülemeyecek derecede bozulmuş olduğu hallerde, boşanma imkânı tanımaktadır. Yani eşlerin ortak hayatı devam ettirmeleri beklenemeyecek ölçüde evlilik bağları zedelenmişse, mahkeme bu durumu “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak değerlendirir. Bu kavramın sınırları kanun tarafından belirlenmemiştir; mahkeme içtihatları ve somut olaylar doğrultusunda şekillenmiştir. Böylece hâkimin takdir yetkisine dayanan esnek ve her somut olaya uyarlanabilir bir boşanma gerekçesi sunulmuştur.
2. Kanuni Dayanak: TMK 166. Madde
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunda boşanma davası açılabileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu maddeye göre, ortak hayatın eşlerden biri için çekilmez hale gelmesi halinde, ilgili eş boşanma davası açabilir. Hatta eşlerden biri kusurlu olsa bile, diğer eşin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde boşanma kararı verilebilir. Bu düzenleme, evlilik içinde yaşanan ancak açıkça ispatı mümkün olmayan duygusal ya da psikolojik sorunların da mahkeme önünde dikkate alınmasını sağlar. Ayrıca bu hüküm sayesinde, toplumun değişen dinamiklerine uygun olarak her bireyin kişilik haklarının ve psikolojik bütünlüğünün korunması amaçlanır.
3. Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Yol Açan Nedenler
Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan davranışlar oldukça geniş bir yelpazeye yayılabilir. Fiziksel şiddet, aldatma, ekonomik şiddet, iletişimsizlik, eşler arası güven kaybı, ilgisizlik, psikolojik baskı, bağımlılıklar, aile içi baskılar, cinsel sorunlar ve sadakatsizlik gibi birçok etken bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu nedenlerin her biri mahkeme tarafından ayrı ayrı incelenmekte ve somut delillerle desteklendiğinde boşanma gerekçesi sayılmaktadır. Mahkemeler, her davayı kendi iç dinamiğiyle ele almakta, eşlerin yaşam tarzı, sosyal çevresi ve olayların gelişim sürecine göre karar vermektedir. Bu durum, evlilik birliğinin sarsılmasının her olayda farklı bir boyut kazanabileceğini gösterir.
4. Kusur Durumunun Belirlenmesi ve Önemi
Evlilik birliğinin sarsılması gerekçesiyle açılan boşanma davalarında tarafların kusur durumları büyük önem taşır. Hangi eşin ne ölçüde kusurlu olduğu, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Örneğin tamamen kusurlu olan bir eş, diğer eşin boşanma talebine karşı çıkarak evliliği sürdürmek isteyebilir; ancak bu talep samimi değilse ve kötü niyet içeriyorsa, mahkeme boşanma kararı verebilir. Kusur durumu ayrıca nafaka, velayet, tazminat gibi diğer sonuçları da etkiler. Hâkim, tanık ifadeleri, yazılı deliller, mesajlar, fotoğraflar gibi materyallerle eşlerin kusur oranlarını değerlendirerek hüküm verir. Bu süreçte dikkatli bir strateji belirlemek, davanın başarısını doğrudan etkileyebilir.
5. Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi Ne Demektir?
Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, evlilik birliğinin sarsılması davalarında en temel unsurdur. Bu ifade, eşlerin bir arada yaşamalarının taraflardan biri veya her ikisi için artık sürdürülemez hale geldiğini anlatır. Yani yalnızca bir tartışma ya da geçici anlaşmazlık değil, kalıcı ve çözümü mümkün olmayan sorunlar söz konusudur. Bu durum, evlilik birliğinin amacı olan huzur, güven, sadakat ve paylaşımın ortadan kalktığı anlamına gelir. Çekilmezlik olgusu, hâkimin takdirinde olup, olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi sonucu varılır. Dolayısıyla boşanma talebinde bulunan eşin bu durumu açıkça ortaya koyması, delillerle desteklemesi gerekir.
6. Tanıkların Rolü ve Delil Sunumu
Evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı davalarda tanıkların rolü belirleyicidir. Taraflar, iddialarını ispatlamak amacıyla aile bireyleri, komşular, arkadaşlar gibi olaylara tanıklık etmiş kişileri mahkemeye sunabilir. Ancak tanıkların anlatımları yalnızca genel ifadelerle sınırlı olmamalı, somut olaylara dayalı olmalıdır. Örneğin bir eşin sürekli hakaret ettiğini söyleyen tanık, bunun nerede ve ne zaman gerçekleştiğini detaylandırmalıdır. Ayrıca delil olarak mesaj kayıtları, sosyal medya paylaşımları, kamera kayıtları gibi materyaller de mahkemeye sunulabilir. Hâkim, bu belgeleri değerlendirerek boşanmanın haklı nedenlere dayanıp dayanmadığına karar verir. Delil sunumu konusunda profesyonel hukuki destek, davanın yönünü önemli ölçüde etkileyebilir.
7. Boşanma Talebinin Reddi Durumu
Mahkeme, sunulan delillerin yetersizliği ya da eşlerin ortak hayatı sürdürme potansiyeli görmesi halinde boşanma talebini reddedebilir. Evlilik birliğinin gerçekten temelinden sarsılıp sarsılmadığını değerlendiren hâkim, evlilikte tamir edilebilecek nitelikte sorunlar olduğuna kanaat getirirse davayı kabul etmeyebilir. Bu gibi durumlarda dava ya reddedilir ya da taraflara evliliği sürdürme yönünde bir zaman tanınabilir. Davanın reddi hâlinde aynı gerekçeyle tekrar dava açılması için belirli bir sürenin geçmesi gerekebilir. Bu nedenle, davaya hazırlanırken evlilikte yaşanan sorunların ne kadar derinleştiğinin objektif biçimde ortaya konması büyük önem taşır.
8. Evlilik Birliğinin Sarsılmasında Manevi Boyut
Evlilik birliğinin sarsılmasında yalnızca fiziksel veya ekonomik unsurlar değil, duygusal ve manevi boyutlar da dikkate alınır. Eşler arasındaki duygusal bağın kopması, sevgi ve saygının yok olması, güven kaybı gibi durumlar da boşanma gerekçesi sayılabilir. Özellikle sistematik olarak görmezden gelinme, psikolojik baskı ve duygusal ihmal, evliliği dayanılmaz hale getirebilir. Hâkim bu tür iddiaların samimiyetini tanıklar ve deliller ışığında değerlendirir. Bu noktada avukatların hazırlayacağı dilekçelerde, psikolojik süreçlerin de açıkça anlatılması gerekir. Çünkü günümüzde maneviyatı zedeleyen faktörler de artık hukuki boşanma gerekçesi olarak kabul edilmektedir.
9. Evlilik Birliğinin Sarsılmasında İradî Boşanma Olanağı
Evlilik birliğinin sarsılması bazen eşlerin karşılıklı rızasıyla da sonuçlandırılabilir. Her iki eş de evliliğin sürdürülemeyeceğini kabul ederse, boşanma süreci daha az çatışmalı ve daha kısa sürede tamamlanabilir. Bu gibi durumlarda çekişmeli boşanma davası açmak yerine, anlaşmalı boşanma tercih edilmesi önerilir. Ancak eşlerden biri boşanmak isterken diğeri karşı çıkıyorsa, çekişmeli süreç başlar ve mahkeme, evlilik birliğinin objektif olarak sarsıldığını değerlendirmek zorunda kalır. Dolayısıyla iradi boşanma olanağı, tarafların boşanmayı bir çatışma aracı değil, medeni bir çözüm olarak görmesiyle mümkündür.
10. Boşanma Sonuçları: Nafaka, Velayet ve Tazminat
Evlilik birliğinin sarsılması gerekçesiyle boşanma kararı verildiğinde, beraberinde bazı hukuki sonuçlar da doğar. Bunlar arasında yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri ile çocukların velayeti yer alır. Kusur durumu, bu sonuçların belirlenmesinde önemli rol oynar. Daha ağır kusurlu olan eş, maddi veya manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir. Çocuğun velayeti ise, çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir. Mahkemeler, boşanmanın tarafları kadar çocuklar üzerindeki etkisini de göz önüne alır. Bu nedenle boşanma sonucunda ortaya çıkacak düzenlemeler, evliliğin sona ermesinden çok daha uzun süren etkiler doğurabilir.
11. Yargıtay Kararları ve İçtihatların Rolü
Evlilik birliğinin sarsılması kavramı zamanla Yargıtay kararları ve içtihatlarla daha somut hale getirilmiştir. Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararları, bu konuda önemli ölçütler sunar. Örneğin bir eşin sürekli olarak hakaret etmesi, evden ayrılması, diğer eşi sosyal çevreden izole etmesi gibi durumlar boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir. Yargıtay’ın bu kararları, alt mahkemeler için emsal teşkil eder ve hâkimlerin karar verme sürecinde yol gösterici olur. Bu nedenle dava açmadan önce benzer olaylarda verilmiş içtihatları incelemek, davanın seyrini öngörmek açısından büyük fayda sağlar.
12. Profesyonel Hukuki Danışmanlığın Önemi
Evlilik birliğinin sarsılması gerekçesiyle boşanma davası açmak karmaşık ve dikkat isteyen bir süreçtir. Her ne kadar TMK’nın 166. maddesi geniş bir çerçeve sunsa da, uygulamada bu çerçevenin doğru ve etkili şekilde sunulması için uzman bir aile hukuku avukatından destek almak gerekir. Hatalı delil sunumu, yetersiz dilekçe içerikleri veya sürecin yanlış yönetilmesi, davanın reddine yol açabilir. Avukat, hem dava dilekçesinin hazırlanmasında hem de delillerin toplanması ve tanıkların seçilmesinde stratejik bir rol üstlenir. Bu sayede hak kayıplarının önüne geçilir ve boşanma süreci daha adil şekilde sonuçlandırılır.
İlgili Resmi Kurum Linkleri:
- Adalet Bakanlığı – Boşanma Süreçleri
- Türkiye Barolar Birliği – Avukat Arama Sistemi
- Yargıtay Karar Arama Sistemi
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




