
Boşanma Davasında Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?
16 Mayıs 2025
Terk Nedeniyle Manevi Tazminat Davası?
16 Mayıs 2025Evlilik Birliği İçinde Uygulanan Şiddetin Hukuki Tanımı
Türk hukukunda şiddet yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı değildir; psikolojik, ekonomik, cinsel ve dijital şiddet türleri de hukuk düzeni tarafından koruma altına alınmıştır. Evlilik birliği içinde eşlerden birinin diğerine yönelik sistematik baskı, aşağılama, tehdit, korkutma, ekonomik özgürlüğünü kısıtlama ya da fiziksel zarar verme gibi davranışları, şiddet olarak değerlendirilir. Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile ev içi şiddet, özel koruma alanı haline getirilmiştir. Bu kanun kapsamında şiddete uğrayan kişi, yalnızca korunma ve barınma değil, aynı zamanda tazminat da talep edebilir. Şiddetin, evlilik içi bir ilişki içerisinde gerçekleşmesi, onu sıradan bir hukuka aykırılık olmaktan çıkarır ve ağırlaştırıcı bir sebep haline getirir. Çünkü eşler arasındaki güven ilişkisi, sadakat yükümlülüğü ve saygı çerçevesi doğrudan ihlal edilmiştir. Bu ihlal, hem aile hukukunu hem de Borçlar Kanunu kapsamındaki kişilik haklarını ilgilendiren bir boyuta sahiptir.
Şiddetin Tazminat Doğurucu Bir Fiil Olarak Değerlendirilmesi
Şiddet, yalnızca cezai yaptırımı olan bir fiil değil, aynı zamanda özel hukuk bakımından tazminat doğurucu bir eylemdir. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca, kişilik haklarına yapılan her türlü haksız saldırı manevi tazminat talebini gündeme getirir. Evlilik birliği içinde şiddete uğrayan kişi, boşanma davasıyla birlikte ya da ayrı bir dava açmak suretiyle tazminat talebinde bulunabilir. Mahkemeler, şiddetin sıklığı, şiddetin türü (fiziksel, psikolojik vb.), şiddetin mağdur üzerindeki etkileri ve failin kusur derecesini göz önünde bulundurarak tazminata hükmeder. Şiddetin yarattığı acı, korku, güvensizlik ve ruhsal travma, soyut ama derin bir zarar niteliğindedir. Özellikle şiddet gören kişinin yaşam alanını terk etmek zorunda kalması, tedavi görmesi ya da çocuklarıyla birlikte zarar görmesi durumlarında, tazminat miktarı daha da artabilir. Böylece hukuk, sadece mağdura maddi bir telafi sunmakla kalmaz, aynı zamanda faile karşı caydırıcı bir yaptırım da oluşturur.
Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet ve Manevi Tazminat Arasındaki İlişki
Evlilikte uygulanan şiddet türleri arasında en çok dikkat çeken fiziksel şiddet olsa da, psikolojik şiddet de en az onun kadar yıkıcıdır ve hukuken tazminat talebine konu olabilir. Fiziksel şiddet, darp, itme, boğma, vurma gibi eylemleri kapsarken; psikolojik şiddet, aşağılama, hakaret, dışlama, tehdit, sessiz muamele gibi yöntemlerle kişiliği ezme çabalarını içerir. Her iki şiddet türü de mağdurun ruhsal bütünlüğünü zedeler ve mahkemeler tarafından tazminat gerekçesi olarak kabul edilir. Psikolojik şiddetin ispatı, fiziksel şiddete göre daha zordur; ancak tanık beyanları, psikiyatri raporları, yazılı mesajlar, ses kayıtları gibi delillerle bu da mümkündür. Yargıtay içtihatlarında, sürekli küçük düşürülen, alay edilen, ailesinden koparılan ya da ekonomik özgürlüğü engellenen eşlerin açtığı manevi tazminat davalarının kabul edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, her türlü şiddet, kişilik hakkı ihlali niteliğindedir ve şiddete maruz kalan kişi, yaşadığı ruhsal çöküntünün karşılığı olarak tazminat talep edebilir.
Maddi Tazminat Talebi: Çalışma Hakkının ve Gelirin Engellenmesi
Evlilik içinde kadın ya da erkek, şiddet nedeniyle ekonomik gelirinden mahrum kalmışsa, bu durum maddi tazminat talebine konu olabilir. Özellikle çalışması engellenen, işten çıkarılan, ekonomik bağımsızlığı baskı altına alınan veya birlikte kurulan işten haksız yere uzaklaştırılan eş, uğradığı zararın telafisi amacıyla maddi tazminat davası açabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi çerçevesinde, boşanma sebebiyle mevcut ve beklenen menfaatlerinden yoksun kalan eş, kusurlu olan taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Şiddet, burada hem boşanma sebebi hem de tazminat gerekçesi olarak iki yönlü işlev görür. Örneğin, evliliği süresince eşinden şiddet gören ve bu nedenle çalışamayacak düzeyde psikolojik rahatsızlık yaşayan biri, hem tedavi masrafları hem de gelir kaybı gerekçesiyle tazminat talep edebilir. Bu zarar, evlilik süresince ekonomik olarak bağımlı hale getirilen eşin uğradığı adaletsizliğin telafisini sağlamaya yöneliktir.
Şiddet Sonucu Doğan Sağlık Giderleri ve Tedavi Masraflarının Tazmini
Şiddet mağduru olan eşin maruz kaldığı eylemler neticesinde oluşan sağlık giderleri, ilaç masrafları, psikolojik tedavi ücretleri ve hastane harcamaları, maddi tazminatın kapsamına girer. Hukuk sistemimizde, haksız fiil sonucu doğan her türlü tedavi masrafı failden talep edilebilir. Bu çerçevede, eşinden şiddet gören bir kişi, sadece yaşadığı fiziksel yaralanmalar için değil, aynı zamanda uğradığı ruhsal travma nedeniyle gördüğü terapiler için de tazminat talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri, zarar görenin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması için kapsamlı hükümler içermektedir. Mahkemeler, sunulan tıbbi belgeler, reçeteler, psikolog raporları ve tedavi gider faturaları doğrultusunda tazminat miktarını belirler. Ayrıca mağdurun çalışamayacak duruma gelmesi halinde, iş gücü kaybı da hesaplamaya dahil edilir. Bu durumlarda tazminat, sadece zarar görenin sağlığına kavuşması için değil, yaşam kalitesinin yeniden inşa edilmesi için de önemli bir araçtır.
Boşanma Davası ile Birlikte Tazminat Talebi
Şiddete uğrayan eş, boşanma davası açarken aynı dava dilekçesi içerisinde maddi ve manevi tazminat taleplerini de ileri sürebilir. Bu talepler, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında değerlendirilir. Maddi tazminat, uğranılan ekonomik kayıpları; manevi tazminat ise yaşanan duygusal yıkımı, travmayı ve kişilik haklarına yönelik saldırının ağırlığını kapsar. Şiddet gerekçesiyle açılan boşanma davalarında genellikle yüksek tazminat talepleri söz konusu olur çünkü bu tür eylemler sadece evliliği bitiren neden değil, aynı zamanda insan onuruna doğrudan saldırı niteliği taşır. Davacı taraf, şiddet olaylarını, varsa darp raporları, psikiyatri belgeleri, tanık beyanları ve görüntü kayıtları ile desteklediğinde mahkemeler ciddi tazminatlara hükmedebilmektedir. Boşanma davasıyla birlikte açılan tazminat talepleri hem usul ekonomisi sağlar hem de olayların tek dosyada değerlendirilmesini mümkün kılar. Böylece mağdur tarafın hakkına daha hızlı ulaşması mümkün olur.
Şiddet Davalarında İspat ve Delillendirme Süreci
Şiddet nedeniyle açılan tazminat davalarında en kritik aşama, yaşananların ispatıdır. Fiziksel şiddet çoğu zaman darp raporu, fotoğraf, acil servis kayıtları ve görgü tanıklarıyla ispatlanabilirken, psikolojik ve ekonomik şiddet daha çok psikolog raporları, yazışmalar, mesajlar ve davranış kalıplarıyla ortaya konur. Şiddetin delillendirilmesi için hastane raporları, sabıka kayıtları, koruma kararı belgeleri, karakol tutanakları gibi resmi evraklar mahkemeye sunulabilir. Tanıkların güvenilirliği, olayları bizzat yaşayıp yaşamadığı ve olayın gerçekleştiği tarih aralığı da delilin geçerliliğinde belirleyicidir. Ayrıca sosyal medya içerikleri, ses kayıtları ve şiddetin yinelendiğini gösteren zaman çizelgeleri de delil olarak kullanılabilir. Şiddet olaylarının belgelenmesi ne kadar güçlü olursa, tazminat miktarı da o ölçüde yüksek belirlenir. Delil sunulurken hukuka uygun yollarla elde edilmesi büyük önem taşır; aksi takdirde delil geçersiz sayılır.
Şiddet Gören Kişinin Korunma ve Hak Arama Yolları
Şiddete uğrayan eşin yalnızca tazminat talep etmesi yeterli değildir; aynı zamanda hayatını korumaya yönelik hukuki tedbirler alması gerekir. Bu kapsamda 6284 sayılı Kanun, şiddet mağduru kişiye çeşitli koruma yolları sunmaktadır. Bunlar arasında şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması, mağdura yaklaşmaması, iletişim kurmaması, mağdurun geçici olarak gizli yerleşim yerine alınması gibi tedbirler bulunmaktadır. Aile Mahkemeleri tarafından alınan bu kararlar, süreli veya süresiz olabilir ve gerektiğinde yeniden uzatılabilir. Ayrıca şiddet mağduru kişi, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak cezai soruşturma başlatabilir. Aynı zamanda ilgili sosyal hizmet kurumlarından psikolojik ve hukuki destek alınabilir. Bu yollarla yalnızca maddi tazminat değil, şiddetin tekrar etmemesi için kalıcı hukuki koruma da sağlanmış olur. Ayrıca ALO 183 hattı ve sosyal hizmet merkezleri, başvuru sürecinde yönlendirme yaparak mağdurun hak arama yollarına erişimini kolaylaştırır.
Yargıtay’ın Evlilik İçi Şiddet Hakkındaki Kararları
Yargıtay, evlilik içi şiddet olaylarında özellikle kadına yönelik sistematik şiddeti ağır kusur saymakta ve bu nedenle açılan tazminat davalarını sıklıkla kabul etmektedir. Yargıtay kararlarına göre, eşini darp eden, tehdit eden, evden atan, hakaret eden ya da psikolojik şiddet uygulayan taraf ağır kusurludur ve manevi tazminatla sorumludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, birçok kararında, fiziksel şiddete ek olarak sözlü saldırılar, aşağılamalar, ekonomik baskılar gibi fiillerin de kişilik hakkı ihlali olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca Yargıtay, mağdurun bu süreçte psikolojik tedavi görmesini tazminat miktarını artırıcı unsur olarak değerlendirmektedir. Önemli bir diğer nokta ise Yargıtay’ın, kadının pasif kalmamasını, delil toplamasını ve hakkını aramasını teşvik edici yönde kararlar vermesidir. Dolayısıyla Yargıtay içtihatları, hem aile içi şiddetle mücadelede hem de mağdurların maddi ve manevi açıdan korunmasında ciddi bir dayanak oluşturmaktadır.
Şiddet Mağdurları İçin Avukat ve Psikolojik Destek Süreçleri
Şiddete uğrayan eşin hukuki haklarını etkin bir biçimde kullanabilmesi için profesyonel destek alması büyük önem taşır. Avukat desteği sayesinde tazminat davası daha etkili yürütülürken, şiddet olaylarının ispatı, belgelenmesi ve tazminatın doğru miktarda hesaplanması mümkün olur. Özellikle aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukat, süreci mağdurun ruhsal ve fiziksel durumuna saygı göstererek yönetir ve müvekkilini mahkemede güçlü şekilde temsil eder. Bunun yanı sıra psikolojik destek süreci de unutulmamalıdır. Travma sonrası stres bozukluğu, özgüven kaybı, depresyon gibi ruhsal sorunlarla başa çıkmak için psikolojik danışmanlık büyük önem taşır. Devlet, belediye ve sivil toplum kuruluşları tarafından ücretsiz psikolojik destek merkezleri oluşturulmuş olup; başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere pek çok kurum şiddet mağdurlarına yönelik destek sunmaktadır. Böylece mağdur hem hukuk hem de sağlık anlamında desteklenerek yaşamına yeniden güvenle devam edebilir.
🏛️ İlgili Resmi Kurumlar ve Başvuru Kanalları
Evlilikte şiddet gören kişinin tazminat ve diğer yasal haklarını kullanabileceği başlıca resmi kurumlar şunlardır:
- Aile Mahkemeleri – Tazminat, boşanma ve koruma kararları için yetkili mahkeme.
- Cumhuriyet Başsavcılıkları – Şiddet failleri hakkında suç duyurusu yapılabilecek kurum.
- Adalet Bakanlığı – Arabuluculuk Daire Başkanlığı – Zorunlu olmasa da bazı durumlarda çözüm aracı.
- ALO 183 Sosyal Destek Hattı – Kadın, çocuk ve aile içi şiddet konularında danışmanlık sağlar.
- CİMER – Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi – Şikâyet ve başvurular için devlet platformu.
- Türkiye Barolar Birliği – Adli Yardım Büroları – Maddi gücü olmayan mağdurlar için ücretsiz avukat hizmeti.
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Kadın sığınma evleri ve sosyal destek merkezleri.
- e-Devlet – Dava süreçlerinin takibi, başvuru ve belgelerin erişimi.
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




