
Evlilikte Şiddet Gören Kişi Tazminat Talep Edebilir Mi?
16 Mayıs 2025
Çocukların Velayetinden Yoksun Kalmanın Tazminat Boyutu?
16 Mayıs 2025Terk Fiilinin Hukuki Tanımı ve Boşanma Hukukundaki Yeri
Türk Medeni Kanunu’na göre terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeksizin ortak konutu terk etmesi ve geri dönmemesi anlamına gelir. Bu durum, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenmiş olup, mutlak boşanma sebeplerinden biri olarak kabul edilir. Evlilik birliğinin sürdürülmesi, eşlerin birlikte yaşama, sadakat ve dayanışma yükümlülüğünü yerine getirmesine bağlıdır. Ancak bu yükümlülükleri keyfi olarak ihlal eden ve ortak yaşamı terk eden eş, hem boşanma sebebi oluşturur hem de kişilik haklarını ihlal etmiş sayılabilir. Terk fiili yalnızca fiziksel olarak evden ayrılmak anlamına gelmez; aynı zamanda eşin ekonomik ve duygusal desteğini tamamen kesmesi, evi duygusal olarak da terk etmesi ya da evi terk ettikten sonra hiçbir şekilde iletişime geçmemesi de terk kapsamında değerlendirilir. Bu bağlamda terk fiili, karşı eşin kişilik haklarına doğrudan saldırı teşkil eder ve manevi tazminat talebini meşru kılar.
Terk Eyleminin Manevi Tazminata Konu Olabilmesi İçin Gereken Şartlar
Terk eylemi, her zaman manevi tazminat davasının dayanağı olamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi gereğince, terk fiilinin manevi tazminata konu olabilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle terk, haksız ve kusurlu bir davranış olmalıdır. Yani terk eden eşin eylemi evlilik birliğini sürdürmeyi amaçlayan haklı bir gerekçeye dayanmadığı sürece kusurlu kabul edilir. Örneğin, şiddet gören bir eşin evi terk etmesi haklı bir neden sayıldığından, bu durumda terk eden eş değil; onu bu duruma iten eş kusurlu kabul edilir. İkinci olarak, terk edilen eşin bu fiilden dolayı kişilik haklarının zedelendiği, onurunun kırıldığı, toplum içinde itibarsızlaştırıldığı ya da psikolojik yıkıma uğradığı ortaya konulmalıdır. Bu iki unsurun birleşmesi halinde, terk edilen eş manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Manevi tazminat davası, boşanma davası ile birlikte veya sonrasında ayrı bir dava olarak açılabilir.
Terk Eyleminin Kişilik Haklarına Etkisi ve Hukuki Koruma
Terk eylemi, sadece evlilik yükümlülüğünün ihlali değil, aynı zamanda eşin kişilik haklarına doğrudan saldırıdır. Eşin aniden ve hiçbir açıklama yapmadan evi terk etmesi, duygusal travma yaratmakta ve terk edilen eşin hem iç dünyasını hem de sosyal çevresini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, mağdur eşte yetersizlik hissi, terk edilmişlik duygusu, psikolojik çöküntü ve sosyal dışlanma gibi sonuçlar doğurur. Kişilik hakları, Anayasa ve Borçlar Kanunu tarafından güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla eşin terk eylemi, mağdurun ruhsal ve sosyal bütünlüğünü bozduğu ölçüde, hukuken tazminat gerektirir. Yargıtay içtihatları da bu durumu desteklemekte, özellikle uzun süreli ve ani terk olaylarında, terk edilen eşin kişilik haklarının açıkça zedelendiğine kanaat getirerek yüksek miktarlarda manevi tazminata hükmetmektedir. Bu nedenle, terk eyleminin kişilik üzerindeki yıkıcı etkisi yalnızca sosyal değil, aynı zamanda güçlü bir hukuki dayanakla da desteklenmektedir.
Boşanma Davasında Terk Fiili ve Manevi Tazminat Talebi
Boşanma davası açılırken terk fiiline dayalı olarak manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Evlilik birliğinin temelden sarsılması veya mutlak boşanma sebebi olan terk gerekçesiyle açılacak davada, terk fiilinin kusurlu bir davranış olduğu ispatlandığı takdirde, tazminat talebi de gündeme gelecektir. Burada önemli olan, davacının terk olayının mağduru olduğuna ve bu durumdan derin bir üzüntü duyduğuna dair somut delil ve beyanlarla dava dilekçesini güçlendirmesidir. Terk edilen eşin toplumda küçük düşürülmesi, ailesiyle ilişkilerinin bozulması, psikolojik destek almak zorunda kalması gibi hususlar, manevi zararın varlığını ispatlar niteliktedir. Ayrıca davacı, sadece manevi tazminat değil, eğer evliliğin sona ermesi ile birlikte ekonomik kayıplar da yaşamışsa, maddi tazminat da talep edebilir. Bu durumda mahkeme, manevi tazminatla birlikte diğer talepleri de değerlendirerek adil bir karara varır.
Terk Nedeniyle Açılan Manevi Tazminat Davalarında Yargıtay Kararları
Yargıtay, terk nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında istikrarlı içtihatlar geliştirmiştir. Özellikle ani ve açıklamasız şekilde evin terk edilmesi, eşin ekonomik yükümlülüklerini bırakıp gitmesi, hiçbir haber vermeden iletişimi kesmesi gibi durumlarda Yargıtay, bu eylemi ağır kusur olarak değerlendirmekte ve manevi tazminata hükmetmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararlarında, terk eyleminin yalnızca evlilik birliğini değil, aynı zamanda eşin toplumsal itibarını ve ruhsal bütünlüğünü zedelediği ifade edilmektedir. Ayrıca terk eden eşin başka bir ilişkiye başlaması veya boşanmayı bile talep etmeden uzaklaşması, bu davranışın daha ağır nitelikte değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu tür kararlar, mahkemelere emsal teşkil eder ve mağdur eşin manevi zararının kabul görmesini kolaylaştırır. Yargıtay kararlarında dikkat çeken bir diğer unsur da, terk edilen eşin evliliğe bağlılık göstermeye devam etmiş olmasıdır. Bu durumda mağduriyet daha açık kabul edilmekte ve tazminat miktarı yükselmektedir.
Terk Fiilinin Mağdur Eş Üzerindeki Psikolojik ve Sosyal Etkileri
Terk edilen eş, çoğu zaman bu eylemi yalnızca fiziksel bir ayrılık olarak değil, aynı zamanda ruhsal bir çöküntü ve sosyal bir yıkım olarak yaşar. Ani bir şekilde, açıklamasız terk edilen birey, duygusal olarak değersiz hissedebilir, özgüvenini kaybedebilir ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabilir. Terk olayı, özellikle evlilik birliğine sadakatle bağlı kalmış, evliliğini yaşatmak için fedakârlık yapmış bir eş üzerinde yıkıcı etki yaratır. Ayrıca toplum içerisinde “terk edilen kişi” olarak algılanmak, kişinin sosyal çevresinde itibar kaybı yaşamasına neden olabilir. Terk sonrası bireyin terapiye ihtiyaç duyması, yaşadığı güvensizlik hissi, sosyal izolasyon, aile ilişkilerinde bozulma gibi sonuçlar, mahkemelerce kişilik hakkı ihlali olarak kabul edilebilecek niteliktedir. Dolayısıyla bu etkilerin belgelenmesi (psikolojik raporlar, tanık beyanları, ilaç reçeteleri) manevi tazminat davasında ispat açısından oldukça önemlidir.
Terk Sonrası Açılan Manevi Tazminat Davasında Delil ve İspat Yöntemleri
Terk nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında, terk olayının kusurlu bir davranış olduğu ve mağdur eşin kişilik haklarını ihlal ettiği somut delillerle ispat edilmelidir. Fiziksel olarak evi terk eden eşin adres değişikliği belgeleri, mahkeme celplerine ulaşılamaması, telefon ve mesaj kayıtlarının kesilmesi gibi somut deliller önemlidir. Psikolojik etkileri ispatlamak içinse psikiyatri raporları, tanık anlatımları, sosyal çevrenin ifadesi ve terapi süreçleri belgelenebilir. Ayrıca terk edilen eşin bir mektup, mesaj ya da e-posta aracılığıyla yapılan ayrılık bildirimine verdiği cevaplar da mahkemede kullanılabilir. Yargıtay, delillendirme sürecinde her türlü belge ve tanıklığı dikkate almakta ve manevi zararın varlığını hayatın olağan akışı içinde değerlendirmektedir. Bu nedenle dava açmadan önce delil havuzu oluşturulmalı, ispat yükümlülüğü göz önünde bulundurularak dava dilekçesi hazırlanmalıdır.
Terk Olayı ile Evlilik Birliğinin Sarsılması Arasındaki İlişki
Terk olayı, yalnızca fiziksel ayrılık değil; çoğu zaman evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan travmatik bir kırılmadır. Evlilik, karşılıklı güven ve dayanışma üzerine kurulu bir birlikteliktir. Bu temelin terk yoluyla yıkılması, evliliğin devamını fiilen imkânsız hale getirir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma sebebidir. Bu hüküm kapsamında açılan davalarda terk olayı, evliliğin geri dönülmez biçimde sona erdiğinin en açık göstergesi sayılır. Aynı zamanda bu durum, mağdur eşin kişilik haklarının zedelendiğinin ve bu nedenle manevi tazminat talebinin haklı olduğunun güçlü bir işareti olur. Özellikle çocukların da bu süreçten etkilenmesi, terk fiilinin etkisini daha da ağırlaştırmakta ve mahkemeler, ailenin bütününü etkileyen bu travmatik duruma karşı ciddi tazminat hükümlerine başvurmaktadır.
Terk Nedeniyle Açılan Manevi Tazminat Davalarında Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Manevi tazminat miktarı, hakimin takdirine bırakılmış olmakla birlikte belirli kriterler doğrultusunda hesaplanır. Mahkemeler, terk eyleminin süresini, şiddetini, terk eden eşin terk ettikten sonra gösterdiği davranışları, terk edilen eşin uğradığı zararı, sosyal konumunu, evliliğin süresini, çocuk olup olmadığını, tarafların ekonomik durumlarını ve mağduriyetin boyutunu dikkate alarak bir tazminat miktarına hükmeder. Genellikle uzun süren, açıklamasız ve başka bir ilişkiyle birlikte gerçekleşen terk fiilleri daha ağır kusur olarak değerlendirilmekte ve yüksek tazminatlara hükmedilmektedir. Ayrıca mağdur eşin yaşadığı psikolojik travma, destek alması, sosyal çevresinde uğradığı zarar da tazminat miktarını artırıcı unsurlar arasında yer alır. Hakim, verilen tazminatın bir cezalandırma değil, mağduriyeti giderme amacı taşıdığını gözeterek karar verir. Bu yönüyle manevi tazminat, hem mağdurun teselli edilmesi hem de failin benzer davranışlardan caydırılması amacını taşır.
Terk Edilen Eşin Hukuki ve Sosyal Destek Hakkı
Terk edilen eşin yalnızca tazminat değil, hukuki koruma ve sosyal destek alma hakkı da vardır. Bu bağlamda mağdur eş, yalnızca Aile Mahkemelerinde tazminat talebinde bulunmakla kalmaz; aynı zamanda sosyal destek mekanizmalarını da devreye sokabilir. ALO 183 hattı üzerinden psikolojik ve hukuki rehberlik alınabilir, adli yardım kapsamında barolardan ücretsiz avukat desteği talep edilebilir. Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı sosyal hizmet merkezleri ve kadın destek birimleri, terk edilen eşe barınma, danışmanlık ve psikolojik destek sağlayabilir. Evliliğin terk nedeniyle sona ermesi, özellikle ekonomik açıdan mağdur olan taraflar için ciddi bir sorun oluşturduğundan, sosyal devlet ilkesi gereği bu kişilere destek sağlanması esastır. Böylece terk edilen eş, yalnızca mahkeme önünde değil, sosyal anlamda da korunmakta ve hayata yeniden tutunması için gerekli imkânlara ulaştırılmaktadır.
🏛️ İlgili Resmi Kurumlar ve Başvuru Kanalları
Terk nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmak veya diğer hukuki haklardan yararlanmak için başvurulabilecek başlıca resmi kurumlar şunlardır:
- Aile Mahkemeleri – Terk nedeniyle boşanma ve tazminat talepleri için yetkili mahkeme.
- Türkiye Barolar Birliği – Adli Yardım Büroları – Ücretsiz avukat desteği için başvuru alanı.
- CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) – Devlet nezdinde genel şikâyet ve talepler için.
- ALO 183 Sosyal Destek Hattı – Psikolojik destek, hukuki rehberlik ve yönlendirme hizmeti.
- Adalet Bakanlığı – Arabuluculuk Dairesi – Bazı durumlarda alternatif çözüm yolları için.
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Sosyal Hizmet Merkezleri – Psikolojik destek, barınma, ekonomik yardım.
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




