
İdarenin Verdiği Ruhsat ve İzin Sonradan İptal Edilebilir mi? 2026 Güncel Rehber
14 Ağustos 2026
Hukuka Aykırı Ruhsat İptali Nedeniyle Kazanç Kaybı Tazminatı Nasıl Talep Edilir? 2026 Güncel Rehber
14 Ağustos 2026Hukuka aykırı ruhsat iptali, mühürleme, işyeri kapatma veya faaliyet durdurma kararı nedeniyle zarar gören şirket idareden tazminat isteyebilir mi? Ciro kaybı, kâr kaybı, personel ve kira giderleri, iptal davası ve tam yargı davası hakkında 2026 rehberi.
Belediye, bakanlık, valilik, düzenleyici kurum veya başka bir idari makam tarafından verilen ruhsat iptali, faaliyet durdurma, işyeri kapatma, mühürleme, lisans iptali, üretimi durdurma veya izin iptali kararı, bir şirketin ticari faaliyetini kısmen veya tamamen durdurabilir. İdari işlem daha sonra mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunup iptal edilse bile şirket haftalarca veya aylarca faaliyet gösterememiş, müşterilerini kaybetmiş, kira ve personel giderlerini ödemeye devam etmiş veya önemli ticari sözleşmelerini yerine getirememiş olabilir.
Bu durumda yalnızca idari işlemin iptal edilmesi şirketin uğradığı ekonomik kaybı ortadan kaldırmayabilir. Türk hukukunda belirli şartların gerçekleşmesi halinde şirket, hukuka aykırı idari işlem nedeniyle uğradığı zararın idare tarafından tazmin edilmesini talep edebilir.
Bunun anayasal temeli son derece açıktır. Anayasa’nın 125. maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi de bu hükmün idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini oluşturduğunu ve idari işlemler nedeniyle tazminat talep edilmesini kategorik olarak engelleyen düzenlemelerin Anayasa’ya aykırılık oluşturabileceğini belirtmektedir. (Anayasa Mahkemesi)
Ancak önemli bir nokta vardır: Bir idari işlemin iptal edilmesi, şirketin talep ettiği bütün ticari zararların otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmez. Tazminat davasında zararın varlığı, idari işlem ile zarar arasındaki nedensellik bağı ve idarenin sorumluluğunun diğer koşulları ayrıca incelenir. Anayasa Mahkemesinin aktardığı idari yargı yaklaşımında da zarar, idareye yüklenebilir işlem veya eylem ve doğrudan illiyet bağı sorumluluğun temel unsurları arasında gösterilmektedir. (Anayasa Mahkemesi)
İdari İşlem Nedeniyle Şirket Hangi Durumlarda Tazminat İsteyebilir?
Şirketin ticari faaliyetini etkileyebilecek idari işlemlerin kapsamı oldukça geniştir. Örneğin belediye tarafından işyerinin mühürlenmesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi, üretim tesisinin faaliyetinin durdurulması, şirketin faaliyet lisansının geri alınması, idari makam tarafından tesisin kapatılması veya şirketin belirli faaliyeti yürütmesinin yasaklanması ciddi ekonomik zararlar doğurabilir.
Bu işlemin hukuka aykırı olması ve şirketin bu nedenle gerçek, belirlenebilir ve işlemle bağlantılı bir zarara uğraması halinde tam yargı davası yoluyla tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir.
Anayasa’ya Göre İdare Zararı Ödemek Zorunda mıdır?
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında açık şekilde:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
hükmü bulunmaktadır. (Anayasa Mahkemesi)
Bu düzenleme idarenin mali sorumluluğunun temelidir. Anayasa Mahkemesi de idarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesinin bu anayasal hükümden hareketle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiğini belirtmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
Dolayısıyla belediye veya başka bir idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle ticari işletmenin gerçek bir zarara uğraması halinde idarenin hiçbir koşulda sorumlu olmayacağını söylemek mümkün değildir.
Tam Yargı Davası Nedir?
Tam yargı davası, idari eylem veya işlem nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilen kişinin uğradığı zararın giderilmesini sağlayan temel idari dava türlerinden biridir.
Şirketler de tüzel kişi olarak koşulları gerçekleştiğinde bu davayı açabilir.
Örneğin bir şirketin ruhsatı hukuka aykırı biçimde iptal edilmiş ve şirket altı ay faaliyet gösterememişse, ruhsat iptal işleminin ortadan kaldırılması iptal davasının, şirketin bu dönemde uğradığı ekonomik kayıpların giderilmesi ise tam yargı davasının konusu olabilir.
Anayasa Mahkemesi de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlerin açabilecekleri tam yargı davalarının düzenlendiğini belirtmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
İptal Davası ile Tazminat Davası Arasındaki Fark Nedir?
İptal davasının temel amacı hukuka aykırı idari işlemin hukuk düzeninden çıkarılmasıdır.
Tam yargı davasının amacı ise işlem veya eylem nedeniyle meydana gelen zararın giderilmesidir.
Örneğin belediyenin restoran hakkında hukuka aykırı kapatma kararı verdiğini düşünelim.
Şirket;
kapatma kararının iptalini
ve bunun yanında şartları varsa;
kapalı kaldığı dönemde meydana gelen zararlarının tazminini
talep edebilir.
Bu iki talebin usulen nasıl ve ne zaman ileri sürüleceği İYUK hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
İptal Davası ve Tam Yargı Davası Birlikte Açılabilir mi?
İdari işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklarda İYUK’un 12. maddesi çerçevesinde ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açmaları mümkün olabilir.
Ayrıca önce iptal davası açılıp, ilgili usul ve süre kurallarına uyularak daha sonra tazminat talebinin gündeme getirilmesi de mümkün olabilir.
Ancak burada dava sürelerinin hesaplanması kritik önemdedir.
Özellikle milyonlarca liralık ticari zarar bulunan uyuşmazlıklarda “önce iptal davası bitsin, tazminatı daha sonra düşünürüz” yaklaşımı süre yönünden risk yaratabileceğinden İYUK’un 12. maddesindeki sistem dosya özelinde değerlendirilmelidir.
İdari İşlemin İptal Edilmesi Tazminat İçin Yeterli midir?
Her zaman değil.
Bu, ticari zarar davalarında en önemli noktalardan biridir.
İdari işlemin mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunması tazminat talebi açısından son derece önemli olabilir. Ancak bundan;
“İşlem iptal edildi, şirketin istediği bütün zararlar otomatik olarak ödenir.”
sonucu çıkarılamaz.
Anayasa Mahkemesi kararlarında idarenin mali sorumluluğunun kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk esasları kapsamında değerlendirildiği belirtilmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
Tazminat bakımından özellikle zararın varlığı, zarar ile idari işlem arasındaki illiyet bağı ve zararın idareye yüklenebilirliği değerlendirilir.
Hukuka Aykırı İdari İşlem Hizmet Kusuru Sayılabilir mi?
Somut olayın koşullarına göre evet.
İdarenin kamu hizmetini geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi gibi durumlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebilir.
Hukuka aykırı idari işlemler de koşulları gerçekleştiğinde idarenin mali sorumluluğunu doğurabilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta da hukuka aykırı mühürleme işlemi nedeniyle kira gelirinden mahrum kalındığı iddiası ve idarenin sorumluluğu tartışılmıştır. (Kararlar Bilgi Bankası)
Ancak her usul eksikliğinin otomatik olarak yüksek miktarlı tazminat doğuracağı düşünülmemelidir.
Şirket Hangi Zararları Talep Edebilir?
Somut olayın özelliklerine ve ispatlanabilmesine bağlı olarak şirketin fiili zararları ve yoksun kaldığı ekonomik değerler gündeme gelebilir.
Örneğin şirketin kapalı kaldığı dönemde ödemeye devam ettiği kira, personel, bazı finansman ve zorunlu işletme giderleri; bozulan veya kullanılamaz hale gelen ürünler; yerine getirilemeyen sözleşmeler nedeniyle ortaya çıkan somut kayıplar ve faaliyet durması nedeniyle gerçekleştiği yeterli kesinlikle ortaya konulabilen kazanç kayıpları değerlendirilebilir.
Ancak her zarar kalemi ayrıca ispatlanmalıdır.
Ciro Kaybı Tazminat Olarak İstenebilir mi?
Ciro kaybı ile gerçek zarar birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin şirket normal şartlarda aylık 5 milyon TL satış yapıyorsa ve üç ay kapalı kalmışsa;
“15 milyon TL ciro yapamadım, dolayısıyla 15 milyon TL tazminat istiyorum.”
hesabı genellikle ekonomik zararı doğru biçimde göstermez.
Çünkü ciro, kâr değildir.
Faaliyet gerçekleşmiş olsaydı şirketin katlanacağı hammadde, lojistik, komisyon, enerji, üretim ve diğer değişken maliyetlerin de dikkate alınması gerekebilir.
Bu nedenle tazminat hesabında çoğu zaman şirketin geçmiş performansı ve faaliyet yapısı üzerinden gerçek ekonomik kaybın belirlenmesi gerekir.
Kâr Kaybı Talep Edilebilir mi?
Şartları oluşmuş ve yeterli şekilde ispatlanabilmişse yoksun kalınan kâr tazminat hesabında gündeme gelebilir.
Ancak varsayımsal ve spekülatif kâr beklentileri ile makul derecede ispatlanabilir kazanç kaybı birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin şirket son beş yıldır aynı aylarda ortalama belirli miktarda satış ve kâr elde etmişse bu veriler önemli olabilir.
Buna karşılık henüz faaliyete başlamamış yeni bir işletmenin;
“Kapatılmasaydım bu yıl 100 milyon TL kâr edecektim.”
iddiasının ispatı çok daha güç olacaktır.
Geçmiş Yılların Mali Tabloları Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Evet. Ticari faaliyet kaybının ispatında şirketin geçmiş finansal performansı son derece önemlidir.
Özellikle;
gelir tabloları, bilançolar, kurumlar vergisi beyannameleri, KDV beyannameleri, e-faturalar, banka hareketleri, satış kayıtları, POS kayıtları, siparişler ve ticari sözleşmeler
zararın hesaplanmasında kullanılabilir.
Örneğin restoran her yıl haziran-ağustos döneminde yüksek sezon nedeniyle belirli seviyede gelir elde ediyorsa, hukuka aykırı kapatma işleminin tam olarak bu dönemde uygulanmış olması zarar hesabını önemli ölçüde etkileyebilir.
Personel Maaşları Tazminat Olarak İstenebilir mi?
Faaliyet durmuş olmasına rağmen şirket çalışanlarına ücret ödemeye devam etmişse bu giderlerin somut olayda idari işlem nedeniyle ortaya çıkan veya ekonomik etkisi ağırlaşan zarar kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Ancak mahkeme her gideri otomatik olarak kabul etmeyebilir.
Şirketin normal faaliyetinde zaten katlanacağı giderlerle idari işlem nedeniyle boşa yapılan veya ek olarak ortaya çıkan giderlerin ayrıştırılması gerekebilir.
Kira Giderleri Talep Edilebilir mi?
Benzer şekilde şirket kapalı kaldığı halde işyeri kirasını ödemeye devam etmiş olabilir.
Örneğin işletme hukuka aykırı mühürleme nedeniyle altı ay boyunca hiç faaliyet gösterememiş ancak aylık 300.000 TL kira ödemişse toplam 1.800.000 TL kira giderinin zarar hesabındaki yeri incelenebilir.
Fakat yine gider ile hukuka aykırı işlem arasındaki bağlantının ortaya konulması gerekir.
Müşteri Kaybı İçin Tazminat İstenebilir mi?
Müşteri kaybı ticari zarar davalarının ispatı en zor alanlarından biridir.
Şirket;
“Altı ay kapalı kaldım ve müşterilerimin tamamı rakiplerime gitti.”
diyebilir.
Ancak bunun parasal karşılığının somutlaştırılması gerekir.
Geçmiş müşteri verileri, devam eden sözleşmeler, iptal edilen siparişler, satış trendleri ve faaliyet yeniden başladıktan sonraki gelir değişiklikleri bu noktada önem kazanabilir.
Kaybedilen Ticari Sözleşmeler İçin Tazminat İstenebilir mi?
Somut ve mevcut sözleşmeler bakımından zarar iddiasının ispatı daha güçlü olabilir.
Örneğin şirketin belirli müşteriye ürün teslim etmek üzere imzaladığı 20 milyon TL değerinde sözleşme bulunuyor ve hukuka aykırı faaliyet durdurma işlemi nedeniyle üretim yapılamadığı için sözleşme sona ermişse zarar ile idari işlem arasındaki bağlantı araştırılabilir.
Bu durumda;
sözleşme, sipariş kayıtları, fesih yazıları, cezai şart ödemeleri ve banka kayıtları
önemli deliller haline gelir.
Şirketin Ticari İtibar Kaybı Tazmin Edilebilir mi?
Ticari itibarın zedelenmesi iddiası da gündeme gelebilir ancak soyut ifadeler yeterli değildir.
Özellikle hukuka aykırı idari işlem nedeniyle şirketin kamuoyunda güvenilirliğinin zarar gördüğü ileri sürülüyorsa bunun somut sonuçları ortaya konulmalıdır.
Şirketin müşteri veya distribütör kaybetmesi, finansmana erişiminin etkilenmesi veya belirli sözleşmelerinin sona ermesi gibi sonuçlar delillendirilebiliyorsa değerlendirme farklılaşabilir.
Şirket Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Tüzel kişilerin kişilik değerlerinin hukuken korunması mümkündür. Bununla birlikte idari yargıda şirket lehine manevi tazminata hükmedilip hükmedilemeyeceği somut olayın niteliğine ve şirketin hangi manevi değerinin nasıl zarar gördüğünün ortaya konulmasına bağlıdır.
Bu nedenle şirketler bakımından manevi tazminat talebi otomatik bir zarar kalemi olarak değil, somut ihlalin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Faaliyet Durdurma Kararı Sonradan İptal Edilirse Tazminat Alınabilir mi?
Şartları gerçekleşmişse mümkündür.
Örneğin şirket hakkında üç aylık faaliyet durdurma kararı uygulanmış ve şirket bu süre boyunca üretim yapamamış olsun.
İdare mahkemesi daha sonra kararın;
yetkisiz makam tarafından verildiğini, maddi sebebinin bulunmadığını veya mevzuatın yanlış uygulandığını
tespit ederek işlemi iptal etmiş olabilir.
Bu durumda şirketin üç aylık dönemde uğradığı somut zararlar bakımından tazminat talebi değerlendirilebilir.
Ancak şirket yine zarar miktarını ve illiyet bağını ispatlamak durumundadır.
Ruhsat İptali Nedeniyle Oluşan Zararlar İstenebilir mi?
Evet, koşulları gerçekleşmişse ruhsat veya lisans iptali nedeniyle meydana gelen zararlar da tam yargı davasının konusu olabilir.
Örneğin otelin, fabrikanın, özel işletmenin veya başka bir ticari faaliyetin ruhsatı hukuka aykırı şekilde iptal edilmiş ve işletme aylarca kapalı kalmışsa zarar oldukça yüksek olabilir.
Burada özellikle ruhsat iptal kararına karşı yürütmenin durdurulmasının zamanında talep edilip edilmediği de önem taşır.
Yürütmenin Durdurulması Neden Ticari İşletmeler İçin Çok Önemlidir?
İdari işlemin iptali için dava açılması, işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
Anayasa’nın 125. maddesi, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğini düzenlemektedir. (Anayasa Mahkemesi)
Örneğin şirket altı ay kapalı kaldıktan sonra mahkemenin ruhsat iptalini hukuka aykırı bulması önemli bir hukuki başarıdır; ancak işletme bu sürede müşterilerini ve çalışanlarını kaybetmiş olabilir.
Bu nedenle ticari faaliyeti doğrudan durduran işlemlerde iptal davası + yürütmenin durdurulması + muhtemel tazminat stratejisinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Şirket Zararın Büyümesini Önlemek Zorunda mıdır?
Şirketin zararın artmasına kendi davranışlarıyla katkıda bulunup bulunmadığı tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin şirket hukuka aykırı faaliyet durdurma kararını öğrenmesine rağmen aylarca hiçbir hukuki girişimde bulunmamış ve kolaylıkla azaltabileceği bazı zararların büyümesine izin vermişse bu durum değerlendirmeye alınabilir.
Bu nedenle şirket yönetiminin yalnızca tazminat dosyası hazırlaması değil, zararı azaltıcı makul tedbirleri de zamanında alması önemlidir.
İdarenin Kusuru Olmasa Bile Tazminat Mümkün müdür?
Bazı durumlarda evet.
Türk idare hukukunda idarenin mali sorumluluğu yalnızca hizmet kusuruyla sınırlı değildir. Anayasa Mahkemesi kararlarında Danıştay içtihatlarına dayanılarak idarenin sorumluluğunun kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk olarak ikiye ayrıldığı belirtilmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
Kusursuz sorumlulukta belirli şartların gerçekleşmesi halinde idarenin kusuru bulunmasa bile zararın tazmini gündeme gelebilir.
Ancak ticari faaliyetin durmasına ilişkin her uyuşmazlık kusursuz sorumluluk kapsamına girmez. Dosyanın niteliğine göre sorumluluğun hukuki temeli belirlenmelidir.
Zarar Nasıl Hesaplanır?
Ticari işletmelerde zarar hesabı çoğu zaman dosyanın en teknik bölümüdür.
Örneğin fabrikanın dört ay kapalı kaldığını düşünelim. Şirketin önceki üç yıldaki aynı dönem ortalama cirosu 40 milyon TL olsun.
Bu durumda doğrudan;
“4 aylık zarar 40 milyon TL’dir.”
denilemez.
Öncelikle satışların gerçekleşmesi halinde katlanılacak değişken maliyetler belirlenmeli, tasarruf edilen giderler düşülmeli, sabit giderler incelenmeli ve gerçek faaliyet kârlılığı hesaplanmalıdır.
Ayrıca sektörde genel daralma veya şirketten bağımsız başka nedenlerle satışların zaten azalacak olması ihtimali varsa bunlar da dikkate alınabilir.
Bilirkişi İncelemesi Yapılır mı?
Yüksek tutarlı ticari zarar uyuşmazlıklarında mali ve teknik bilirkişi incelemesi önemli hale gelebilir.
Bilirkişi;
şirketin geçmiş mali tablolarını, satış hacmini, brüt ve net kâr marjlarını, faaliyet giderlerini, sabit ve değişken maliyetlerini, sektör verilerini ve faaliyet durdurulan dönemin ekonomik koşullarını
inceleyebilir.
Bu nedenle şirketin muhasebe kayıtlarının düzenli ve doğrulanabilir olması tazminat talebinin başarısı açısından son derece önemlidir.
Örnek: Hukuka Aykırı Mühürlenen Fabrikanın Zararı
Bir üretim şirketinin fabrikasının belediye tarafından 1 Şubat 2026 tarihinde mühürlendiğini varsayalım.
Şirket derhal iptal davası açmış ancak fabrika dört ay kapalı kalmış olsun. Mahkeme daha sonra mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğuna karar vermiş olsun.
Şirket dört aylık dönemde;
6 milyon TL personel gideri, 2 milyon TL kira ve sabit tesis gideri ödemiş, mevcut bir ihracat sözleşmesini kaybetmiş ve üretim yapamadığı için önemli kazançtan mahrum kalmış olsun.
Bu durumda şirketin yalnızca;
“Fabrikamız hukuka aykırı kapatıldı, 50 milyon TL istiyoruz.”
demesi yeterli olmayacaktır.
Her zarar kalemi ayrı ayrı belgelendirilmeli ve şu bağlantı kurulmalıdır:
Hukuka aykırı işlem → faaliyetin durması → somut ekonomik zarar.
Bu nedensellik zinciri ne kadar güçlü kurulursa tazminat talebinin hukuki temeli de o kadar güçlü hale gelir.
Tazminat Davasında Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
Şirketin daha idari işlem tebliğ edildiği anda zarar dosyası oluşturmaya başlaması faydalıdır. Özellikle ruhsat ve izin belgeleri, faaliyet durdurma veya mühürleme kararı, tebliğ belgeleri, mahkeme kararları, mali tablolar, vergi beyannameleri, e-faturalar, banka ve POS kayıtları, kira ödemeleri, personel bordroları, müşteri sözleşmeleri, iptal edilen siparişler, fesih bildirimleri ve zarar dönemine ilişkin muhasebe kayıtları korunmalıdır.
Ticari zarar ne kadar yüksekse, ispat altyapısının o kadar güçlü kurulması gerekir.
Tazminat Davasında En Sık Yapılan Hata Nedir?
En sık yapılan hata ciro kaybını doğrudan zarar olarak sunmaktır.
İkinci önemli hata, bütün ekonomik sorunları idari işleme bağlamaktır.
Örneğin şirketin satışları idari işlemden önce zaten ciddi biçimde düşüyorsa mahkeme bütün gelir azalmasını faaliyet durdurma kararına bağlamayabilir.
Üçüncü hata ise zarar belgelerinin dava açıldıktan yıllar sonra oluşturulmaya çalışılmasıdır.
En güçlü tazminat dosyaları, zarar meydana geldiği andan itibaren muhasebe ve ticari belgelerle kayıt altına alınan dosyalardır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Hukuka aykırı idari işlem nedeniyle şirket tazminat alabilir mi?
Evet. Koşulları gerçekleşmişse idari işlem nedeniyle meydana gelen zararların tam yargı davasıyla tazmini talep edilebilir. Anayasa’nın 125. maddesi idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. (Anayasa Mahkemesi)
2. Ruhsat iptal edilip şirket kapatılırsa zarar istenebilir mi?
Ruhsat iptali hukuka aykırıysa ve şirket bu işlem nedeniyle somut zarar yaşamışsa tazminat talebi gündeme gelebilir.
3. İşlemin iptal edilmesi tazminat için yeterli midir?
Tek başına her zaman yeterli değildir. Zararın varlığı, miktarı ve idari işlemle arasındaki illiyet bağı ayrıca ortaya konulmalıdır.
4. Şirket ciro kaybının tamamını isteyebilir mi?
Ciro doğrudan kâr veya zarar anlamına gelmez. Tasarruf edilen giderler ve şirketin gerçek kârlılığı dikkate alınarak ekonomik zarar hesaplanmalıdır.
5. Yoksun kalınan kâr talep edilebilir mi?
Yeterli kesinlikte ispatlanabilen ve idari işlemle nedensellik bağı kurulabilen kazanç kayıpları somut olayın özelliklerine göre talep konusu olabilir.
6. Personel ve kira giderleri istenebilir mi?
İdari işlem nedeniyle ekonomik kayba dönüştüğü ve gerekli illiyet bağı kurulabildiği ölçüde bu giderler zarar hesabında değerlendirilebilir.
7. Müşteri kaybı için tazminat alınabilir mi?
Mümkün olabilir ancak müşteri kaybının ve bunun ekonomik karşılığının somut delillerle ispatlanması gerekir.
8. İptal ve tazminat davası birlikte açılabilir mi?
İYUK’un öngördüğü koşullar çerçevesinde iptal ve tam yargı taleplerinin birlikte ileri sürülmesi mümkün olabilir.
9. Dava açılması faaliyet durdurma kararını otomatik olarak durdurur mu?
Hayır. İptal davasının açılması idari işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Şartları varsa ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
10. İdarenin kusuru bulunmasa da tazminat mümkün olabilir mi?
Belirli durumlarda kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında mümkün olabilir. İdarenin mali sorumluluğunun kusur ve kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde geliştiği Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtilmektedir. (Kararlar Bilgi Bankası)
Ticari Faaliyeti Duran Şirket İçin En Güçlü Hukuki Strateji
İdari işlem nedeniyle ticari faaliyeti duran bir şirket açısından yalnızca işlemin iptaline odaklanmak yeterli olmayabilir. Dosya başından itibaren üç ayrı hedef üzerinden yürütülmelidir: hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması, şirket faaliyetinin mümkün olduğunca hızlı yeniden başlatılması ve meydana gelen ekonomik zararın belgelenmesi.
İlk aşamada ruhsat iptali, mühürleme, kapatma veya faaliyet durdurma kararının hukuka uygunluğu incelenmelidir. İşlem; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yanında ölçülülük, hukuki güvenlik ve ilgili özel mevzuat açısından değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada faaliyet kaybının devam etmesini önlemek amacıyla yürütmenin durdurulması değerlendirilmelidir. Çünkü şirket aylarca kapalı kaldıktan sonra kazanılan iptal davası, ticari faaliyetin uğradığı bütün zararları fiilen geri çeviremeyebilir. Anayasa’nın 125. maddesi de açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde yürütmenin durdurulmasına imkan tanımaktadır. (Anayasa Mahkemesi)
Üçüncü aşamada ise daha dava devam ederken zarar dosyası hazırlanmalıdır. Aylık ciro, brüt kâr, faaliyet kârı, sabit giderler, personel maliyetleri, kira, kaybedilen siparişler, iptal edilen sözleşmeler ve müşteri kayıpları ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır. Şirketin zararı yalnızca muhasebe kayıtlarıyla değil, ticari hayatın gerçek akışını gösteren sözleşme ve yazışmalarla da desteklenmelidir.
Özellikle fabrika mühürleme, işyeri kapatma, ruhsat iptali, lisans iptali, üretim durdurma ve faaliyet izninin kaldırılması gibi işlemlerde zarar milyonlarca liraya ulaşabileceğinden iptal davası ile tazminat stratejisinin baştan birlikte planlanması önemlidir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık; hukuka aykırı idari işlemler nedeniyle ticari faaliyetin durması, ruhsat ve lisans iptalleri, mühürleme ve işyeri kapatma kararları, faaliyet durdurma işlemleri, iptal davaları, yürütmenin durdurulması ve şirketlerin uğradığı ticari zararların tam yargı davasıyla tazmini konularında Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin ve Türkiye genelinde hukuki destek sunmaktadır.
Telefon: 0312 434 22 22 / 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower No:148, 06520 Balgat, Çankaya, Ankara, Türkiye




