
ÖDEME EMRİ TEBLİĞ EDİLMEDEN ÖNCE YAPILAN ÖDEMELERDE TAHSİL HARCI
20 Haziran 2023
BİLGİ EDİNME HAKKI
23 Haziran 2023İdari yargıda görülen bazı davaların uzun sürdüğü ve mağduriyetlere yol açtığı bir gerçektir. Özellikle, idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında, idari işlemin icrai olma ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanma özellikleri nedeniyle, yürütmenin durdurulması kararı verilmediği durumlarda, dava konusu işlemin yürütülmesi devam ettiği için, davanın uzun sürmesi telafisi zor durumlara yol açmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu bazı durumlar açısından davaların hızlı bir şekilde çözümlenmesi için ivedi yargılama usulünü öngörmüş ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20/A maddesinde hüküm altına almıştır.
İvedi yargılama usulü nedir?
İvedi yargılama kavramı, idari yargıda izlenen genel yargılama usulünden farklı olarak, sürelerin kısaltılması ve yargılama usulünün basitleştirilmesi suretiyle yapılan hızlı ve farklı bir yargılamayı ifade eder. İvedi yargılama usulünde amaç, yargılama sürecinin kısaltılması suretiyle bu usule tabi davaların mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasının sağlanmasıdır.
Hangi hallerde ivedi yargılama usulü uygulanır?
İvedi yargılama usulünün uygulanacağı haller kanunun 20/A maddesinde şu şekilde sıralanmıştır:
a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.
b) Acele kamulaştırma işlemleri.
c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.
d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.
e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar.
f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Cumhurbaşkanı kararları
İvedi yargılama usulünün özellikleri nelerdir?
İvedi yargılamanın en önemli özelliği yargılamaya ilişkin sürelerin genel yargılamaya göre kısa olmasıdır. Bu sürelere değinmek gerekirse:
- İdari yargıda genel dava açma süresi altmış gün iken, ivedi yargılama usulünde otuz gündür.
- İvedi yargılama usulünde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11.maddesi uygulanmaz. 11.maddeye göre, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir ve bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. İvedi yargılama usulünde ise, böyle bir idari başvuru dava açma süresini durdurmayacağından, ilgilinin idareye başvurmadan doğrudan doğruya dava açması gerekmektedir.
- Genel yargılama usulünde, ilk inceleme süresi on beş gündür iken ivedi yargılama usulünde, yedi gün içinde ilk incelemenin yapılarak dava dilekçesi ile eklerinin tebliğe çıkarılması gerekmektedir.
- Savunma süresi normal şartlarda dava dilekçesinin tebliğinden itibaren otuz gün iken ivedi yargılama usulünde savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gündür.
- İvedi yargılama usulüne tabi davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır. Ara karar verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.
- İvedi yargılama usulüne tabi davalarda replik (cevaba cevap) ve düplik (ikinci cevap) dilekçesi verilmez.
- İvedi yargılama usulüne tabi davalarda yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez.
İvedi yargılama usulüne tabi davalarda kanun yolları nelerdir?
Genel usullerin aksine ivedi yargılama usulünde istinaf kanun yolu yoktur. Bu tür davalar ilk derece mahkemesinin ardından doğrudan temyiz incelemesine tabi tutulur. İdare mahkemesi tarafından nihai karar verildikten sonra süreç aşağıdaki şekilde işler:
Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.
Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.
Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.
Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç bir ay içinde tebliğe çıkarılır.



