
Şikâyetçi Duruşmaya Gelmezse Ceza Davası Düşer mi? 2026 Güncel Rehber
7 Ağustos 2026,
7 Ağustos 2026Şikâyetçi şikâyetinden vazgeçerse sanığın kabulü gerekir mi? Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse dava düşer mi? TCK 73 kapsamında şikâyetten vazgeçme, kabul, beraat, düşme ve birden fazla sanık bakımından sonuçları 2026 güncel rehber.
Bir ceza davasında mağdur veya şikâyetçi:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
dediğinde çoğu kişi davanın otomatik olarak sona ereceğini düşünmektedir.
Ancak şikâyete bağlı suçlarda kovuşturma aşamasına geçilmişse, şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürebilmesi bakımından sanığın iradesi son derece önemlidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesindeki temel kurala göre:
Kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürebilmesi için sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir.
Dolayısıyla mağdur:
“Artık şikâyetçi değilim.”
dese bile sanık:
“Şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmiyorum; yargılamanın devam etmesini ve beraat kararı verilmesini istiyorum.”
diyebilir.
Bu durumda, yalnızca şikâyetçinin vazgeçmesine dayanılarak davanın düşürülmesi mümkün olmayabilir.
Ancak burada çok önemli bir ayrıntı vardır:
Soruşturma aşamasındaki vazgeçme ile kovuşturma aşamasındaki vazgeçmenin sonuçları aynı değildir.
Bu nedenle “sanığın kabulü her durumda gerekir” demek de doğru değildir.
TCK 73 Şikâyetten Vazgeçme Konusunda Ne Düzenliyor?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi şikâyet süresi, şikâyetten vazgeçme ve vazgeçmenin sonuçlarına ilişkin temel hükümleri düzenlemektedir.
Güncel TCK metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
TCK m.73 bakımından özellikle üç hususun birbirinden ayrılması gerekir:
Şikâyet hakkının kullanılması
Şikâyetten vazgeçme
Sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi
Bu kavramların birbirine karıştırılması uygulamada yanlış düşme taleplerine veya sanığın istemediği bir hukuki sonuçla karşılaşmasına neden olabilir.
Şikâyetten Vazgeçme Nedir?
Şikâyetten vazgeçme, şikâyet hakkı sahibi kişinin daha önce yaptığı şikâyeti sürdürmek istemediğini açıklamasıdır.
Örneğin mağdur savcılıkta:
“A kişisinden şikâyetçiyim ve cezalandırılmasını istiyorum.”
demiştir.
Daha sonra mahkemede:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
diyebilir.
Ancak bu beyanın davayı sona erdirip erdirmeyeceği;
suçun şikâyete tabi olup olmadığına, dosyanın aşamasına ve sanığın tutumuna
göre değerlendirilmelidir.
Her Suçta Şikâyetten Vazgeçilebilir mi?
Şikâyetten vazgeçmenin ceza davasını sona erdirme etkisi esas olarak şikâyete bağlı suçlar bakımından önemlidir.
Suç re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bir suçsa mağdurun:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
demesi kamu davasını otomatik olarak sona erdirmez.
Önce şu soru cevaplandırılmalıdır:
İsnat edilen suç gerçekten şikâyete bağlı mı?
Bu belirlenmeden sanığın kabulünün gerekip gerekmediğini tartışmak eksik kalır.
Sanığın Kabulü Ne Zaman Gerekir?
Sanığın kabulünün özellikle önem kazandığı aşama kovuşturmadır.
Yani iddianame kabul edilmiş ve kamu davası açılmışsa, şikâyete bağlı suçta mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi üzerine sanığın bu vazgeçmeyi kabul edip etmediği önem taşır.
Sanık kabul ederse diğer koşullar da mevcutsa düşme kararı gündeme gelebilir.
Sanık kabul etmezse yargılamaya devam edilmesi gerekebilir.
Soruşturma Aşamasında Sanığın Kabulü Gerekir mi?
Bu nokta özellikle önemlidir.
TCK m.73’te sanığın kabulüne ilişkin düzenleme kovuşturma aşamasındaki vazgeçmenin davayı düşürmesi bakımından öngörülmüştür.
Dolayısıyla dosya henüz Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma aşamasındaysa hukuki değerlendirme farklıdır.
Şikâyete bağlı suçta geçerli bir şikâyetten vazgeçme bulunması hâlinde savcılık yönünden dava şartı ortadan kalkabilir.
Bu nedenle:
“Şikâyetçi hangi aşamada vazgeçerse vazgeçsin sanığın mutlaka kabulü gerekir.”
şeklindeki genelleme doğru değildir.
Kovuşturma Aşaması Ne Zaman Başlar?
Ceza muhakemesinde soruşturma ve kovuşturma ayrımı önemlidir.
Basitleştirerek söylemek gerekirse:
Savcılık aşaması = soruşturma
İddianamenin kabulünden sonraki mahkeme aşaması = kovuşturma
Sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabulünün önem kazandığı temel nokta da bu ayrımdır.
Sanık Şikâyetten Vazgeçmeyi Kabul Ederse Ne Olur?
Suç şikâyete bağlıysa, mağdur geçerli biçimde şikâyetinden vazgeçmişse ve kovuşturma aşamasında sanık bunu kabul etmişse davanın düşmesi gündeme gelir.
Burada mahkeme:
“Sanık suçu işlemedi.”
şeklinde esas hakkında beraat kararı vermiş olmaz.
Dava, şikâyet koşulunun ortadan kalkmasına bağlı olarak sona erer.
İşte bu nedenle düşme ile beraat arasındaki fark sanığın kabul kararında son derece önemlidir.
Sanık Vazgeçmeyi Kabul Etmezse Ne Olur?
Sanık açıkça:
“Şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmiyorum.”
derse, şikâyetçinin vazgeçmesine dayanılarak davanın düşürülmesi mümkün olmayabilir.
Yargılama devam eder.
Mahkeme delilleri değerlendirir ve dosyanın sonucuna göre;
beraat,
mahkûmiyet
veya kanunun öngördüğü başka bir karar verebilir.
Bu nedenle sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi:
“Dava kesin beraatle sonuçlanacak.”
anlamına gelmez.
Sanık yargılamanın esasına ilişkin riski de dikkate almalıdır.
Sanık Neden Şikâyetten Vazgeçmeyi Kabul Etmez?
İlk bakışta şu soru oldukça mantıklıdır:
“Mağdur şikâyetini geri çekmiş. Sanık neden davanın düşmesini istemesin?”
Çünkü sanık kendisini suçsuz görüyor ve beraat kararı almak istiyor olabilir.
Örneğin sanık:
“Ben bu kişiye hakaret etmedim. Mesajlar bana ait değil. Şikâyetçinin vazgeçmesi nedeniyle dosyanın düşmesini değil, suçsuz olduğumun ortaya çıkmasını istiyorum.”
diyebilir.
Özellikle suç isnadı;
mesleki itibarı, ticari itibarı, aile ilişkilerini, başka bir hukuk davasını veya kişinin kamusal konumunu
etkiliyorsa sanık beraat kararı verilmesini tercih edebilir.
Düşme Kararı ile Beraat Kararı Aynı mı?
Hayır. Kesinlikle aynı hukuki karar değildir.
Bu ayrım makalenin en önemli noktalarından biridir.
Düşme
Mahkeme, belirli bir muhakeme koşulunun ortadan kalkması veya kanunda öngörülen başka bir düşme nedeni nedeniyle yargılamayı sona erdirir.
Beraat
Mahkeme suç isnadının esasını değerlendirerek CMK m.223 kapsamında beraat sonucuna ulaşır.
Örneğin sanığın yüklenen fiili işlemediğinin sabit olması veya yüklenen suç açısından mahkûmiyet için gerekli şartların oluşmaması beraat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla:
Düşme = Beraat
değildir.
Sanık “Ben Beraat İstiyorum” Diyebilir mi?
Evet.
Sanık şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmeyerek yargılamanın devamını isteyebilir.
Örneğin:
“Şikâyetçinin vazgeçmesini kabul etmiyorum. Suçlamayı işlemedim. Yargılamanın devamı ile beraatime karar verilmesini talep ediyorum.”
şeklinde bir savunma gündeme gelebilir.
Ancak bunun stratejik sonucu mutlaka düşünülmelidir.
Çünkü mahkeme yargılamaya devam ettiğinde yalnızca beraat ihtimali değil, mahkûmiyet ihtimali de bulunmaktadır.
Sanık Kabul Etmezse Mahkeme Yine de Davayı Düşürebilir mi?
Şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürmesine dayanılacaksa TCK m.73’te öngörülen kabul şartı dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla kovuşturma aşamasında sanığın kabul etmediği bir vazgeçmenin, sırf mağdur:
“Ben artık şikâyetçi değilim.”
dedi diye otomatik düşme sonucu doğurduğu kabul edilmemelidir.
Ancak dosyada başka bir düşme nedeni varsa bu ayrı değerlendirilir.
Sanık Hiçbir Şey Söylemezse Vazgeçmeyi Kabul Etmiş Sayılır mı?
Bu konu uygulamada özellikle dikkat gerektirir.
Mahkemenin sanığın şikâyetten vazgeçmeye ilişkin iradesini tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlemesi önemlidir.
Bu nedenle sanığın;
kabul edip etmediğinin açıkça sorulması
ve beyanının tutanağa geçirilmesi uygulamada önem taşır.
Sanığın sessizliğinin her durumda otomatik olarak kabul sayılacağı varsayımıyla hareket edilmemelidir.
Sanık Duruşmada Yoksa Şikâyetten Vazgeçme Ne Olur?
Şikâyetçi duruşmada:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
demiş ancak sanık duruşmada bulunmamış olabilir.
Bu durumda sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin belirlenmesi gerekebilir.
Mahkeme dosyanın özelliklerine ve usul hükümlerine göre sanığın bu konudaki iradesini tespit etmeye yönelik işlem yapabilir.
Dolayısıyla:
“Şikâyetçi vazgeçti, sanık duruşmada yok, dava hemen düşer.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Sanık Avukatı Şikâyetten Vazgeçmeyi Kabul Edebilir mi?
Bu noktada müdafiin vekâlet ve temsil yetkisinin kapsamı ile işlemin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada sanığın şahsi iradesinin belirlenmesi önem taşıyabileceğinden, yalnızca müdafi beyanının her dosyada sanığın kabulü yerine geçeceği varsayılmamalıdır.
Özellikle sanık beraat istediğini daha önce açıkça belirtmişse bu husus daha da önem kazanır.
Sanık Önceden “Vazgeçmeyi Kabul Ediyorum” Diyebilir mi?
Şikâyetçinin henüz vazgeçmediği bir aşamada yapılan genel ve geleceğe yönelik açıklamaların hukuki etkisi somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
En güvenli yaklaşım, mağdurun vazgeçme beyanından sonra sanığın iradesinin açık ve güncel biçimde belirlenmesidir.
Şikâyetçi Vazgeçti, Sanık da Kabul Etti: Dava Kesin Düşer mi?
Önce başka koşullar da kontrol edilmelidir.
Şu sorular cevaplandırılmalıdır:
Suç şikâyete bağlı mı?
Vazgeçen kişi şikâyet hakkı sahibi mi?
Vazgeçme geçerli mi?
Sanığın kabulü açık mı?
Dosyada başka suç bulunuyor mu?
Diğer suç re’sen takip ediliyor mu?
Örneğin aynı olayda hem şikâyete bağlı bir suç hem de re’sen takip edilen başka bir suç bulunabilir.
Bu durumda vazgeçme yalnızca ilgili suç bakımından sonuç doğurabilir.
Şikâyetçi Bir Suçtan Vazgeçip Diğerinden Vazgeçmezse Ne Olur?
Dosyada birden fazla suç bulunuyorsa her suçun takip rejimi ayrı değerlendirilmelidir.
Örneğin aynı olay nedeniyle sanık hakkında iki farklı suç isnadı bulunmaktadır.
Bunlardan biri şikâyete bağlı, diğeri re’sen takip ediliyor olabilir.
Mağdur:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
dese ve sanık da kabul etse bile re’sen takip edilen suç yönünden kamu davası devam edebilir.
Birden Fazla Sanık Varsa Vazgeçme Nasıl Sonuç Doğurur?
TCK m.73 bakımından bu konu özel önem taşır.
Kanunda, iştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçmenin diğerlerini de kapsamasına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.
Dolayısıyla mağdurun:
“A’dan vazgeçiyorum ama B’den vazgeçmiyorum.”
şeklindeki beyanının istenilen hukuki sonucu her durumda doğuracağı varsayılmamalıdır.
İştirak hükümleri ve somut olay ayrıca incelenmelidir.
İki Sanıktan Biri Vazgeçmeyi Kabul Edip Diğeri Etmezse Ne Olur?
Bu durumda her sanığın kabul iradesi ile TCK m.73’ün iştirak ve vazgeçmeye ilişkin hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle sanıklardan biri:
“Davayı düşürün.”
derken diğerinin:
“Ben beraat istiyorum.”
demesi mümkündür.
Bu nedenle birden fazla sanıklı dosyalarda tek bir sanığın beyanına bakılarak bütün dosya hakkında sonuç çıkarılmamalıdır.
Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?
Birden fazla mağdur bulunuyorsa her mağdurun şikâyet hakkı ayrı olabilir.
Örneğin aynı fiilden iki kişi mağdur olmuş ve her ikisi de şikâyetçi olmuşsa yalnızca bir mağdurun vazgeçmesi diğer mağdurun şikâyet hakkını ortadan kaldırmayabilir.
Bu nedenle:
“Bir şikâyetçi vazgeçti, dava tamamen düşer.”
şeklinde düşünülmemelidir.
Şikâyetten Vazgeçme Şarta Bağlanabilir mi?
Vazgeçme beyanının açık ve tereddütsüz olması önemlidir.
Örneğin:
“Bana 100.000 TL öderse şikâyetimden vazgeçiyorum.”
şeklindeki koşullu beyan ile:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
beyanı aynı değildir.
Özellikle uzlaşma görüşmeleri sırasında bu ayrım önem taşır.
“Zararımı Öderse Şikâyetimi Çekerim” Vazgeçme Sayılır mı?
Tek başına kesin vazgeçme beyanı olarak değerlendirilmemelidir.
Bu ifade gelecekte belirli bir koşul gerçekleşirse vazgeçilebileceğini anlatmaktadır.
Zararın gerçekten giderilip giderilmediği ve sonrasında açık vazgeçme iradesinin ortaya konulup konulmadığı kontrol edilmelidir.
Şikâyetçi Para Aldıktan Sonra Vazgeçerse Ne Olur?
Taraflar zarar giderimi konusunda anlaşmış olabilir.
Ancak ödeme yapılması tek başına ceza dosyasını kapatmaz.
Yine:
suçun şikâyete tabi olup olmadığı,
geçerli vazgeçme bulunup bulunmadığı
ve kovuşturma aşamasındaysa sanığın kabulü
değerlendirilmelidir.
Ayrıca bazı suçlarda etkin pişmanlık veya uzlaştırma hükümleri ayrı sonuçlar doğurabilir.
Şikâyetten Vazgeçme ile Uzlaştırma Aynı Şey mi?
Hayır.
Bu iki kurum sıklıkla karıştırılmaktadır.
Şikâyetten vazgeçme TCK m.73 kapsamında değerlendirilirken uzlaştırma CMK’da düzenlenen ayrı bir ceza muhakemesi kurumudur.
Uzlaştırmada;
edim, uzlaştırmacı, teklif, kabul ve uzlaşma raporu
gibi farklı süreçler bulunmaktadır.
Dolayısıyla:
“Şikâyetçi vazgeçti = taraflar uzlaştı.”
sonucu çıkarılamaz.
Şikâyetten Vazgeçme ile Etkin Pişmanlık Aynı mı?
Hayır.
Etkin pişmanlık bazı suçlarda failin suç sonrasında belirli davranışlarda bulunmasına bağlanan özel bir kurumdur.
Örneğin zararın giderilmesi bazı suçlarda etkin pişmanlık bakımından önem taşıyabilir.
Ancak mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi ayrı bir konudur.
Hakaret Davasında Sanığın Kabulü Gerekir mi?
Öncelikle somut hakaret fiilinin şikâyete tabi olup olmadığı güncel mevzuata göre belirlenmelidir.
Şikâyete tabi bir hakaret suçu nedeniyle kovuşturma yürütülüyorsa ve mağdur sonradan şikâyetinden vazgeçiyorsa TCK m.73 kapsamında sanığın kabulü gündeme gelir.
Sanık kabul etmezse:
“Şikâyetçi vazgeçti, dava kesin düştü.”
denilemez.
Tehdit Davasında Sanığın Kabulü Gerekir mi?
Tehdit suçunda önce fiilin hangi hukuki görünümünün söz konusu olduğu belirlenmelidir.
TCK m.106 kapsamındaki bütün tehdit biçimlerinin takip rejimi aynı değildir.
Eğer somut suç şikâyete bağlıysa ve kovuşturma aşamasında vazgeçme gerçekleşmişse sanığın kabulü önem taşır.
Re’sen takip edilen tehdit hâlinde ise mağdurun vazgeçmesi zaten kamu davasını otomatik sona erdirmez.
Yaralama Davasında Sanığın Kabulü Gerekir mi?
Yine önce yaralamanın hukuki niteliği belirlenmelidir.
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama ile nitelikli yaralama aynı takip rejimine sahip olmayabilir.
Somut fiil şikâyete bağlıysa ve dava açıldıktan sonra mağdur vazgeçiyorsa sanığın kabulü TCK m.73 kapsamında değerlendirilir.
Eş Şikâyetinden Vazgeçerse Sanığın Kabulü Yeterli mi?
Her zaman değil.
Özellikle aile içi şiddet olaylarında suçun nitelikli hâlinin re’sen takip edilmesi söz konusu olabilir.
Bu durumda:
mağdur vazgeçti + sanık kabul etti
formülü davanın mutlaka düşeceği anlamına gelmez.
Önce suçun gerçekten şikâyete bağlı olup olmadığı belirlenmelidir.
Dolandırıcılıkta Mağdur Vazgeçerse Sanığın Kabulü Davayı Bitirir mi?
Her durumda hayır.
Dolandırıcılık suçlarında suçun temel veya nitelikli hâli, uzlaştırma ve etkin pişmanlık hükümleri ile takip rejimi ayrıca incelenmelidir.
Suç re’sen takip ediliyorsa mağdurun vazgeçmesi ve sanığın bunu kabul etmesi kamu davasını otomatik olarak düşürmez.
Sanık Vazgeçmeyi Kabul Ederse Sabıkalı Olur mu?
Şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı mahkûmiyet kararı değildir.
Bu nedenle:
“Vazgeçmeyi kabul edersem suçumu kabul etmiş ve mahkûm olmuş sayılırım.”
şeklindeki düşünce doğru değildir.
Ancak düşme ile beraat arasındaki hukuki fark nedeniyle sanığın hangi sonucu tercih edeceği somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Vazgeçmeyi Kabul Etmek Suçu İkrar Etmek midir?
Hayır.
Sanığın:
“Şikâyetten vazgeçmeyi kabul ediyorum.”
demesi tek başına:
“Suçu işlediğimi kabul ediyorum.”
anlamına gelmez.
Bunlar farklı beyanlardır.
Sanık suçlamayı reddederken aynı zamanda davanın şikâyetten vazgeçme nedeniyle sona ermesini kabul edebilir.
Sanık Hem Suçu Reddedip Hem Vazgeçmeyi Kabul Edebilir mi?
Evet.
Örneğin:
“Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum. Bununla birlikte müştekinin şikâyetten vazgeçmesini kabul ediyorum.”
şeklinde bir beyan mümkündür.
Bu iki ifade birbiriyle zorunlu olarak çelişmez.
Sanık Önce Kabul Edip Sonra Vazgeçebilir mi?
Sanığın kabul beyanının hukuki sonuç doğurmasından sonra geri alınmasının mümkün olup olmadığı dosyanın aşaması ve verilmiş karar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kabul beyanı:
“Nasıl olsa sonra değiştiririm.”
düşüncesiyle verilmemelidir.
Şikâyetçi Vazgeçtikten Sonra Tekrar Şikâyetçi Olabilir mi?
Geçerli şikâyetten vazgeçme önemli hukuki sonuçlar doğurur.
Bu nedenle:
“Şimdi vazgeçerim, işler değişirse tekrar şikâyet ederim.”
yaklaşımı doğru değildir.
Vazgeçme iradesi açıklanmadan önce sonuçları değerlendirilmelidir.
Şikâyetten Vazgeçme Tazminat Davasını Etkiler mi?
Etkileyebilir.
TCK m.73’te vazgeçmenin şahsi haklara ilişkin sonuçları bakımından ayrıca düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle mağdurun imzaladığı metinde:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
ile
“Şikâyetimden ve tüm maddi ve manevi haklarımdan vazgeçiyorum.”
ifadeleri aynı değildir.
Vazgeçme metninin kapsamı sonradan açılabilecek tazminat davaları bakımından önem taşıyabilir.
Şikâyetten Vazgeçmede Sanığın Önündeki İki Seçenek
Kovuşturma aşamasında şikâyete bağlı bir suç bakımından mağdur vazgeçtiğinde sanık açısından temel olarak iki farklı yaklaşım ortaya çıkabilir:
1. Vazgeçmeyi Kabul Etmek
Sanık davanın düşme ile sona ermesini tercih eder.
Avantajı yargılamanın daha fazla devam etmemesidir.
Ancak sonuç beraat değil düşme olabilir.
2. Vazgeçmeyi Kabul Etmemek
Sanık:
“Suçsuzum ve beraat etmek istiyorum.”
diyerek yargılamanın devamını ister.
Ancak bu durumda mahkeme delilleri değerlendirmeye devam edeceğinden mahkûmiyet riski de ortadan kalkmış değildir.
Bu nedenle seçim yalnızca duygusal değil, dosyadaki deliller üzerinden yapılmalıdır.
Sanık Kabul Kararı Vermeden Önce Hangi 15 Soruyu Cevaplamalı?
- İsnat edilen suç şikâyete bağlı mı?
- Dosya soruşturma mı kovuşturma mı aşamasında?
- Mağdur gerçekten açıkça vazgeçmiş mi?
- Vazgeçme dosyaya usulüne uygun ulaşmış mı?
- Dosyada başka suç var mı?
- Diğer suç re’sen takip ediliyor mu?
- Sanık hakkındaki deliller güçlü mü?
- Şikâyetçinin ifadelerinde çelişki var mı?
- Objektif deliller sanığı destekliyor mu?
- Beraat ihtimali güçlü mü?
- Mahkûmiyet riski var mı?
- Düşme kararının sanık açısından pratik sonucu nedir?
- Başka hukuk veya tazminat davası bulunuyor mu?
- Suç isnadının mesleki veya ticari etkisi var mı?
- Beraat için yargılamaya devam etmek gerçekten sanığın lehine mi?
Bu sorular cevapsız bırakılmadan kabul veya ret yönünde strateji belirlenmelidir.
Şikâyetten Vazgeçmede Yapılan 10 Büyük Hata
- Her suçta vazgeçmenin davayı düşürdüğünü düşünmek
- Suçun şikâyete tabi olup olmadığını kontrol etmemek
- Soruşturma ile kovuşturma aşamasını karıştırmak
- Sanığın kabulünün önemini gözden kaçırmak
- Düşme ile beraati aynı sanmak
- Vazgeçmeyi kabul etmenin suçu ikrar etmek olduğunu düşünmek
- Sanığın beraat ihtimalini hiç değerlendirmeden kabul vermesi
- Mahkûmiyet riskini görmeden vazgeçmeyi reddetmek
- Dosyadaki diğer re’sen takip edilen suçları gözden kaçırmak
- Birden fazla sanık ve mağdur bulunan dosyalarda özel durumu incelememek
Örnek Olay 1: Mağdur Vazgeçiyor, Sanık Kabul Ediyor
A hakkında şikâyete bağlı bir suçtan kamu davası açılmıştır.
Mağdur:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
der.
A da:
“Şikâyetten vazgeçmeyi kabul ediyorum.”
şeklinde beyanda bulunur.
Diğer kanuni koşullar da mevcutsa dava hakkında düşme kararı gündeme gelebilir.
Örnek Olay 2: Mağdur Vazgeçiyor, Sanık Beraat İstiyor
B hakkında şikâyete bağlı suçtan dava açılmıştır.
Dosyadaki kamera kayıtlarının B’nin suçu işlemediğini açıkça gösterdiğini düşünen B:
“Vazgeçmeyi kabul etmiyorum. Yargılamanın devamını ve beraatimi istiyorum.”
der.
Bu durumda yalnızca mağdurun vazgeçmesine dayanılarak davanın düşürülmesi yerine yargılama devam edebilir.
Ancak B açısından yargılamanın esasına ilişkin bütün sonuçlar değerlendirilmelidir.
Örnek Olay 3: Mağdur Vazgeçiyor Ama Suç Re’sen Takip Ediliyor
C hakkında re’sen takip edilen bir suç nedeniyle dava açılmıştır.
Mağdur şikâyetinden vazgeçer.
C de:
“Kabul ediyorum.”
der.
Buna rağmen:
“Mağdur vazgeçti + sanık kabul etti = dava düştü.”
sonucu çıkmaz.
Çünkü suçun takibi zaten mağdurun şikâyetine bağlı değildir.
Örnek Olay 4: Dosyada İki Ayrı Suç Var
D hakkında biri şikâyete bağlı, diğeri re’sen takip edilen iki suçtan dava açılmıştır.
Mağdur şikâyetinden vazgeçer ve D vazgeçmeyi kabul eder.
Şikâyete bağlı suç bakımından düşme gündeme gelebilirken re’sen takip edilen suç yönünden yargılama devam edebilir.
Örnek Olay 5: Sanık Suçu Reddediyor Ama Vazgeçmeyi Kabul Ediyor
E:
“Suçlamayı kabul etmiyorum. Ancak müştekinin şikâyetten vazgeçmesini kabul ediyorum.”
der.
Bu beyan tek başına suçun ikrarı değildir.
Sanık suçlamayı reddederken uyuşmazlığın düşme kararıyla sona ermesini tercih edebilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Mağdur şikâyetinden vazgeçerse sanığın kabulü gerekir mi?
Kovuşturma aşamasında şikâyete bağlı suç bakımından, vazgeçmenin davayı düşürmesi için sanığın kabulü gerekir.
2. Savcılık aşamasında da sanığın kabulü gerekir mi?
TCK m.73’teki sanığın kabulüne ilişkin kural kovuşturma aşamasındaki vazgeçmenin davayı düşürmesi bakımından düzenlenmiştir. Soruşturma aşaması ayrıca değerlendirilmelidir.
3. Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse dava ne olur?
Şikâyetten vazgeçmeye dayanılarak düşme kararı verilemeyebilir ve yargılama devam edebilir.
4. Sanık neden vazgeçmeyi kabul etmez?
Suçsuz olduğunu düşünüyor ve beraat kararı almak istiyor olabilir.
5. Vazgeçmeyi kabul etmek suçumu kabul ettiğim anlamına gelir mi?
Hayır. Şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmek ile suçun ikrarı farklı hukuki beyanlardır.
6. Sanık suçu reddedip vazgeçmeyi kabul edebilir mi?
Evet.
7. Şikâyetçi vazgeçti, sanık kabul etti; mutlaka dava düşer mi?
Hayır. Öncelikle suçun şikâyete bağlı olması ve diğer kanuni koşulların bulunması gerekir. Dosyada re’sen takip edilen başka suç varsa o suç yönünden dava devam edebilir.
8. Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse kesin beraat eder mi?
Hayır. Yargılama devam eder ve mahkeme delillere göre karar verir.
9. Düşme kararı beraat midir?
Hayır. İki kararın hukuki dayanakları farklıdır.
10. Şikâyetçi vazgeçtiğinde sanık hemen kabul etmeli mi?
Her dosyada değil. Dosyadaki deliller, beraat ihtimali, mahkûmiyet riski ve sanığın hukuki menfaati birlikte değerlendirilmelidir.
Sanık Açısından En Kritik Karar: Düşme mi, Beraat İçin Devam mı?
Şikâyetçi vazgeçtiğinde sanığın önüne bazen önemli bir stratejik tercih çıkar.
Sanık:
“Vazgeçmeyi kabul ediyorum ve dosyanın sona ermesini istiyorum.”
diyebilir.
Ya da:
“Vazgeçmeyi kabul etmiyorum. Suçu işlemedim ve beraat kararı verilmesini istiyorum.”
diyebilir.
İkinci seçenek ilk bakışta daha güçlü görünse de her dosyada sanığın lehine değildir.
Örneğin dosyada sanığın aleyhine;
kamera görüntüsü, mesaj, tanık, adli rapor veya başka güçlü deliller
varsa yargılamaya devam edilmesi mahkûmiyet riski yaratabilir.
Buna karşılık sanığın lehine çok güçlü objektif deliller varsa ve suç isnadının kişinin mesleki veya ticari itibarı bakımından etkileri bulunuyorsa beraat kararı istemek stratejik olarak değerlendirilebilir.
Dolayısıyla doğru soru yalnızca:
“Kabul gerekiyor mu?”
değildir.
Asıl soru:
“Bu dosyada sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmesi mi, yoksa yargılamaya devam ederek beraat istemesi mi hukuken daha avantajlı?”
sorusudur.
Bu cevap ancak somut dosyadaki deliller incelenerek verilebilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK – Şikâyetten Vazgeçme ve Ceza Davası Stratejisi
Şikâyetten vazgeçme uygulamada basit bir işlem gibi görünmesine rağmen sanık bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Özellikle hakaret, tehdit, yaralama ve diğer şikâyete bağlı suçlarda;
suçun gerçekten şikâyete bağlı olup olmadığı,
vazgeçmenin hangi aşamada gerçekleştiği,
sanığın kabulünün gerekip gerekmediği,
düşme ile beraat arasındaki fark,
dosyadaki mahkûmiyet riski
ve sanığın beraat kararı almakta hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, Av. Arb. Fırat Fesih Kaya liderliğinde Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde şikâyetten vazgeçme, soruşturma, kovuşturma, düşme, beraat, uzlaştırma ve ceza davalarında savunma süreçlerine ilişkin hukuki destek sunmaktadır.
Güncel Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu metinleri için Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden resmi mevzuata ulaşılabilir.




