
Şikâyet Edildikten Sonra Şikâyet Geri Çekilirse Dava Düşer mi? 2026 Güncel Rehber
7 Ağustos 2026
Mağdur Şikâyetinden Vazgeçerse Sanığın Kabulü Gerekir mi? TCK 73 – 2026 Güncel Rehber
7 Ağustos 2026Şikâyetçi duruşmaya gelmezse ceza davası düşer mi? Müşteki mahkemeye katılmazsa ne olur, zorla getirme kararı çıkar mı, şikâyetten vazgeçmiş sayılır mı? Şikâyete bağlı ve re’sen takip edilen suçlar açısından 2026 güncel ceza hukuku rehberi
Ceza davalarında sanıkların en sık sorduğu sorulardan biri şudur:
“Şikâyetçi duruşmaya gelmedi. Dava düşer mi?”
Kısa cevap:
Hayır. Şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi, kural olarak ceza davasının otomatik şekilde düşmesine neden olmaz.
Şikâyetçinin duruşmaya katılmaması ile şikâyetten vazgeçmesi birbirinden tamamen farklı hukuki durumlardır.
Şikâyetçi ilk duruşmaya gelmeyebilir.
İkinci duruşmaya da gelmeyebilir.
Mahkemeye mazeret gönderebilir.
Adresinde bulunamayabilir.
Hatta bazı durumlarda yargılama şikâyetçinin yeniden dinlenmesine gerek görülmeden diğer deliller üzerinden devam edebilir.
Bu nedenle:
“Şikâyetçi gelmedi, dosya kapanmıştır.”
şeklinde düşünmek özellikle sanık açısından ciddi bir hata olabilir.
Davanın devam edip etmeyeceği; suçun türüne, şikâyete bağlı olup olmadığına, müştekinin daha önce dinlenip dinlenmediğine, dosyadaki diğer delillere ve mahkemenin müştekinin beyanını gerekli görüp görmediğine göre değerlendirilmelidir.
Şikâyetçi Kimdir?
Ceza muhakemesinde suç nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürerek yetkili makamlara başvuran kişi uygulamada şikâyetçi veya müşteki olarak adlandırılır.
Şikâyetçi soruşturma aşamasında savcılık veya kolluk tarafından dinlenmiş olabilir.
Daha sonra kamu davası açıldığında mahkeme tarafından da duruşmaya çağrılabilir.
Ancak şikâyetçi ceza davasının “sahibi” değildir.
Ceza davası, iddianamenin kabulünden sonra kamu adına yürütülen bir yargılamadır.
Bu nedenle şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi hukuk davalarındaki bazı sonuçlarla karıştırılmamalıdır.
Şikâyetçi Gelmezse Dava Neden Otomatik Düşmez?
Çünkü ceza yargılamasında mahkemenin görevi maddi gerçeği hukuka uygun deliller üzerinden araştırmaktır.
Dosyada;
sanık savunması, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, doktor raporları, adli raporlar, WhatsApp mesajları, telefon kayıtları, banka hareketleri, bilirkişi raporları, HTS kayıtları veya başka deliller bulunabilir.
Dolayısıyla şikâyetçinin bir duruşmaya gelmemesi dosyadaki diğer delilleri ortadan kaldırmaz.
Örneğin bir yaralama dosyasında şikâyetçi duruşmaya katılmamış olabilir.
Ancak dosyada olay anını gösteren kamera görüntüsü, hastane raporu ve olayı gören üç tanık bulunuyorsa:
“Şikâyetçi gelmediği için dava düşer.”
sonucuna ulaşılamaz.
Şikâyetçinin Gelmemesi Şikâyetten Vazgeçme Sayılır mı?
Kural olarak hayır.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi pasif bir davranıştır.
Şikâyetten vazgeçme ise kişinin şikâyet iradesini sona erdirmeye yönelik hukuki beyanıdır.
Dolayısıyla:
Duruşmaya gelmemek = şikâyetten vazgeçmek
şeklinde bir eşitlik kurulamaz.
Şikâyetçi gerçekten vazgeçmek istiyorsa bu iradenin hukuken dikkate alınabilecek şekilde ortaya konulması gerekir.
Şikâyetçi “Artık Mahkemeye Gitmeyeceğim” Derse Şikâyet Geri Çekilmiş Olur mu?
Tek başına hayır.
Şikâyetçinin sanığa WhatsApp üzerinden:
“Ben artık mahkemeye gelmeyeceğim.”
demesi ile mahkemeye:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
şeklinde hukuken sonuç doğurabilecek bir beyanda bulunması aynı şey değildir.
Bu nedenle taraflar arasındaki özel konuşmalara dayanarak dosyanın sona erdiği varsayılmamalıdır.
Şikâyetçi İlk Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Mahkeme öncelikle şikâyetçinin usulüne uygun şekilde çağrılıp çağrılmadığını değerlendirebilir.
Örneğin;
tebligat ulaşmamış olabilir,
adres yanlış olabilir,
şikâyetçi mazeret bildirmiş olabilir
veya başka bir nedenle duruşmaya katılmamış olabilir.
Mahkeme dosyanın özelliklerine göre müştekinin yeniden çağrılmasına karar verebilir.
Bu nedenle ilk duruşmaya gelmemesi davanın sona ereceği anlamına gelmez.
Şikâyetçi İkinci Duruşmaya da Gelmezse Dava Düşer mi?
Otomatik olarak hayır.
Mahkeme müştekinin beyanının dosyanın çözümü bakımından gerekli olduğunu düşünüyorsa yeniden çağrı yapılmasını veya koşulları varsa başka usul işlemlerini değerlendirebilir.
Buna karşılık müşteki soruşturma aşamasında ayrıntılı şekilde dinlenmiş ve mahkeme dosyadaki mevcut delilleri yeterli görmüşse yargılama diğer deliller üzerinden sürdürülebilir.
Dolayısıyla:
“Kaç duruşmaya gelmezse dava düşer?”
sorusunun “iki” veya “üç” gibi sabit bir cevabı yoktur.
Şikâyetçi Hiçbir Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Yine suçun ve dosyanın özelliklerine bakılır.
Şikâyetçinin duruşmada dinlenmesi gerekiyorsa mahkeme onun hazır edilmesine yönelik işlemler yapabilir.
Ancak ceza davasının varlığı her durumda şikâyetçinin duruşmada fiziksel olarak bulunmasına bağlı değildir.
Özellikle re’sen takip edilen suçlarda müştekinin yargılamaya aktif şekilde katılmaması kamu davasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Şikâyetçi Gelmezse Zorla Getirme Kararı Verilebilir mi?
Somut koşullar ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde, çağrılan kişinin duruşmada hazır bulunmasını sağlamak amacıyla zorla getirme gündeme gelebilir.
Ancak her gelmeyen şikâyetçi hakkında otomatik olarak zorla getirme kararı verileceği söylenemez.
Mahkeme;
kişinin usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığını, mazeret bulunup bulunmadığını ve dinlenmesinin gerekli olup olmadığını
değerlendirir.
Şikâyetçi Mazeret Gönderirse Ne Olur?
Şikâyetçi örneğin;
hastalık, ameliyat, şehir dışında bulunma veya başka haklı bir nedenle
duruşmaya gelemeyebilir.
Mahkeme mazereti değerlendirir.
Mazeretin kabul edilmesi hâlinde şikâyetçinin sonraki duruşmada dinlenmesi gündeme gelebilir.
Bu durumda da dava düşmez.
Şikâyetçinin Adresi Bulunamazsa Ne Olur?
Bu da dosyanın otomatik kapanması anlamına gelmez.
Mahkeme kişinin güncel adresinin araştırılmasına veya mevzuatta öngörülen diğer tebligat işlemlerinin yapılmasına karar verebilir.
Özellikle re’sen takip edilen suçlarda:
“Müştekinin adresi bulunamadı, o hâlde kamu davası sona erer.”
şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Şikâyetçi Yurt Dışındaysa Duruşmaya Gelmek Zorunda mı?
Yurt dışında bulunan müştekinin nasıl dinlenebileceği dosyanın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.
Adli yardımlaşma, istinabe veya mevzuatın izin verdiği uygun yöntemler gündeme gelebilir.
Dolayısıyla şikâyetçinin Türkiye dışında olması da davanın kendiliğinden düşmesine neden olmaz.
Şikâyetçi Daha Önce Savcılıkta İfade Verdiyse Mahkemeye Gelmesi Gerekir mi?
Şikâyetçinin soruşturma aşamasında verdiği ifade dosyada bulunabilir.
Ancak mahkeme;
beyanlardaki çelişkilerin giderilmesi, sanık savunmasının değerlendirilmesi, olayın ayrıntılarının açıklığa kavuşturulması
gibi nedenlerle müştekiyi doğrudan dinlemek isteyebilir.
Özellikle mahkûmiyet bakımından belirleyici nitelikte bir anlatım söz konusuysa, delilin duruşmada tartışılması ve savunma hakları ayrıca önem taşır.
Şikâyetçi Gelmiyorsa Savcılıktaki İfadesi Tek Başına Yeterli mi?
Bunun her dosya için tek bir cevabı yoktur.
Ceza mahkûmiyeti bakımından delillerin tamamının değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle sanığın suçlamayı reddettiği ve müşteki anlatımının tek veya belirleyici delil olduğu durumlarda, savunmanın müşteki beyanını sorgulama imkânı adil yargılanma hakkı bakımından önem kazanabilir.
Anayasa Mahkemesi içtihadında da tanık veya belirleyici beyan delillerinin sorgulanması bakımından adil yargılanma güvenceleri değerlendirilmektedir.
Şikâyetçinin Beyanı Tek Delilse Ne Olur?
Bu özellikle;
tehdit, hakaret, cinsel suç iddiaları, aile içi olaylar ve tarafların yalnız bulunduğu olaylarda
önemli bir sorudur.
Şikâyetçinin beyanının tek delil olması otomatik olarak:
“Sanık kesin beraat eder.”
anlamına gelmez.
Ancak mahkeme müşteki anlatımının;
tutarlı olup olmadığını, zaman içinde değişip değişmediğini, hayatın olağan akışıyla uyumunu, başka deliller tarafından desteklenip desteklenmediğini ve sanık savunması karşısındaki güvenilirliğini
değerlendirmelidir.
Şikâyetçi Mahkemede Dinlenmeden Sanığa Ceza Verilebilir mi?
Bu konuda kategorik bir “evet” veya “hayır” cevabı doğru olmaz.
Dosyadaki diğer deliller yeterli olabilir.
Ancak şikâyetçinin soruşturma ifadesi mahkûmiyet açısından tek veya belirleyici delil niteliğindeyse savunmanın bu beyana karşı etkili biçimde itiraz ve sorgulama imkânı bulup bulmadığı ayrıca önem taşır.
Bu nedenle savunmada yalnızca:
“Şikâyetçi duruşmaya gelmedi.”
denilmesi yerine, bunun savunma hakkı ve delilin güvenilirliği üzerindeki etkisinin açıklanması daha doğru olabilir.
Şikâyetçi Gelmediği İçin Beraat Kararı Verilebilir mi?
Şikâyetçinin gelmemesi tek başına beraat sebebi değildir.
Ancak dosyadaki diğer deliller suçun sanık tarafından işlendiğini ispatlamaya yeterli değilse beraat gündeme gelebilir.
Örneğin:
Şikâyetçi duruşmaya gelmemiştir.
Dosyada kamera yoktur.
Tanık yoktur.
Mesaj kaydı yoktur.
Adli rapor yoktur.
Sanık suçlamayı başından beri reddetmektedir.
Şikâyetçinin soruşturma beyanında da önemli çelişkiler bulunmaktadır.
Bu durumda mesele artık:
“Şikâyetçi gelmediği için dava düşer mi?”
değil;
“Dosyadaki mevcut deliller mahkûmiyet için yeterli mi?”
sorusudur.
Şikâyetçi Gelmezse Sanık Kesin Beraat Eder mi?
Hayır.
Dosyada örneğin olay anını açıkça gösteren kamera görüntüsü varsa müştekinin duruşmaya gelmemesi sanığın otomatik beraat edeceği anlamına gelmez.
Aynı şekilde;
ses kayıtları, mesajlar, adli rapor, tanık anlatımları veya başka güçlü deliller
bulunabilir.
Ceza mahkemesi dosyayı bütün hâlinde değerlendirir.
Şikâyetçi Gelmezse Düşme mi, Beraat mi?
Bu iki karar mutlaka ayrılmalıdır.
Düşme, örneğin şikâyete bağlı suçta geçerli şikâyetten vazgeçme gibi bir muhakeme şartının ortadan kalkması nedeniyle gündeme gelebilir.
Beraat ise suç isnadının esası bakımından verilen bir karardır.
Dolayısıyla şikâyetçinin yalnızca duruşmaya gelmemesi doğrudan bu kararlardan herhangi birini zorunlu kılmaz.
Şikâyete Bağlı Suçta Şikâyetçi Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Burada çok sık yapılan bir hata vardır.
Suçun şikâyete bağlı olması:
“Şikâyetçi her duruşmaya gelmek zorundadır; gelmezse şikâyeti düşer.”
anlamına gelmez.
Şikâyet daha önce usulüne uygun şekilde yapılmışsa sırf müşteki duruşmaya katılmadı diye şikâyet ortadan kalkmaz.
Şikâyetten vazgeçme için ayrıca hukuken dikkate alınabilecek bir vazgeçme iradesinin bulunması gerekir.
Re’sen Takip Edilen Suçta Şikâyetçi Gelmezse Ne Olur?
Re’sen takip edilen suçlarda sonuç daha da açıktır.
Mağdurun:
duruşmaya gelmemesi,
“ceza almasını istemiyorum” demesi
ve hatta bazı durumlarda şikâyetçi olmadığını belirtmesi
kamu davasını otomatik olarak sona erdirmez.
Savcılık ve mahkeme suçun niteliğine göre kamu adına süreci sürdürebilir.
Şikâyetçi Duruşmaya Gelmeyince Şikâyetinden Vazgeçmiş Sayılır mı?
Hayır.
Bu sorunun net cevabı budur.
Şikâyetten vazgeçme ile duruşmaya katılmama farklı hukuki kavramlardır.
Örneğin müşteki;
şehir dışında olduğu, duruşma tarihini unuttuğu, tebligatı almadığı, hasta olduğu veya yargılamayı takip etmek istemediği
için gelmemiş olabilir.
Bunların hiçbiri kendiliğinden:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
beyanı oluşturmaz.
Tehdit Davasında Şikâyetçi Gelmezse Dava Düşer mi?
Otomatik olarak hayır.
Öncelikle isnat edilen tehdidin hangi hukuki kapsamda olduğu ve suçun şikâyete tabi olup olmadığı belirlenmelidir.
Daha sonra dosyadaki;
mesajlar, ses kayıtları, tanıklar, kamera görüntüleri ve müştekinin önceki beyanları
değerlendirilir.
Müştekinin gelmemesi tek başına dosyayı sona erdirmez.
Hakaret Davasında Şikâyetçi Gelmezse Ne Olur?
Hakaret suçunda da yalnızca duruşmaya gelmemek şikâyetten vazgeçme anlamına gelmez.
Dosyada;
WhatsApp mesajı, sosyal medya paylaşımı, ses kaydı, tanık veya başka deliller
bulunabilir.
Ayrıca isnat edilen fiilin güncel mevzuat bakımından takip usulü ayrıca belirlenmelidir.
Yaralama Davasında Şikâyetçi Gelmezse Dava Düşer mi?
Her zaman hayır.
Yaralamanın;
basit veya nitelikli olması, kullanılan araç, mağdur ile fail arasındaki ilişki ve olayın diğer özellikleri
takip rejimini etkileyebilir.
Dosyada doktor raporu, kamera ve tanıklar bulunuyorsa müştekinin gelmemesi yargılamanın devamına engel olmayabilir.
Aile İçi Şiddette Eş Duruşmaya Gelmezse Dava Düşer mi?
Hayır, otomatik olarak düşmez.
Özellikle aile içi şiddet dosyalarında:
“Eşim duruşmaya gelmezse dava kapanır.”
şeklinde hareket edilmesi ciddi hata olabilir.
Suçun hukuki niteliği, nitelikli hâller ve dosyadaki deliller ayrıca değerlendirilir.
Ayrıca ceza davası ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uygulanan tedbirler birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.
Dolandırıcılık Davasında Şikâyetçi Gelmezse Ne Olur?
Şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi dolandırıcılık davasını otomatik sona erdirmez.
Özellikle;
banka hareketleri, dekontlar, sözleşmeler, mesajlar, IP kayıtları, HTS kayıtları ve diğer mağdur anlatımları
dosyada bulunabilir.
Dolandırıcılık suçunun hukuki niteliğine göre yargılama kamu adına devam edebilir.
Cinsel Suç Davasında Şikâyetçi Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Bu dosyalarda özellikle dikkatli değerlendirme gerekir.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların takip rejimi suçun türüne ve kanundaki düzenlemeye göre değişebilir.
Mağdurun duruşmaya katılmaması tek başına:
“Sanık beraat eder.”
veya
“Dava düşer.”
sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte mağdur anlatımının tek veya belirleyici delil olduğu durumlarda savunmanın bu beyana karşı etkili itiraz imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.
Şikâyetçi Önce Şikâyetçi Olup Sonra Mahkemeye Gelmezse Ne Yapılmalı?
Sanık açısından dosya mutlaka takip edilmelidir.
Özellikle şu soruların cevapları belirlenmelidir:
Müşteki soruşturmada ne söyledi?
İfadelerinde çelişki var mı?
Mahkeme müştekinin dinlenmesine karar verdi mi?
Usulüne uygun tebligat yapıldı mı?
Müşteki neden gelmedi?
Dosyada müşteki dışında delil var mı?
Müştekinin beyanı mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili mi?
Savunmanın müştekiye soru sorma imkânı oldu mu?
Bu soruların her biri savunmanın yönünü değiştirebilir.
Şikâyetçi Gelmiyorsa Eski İfadelerindeki Çelişkiler Nasıl Kullanılır?
Örneğin müşteki savcılıkta:
“Olay saat 20.00’de oldu.”
demiştir.
Poliste ise:
“Saat 23.30 civarıydı.”
demiştir.
İlk ifadesinde:
“Yanımızda kimse yoktu.”
demiştir.
Daha sonra:
“İki arkadaşım da oradaydı.”
demiştir.
Bu durumda savunmada yalnızca:
“Müşteki çelişkili konuşuyor.”
demek yerine çelişkiler tek tek ve karşılaştırmalı olarak gösterilmelidir.
Şikâyetçinin Gelmemesi Savunma Hakkını Etkiler mi?
Bazı dosyalarda evet.
Özellikle müştekinin beyanı mahkûmiyet açısından tek veya belirleyici delil niteliğindeyse sanığın bu beyana karşı soru yöneltebilmesi ve güvenilirliğini tartışabilmesi önem kazanabilir.
Bu konu Anayasa’nın adil yargılanma hakkına ilişkin güvenceleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 kapsamında da değerlendirilir.
Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden güncel bireysel başvuru kararları incelenebilir.
Mahkeme Şikâyetçinin Gelmesini Beklemeden Karar Verebilir mi?
Dosyanın durumuna göre verebilir.
Örneğin müştekinin beyanı zaten yeterince alınmış, taraflara gerekli tartışma imkânı sağlanmış ve dosya karar vermeye hazır hâle gelmiş olabilir.
Ancak müştekinin dinlenmesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılması veya savunma hakkının korunması açısından zorunluysa mahkemenin gerekli usul işlemlerini tamamlaması gerekir.
Şikâyetçi Duruşmaya Gelmezse Sanık Ne Yapmalı?
Sanığın:
“Nasıl olsa müşteki gelmedi.”
diyerek duruşmaya gitmemesi veya savunmasını hazırlamaması doğru değildir.
Tam tersine müştekinin yokluğu dosyadaki delillerin daha dikkatli analiz edilmesini gerektirebilir.
Özellikle;
müşteki beyanlarındaki çelişkiler, objektif deliller, tanık anlatımları, kamera kayıtları ve dijital deliller
üzerinden savunma kurulmalıdır.
Şikâyetçinin Gelmediği Dosyada Sorulması Gereken 20 Kritik Soru
- Şikâyetçi usulüne uygun çağrıldı mı?
- Tebligat kendisine ulaştı mı?
- Mazeret bildirdi mi?
- Daha önce mahkemede dinlendi mi?
- Savcılıkta ifade verdi mi?
- Kollukta ifade verdi mi?
- İfadeleri birbiriyle uyumlu mu?
- Şikâyetçinin beyanı tek delil mi?
- Beyanı belirleyici delil niteliğinde mi?
- Dosyada kamera kaydı var mı?
- Tanık bulunuyor mu?
- Mesaj veya ses kaydı var mı?
- Adli rapor mevcut mu?
- Şikâyetçinin yeniden dinlenmesi gerekli mi?
- Savunma müştekiye soru sorabildi mi?
- Suç şikâyete bağlı mı?
- Şikâyetten açıkça vazgeçilmiş mi?
- Suç re’sen takip ediliyor mu?
- Mevcut deliller mahkûmiyet için yeterli mi?
- Müştekinin yokluğunun savunma hakkına somut etkisi var mı?
Bu sorular cevapsız bırakılmamalıdır.
Çünkü doğru soru yalnızca “şikâyetçi geldi mi?” değildir.
Asıl soru:
“Şikâyetçinin yokluğunda dosyadaki deliller hukuken neyi ispatlıyor?”
sorusudur.
Şikâyetçi Duruşmaya Gelmediğinde Yapılan 10 Büyük Hata
- Davanın otomatik düştüğünü düşünmek
- Şikâyetçinin vazgeçmiş sayıldığını sanmak
- Sanığın da duruşmaya gitmemesi
- Dosyadaki diğer delilleri önemsememek
- Savcılık ifadesini incelememek
- Müştekinin önceki ifadelerindeki çelişkileri göstermemek
- Müşteki beyanının tek delil olup olmadığını araştırmamak
- Şikâyete bağlı suç ile re’sen takip edilen suçu karıştırmak
- Savunmanın soru sorma hakkı bakımından değerlendirme yapmamak
- Düşme ile beraati aynı hukuki sonuç sanmak
Örnek Olay 1: Şikâyetçi Gelmedi Ama Kamera Kaydı Var
A, B’yi darp etmekle suçlanmaktadır.
B duruşmaya gelmez.
Ancak olay anını açıkça gösteren kamera görüntüsü ve doktor raporu bulunmaktadır.
Bu durumda:
“B gelmedi, dava düşer.”
denilemez.
Mahkeme mevcut delilleri değerlendirmeye devam eder.
Örnek Olay 2: Şikâyetçi Gelmedi ve Tek Delil Kendi Beyanı
C, D’yi tehdit etmekle suçlamaktadır.
Kamera yoktur.
Mesaj yoktur.
Ses kaydı yoktur.
Tanık yoktur.
D suçlamayı reddetmektedir.
C ise mahkemeye gelmemektedir ve soruşturmadaki anlatımlarında önemli çelişkiler bulunmaktadır.
Bu durumda C’nin yokluğu delilin güvenilirliği ve savunmanın beyana karşı çıkabilme imkânı açısından çok daha önemli hâle gelebilir.
Örnek Olay 3: Şikâyetçi Gelmedi Ama Şikâyetinden de Vazgeçmedi
E, şikâyete bağlı bir suç nedeniyle F’den şikâyetçi olmuştur.
Daha sonra duruşmaya katılmamıştır.
Ancak dosyaya:
“Şikâyetimden vazgeçiyorum.”
şeklinde herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Bu durumda yalnızca duruşmaya katılmaması nedeniyle şikâyetinden vazgeçtiği kabul edilmez.
Örnek Olay 4: Şikâyetçi Gelmedi ve Re’sen Takip Edilen Suç Var
G hakkında re’sen takip edilen bir suç nedeniyle kamu davası açılmıştır.
Mağdur duruşmalara katılmamaktadır.
Dosyada kamera, tanık ve adli rapor bulunmaktadır.
Kamu davası müştekinin aktif takibine bağlı olmadığından yargılama devam edebilir.
Örnek Olay 5: Şikâyetçi Yurt Dışına Taşınmış
H soruşturma sırasında ayrıntılı ifade vermiş, daha sonra yurt dışına taşınmıştır.
Mahkeme H’nin dinlenmesinin gerekli olup olmadığını ve gerekiyorsa hangi hukuki yöntemle dinlenebileceğini değerlendirir.
Sadece yurt dışına taşınması davayı kendiliğinden sona erdirmez.
Sık Sorulan Sorular
1. Şikâyetçi ilk duruşmaya gelmezse dava düşer mi?
Hayır. İlk duruşmaya gelmemek davanın otomatik düşme sebebi değildir.
2. Şikâyetçi kaç duruşmaya gelmezse dava düşer?
Bunun “iki duruşma” veya “üç duruşma” şeklinde sabit bir sayısı yoktur.
3. Şikâyetçi gelmeyince şikâyetinden vazgeçmiş sayılır mı?
Kural olarak hayır. Duruşmaya gelmemek ile şikâyetten vazgeçmek farklı hukuki işlemlerdir.
4. Şikâyetçi gelmezse sanık beraat eder mi?
Otomatik olarak hayır. Dosyadaki bütün deliller değerlendirilir.
5. Şikâyetçi gelmezse zorla getirilebilir mi?
Kanuni koşullar ve mahkemenin değerlendirmesi doğrultusunda zorla getirme gündeme gelebilir.
6. Şikâyetçinin savcılıkta verdiği ifade kullanılabilir mi?
Soruşturma ifadesi dosyada değerlendirmeye konu olabilir. Ancak özellikle tek veya belirleyici delil olduğu durumlarda savunmanın beyana karşı etkili biçimde çıkabilmesi önem taşır.
7. Şikâyetçi yurt dışındaysa dava düşer mi?
Hayır. Yurt dışında bulunması tek başına düşme nedeni değildir.
8. Şikâyete bağlı suçta müşteki duruşmaya gelmezse şikâyet sona erer mi?
Hayır. Daha önce yapılmış geçerli şikâyet sırf duruşmaya katılmama nedeniyle ortadan kalkmaz.
9. Şikâyetçi “ceza almasını istemiyorum” derse dava düşer mi?
Suçun şikâyete bağlı olup olmadığına göre sonuç değişir. Re’sen takip edilen suçlarda bu beyan davayı otomatik sona erdirmez.
10. Şikâyetçi gelmiyor ve dosyada başka delil yoksa ne olur?
Bu durumda mahkûmiyet için yeterli, hukuka uygun ve ikna edici delil bulunup bulunmadığı özellikle değerlendirilmelidir. Şikâyetçinin yokluğu tek başına beraat nedeni olmasa da ispat sorunu bakımından kritik hâle gelebilir.
Şikâyetçi Gelmediğinde Asıl Soru: Dava Düşer mi Değil, Delil Yeterli mi?
Ceza davalarında en önemli ayrım budur.
Şikâyetçinin duruşmaya gelmemesi üzerine yalnızca:
“Dava düşer mi?”
sorusuna odaklanmak çoğu zaman yanlış hukuki stratejiye yol açar.
Asıl değerlendirilmesi gereken:
“Şikâyetçi olmadan dosyada mahkûmiyeti destekleyen yeterli delil var mı?”
sorusudur.
Örneğin müşteki gelmemiş ancak suç kamera kaydıyla açıkça görülüyorsa müştekinin yokluğu sanık açısından beklenen sonucu yaratmayabilir.
Buna karşılık müşteki gelmiyor, tek delil müştekinin çelişkili soruşturma beyanı, sanık isnadı reddediyor ve objektif destekleyici delil bulunmuyorsa savunma açısından tamamen farklı bir tablo ortaya çıkabilir.
Bu nedenle dosya şu sırayla analiz edilmelidir:
Suçun takip rejimi belirlenmeli.
Şikâyetçinin önceki beyanları karşılaştırılmalı.
Objektif deliller incelenmeli.
Şikâyetçi beyanının tek veya belirleyici delil olup olmadığı tespit edilmeli.
Savunmanın bu beyana karşı etkili itiraz ve sorgulama imkânı değerlendirilmelidir.
Son olarak mevcut delillerin mahkûmiyet standardına ulaşıp ulaşmadığı tartışılmalıdır.
Ceza muhakemesinde şikâyetçinin yokluğu tek başına sonucu belirlemez; delillerin hukuki değeri belirler.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK – Ceza Davalarında Şikâyetçi Beyanı ve Savunma
Şikâyetçinin duruşmaya gelmediği ceza davalarında savunmanın yalnızca:
“Müşteki duruşmaya katılmadı, beraat istiyoruz.”
şeklinde kurulması çoğu dosyada yeterli değildir.
Şikâyetçinin önceki ifadelerindeki çelişkiler, müşteki beyanını destekleyen objektif delillerin bulunup bulunmadığı, beyanın tek veya belirleyici delil olup olmadığı ve savunmanın bu beyana karşı etkili biçimde çıkabilme imkânı birlikte değerlendirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, Av. Arb. Fırat Fesih Kaya liderliğinde; Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin başta olmak üzere Türkiye genelinde savcılık soruşturmaları, şüpheli ve sanık savunmaları, müşteki beyanlarının değerlendirilmesi, delil analizi, beraat talepleri ve ceza davalarına ilişkin hukuki süreçlerde hukuki destek sunmaktadır.
Güncel Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri için Mevzuat Bilgi Sistemi, anayasal güvencelere ilişkin kararlar için Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası incelenebilir.




