
Karakola İfadeye Çağrıldım Gitmezsem Yakalama Kararı Çıkar mı? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026
İfade Verdikten Sonra Dosyanın Takipsizlik mi Dava mı Olacağı Nasıl Anlaşılır? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026Savcılıkta ifade verecek kişilerin en fazla endişe ettiği konulardan biri, “Savcılık ifadesinden sonra tutuklanır mıyım?” sorusudur. Şüpheli sıfatıyla Cumhuriyet savcısına ifade vermek, tek başına kişinin tutuklanacağı anlamına gelmez. Savcılık ifadesinden sonra şüpheli serbest bırakılabilir, adli kontrol talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilebilir veya Cumhuriyet savcısı tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk kararı verebilir. Ancak tutuklama kararını savcı değil, hâkim verir.
2026 yılı itibarıyla tutuklamanın temel şartları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Tutuklama, soruşturmanın doğal veya otomatik sonucu değil, kanuni koşullara bağlı bir koruma tedbiridir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması yanında bir tutuklama nedeninin mevcut olması ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Adalet Bakanlığı kaynaklarında da tutuklamanın temelinde kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedenlerinin bulunması gerektiği açıklanmaktadır.
Bu nedenle Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin veya Bursa’da savcılık ifadesine çağrılan kişinin yalnızca “savcıya çıkacağım” düşüncesinden hareketle tutuklanacağı sonucuna varması doğru değildir. Buna karşılık ciddi bir suç isnadı, kaçma şüphesi, delillere müdahale ihtimali veya dosyanın özelliklerine göre tutuklama talebi ihtimali bulunuyorsa ifade öncesinde hukuki hazırlık yapılması büyük önem taşır.
Savcılık İfadesinden Sonra Ne Olur?
Şüphelinin Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesinin alınmasının ardından savcı dosyanın mevcut durumunu değerlendirir. Savcı yalnızca şüphelinin verdiği ifadeye bakmaz; müşteki beyanları, tanık anlatımları, kamera görüntüleri, HTS kayıtları, banka hareketleri, dijital materyaller, bilirkişi raporları, adli tıp raporları ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delilleri birlikte değerlendirebilir.
Cumhuriyet savcısının görevi yalnızca şüphelinin aleyhine delil toplamak değildir. CMK m.160 ve 161 kapsamında maddi gerçeğin araştırılması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Adalet Bakanlığı da 21 Mart 2026 tarihli açıklamasında bu yükümlülüğü özellikle vurgulamıştır.
Savcılık ifadesinin ardından dosyanın durumuna göre şüphelinin serbest bırakılması, adli kontrol uygulanması talebiyle hâkimliğe sevk edilmesi veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmesi gündeme gelebilir.
Savcı Tutuklama Kararı Verebilir mi?
Hayır. Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremez.
Bu ayrım, ceza soruşturmasında en fazla yanlış bilinen konulardan biridir. Cumhuriyet savcısı şüphelinin tutuklanmasının gerekli olduğunu düşünüyorsa tutuklama talebinde bulunarak kişiyi sulh ceza hâkimliğine sevk eder. Nihai değerlendirmeyi ve tutuklama konusunda kararı hâkim yapar.
CMK m.101 kapsamında soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilebilir. Savcının tutuklama isteminde gerekçe göstermesi ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını ortaya koyması gerekir.
Dolayısıyla savcının “tutuklamaya sevk” kararı vermesi, kişinin kesinlikle tutuklandığı anlamına gelmez. Hâkimlik savcının talebini reddederek şüphelinin serbest bırakılmasına veya koşulları varsa adli kontrol uygulanmasına karar verebilir.
Savcılık İfadesinden Sonra Serbest Bırakılabilir miyim?
Evet. Savcılık ifadesinden sonra serbest bırakılmak mümkündür ve her şüpheli tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edilmez.
Cumhuriyet savcısı dosyadaki delilleri ve şüphelinin durumunu değerlendirdikten sonra tutuklama veya adli kontrol talep edilmesini gerektiren bir durum bulunmadığı kanaatine ulaşabilir. Bu durumda soruşturma şüpheli tutuksuz şekilde devam edebilir.
Serbest bırakılmak ise soruşturmanın kapandığı veya kişi hakkında kesin olarak takipsizlik kararı verileceği anlamına gelmez. Savcılık daha sonra yeni deliller toplayabilir, bilirkişi incelemesi yaptırabilir, tanık dinleyebilir ve soruşturma sonunda iddianame düzenleyebilir veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir.
Savcılık İfadesinden Sonra Tutuklama Talebiyle Sevk Ne Demektir?
Savcının dosyadaki mevcut delillere göre tutuklama koşullarının oluştuğunu düşünmesi hâlinde şüpheli, tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilebilir.
Bu aşamada artık tutuklama kararını değerlendirecek makam savcılık değil sulh ceza hâkimliğidir.
Şüpheli hâkim önüne çıkarılır ve sorgusu gerçekleştirilir. Savunma ve tutuklama talebinin gerekçeleri değerlendirilir. Tutuklama istenmesi hâlinde şüphelinin müdafi yardımından yararlanması kanuni güvence altındadır; Adalet Bakanlığı kaynaklarında CMK m.101/3 kapsamında tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanığın seçtiği ya da baro tarafından görevlendirilen müdafi yardımından yararlanacağı belirtilmektedir.
Tutuklama İçin Hangi Şartların Bulunması Gerekir?
Tutuklama yalnızca kişinin bir suçla itham edilmesine dayanamaz. CMK m.100 çerçevesinde öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Bunun yanında kanunda öngörülen bir tutuklama nedeninin mevcut olması aranır.
Tutuklama nedenleri bakımından özellikle şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular ile şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme yahut tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma girişiminde bulunacağı konusunda kuvvetli şüphe oluşturması önem taşır.
Bunun yanında tutuklamanın işin önemi, beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olması gerekir. Başka bir ifadeyle tutuklama bir ceza değildir ve kişinin henüz yargılama yapılmadan cezalandırılması amacıyla kullanılamaz.
Kuvvetli Suç Şüphesi Ne Demektir?
Her şüphe tutuklama için yeterli değildir. Tutuklama bakımından basit veya soyut bir suç iddiasından daha güçlü bir delil düzeyi aranır.
Örneğin yalnızca bir kişinin “beni dolandırdı” demesi ile bu iddiayı destekleyen banka hareketleri, yazışmalar, kamera görüntüleri, sözleşmeler ve başka delillerin birlikte bulunması aynı değerlendirmeye tabi değildir.
Bu nedenle tutuklama değerlendirmesinde dosyada şüphelinin suçla bağlantısını gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı önemlidir.
Savunma açısından da ifade öncesinde yalnızca “ben yapmadım” denilmesi yerine şüpheli lehine olan banka kayıtlarının, mesajların, kamera görüntülerinin, sözleşmelerin, konum kayıtlarının veya tanıkların belirlenmesi önemli olabilir.
Hangi Durumlarda Kaçma Şüphesi Gündeme Gelebilir?
Şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması tutuklama değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Ancak kişinin sırf yabancı olması, başka şehirde yaşaması veya pasaport sahibi olması tek başına otomatik tutuklama gerekçesi olarak değerlendirilmemelidir.
Şüphelinin sabit ikametgâhının bulunması, düzenli işi, aile ve sosyal bağları, soruşturma makamlarının çağrılarına kendiliğinden uyması ve delillere müdahale etmemesi somut değerlendirmede önem taşıyabilecek hususlardandır.
Bu nedenle polis veya savcılık tarafından ifadeye çağrılan kişinin çağrılara sürekli olarak uymaması, adresini gizlemeye çalışması veya soruşturmadan kaçmaya yönelik davranışlarda bulunması savunma bakımından ayrıca risk yaratabilir.
Delil Karartma Şüphesi Tutuklamaya Neden Olabilir mi?
Evet. CMK m.100 bakımından önemli tutuklama nedenlerinden biri delillere müdahale tehlikesidir.
Şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başka kişiler üzerinde baskı oluşturma girişiminde bulunacağına ilişkin kuvvetli şüphe mevcutsa bu durum tutuklama değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Bu nedenle hakkında soruşturma bulunduğunu öğrenen kişinin WhatsApp mesajlarını silmesi, telefonunu sıfırlaması, belgeleri yok etmesi, diğer şüphelilerle ifadeleri ortaklaştırmaya çalışması veya müşteki ve tanıklara baskı yapması ciddi sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca şüphelinin lehine olan dijital veriler de silinebileceğinden, soruşturmanın öğrenilmesinden sonra mevcut belgelerin özgünlüğünün korunması önemlidir.
Katalog Suçlarda Tutuklama Otomatik midir?
Hayır. Bu konuda internette önemli ölçüde yanlış bilgi bulunmaktadır.
CMK m.100/3’te bazı suçlar bakımından tutuklama nedeninin var sayılabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte bu, “katalog suç varsa kişi kesin tutuklanır” anlamına gelmez. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve tutuklamanın ölçülülüğü gibi temel koşullar önemini korur.
Dolayısıyla katalog suç kapsamında bir soruşturmanın bulunması tutuklamayı otomatik hâle getirmez.
Adli Kontrol Nedir? Tutuklama Yerine Uygulanabilir mi?
Evet. Tutuklama yerine adli kontrol uygulanması mümkündür.
Adli kontrol, kişinin tutuklanmadan belirli yükümlülüklere tabi tutulmasına imkân veren bir koruma tedbiridir. Dosyanın özelliklerine göre yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere düzenli olarak başvurmak veya kanunda düzenlenen diğer yükümlülüklere tabi olmak gündeme gelebilir.
Tutuklama bakımından ölçülülük değerlendirmesinde adli kontrolün yeterli olup olmayacağı önemlidir. CMK m.101 çerçevesinde tutuklama talebinde adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağının hukuki ve fiili nedenlerle ortaya konulması gerekmektedir.
Bu nedenle müdafi tarafından “tutuklama yerine adli kontrol uygulanması” yönünde savunma yapılması soruşturmanın önemli aşamalarından biri olabilir.
Savcı Adli Kontrol Talebiyle Sevk Ederse Ne Olur?
Cumhuriyet savcısı tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasını talep ederek şüpheliyi sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir.
Hâkimlik dosyayı ve şüphelinin durumunu değerlendirerek uygun gördüğü adli kontrol yükümlülüklerine karar verebilir. Şüpheli böylece ceza infaz kurumuna gönderilmeden soruşturmayı dışarıda takip eder ancak kendisine getirilen yükümlülüklere uymak zorundadır.
Adli kontrol yükümlülüklerinin ihlal edilmesinin ayrıca hukuki sonuçları olabileceğinden verilen kararın içeriği dikkatle incelenmelidir.
Savcılık İfadesinden Sonra Sulh Ceza Hâkimliğinde Ne Olur?
Savcının tutuklama talebinden sonra şüpheli sulh ceza hâkimliği önüne çıkarılır. Hâkimlikte gerçekleştirilen sorgu, savcılıkta verilen ifadenin basit bir tekrarı olarak görülmemelidir.
Hâkim; suç isnadını, mevcut delilleri, tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını, şüphelinin kişisel durumunu ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını değerlendirebilir.
Bu aşamada müdafi savunmasının özellikle tutuklamanın koşulları üzerinde yoğunlaşması önemlidir. Şüphelinin sabit ikametgâhı, işi, aile bağları, çağrılara kendiliğinden katılması, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, delillere müdahale imkânının bulunmaması ve adli kontrolün yeterli olacağı gibi hususlar somut dosyanın özelliklerine göre ileri sürülebilir.
Tutuklama Talebiyle Sevk Edildim, Kesin Tutuklanır mıyım?
Hayır.
Tutuklama talebiyle sevk edilmek ile tutuklanmak aynı şey değildir. Savcılık tutuklama talebinde bulunabilir ancak sulh ceza hâkimliği bu talebi kabul etmek zorunda değildir.
Hâkimlik değerlendirmesi sonunda tutuklama kararı verebileceği gibi şüphelinin doğrudan serbest bırakılmasına veya adli kontrol uygulanmasına da karar verebilir.
Bu ayrımın bilinmesi özellikle “savcı beni tutuklamaya sevk etti, artık kesin cezaevine gireceğim” endişesinin önüne geçmesi bakımından önemlidir.
Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Evet. Tutuklama kararları kesin ve değiştirilemez kararlar değildir. Kanunda öngörülen usul ve süreler içerisinde tutuklama kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Ayrıca soruşturmanın ilerleyen aşamalarında tahliye talebinde bulunulması mümkündür. Yeni delillerin ortaya çıkması, delillerin toplanmış olması, kaçma veya delil karartma riskinin ortadan kalkması, tutukluluk süresi ve tedbirin ölçülülüğü gibi hususlar tahliye değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle tutuklama kararının ardından yalnızca ilk itiraz değil, soruşturmanın sonraki gelişmelerinin de düzenli olarak takip edilmesi gerekir.
Savcılık İfadesinden Önce Tutuklama Riskini Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?
Hiçbir avukat veya kişi, somut dosyayı görmeden “kesinlikle tutuklanmazsınız” şeklinde garanti veremez. Bununla birlikte savunma hakkının etkin şekilde kullanılması açısından ifade öncesinde yapılabilecek önemli hazırlıklar bulunmaktadır.
Öncelikle mümkün olduğu ölçüde suç isnadının ve soruşturma dosyasının kapsamı öğrenilmelidir. Şüphelinin lehine olan belgeler belirlenmeli, kaybolabilecek deliller korunmalı ve olay kronolojik olarak değerlendirilmelidir. Şüphelinin savunmasıyla çelişebilecek banka hareketleri, mesajlar veya başka kayıtlar bulunuyorsa bunların hukuki anlamı ifade öncesinde analiz edilmelidir.
Özellikle ciddi suç isnatlarında hazırlıksız şekilde ayrıntılı ifade vermek yerine müdafi ile birlikte savunma stratejisinin belirlenmesi önemlidir.
Savcılıkta Susma Hakkı Kullanılırsa Tutuklama Olur mu?
Susma hakkının kullanılması tek başına tutuklama nedeni değildir.
Şüphelinin kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmama hakkı bulunmaktadır. Bu anayasal ve kanuni bir savunma güvencesidir.
Ancak susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı her dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Bazı soruşturmalarda şüphelinin elindeki güçlü belgeleri sunarak ayrıntılı savunma yapması önemli olabilirken bazı soruşturmalarda dosya kapsamı yeterince bilinmediğinden daha kontrollü hareket edilmesi gerekebilir.
Savcılık İfadesinden Sonra Aynı Gün Tutuklama Olabilir mi?
Evet, dosyanın koşullarına göre süreç aynı gün içerisinde gerçekleşebilir.
Şüphelinin savcılık ifadesi alındıktan sonra Cumhuriyet savcısı tutuklama talebinde bulunursa kişi sulh ceza hâkimliğine sevk edilebilir. Hâkimlik sorgusunun ardından aynı gün tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma kararı verilmesi mümkündür.
Nitekim uygulamada savcılık savunmasının ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen ve hâkimlik tarafından tutuklanan şüphelilere ilişkin örnekler bulunmaktadır. Ancak bu örnekler, her savcılık ifadesinin aynı sonuçla biteceği anlamına gelmez.
Tutuklama Kararı Verilirse Sonra Ne Olur?
Sulh ceza hâkimliği tutuklama kararı verirse şüpheli tutuklu sıfatıyla ceza infaz kurumuna gönderilir. Ancak tutuklama bir mahkûmiyet kararı değildir. Soruşturma devam eder ve Cumhuriyet savcılığı delilleri toplamayı sürdürür.
Soruşturmanın sonunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine ulaşılırsa iddianame düzenlenebilir. Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gündeme gelebilir.
Dolayısıyla tutuklanan kişi hükümlü değildir. Masumiyet karinesi yargılama boyunca geçerliliğini korur.
Tutuklandıktan Sonra Adli Kontrolle Tahliye Mümkün mü?
Evet. Tutuklama tedbirinin devamının artık gerekli olmadığı kanaatine varılması hâlinde kişinin tahliye edilmesi ve gerektiğinde adli kontrol altına alınması mümkündür.
Uygulamada soruşturmanın ilerlemesi, delillerin toplanması veya tutuklama nedenlerinin zayıflaması sonucunda tutukluluğun kaldırılarak adli kontrol uygulanmasına karar verilebilmektedir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kamuya açık bir dosyaya ilişkin açıklamasında da soruşturma evresinde tutuklama kararının kaldırılarak CMK m.109 ve devamı kapsamında adli kontrol uygulanmasına ilişkin bir örnek yer almaktadır.
2026 Yılında Tutuklama ve Savcılık Soruşturmalarında Güncel Durum
2026 itibarıyla soruşturmanın Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmesine ilişkin CMK m.160 ve 161 ile tutuklamanın temel şartlarını düzenleyen CMK m.100 ve devamındaki sistem önemini korumaktadır. Adalet Bakanlığının 21 Mart 2026 tarihli güncel açıklamasında da savcının suç şüphesini öğrendiğinde maddi gerçeği araştırmaya başlaması, şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplaması ve şüphelinin haklarını koruması gerektiği yeniden vurgulanmıştır.
Dolayısıyla 2026 yılı bakımından da savcılık ifadesinden sonra otomatik tutuklama sistemi bulunmamaktadır. Tutuklama, kanuni şartlara bağlı olarak ve hâkim kararıyla uygulanabilecek bir koruma tedbiridir. Tutuklama yerine adli kontrolün yeterli olup olmadığı da somut olay kapsamında değerlendirilmelidir.
Güncel mevzuat ve değişiklikler bakımından resmi kaynak olarak Mevzuat Bilgi Sistemi, Resmî Gazete ve Adalet Bakanlığı üzerinden güncel düzenlemeler takip edilebilir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Savcılık İfadesi ve Tutuklama Süreci
Tutuklama koşulları Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında Türkiye genelinde uygulanmaktadır. Dolayısıyla Ankara’da savcılık ifadesi veren bir şüpheli ile İstanbul, İzmir, Mersin veya Bursa’da ifade veren şüphelinin temel hakları ve tutuklama bakımından uygulanacak kanuni kriterler aynıdır.
Ancak her soruşturmanın delil durumu, isnat edilen suç, şüphelinin kişisel durumu ve dosyada uygulanan koruma tedbirleri farklı olduğundan tutuklama riski mutlaka somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, savcılık ifadeleri, gözaltı işlemleri, tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk, adli kontrol, tutuklama kararına itiraz ve ceza soruşturmalarının takibi alanlarında hukuki destek sunmaktadır. Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından dosyanın özelliklerine göre ifade öncesi savunma stratejisinin hazırlanması, savcılık ve sulh ceza hâkimliği süreçlerinin takibi ile tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine ilişkin hukuki başvurular gerçekleştirilebilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Savcılık ifadesinden sonra hemen tutuklanır mıyım?
Hayır. Savcılıkta ifade vermek otomatik tutuklama anlamına gelmez. Savcı serbest bırakma yönünde işlem yapabilir veya koşullarına göre adli kontrol ya da tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk gerçekleştirebilir. Tutuklama kararını hâkim verir.
2. Savcı beni tutuklayabilir mi?
Hayır. Cumhuriyet savcısı tutuklama talep edebilir ancak tutuklama kararı verme yetkisi hâkime aittir.
3. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmek kesin tutuklanacağım anlamına mı gelir?
Hayır. Sulh ceza hâkimliği savcının talebini kabul etmek zorunda değildir. Hâkimlik tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma yönünde karar verebilir.
4. Hangi durumlarda tutuklama kararı verilebilir?
CMK m.100 kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra kanunda aranan tutuklama nedenlerinin bulunması ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Kaçma veya delillere müdahale riski bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
5. Savcılık ifadesinden sonra adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet. Dosyanın koşullarına göre tutuklama yerine adli kontrol uygulanması mümkündür. Adli kontrolün yeterli olup olmadığı tutuklama değerlendirmesinde özellikle önemlidir.
6. Savcılık ifadesinde susma hakkımı kullanırsam tutuklanır mıyım?
Susma hakkının kullanılması tek başına tutuklama nedeni değildir. Susma hakkı şüpheliye tanınmış temel savunma haklarından biridir.
7. Savcılık ifadesinden sonra aynı gün cezaevine gönderilebilir miyim?
Sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklama kararı verilmesi hâlinde aynı gün ceza infaz kurumuna gönderilmek mümkündür. Ancak bunun için savcının tutuklama talebi ve ardından hâkimlik tarafından verilen tutuklama kararı gerekir.
8. Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usule göre itiraz edilebilir. Ayrıca soruşturmanın devamında tahliye talebinde bulunulması mümkündür.
9. Tutuklanırsam suçlu olduğum anlamına mı gelir?
Hayır. Tutuklama bir mahkûmiyet veya ceza değildir. Tutuklanan kişi henüz hükümlü değildir ve masumiyet karinesinden yararlanmaya devam eder.
10. Savcılık ifadesine gitmeden önce avukatla görüşmeli miyim?
Özellikle ciddi bir suç isnadı, gözaltı işlemi veya tutuklamaya sevk ihtimali bulunan dosyalarda ifade öncesinde isnadın, mevcut delillerin ve savunma stratejisinin hukuki açıdan değerlendirilmesi önemlidir. Tutuklama talebi söz konusu olduğunda müdafi yardımından yararlanma ayrıca CMK m.101/3 kapsamında güvence altındadır.
Uzman Hukuki Destek
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde hizmet veren ceza hukuku, savcılık soruşturmaları, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol alanında uzman avukat ile çalışarak soruşturmanın ilk aşamasından itibaren haklarınızı güvence altına alabilirsiniz.
Savcılık ifadesi, tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk, gözaltı, tutuklama kararı, tutuklamaya itiraz, tahliye talebi, adli kontrol, ifade öncesi savunma hazırlığı ve ceza soruşturmalarının takibi uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




