
Şirket Ortağının Defter ve Belgeleri Teslim Etmemesi Halinde Hangi Hukuki Yollara Başvurulur? 2026 Güncel Rehber
2 Eylül 2026
Şirket Kayıtlarının Değiştirilmesi veya Silinmesi Nasıl İspatlanabilir? 2026 Güncel Hukuki Rehber
2 Eylül 2026Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda en sık karşılaşılan savunmalardan biri, geçmiş yıllara ait ticari defterlerin, faturaların, banka belgelerinin veya muhasebe kayıtlarının artık bulunamadığının ileri sürülmesidir. Özellikle şirketin uzun yıllar tek bir ortak veya müdür tarafından yönetildiği, diğer ortağın muhasebeye erişemediği ve daha sonra şirketten para çekildiği, gerçek cironun gizlendiği, ilişkili şirketlere para aktarıldığı veya ortak cari hesabında milyonlarca liralık borç oluşturulduğu iddialarının ortaya çıktığı davalarda “defterler kayboldu” açıklaması önemli bir ispat sorununa dönüşebilir.
Ancak şirket defterlerinin kaybolduğu iddiası, defterleri elinde bulundurması ve saklaması gereken kişinin yalnızca sözlü açıklamasıyla hukuki sonuç doğuran bir durum değildir. Türk Ticaret Kanunu ticari defter ve belgelerin saklanması konusunda özel hükümler öngörmekte, gerçekten zayi olan defterler bakımından ayrıca mahkemeye başvuru mekanizması düzenlemektedir.
TTK m.82 uyarınca tacirin ticari defterleri ve maddede belirtilen belgeleri on yıl süreyle saklaması gerekir. Saklama süresi ilgili kaydın veya belgenin oluştuğu takvim yılının bitiminden itibaren işlemeye başlar.
Dolayısıyla 2026 yılında devam eden bir ortaklık davasında uyuşmazlık konusu defterlerin hâlen kanuni saklama süresi içerisinde bulunması gerekiyorsa, “eski defterlerdi, artık yok” şeklindeki açıklama tek başına yeterli olmayabilir.
Şirket Defterlerinin Kaybolması Ne Anlama Gelir?
Öncelikle gerçek anlamda zayi olma ile defterlerin teslim edilmemesi birbirinden ayrılmalıdır.
Defterler yangın, su baskını, deprem veya hırsızlık gibi bir olay sonucunda gerçekten ortadan kalkmış olabilir. Buna karşılık defterler eski müdürün elinde bulunmasına rağmen teslim edilmiyor, muhasebecide tutuluyor, başka bir depoya götürülmüş veya elektronik kayıtların erişim bilgileri verilmemiş olabilir.
Bu ikinci durumda hukuki mesele gerçek anlamda “kayıp defter” olmayabilir.
Örneğin eski müdür X önce diğer ortak Y’ye:
“2022-2025 defterleri benim ofisimde.”
şeklinde mesaj göndermiş, üç ay sonra dava açıldığında:
“Defterler kayboldu, nerede olduklarını bilmiyorum.”
savunması yapmışsa iki açıklama arasındaki çelişki önemlidir.
Defterlerin ne zaman, nerede ve hangi olay sonucunda kaybolduğu araştırılmalıdır.
Ticari Defterler Kaç Yıl Saklanmak Zorundadır?
TTK m.82 uyarınca ticari defterler ile kanunda sayılan ilgili kayıt ve belgeler on yıl süreyle saklanmalıdır. Ticaret Bakanlığının açıklamasında da ticari defterler, envanterler, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları, ticari yazışmalar ve kayıtların dayanağını oluşturan belgeler bakımından on yıllık saklama yükümlülüğü açıkça belirtilmektedir.
Saklama süresi, ilgili kaydın veya belgenin oluştuğu takvim yılının bitimiyle başlar.
Dolayısıyla ortaklık davasında:
“Bu kayıtlar altı yıl öncesine ait, artık bulunmuyor.”
denilmesi, tek başına kanuni saklama yükümlülüğü bakımından yeterli bir açıklama oluşturmaz.
Hangi belgenin hangi tarihte oluşturulduğu ve saklama süresinin dolup dolmadığı ayrıca hesaplanmalıdır.
Defter Gerçekten Kaybolduysa Zayi Belgesi Alınması Gerekir mi?
TTK m.82/7 bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.
Tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeler yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetler veya hırsızlık nedeniyle ve kanuni saklama süresi içerisinde zayi olursa tacir, zıyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır ve mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını emredebilir.
Burada 2026 bakımından önemli bir güncellik bulunmaktadır: TTK m.82/7’de daha önce 15 gün olan süre, 7417 sayılı Kanun değişikliğiyle 30 güne çıkarılmıştır.
Bu nedenle internette hâlen yer alan eski içeriklerde görülebilen “15 gün içinde zayi belgesi alınmalıdır” açıklamasına 2026 yılında doğrudan güvenilmemelidir.
Zayi Belgesi Yoksa “Defterler Kayboldu” Savunması Geçersiz mi Olur?
Her durumda otomatik olarak böyle bir sonuç çıkarılamaz.
Zayi belgesinin bulunmaması, tek başına defterlerin gerçekte hiçbir zaman kaybolmadığını kesin biçimde ispatlamaz. Ancak özellikle kanuni saklama süresi içerisinde bulunması gereken defterlerin ibraz edilememesi ve buna ilişkin makul, belgeli bir açıklamanın da ortaya konulamaması ispat değerlendirmesinde önemli olabilir.
Örneğin eski müdür:
“2024 yılı defterleri selde kayboldu.”
diyorsa şu sorular gündeme gelir:
Sel ne zaman gerçekleşti?
Şirket merkezi gerçekten bu olaydan etkilendi mi?
Hasar tespit kaydı var mı?
Sigorta başvurusu yapıldı mı?
Muhasebeciye bildirim yapıldı mı?
Zayi belgesi için mahkemeye başvuruldu mu?
Elektronik yedekler de mi kayboldu?
Diğer şirket belgeleri neden mevcutken yalnızca uyuşmazlık konusu defterler kayıp?
Bu soruların cevapları savunmanın güvenilirliğinin değerlendirilmesinde önem taşır.
Ortaklık Davası Açıldıktan Sonra Defterlerin Kaybolduğu Söylenirse Ne Olur?
Zamanlama özellikle önemlidir.
Örneğin Y ortağı 1 Mart 2026 tarihinde X’e noter ihtarnamesi göndererek 2023-2025 yıllarına ait şirket defterlerini istemiş olsun.
X 5 Mart’ta:
“Defterler bendedir, inceleme yaptırmayacağım.”
cevabını vermiş olabilir.
Y daha sonra dava açar.
Mahkeme defterlerin ibrazını istediğinde X bu kez:
“Defterleri bulamıyorum.”
derse önceki beyan ile sonraki savunma arasındaki çelişki mahkemenin delil değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle defter uyuşmazlıklarında yalnızca dava dosyasındaki son savunmaya değil, dava öncesindeki ihtarnamelere, e-postalara, WhatsApp yazışmalarına, muhasebeciyle yapılan görüşmelere ve teslim tutanaklarına da bakılmalıdır.
Mahkeme Şirket Defterlerinin İbrazını İsteyebilir mi?
Evet.
HMK m.222/1 uyarınca mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
TTK m.83 de ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin tarafların ticari defterlerinin ibrazına resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla ortaklık davasında şirketin gerçek cirosunun, ortak cari hesabının, şirketten yapılan ödemelerin veya belirli bir ticari işlemin ortaya çıkarılması gerekiyorsa ticari defterler yargılamanın önemli delilleri arasında bulunabilir.
Mahkeme Defterleri İstediğinde “Kayboldu” Demek Yeterli midir?
Hayır.
Belge ibrazı bakımından HMK’nın genel hükümleri de önemlidir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen kişinin belgeyi ibraz edememesi hâlinde bunun sebebini delilleriyle birlikte açıklaması gerekir. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse ilgili kişinin dinlenmesi de gündeme gelebilir.
Bu nedenle:
“Defterler yok.”
şeklindeki tek cümlelik açıklama ile:
“Şirket merkezinde 15 Şubat 2025 tarihinde meydana gelen yangında 2022-2024 defterleri zarar gördü; itfaiye raporu, sigorta hasar dosyası ve zayi belgesi dosyaya sunulmuştur.”
şeklindeki açıklamanın ispat değeri aynı değildir.
Mahkeme defterlerin neden ibraz edilemediğini somut olayın bütün delilleriyle birlikte değerlendirecektir.
Defterleri İbraz Etmemek Davayı Otomatik Kaybettirir mi?
Her durumda hayır.
Ancak ciddi ispat sonuçları doğabilir.
HMK m.222 ticari defterlerin ticari davalarda delil niteliğini özel olarak düzenlemektedir. Usulüne uygun tutulmuş defterlerin belirli şartlar altında sahibi lehine delil olabilmesi mümkünken, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defterler sahibi aleyhine delil olabilir.
Ayrıca HMK’nın belge ibrazına ilişkin hükümleri kapsamında mahkemece ibrazına karar verilen bir belgenin haklı sebep olmaksızın sunulmamasının da ispat bakımından sonuçları bulunabilir.
Bu nedenle:
“Defter yoksa hiçbir şey ispatlanamaz.”
yaklaşımı doğru değildir.
Tam tersine defterlerin neden bulunamadığı başlı başına yargılamanın önemli konularından biri hâline gelebilir.
Defterler Kaybolduysa Diğer Ortak İddialarını Nasıl İspatlayabilir?
Ticari defterlerin bulunmaması şirketin bütün ekonomik geçmişinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Modern şirket faaliyetlerinde aynı ekonomik işlem çok sayıda farklı kayıt bırakmaktadır.
Örneğin şirketin 2024 yılı satış defterleri bulunamıyorsa satışların önemli bir bölümü müşterilerin kayıtlarında bulunabilir. Şirket banka hareketleri tahsilatları gösterebilir. E-fatura ve e-arşiv kayıtları düzenlenen faturaların tespitine yardımcı olabilir. Müşteri cari hesapları, POS kayıtları, sevkiyat belgeleri, stok hareketleri ve karşı taraf şirketlerin ticari kayıtları da kullanılabilir.
Dolayısıyla şirket defterlerinin kaybolması durumunda ispat stratejisi tek kaynaklı muhasebe incelemesinden çok kaynaklı ekonomik rekonstrüksiyona dönüşür.
Banka Kayıtları Defterlerin Yerini Tutabilir mi?
Banka hareketleri son derece önemli olmakla birlikte ticari defterlerin tam anlamıyla yerine geçtiğini söylemek doğru olmaz.
Banka kaydı paranın hareket ettiğini gösterir; fakat işlemin hukuki sebebini her zaman göstermez.
Örneğin:
A Ltd. Şti. → X: 5.000.000 TL
transferi banka kaydında görülebilir.
Ancak bunun;
ortağa verilen borç,
ortağın şirkete daha önce verdiği borcun iadesi,
masraf ödemesi,
ücret,
kâr payı
veya başka bir işlem olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Defterler bulunmadığında sözleşmeler, genel kurul kararları, banka açıklamaları, geçmiş transferler, vergi ve muhasebe kayıtları gibi diğer deliller daha önemli hâle gelir.
Şirketin Gerçek Cirosu Defterler Olmadan Tespit Edilebilir mi?
Bazı durumlarda önemli ölçüde tespit edilebilir.
Örneğin şirket müdürü 2025 yılı defterlerinin kaybolduğunu iddia ederken şirket müşterilerinde 80 milyon TL’lik alış faturası bulunabilir.
Şirket banka hesaplarında 65 milyon TL müşteri tahsilatı görülebilir.
POS kayıtlarında 20 milyon TL işlem bulunabilir.
Sevkiyat kayıtları da önemli miktarda satış yapıldığını gösterebilir.
Bu veriler birlikte değerlendirilerek şirketin gerçek ticari faaliyetinin yeniden oluşturulması mümkün olabilir.
Ancak banka hesabına giren her para ciro olmadığı gibi, her fatura da tek başına tahsil edilmiş gelir anlamına gelmez. Kredi, sermaye ödemesi, avans, iade, iptal ve dönem farklılıkları ayrıştırılmalıdır.
E-Fatura Kayıtları Defterler Kaybolduğunda Önemli midir?
Evet.
Özellikle satış ve alış işlemlerinin önemli bölümünün elektronik ortamda gerçekleştiği şirketlerde e-fatura ve e-arşiv kayıtları defterlerin bulunmadığı uyuşmazlıklarda kritik olabilir.
Örneğin müdür:
“2024 satış kayıtları kayboldu.”
derken elektronik fatura kayıtlarında şirket tarafından yüzlerce müşteriye düzenlenmiş faturalar bulunabilir.
Bu durumda fatura verileri banka tahsilatları ve müşteri kayıtlarıyla karşılaştırılarak şirketin ekonomik faaliyeti yeniden oluşturulabilir.
Muhasebecideki Kayıtlar Kullanılabilir mi?
Evet.
Şirketin fiziksel defterleri eski müdürde kaybolmuş olsa bile muhasebecide muhasebe programı yedekleri, beyannameler, faturalar, cari hesap dökümleri veya çalışma dosyaları bulunabilir.
Bu nedenle ortaklık davasında:
“Defter şirket merkezinde bulunamadı.”
tespitiyle yetinilmemelidir.
Şirket muhasebecisinde hangi kayıtların bulunduğu ayrıca araştırılmalıdır.
Mahkeme, ispat bakımından gerekli gördüğü üçüncü kişi veya kurumların elindeki belgelerin ibrazını da usul hükümleri çerçevesinde isteyebilir.
Defterlerin Yalnızca Bazı Yıllarının Kaybolması Şüpheli Sayılır mı?
Tek başına suç veya hukuka aykırılık ispatı değildir.
Ancak seçici kayıp iddiası dikkatle incelenmelidir.
Örneğin şirketin 2019, 2020, 2021 ve 2022 defterleri mevcut olduğu hâlde yalnızca yöneticinin ilişkili şirketine milyonluk transferlerin yapıldığı 2023 ve 2024 defterlerinin kayıp olduğu ileri sürülebilir.
2025 ve 2026 defterleri ise yeniden mevcut olabilir.
Böyle bir kronoloji tek başına kasıtlı yok etmeyi kanıtlamaz.
Fakat defterlerin neden yalnızca uyuşmazlığın yoğunlaştığı dönemde bulunamadığı araştırılmalıdır.
Defterlerin Kaybolduğu İddiasıyla Zayi Belgesi Alınmışsa Dava Biter mi?
Hayır.
Zayi belgesinin bulunması şirketin bütün işlemlerinin hukuka uygun olduğunu göstermez.
Zayi belgesinin temel işlevi, defter ve belgelerin kanunda öngörülen sebeplerle kaybolması konusunda yargısal bir tespit sağlamaktır.
Örneğin 2024 yılı ticari defterlerinin yangında zayi olduğuna ilişkin mahkeme kararı bulunabilir.
Bu durum şirket müdürünün 2024 yılında ilişkili B şirketine yaptığı 20 milyon TL ödemenin hukuka uygun olduğunu göstermez.
Ödemenin gerçekliği ve hukuki sebebi banka kayıtları, faturalar, sözleşmeler ve karşı şirket kayıtları üzerinden yine araştırılabilir.
Zayi belgesi, işlemlerin hukuka uygunluk belgesi değildir.
Zayi Belgesi Sonradan Alınabilir mi?
TTK m.82/7’de zıyaın öğrenildiği tarihten itibaren 30 günlük başvuru süresi öngörülmüştür.
Bu nedenle yıllar sonra ortaklık davası açıldığında ilk kez:
“Aslında defterler üç yıl önce kaybolmuştu.”
denilmesi hâlinde zayi prosedürünün zamanında işletilip işletilmediği önem kazanabilir.
Özellikle kişinin defterlerin yıllar önce kaybolduğunu bildiğini kabul etmesine rağmen o dönemde hiçbir hukuki işlem yapmamış olması savunmanın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Defterlerin Kaybolmasından Şirket Müdürü Sorumlu Olabilir mi?
Defterlerin kaybolması otomatik olarak müdürün tazminat sorumluluğunu doğurmaz.
Öncelikle defterlerin korunması konusunda kimin yükümlü olduğu, kaybın nasıl gerçekleştiği, yöneticinin kusuru bulunup bulunmadığı ve şirketin somut bir zararının doğup doğmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin tüm makul güvenlik önlemleri alınmasına rağmen meydana gelen büyük bir doğal afet ile eski müdürün şirket defterlerini kendi evine götürüp yıllarca saklaması ve daha sonra bunların nerede olduğunu açıklayamaması aynı şekilde değerlendirilemez.
Yönetici sorumluluğu bakımından yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve nedensellik bağı somutlaştırılmalıdır.
Defterlerin Kaybolması Şirket Zararının İspatını Engeller mi?
Hayır.
Örneğin diğer ortak X’in şirket hesabından kendisine 30 milyon TL aktardığını iddia ediyor olabilir.
Defterlerin bulunmaması bu banka transferini ortadan kaldırmaz.
Banka kayıtları transferi gösterebilir.
Daha sonra X:
“Şirket bana borçluydu.”
savunması yapabilir.
Bu kez X’in iddia ettiği borcun dayanağı araştırılır.
Sözleşme var mı?
X daha önce şirkete para gönderdi mi?
Cari hesap kayıtları başka kaynaklardan çıkarılabiliyor mu?
Genel kurul veya yönetim kararı var mı?
Muhasebecide kayıt bulunuyor mu?
Dolayısıyla defterlerin kayıp olması ispat yükü ve delillerin değerlendirilmesini zorlaştırabilir fakat ekonomik işlemi ortadan kaldırmaz.
Ortak Cari Hesap Defterler Olmadan Tespit Edilebilir mi?
Belirli ölçüde mümkündür.
Örneğin şirketten X ortağına beş yıl içerisinde toplam 40 milyon TL gönderilmiş olabilir.
X ise şirketten yalnızca 10 milyon TL alacağı bulunduğunu iddia edebilir.
Defterler kayıp olsa bile şirket ve X arasındaki banka transferleri kronolojik olarak çıkarılabilir.
Muhasebecideki cari hesap dökümleri, beyannameler, geçmiş finansal tablolar ve ödeme belgeleriyle karşılaştırma yapılabilir.
Böylece olası ortak cari hesabının ekonomik hareketleri yeniden oluşturulabilir.
İlişkili Şirketlere Yapılan Ödemeler Nasıl Araştırılır?
Defterlerin bulunmadığı durumlarda ilişkili şirketlerin kayıtları özellikle önem kazanabilir.
Örneğin A Ltd. Şti.’nin defterleri kayıp olsun.
A’nın müdürü X aynı zamanda B Ltd. Şti.’nin sahibi olsun.
A’dan B’ye iki yılda 50 milyon TL gönderildiği banka kayıtlarından görülüyor olabilir.
Bu durumda B’nin A adına düzenlediği faturalar, B’nin kendi cari hesap kayıtları, banka hareketleri, sözleşmeler ve hizmet veya mal teslimine ilişkin belgeler araştırılabilir.
A’nın defterlerinin bulunmaması B tarafında oluşan kayıtları ortadan kaldırmaz.
Defterlerin Kaybolduğu İddiası Kötü Niyetli Olabilir mi?
Olabilir; ancak kötü niyet varsayılamaz.
Kötü niyet iddiası delillerle desteklenmelidir.
Örneğin şu kronoloji önem taşıyabilir:
Ortak bilgi talep ediyor → müdür defterlerin kendisinde olduğunu söylüyor → ihtarname gönderiliyor → dava açılıyor → mahkeme ibraz kararı veriyor → müdür ilk kez “defterler kayboldu” diyor.
Buna karşılık:
yangın → itfaiye raporu → sigorta hasar dosyası → muhasebeciye aynı gün bildirim → 30 günlük süre içerisinde zayi belgesi başvurusu
şeklindeki kronoloji tamamen farklı bir görünüm oluşturur.
Mahkemenin değerlendirmesi somut delillere dayanır.
Defterlerin Yok Edildiği İddia Edilirse Ceza Davası Açılır mı?
Defterlerin bulunamaması tek başına ceza sorumluluğunu ortaya çıkarmaz.
Şirketler hukuku ve ispat hukuku bakımından sorun oluşturan bir davranış ile ceza hukuku bakımından suç teşkil eden davranış birbirinden ayrılmalıdır.
Defterlerin kasıtlı olarak yok edildiği, sahte kayıt oluşturulduğu veya başka bir suçun unsurlarının gerçekleştiği iddia ediliyorsa somut eylem ayrıca ceza hukuku açısından incelenebilir.
Ancak:
“Defterler kayıp, o hâlde suç işlenmiştir.”
şeklinde otomatik bir sonuç doğru değildir.
Savcılığa Şikâyet Defterleri Otomatik Olarak Bulur mu?
Hayır.
Ceza soruşturması ile ticari davadaki delil toplama mekanizmaları birbirinden farklıdır.
Şirketin defterlerini bulmak, ortağın bilgi alma hakkını kullanmak veya şirket zararını tahsil etmek için her durumda ceza soruşturmasına başvurmak zorunlu değildir.
Ortaklık davasında banka, muhasebe, müşteri, tedarikçi ve elektronik kayıtların yargılama yoluyla toplanması daha doğrudan önem taşıyabilir.
Bilirkişi Defterler Olmadan İnceleme Yapabilir mi?
Evet; ancak incelemenin kapsamı değişir.
Defterlerin tamamı mevcut olduğunda bilirkişi doğrudan ticari defter ve kayıtlar üzerinden inceleme yapabilir.
Defterler kayıp olduğunda ise bilirkişinin farklı veri kaynaklarını karşılaştırması gerekebilir.
Örneğin:
banka hareketleri + faturalar + müşteri kayıtları + muhasebeci yedekleri + POS hareketleri + stok/sevkiyat kayıtları + karşı şirket kayıtları
üzerinden ekonomik hareketlerin rekonstrüksiyonu yapılabilir.
Bilirkişinin görevi hukuki sorumluluğa karar vermek değil, mali ve teknik verileri inceleyerek mahkemeye değerlendirme zemini sağlamaktır.
Elektronik Ticari Defterler 2026 Yılında Neden Daha Önemli?
2026 yılında “defterler kayboldu” savunması değerlendirilirken şirketin hangi defterleri fiziksel, hangilerini elektronik ortamda tuttuğunun da belirlenmesi gerekir.
Ticaret Bakanlığı, ilgili Tebliğ kapsamında Elektronik Ticari Defter Sistemi’nin 1 Temmuz 2025 tarihinde kullanıma açıldığını ve 1 Ocak 2026’dan sonra kurulacak şirketlerde kapsam dahilindeki defterlerin elektronik sistem üzerinden tutulmasına ilişkin zorunluluğun başladığını açıklamıştır. Belirli şirketler için pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yönünden geçiş süresi de 1 Ocak 2026 itibarıyla sona ermiştir.
Dolayısıyla 2026’daki bir uyuşmazlıkta yalnızca:
“Fiziksel defter bulunamadı.”
denilmesiyle yetinilmemelidir.
Elektronik kayıt, yedekleme ve sistem erişimi de araştırılmalıdır.
Şirket Tasfiyesinde Defterlerin Tamamı İncelenebilir mi?
TTK m.85, özellikle şirket tasfiyesi gibi malvarlığı hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda ayrıca önem taşımaktadır. Düzenlemeye göre mahkeme, malvarlığı hukukuna ilişkin ve özellikle şirket tasfiyesi gibi uyuşmazlıklarda ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.
Bu düzenleme, normal bir ticari uyuşmazlıkta yalnızca ilgili kayıtların incelenmesi ile şirket tasfiyesi gibi bütün malvarlığının ortaya çıkarılması gereken durumların birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir.
Defterlerin Kaybolması Halinde En Güçlü Delil Stratejisi Nedir?
Ortaklık davasında stratejinin yalnızca:
“Defterleri getirsin.”
talebine bağlanması risklidir.
Defterlerin gerçekten bulunamadığı ihtimaline karşı ekonomik işlemlerin bağımsız kaynaklardan da ortaya çıkarılması gerekir.
Örneğin şirketten para kaçırıldığı ileri sürülüyorsa güçlü ispat zinciri şu şekilde kurulabilir:
şirket banka hesabı → şüpheli transfer → transferin alıcısı → alıcının şirket ortağıyla bağlantısı → sözleşme/fatura dayanağı → gerçek mal veya hizmet bulunup bulunmadığı → karşı şirket kayıtları → paranın sonraki hareketi → şirketin elde ettiği ekonomik karşılık → oluşan zarar.
Böyle bir dosyada ticari defterlerin kaybolması önemli olmakla birlikte davanın tamamını çökertmek zorunda değildir.
Defterlerin Kaybolduğu İddiasıyla Şirketin Gerçek Zararı Gizlenebilir mi?
Defterlerin bulunmaması zarar hesabını zorlaştırabilir ancak imkânsız hâle getirmeyebilir.
Örneğin şirketin ilişkili B şirketine piyasa altında ürün sattığı iddia ediliyorsa A şirketinin defterleri bulunmayabilir.
Buna rağmen müşterilere yapılan önceki satışlar, B’nin aynı ürünleri üçüncü kişilere hangi fiyatla sattığı, banka tahsilatları, sevkiyat kayıtları ve bağımsız piyasa fiyatları incelenebilir.
Benzer şekilde gerçek olmayan danışmanlık ödemelerinde şirket defteri kayıp olsa bile banka transferi, danışmanlık faturası, hizmet sağlayıcının kapasitesi ve hizmet çıktılarının bulunup bulunmadığı araştırılabilir.
Mahkeme “Defter Yok” Savunmasını Nasıl Değerlendirir?
Tek bir kriter yoktur.
Somut olayda özellikle şu unsurlar önem taşıyabilir: defterlerin kanuni saklama süresi içerisinde olup olmadığı, en son kimde bulunduğu, kaybın ne zaman öğrenildiği, zayi belgesi başvurusu yapılıp yapılmadığı, kaybı doğrulayan bağımsız deliller bulunup bulunmadığı, elektronik yedeklerin mevcut olup olmadığı, diğer yılların kayıtlarının neden bulunduğu, ibraz talebinden önce defterlerin mevcut olduğuna ilişkin beyan bulunup bulunmadığı ve kayıtların başka kaynaklardan yeniden oluşturulup oluşturulamayacağı.
Dolayısıyla mahkeme yalnızca “defter yok” cümlesine değil, defterlerin akıbetini açıklayan bütün delil zincirine bakacaktır.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’daki Ortaklık Davalarında Defter Sorunu
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelindeki şirket ortaklığı uyuşmazlıklarında defterlerin kaybolduğu iddiası özellikle yönetici sorumluluğu, ortak cari hesap, gerçek ciro, şirket parasının ilişkili şirketlere aktarılması ve şirketten yapılan açıklamasız transferlere ilişkin davalarda önemli hâle gelmektedir.
Özellikle yüzde 50-yüzde 50 ortaklıklarda şirketi yıllarca tek başına yöneten ortağın daha sonra:
“Eski muhasebe kayıtları bulunamıyor.”
şeklinde savunma yapması durumunda yalnızca defterlerin nerede olduğu değil, şirketin bütün ekonomik faaliyetinin yeniden oluşturulması hedeflenmelidir.
Banka kayıtları, e-faturalar, müşteriler, tedarikçiler, muhasebeci kayıtları ve elektronik sistemler bu nedenle birlikte değerlendirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından İzlenecek Hukuki Yol
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK açısından şirket defterlerinin kaybolduğu ileri sürülen ortaklık uyuşmazlıklarında ilk yapılması gereken, “defter yok” açıklamasını doğrudan kabul etmek veya doğrudan kötü niyetli saymak değildir.
Öncelikle hangi defterlerin eksik olduğu, hangi yılları kapsadığı, en son kimde bulunduğu, kayıp olayının ne zaman gerçekleştiği, zayi belgesi bulunup bulunmadığı ve elektronik yedeklerin mevcut olup olmadığı tespit edilmelidir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından bu tür şirket uyuşmazlıklarının değerlendirilmesinde özellikle şu delil zincirinin kurulması önem taşımaktadır:
defterin varlığı → defterin son zilyedi → teslim talebi → verilen cevap → kayıp iddiasının ortaya çıktığı tarih → zayi belgesi ve kayıp delilleri → elektronik yedekler → banka ve fatura kayıtları → üçüncü kişi kayıtları → şirket zararının rekonstrüksiyonu.
TTK m.82 uyarınca ticari defter ve belgeler bakımından on yıllık saklama yükümlülüğü bulunduğu ve gerçek zayi hâlinde zıyaın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içerisinde mahkemeden belge istenebileceği unutulmamalıdır.
Bunun yanında ticari dava sırasında HMK m.222 kapsamında ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak şirket defterlerinin kaybolması ortaklık davasını otomatik olarak sona erdirmez; çoğu zaman ispat stratejisinin yönünü değiştirir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Şirket defterleri kaybolursa dava açılamaz mı?
Hayır. Defterlerin bulunmaması dava hakkını ortadan kaldırmaz. Banka, fatura, müşteri, tedarikçi, elektronik kayıt ve diğer deliller kullanılabilir.
2. Ticari defterler kaç yıl saklanmalıdır?
TTK m.82 kapsamında ilgili ticari defter ve belgeler için temel saklama süresi 10 yıldır.
3. Zayi belgesi almak için süre kaç gündür?
2026 itibarıyla TTK m.82/7’deki süre, zıyaın öğrenildiği tarihten itibaren 30 gündür.
4. Eski kaynaklarda neden 15 gün yazıyor?
Çünkü süre daha önce 15 gündü. 7417 sayılı Kanunla TTK m.82/7’deki süre 30 güne çıkarılmıştır.
5. Zayi belgesi olmayan kişi defterlerin kaybolduğunu ileri sürebilir mi?
İddiada bulunabilir; ancak mahkeme defterlerin neden bulunamadığını ve bunu destekleyen delilleri değerlendirir. Zayi belgesinin bulunmaması özellikle diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.
6. Zayi belgesi şirket yöneticisini bütün sorumluluktan kurtarır mı?
Hayır. Zayi belgesi defterlerin kaybına ilişkindir; şirket yöneticisinin geçmişte yaptığı bütün işlemlerin hukuka uygun olduğunu göstermez.
7. Mahkeme ticari defterleri isteyebilir mi?
Evet. HMK m.222 uyarınca mahkeme ticari davalarda ticari defterlerin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
8. Defterler yoksa şirketten ortağa yapılan transferler nasıl ispatlanır?
Banka hareketleri, karşı hesap kayıtları, muhasebeci verileri, sözleşmeler ve diğer belgeler üzerinden transfer zinciri oluşturulabilir.
9. Defterlerin kaybolması otomatik olarak suç mudur?
Hayır. Defterlerin bulunmaması ile kasıtlı olarak yok edilmesi aynı değildir. Ceza sorumluluğu somut eylemin suçun kanuni unsurlarını oluşturmasına bağlıdır.
10. Defterler kayıp olsa bile şirket zararı hesaplanabilir mi?
Somut olayın niteliğine göre evet. Banka, fatura, müşteri, tedarikçi, POS, sevkiyat ve elektronik kayıtlar kullanılarak ekonomik hareketler yeniden oluşturulabilir.
Uzman Hukuki Destek
Şirket defterlerinin kaybolduğu, eski müdür veya ortak tarafından teslim edilmediği, ticari kayıtların eksik olduğu ya da defterlerin ortaklık davasından önce ortadan kaldırıldığı iddialarında ispat stratejisinin erken aşamada oluşturulması önemlidir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde şirket defterlerinin kaybolması, zayi belgesi, ticari defterlerin ibrazı, şirket ortağının bilgi alma hakkı, yönetici sorumluluğu ve şirket zararının tespiti uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




