
Şirket Parasının Başka Şirketler Üzerinden Kaçırılması Nasıl İspatlanır? 2026 Güncel Rehber
2 Eylül 2026
Şirket Yöneticisinin Gerçekte Olmayan Hizmetler İçin Ödeme Yapmasının Hukuki Sonuçları: 2026 Güncel Rehber
2 Eylül 2026Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda en ciddi iddialardan biri, şirketi yöneten ortağın kendisine, eşine, yakınına veya kontrol ettiği başka bir şirkete gerçekte verilmeyen bir hizmet karşılığında fatura düzenlettirerek şirket parasını aktarmasıdır. Özellikle birden fazla şirketi bulunan ortaklarda “danışmanlık bedeli”, “yönetim hizmeti”, “pazarlama hizmeti”, “aracılık komisyonu”, “teknik destek”, “organizasyon gideri”, “yazılım hizmeti” veya benzeri açıklamalarla yüksek tutarlı faturalar düzenlenmesi ortaklık uyuşmazlığının merkezine yerleşebilir.
Ancak önemli bir ayrım yapılmalıdır: Bir şirket ortağının kendisinin veya yakınının sahibi olduğu başka bir şirketten mal veya hizmet satın alınması tek başına hukuka aykırı değildir. İlişkili şirketler arasında gerçek ticari ilişkiler kurulabilir ve gerçek bir hizmet karşılığında fatura düzenlenebilir. Hukuki sorun, faturanın arkasında gerçekten bir mal teslimi veya hizmet bulunmadığı, bedelin gerçeği yansıtmadığı veya işlemin şirket parasını başka bir şirkete aktarmak amacıyla kurgulandığı iddiasında ortaya çıkar.
Örneğin A Ltd. Şti.’nin iki ortağı bulunduğunu düşünelim. Ortaklardan X aynı zamanda B Ltd. Şti.’nin tek ortağıdır. B şirketi A şirketine 8.000.000 TL tutarında “stratejik danışmanlık hizmeti” faturası düzenler. A şirketi faturayı muhasebeleştirir ve 8 milyon TL’yi B şirketine gönderir. Ancak ortada danışmanlık sözleşmesi, rapor, çalışma, toplantı kaydı, proje çıktısı veya hizmetin gerçekten verildiğini gösteren başka bir somut kayıt bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Bu durumda yalnızca faturanın mevcut olması tartışmayı sona erdirmez.
Asıl soru şudur:
Faturaya konu mal veya hizmet gerçekten verilmiş midir?
Ortağın Kendi Şirketinden Fatura Alması Yasak mı?
Hayır. Kural olarak bir şirketin, ortağının bağlantılı olduğu başka bir şirketle ticaret yapması tek başına yasak değildir.
Örneğin ortaklardan birinin sahibi olduğu başka bir şirket gerçekten yazılım hizmeti veriyor olabilir. Ana şirket bu hizmete ihtiyaç duyabilir ve ilişkili şirketten hizmet satın alabilir.
Aynı şekilde gerçek bir:
muhasebe hizmeti,
teknik hizmet,
nakliye hizmeti,
yazılım hizmeti,
reklam hizmeti,
danışmanlık hizmeti,
mal tedariki
bulunabilir.
Bu nedenle:
“Faturayı ortağın başka şirketi düzenledi, kesin usulsüzlük vardır.”
şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
İncelenmesi gereken işlemin ekonomik gerçekliğidir.
Gerçekte Verilmeyen Hizmet İçin Fatura Düzenlenmesi Ne Anlama Gelir?
Buradaki temel problem, faturada yazan hizmet ile fiilen gerçekleştirilen işlem arasında uyumsuzluk bulunduğu iddiasıdır.
Örneğin B şirketi A şirketine:
“2026 yılı kurumsal yönetim danışmanlığı – 5.000.000 TL”
faturası düzenlemiş olabilir.
Ancak incelemede B şirketinin A şirketine hangi konuda danışmanlık verdiği ortaya konulamıyor olabilir.
Sözleşme yoktur.
Rapor yoktur.
Sunum yoktur.
E-posta yoktur.
Toplantı kaydı yoktur.
Projede çalışan personel yoktur.
Hizmet çıktısı yoktur.
Fatura bedelinin nasıl hesaplandığı bilinmemektedir.
Üstelik B şirketine 5 milyon TL gönderildikten iki gün sonra 4,5 milyon TL B şirketinden ortak X’in kişisel hesabına aktarılmış olabilir.
Böyle bir durumda hem ticaret hukuku hem vergi hukuku hem de olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından ayrıntılı inceleme gerekebilir.
Ancak her uyuşmazlık kendi delilleriyle değerlendirilmelidir. Bir faturanın tartışmalı olması otomatik olarak sahte belge veya başka bir suçun oluştuğu anlamına gelmez.
Faturanın Bulunması Hizmetin Verildiğini Kesin Olarak İspatlar mı?
Hayır.
Fatura önemli bir ticari ve vergisel belgedir; ancak özellikle faturanın dayandığı işlemin gerçekte gerçekleşmediğinin ileri sürüldüğü bir uyuşmazlıkta diğer deliller de incelenmelidir.
Örneğin şirket muhasebesinde:
760 Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri – 4.000.000 TL
veya başka bir gider hesabı altında fatura kaydedilmiş olabilir.
Bu kayıt tek başına:
“4 milyon TL değerinde hizmet kesinlikle verilmiştir.”
sonucunu doğurmaz.
Hizmetin gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği dayanak belgelerle araştırılabilir.
Danışmanlık Faturalarında Hizmetin Gerçekliği Nasıl Araştırılır?
Özellikle yüksek tutarlı danışmanlık faturaları ortaklık uyuşmazlıklarında ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Danışmanlık soyut nitelikte bir hizmet olduğu için mal teslimindeki gibi depo veya stok kaydı bulunmayabilir.
Ancak yine de hizmetin çeşitli izleri olması beklenebilir.
Örneğin:
danışmanlık sözleşmesi,
hizmet kapsamı,
hazırlanan rapor,
sunum,
analiz,
proje dosyası,
toplantı kayıtları,
kurumsal yazışmalar,
e-postalar,
çalışma dosyaları,
hizmeti veren personel,
hizmetin süresi
gibi unsurlar değerlendirilebilir.
Bunların hiçbirinin bulunmadığı hâllerde hizmetin gerçekten verilip verilmediği daha ciddi biçimde tartışılabilir.
Sadece Sözleşme Hazırlanması Yeterli midir?
Tek başına her zaman yeterli olmayabilir.
Örneğin şirketler arasında:
“Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi”
bulunabilir.
Ancak sözleşmenin bulunması hizmetin gerçekten ifa edildiği sorusundan farklıdır.
Sözleşme 10 milyon TL danışmanlık hizmeti öngörüyor olabilir.
Bu durumda:
Hizmet ne zaman verildi?
Kim verdi?
Kaç ay sürdü?
Hangi çalışma yapıldı?
Şirket hangi faydayı elde etti?
Hizmet çıktısı nerede?
sorularının cevaplandırılması gerekir.
Özellikle sözleşmenin para transferlerinden sonra veya ortaklık uyuşmazlığı başladıktan sonra düzenlendiği iddia ediliyorsa belgenin düzenlenme süreci ayrıca önem kazanabilir.
Ortağın Kendi Şirketine Kesilen Faturanın Bedeli Piyasanın Çok Üzerindeyse Ne Olur?
Hizmetin gerçekten verilmiş olması her tartışmayı sona erdirmeyebilir.
İkinci mesele bedelin şirket açısından makul olup olmadığıdır.
Örneğin piyasa koşullarında yaklaşık 500.000 TL değerinde olduğu ileri sürülen bir hizmet ortağın kontrolündeki şirketten 5.000.000 TL karşılığında alınmış olabilir.
Bu durumda:
“Hizmet hiç verilmedi.”
iddiasından farklı olarak:
“Hizmet verildi ancak şirket aleyhine olağan dışı yüksek bedel ödendi.”
iddiası ortaya çıkar.
Bu iki hukuki senaryo birbirinden ayrılmalıdır.
Piyasa bedeli tartışmasında hizmetlerin gerçekten karşılaştırılabilir olması gerekir. Kapsam, süre, uzmanlık, risk, personel ve hizmet kalitesi farklı olabilir.
Gerekirse bilirkişi aracılığıyla ekonomik değerlendirme yapılabilir.
Faturayı Düzenleyen Şirketin Personeli Yoksa Bu Sahte Fatura Olduğunu Gösterir mi?
Tek başına hayır.
Bazı şirketler çok az personelle veya dış kaynak kullanarak faaliyet gösterebilir.
Dolayısıyla:
“Şirketin çalışanı yok, demek ki hizmet sahte.”
şeklinde otomatik sonuç çıkarılması doğru değildir.
Ancak milyonlarca liralık teknik veya danışmanlık hizmeti verdiği ileri sürülen şirketin hiçbir personelinin, alt yüklenicisinin, faaliyet kaydının veya hizmet üretim kapasitesinin bulunmadığı tespit edilirse bu durum diğer delillerle birlikte önemli hâle gelebilir.
Banka Hareketleri Neden En Önemli Delillerden Biridir?
Fatura düzenlendikten sonra paranın nereye gittiği özellikle araştırılmalıdır.
Örneğin:
A Şirketi → B Şirketi: 7.000.000 TL
transferi gerçekleştirilmiş olabilir.
B şirketi ortağın kontrolündedir.
Bir gün sonra:
B Şirketi → Ortak X: 6.500.000 TL
transferi yapılmış olabilir.
Bu durumda para akışı:
A Şirketi → Ortağın Şirketi → Ortak
şeklinde görünür.
Başka bir örnekte:
A Şirketi → B Şirketi → Ortağın Eşi
veya:
A Şirketi → B Şirketi → C Şirketi → Ortak
zinciri ortaya çıkabilir.
Bu zincirlerin bulunması tek başına kesin hukuka aykırılık ispatı değildir. Ancak faturanın gerçekliği tartışmasıyla birlikte değerlendirildiğinde işlemin ekonomik amacının araştırılmasını gerektirebilecek önemli bir gösterge olabilir.
Para Fatura Ödemesinden Hemen Sonra Ortağa Aktarılmışsa Ne Olur?
Zamanlama önemli bir delil olabilir.
Örneğin:
10 Nisan 2026 – A Şirketi → B Şirketi: 4.000.000 TL
11 Nisan 2026 – B Şirketi → Ortak X: 3.900.000 TL
şeklinde hareket bulunduğunu düşünelim.
Böyle bir hareket tek başına işlemin hukuka aykırı olduğunu kesin olarak göstermez. B şirketinin X’e gerçek bir borcu bulunabilir.
Ancak aynı sistemin sürekli tekrar ettiği tespit edilirse tablo değişebilir.
Örneğin A şirketinin B şirketine yaptığı her yüksek tutarlı ödeme sonrasında paranın yüzde 80-90’ının birkaç gün içerisinde X’in hesabına geçtiği görülüyorsa para hareketlerinin bütün olarak incelenmesi gerekir.
Fatura ve Banka Kayıtları Birlikte Nasıl İncelenir?
En etkili yöntemlerden biri her faturanın karşısına banka hareketinin yerleştirilmesidir.
Örneğin:
Fatura: 01.03.2026 – Danışmanlık – 3.000.000 TL
Ödeme: 03.03.2026 – A Şirketi → B Şirketi – 3.000.000 TL
Sonraki işlem: 04.03.2026 – B Şirketi → Ortak X – 2.700.000 TL
Fatura: 01.04.2026 – Yönetim Hizmeti – 2.000.000 TL
Ödeme: 02.04.2026 – A Şirketi → B Şirketi – 2.000.000 TL
Sonraki işlem: 03.04.2026 – B Şirketi → X’in Eşi – 1.800.000 TL**
şeklinde tekrar eden bir sistem tespit edilebilir.
Bu tablo daha sonra hizmetin gerçekten verildiğini gösteren belgelerle karşılaştırılmalıdır.
Ticari Defterler İncelenebilir mi?
Evet. Ticari uyuşmazlıklarda şirket defterlerinin incelenmesi önemli bir ispat aracıdır.
HMK m.222 uyarınca mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin delil değeri bakımından kanunda usulüne uygun tutulma ve kayıtların birbirini doğrulaması gibi özel şartlar düzenlenmektedir.
Bu nedenle yalnızca faturayı alan şirketin defterlerine değil, uyuşmazlığın yapısı ve usul şartları elverdiği ölçüde faturayı düzenleyen şirketin ilgili kayıtlarına da bakılması önem kazanabilir.
İki Şirketin Cari Hesapları Karşılaştırılabilir mi?
Bu tür uyuşmazlıklarda cari hesap karşılaştırması son derece önemlidir.
Örneğin A şirketinin kayıtlarında:
B Şirketine Borç: 10.000.000 TL
görünürken B şirketinin kayıtlarında farklı tutar veya farklı işlem açıklaması bulunabilir.
Bu durumda kayıtlar arasındaki uyumsuzluğun sebebi araştırılmalıdır.
Mahkeme ticari davalarda HMK m.222 çerçevesinde tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verebilir; güncel uygulamada da ticari defterlerin uyuşmazlık konusu işlemler bakımından incelenmesi önemini korumaktadır.
Fatura Muhasebeye İşlendiyse İşlem Hukuka Uygun Sayılır mı?
Hayır.
Muhasebe kaydı işlemin kayıtlara alındığını gösterir; işlemin gerçekliğine ilişkin bütün hukuki tartışmayı sona erdirmez.
Örneğin gerçekte verilip verilmediği tartışmalı bir danışmanlık hizmetinin faturası eksiksiz şekilde muhasebeye kaydedilmiş olabilir.
Bu durumda uyuşmazlık:
“Fatura muhasebeye işlendi mi?”
sorusundan ziyade:
“Faturanın dayandığı gerçek hizmet mevcut mu?”
sorusunda yoğunlaşır.
E-Fatura Düzenlenmiş Olması Sonucu Değiştirir mi?
E-fatura olması da tek başına hizmetin gerçekten verildiğini kanıtlayan nihai unsur değildir.
Elektronik sistem üzerinden usulüne uygun fatura oluşturulmuş olması ile faturanın dayandığı mal veya hizmet hareketinin ekonomik gerçekliği farklı konulardır.
Dolayısıyla:
“E-fatura var, işlem kesin gerçektir.”
sonucu çıkarılmamalıdır.
Aynı şekilde faturanın ilişkili şirket tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle otomatik olarak gerçeğe aykırı kabul edilmesi de doğru değildir.
Şirket Yöneticisinin Hukuki Sorumluluğu Doğabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre evet.
TTK m.553 uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumlu olabilirler. Güncel madde metninde bu sorumluluk sistemi devam etmektedir.
Dolayısıyla şirket yöneticisinin şirket menfaatine aykırı biçimde gerçekte bulunmayan hizmetler için kendi kontrolündeki başka şirkete ödeme yaptırdığı ispatlanırsa yönetici sorumluluğu bakımından değerlendirme gündeme gelebilir.
Ancak yalnızca ilişkili şirkete ödeme yapılması sorumluluk için yeterli değildir.
Somut yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve nedensellik ilişkisi değerlendirilmelidir.
Şirketin Uğradığı Zarar Nasıl Hesaplanır?
En önemli noktalardan biri budur.
Örneğin ilişkili şirkete toplam 20 milyon TL ödeme yapılmış olabilir.
Fakat bunun 5 milyon TL’si gerçekten verilmiş hizmetlere ilişkin, 15 milyon TL’sinin ise gerçek ticari karşılığının bulunmadığı iddia edilebilir.
Bu durumda bütün 20 milyon TL’nin otomatik olarak şirket zararı olduğu kabul edilmemelidir.
Her faturanın ve ödemenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Şirketin gerçekten aldığı ekonomik değer de hesaba katılmalıdır.
Diğer Ortak Şirket Zararının Kendisine Ödenmesini İsteyebilir mi?
Burada doğrudan ortak zararı ile şirket zararı birbirinden ayrılmalıdır.
TTK m.555 uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir; pay sahibi tazminatın şirkete ödenmesini talep eder. Bu nedenle şirketten 10 milyon TL’nin hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı iddiasında yüzde 50 pay sahibi olan ortağın her durumda “5 milyon TL doğrudan bana ödensin” demesi doğru hukuki sonuç değildir.
Dava hakkı, zarar türü ve talep sonucunun somut olaya göre doğru kurulması gerekir.
Fatura Düzenleyen Diğer Şirkete Karşı da Talepte Bulunulabilir mi?
Bu konu işlemin hukuki yapısına göre değerlendirilmelidir.
Para aktarılan diğer şirketin işlemin içerisinde hangi sıfatla yer aldığı önemlidir.
Gerçek bir hizmet sağlayıcısı mı?
Parayı alan ve karşılığında hizmet vermeyen şirket mi?
Sadece para aktarımında kullanılan ara şirket mi?
Yoksa işlemin hukuka aykırı niteliğini bilmeden olağan ticari işlem yapan üçüncü kişi mi?
Bu ayrım yapılmadan yalnızca şirketin ilişkili olması nedeniyle otomatik sorumluluk sonucu çıkarılmamalıdır.
Sahte Fatura Suçu Oluşur mu?
Her “hizmet verilmedi” iddiası otomatik olarak Vergi Usul Kanunu kapsamında sahte belge suçu anlamına gelmez.
Vergi mevzuatındaki sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemeleri özel kanuni şartlara sahiptir. Gelir İdaresi Başkanlığının güncel mevzuat sayfalarında VUK m.359 kapsamındaki fiiller ile sahte belge düzenleme ve kullanmaya ilişkin sistem ayrı olarak ele alınmaktadır.
Bu nedenle ticaret mahkemesinde:
“Bu hizmet gerçekte verilmedi.”
iddiasının ileri sürülmesi ile ceza hukuku bakımından VUK m.359 kapsamındaki suçun oluştuğunun kesinleşmesi aynı şey değildir.
Vergi incelemesi, belgenin niteliği, kast ve ilgili kanuni unsurlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Gündeme Gelebilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirme yapılabilir.
Özellikle şirket malvarlığını yönetme yetkisine sahip kişinin şirket parasını gerçek bir ticari karşılık bulunmaksızın kontrol ettiği başka bir şirkete aktardığı ve sonrasında kendi veya başka bir kişinin menfaatine kullandığı ileri sürülüyorsa olayın ceza hukuku boyutu da gündeme gelebilir.
Ancak:
“Gerçeği tartışmalı fatura var = güveni kötüye kullanma suçu kesin oluşmuştur.”
şeklinde otomatik sonuç çıkarılamaz.
Suçun kanuni unsurları ve kişinin kastı somut deliller üzerinden ayrıca belirlenmelidir.
Dolandırıcılık Suçu Oluşabilir mi?
Her gerçeğe aykırı fatura iddiası dolandırıcılık anlamına da gelmez.
Dolandırıcılık suçunun kendine özgü kanuni unsurları vardır. Hileli davranış, aldatma, zarar ve yarar bağlantısının somut olayda değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle ticari uyuşmazlıkların otomatik olarak dolandırıcılık suçu şeklinde nitelendirilmesi doğru değildir.
Ceza hukuku son çare niteliği taşıdığından somut fiilin hangi suç tipinin unsurlarını oluşturduğu dikkatle değerlendirilmelidir.
WhatsApp ve E-Posta Yazışmaları İspatta Kullanılabilir mi?
Hukuka uygun biçimde elde edilmiş dijital yazışmalar özellikle faturanın gerçek amacı konusunda önemli olabilir.
Örneğin şirket yöneticisinin:
“B şirketinden danışmanlık faturası kestirin, ödemeyi oraya gönderelim, sonra parayı benim hesaba aktarın.”
şeklinde bir talimat verdiği iddia ediliyorsa bu yazışmanın banka kayıtlarıyla örtüşmesi güçlü bir delil zinciri oluşturabilir.
Ancak dijital delilin bütünlüğü, bağlamı, gönderen kişinin kimliği ve hukuka uygun elde edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Muhasebecinin Tanıklığı Önemli midir?
Önemli olabilir.
Özellikle muhasebeci:
faturanın kim tarafından gönderildiğini,
muhasebeye işlenmesi talimatını kimin verdiğini,
faturanın dayanak belgelerinin bulunup bulunmadığını,
ödemeyi kimin talep ettiğini,
kayıtların sonradan değiştirilip değiştirilmediğini
biliyor olabilir.
Finans müdürü veya ödemeyi gerçekleştiren çalışanlar da transfer talimatının kaynağı konusunda bilgi sahibi olabilir.
Bununla birlikte tanık anlatımları banka kayıtları, ticari defterler ve yazılı belgelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılmalıdır?
Bu dosyalarda bilirkişiye yalnızca:
“Şirket defterlerini inceleyin.”
denilmesi çoğu zaman yeterli değildir.
Bilirkişi incelemesinin uyuşmazlık konusu faturalar üzerinde yoğunlaştırılması daha etkili olabilir.
Örneğin:
2022-2026 yılları arasında ortağın ilişkili şirketlerinden alınan faturaların tespiti,
toplam fatura bedelinin hesaplanması,
ödemelerin banka kayıtlarından belirlenmesi,
faturaların ticari defterlerdeki karşılığının tespiti,
sözleşme ve hizmet belgelerinin incelenmesi,
cari hesapların karşılaştırılması,
aynı ödemelerin mükerrer olup olmadığının araştırılması
gibi konular teknik incelemeye konu edilebilir.
HMK m.222 ticari defterlerin incelenmesi bakımından temel usul hükümlerinden biridir ve mahkemenin ticari davalarda defterlerin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilmesine imkân tanır.
Faturanın Sonradan Düzenlendiği Nasıl Anlaşılır?
E-fatura ve muhasebe kayıtları bu konuda önemli olabilir.
Faturanın düzenlenme tarihi, muhasebeye kayıt tarihi, ödeme tarihi, sözleşmenin tarihi ve hizmetin iddia edilen ifa tarihi karşılaştırılmalıdır.
Örneğin:
Para transferi: 5 Ocak
Sözleşme: 15 Ocak
Fatura: 20 Ocak
gibi bir sıra varsa bunun sebebi araştırılabilir.
Ancak tarihlerin bu şekilde olması tek başına işlemin sahte olduğunu kanıtlamaz.
Ticari ilişkinin bütünlüğü incelenmelidir.
Aynı Açıklamayla Her Ay Fatura Kesilmesi Şüpheli midir?
Tek başına hayır.
Şirket gerçekten aylık danışmanlık veya yönetim hizmeti alıyor olabilir.
Ancak her ay yüksek miktarda aynı açıklamayla fatura düzenleniyor ve hizmete ilişkin hiçbir çalışma ortaya konulamıyorsa inceleme yapılması gerekebilir.
Örneğin 24 ay boyunca her ay:
“Yönetim danışmanlığı – 500.000 TL”
faturası düzenlenmişse toplam 12 milyon TL’lik hizmetin içeriğinin ne olduğu araştırılabilir.
Geçmiş Yıllara Ait Faturalar İncelenebilir mi?
Uyuşmazlığın konusu ve uygulanacak süreler dikkate alınarak geçmiş dönem işlemleri önem taşıyabilir.
Örneğin ortaklık kavgası 2026 yılında başlamış olabilir ancak ilişkili şirkete yapılan ödemelerin 2022 yılında başladığı ileri sürülebilir.
Bu durumda geçmiş yılların:
faturaları,
banka hareketleri,
cari hesapları,
ticari defterleri,
sözleşmeleri
birlikte incelenebilir.
Bu yöntem tek bir şüpheli faturadan ziyade sistematik bir işlem örüntüsü bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasını sağlar.
2026’da En Güçlü İspat Yöntemi Nedir?
Bu tür bir dosyada tek bir delilden ziyade birbirini doğrulayan delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin şu zincir güçlü bir inceleme alanı oluşturabilir:
Ortağın ilişkili şirketi + yüksek tutarlı hizmet faturası + hizmet çıktısının ortaya konulamaması + A şirketinden B şirketine banka transferi + B şirketinden kısa süre sonra ortağa veya yakınına para gönderilmesi + şirket ticari defterlerinde tartışmalı kayıt + yazışmalarda transfer talimatı.
Buna karşılık yalnızca:
“Faturayı diğer ortağın şirketi kesti.”
iddiası çoğu durumda yeterli değildir.
2026 itibarıyla TTK m.553 kapsamındaki yönetici sorumluluğu ile HMK m.222 kapsamındaki ticari defterlerin ispat fonksiyonu bu tür uyuşmazlıklarda temel hukuki araçlar olmaya devam etmektedir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da İlişkili Şirket Faturaları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde özellikle aile şirketlerinde, yüzde 50-yüzde 50 ortaklıklarda ve bir ortağın birden fazla şirkete sahip olduğu yapılarda ilişkili şirket faturaları ortaklık uyuşmazlıklarında önemli bir inceleme konusu olabilir.
Şirket ortağının diğer şirketine ödeme yapılmış olması tek başına usulsüzlük değildir. Ancak yüksek tutarlı faturaların gerçek bir hizmete dayanıp dayanmadığı, hizmetin bedelinin makul olup olmadığı, paranın daha sonra nereye aktarıldığı ve şirketin zarara uğrayıp uğramadığı birlikte incelenmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından İlişkili Şirket Faturalarının İncelenmesi
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK açısından şirket ortağının kendi veya ilişkili şirketine gerçekte verilmediği iddia edilen hizmetler karşılığında para aktardığı dosyalarda en önemli konu, yalnızca faturanın varlığına odaklanmak yerine fatura-hizmet-banka hareketi-muhasebe kaydı-nihai para alıcısı zincirini ortaya çıkarmaktır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından bu tür bir şirket ortaklığı uyuşmazlığı değerlendirilirken öncelikle ilişkili şirketlerden alınan faturaların tarih ve tutar bazında sınıflandırılması, ardından faturaların dayandığı sözleşme ve hizmet belgelerinin araştırılması, banka hareketlerinin çıkarılması ve paranın ilişkili şirkete geçtikten sonraki hareketlerinin somut uyuşmazlık kapsamında incelenmesi önem taşır.
Özellikle:
Şirket A → fatura ödemesi → Şirket B → ortak
veya:
Şirket A → fatura ödemesi → Şirket B → eş/yakın
şeklindeki para zincirleri tespit edildiğinde her işlemin hukuki ve ekonomik dayanağı ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Şirket ortağının kendi şirketinden fatura alması yasak mı?
Hayır. Gerçek bir mal veya hizmet ilişkisi varsa ilişkili şirketler arasında fatura düzenlenmesi tek başına hukuka aykırı değildir.
2. Gerçekte verilmeyen hizmet için fatura kesilmesi nasıl ispatlanır?
Sözleşmeler, hizmet çıktıları, e-postalar, banka hareketleri, ticari defterler, cari hesaplar, faturayı düzenleyen şirketin faaliyet kapasitesi ve paranın sonraki hareketleri birlikte değerlendirilebilir.
3. Faturanın bulunması hizmetin verildiğini kesin ispatlar mı?
Hayır. Özellikle hizmetin gerçekte verilmediği iddiası varsa faturanın dayandığı ekonomik işlemin diğer delillerle araştırılması gerekir.
4. E-fatura olması işlemi kesin olarak hukuka uygun hâle getirir mi?
Hayır. Elektronik fatura düzenlenmiş olması ile faturaya konu mal veya hizmetin gerçekte gerçekleşmesi farklı meselelerdir.
5. Şirketten ortağın başka şirketine gönderilen para daha sonra ortağa aktarılırsa ne olur?
Bu para zinciri önemli bir delil olabilir. Ancak her transferin gerçek hukuki sebebi ayrıca araştırılmalıdır.
6. Şirketin ticari defterleri mahkemede incelenebilir mi?
Evet. HMK m.222 uyarınca mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
7. Yönetici bu ödemeler nedeniyle tazminattan sorumlu olabilir mi?
Kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin kusurlu biçimde ihlal edilmesi ve şirket zararının meydana gelmesi hâlinde TTK m.553 kapsamında yöneticinin sorumluluğu gündeme gelebilir.
8. Diğer ortak kendi payı oranında paranın kendisine ödenmesini isteyebilir mi?
Şirketin doğrudan zararı ile ortağın doğrudan zararı ayrılmalıdır. TTK m.555 kapsamında pay sahibi şirket zararının tazminini talep edebilmekle birlikte tazminatın şirkete ödenmesini ister.
9. Gerçekte verilmeyen hizmet faturası otomatik olarak sahte fatura suçu mudur?
Hayır. Vergi ve ceza hukuku bakımından ilgili kanuni unsurların ayrıca gerçekleşmesi gerekir. VUK m.359 kapsamındaki değerlendirme somut belge ve fiil üzerinden yapılmalıdır.
10. En önemli delil nedir?
Tek bir delilden ziyade fatura, banka hareketi, ticari defter, cari hesap, sözleşme, hizmet çıktıları, dijital yazışmalar ve paranın nihai alıcısını birlikte gösteren delil zinciri önemlidir.
Uzman Hukuki Destek
Şirket ortağının kendi veya ilişkili şirketine gerçekte verilmeyen hizmetler üzerinden fatura düzenlettirerek şirketten para aktardığı iddiasının ispatlanması ayrıntılı mali ve hukuki inceleme gerektirir. Faturaların gerçekliğinin araştırılması, banka hareketlerinin takip edilmesi, ticari defterlerin ve cari hesapların karşılaştırılması, şirket zararının belirlenmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi talep edilmesi uyuşmazlığın sonucu açısından önem taşıyabilir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde şirket ortaklığı uyuşmazlıkları, ilişkili şirket faturaları, şirket parasının başka şirketlere aktarılması, yönetici sorumluluğu ve şirket zararlarının tahsili konusunda FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




