
Vergi Borcu İçin Şirket Ortağının Evine veya Aracına Haciz Konulabilir mi? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026
Limited Şirket Hissesini Devreden Ortağın Eski Vergi Borçlarından Sorumluluğu Nedir? 2026 Güncel Rehber
21 Ağustos 2026Şirket Vergi Borcu Ortağa Ne Zaman Takip Edilir? Önce Şirketten Tahsil Şart mı? 2026
Limited şirket vergi borcu doğrudan ortaktan istenebilir mi? Önce şirketten tahsil zorunluluğu, 6183 sayılı Kanun m.35, tahsil edilememe, ödeme emri, eski ortak sorumluluğu ve hacze itiraz yollarını 2026 açısından inceleyin.
Şirketin vergi borcunun bulunması, vergi dairesinin her durumda doğrudan şirket ortağının kişisel malvarlığına başvurabileceği anlamına gelmez. Özellikle limited şirketlerde şirket ile ortak arasındaki sorumluluk ayrımı, kamu alacaklarının tahsilinde en önemli uyuşmazlık alanlarından biridir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesine göre limited şirket ortaklarının kişisel sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için kamu alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekir.
Bu nedenle limited şirket ortağı bakımından temel kural, şirketin kamu borcunun bulunmasının tek başına yeterli olmadığıdır. Kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin kanunda aranan anlamda ortaya konulması gerekir. Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır: Kanun mutlaka şirketin bütün malvarlığı üzerinde sonuçsuz kalan her türlü cebri icra işleminin tamamlanmasını arayan katı bir sistem kurmamaktadır. Alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması da ortağa yönelme bakımından yeterli olabilir.
Dolayısıyla sorunun cevabı basitçe “önce şirket hakkında bütün haciz yolları tüketilmelidir” değildir. Asıl soru şudur: Vergi idaresi, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğini veya tahsil edilemeyeceğini hukuken ortaya koyabilmiş midir?
Limited Şirketin Vergi Borcundan Asıl Borçlu Kimdir?
Vergi borcunun mükellefi şirketse asıl kamu borçlusu şirket tüzel kişiliğidir. KDV, kurumlar vergisi, stopaj ve şirkete ait diğer kamu alacakları öncelikle şirket adına doğar ve şirketten takip edilir.
Şirketin ortakları ile şirket tüzel kişiliği birbirinden ayrıdır. Ortağın şirkette pay sahibi olması şirketin bütün borçlarının otomatik olarak ortağın kişisel borcu hâline gelmesi anlamına gelmez.
Bununla birlikte kamu alacakları bakımından kanun koyucu limited şirket ortakları için özel bir sorumluluk düzenlemiştir.
6183 Sayılı Kanun’un 35. Maddesi Ne Diyor?
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi limited şirket ortaklarının kamu borçlarından sorumluluğunun temel hukuki dayanağıdır.
Düzenleme uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulabilir ve kanun hükümleri gereğince takip edilebilir.
Burada üç unsur özellikle önemlidir:
Şirketin bir kamu borcu bulunmalıdır.
Bu kamu alacağı şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceği anlaşılmış olmalıdır.
Ortağın sorumluluğu kural olarak sermaye hissesi oranında belirlenmelidir.
Bu şartlar incelenmeden ortağa gönderilen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Vergi Dairesi Şirketi Hiç Takip Etmeden Ortağa Gidebilir mi?
Limited şirket ortağı bakımından şirketten tahsil edilememe veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması şartının gerçekleşmesi gerekir.
Dolayısıyla yalnızca:
“Şirketin vergi borcu var ve siz de ortaksınız.”
gerekçesiyle kişisel takip yapılması yeterli değildir.
Ancak bu durum, vergi dairesinin mutlaka şirketin bütün banka hesaplarını, bütün araçlarını, bütün taşınmazlarını ve bütün üçüncü kişilerdeki alacaklarını ayrı ayrı haczetmesi ve bunların tamamından sonuç alamaması gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır.
Şirketin mali durumundan kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin hukuken anlaşılabildiği hâller de söz konusu olabilir.
“Tahsil Edilemeyen Amme Alacağı” Ne Demektir?
6183 sayılı Kanun bu kavramı ayrıca tanımlamaktadır.
Genel olarak kamu borçlusu hakkında yapılan malvarlığı araştırmasına rağmen haczedilebilir mal bulunmaması veya bulunan malların satış bedelinin kamu alacağını karşılamaması gibi durumlarda kamu alacağının tamamen veya kısmen tahsil edilememesi gündeme gelebilir.
Örneğin şirketin 8 milyon TL vergi borcu bulunmasına rağmen şirketten yalnızca 2 milyon TL tahsil edilebilmişse kalan tutar bakımından kısmen tahsil edilememe söz konusu olabilir.
Bu durumda ortakların sorumluluğu bakımından kalan kamu alacağı üzerinden değerlendirme yapılabilir.
“Tahsil Edilemeyeceği Anlaşılan Amme Alacağı” Nedir?
Bu kavram, fiilen bütün tahsil yollarının tüketilmesini beklemeden kamu alacağının şirketten tahsilinin mümkün olmayacağının ortaya çıktığı bazı durumları kapsayabilir.
Örneğin şirketin haczedilebilir malvarlığının bulunmadığının tespit edilmesi, şirketin faaliyetini terk etmesi veya malvarlığının kamu borcunu karşılamaya açıkça yetmemesi gibi durumlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.
Dolayısıyla 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi açısından yalnızca “tahsil edilemeyen” değil, “tahsil edilemeyeceği anlaşılan” kamu alacakları da önemlidir.
Şirketin Banka Hesabında Para Varken Ortağa Ödeme Emri Gönderilebilir mi?
Şirketin kamu alacağını karşılayabilecek yeterli ve haczedilebilir malvarlığı bulunduğu açıkça ortaya konulabiliyorsa şirketten tahsil şartının gerçekleşip gerçekleşmediği ciddi şekilde tartışılabilir.
Örneğin şirketin 1 milyon TL vergi borcu bulunmasına rağmen banka hesabında 3 milyon TL kullanılabilir para mevcutsa, bu durum dikkate alınmadan ortağın şahsi takibine geçilmesinin hukuki dayanağı sorgulanabilir.
Ancak banka hesabındaki paranın gerçekten haczedilebilir ve tahsil edilebilir olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Şirketin Taşınmazı Varken Ortağın Malvarlığına Gidilebilir mi?
Şirket adına kayıtlı taşınmazın bulunması tek başına her durumda kamu borcunun şirketten tahsil edilebileceğini göstermeyebilir.
Taşınmazın değeri, üzerinde daha önce kurulmuş haciz veya ipotekler, satış kabiliyeti ve kamu alacağını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin 20 milyon TL kamu borcu bulunan şirketin piyasa değeri 1 milyon TL olan bir taşınmazının bulunması, alacağın tamamının şirketten tahsil edilebileceği anlamına gelmez.
Buna karşılık borcu fazlasıyla karşılayabilecek, üzerinde ciddi takyidat bulunmayan taşınmazların mevcut olması ortağa yöneltilen takip bakımından önemli bir savunma konusu oluşturabilir.
Şirketin Aracı Varsa Önce Araç Haczedilmeli mi?
Her somut olayda mutlaka önce aracın haczedilip satılması gerektiği şeklinde mekanik bir kuraldan söz etmek doğru olmaz.
Önemli olan şirketten tahsil edilememe veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması şartının oluşup oluşmadığıdır.
Şirketin çok sayıda yüksek değerli ve haczedilebilir aracı bulunmasına rağmen bunlar değerlendirilmeden ortağa geçilmişse bu husus takip işlemine karşı ileri sürülebilecek önemli iddialardan biri olabilir.
Şirketin Üçüncü Kişilerden Alacağı Varsa Ne Olur?
Şirketin müşterilerinden veya başka kişilerden tahsil edilebilir önemli alacakları bulunabilir.
6183 sayılı Kanun kapsamında üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczi mümkündür.
Bu nedenle şirketin kolaylıkla tahsil edilebilecek önemli ticari alacaklarının bulunması, şirketten tahsil edilememe şartının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Şirketten Kısmen Tahsil Yapıldıysa Kalan Borç Ortağa Gidebilir mi?
Evet, kanun kısmen tahsil edilememe durumunu da düzenlemektedir.
Örneğin şirketin 10 milyon TL kamu borcu varsa ve şirket malvarlığından 6 milyon TL tahsil edilmişse kalan 4 milyon TL bakımından ortak sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak ortağın sorumluluğu yine kendi hukuki statüsü ve sermaye hissesi oranı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Ortağın Sorumluluğu Şirket Borcunun Tamamı Kadar mı?
Limited şirket ortağının 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine dayalı sorumluluğu sermaye hissesi oranındadır.
Örneğin tahsil edilemeyen kamu alacağı 4 milyon TL ve ortağın payı %25 ise ortaklık sıfatına dayalı sorumluluğun hesaplanmasında %25 pay oranı esas alınır.
Ancak ortak aynı zamanda şirketin kanuni temsilcisi veya müdürü ise ayrıca farklı sorumluluk hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı incelenmelidir.
Ortak Aynı Zamanda Şirket Müdürüyse Önce Şirketten Tahsil Şartı Değişir mi?
Bu durumda analiz daha karmaşık hâle gelir.
Limited şirket ortağının ortak sıfatıyla sorumluluğu 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine dayanırken kanuni temsilcilerin sorumluluğu bakımından Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ve kamu alacağının niteliğine göre 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle ödeme emrinde kişinin hangi sıfatla takip edildiği mutlaka belirlenmelidir.
Sadece ortak olduğu için mi?
Yoksa kanuni temsilci olduğu için mi?
Bu ayrım hem sorumluluğun kapsamını hem de hukuki savunmayı etkileyebilir.
Kanuni Temsilci ile Ortak Aynı Şey midir?
Hayır.
Bir kişi limited şirkette ortak olabilir fakat müdür olmayabilir. Başka bir ortak ise aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olabilir.
Dolayısıyla şirketin vergi borcu nedeniyle kişisel takip başladığında yalnızca ticaret sicilindeki ortaklık oranına değil, ilgili vergilendirme dönemindeki temsil yetkisine de bakılmalıdır.
Anonim Şirket Ortağında da Önce Şirketten Tahsil Şartı mı Aranır?
Anonim şirket pay sahiplerinin durumu limited şirket ortaklarından farklıdır.
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesindeki sermaye hissesi oranındaki ortak sorumluluğu limited şirket ortaklarına özgüdür.
Bir kişinin yalnızca anonim şirket pay sahibi olması, şirketin vergi borcunun kendisinden 35. madde kapsamında tahsil edilmesini sağlamaz.
Ancak anonim şirket pay sahibi aynı zamanda yönetim kurulu üyesi veya kanuni temsilciyse kanuni temsilci sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.
Vergi Dairesi Ortağa Nasıl Takip Başlatır?
Ortağın kişisel sorumluluğu kapsamında kamu alacağının takip edilmesinde ödeme emri kritik işlemlerden biridir.
Ödeme emrinde hangi şirket borcunun, hangi dönem ve tutar itibarıyla ortaktan talep edildiği incelenmelidir.
Ödeme emri geldiğinde şirketin bütün vergi borçlarının ayrıntılı dökümünün alınması ve ödeme emriyle karşılaştırılması önemlidir.
Ödeme Emrinde Şirketten Tahsil Edilemediği Açıklanmak Zorunda mı?
Uyuşmazlık çıktığında idarenin ortağı takip etme şartlarının gerçekleştiğini ortaya koyabilmesi önemlidir.
Bu nedenle dava dosyasında şirket hakkında yapılan takip işlemleri, malvarlığı araştırmaları ve kamu alacağının şirketten neden tahsil edilemediğine ilişkin belgeler incelenebilir.
Ortağa yönelik takibin hukuki sebebinin ve dayanaklarının denetlenebilir olması gerekir.
Şirket Hakkında Hiç Malvarlığı Araştırması Yapılmamışsa Ne Olur?
Şirketten tahsil edilememe veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması yönünde yeterli tespit bulunmuyorsa ortağa yöneltilen ödeme emrinin hukuka uygunluğu tartışmalı hâle gelebilir.
Özellikle şirketin faaliyetine devam ettiği ve önemli malvarlığı bulunduğu durumlarda bu iddia daha güçlü olabilir.
Şirket Faaliyetine Devam Ediyorsa Ortağa Gidilemez mi?
Şirketin faaliyet göstermesi tek başına kamu alacağının tahsil edilebildiği anlamına gelmez.
Faaliyetine devam eden bir şirketin banka hesapları boş, malvarlığı yetersiz veya ciddi miktarda öncelikli borcu olabilir.
Bu nedenle yalnızca şirketin açık olması değil, kamu alacağının fiilen tahsil edilme imkânı değerlendirilmelidir.
Şirket Tasfiye Halindeyse Ortağa Takip Yapılabilir mi?
Tasfiye hâli tek başına ortak sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Şirketin tasfiye süreci, malvarlığı ve kamu borcunun tahsil imkânı değerlendirilmelidir. Ayrıca tasfiye memurları ve kanuni temsilciler bakımından farklı sorumluluk hükümleri gündeme gelebilir.
Şirket İflas Etmişse Ortağa Gidilebilir mi?
Şirketin iflası kamu alacağının tahsil imkânı bakımından önemli bir göstergedir ancak yine de somut dosya değerlendirilmelidir.
İflas masasındaki malvarlığı, kamu alacağının karşılanma ihtimali ve tahsil edilemeyen kısım belirlenebilir.
Limited şirket ortağının sorumluluğu bakımından 35. maddedeki şartlar ayrıca incelenir.
Şirketin Vergi Borcu Kesinleşmeden Ortağa Gidilebilir mi?
Kamu alacağının hukuken takip edilebilir hâle gelip gelmediği önemlidir.
Vergi tarhiyatına karşı dava açılmış olması, yürütmenin durdurulması kararı bulunması, tahakkuk ve kesinleşme durumu gibi unsurlar somut dosyada değerlendirilmelidir.
Ortağa yöneltilen takipte dayanak kamu alacağının hukuki durumu mutlaka kontrol edilmelidir.
Şirket Borcu Zamanaşımına Uğramışsa Ortaktan İstenebilir mi?
Tahsil zamanaşımı kamu alacağı takiplerinde kritik savunmalardan biridir.
Ancak zamanaşımı hesabı yalnızca borcun ilk tarihine bakılarak yapılamaz. Zamanaşımını kesen işlemler bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Ortağa gönderilen ödeme emrine karşı zamanaşımı iddiası somut olayda gündeme gelebilir.
Eski Ortaktan Şirket Vergi Borcu İstenebilir mi?
Limited şirketlerde pay devri, geçmiş kamu borçları bakımından özel önem taşır.
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi pay devreden ve devralan kişiler bakımından özel sorumluluk hükümleri içermektedir.
Bu nedenle:
“Artık ortak değilim, hiçbir eski borç beni ilgilendirmez.”
şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.
Borcun dönemi, ortaklığın başlangıç ve bitiş tarihleri ve pay devrinin hukuki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
Yeni Ortak Eski Vergi Borcundan Sorumlu Olabilir mi?
Limited şirket payı satın alınırken geçmiş kamu borçları önemli bir hukuki risk oluşturur.
- maddedeki pay devrine ilişkin hükümler nedeniyle yeni ortak açısından geçmiş dönem kamu borçlarına ilişkin sorumluluk gündeme gelebilir.
Bu nedenle şirket payı satın almadan önce yalnızca mevcut vergi borcu değil, devam eden incelemeler ve henüz tarh edilmemiş potansiyel vergi riskleri de araştırılmalıdır.
Ortağa Ödeme Emri Geldiğinde Şirket Borcunu Kabul Etmiş Sayılır mı?
Hayır.
Ödeme emrinin tebliği, borcun kabul edildiği anlamına gelmez.
Ancak ödeme emrine karşı kullanılabilecek hukuki yolların süre içerisinde kullanılması gerekir.
Özellikle 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesindeki dava süresi kaçırılırsa sonraki hukuki seçenekler önemli ölçüde daralabilir.
Ortağa Gönderilen Ödeme Emrine Kaç Gün İçinde Dava Açılır?
6183 sayılı Kanun’un 58. maddesine göre ödeme emrine karşı 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.
Bu süre kısa olduğundan ödeme emrinin tebliğ tarihi doğru şekilde belirlenmelidir.
Elektronik tebligat yapılmışsa elektronik tebliğ tarihi de ayrıca kontrol edilmelidir.
Vergi Dairesine Dilekçe Vermek 15 Günlük Süreyi Durdurur mu?
Vergi dairesine yapılan her başvurunun dava açma süresini otomatik olarak durdurduğu düşünülmemelidir.
Bu nedenle:
“Önce vergi dairesine dilekçe verelim, cevap gelmezse dava açarız.”
yaklaşımı ciddi hak kaybına neden olabilir.
Ödeme emri tebliğ edildiğinde dava süresi ayrıca takip edilmelidir.
Ödeme Emrine Karşı Hangi Savunmalar Yapılabilir?
Somut olayın özelliklerine göre borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı yönündeki kanuni itiraz sebepleri gündeme gelebilir.
Limited şirket ortağı bakımından ayrıca 35. madde kapsamında kişisel sorumluluk koşullarının gerçekleşmediği ileri sürülebilir.
Örneğin şirketten tahsil şartının oluşmadığı, kişinin ilgili dönemde ortak olmadığı veya yanlış pay oranı üzerinden takip yapıldığı iddiaları değerlendirilebilir.
Şirketten Tahsil Şartının Oluşmadığı Nasıl İspatlanabilir?
Şirketin mali durumu ve idarenin şirket hakkında yaptığı tahsil işlemleri önemlidir.
Şirketin banka hesapları, araçları, taşınmazları, ticari alacakları ve diğer malvarlığı unsurlarının mevcut olduğu ortaya konulabilir.
Aynı zamanda idareden şirket hakkındaki takip dosyasının getirtilmesi ve hangi tahsil işlemlerinin yapıldığının incelenmesi talep edilebilir.
Ortağın Banka Hesabına E-Haciz Konulduysa Ne Yapılmalı?
Öncelikle e-haczin dayandığı borç ve ödeme emri belirlenmelidir.
Daha sonra:
Şirket türü → borç dönemi → ortaklık dönemi → pay oranı → kanuni temsilcilik → şirketten tahsil şartı → ödeme emri → tebligat → haciz
zinciri kontrol edilmelidir.
Bu zincirdeki hukuka aykırılıklar ödeme emri veya haciz işlemi bakımından önem taşıyabilir.
Ortağın Evine veya Aracına Haciz Geldiyse Önce Ne Kontrol Edilmeli?
Haczin kendisinden önce haczin dayandığı kişisel takip incelenmelidir.
Çünkü sorun çoğu zaman haciz işleminden daha önce başlamıştır.
Ortak hakkında hukuka aykırı ödeme emri düzenlenmiş ve bu işlem kesinleşmişse daha sonraki haciz uyuşmazlığı daha karmaşık hâle gelebilir.
Bu nedenle ödeme emri aşaması son derece önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Limited şirket vergi borcu doğrudan ortaktan alınabilir mi?
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesindeki şartlar gerçekleşmeden yalnızca ortaklık sıfatı nedeniyle doğrudan kişisel tahsil yapılamaz.
Önce şirketin bütün mallarının satılması zorunlu mu?
Her durumda bütün malvarlığının tek tek satılmış olması şart değildir. Kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması da kanunen yeterli olabilir.
Şirketin malvarlığı varsa ortağa gidilebilir mi?
Şirketin kamu alacağını karşılayabilecek haczedilebilir ve tahsil edilebilir malvarlığının bulunması, ortağa yönelik takibin hukuka uygunluğu bakımından önemli bir itiraz konusu olabilir.
Şirketten borcun bir kısmı tahsil edilirse ne olur?
Tahsil edilemeyen kalan kısım bakımından 35. maddedeki diğer şartların da gerçekleşmesi hâlinde ortak sorumluluğu gündeme gelebilir.
Limited şirket ortağı ne kadar sorumludur?
Ortaklık sıfatına dayanan 35. madde sorumluluğu sermaye hissesi oranındadır.
Şirket müdürü de aynı şekilde mi sorumludur?
Hayır. Kanuni temsilci ve müdürlerin sorumluluğu farklı hükümlere dayanabilir. Kişinin hem ortak hem müdür olması hâlinde iki sorumluluk rejimi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Anonim şirket ortağı da şirket vergi borcundan payı oranında sorumlu mudur?
Hayır. 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesindeki pay oranında sorumluluk limited şirket ortaklarına özgüdür. Anonim şirketlerde kanuni temsilci sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Eski limited şirket ortağı geçmiş borçtan sorumlu olabilir mi?
Evet, pay devrine ilişkin özel hükümler nedeniyle mümkün olabilir. Borcun dönemi ve ortaklık tarihleri birlikte incelenmelidir.
Ortağa gönderilen ödeme emrine dava süresi kaç gündür?
6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi kapsamında 15 gündür.
Vergi dairesine itiraz etmek dava süresini durdurur mu?
Her idari başvurunun dava süresini durdurduğu varsayılmamalıdır. Ödeme emrine ilişkin 15 günlük süre ayrıca takip edilmelidir.
Sonuç: Limited Şirket Ortağına Geçilebilmesi İçin Şirketten Tahsil Edilememe veya Tahsil Edilemeyeceğinin Anlaşılması Şarttır
Şirketin vergi borcunun bulunması limited şirket ortağının kişisel malvarlığının otomatik olarak kamu borcunun tahsil kaynağı hâline gelmesi anlamına gelmez. 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları bakımından ortak sorumluluğunu düzenlemektedir.
Ancak bu kuralın “vergi dairesi şirket hakkında yıllarca bütün tahsil yollarını denemeden hiçbir şekilde ortağa gidemez” şeklinde anlaşılması da doğru değildir. Kanun, kamu alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlini de ayrıca kabul etmektedir.
Bu nedenle ortağa gönderilen ödeme emrinde asıl araştırılması gereken konu, idarenin şirketten tahsil koşulunun oluştuğunu hukuken ortaya koyup koyamadığıdır.
Özellikle şirketin hâlen faaliyette bulunması, banka hesaplarında önemli miktarda para bulunması, haczedilebilir araç veya taşınmazlarının olması veya üçüncü kişilerden kolaylıkla tahsil edilebilir yüksek tutarlı alacaklarının bulunması hâlinde ortağa geçişin hukuka uygunluğu ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Aynı zamanda kişinin yalnızca ortak mı yoksa kanuni temsilci veya şirket müdürü mü olduğu mutlaka belirlenmelidir. Çünkü bu sıfatlar farklı hukuki sorumluluk rejimlerine tabidir.
Şirket ortağına ödeme emri geldiğinde yapılabilecek en önemli kontrol şu sırayla özetlenebilir:
Şirket borcu → borcun dönemi → şirketten yapılan tahsil işlemleri → tahsil edilememe şartı → ortaklık dönemi → pay oranı → pay devri → kanuni temsilcilik dönemi → ödeme emri → tebligat → haciz.
Bu zincirdeki tek bir hukuka aykırılık dahi somut olayın özelliklerine göre ortağa yöneltilen kişisel takibin sonucunu değiştirebilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK – Şirket Vergi Borcu ve Ortak Sorumluluğu
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, Av. Arb. Fırat Fesih Kaya liderliğinde limited şirket vergi borçlarının ortaklardan takibi, şirketten tahsil edilememe şartı, eski ve yeni ortakların kamu borcu sorumluluğu, şirket müdürü ve kanuni temsilci sorumluluğu, ödeme emirlerine itiraz, banka hesabına e-haciz, araç ve taşınmaz haczi ile hukuka aykırı kamu alacağı takiplerine karşı açılacak vergi davalarında hukuki destek sunmaktadır.
Ofis: 0312 434 22 22
Cep / WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara




