
Tapu İptal Davasında Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılır? 2026 Güncel Rehber
21 Temmuz 2026
Tapuda İsim Yanlışlığı Nasıl Düzeltilir? 2026 Web Tapu Başvurusu ve Dava Rehberi
21 Temmuz 2026Tapu Davalarında En Son Yargıtay Kararları 2026: Güncel İçtihatlar ve Emsal İlkeler
Tapu Davalarında En Son Yargıtay Kararları | 2026 Güncel Rehber
Tapu iptal ve tescil davalarında en son Yargıtay kararları nelerdir? Muris muvazaası, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması, kadastro ve iyi niyetli üçüncü kişi kararlarını 2026 güncel rehberimizde inceleyin.
Tapu iptal ve tescil davaları; muris muvazaası, yolsuz tescil, sahte vekâletname, ehliyetsizlik, vekâlet görevinin kötüye kullanılması, kadastro tespitleri ve miras uyuşmazlıkları gibi birçok farklı hukuki nedene dayanabilmektedir.
Bu davalarda yalnızca kanun hükümlerinin bilinmesi yeterli değildir. Yargıtay’ın güncel kararlarında benimsediği ispat ölçütleri, taraf sıfatı, iyi niyet, dava değeri, delillerin değerlendirilmesi ve usul kuralları davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Yargıtay’ın 26 Haziran 2025 tarihli iş bölümü kararına göre muris muvazaası, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması ve birçok tapu iptal ve tescil uyuşmazlığının temyiz incelemesi Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin görev alanındadır.
Yargıtay Kararları Tapu Davalarında Neden Önemlidir?
Türkiye’de Yargıtay kararları kanun gibi genel ve soyut bir hukuk kuralı oluşturmasa da, özellikle yerleşik içtihat niteliği kazanan kararlar ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin uygulamasını önemli ölçüde yönlendirmektedir.
Tapu davalarında Yargıtay’ın üzerinde durduğu temel konular şunlardır:
- Davanın doğru hukuki sebebe dayandırılması
- Taraf teşkilinin eksiksiz sağlanması
- Davacının aktif dava ehliyeti
- Taşınmazı devralan üçüncü kişinin iyi veya kötü niyeti
- Satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark
- Banka hareketleri ve ödeme belgeleri
- Murisin gerçek iradesi
- Vekilin sadakat ve özen borcu
- Kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihi
- Bilirkişi ve keşif incelemesinin yeterliliği
Muris Muvazaasına İlişkin En Son Yargıtay Yaklaşımı
Yargıtay’ın güncel kararlarında muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davalarında yalnızca tapuda gösterilen satış bedelinin düşük olmasının yeterli olmadığı vurgulanmaktadır.
Mahkeme tarafından murisin gerçek iradesi araştırılmalıdır.
Bu kapsamda;
- Murisin taşınmaz satmaya ihtiyacının bulunup bulunmadığı
- Alıcının ekonomik ödeme gücü
- Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği
- Muris ile alıcı arasındaki ilişki
- Taşınmazın satıştan sonra kim tarafından kullanıldığı
- Murisin mirasçılardan mal kaçırma amacı
- Aile içindeki beşerî ilişkiler
- Taşınmazın tapudaki bedeli ile gerçek değeri arasındaki fark
birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay karar arama sisteminde erişilebilen güncel kararlarda da uyuşmazlık, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talebi olarak nitelendirilmekte ve kararın dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesiyle verilmesi gerektiği görülmektedir.
Yalnızca Düşük Satış Bedeli Muvazaayı İspatlar mı?
Hayır.
Taşınmazın gerçek değeri ile tapuda gösterilen satış bedeli arasındaki aşırı fark önemli bir emare olabilir. Ancak Yargıtay uygulamasında bu fark, tek başına muris muvazaasının kesin kanıtı sayılmaz.
Mahkemenin;
- Banka kayıtlarını,
- Murisin ekonomik durumunu,
- Alıcının ödeme gücünü,
- Tanık beyanlarını,
- Tarafların sosyal ilişkilerini,
- Taşınmazın kullanım şeklini
birlikte incelemesi gerekir.
Murisin Bakım Amacıyla Taşınmaz Devretmesi
Miras bırakan, kendisine bakan çocuğuna taşınmaz devredebilir. Her bakım karşılığı devir otomatik olarak muris muvazaası sayılmaz.
Yargıtay uygulamasında;
- Murisin bakıma ihtiyacı,
- Bakım hizmetinin gerçekten sağlanması,
- Devredilen malın tüm malvarlığı içindeki oranı,
- Devrin makul olup olmadığı,
- Murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı
araştırılır.
Miras Payı Oranında Dava Açılması Konusunda Yargıtay Kararları
Muris muvazaasına dayanan davalarda mirasçılar, kendi miras payları oranında tapu iptal ve tescil talep edebilir.
Ancak ehliyetsizlik, vekâlet görevinin kötüye kullanılması veya miras bırakanın yaptığı işlemin mutlak hükümsüzlüğüne dayanılan bazı uyuşmazlıklarda tereke adına dava açılması gerekebilir.
Yargıtay uygulamasında, mirasçı olmayan üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmazlarda ehliyetsizlik veya vekâlet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle yalnızca miras payı oranında açılan davalarda aktif dava ehliyeti ve terekenin temsili özellikle incelenmektedir. Güncel karar özetlerinde, terekeye döndürme talebi bulunmaması ve başka mirasçıların varlığı hâlinde pay oranında açılan bazı davaların dinlenemeyeceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle dava açılmadan önce şu ayrım yapılmalıdır:
- Davacı kendi miras payı oranında mı hak talep etmektedir?
- Taşınmazın terekeye dönmesi mi istenmektedir?
- Tüm mirasçılar davada taraf mıdır?
- Terekeye temsilci atanması gerekir mi?
- Dava muris muvazaasına mı, ehliyetsizliğe mi, vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına mı dayanmaktadır?
Yanlış talep şekli, esasa girilmeden davanın reddine neden olabilir.
Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılmasına İlişkin Güncel Yargıtay Kararları
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında Yargıtay, vekilin sadakat ve özen borcuna özellikle önem vermektedir.
Vekil;
- Vekâlet verenin menfaatlerini korumalı,
- Talimatlara uygun davranmalı,
- Taşınmazı gerçek değerinin çok altında devretmemeli,
- Satış bedelini vekâlet verene teslim etmeli,
- Kendisi veya yakınları lehine zararlandırıcı işlem yapmamalıdır.
Ancak vekilin taşınmazı vekâletnameye dayanarak satmış olması tek başına görevin kötüye kullanıldığını göstermez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin erişilebilen bir kararında, satış bedeli ile banka havalelerinin birbirine yakın olduğu, tanık beyanlarının ödemeyi desteklediği ve zararlandırma kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptal talebinin reddi yönündeki değerlendirme benimsenmiştir.
Vekilin Yetkili Olması Davayı Engeller mi?
Hayır.
Vekâletnamede satış yetkisinin bulunması, vekilin her işleminin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Vekil satış yapmaya yetkili olsa bile;
- Taşınmazı gerçek değerinin çok altında satmışsa,
- Satış bedelini kendisi almışsa,
- Yakınına danışıklı devir yapmışsa,
- Vekâlet verenin açık talimatına aykırı hareket etmişse,
- Alıcıyla el ve iş birliği içinde davranmışsa
vekalet görevinin kötüye kullanılması gündeme gelebilir.
İyi Niyetli Üçüncü Kişiye İlişkin Yargıtay Yaklaşımı
Vekilin taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi hâlinde davanın en önemli konularından biri alıcının iyi niyetli olup olmadığıdır.
Türk Medeni Kanunu uyarınca tapu siciline güvenerek ayni hak kazanan iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı belirli şartlarda korunabilir.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre üçüncü kişi;
- Vekilin görevini kötüye kullandığını bilmiyorsa,
- Somut olayın şartlarına göre bilmesi de gerekmiyorsa,
- Olağan özeni göstermişse
iyi niyetli kabul edilebilir.
Buna karşılık üçüncü kişi vekille çıkar ve iş birliği içindeyse veya vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa kazanımı korunmaz.
Üçüncü Kişinin Kötü Niyetini Gösteren Emareler
Yargıtay değerlendirmelerinde şu olgular kötü niyet bakımından önem taşıyabilir:
- Vekil ile alıcının yakın akraba olması
- Taşınmazın çok düşük bedelle devredilmesi
- Satış bedelinin ödenmemesi
- Banka kaydı bulunmaması
- Taşınmazın kısa süre içinde tekrar devredilmesi
- Alıcının taşınmazdaki uyuşmazlığı bilmesi
- Vekâlet verenin taşınmazı kullanmaya devam etmesi
- Vekilin satış bedelini vekâlet verene teslim etmemesi
- Tarafların birlikte hareket ettiğini gösteren mesajlar veya belgeler
Ancak akrabalık veya bedel farkı tek başına her zaman kötü niyetin kesin ispatı değildir. Bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Yolsuz Tescile İlişkin Güncel Yargıtay Kararları
Yolsuz tescil, geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan veya bağlayıcı olmayan bir işlem sonucunda tapu kaydı oluşturulmasıdır.
Yargıtay’ın güncel kararlarında yolsuz tescile dayanan tapu iptal ve tescil taleplerinde özellikle Türk Medeni Kanunu’nun;
- Mülkiyetin kazanılması,
- İyi niyet,
- Tapu siciline güven,
- Yolsuz tescilin düzeltilmesi
hükümleri birlikte değerlendirilmektedir.
Yolsuz tescile örnek olarak;
- Sahte vekâletnameyle satış
- Sahte imzayla devir
- Yetkisiz temsil
- Geçersiz sözleşmeye dayalı tescil
- Tapu müdürlüğünün hatalı işlemi
- Gerçek malik dışındaki kişinin yaptığı işlem
gösterilebilir.
İlk Devir Yolsuzsa Sonraki Devirler de İptal Edilir mi?
Her zaman değil.
İlk devir yolsuz olsa bile taşınmaz daha sonra iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmişse son alıcının kazanımı korunabilir.
Bu nedenle Yargıtay;
- Son malikin tapu kaydına güvenip güvenmediğini,
- Uyuşmazlığı bilip bilmediğini,
- Satış bedelini ödeyip ödemediğini,
- Taraflarla akrabalık veya ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığını,
- Taşınmazı olağan koşullarda edinip edinmediğini
araştırmaktadır.
Sahte Vekâletname ve Sahte İmza Kararları
Sahte vekâletname veya sahte imza kullanılarak gerçekleştirilen taşınmaz devrinde gerçek malik, işleme iradesiyle katılmadığından ilk tescil yolsuz olabilir.
Bu davalarda Yargıtay’ın önem verdiği deliller şunlardır:
- Vekâletnamenin aslı
- Noterlik işlem dosyası
- İmza örnekleri
- Kriminal inceleme
- Adli belge uzmanı raporu
- Tapu işlem belgeleri
- Ceza soruşturması dosyası
- Banka ödeme kayıtları
İmza incelemesinin mümkün olduğunca belgenin aslı üzerinden ve işlem tarihine yakın karşılaştırma imzalarıyla yapılması gerekir.
Eksik veya denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi, kararın kaldırılmasına veya bozulmasına neden olabilir.
Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal Davalarında Yargıtay İlkeleri
Ehliyetsizlik nedeniyle açılan davalarda önemli olan kişinin dava tarihindeki değil, taşınmazı devrettiği tarihteki sağlık durumudur.
Yargıtay uygulamasına göre mahkeme;
- İşlem tarihine yakın hastane kayıtlarını,
- Psikiyatri ve nöroloji belgelerini,
- Reçeteleri,
- Kullanılan ilaçları,
- Vesayet dosyasını,
- Tanık beyanlarını,
- Adli Tıp raporunu
birlikte değerlendirmelidir.
Kişinin yaşlı olması tek başına ehliyetsiz olduğunu göstermez. Alzheimer veya demans tanısı da tek başına yeterli olmayabilir. Hastalığın işlem tarihinde ayırt etme gücünü ortadan kaldırıp kaldırmadığı araştırılmalıdır.
Adli Tıp Raporu Zorunlu mudur?
Her dosyada mutlak zorunluluk bulunmasa da ehliyetsizlik iddiasında Adli Tıp Kurumu veya uzman sağlık kurulu raporu çoğu zaman belirleyici delil niteliğindedir.
Rapora esas bütün sağlık belgelerinin dosyaya getirtilmesi gerekir. Eksik tıbbi kayıtla hazırlanan rapor hükme esas alınmamalıdır.
Kadastro Öncesi Nedene Dayalı Davalarda En Son Yargıtay Yaklaşımı
Kadastro öncesi hukuki nedenlere dayalı tapu iptal ve tescil davalarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre büyük önem taşır.
Yargıtay karar arama sisteminde erişilebilen güncel bir karar, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil uyuşmazlığına ilişkindir. Bu tür dosyalarda kadastro tutanağının kesinleşme tarihi ile davanın açılış tarihi karşılaştırılmaktadır.
Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra, kural olarak kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamaz.
Bu süre;
- Zamanaşımı değil,
- Hak düşürücü süredir,
- Mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınabilir.
Kadastro Sonrası Nedenler On Yıllık Süreye Tabi midir?
Uyuşmazlık kadastro kesinleştikten sonra meydana gelen bir işleme dayanıyorsa Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki süre uygulanmayabilir.
Örneğin;
- Kadastrodan sonra yapılan sahte satış,
- Kadastrodan sonra vekâletin kötüye kullanılması,
- Kadastrodan sonra gerçekleştirilen muvazaalı devir,
- Kadastrodan sonra oluşan yolsuz tescil
kadastro sonrası neden niteliğindedir.
Yargıtay’ın erişilebilen kararlarında kadastrodan önceki sebeple açılan tapu iptal davalarında on yıllık sürenin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bilirkişi Raporlarına İlişkin Yargıtay İlkeleri
Tapu davalarında bilirkişi raporunun;
- Gerekçeli,
- Açık,
- Bilimsel,
- Denetlenebilir,
- Tapu ve kadastro kayıtlarıyla uyumlu
olması gerekir.
Özellikle kadastro davalarında bilirkişi;
- Tapu kaydını tesisinden itibaren incelemeli,
- Eski ve yeni paftaları karşılaştırmalı,
- Tapu kaydını zemine uygulamalı,
- Komşu parselleri göstermeli,
- Dava konusu alanı krokide belirtmeli,
- Çekişmeli bölümün yüzölçümünü hesaplamalıdır.
“Taşınmaz davacının tapusu kapsamındadır.” şeklindeki soyut bir rapor yeterli kabul edilmemelidir.
Raporlar arasında çelişki varsa mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar vermemelidir.
Eksik Araştırma Nedeniyle Bozma Kararları
Yargıtay tapu davalarında özellikle şu eksiklikleri bozma nedeni yapabilmektedir:
- Tüm tapu kayıtlarının getirtilmemesi
- Tapu işlem dosyasının incelenmemesi
- Banka kayıtlarının araştırılmaması
- Murisin ekonomik durumunun belirlenmemesi
- Tarafların ödeme gücünün araştırılmaması
- Sağlık kayıtlarının eksik toplanması
- Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmemesi
- Taşınmaz başında keşif yapılmaması
- Tüm mirasçıların davaya katılmaması
- Terekenin temsilinin sağlanmaması
- Üçüncü kişinin iyi niyetinin araştırılmaması
Bu nedenle tapu iptal davalarında kararın yalnızca birkaç tanık beyanına veya tek bir bilirkişi raporuna dayandırılması yeterli olmayabilir.
Dava Değerine İlişkin Yargıtay Kararları
Tapu iptal ve tescil davaları, taşınmazın dava konusu edilen değeri üzerinden nispi harca tabidir.
Davacı yalnızca belirli bir payın iptalini istiyorsa dava değeri, taşınmazın tamamı üzerinden değil dava konusu payın değeri üzerinden belirlenir.
Mahkeme;
- Taşınmazın gerçek değerini,
- Dava konusu pay oranını,
- Dava tarihindeki değeri
tespit ettirmeli ve eksik harç bulunması hâlinde tamamlattırmalıdır.
Eksik harç tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi usul yönünden sorun oluşturabilir.
Tapu İptal Davasında Taraf Teşkili Hakkında Güncel Yaklaşım
Tapu kaydının iptali isteniyorsa kural olarak tapuda malik görünen kişinin davalı gösterilmesi gerekir.
Kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına husumet yöneltilmelidir.
Dava sırasında kayıt maliki değişmişse Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun dava konusunun devrine ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.
Miras ortaklığına ilişkin bazı davalarda tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması gerekebilir. Taraf teşkili tamamlanmadan esasa ilişkin karar verilmesi doğru değildir.
İhtiyati Tedbir Konusunda Yargıtay Uygulaması
Tapu iptal davası devam ederken taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi davanın sonucunu güçleştirebilir.
Bu nedenle davacı, dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep edebilir.
Mahkeme tedbir talebini değerlendirirken;
- Davacının hakkının yaklaşık olarak ispatlanıp ispatlanmadığını,
- Taşınmazın devredilme riskini,
- Tedbir verilmezse hakkın elde edilmesinin zorlaşıp zorlaşmayacağını,
- Taraflar arasındaki menfaat dengesini
inceler.
Her tapu iptal davasında otomatik olarak tedbir kararı verilmez. Talep somut delillerle gerekçelendirilmelidir.
Yargıtay’a Göre Tapu Davalarında En Güçlü Deliller
Yargıtay kararları ışığında tapu davalarında etkili olabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Tedavüllü tapu kayıtları
- Tapu işlem dosyası
- Resmî senet
- Kadastro tutanakları
- Noter vekâletnameleri
- Banka hesap hareketleri
- Satış bedeli ödeme belgeleri
- Sağlık kayıtları
- Adli Tıp raporu
- İmza inceleme raporu
- Bilirkişi raporu
- Keşif tutanağı
- Tanık beyanları
- Vergi kayıtları
- Belediye ve imar belgeleri
- Mesaj ve elektronik yazışmalar
- Ceza soruşturması dosyası
Hiçbir delil kural olarak tek başına mutlak üstünlüğe sahip değildir. Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirmelidir.
Yargıtay Kararlarına Göre Tapu Davalarında Yapılan 15 Kritik Hata
- Yanlış hukuki sebebe dayanmak
- Tapuda malik görünen kişiyi davalı göstermemek
- Tüm mirasçıları davaya dahil etmemek
- Terekenin temsilini sağlamamak
- Kadastro kesinleşme tarihini araştırmamak
- On yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmak
- Üçüncü kişinin iyi niyetini araştırmamak
- Banka kayıtlarını dosyaya getirtmemek
- Bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmemek
- Satış bedeli ile gerçek değer farkını tek başına yeterli görmek
- Sağlık kayıtlarını eksik sunmak
- İmza incelemesini fotokopi belge üzerinden yaptırmak
- Tapu işlem dosyasını getirtmemek
- Dava değerini eksik göstermek
- İhtiyati tedbir talep etmeden taşınmazın yeniden devrine fırsat vermek
2026 Güncel Değerlendirme
2026 yılı itibarıyla tapu davalarında Yargıtay’ın öne çıkan yaklaşımı, yalnızca şekli tapu kayıtlarıyla yetinilmemesi ve uyuşmazlığın gerçek hukuki nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılmasıdır.
Güncel kararlar ışığında;
- Muris muvazaasında murisin gerçek amacı belirlenmelidir.
- Düşük satış bedeli tek başına muvazaayı ispatlamaz.
- Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasında vekilin zararlandırma kastı ve alıcının iyi niyeti araştırılmalıdır.
- İyi niyetli üçüncü kişinin tapu siciline dayanan kazanımı korunabilir.
- Ehliyetsizlikte kişinin işlem tarihindeki sağlık durumu esas alınmalıdır.
- Kadastro öncesi nedenlerde on yıllık hak düşürücü süre dikkate alınmalıdır.
- Bilirkişi raporları denetime elverişli olmalıdır.
- Tüm mirasçıların veya terekenin davada doğru şekilde temsil edilmesi gerekir.
- Banka kayıtları ve objektif belgeler, yalnızca tanık anlatımlarından daha güçlü sonuç doğurabilir.
- Taşınmazın devir zinciri ve kayıt maliklerinin iyi niyeti ayrı ayrı incelenmelidir.
Yargıtay’ın 26 Haziran 2025 tarihli güncel iş bölümü düzenlemesi de muris muvazaası ve önemli tapu iptal uyuşmazlıklarının Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından incelendiğini göstermektedir.
Resmî Kurumlara Dış Bağlantı Önerileri
- Yargıtay Karar Arama
- Yargıtay Başkanlığı
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
- Web Tapu
- UYAP Vatandaş Portalı
- Mevzuat Bilgi Sistemi
- Resmî Gazete
- Adalet Bakanlığı
Sıkça Sorulan Sorular
1. En son Yargıtay kararlarına göre düşük satış bedeli muris muvazaasını ispatlar mı?
Hayır. Düşük satış bedeli önemli bir emare olsa da tek başına yeterli değildir. Murisin gerçek iradesi, alıcının ödeme gücü, banka kayıtları ve tarafların ilişkileri birlikte değerlendirilir.
2. Vekil taşınmazı satmaya yetkiliyse tapu iptal davası açılamaz mı?
Açılabilir. Vekilin satış yetkisi bulunmasına rağmen vekâlet vereni zararlandırması, bedeli ödememesi veya alıcıyla iş birliği içinde olması vekâlet görevinin kötüye kullanılmasını oluşturabilir.
3. İyi niyetli üçüncü kişinin tapusu iptal edilir mi?
Kanuni şartları sağlayan ve tapu siciline güvenerek hak kazanan iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Kötü niyetli üçüncü kişinin kazanımı ise korunmaz.
4. Muris muvazaası davasında bütün mirasçıların birlikte dava açması gerekir mi?
Muris muvazaasına dayanan davada mirasçı kendi miras payı oranında dava açabilir. Ancak ehliyetsizlik veya terekeye döndürme taleplerinde tüm mirasçıların katılımı ya da tereke temsilcisi gerekebilir.
5. Kadastroya karşı tapu iptal davası kaç yıl içinde açılır?
Kadastro öncesi nedenlere dayanılıyorsa kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre uygulanır.
6. Yargıtay bilirkişi raporunu yeterli bulmazsa ne olur?
Eksik, gerekçesiz veya denetime elverişsiz rapora dayanılarak karar verilmesi hâlinde karar kaldırılabilir veya bozulabilir. Ek rapor ya da yeni bilirkişi heyeti gerekebilir.
7. Ehliyetsizlik tapu davasında hangi tarih esas alınır?
Taşınmazın devredildiği işlem tarihindeki ayırt etme gücü esas alınır. Dava tarihindeki sağlık durumu tek başına belirleyici değildir.
8. Tapu iptal davasında tanık yeterli midir?
Tanık önemli bir delildir; ancak çoğu dosyada tapu kayıtları, banka hareketleri, sağlık belgeleri, bilirkişi raporları ve diğer objektif delillerle desteklenmesi gerekir.
9. Tapu iptal davasında ihtiyati tedbir alınabilir mi?
Yaklaşık ispat ve hukuki yarar şartları oluşmuşsa taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilebilir.
10. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’daki mahkemeler aynı Yargıtay kararlarını uygular mı?
Yargıtay içtihatları Türkiye genelindeki mahkemeler bakımından yol göstericidir. Somut olayın delilleri ve bölge adliye mahkemesi uygulamaları nedeniyle değerlendirmeler farklılaşabilir.
Uzman Hukuki Destek
Tapu iptal ve tescil davalarında en güncel Yargıtay kararlarının doğru yorumlanması, davanın hukuki sebebinin belirlenmesi ve delillerin içtihatlara uygun şekilde sunulması büyük önem taşır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, muris muvazaası, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması, sahte vekâletname, ehliyetsizlik, kadastro uyuşmazlıkları ve diğer tapu davalarında güncel Yargıtay kararları ışığında profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, tapu kayıtlarının ve devir zincirinin incelenmesi, emsal karar araştırması, bilirkişi raporuna itiraz, ihtiyati tedbir, istinaf ve temyiz süreçlerinde somut dosyaya uygun hukuki strateji oluşturmaktadır.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren tapu ve gayrimenkul hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak haklarınızı güvence altına alabilirsiniz. FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık olarak Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa ve Türkiye genelindeki tapu uyuşmazlıklarında profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




