
Tazminat Davası Açma Süresi Kaç Yıldır?
21 Mayıs 2025
Arabuluculuk Tazminat Davalarında Zorunlu Mu?
21 Mayıs 20251. Tazminat Davalarında Görevli Mahkemenin Belirlenmesinin Önemi
Tazminat davalarında görevli mahkemenin doğru şekilde belirlenmesi, davanın usulüne uygun olarak yürütülmesi ve esasa girilerek karar verilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Hukuki sistemde görev, bir davaya hangi derece veya türde mahkemenin bakacağına işaret eder. Bu konuda yapılacak bir hata, mahkemenin “görevsizlik kararı” vermesine ve davanın uzamasına neden olabilir. Ayrıca görevli olmayan mahkemeye yapılan başvurular, zamanaşımı süresi içinde olsa dahi usulden reddedilerek ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Türk yargı sisteminde tazminat davaları için görevli mahkeme, davanın niteliğine, tarafların statüsüne ve olayın özel yapısına göre değişebilir. Örneğin özel hukuk ilişkisine dayanan bir tazminat davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülürken; iş kazasına dayalı bir tazminat davası İş Mahkemesi’nin görev alanına girebilir. Bu ayrımı doğru yapmak, davanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesini ve mağdurun haklarını zamanında alabilmesini sağlar.
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Tazminat Davalarındaki Görev Alanı
Türk yargı sisteminde tazminat davalarının büyük çoğunluğu, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde görülmektedir. Özellikle haksız fiil, sözleşmeye aykırılık, manevi zararlar veya kusurlu hizmet gibi durumlara dayalı tazminat taleplerinde, özel bir görev düzenlemesi yoksa görev Asliye Hukuk Mahkemesi’ne aittir. Bu mahkeme, gerçek kişiler arasında doğan özel hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle yükümlüdür. Örneğin trafik kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davası, malpraktis (doktor hatası) nedeniyle zarar gören hastanın açacağı dava, ya da bir taşınmazın zarar görmesiyle ilgili komşuluk hukukundan doğan davalar doğrudan bu mahkemeye sunulmalıdır. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu davalarda, dava konusu miktar gözetilmeksizin yetki verilir. Burada önemli olan nokta, olayın özel hukuk ilişkisi çerçevesinde doğmuş olmasıdır. Eğer taraflardan biri kamu tüzel kişiliği değilse ve idare hukuku ilişkisi söz konusu değilse, yargılama Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılır.
3. İş Mahkemelerinin Tazminat Uyuşmazlıklarındaki Rolü
İş hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesi’dir. İş Mahkemeleri, işçi ile işveren arasında doğan tüm uyuşmazlıkları çözmekle yükümlüdür. Bu kapsamda iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davaları, meslek hastalıklarından doğan zararlar, kötü niyet tazminatı, ihbar ve kıdem tazminatı gibi talepler bu mahkemelerde görülür. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, bireysel iş sözleşmesine dayalı tüm davalar, İş Mahkemesi’nin görev alanındadır. Uygulamada, bir işçi iş kazasında vefat etmişse yakınları tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı da bu mahkemede görülür. Ayrıca bu davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Arabuluculuk süreci başarısız olursa, mahkemeye başvuru yapılabilir. Görev yönünden hata yapılması hâlinde, İş Mahkemesi görevsizlik kararı verebilir. Bu nedenle iş hukuku kaynaklı tazminat taleplerinde başvurulacak mahkeme dikkatle belirlenmelidir.
4. Tüketici Mahkemelerinde Görülen Tazminat Davaları
Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi’dir. Özellikle satılan malın ayıplı olması, hizmetin eksik ifa edilmesi, taahhütlerin yerine getirilmemesi gibi hallerde tüketici zarar görmüşse, tazminat talebiyle Tüketici Mahkemesi’ne başvurulabilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilere hem maddi hem de manevi tazminat talep etme hakkı tanır. Örneğin ayıplı bir estetik operasyon sonucu yüzünde kalıcı hasar oluşan bir tüketici, manevi tazminat davasını da Tüketici Mahkemesi’nde açabilir. Burada önemli olan, taraflardan birinin “tüketici” sıfatını taşımasıdır. Yani bir malı veya hizmeti ticari olmayan, kişisel amaçlarla edinmiş olması gerekir. Tüketici Mahkemesi’nin görevli olması hâlinde davanın başka bir mahkemede açılması, görevsizlikle sonuçlanacaktır. Tüketici mahkemelerinde dava açmadan önce, belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru zorunluluğu bulunmaktadır.
5. İdare Mahkemelerinde Açılacak Tazminat Davaları
Eğer zarar, bir kamu kurumunun kusurlu eyleminden veya işleminden kaynaklanmışsa ve bu zarar idare hukuku kapsamında doğmuşsa, görevli mahkeme İdare Mahkemesi’dir. Bu tür davalara “tam yargı davası” denir. Örneğin devlet hastanesinde yapılan hatalı tıbbi müdahale sonucu doğan zararlar, polisin orantısız güç kullanımıyla oluşan zararlar ya da idarenin kamulaştırmasız el atması gibi durumlarda idari yargı yoluna başvurulmalıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, bu süreçte uygulanır. İdare Mahkemesi’ne dava açılmadan önce genellikle idareye başvuru şarttır. Bu başvurunun yapılmasından itibaren 60 gün içinde cevap alınamazsa, dava süreci başlatılabilir. Tam yargı davalarında yalnızca maddi değil, manevi zararlar da talep edilebilir. Ancak görevli mahkeme yanlış seçilirse, davanın reddedilmesi söz konusu olur. Bu nedenle olayın niteliğine göre özel hukuk mu yoksa idare hukuku mu uygulanacağı titizlikle analiz edilmelidir.
6. Ceza Yargılaması ile Birlikte Açılan Tazminat Davaları
Ceza yargılaması devam ederken, zarar gören kişi Ceza Mahkemesi’nde doğrudan “şahsi hak” talepli tazminat davası açabilir. Bu duruma “ceza davasına katılma” veya “müdahillik” denir. Mağdur, suçtan doğan zararlarının karşılanmasını ceza mahkemesinden talep edebilir. Bu, genellikle kamu davası ile birlikte yürütülür. Ceza mahkemesi tazminata hükmederse, ayrıca hukuk davası açmaya gerek kalmaz. Ancak çoğu durumda, ceza mahkemesi tazminat talebini esaslı incelemeden reddettiğinden, mağdurun hukuk mahkemesinde ayrıca dava açması gerekir. Özellikle ağır bedensel zararlar, hakaret, tehdit, yaralama gibi suçlar neticesinde hem ceza hem tazminat gündeme gelir. Ceza yargılamasının sonunda verilen beraat kararı, tazminat davasını tamamen ortadan kaldırmaz; çünkü ceza yargılaması ile özel hukuk yargılaması farklı kriterlerle değerlendirilir. Ancak ceza mahkemesi, mağdurun zarara uğradığını kabul ederse, bu durum hukuk davasında güçlü bir delil olur.
7. Yetkili Mahkeme: Dava Nerede Açılır?
Tazminat davalarında yalnızca görevli mahkemenin değil, yetkili mahkemenin de doğru belirlenmesi gerekir. Yetki, coğrafi anlamda hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını belirler. Genel yetki kuralı, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Ancak tazminat davalarında özel yetki kuralları da devreye girer. Örneğin haksız fiilden doğan tazminat davaları, zarar veren fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yerde de açılabilir (HMK m.16). Trafik kazası örneğinde, kazanın olduğu yerdeki mahkeme de yetkilidir. Sözleşmeye dayalı davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. İş kazası davalarında, işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. İdari davalarda ise davalı idarenin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi yetkilidir. Yetkisiz mahkemeye açılan davalar, süre kaybına ve gereksiz yargılama masraflarına neden olur. Bu nedenle görev ile yetki birlikte ve dikkatle değerlendirilmelidir.
8. Görevli ve Yetkili Mahkemenin Hatalı Belirlenmesinin Sonuçları
Görevli ya da yetkili olmayan bir mahkemeye açılan tazminat davası, usulden reddedilir ya da “görevsizlik ve/veya yetkisizlik kararı” ile başka mahkemeye gönderilir. Ancak bu karar, davacının hak arama sürecini uzatır ve zamanaşımı yönünden büyük risk doğurur. Mahkeme dosyayı doğru mahkemeye sevk etse bile, zamanaşımı süresi dolmuşsa yeni mahkeme davayı esastan incelemeden reddedebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115. maddelerinde açıkça belirtilen görev ve yetki kurallarına aykırı başvuru yapılması, “dava şartı noksanlığı” anlamına gelir. Özellikle idare mahkemesi yerine adli mahkemeye ya da iş mahkemesi yerine asliye hukuk mahkemesine başvurmak gibi hatalar, sıkça rastlanan sorunlardandır. Bu durumlarda dava dosyasının tekrar hazırlanması, yeni harçların ödenmesi ve delillerin tekrar sunulması gerekebilir. Bu da hem maddi hem de zaman kaybına neden olur. Dolayısıyla davanın başında yetki ve görev analizinin bir avukatla yapılması, süreci güvence altına alır.
9. Görev ve Yetki Kurallarının Uygulamasında Yargıtay ve Danıştay Kararlarının Önemi
Tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde, kanun hükümleri kadar Yargıtay ve Danıştay içtihatları da belirleyicidir. Çünkü bazı durumlarda kanun açık değildir ya da farklı biçimde yorumlanabilir. Örneğin hem sözleşmeye hem haksız fiile dayanan bir uyuşmazlıkta hangi mahkemenin görevli olacağı, Yargıtay kararları ışığında belirlenir. Aynı şekilde kamu görevlisinin kusurlu eyleminden doğan zararlar için açılacak davanın adli mi yoksa idari yargıda mı açılacağı konusu, Danıştay kararlarıyla şekillenir. Yüksek mahkeme içtihatları, emsal oluşturur ve alt mahkemeler bu kararları dikkate almak zorundadır. Özellikle emsal niteliğindeki içtihatlar, davacı lehine yorum yapılmasını sağlayabilir. Bu nedenle dava öncesinde ilgili yüksek yargı kararlarının incelenmesi, mahkemenin doğru belirlenmesine katkı sağlar. Nitekim yanlış bir görev veya yetki seçimi, mahkemenin davaya esas yönünden bile bakamamasına sebep olabilir. Bu nedenle içtihat taraması, dava hazırlığının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
📌 Resmi Kurum Linkleri
- T.C. Adalet Bakanlığı
- Yargıtay Başkanlığı
- Danıştay Başkanlığı
- Türkiye Barolar Birliği
- UDF – Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP Vatandaş)
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




