
Takipsizlikle Kapanan Soruşturma Vatandaşlık Başvurusuna Engel Olur mu? (2026 Güncel Rehber)
4 Kasım 2026
Tahliye Taahhütnamesi Ne Zaman Geçersiz Olur? Kiracı İmzaya İtiraz Edebilir mi? (2026 Güncel Rehber)
4 Kasım 2026Banka Hesabını Kullandıran Kişi Dolandırıcılıktan Sorumlu Olur mu?
Banka hesabını, kartını veya IBAN’ını başkasına kullandıran kişinin dolandırıcılık ve kara para aklama bakımından ceza sorumluluğu nedir? 2026 güncel hukuki rehber.
Banka hesabını veya IBAN bilgisini başkasına kullandıran kişi, hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığını sonradan öğrendiğinde ciddi bir ceza soruşturmasıyla karşılaşabilir. Ancak hesap sahibinin yalnızca hesabın sahibi olması, her olayda otomatik olarak dolandırıcılıktan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez.
Ceza sorumluluğunun doğması için kişinin dolandırıcılık planını bildiği, bu plana bilerek katkı sağladığı veya hesabını suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kullandırdığı somut delillerle ortaya konulmalıdır. Türk Ceza Kanunu’na göre ceza sorumluluğu şahsidir ve suçların kural olarak kastla işlenmesi gerekir.
IBAN Kullandırmak Tek Başına Dolandırıcılık Suçu mudur?
Sadece bir kişiye IBAN numarasını söylemek, tek başına dolandırıcılık suçunun bütün unsurlarını oluşturmayabilir. Ancak IBAN’ın hangi amaçla verildiği, hesaba gelen paranın ne yapıldığı ve hesap sahibinin olaydan haberdar olup olmadığı belirleyicidir.
Şu durumlarda ceza sorumluluğu riski artar:
- Hesabın para almak ve göndermek amacıyla kiralanması,
- Hesap sahibine komisyon veya ücret ödenmesi,
- Hesaba gelen paranın üçüncü kişilere aktarılması,
- Paranın ATM’den çekilerek başkasına teslim edilmesi,
- Hesap sahibinin dolandırıcılık mesajlarını veya aramalarını bilmesi,
- İnternet bankacılığı şifresinin veya kart bilgilerinin paylaşılması,
- Hesabın birden fazla mağdurun para gönderdiği ortak hesap olarak kullanılması,
- Banka veya kolluk görevlilerinin uyarılarına rağmen işlemlere devam edilmesi.
Bu tür durumlarda hesap sahibi, dolandırıcılığın doğrudan faili olmasa bile yardım eden veya bazı olaylarda müşterek fail olarak değerlendirilebilir.
Sadece IBAN Paylaşmak ile Banka Hesabını Kullandırmak Aynı Şey midir?
Hayır. Bu iki durum arasında önemli fark vardır.
Sadece IBAN paylaşılması, çoğu zaman kişinin hesabına para yatırılmasını mümkün kılar. Buna karşılık internet bankacılığı şifresinin, tek kullanımlık doğrulama kodlarının, kartın veya kart şifresinin paylaşılması, hesabın fiilen başkasının kontrolüne bırakılması anlamına gelebilir.
Ceza soruşturmasında şu ayrımlar yapılır:
- Yalnızca IBAN mı paylaşıldı?
- Banka kartı teslim edildi mi?
- İnternet bankacılığı bilgileri verildi mi?
- Hesaba gelen para hesap sahibi tarafından çekildi mi?
- Para başka bir hesaba aktarıldı mı?
- Hesap sahibi bunun karşılığında ücret aldı mı?
- Hesap sahibi gerçek gönderici veya mağdur hakkında bilgi sahibi miydi?
Kişinin hesabını üçüncü kişilere kullandırması ve karşılığında ücret alması, “Ben sadece IBAN verdim” savunmasının tek başına yeterli görülmemesine neden olabilir.
Banka Hesabı Dolandırıcılıkta Kullanılırsa Hangi Suçlar Gündeme Gelir?
Olayın özelliklerine göre aşağıdaki suçlar gündeme gelebilir.
Basit Dolandırıcılık
Hileli davranışlarla mağdurun aldatılması, mağdurun veya başka bir kişinin zararına menfaat sağlanması halinde TCK’nın 157. maddesindeki dolandırıcılık suçu değerlendirilebilir.
Nitelikli Dolandırıcılık
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması halinde TCK’nın 158. maddesindeki nitelikli dolandırıcılık hükümleri gündeme gelebilir. Dolandırıcılığın banka hesabı üzerinden gerçekleştirilmesi, olayın niteliğine göre suçun daha ağır değerlendirilmesine yol açabilir.
Dolandırıcılığa Yardım Etme
Hesap sahibi mağdurla görüşmemiş veya hileli mesajları göndermemiş olsa bile, hesabını bilerek suçun işlenmesinde kullanılan bir araç haline getirmişse TCK’nın 39. maddesi kapsamında yardım etme sorumluluğu gündeme gelebilir.
TCK’nın 39. maddesinde suçun işlenmesinde kullanılan araçların sağlanması veya suçun icrasının kolaylaştırılması, yardım etme kapsamında düzenlenmiştir.
Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama
Hesaba gelen paranın suçtan elde edildiği biliniyor ve bu para kaynağını gizlemek veya meşru bir işlem gibi göstermek amacıyla farklı hesaplara aktarılıyorsa TCK’nın 282. maddesi kapsamında aklama suçu da araştırılabilir.
Ancak hesaba para gelmiş olması tek başına kara para aklama suçunun oluştuğu anlamına gelmez. Paranın suçtan geldiğinin bilinmesi ve gizleme veya meşrulaştırma amacı taşıyan işlemlerin bulunması gerekir.
Hesap Sahibi Dolandırıcılığı Bilmiyorsa Sorumlu Olur mu?
Kişi gerçekten dolandırıcılık planını bilmiyorsa ve hesabının suçta kullanılacağını öngörmüyorsa, ceza sorumluluğu bakımından önemli bir savunma alanı ortaya çıkar.
Ceza soruşturmasında özellikle şu deliller incelenir:
- Hesap sahibi ile asıl şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri,
- WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları,
- Para transferlerinin açıklama bölümleri,
- ATM kamera kayıtları,
- Hesaptan para çekilen konumlar,
- Telefon ve IP kayıtları,
- Hesap sahibinin mağdurla iletişim kurup kurmadığı,
- Hesap sahibinin para üzerinde tasarruf edip etmediği,
- Hesap sahibinin komisyon alıp almadığı,
- Hesap sahibinin bankaya veya kolluğa ne zaman bildirim yaptığı.
Ceza sorumluluğu bakımından önemli olan yalnızca paranın hesaba gelmesi değil, kişinin bu sürece bilerek ve isteyerek katılıp katılmadığıdır.
Yargıtay Uygulamasında Hesabını Kullandıran Kişinin Durumu
Yargıtay’ın bazı kararlarında, hesap sahibinin hesabını kimliği bilinmeyen kişilere ücret karşılığında kullandırması, hesabına gelen paralar üzerinde işlem yapması veya bu kişilerin kim olduğunu açıklayamaması, suçun bilerek kolaylaştırıldığı yönünde değerlendirilmiştir.
Örneğin bir Yargıtay kararında, sanığın hesabını belirli bir ücret karşılığında başka bir kişiye kullandırdığı ve hesabın internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılıkta kullanıldığı değerlendirilerek, beraat kararının yeterli görülmediği belirtilmiştir.
Bununla birlikte her dosyada aynı sonuca ulaşılmaz. Hesap sahibinin dolandırıcılık eylemiyle bağlantısının bulunmadığı, herhangi bir menfaat elde etmediği ve suç planını bilmediği somut delillerle ortaya konulursa beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı mümkün olabilir.
2026 Yılında Banka Hesabı Kullandırma Bakımından Yeni Düzenleme
2026 yılında TCK’nın 158. maddesine eklenen düzenleme önem taşımaktadır. Buna göre dolandırıcılık suçuna iştirak yalnızca banka, ödeme aracı veya finansal hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçların başkasına verilmesiyle sınırlıysa, cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülmüştür.
Bu düzenleme, banka hesabını kullandıran kişiye otomatik olarak cezasızlık sağlamaz. Kişinin dolandırıcılığa bilerek iştirak ettiği kabul edilirse sorumluluk devam eder; sadece olayın koşullarına göre cezada indirim gündeme gelebilir.
Başka bir ifadeyle:
- Bilgi ve araç sağlama eylemi bilinçli olmalıdır.
- Dolandırıcılığa iştirak unsurları bulunmalıdır.
- Hesap sahibi suç planını bilmiyorsa ceza indirimi değil, sorumluluğun bulunmadığı savunması gündeme gelir.
- Hesap sahibi hileli görüşmeleri yürütmüş veya parayı paylaşmışsa daha ağır bir iştirak değerlendirmesi yapılabilir.
2026’da Hesaplar 48 Saat Askıya Alınabilir mi?
2025 yılının sonunda yapılan düzenlemeyle, belirli bilişim ve banka bağlantılı suçlarda kullanılan hesapların finansal kuruluşlar tarafından geçici olarak askıya alınabilmesi mümkün hale getirilmiştir.
CMK’nın 128/A maddesine göre nitelikli dolandırıcılık, bilişim yoluyla işlenen belirli suçlar ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması bakımından makul şüphe bulunması halinde hesap işlemleri 48 saate kadar askıya alınabilir. Bu işlem ve hesap hareketleri savcılığa bildirilir; hesap sahibine de bildirim yapılır.
Bu nedenle hesabı bloke edilen kişi:
- Bankadan blokenin gerekçesini öğrenmeli,
- Hesap hareketlerini ve dekontları temin etmeli,
- Şüpheli işlemleri yazılı şekilde açıklamalı,
- Hesabının rızası dışında kullanıldığını düşünüyorsa derhal bildirim yapmalı,
- Savcılık veya kolluk ifadesine avukatla katılmalıdır.
Hesabı Kullanılan Masum Kişi Ne Yapmalıdır?
Kişi hesabını dolandırıcılık amacıyla kullandırmadığı halde hesabında şüpheli işlem fark ederse gecikmeden harekete geçmelidir.
İlk aşamada yapılması gerekenler şunlardır:
- Banka kartı ve internet bankacılığı erişimi güvenlik amacıyla kapatılmalıdır.
- Bankaya yazılı bildirim yapılmalıdır.
- Şüpheli para transferleri ve hesap hareketleri alınmalıdır.
- Telefon mesajları ve WhatsApp yazışmaları korunmalıdır.
- Kolluk veya Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılmalıdır.
- Şüpheli kişilerle yapılan görüşmeler silinmemelidir.
- Hesabın neden ve nasıl kullanıldığını açıklayan kronolojik bir hazırlık yapılmalıdır.
Hesap sahibinin soruşturmayı öğrendikten sonra susması, parayı başka hesaplara aktarmaya devam etmesi veya şüpheli kişilerle delilleri yok etmeye yönelik iletişim kurması savunmasını ciddi şekilde zayıflatabilir.
İfade Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Banka hesabı dolandırıcılıkta kullanılan kişi, kolluk veya savcılık ifadesinde olayın bütününü açıklamalıdır.
Özellikle şu sorulara açık cevap verilmelidir:
- IBAN kime ve ne amaçla verildi?
- Hesap karşılığında ücret alındı mı?
- Hesaba gelen para neden başka bir hesaba gönderildi?
- Para nakit olarak çekildi mi?
- Hesap bilgileri hangi tarihte paylaşıldı?
- Hesap sahibi mağdurla görüştü mü?
- Hesap sahibi, paranın kaynağını biliyor muydu?
- Şüpheli kişilerle hangi iletişim kuruldu?
- Bankaya veya kolluğa ne zaman bildirim yapıldı?
“Hiçbir şey bilmiyorum” şeklindeki genel ve açıklamasız bir ifade yerine, banka hareketleriyle uyumlu, tarih sıralı ve belgelerle desteklenen bir anlatım yapılmalıdır.
Dolandırıcılık Mağdurunun Zararı Ödenirse Dosya Kapanır mı?
Mağdurun zararının ödenmesi, her zaman ceza dosyasını otomatik olarak sona erdirmez. Dolandırıcılık suçunun niteliğine ve dosyanın aşamasına göre ödeme, etkin pişmanlık veya cezada indirim bakımından değerlendirilebilir.
Ödeme yapılacaksa, bu işlem gelişigüzel değil; dosya, mağdur ve savcılık bilgileriyle uyumlu şekilde gerçekleştirilmelidir. Yanlış kişiye ödeme yapılması veya paranın kaynağı açıklanmadan gönderilmesi yeni şüphelere yol açabilir.
Yargıtay kararlarında da zarar giderme iradesinin ve gerçek ödeme imkânının etkin pişmanlık bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Banka Hesabını Kullandırma Suçlamasında Savunma Nasıl Yapılır?
Savunma, dosyanın delillerine göre hazırlanmalıdır. Özellikle şu hususlar araştırılmalıdır:
- Hesap sahibinin suç planını bilmediği,
- Mağdurla doğrudan iletişim kurulmadığı,
- Hileli mesaj veya arama yapılmadığı,
- Hesap sahibi tarafından para çekilmediği,
- Komisyon veya menfaat alınmadığı,
- Hesabın bilgisi dışında kullanıldığı,
- Bankaya ve kolluğa zamanında bildirim yapıldığı,
- Şüpheli kişilerin kimliklerinin ve iletişim bilgilerinin sunulduğu,
- Hesap sahibinin olaydan sonra parayı gizlemediği,
- İşlemlerin gerçek ticari veya kişisel sebebinin bulunduğu.
Banka dekontları tek başına değerlendirilmemeli; telefon kayıtları, yazışmalar, kamera görüntüleri, cihaz incelemeleri ve para hareketleri birlikte ele alınmalıdır.
Sonuç
Banka hesabını veya IBAN’ını başkasına kullandıran kişi, her olayda otomatik olarak dolandırıcılıktan sorumlu tutulmaz. Ancak hesabın suçta kullanılacağını bilerek IBAN, kart, şifre veya hesap erişimi sağlayan kişi, dolandırıcılığa yardım etme veya iştirak hükümleri kapsamında soruşturulabilir.
Özellikle para karşılığında hesap kullandırılması, hesaba gelen paranın çekilmesi veya başka hesaplara aktarılması, birden fazla mağdurun bulunması ve hesap sahibinin şüpheli kişilerle bağlantısının tespit edilmesi ceza riskini artırır.
2026 itibarıyla hesap kullandırma eylemlerinde hem TCK’nın yeni iştirak düzenlemesi hem de hesapların geçici olarak askıya alınmasına ilişkin hükümler dikkate alınmalıdır. Hesabının bilgisi dışında kullanıldığını öğrenen kişi ise derhal bankaya, kolluk birimlerine ve Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Sadece IBAN numaramı verdim, dolandırıcılıktan sorumlu olur muyum?
Tek başına IBAN paylaşılması otomatik olarak suç oluşturmaz. Ancak hesabın hangi amaçla verildiği, kişinin dolandırıcılığı bilip bilmediği ve hesaptaki paranın nasıl kullanıldığı incelenir.
2. Banka hesabını kiraya vermek suç mudur?
Hesabı ücret karşılığında kullandırmak, hesabın dolandırıcılık veya kara para aklama amacıyla kullanılmasına neden olursa ceza soruşturmasına yol açabilir.
3. Hesabıma gelen parayı başka hesaba gönderdim, sorumlu olur muyum?
Paranın suçtan geldiğini bilerek veya öngörerek aktarım yaptıysanız dolandırıcılığa yardım etme veya aklama suçları gündeme gelebilir.
4. Hesap sahibi dolandırıcılık yapan kişiyle hiç görüşmediyse sorumlu tutulur mu?
Doğrudan mağdurla görüşmemek tek başına yeterli değildir. Hesap sahibinin suç planını bilerek katkı sağlayıp sağlamadığı diğer delillerle değerlendirilir.
5. Hesabım bilgim dışında dolandırıcılıkta kullanıldıysa ne yapmalıyım?
Derhal bankaya bildirim yapmalı, hesabı güvenlik amacıyla kapatmalı, hesap hareketlerini almalı ve Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurmalısınız.
6. IBAN’ımı sosyal medyada paylaştım, hesabıma gelen paralardan sorumlu olur muyum?
Sosyal medyada IBAN paylaşılması tek başına suç anlamına gelmez. Ancak hesabın suçta kullanıldığını öğrendikten sonra gerekli önlemleri almamak risk yaratabilir.
7. Hesabımı kullandırdığım için nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur mu?
Banka veya bilişim sisteminin suçta araç olarak kullanılması ve hesap sahibinin bilerek katkı sağlaması halinde nitelikli dolandırıcılık veya bu suça yardım etme hükümleri gündeme gelebilir.
8. 2026 yılında IBAN vermenin cezası nedir?
IBAN vermek için tek ve sabit bir ceza yoktur. Olayın dolandırıcılık, iştirak, aklama veya başka bir suça vücut verip vermediğine göre uygulanacak hükümler değişir.
9. Hesabım 48 saatliğine bloke edilirse ne yapmalıyım?
Bankadan blokenin gerekçesini ve işlem detaylarını istemeli, hesap hareketlerini temin etmeli ve savcılık incelemesine sunulmak üzere hukuki açıklama hazırlamalısınız.
10. Mağdurun zararını ödersem ceza almaktan kurtulur muyum?
Zararın ödenmesi ceza dosyasını her zaman sona erdirmez. Ancak olayın aşamasına ve suçun niteliğine göre etkin pişmanlık veya ceza indirimi bakımından değerlendirilebilir.
Banka Hesabı Kullandırma ve Dolandırıcılık Soruşturmalarında Hukuki Destek
Banka hesabının dolandırıcılıkta kullanılması; hesap blokesi, ifade işlemi, banka kayıtları, dijital deliller, para hareketleri ve iştirak hükümleri bakımından ayrıntılı değerlendirme gerektirir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK bünyesinde Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, banka hesabı kullandırma, IBAN dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık, kara para aklama ve banka hesabı blokesi soruşturmalarında Ankara ve Türkiye genelinde hukuki destek sunmaktadır.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Kule Plaza, Balgat, Çankaya / Ankara
Etiketler: banka hesabını kullandırmak suç mu, IBAN kullandırma, IBAN dolandırıcılığı, banka hesabı dolandırıcılıkta kullanıldı, hesap kiralama suçu, nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılığa yardım etme, kara para aklama, banka hesabı blokesi, ceza avukatı
Miras Kalan Ev Nasıl Paylaşılır? Mirasçılardan Biri Evi Satmak İstemezse Ne Olur? (2026 Güncel Rehber)
SEO Başlığı: Miras Kalan Ev Nasıl Paylaşılır? Bir Mirasçı Satmak İstemezse Ne Olur?
Meta Başlık: Miras Kalan Evde Paylaşım ve Satış Süreci 2026
Meta Açıklama: Miras kalan evin mirasçılar arasında nasıl paylaşılacağı, bir mirasçı satışa karşı çıkarsa ne yapılacağı ve ortaklığın giderilmesi davası hakkında güncel rehber.
Miras kalan evin paylaşılması, mirasçıların anlaşmasına veya mahkeme kararıyla ortaklığın sona erdirilmesine bağlıdır. Mirasçılardan biri evi satmak istemese bile, diğer mirasçıların miras paylarını belirsiz süreyle ortaklık içinde bırakmaya zorlanması kural olarak mümkün değildir.
Birden fazla mirasçı varsa, mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılar arasında miras ortaklığı meydana gelir. Mirasçılar, paylaşmaya kadar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve terekeye ait taşınmaz üzerinde kural olarak birlikte hareket etmeleri gerekir.
Ancak mirasçılardan her biri, kanuni şartlar çerçevesinde mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Miras kalan evin aynen bölünmesi mümkün değilse mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verebilir.
Miras Kalan Evde Miras Payları Nasıl Belirlenir?
Miras payları öncelikle mirasçılık belgesine göre belirlenir. Mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir.
Yasal miras payları, mirasçıların kim olduğuna göre değişir. Örneğin:
- Mirasbırakanın eşi ve çocukları varsa, sağ kalan eş mirasın dörtte birini alır. Çocuklar kalan dörtte üçlük kısmı eşit olarak paylaşır.
- Mirasbırakanın çocuğu yoksa ve eşi anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı oluyorsa, eşin payı mirasın yarısıdır.
- Daha uzak mirasçı gruplarıyla birlikte mirasçılık halinde sağ kalan eşin payı dörtte üç olabilir.
- Bu mirasçı gruplarının hiçbiri bulunmuyorsa mirasın tamamı sağ kalan eşe kalabilir.
Vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunması halinde paylaşım farklılaşabilir. Ancak saklı pay sahibi mirasçıların hakları ayrıca korunur.
Miras Kalan Evde Elbirliği Mülkiyeti Nedir?
Mirasın intikaliyle birlikte tapuda mirasçılar adına çoğu zaman elbirliği mülkiyeti oluşur. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş ve bağımsız şekilde tasarruf edebileceği payları bulunmaz.
Bu nedenle mirasçılardan biri:
- Evin tamamını tek başına satamaz,
- Evin tamamı üzerinde tek başına ipotek kuramaz,
- Diğer mirasçıların rızası olmadan taşınmazı üçüncü kişiye devredemez,
- Sadece kendi miras payını bağımsız bir taşınmaz payı gibi satamaz.
Evin gönüllü olarak satılması ve tapuda devredilmesi için kural olarak tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.
Mirasçılardan Biri Evi Satmak İstemezse Ne Olur?
Bir mirasçının satışa karşı çıkması, diğer mirasçıların ortaklığı sona erdirmesini tamamen engellemez. Mirasçılardan her biri, paylaşma konusunda anlaşma sağlanamıyorsa mirasın paylaşılmasını talep edebilir.
Mirasçıların önünde genellikle üç seçenek bulunur:
- Evin tüm mirasçılar tarafından birlikte satılması,
- Mirasçılardan birinin diğerlerinin paylarını satın alması,
- Mahkeme yoluyla ortaklığın giderilmesinin istenmesi.
Mirasçılardan biri evi almak istiyorsa, taşınmazın değeri belirlenir ve diğer mirasçılara payları oranında ödeme yapılır. Böylece ev tek mirasçıya bırakılabilir.
Miras Kalan Ev Nasıl Paylaşılır?
Miras kalan evin paylaşımı öncelikle aynen taksim yoluyla değerlendirilebilir. Aynen taksim, taşınmazın fiziksel veya hukuki olarak bölünerek mirasçılara ayrı bölümler halinde verilmesidir.
Bir apartmanda bağımsız bölümler bulunması, taşınmazın kat mülkiyetine elverişli olması veya evin hukuken bölünebilir nitelikte olması halinde aynen paylaşım ihtimali araştırılabilir.
Ancak tek bir bağımsız bölümden oluşan evin mirasçılara fiilen bölünmesi çoğu zaman mümkün değildir. Böyle bir durumda:
- Ev mirasçılardan birine bırakılabilir ve diğerlerine para ödenebilir,
- Ev rızaen satılarak bedeli miras paylarına göre bölüştürülebilir,
- Anlaşma sağlanamazsa mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verebilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelin paylaşılması şeklinde yapılabilir. Bölünme önemli bir değer kaybına yol açacaksa açık artırmayla satış gündeme gelir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
Ortaklığın giderilmesi davası, mirasçılar veya paydaşlar arasındaki elbirliği ya da paylı mülkiyet ilişkisini sona erdirmek amacıyla açılır. Uygulamada bu dava “izale-i şuyu davası” olarak da adlandırılır.
Dava sonucunda mahkeme:
- Taşınmazın aynen bölünmesine,
- Bir mirasçıya bırakılarak bedel farkının ödenmesine,
- Taşınmazın satışına,
- Satış bedelinin miras paylarına göre dağıtılmasına
karar verebilir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
2026 İtibarıyla Ortaklığın Giderilmesinde Arabuluculuk Zorunlu mu?
Taşınır ve taşınmazların paylaşılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Bu nedenle miras kalan ev hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması gerekir. Taraflar anlaşamazsa düzenlenen son tutanakla birlikte dava açılabilir.
Ancak miras ortaklığının paylı mülkiyete çevrilmesi gibi bazı taleplerin hukuki niteliği farklı olabilir. Bu nedenle açılacak davanın türü ve arabuluculuk şartı dosyanın içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahkeme Evi Hemen Satışa mı Çıkarır?
Hayır. Mahkeme, öncelikle taşınmazın aynen paylaşılmasının mümkün olup olmadığını araştırır. Bunun için taşınmazın:
- Tapu niteliği,
- Yüzölçümü,
- İmar durumu,
- Bağımsız bölüm sayısı,
- Fiziksel bölünmeye elverişli olup olmadığı,
- Bölünme halinde değer kaybı yaşanıp yaşanmayacağı
incelenir.
Aynen paylaşım mümkün değilse veya taşınmazın bölünmesi önemli bir değer kaybına neden olacaksa satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilebilir.
Mahkeme kararında satışın nasıl yapılacağı ve satış bedelinin mirasçılara hangi oranlarda dağıtılacağı açıkça gösterilmelidir.
Miras Kalan Ev Açık Artırmayla Satılır mı?
Mirasçılar anlaşamaz ve mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verirse, ev kural olarak açık artırma usulüyle satılabilir.
Satıştan elde edilen bedel:
- Önce satış giderleri ve varsa ilgili borçlar dikkate alınarak,
- Daha sonra mirasçıların miras payları oranında
dağıtılır.
Evin yalnızca mirasçılar arasında artırmayla satılması için tüm mirasçıların rızası gerekir. Tüm mirasçıların onayı yoksa taşınmazın üçüncü kişilerin de katılabileceği satış sürecine konu olması mümkündür.
Bu nedenle bir mirasçı evi kaybetmek istemiyorsa, satış aşamasına gelmeden diğer mirasçılarla anlaşarak onların paylarını satın almayı değerlendirmelidir.
Bir Mirasçı Kendi Payını Satabilir mi?
Miras ortaklığı devam ederken mirasçının belirli bir taşınmazdaki payını tek başına satması kural olarak mümkün değildir. Çünkü elbirliği mülkiyetinde belirlenmiş bağımsız paylar bulunmaz.
Ancak miras ortaklığı paylı mülkiyete dönüştürülürse, her mirasçının tapuda belirli bir payı oluşabilir. Bu aşamadan sonra mirasçı kendi payı üzerinde satış işlemi yapabilir.
Paylı mülkiyette bir paydaş, payını üçüncü kişiye satarsa diğer paydaşların yasal önalım hakkı gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesine göre diğer paydaşlar, satılan payı aynı şartlarla satın almak için önalım hakkını kullanabilir.
Önalım hakkının kullanılması bakımından satışın diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi önemlidir. Güncel düzenlemeye göre hak, bildirimin üzerinden üç ay ve her durumda satış tarihinden itibaren iki yıl geçmekle sona erebilir.
Bir Mirasçı Evde Tek Başına Oturuyorsa Ne Olur?
Miras kalan evde mirasçılardan birinin tek başına oturması, diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz. Diğer mirasçılar da taşınmazdan yararlanma ve kullanma hakkına sahiptir.
Bir mirasçı diğerlerini taşınmazdan tamamen dışlıyor veya evden tek başına yararlanıyorsa, şartları oluştuğunda kullanım bedeli ya da ecrimisil talep edilebilir. Ancak bu tür taleplerde taşınmazın kullanım şekli, diğer mirasçıların kullanım talebinde bulunup bulunmadığı ve dışlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir.
Ecrimisil taleplerinde somut olay, ihtarların içeriği ve kullanım süresi önemlidir.
Miras Kalan Ev Satılmadan Paylaşılabilir mi?
Evet. Ev satılmadan da paylaşım yapılabilir.
Bunun için:
- Mirasçılardan biri evi alıp diğerlerine paylarını ödeyebilir,
- Taşınmaz uygun ise bağımsız bölümlere ayrılabilir,
- Mirasçılar paylaşma sözleşmesi yapabilir,
- Elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülebilir,
- Mahkeme taşınmazı bir mirasçıya bırakıp denkleştirme bedeline karar verebilir.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanabiliyorsa, satış ve dava masrafları azaltılabilir. Ancak paylaşma sözleşmesinin taşınmazın niteliğine uygun biçimde ve gerekli resmi şekil şartlarına uyularak hazırlanması gerekir.
Yurt Dışında Yaşayan Mirasçı Satışı Engelleyebilir mi?
Yurt dışında yaşayan mirasçının Türkiye’ye gelmemesi, diğer mirasçıların bütün işlemleri tek başına yapabileceği anlamına gelmez. Mirasçının satış işlemine katılması veya usulüne uygun vekâletname düzenlemesi gerekebilir.
Yurt dışında yaşayan mirasçı:
- Türk konsolosluğunda vekâletname düzenleyebilir,
- Bulunduğu ülkede noter vekâleti hazırlatabilir,
- Apostil ve noter onaylı tercüme işlemleri yaptırabilir,
- Türkiye’deki avukat aracılığıyla süreci takip edebilir.
Mirasçıya ulaşılamıyorsa veya satışa katılmıyorsa, diğer mirasçılar ortaklığın giderilmesi yoluna başvurabilir.
Miras Kalan Ev İçin Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Miras kalan evin paylaşımı için öncelikle şu belgeler toplanmalıdır:
- Mirasçılık belgesi,
- Güncel tapu kaydı,
- Ölüm belgesi,
- Vasiyetname veya miras sözleşmesi,
- Taşınmazın imar ve değer bilgileri,
- Varsa kredi ve ipotek belgeleri,
- Evin kira gelirlerine ilişkin kayıtlar,
- Ödenen vergi ve bakım giderleri,
- Mirasçılar arasındaki yazışmalar,
- Satış veya paylaşım teklifleri.
Taşınmazın gerçek piyasa değerinin belirlenmesi, mirasçıların paylarını satın alma veya denkleştirme bedelini hesaplama bakımından önemlidir.
2026 Güncel Değerlendirme
2026 yılında miras kalan evin paylaşımında yalnızca tapu kaydı değil; taşınmazın güncel değeri, imar durumu, kat mülkiyetine elverişliliği, kira getirisi, mirasçıların kullanım durumu ve arabuluculuk süreci de dikkate alınmaktadır.
Bir mirasçının satışa karşı çıkması, diğer mirasçıların haklarını süresiz şekilde kullanamamasına neden olmaz. Anlaşma sağlanamıyorsa, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.
Sonuç
Miras kalan evin paylaşılması için tüm mirasçıların mutlaka anlaşması gerekmez. Mirasçılardan biri evi satmak istemese dahi, diğer mirasçılar mirasın paylaşılmasını ve ortaklığın sona erdirilmesini talep edebilir.
Mahkeme öncelikle aynen paylaşımı değerlendirir. Bu mümkün değilse veya taşınmaz önemli ölçüde değer kaybedecekse, evin satışına ve satış bedelinin miras paylarına göre dağıtılmasına karar verilebilir.
En uygun çözüm çoğu zaman, mirasçılardan birinin evi alarak diğer mirasçıların paylarını ödemesidir. Ancak bu mümkün değilse, arabuluculuk ve ortaklığın giderilmesi davası yoluyla hukuki süreç yürütülebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Mirasçılardan biri evi satmak istemezse ev satılamaz mı?
Tüm mirasçıların rızası olmadan gönüllü satış yapılamaz. Ancak diğer mirasçılar ortaklığın giderilmesi davası açarak mahkeme yoluyla satış talep edebilir.
2. Bir mirasçı tek başına miras kalan evin tamamını satabilir mi?
Hayır. Elbirliği mülkiyeti devam ederken bir mirasçı diğerlerinin rızası olmadan evin tamamını satamaz.
3. Miras kalan ev mahkeme kararıyla satılır mı?
Evet. Ev aynen bölünemiyorsa veya bölünmesi önemli değer kaybına yol açacaksa mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verebilir.
4. Miras kalan ev mirasçılardan birine bırakılabilir mi?
Evet. Bir mirasçı evi alabilir ve diğer mirasçılara miras payları oranında denkleştirme bedeli ödeyebilir.
5. Miras kalan ev için ortaklığın giderilmesi davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Taşınmazın paylaşılması ve ortaklığın giderilmesi taleplerinde kural olarak dava öncesi arabuluculuk başvurusu dava şartıdır.
6. Bir mirasçı kendi hissesini satabilir mi?
Elbirliği mülkiyeti devam ederken belirli bir taşınmaz payını tek başına satamaz. Öncelikle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi gerekebilir.
7. Miras kalan evde oturan mirasçı diğerlerine kira ödemek zorunda mı?
Somut olayın şartlarına göre kullanım bedeli veya ecrimisil talep edilebilir. Özellikle diğer mirasçıların kullanım hakkı engellenmişse hukuki talep gündeme gelebilir.
8. Miras kalan ev açık artırmayla satılırsa parası nasıl bölünür?
Satış bedeli, satış giderleri ve varsa ilgili borçlar dikkate alındıktan sonra mirasçıların miras payları oranında dağıtılır.
9. Yurt dışında yaşayan mirasçı satışa katılmazsa ne olur?
Mirasçı vekâletname düzenleyebilir. Katılım sağlamaz veya satışa rıza vermezse diğer mirasçılar arabuluculuk ve ortaklığın giderilmesi yoluna başvurabilir.
10. Miras kalan evin paylaşımı için hangi mahkemeye başvurulur?
Ortaklığın giderilmesi davalarında Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Miras Kalan Ev ve Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek
Miras kalan evin paylaşılması; miras payları, tapu kayıtları, aynen taksim, satış, ecrimisil, önalım hakkı ve zorunlu arabuluculuk bakımından dikkatli takip gerektirir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK bünyesinde Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, miras kalan taşınmazların paylaşılması, ortaklığın giderilmesi davaları, mirasçıların paylarının korunması ve taşınmaz satış süreçlerinde Ankara ve Türkiye genelinde hukuki destek sunmaktadır.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Kule Plaza, Balgat, Çankaya / Ankara




