
Şirketler Arası Organik Bağ İcra Takibinde Ne İşe Yarar? 2026 Güncel Rehber
18 Ağustos 2026
Tahsil Edilemeyen Ticari Alacaklarda İhtiyati Haciz mi İcra Takibi mi Daha Etkilidir? 2026 Güncel Rehber
18 Ağustos 2026Borçlu şirket mallarını başka şirkete veya üçüncü kişiye kaçırırsa muvazaalı devir nasıl ispatlanır? Banka hareketleri, tapu kayıtları, şirketler arası organik bağ, satış bedeli, ticari defterler, tasarrufun iptali ve ihtiyati tedbir yollarını inceleyin.
Borçlu şirketin icra takibi veya dava tehdidi ortaya çıktıktan sonra taşınmazlarını, araçlarını, makinelerini, stoklarını, ticari alacaklarını veya diğer ekonomik değerlerini başka bir şirkete ya da üçüncü kişilere devretmesi, alacak tahsilini ciddi biçimde zorlaştırabilir. Özellikle devralanın borçlu şirketle ilişkili olması, satışın alacağın doğumundan veya icra takibinden kısa süre sonra yapılması, gerçek bir ödeme bulunmaması ve devredilen malın fiilen borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi muvazaalı mal devri iddiasını gündeme getirebilir.
Ancak borçlunun malını satması tek başına muvazaa anlamına gelmez. Şirketler ticari faaliyetleri kapsamında malvarlıklarını serbestçe devredebilir. Alacaklının başarılı olabilmesi için görünürde yapılan satış veya devir işleminin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığını ortaya koyması gerekir. Bu nedenle muvazaalı mal devri dosyalarında tek bir delilden çok devir tarihi, satış bedeli, ödeme hareketleri, şirketler arasındaki ilişki ve malın devirden sonraki kullanımını gösteren bir delil zinciri önemlidir.
Muvazaalı Mal Devri Nedir?
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünürde bir hukuki işlem gerçekleştirmeleri olarak açıklanabilir.
Örneğin borçlu şirket taşınmazını gerçekte satmak istemediği hâlde hacizden korumak amacıyla ilişkili şirkete satılmış gibi gösterebilir.
Tapuda satış yapılmış olsa bile satış bedeli gerçekte ödenmemiş ve taşınmaz üzerindeki ekonomik kontrol borçlu şirkette kalmış olabilir.
Bu durumda görünürdeki satışın gerçekliği tartışılabilir.
Borçlunun Mal Satması Her Zaman Muvazaa mıdır?
Hayır.
Borçlu şirket borcu bulunmasına rağmen ticari faaliyetinin gereği olarak araç, makine, taşınmaz veya stok satabilir.
Gerçek piyasa koşullarında yapılan ve bedeli gerçekten ödenen satışlar sırf şirketin borcu bulunduğu gerekçesiyle muvazaalı kabul edilmez.
Bu nedenle alacaklı, borçlunun mal sattığını değil, satışın gerçekte tarafların görünürde gösterdiği biçimde gerçekleşmediğini ortaya koymaya çalışmalıdır.
Muvazaalı Devir Nasıl İspatlanır?
Muvazaa çoğu zaman doğrudan bir belgeyle ispatlanamaz.
Tarafların “bu malı alacaklılardan kaçırmak için devrediyoruz” şeklinde yazılı bir belge düzenlemeleri beklenmez.
Bu nedenle olayın çevresindeki olgular ve birbirini tamamlayan deliller önem kazanır.
Satış bedelinin ödenmemesi, malın borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi, taraflar arasındaki yakın ilişki ve işlemin zamanlaması birlikte değerlendirilebilir.
Devir Tarihi Neden Önemlidir?
Muvazaalı mal devrinde en kritik unsurlardan biri zamanlamadır.
Alacağın doğduğu tarih, borcun vadesi, ihtarnamenin tarihi, davanın açıldığı tarih, icra takibinin başlatıldığı tarih ve malın devredildiği tarih yan yana getirilmelidir.
Örneğin yıllardır şirkete ait olan taşınmazın ödeme emrinin tebliğinden birkaç gün önce ilişkili şirkete devredilmiş olması dikkatle incelenmesi gereken bir durumdur.
Alacağın Doğumundan Sonra Yapılan Devir Önemli midir?
Evet.
Özellikle tasarrufun iptali davaları bakımından alacağın doğum tarihi önemlidir.
Muvazaa iddiasında ise somut hukuki sebebe göre farklı değerlendirmeler yapılabilir.
Bu nedenle önce borcun hangi hukuki ilişkiden doğduğu ve alacağın hangi tarihte ortaya çıktığı kesin biçimde belirlenmelidir.
Satış Bedelinin Çok Düşük Olması Muvazaayı İspatlar mı?
Tek başına kesin olarak ispatlamaz ancak güçlü bir emare oluşturabilir.
Örneğin gerçek piyasa değeri 25 milyon TL olan taşınmazın ilişkili şirkete 3 milyon TL bedelle devredilmesi ayrıntılı araştırmayı gerektirir.
Taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir.
Ancak yalnızca bedel farkına dayanmak yerine diğer delillerle desteklenmesi daha güçlü bir ispat yapısı oluşturur.
Satış Bedelinin Hiç Ödenmemesi Ne Anlama Gelir?
En önemli göstergelerden biri olabilir.
Sözleşmede veya tapuda satış bedeli gösterilmiş olmasına rağmen devralanın borçlu şirkete gerçekte hiçbir ödeme yapmadığı tespit edilebilir.
Bu durumda işlemin gerçek ekonomik amacı sorgulanır.
Özellikle yüksek tutarlı bir devirde banka hareketinin bulunmaması önemli bir delil olabilir.
Banka Hareketleri Muvazaanın İspatında Kullanılabilir mi?
Evet.
Uyuşmazlığın niteliğine göre banka kayıtları satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğini ortaya koyabilir.
Örneğin tapuda 10 milyon TL bedelli satış yapılmış ancak devralan şirketten borçlu şirkete hiçbir para transferi gerçekleşmemiş olabilir.
Bu durum diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Para Önce Ödenip Sonra Geri Gönderilmişse Ne Olur?
Bu tür işlemler özellikle dikkatle incelenmelidir.
Devralan şirket satış bedelini borçlu şirkete gönderip aynı gün veya kısa süre sonra paranın tekrar kendisine, ortaklarına veya ilişkili kişilere gönderilmesini sağlamış olabilir.
Bu durumda yalnızca ilk banka hareketine bakılması yeterli olmaz.
Paranın bütün hareket zinciri araştırılmalıdır.
Satış Bedeli Elden Ödendi Denirse Ne Olur?
Yüksek tutarlı ticari işlemlerde “bedel nakit ödendi” savunmasının somut delillerle değerlendirilmesi gerekir.
Ödeme belgesi, muhasebe kayıtları, kasa hareketleri, ticari defterler ve tarafların mali kapasitesi önem kazanabilir.
Özellikle milyonlarca liralık işlemlerde devralanın bu bedeli ödeme gücünün bulunup bulunmadığı da araştırılabilir.
Devralanın Ödeme Gücü Yoksa Bu Delil Olabilir mi?
Evet, yardımcı bir emare olabilir.
Örneğin yeni kurulmuş ve sermayesi çok düşük olan bir şirketin kısa süre sonra onlarca milyon liralık taşınmaz veya makine satın aldığı iddia ediliyorsa finansmanın kaynağı araştırılabilir.
Devralanın bedeli nereden temin ettiği ve ödemenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.
Mal Hâlâ Borçlu Tarafından Kullanılıyorsa Ne Olur?
Bu durum oldukça önemlidir.
Borçlu şirket fabrikasındaki makineyi başka şirkete sattığını iddia ettiği hâlde makine aynı yerde, aynı çalışanlar tarafından ve borçlu şirketin üretiminde kullanılmaya devam ediyor olabilir.
Mal üzerindeki fiili ve ekonomik kontrolün değişmemesi görünürdeki satışın gerçekliği konusunda önemli bir emare oluşturabilir.
Taşınmaz Satılmış Ama Borçlu Kullanıyorsa Ne Olur?
Benzer şekilde taşınmaz tapuda devredilmiş ancak borçlu şirket hiçbir kira ödemeden aynı taşınmazda faaliyet göstermeye devam ediyor olabilir.
Bu durumda satış sonrasındaki kullanım ilişkisinin hukuki dayanağı araştırılmalıdır.
Kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı, kira bedellerinin gerçekten ödenip ödenmediği ve tarafların ticari kayıtları incelenebilir.
Araç Devredilmiş Ama Borçlu Kullanmaya Devam Ediyorsa Ne Olur?
Araçların tescil kaydı yeni şirkete geçmiş olsa bile fiilen borçlu şirket tarafından kullanılmaya devam edilmesi diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.
Araçların sigorta, bakım, yakıt ve işletme giderlerinin hangi şirket tarafından karşılandığı da ekonomik kullanımın kimde olduğunu gösterebilir.
Malların Akrabalara Devredilmesi Muvazaa Sayılır mı?
Tek başına hayır.
Ancak borçlu şirketin kontrolündeki malların ortakların eşine, çocuklarına, kardeşlerine veya yakın ilişkili kişilere devredilmesi işlemin niteliğinin araştırılmasını gerektirebilir.
Yakınlık ilişkisi; düşük bedel, ödeme bulunmaması ve fiili kullanımın devam etmesi gibi başka delillerle birlikte daha anlamlı hâle gelir.
İlişkili Şirkete Devir Muvazaa Sayılır mı?
Otomatik olarak sayılmaz.
Aynı ortaklara sahip şirketler arasında gerçek ticari işlemler yapılabilir.
Ancak borçlu şirketin haczedilebilir bütün mallarının aynı ortakların kontrolündeki yeni şirkete aktarılması ve eski şirketin yalnızca borçlarla bırakılması hâlinde işlemler daha ayrıntılı incelenmelidir.
Organik Bağ Muvazaayı İspatlar mı?
Tek başına hayır.
Şirketler arasındaki organik bağ muvazaanın değerlendirilmesinde önemli bir emare olabilir.
Aynı ortaklar, yöneticiler, adres, telefon numarası, çalışanlar, marka, internet sitesi ve müşteri çevresi diğer delillerle birlikte ekonomik devamlılığı gösterebilir.
Ancak organik bağ ile muvazaa aynı hukuki kavram değildir.
Yeni Şirketin Kuruluş Tarihi Neden Önemlidir?
Yeni şirketin borcun doğumundan veya icra takibinden hemen sonra kurulmuş olması kronolojik bağlantı açısından önemlidir.
Örneğin borçlu şirket ödeme güçlüğüne düştükten iki hafta sonra aynı ortaklar yeni şirket kurmuş ve bir ay içinde bütün makineler bu şirkete aktarılmış olabilir.
Bu kronoloji tek başına muvazaayı kanıtlamaz ancak diğer delillerle birlikte güçlü bir tablo oluşturabilir.
Ticaret Sicili Kayıtları Delil Olabilir mi?
Evet.
Ticaret sicili kayıtlarından şirketlerin kuruluş tarihleri, ortaklık ve yönetim yapıları, merkez adresleri ve bazı yapısal değişiklikler belirlenebilir.
Borçlu ile devralan şirket arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasında ticaret sicili kayıtları önemli başlangıç delillerindendir.
Tapu Kayıtları Nasıl Kullanılır?
Taşınmaz devirlerinde tapu kayıtları kritik önemdedir.
Taşınmazın hangi tarihte, kime ve hangi işlemle devredildiği belirlenebilir.
Ayrıca devirden sonraki ipotekler ve sonraki satışlar da uyuşmazlık açısından önem taşıyabilir.
Araç Kayıtları İncelenebilir mi?
Evet.
Borçlu şirket adına kayıtlı araçların hangi tarihlerde kimlere devredildiğinin tespiti, özellikle toplu araç devirlerinde önemlidir.
Örneğin şirket filosundaki 15 aracın tamamının aynı gün ilişkili şirkete geçirilmesi dikkat çekici bir olgu olabilir.
Ticari Defterler Muvazaanın İspatında Önemli midir?
Evet.
Bir dava kapsamında gerekli şartlar oluştuğunda şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gündeme gelebilir.
Satışın muhasebe kayıtlarına nasıl işlendiği, cari hesap oluşup oluşmadığı, bedelin tahsil edilip edilmediği ve taraflar arasındaki diğer işlemler araştırılabilir.
Faturalar Tek Başına Gerçek Satışı İspatlar mı?
Her zaman değil.
Fatura önemli ticari delillerden biridir ancak tek başına malın gerçekten satıldığını, teslim edildiğini ve bedelin ödendiğini kesin olarak göstermeyebilir.
Fatura, banka hareketleri, ticari defterler ve fiili kullanım birlikte değerlendirilmelidir.
Tanık Delili Kullanılabilir mi?
Uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve ispat kurallarına göre tanık delili gündeme gelebilir.
Özellikle üçüncü kişi durumundaki alacaklının muvazaayı ispat imkânları taraflardan farklı değerlendirilebilir.
Ancak mümkün olduğunca objektif kayıtlarla desteklenen bir dosya oluşturmak daha güçlü olacaktır.
Bilirkişi İncelemesi Yapılabilir mi?
Evet.
Özellikle malın devir tarihindeki gerçek piyasa değerinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi önemli olabilir.
Taşınmaz, makine, araç veya ticari işletmenin gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki fark böylece ortaya konulabilir.
Muhasebe kayıtlarının incelenmesi için de bilirkişi incelemesine başvurulabilir.
E-Posta ve Yazışmalar Delil Olabilir mi?
Hukuka uygun şekilde elde edilmiş elektronik yazışmalar somut olayın özelliklerine göre delil olarak değerlendirilebilir.
Örneğin şirket yöneticileri arasındaki devir planını gösteren yazışmalar önem taşıyabilir.
Ancak kişisel verilerin korunması, haberleşmenin gizliliği ve hukuka aykırı delil yasağı dikkate alınmalıdır.
Muvazaa Davası mı Tasarrufun İptali Davası mı Açılmalıdır?
Bu ayrım dosyanın en kritik noktalarından biridir.
Muvazaada görünürdeki işlemin gerçekte tarafların iradesini yansıtmadığı ileri sürülür.
Tasarrufun iptali davasında ise işlem gerçek ve geçerli olabilir; ancak İİK m.277 ve devamındaki koşullar nedeniyle alacaklı bakımından etkisiz hâle getirilmesi istenir.
Dava şartları, süreler, ispat rejimi ve hukuki sonuçlar farklıdır.
Tasarrufun İptali Davasında Muvazaa İspatlanmak Zorunda mıdır?
Hayır.
Tasarrufun iptali davası zaten muvazaalı olmayan, gerçek hukuki işlemlere karşı da açılabilir.
Örneğin borçlu taşınmazını gerçekten satmış ve mülkiyeti gerçekten devretmiş olabilir.
Ancak işlem İİK m.278, m.279 veya m.280 kapsamındaki şartları taşıyorsa alacaklı bakımından iptale tabi olabilir.
İİK 280 Ne Zaman Önem Kazanır?
İİK m.280, alacaklılara zarar verme kastıyla gerçekleştirilen belirli tasarruflar açısından önemlidir.
Borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu durumlarda uygulanması gündeme gelebilir.
Borçlu ile devralan arasındaki yakın ticari veya kişisel ilişki bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Tasarrufun İptali Davasında Beş Yıllık Süre Var mı?
Evet.
İİK m.284 uyarınca iptal davası hakkı iptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.
Ayrıca farklı iptal sebeplerinin kendi zaman şartları da dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle şüpheli devir öğrenildiğinde gecikmeden işlem yapılması önemlidir.
Muvazaalı Devredilen Mala İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?
Açılacak davanın niteliğine ve HMK’daki şartların gerçekleşmesine göre ihtiyati tedbir talebi değerlendirilebilir.
Özellikle taşınmazın veya başka bir malvarlığı unsurunun yeniden üçüncü kişilere devredilmesi ihtimali bulunuyorsa geçici hukuki koruma önem kazanabilir.
Tedbirin kapsamı ve teminat konusu somut dosyaya göre belirlenir.
İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
İİK m.257 ve devamındaki şartlar mevcutsa ihtiyati haciz de gündeme gelebilir.
Ancak ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir aynı kurum değildir.
Hangi hukuki korumanın kullanılacağı alacağın ve açılacak davanın niteliğine göre belirlenmelidir.
Mal Üçüncü Kez Devredilmişse Ne Olur?
Devir zinciri uzadıkça uyuşmazlık daha karmaşık hâle gelebilir.
İlk devralanın malı başka bir kişiye, onun da başka bir şirkete devretmesi durumunda sonraki kişilerin hukuki durumları ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle muvazaalı veya iptale tabi olduğu düşünülen devirlerde hızlı hareket edilmesi önemlidir.
Borçlu Şirket Bütün İşletmesini Devretmişse Ne Olur?
Bu durumda yalnızca muvazaa değerlendirilmemelidir.
İşletmenin aktif ve pasifleriyle ekonomik bütünlük içerisinde başka şirkete devredilmesi hâlinde TBK m.202 kapsamında işletme devri hükümleri gündeme gelebilir.
Devralan şirketin işletme borçlarından sorumluluğu ayrıca araştırılmalıdır.
Örnek: Borçlu Şirket Taşınmazını İlişkili Şirkete Devrediyor
A şirketinin alacaklıya 18 milyon TL borcu bulunduğunu düşünelim. Ödeme ihtarından iki hafta sonra A şirketi piyasa değeri yaklaşık 25 milyon TL olan taşınmazını, aynı kişilerin kontrolündeki B şirketine 4 milyon TL bedelle devretmiş olsun.
B şirketinin banka hesabından A şirketine 4 milyon TL ödeme bulunmadığı, taşınmazın devirden sonra da A şirketi tarafından bedelsiz kullanılmaya devam edildiği ve B şirketinin satış tarihinde bu büyüklükte bir alımı finanse edecek ekonomik gücünün bulunmadığı tespit edilmiş olsun.
Bu durumda tek bir olguya dayanmak yerine şirketler arasındaki organik bağ + düşük satış bedeli + ödeme bulunmaması + fiili kullanımın devam etmesi + işlemin zamanlaması birlikte ileri sürülebilir.
Bu delil zinciri muvazaa iddiasının veya şartlarına göre tasarrufun iptali talebinin değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Örnek: Araçlar Yeni Şirkete Devrediliyor
Borçlu şirketin 12 ticari aracının tamamının icra takibinden kısa süre önce yeni kurulan ilişkili şirkete devredildiğini düşünelim.
Araçların satış bedelleri piyasa değerlerinin çok altında gösterilmiş, banka üzerinden ödeme yapılmamış ve araçların yakıt, bakım ve işletme giderlerini eski şirket karşılamaya devam etmiş olsun.
Bu durumda araç tescil kayıtları, şirketlerin ticaret sicili bilgileri, banka hareketleri, muhasebe kayıtları ve araçların fiili kullanımına ilişkin deliller birlikte değerlendirilerek muvazaalı devir iddiası oluşturulabilir.
Muvazaalı Mal Devrinin İspatında 25 Kritik Delil
- Alacağın doğum tarihi
- Borcun vade tarihi
- İhtarname tarihi
- İcra takibinin başlangıç tarihi
- Malın devir tarihi
- Tapu kayıtları
- Araç tescil kayıtları
- Gerçek piyasa değeri
- Sözleşmedeki satış bedeli
- Banka ödeme kayıtları
- Devralanın mali gücü
- Ticari defter kayıtları
- Cari hesap hareketleri
- Faturalar
- Kasa kayıtları
- Şirketlerin ortaklık yapısı
- Ortak yöneticiler
- Akrabalık ilişkileri
- Ortak faaliyet adresleri
- Malın devir sonrasındaki fiili kullanımı
- Kira veya kullanım sözleşmeleri
- Yeni şirketin kuruluş tarihi
- Devirden sonraki para hareketleri
- Malın sonraki üçüncü kişilere devirleri
- Hukuka uygun şekilde elde edilmiş elektronik ve ticari kayıtlar
Bu delillerin tamamının bulunması zorunlu değildir. Asıl önemli olan somut olayda birbirini destekleyen güçlü ve tutarlı bir delil zinciri oluşturmaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlu şirket malını başkasına devrederse satış otomatik olarak muvazaalı mıdır?
Hayır. Alacaklı satışın gerçekliği ve amacı konusunda somut deliller ortaya koymalıdır.
Satış bedelinin çok düşük olması muvazaayı ispatlar mı?
Tek başına kesin ispat değildir ancak diğer delillerle birlikte önemli bir emare olabilir.
Satış bedelinin ödenmemesi önemli midir?
Evet. Görünürdeki satışın ekonomik gerçekliğinin değerlendirilmesinde oldukça önemli olabilir.
Organik bağ muvazaayı kanıtlar mı?
Tek başına hayır. Ancak başka delillerle birlikte güçlü bir gösterge olabilir.
Borçlu malı sattıktan sonra kullanmaya devam ediyorsa ne olur?
Mal üzerindeki fiili kontrolün değişmemesi muvazaa iddiasını destekleyebilir.
Banka kayıtları mahkemede incelenebilir mi?
Uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli olması ve usul şartlarının bulunması hâlinde banka kayıtlarının celbi ve incelenmesi gündeme gelebilir.
Muvazaa ile tasarrufun iptali aynı dava mıdır?
Hayır. Hukuki sebepleri, koşulları ve sonuçları farklıdır.
Tasarrufun iptalinde muvazaa ispatlamak gerekir mi?
Hayır. Gerçek ve geçerli bir işlem de İİK’daki koşulları taşıyorsa iptale tabi olabilir.
Tasarrufun iptali davasında süre ne kadardır?
İİK m.284 uyarınca iptal davası hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşer. Özel iptal nedenlerinin zaman koşulları ayrıca değerlendirilir.
Mal tekrar başkasına satılırsa hak kaybedilir mi?
Otomatik olarak değil; ancak sonraki devralanların hukuki durumu nedeniyle uyuşmazlık zorlaşabilir. Bu nedenle hızlı hareket edilmesi önemlidir.
Sonuç: Muvazaalı Devir Tek Delille Değil, Delil Zinciriyle İspatlanmalıdır
Borçlu şirketin malvarlığını başka kişilere veya ilişkili şirketlere devretmesi tek başına muvazaa oluşturmaz. Muvazaalı mal devrinin ispatında temel amaç, görünürdeki satış ile işlemin ekonomik gerçekliği arasındaki uyumsuzluğu ortaya koymaktır.
Bu nedenle “mal kime devredildi?” sorusu kadar “bedel gerçekten ödendi mi, parayı kim ödedi, para nereye gitti, malı devirden sonra kim kullandı ve işlem neden tam da bu tarihte yapıldı?” soruları da araştırılmalıdır.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda alacağın doğum tarihi, borcun vadesi, icra takibi ve malvarlığı devirleri kronolojik olarak sıralanmalıdır. Tapu ve araç kayıtları, banka hareketleri, ticari defterler, faturalar, şirketler arasındaki organik bağ, satış bedeli ile gerçek piyasa değeri arasındaki fark ve malın fiili kullanımı birlikte değerlendirildiğinde çok daha güçlü bir ispat yapısı kurulabilir.
Ayrıca her dosyada doğrudan muvazaa davasına yönelmek doğru olmayabilir. Somut olayın özelliklerine göre İİK m.277 ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali, TBK m.202 kapsamında işletme devri, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir alacaklının tahsilat bakımından daha etkili sonuç alabileceği hukuki yollar olabilir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – Muvazaalı Mal Devri ve Alacak Tahsili
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık; borçlu şirketlerin muvazaalı malvarlığı devirlerinin araştırılması, şirketler arası organik bağ, tasarrufun iptali davaları, ticari işletme devri, ihtiyati haciz ve tedbir talepleri, istihkak uyuşmazlıkları ve yüksek tutarlı ticari alacakların tahsiline ilişkin hukuki süreçlerde destek sunmaktadır.
Telefon: 0312 434 22 22 / 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara




