
İdarenin Takdir Yetkisi Sınırsız mıdır? Takdir Yetkisinin Yargısal Denetimi – 2026 Güncel Rehber
14 Ağustos 2026
Yetkisiz Makam Tarafından Verilen İdari Karar Nasıl İptal Ettirilir? 2026 Güncel Rehber
14 Ağustos 2026İdarenin bağlı yetkisi ve takdir yetkisi nedir? Aralarındaki farklar, idari işlemin iptali, kamu yararı, hizmet gerekleri, yerindelik yasağı ve idari yargı denetimi açısından 2026 güncel rehber.
İdare hukukunda bir idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesinde ilk sorulardan biri, idarenin ilgili konuda bağlı yetkiyle mi yoksa takdir yetkisiyle mi hareket ettiğidir. Bu ayrım özellikle ruhsat ve izin başvuruları, kamu personeli atama ve nakil işlemleri, disiplin işlemleri, imar uygulamaları, idari para cezaları, teşvik başvuruları ve diğer bireysel idari işlemlerde büyük önem taşır.
Bağlı yetkide, mevzuatta öngörülen şartlar gerçekleştiğinde idarenin yapacağı işlem hukuk kuralı tarafından belirlenmiştir. İdarenin farklı bir karar verme serbestisi bulunmaz veya son derece sınırlıdır. Takdir yetkisinde ise kanun idareye belirli sınırlar içerisinde birden fazla hukuka uygun seçenek arasından tercih yapabilme imkanı tanır.
Ancak en önemli nokta şudur: Takdir yetkisi keyfilik değildir. İdareye tercih yapma alanı tanınmış olması, kararın yargısal denetim dışında kaldığı anlamına gelmez. Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır; bununla birlikte yargısal denetim hukuka uygunlukla sınırlıdır ve yerindelik denetimi yapılamaz.
Bağlı Yetki Nedir?
Bağlı yetki, kanunun belirli şartların gerçekleşmesi halinde idarenin hangi kararı vermesi gerektiğini önceden belirlediği yetki türüdür.
Basit bir örnek üzerinden açıklayalım. Kanunda;
“A, B ve C şartlarını sağlayan kişiye izin verilir.”
şeklinde bir düzenleme bulunduğunu varsayalım.
Başvuru sahibi A, B ve C şartlarının tamamını sağlıyorsa idarenin;
“Şartları sağlıyor ama izin vermek istemiyoruz.”
şeklinde karar verme imkanı bulunmaz.
İdare burada kanunun öngördüğü sonucu uygulamak zorundadır.
Bu nedenle bağlı yetkide idarenin seçim alanı bulunmaz veya çok sınırlıdır.
Takdir Yetkisi Nedir?
Takdir yetkisi ise kanunun idareye belirli bir konuda değerlendirme ve tercih alanı bırakmasıdır.
Mevzuatta;
“gerektiğinde”, “uygun görülmesi halinde”, “kamu yararı dikkate alınarak”, “hizmet gereklerine göre” veya benzeri ifadelerin kullanılması bazı durumlarda takdir yetkisinin bulunduğuna işaret edebilir.
Örneğin kanun;
“İdare, hizmet gerekleri doğrultusunda personelin görev yerini değiştirebilir.”
diyorsa idareye belirli ölçüde değerlendirme alanı bırakılmış olabilir.
Ancak idare bu yetkiyi kullanırken yine kanuna, kamu yararına, hizmet gereklerine ve genel hukuk ilkelerine uygun hareket etmek zorundadır.
Bağlı Yetki ile Takdir Yetkisi Arasındaki Temel Fark Nedir?
İki kavram arasındaki temel fark idarenin seçim yapma imkanının bulunup bulunmamasıdır.
Bağlı yetkide kanuni şartlar gerçekleştiğinde idarenin vereceği karar bellidir.
Takdir yetkisinde ise idarenin birden fazla hukuka uygun seçenek arasından seçim yapabileceği bir alan bulunmaktadır.
Örneğin:
Bağlı yetki: “Şartları sağlayan başvuru sahibine belge verilir.”
Takdir yetkisi: “İdare hizmet gereklerini dikkate alarak görevlendirme yapabilir.”
İlk durumda idare şartları kontrol eder ve kanunun öngördüğü sonucu uygular. İkinci durumda ise idare somut koşulları değerlendirerek karar verir.
Fakat her iki yetki türünde de sonuçta ortaya çıkan işlem hukuka uygun olmak zorundadır.
Bağlı Yetkide İdare Başvuruyu Reddedebilir mi?
Kanunda öngörülen bütün şartlar gerçekleşmiş ve idareye ayrıca değerlendirme yetkisi bırakılmamışsa kural olarak idarenin farklı bir sonuç tercih etmesi mümkün değildir.
Örneğin bir ruhsat için mevzuatta dört objektif şart belirlenmiş ve başvuru sahibi bu şartların tamamını yerine getirmişse idarenin mevzuatta bulunmayan beşinci bir şart yaratarak başvuruyu reddetmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu nedenle ruhsat ve izin davalarında ilk yapılması gerekenlerden biri ilgili mevzuatın gerçekten idareye takdir alanı bırakıp bırakmadığını belirlemektir.
İdare Bağlı Yetkisini Takdir Yetkisine Dönüştürebilir mi?
Hayır.
İdare kanunun kendisine vermediği bir takdir yetkisini kendiliğinden oluşturamaz.
Örneğin kanunda;
“Gerekli şartların sağlanması halinde ruhsat verilir.”
hükmü bulunmasına rağmen idarenin iç genelge çıkararak;
“Şartları sağlayanlar arasından uygun gördüklerimize ruhsat vereceğiz.”
demesi hukuken sorunlu olacaktır.
Çünkü idarenin düzenleyici işlemlerle kanunun öngördüğü bağlı yetkiyi serbest değerlendirme alanına dönüştürmesi mümkün değildir.
Takdir Yetkisi Sınırsız mıdır?
Hayır.
Takdir yetkisi;
Anayasa, kanun, kamu yararı, hizmet gerekleri, eşitlik, ölçülülük, hukuki güvenlik, belirlilik ve objektiflik
ilkeleriyle sınırlıdır.
Bu nedenle;
“İdarenin takdirindedir.”
ifadesi bir işlemi otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez.
İdarenin neden belirli seçeneği tercih ettiği, kararın dayandığı maddi olayların gerçek olup olmadığı ve yetkinin kanuni amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı yargısal denetime konu olabilir.
Bağlı Yetkide Yargısal Denetim Nasıl Yapılır?
Bağlı yetkiye dayanan işlemlerde mahkeme öncelikle kanunun öngördüğü şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler.
Örneğin bir kişinin kanunda aranan bütün koşulları sağlamasına rağmen başvurusu reddedilmişse mahkeme;
başvuru sahibinin şartları taşıyıp taşımadığını, idarenin mevzuatı doğru uygulayıp uygulamadığını ve ret gerekçesinin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığını değerlendirir.
Bağlı yetkide idarenin seçim alanı bulunmadığından yargısal denetimin konusu çoğu zaman daha belirgindir.
Takdir Yetkisinde Yargısal Denetim Nasıl Yapılır?
Takdir yetkisinde mahkeme idarenin yerine geçerek;
“Ben olsaydım başka karar verirdim.”
şeklinde değerlendirme yapamaz.
Anayasa’nın 125. maddesi ve İYUK’un 2. maddesi uyarınca idari yargının denetimi hukuka uygunluk denetimidir.
Mahkeme işlemi;
yetki, şekil, sebep, konu ve maksat
unsurları bakımından inceler.
Örneğin idare kamu görevlisinin naklini “hizmet gereği” yaptığını ileri sürüyorsa mahkeme personelin nerede çalışmasının daha yararlı olduğuna karar vermez. Ancak idarenin ileri sürdüğü hizmet gereğinin gerçekten mevcut olup olmadığını inceleyebilir.
Yerindelik Denetimi ile Hukuka Uygunluk Denetimi Arasındaki Fark Nedir?
Bu ayrım özellikle takdir yetkisinde önemlidir.
Hukuka uygunluk denetimi, idarenin kararının hukuk kurallarına uygun olup olmadığının incelenmesidir.
Yerindelik denetimi ise idarenin seçtiği kararın yönetim açısından en iyi, en verimli veya en uygun seçenek olup olmadığının değerlendirilmesidir.
İdari yargı hukuka uygunluk denetimi yapabilir; ancak yerindelik denetimi yapamaz.
Örneğin idarenin iki hukuka uygun seçenek arasında A seçeneğini tercih ettiği durumda mahkeme yalnızca B seçeneğini daha mantıklı bulduğu için işlemi iptal edemez.
Fakat A seçeneği eşitlik ilkesini ihlal ediyor, gerçek olmayan sebebe dayanıyor veya kamu yararı dışında bir amaç taşıyorsa işlem hukuka uygunluk denetiminde iptal edilebilir.
Kanunda “Yapabilir” İfadesi Varsa Her Zaman Takdir Yetkisi Var mıdır?
Hayır. Bu önemli bir noktadır.
Mevzuatta “yapabilir” kelimesinin bulunması tek başına idareye sınırsız takdir yetkisi verildiği anlamına gelmez.
Hükmün amacı, düzenlendiği alan, diğer kanun hükümleri, kamu hizmetinin niteliği ve kişinin temel hakları birlikte değerlendirilmelidir.
Bazı durumlarda mevzuat görünüşte idareye seçim alanı bıraksa bile belirli şartların gerçekleşmesi halinde idarenin hareket alanı hukuken daralabilir.
Bu nedenle bağlı yetki ve takdir yetkisi ayrımı yalnızca tek bir kelime üzerinden değil, ilgili düzenlemenin tamamı üzerinden yapılmalıdır.
Takdir Yetkisinin Sıfıra İndirilmesi Nedir?
İdare hukukunda önemli tartışmalardan biri takdir yetkisinin sıfıra inmesi durumudur.
Bazı olaylarda kanun teorik olarak idareye takdir yetkisi tanımış olsa bile somut olayın koşulları nedeniyle hukuka uygun yalnızca tek seçenek kalabilir.
Örneğin idarenin bir güvenlik riski karşısında çeşitli önlemler alma konusunda takdir yetkisi bulunduğunu düşünelim. Ancak somut olayda belirli bir önlemin alınmaması kişilerin yaşamını açık ve ciddi biçimde tehlikeye sokuyorsa idarenin hareket alanı önemli ölçüde daralabilir.
Bu durumda görünüşte takdir yetkisi bulunmasına rağmen hukuka uygun tek seçeneğin ortaya çıkması gündeme gelebilir.
Ruhsat İşlemleri Bağlı Yetki midir?
Her ruhsat işlemi otomatik olarak bağlı yetki değildir. İlgili özel mevzuat incelenmelidir.
Ancak ruhsat şartlarının kanunda objektif ve ayrıntılı şekilde belirlenmiş olması halinde idarenin takdir alanı oldukça dar olabilir.
Örneğin işletme;
imar şartını, teknik şartları, güvenlik koşullarını, gerekli belgeleri ve mevzuatta aranan diğer bütün koşulları yerine getirmişse idarenin;
“Başvurunuzu uygun görmedik.”
şeklinde mevzuatta bulunmayan soyut bir gerekçeyle ruhsat vermemesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Kamu Personelinin Atanması Takdir Yetkisi midir?
Kamu personelinin atanması, nakli ve görevlendirilmesi alanında idarenin belirli ölçüde takdir yetkisi bulunabilir.
Ancak bu yetki sınırsız değildir.
Atama veya nakil işlemi;
hizmet gerekleri ve kamu yararı
amacıyla yapılmalıdır.
Bir kamu görevlisinin yalnızca yöneticisiyle yaşadığı kişisel uyuşmazlık nedeniyle başka şehre gönderilmesi veya görünüşte nakil yetkisinin gerçekte disiplin cezası amacıyla kullanılması halinde yetki saptırması gündeme gelebilir.
Disiplin Cezasında İdarenin Takdir Yetkisi Var mıdır?
Disiplin hukukunda idare mevzuatta belirlenen fiil ve yaptırım sistemi içerisinde hareket etmek zorundadır.
İdare;
“Bu davranışı uygun bulmadık, istediğimiz cezayı veriyoruz.”
şeklinde sınırsız hareket edemez.
Fiilin hukuki nitelendirilmesi, cezanın kanuni dayanağı, yetkili disiplin makamı, savunma hakkı, süreler ve diğer usul kuralları bağlayıcıdır.
Takdir alanının bulunduğu durumlarda dahi ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleri geçerliliğini korur.
İdari Para Cezalarında Takdir Yetkisi Var mıdır?
Bu konuda da ilgili kanun incelenmelidir.
Kanun belirli bir fiil için sabit tutarda idari para cezası öngörmüşse idare bu tutarı keyfi biçimde artırıp azaltamaz.
Kanun alt ve üst sınır belirlemişse idarenin belirli ölçüde değerlendirme alanı bulunabilir.
Ancak cezanın miktarı belirlenirken ilgili mevzuatta öngörülen kriterlerin ve ölçülülük ilkesinin dikkate alınması gerekir.
İdare Mevzuatta Olmayan Bir Şart İleri Sürebilir mi?
Kural olarak idare, özellikle bağlı yetki alanında kanunda bulunmayan yeni şartlar yaratarak kişilerin haklarını sınırlandıramaz.
Örneğin kanunda yatırım teşviki için beş şart aranıyorsa ve yatırımcı bunların tamamını sağlıyorsa idarenin sonradan;
“Biz ayrıca altıncı bir şart daha arıyoruz.”
demesi kanunilik ve hukuki güvenlik açısından ciddi sorun yaratabilir.
İdarenin düzenleyici işlemlerinin de üst normlara uygun olması gerekir.
Bağlı Yetkide Gerekçe Önemli midir?
Evet.
Örneğin idare bir başvuruyu;
“Kanuni şartları taşımıyorsunuz.”
diyerek reddediyorsa hangi şartın sağlanmadığının anlaşılması önemlidir.
Başvuru sahibi bu sayede ret kararının hukuka uygun olup olmadığını değerlendirebilir ve etkili biçimde dava açabilir.
Özellikle mevzuatta bütün koşullar objektif biçimde düzenlenmişse idarenin hangi koşulun gerçekleşmediğini ortaya koyması uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşır.
Takdir Yetkisinde Gerekçe Neden Daha Önemlidir?
Takdir yetkisinin yargısal denetiminin etkili olabilmesi için idarenin kararının hangi maddi ve hukuki nedenlere dayandığının anlaşılması gerekir.
Örneğin;
“Başvurunuz uygun görülmemiştir.”
şeklindeki soyut bir cevap ile;
“Bölgede kapasite sınırının dolmuş olması ve teknik altyapının yeni bağlantıya imkan vermemesi nedeniyle başvuru reddedilmiştir.”
şeklindeki karar aynı değildir.
İkinci durumda idarenin dayandığı maddi nedenler mahkeme tarafından denetlenebilir.
Eşitlik İlkesi Bağlı ve Takdir Yetkisinde Uygulanır mı?
Evet. Eşitlik ilkesi her iki yetki türünde de önemlidir.
Özellikle takdir yetkisinde benzer durumda bulunan kişilere farklı işlem yapılması halinde idarenin objektif bir gerekçe göstermesi gerekebilir.
Örneğin aynı hukuki ve fiili şartlara sahip on şirketten dokuzunun izin başvurusu kabul edilirken yalnızca bir şirketin başvurusu gerekçesiz reddedilmişse eşitlik ve objektiflik ilkeleri açısından yargısal denetim gündeme gelebilir.
Ancak hukuka aykırı bir uygulamanın başka kişilere yapılmış olması, kişinin kendisine de aynı hukuka aykırı işlemin uygulanmasını talep etme hakkı vermez.
Bağlı Yetki Kullanılarak Yapılan İşleme Karşı Dava Açılabilir mi?
Evet.
İdarenin bağlı yetkisini yanlış kullanması veya kanunun öngördüğü sonucu uygulamaması halinde iptal davası açılabilir.
Örneğin kanunda aranan bütün şartları sağlayan kişinin ruhsat başvurusu hukuki dayanak olmadan reddedilmişse ret işleminin iptali talep edilebilir.
İdari işlem;
yetki, şekil, sebep, konu ve maksat
unsurları bakımından hukuka uygunluk denetimine tabidir.
Takdir Yetkisi Kullanılarak Yapılan İşleme Karşı Dava Açılabilir mi?
Evet.
“Takdir yetkisi” ifadesi dava açılamayacağı anlamına gelmez.
İdare mahkemesi idarenin yerine geçerek hangi seçeneğin daha uygun olduğuna karar veremez ancak;
takdir yetkisinin kanuni sınırlar içinde kullanılıp kullanılmadığını, işlemin gerçek ve hukuken geçerli sebebe dayanıp dayanmadığını, kamu yararı amacı taşıyıp taşımadığını, eşitlik ve ölçülülük ilkelerine uygun olup olmadığını
denetleyebilir.
İptal Davası Açma Süresi Ne Kadardır?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür.
Vergi mahkemelerinde ise genel dava açma süresi 30 gündür.
Ancak ihale, kamulaştırma, çevre, imar ve bazı özel idari işlemlerde farklı dava süreleri veya özel başvuru mekanizmaları bulunabileceğinden somut işlem bakımından ayrıca kontrol yapılmalıdır.
Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
Evet. İYUK 27’deki şartların gerçekleşmesi halinde iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Kural olarak;
işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması
şartlarının birlikte bulunması gerekir.
Örneğin hukuka aykırı ruhsat iptali nedeniyle fabrikanın kapanacak olması veya hukuka aykırı atama işleminin ciddi sonuçlar doğurması halinde yürütmenin durdurulması talebinin koşulları ayrıca değerlendirilebilir.
Örnek 1: Bağlı Yetkiyle Ruhsat Verilmesi
Bir işletmenin ruhsat alabilmesi için mevzuatta beş şart bulunduğunu varsayalım.
Şirket beş şartın tamamını yerine getirmiş ve bütün belgeleri idareye sunmuş olsun.
İdare buna rağmen;
“Başvurunuz idaremizce uygun görülmemiştir.”
diyerek talebi reddetsin.
Eğer ilgili mevzuat gerçekten idareye ayrıca takdir alanı bırakmıyorsa bu işlem hukuka aykırı olabilir. Çünkü idare bağlı yetkiyi takdir yetkisi gibi kullanamaz.
Örnek 2: Takdir Yetkisiyle Kamu Personelinin Nakli
Bir kamu görevlisinin Ankara’dan başka bir şehre;
“hizmet gereği”
nakledildiğini düşünelim.
İdarenin personel planlamasında takdir yetkisi bulunabilir. Ancak dava dosyasında yeni görev yerinde personel ihtiyacının bulunmadığı, eski görev yerine hemen başka bir kişinin atandığı ve naklin yöneticisiyle yaşanan kişisel uyuşmazlıktan hemen sonra gerçekleştirildiği ortaya çıkarsa işlemin sebep ve maksat unsurları tartışmalı hale gelebilir.
Bu durumda mahkeme personelin nerede çalışmasının daha iyi olduğuna karar vermez; idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığını denetler.
Bağlı Yetki ve Takdir Yetkisinde En Önemli 7 Fark
1. Seçim imkanı: Bağlı yetkide idarenin seçim alanı yoktur veya çok sınırlıdır; takdir yetkisinde birden fazla hukuka uygun seçenek bulunabilir.
2. Kanunun rolü: Bağlı yetkide sonuç büyük ölçüde kanun tarafından belirlenmiştir; takdir yetkisinde kanun belirli bir değerlendirme alanı bırakır.
3. İdarenin değerlendirmesi: Bağlı yetkide şartların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenir; takdir yetkisinde buna ek olarak kamu yararı ve hizmet gerekleri gibi unsurlar değerlendirilebilir.
4. Yargısal denetim: Her ikisi de yargısal denetime tabidir.
5. Yerindelik: Takdir yetkisinde mahkeme idarenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapamaz.
6. Keyfilik: Takdir yetkisi hiçbir zaman keyfi işlem yapma yetkisi değildir.
7. Hukuki sonuç: Bağlı yetkide şartlar gerçekleşmişse kanunun öngördüğü sonucun uygulanması gerekir; takdir yetkisinde ise idare hukuki sınırlar içerisinde seçim yapabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Bağlı yetki nedir?
Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde idarenin belirli işlemi yapmak zorunda olduğu yetki türüdür.
2. Takdir yetkisi nedir?
Kanunun idareye belirli sınırlar içinde birden fazla hukuka uygun seçenek arasından tercih yapma imkanı tanımasıdır.
3. Takdir yetkisi sınırsız mıdır?
Hayır. Anayasa, kanun, kamu yararı, hizmet gerekleri ve genel hukuk ilkeleriyle sınırlıdır.
4. Takdir yetkisine karşı dava açılabilir mi?
Evet. Takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen işlemler de idari yargının hukuka uygunluk denetimine tabidir.
5. Bağlı yetkide idare farklı karar verebilir mi?
Kanuni şartlar gerçekleşmiş ve mevzuat idareye seçim alanı bırakmamışsa kural olarak hayır.
6. “Yapabilir” kelimesi her zaman takdir yetkisi anlamına gelir mi?
Hayır. Hükmün bütünü, amacı ve ilgili diğer mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
7. Mahkeme idarenin yerine karar verebilir mi?
Hayır. Mahkeme hukuka uygunluk denetimi yapar; yerindelik denetimi yapamaz.
8. Takdir yetkisinin kötüye kullanılması iptal sebebi midir?
Evet. Yetkinin kanuni amacı dışında, objektif olmayan veya kamu yararına aykırı biçimde kullanılması işlemin iptaline yol açabilir.
9. Bağlı yetkiyle verilen karara karşı iptal davası açılabilir mi?
Evet. İdarenin kanuni şartları yanlış değerlendirmesi veya kanunun öngördüğü sonucu uygulamaması halinde dava açılabilir.
10. Takdir yetkisinin sıfıra inmesi ne demektir?
Somut olayın şartları nedeniyle teorik olarak var olan takdir alanında hukuka uygun yalnızca tek seçeneğin kalması durumunu ifade eder.
Bağlı Yetki mi Takdir Yetkisi mi? Dava Açmadan Önce Yapılması Gereken İnceleme
Bir idari işlemle karşılaşıldığında ilk olarak idarenin;
“Bu konuda takdir yetkim bulunmaktadır.”
şeklindeki açıklaması doğru kabul edilmemelidir. Öncelikle yetkinin kaynağı olan kanun, yönetmelik ve diğer ilgili düzenlemeler incelenmelidir.
Eğer mevzuat şartları objektif biçimde belirlemiş ve şartların gerçekleşmesi halinde belirli sonucun uygulanmasını zorunlu kılmışsa idarenin bağlı yetkisi söz konusu olabilir. Böyle bir durumda idarenin mevzuatta bulunmayan ek kriterler yaratarak başvuruyu reddetmesi ciddi bir iptal nedeni oluşturabilir.
Gerçekten takdir yetkisi bulunuyorsa bu defa takdirin nasıl kullanıldığı incelenmelidir. İdarenin dayandığı maddi nedenler gerçek mi, benzer durumdaki kişilere aynı kriterler uygulanmış mı, işlem kamu yararı ve hizmet gereklerine dayanıyor mu, karar ölçülü mü ve yetki kanuni amacı doğrultusunda mı kullanılmıştır? Bu soruların cevapları takdir yetkisinin yargısal denetiminin temelini oluşturur.
Bu nedenle bağlı yetki ve takdir yetkisi arasındaki ayrım teorik bir idare hukuku tartışmasından ibaret değildir. Ruhsatın alınması veya kaybedilmesi, kamu görevlisinin görev yerinin değişmesi, yatırım izninin reddedilmesi, işletmenin faaliyetinin durdurulması veya milyonlarca liralık idari yaptırım uygulanması gibi doğrudan sonuçlar doğurabilir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık; bağlı yetki ve takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanılması, ruhsat ve izin başvurularının reddi, kamu personeli atama ve nakil işlemleri, disiplin cezaları, idari yaptırımlar, iptal davaları ve yürütmenin durdurulması taleplerinde Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin ve Türkiye genelinde hukuki destek sunmaktadır.
Telefon: 0312 434 22 22 / 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower No:148, 06520 Balgat, Çankaya, Ankara, Türkiye




