
İş Mahkemesine Başvuruda Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler?
10 Nisan 2025
İş Mahkemelerinde Davanın Süresi ve Karar Süreci?
10 Nisan 20251. İş Mahkemesi Nedir ve Yetki Alanı Ne Kadar Geniştir?
İş mahkemeleri, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde uzmanlaşmış özel mahkemelerdir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca kurulan bu mahkemeler, yalnızca iş ilişkilerinden doğan davalara bakmakla yetkilidir. Yetki alanı yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu ile sınırlı değildir; aynı zamanda Basın İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında kurulan iş ilişkilerine dair davaları da kapsar. Bu mahkemeler, iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların yanında, hizmet tespiti, iş kazası, işe iade ve ücret alacağı gibi çok geniş bir dava spektrumunu kapsar.
2. Kıdem Tazminatı Davaları
Kıdem tazminatı, işçinin belli koşullarda işten ayrılması halinde işveren tarafından ödenmesi gereken tazminattır. En az bir yıl çalışan ve haklı bir nedenle işten ayrılan işçiler, kıdem tazminatı talebinde bulunabilir. İşveren bu ödemeyi yapmazsa, işçi iş mahkemesine başvurarak dava açabilir. Davada işçinin kıdem süresi, brüt maaşı, ayrılma nedeni ve ödenen miktarlar detaylı şekilde değerlendirilir. Bu dava, işçilerin en çok başvurduğu taleplerden biridir ve iş mahkemelerinde sıklıkla görülmektedir.
3. İhbar Tazminatı Davaları
İş sözleşmesinin feshedilmesinden önce tarafların birbirine bildirimde bulunma yükümlülüğü vardır. Bu bildirim yapılmadan sözleşme sonlandırılırsa, ihbar tazminatı doğar. Haksız feshe uğrayan taraf, iş mahkemesine başvurarak ihbar tazminatı talep edebilir. Süreler çalışılan süreye göre belirlenir ve brüt maaş üzerinden hesaplanır. İhbar tazminatı davası açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunludur. Davada genellikle fesih bildiriminin şekli ve haklı neden olup olmadığı tartışma konusu olur.
4. Fazla Mesai ve Hafta Tatili Ücreti Alacak Davaları
İşçinin haftalık 45 saatin üzerindeki çalışmaları fazla mesai kapsamına girer. Bu çalışmaların belgelenmesi ve işverenin rızasıyla yapılmış olması koşuluyla işçi fazla mesai alacağı talebinde bulunabilir. Aynı şekilde hafta tatilinde çalıştırılan işçi, o günün ücretini ayrıca almalıdır. Bu alacaklar çoğu zaman bordrolarda yer almaz ve işçi tanık beyanlarıyla bu haklarını ispat etmek zorunda kalır. İş mahkemesi, bu tür davalarda genellikle tanık beyanı, yazışmalar ve işyeri kayıtlarını değerlendirerek karar verir.
5. Yıllık İzin Ücreti Alacak Davaları
İşçiye çalıştığı süreye bağlı olarak yıllık ücretli izin hakkı tanınır. Ancak birçok işyerinde işçiler izinlerini kullanmadan işten ayrıldıkları için bu hakları ücret olarak talep edilir. İşverenin yıllık izin kullandırmaması ya da ücretini ödememesi halinde işçi iş mahkemesinde yıllık izin ücreti alacağı davası açabilir. Mahkeme, genellikle SGK hizmet dökümleri, izin belgeleri ve tanık beyanlarına dayanarak karar verir. Bu davada da arabuluculuk süreci dava şartı olarak öne çıkar.
6. İşe İade Davaları
4857 sayılı İş Kanunu’na göre, en az 30 işçi çalıştıran işyerlerinde ve en az 6 ay kıdemi olan işçiler, işten çıkarıldıklarında işe iade davası açabilirler. Ancak bu dava hak düşürücü süreye tabidir. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalı, arabuluculuktan sonuç alınamazsa 2 hafta içinde iş mahkemesine dava açılmalıdır. Mahkeme, işverenin feshinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığını inceler. Eğer fesih geçersiz bulunursa, işveren işçiyi tekrar işe almak ya da 4 ila 8 aylık ücret tutarında tazminat ödemek zorunda kalır.
7. Hizmet Tespiti Davaları
Sigortasız ya da eksik sigorta ile çalıştırılan işçiler, hizmetlerinin tespiti için iş mahkemesinde SGK’ya karşı dava açabilirler. Bu dava, işçinin geçmiş dönem çalışmasının yasal kayıtlara geçirilmesini sağlar ve emeklilik hesabında büyük öneme sahiptir. Hizmet tespiti davası, iş ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Dava tanık beyanları, yazılı belgeler ve çevresel delillerle yürütülür. Mahkeme, çalışmanın fiili olarak gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanır.
8. İş Kazası ve Meslek Hastalığı Davaları
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu zarar gören işçi veya yakınları, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Bu davalar da iş mahkemesinde görülür. İşçinin kusur oranı, kazanın nasıl meydana geldiği, işverenin alması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemleri bu davanın temel unsurlarıdır. Ayrıca SGK’ya karşı da rücu ya da tespit davaları açılması gerekebilir. Davanın zamanaşımı süresi 10 yıl olmakla birlikte, ceza yargılaması varsa bu süre daha da uzayabilir.
9. Ücret Alacağı Davaları
İşverenin maaş ödemelerini zamanında yapmaması veya eksik ödeme yapması halinde, işçi ücret alacağı davası açabilir. Ücretin bankaya yatırılmaması, bordroların imzalanmaması veya gerçeğe aykırı düzenlenmesi bu davaya konu olabilir. Mahkeme bu tür davalarda tanık beyanları, banka dekontları ve yazışmalardan yararlanır. Ayrıca asgari ücretin altındaki ödemeler mahkeme tarafından geçersiz sayılır. Ücret alacağı davaları da arabuluculuk süreci sonrası iş mahkemesine taşınabilir.
10. Sendikal Tazminat Davaları
İşçinin sendikal faaliyetlere katılması nedeniyle işten çıkarılması veya ayrımcılığa uğraması halinde, sendikal tazminat davası açılabilir. İş Kanunu ve Anayasa, sendikal faaliyetleri güvence altına almıştır. Bu kapsamda işverenin işçiyi sendikaya üye olduğu için işten çıkarması yasaktır. Mahkemeye başvuran işçi, bu nedenle uğradığı zararların tazmin edilmesini talep edebilir. Bu davalarda da yine tanık beyanları ve sendikal faaliyetlerin belgelenmesi esastır.
11. Mobbing (Psikolojik Taciz) Davaları
İş yerinde sürekli baskı, dışlama, aşağılama gibi davranışlara maruz kalan işçi, bu durumun ispatı halinde mobbing nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilir. Mobbing iddiasının ispatı oldukça zordur; ancak e-posta yazışmaları, tanık beyanları, doktor raporları gibi belgelerle desteklenebilir. Mahkemeler, işverenin işçinin kişilik haklarını ihlal edip etmediğini değerlendirerek karar verir. Mobbing davaları, iş hukukunun gelişen ve önem kazanan alanlarından biridir.
12. İşverenin Hakaret ve Kötü Muamele Davaları
İşverenin işçiye yönelik hakaret içeren sözleri, fiziksel saldırı veya küçük düşürücü davranışları, iş mahkemesinde manevi tazminat davasına konu olabilir. Bu tür davranışlar yalnızca iş sözleşmesinin haklı fesih gerekçesi değil; aynı zamanda kişilik haklarına saldırı anlamına gelir. İşçi bu tür durumları belgeleyerek iş mahkemesine başvurduğunda, mahkeme psikolojik, sosyal ve mesleki etkileri dikkate alarak karar verir. Bu tür davalar, iş yerindeki insan onurunun korunmasına yönelik önemli bir yargı mekanizmasıdır.
13. Arabuluculuk Sürecinden Sonra Açılabilen Tüm Alacak ve Tazminat Davaları
7036 sayılı Kanun uyarınca, işçilik alacakları ve işe iade davaları gibi konularda arabuluculuk süreci zorunlu hale gelmiştir. Arabuluculuktan sonuç alınamaması halinde, düzenlenen son tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan davalar ise usulden reddedilir. Bu nedenle iş mahkemesine taşınacak her dava öncesinde usul şartlarının tam ve doğru şekilde yerine getirilmesi gerekir. Arabuluculuktan geçen dosyalar, daha sistemli ve anlaşılır şekilde yargı sürecine taşındığı için hem tarafların hem de mahkemelerin işini kolaylaştırır.
İlgili Resmi Kurum Linkleri
- T.C. Adalet Bakanlığı – Mahkemeler Rehberi
- UYAP Vatandaş Portalı – Dava Takibi ve Başvuru
- Türkiye Barolar Birliği – Avukat Arama
- T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
- Yargıtay Başkanlığı – Karar Arama Sistemi
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




