
Sözleşmeye Aykırı Mal veya Hizmet Tesliminde Şirket Hangi Haklara Sahiptir? 2026 Güncel Rehber
24 Ağustos 2026
İşveren İşçiyi Gerekçe Göstermeden İşten Çıkarabilir mi? 2026 İşçi Hakları
24 Ağustos 2026Şirketlerin karşılaştığı en önemli ticari sorunlardan biri, mal teslim edilmiş veya hizmet eksiksiz yerine getirilmiş olmasına rağmen faturanın, cari hesap borcunun, sözleşme bedelinin ya da diğer ticari alacakların zamanında ödenmemesidir. Özellikle yüksek enflasyon, finansman maliyetleri ve nakit akışının işletmeler açısından taşıdığı önem dikkate alındığında, ödenmeyen ticari alacağın aylarca bekletilmesi şirket açısından yalnızca tahsilat gecikmesi değil, gerçek bir finansman kaybı anlamına gelebilir.
2026 yılında ödenmeyen ticari alacakların tahsilinde tek bir yöntem bulunmamaktadır. Somut olayın niteliğine göre borçluya ihtar gönderilmesi, temerrüt faizi talep edilmesi, ilamsız icra takibi başlatılması, ihtiyati haciz alınması, zorunlu arabuluculuğa başvurulması, itirazın iptali veya alacak davası açılması ve sonrasında haciz işlemlerinin yürütülmesi gündeme gelebilir.
En önemli nokta ise bu yolların her zaman sırayla kullanılmak zorunda olmamasıdır. Örneğin alacaklının önce arabuluculuğa gitmesi ve ancak daha sonra icra takibi yapması gerektiği şeklinde genel bir kural yoktur. Para alacağı için doğrudan ilamsız icra takibi başlatılabilir. Borçlu takibe itiraz ederse uyuşmazlığın niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yolları değerlendirilebilir. Ticari nitelikteki itirazın iptali, alacak, tazminat, menfi tespit ve istirdat davaları bakımından ise TTK m.5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuk ayrıca önem taşımaktadır. Adalet Bakanlığının güncel kaynakları da bu kapsama açıkça işaret etmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Ticari Alacak Nedir?
Ticari alacak kavramı oldukça geniştir. Şirketin sattığı mallardan, sunduğu hizmetlerden, ticari sözleşmelerden veya ticari işletmesiyle bağlantılı diğer hukuki ilişkilerden doğan para alacakları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Uygulamada özellikle ödenmeyen faturalar, cari hesap borçları, mal ve hizmet bedelleri, distribütörlük ve bayilik sözleşmelerinden doğan alacaklar, kira ve kullanım bedelleri, lojistik ve taşıma ücretleri, yazılım ve danışmanlık ücretleri, komisyonlar, sözleşmesel cezai şartlar ve ticari tazminat talepleri tahsilat uyuşmazlıklarına konu olmaktadır.
Ancak alacağın ticari nitelikte olup olmadığı, tarafların kimliği ve hukuki ilişkinin kaynağı ayrıca incelenmelidir. Çünkü görevli mahkeme, zorunlu arabuluculuk ve uygulanabilecek faiz bakımından bu nitelendirme önem taşır.
Ticari Alacak Ödenmediğinde İlk Ne Yapılmalıdır?
İlk işlem doğrudan dava açmak olmamalıdır. Öncelikle alacak dosyasının hukuki tahsil kabiliyeti analiz edilmelidir.
Şirketin elindeki sözleşme, sipariş formu, teklif, fatura, e-fatura, irsaliye, teslim tutanağı, banka hareketleri, cari hesap ekstresi, mutabakat kayıtları, e-posta ve KEP yazışmaları incelenmelidir.
Ardından şu sorular cevaplandırılmalıdır:
Alacak gerçekten doğmuş mu? Alacak muaccel mi? Borçlu faturaya itiraz etmiş mi? Malın teslim edildiği ispatlanabiliyor mu? Hizmetin yerine getirildiğine ilişkin kayıt var mı? Borç ikrarı veya cari hesap mutabakatı bulunuyor mu? Alacağın zamanaşımı süresi nedir? Borçlunun malvarlığı bulunuyor mu? Borçlu mal kaçırıyor olabilir mi?
Bu inceleme sonunda icra, ihtiyati haciz, arabuluculuk veya doğrudan dava stratejisinden hangisinin daha etkili olduğu belirlenebilir.
Ticari Alacak İçin Önce İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?
Her ticari alacak için mutlaka noter ihtarnamesi gönderilmesi gerektiği şeklinde genel bir kural yoktur.
Borç belirli bir vadeye bağlanmışsa ve vade gelmişse temerrüdün oluşması bakımından ayrıca ihtar gerekip gerekmediği TBK’nın temerrüt hükümleri ve sözleşme kapsamında değerlendirilir.
Örneğin sözleşmede:
“Fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeme yapılacaktır.”
hükmü bulunabilir.
Buna karşılık ödeme tarihi açıkça belirlenmemişse borçlunun temerrüde düşürülmesi için ihtar gerekebilir.
Bu nedenle icra takibinden önce muacceliyet ve temerrüt analizi yapılması önemlidir.
Noter İhtarnamesi Göndermenin Avantajı Nedir?
Noter ihtarnamesi özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda güçlü bir ispat aracı oluşturabilir.
İhtarnamede borcun kaynağı, fatura veya sözleşme bilgileri, toplam borç, ödeme süresi, talep edilen faiz ve ödeme yapılmazsa başvurulacak hukuki yollar açıkça belirtilmelidir.
Ancak ihtarname gönderilmesi tahsilatı gereksiz şekilde geciktirmemelidir.
Borçlunun şirket mallarını devretmeye başladığı bir durumda haftalarca ihtar cevabı beklemek yerine ihtiyati haciz ve icra stratejisinin hızla değerlendirilmesi daha önemli olabilir.
Ödenmeyen Fatura Doğrudan İcraya Konulabilir mi?
Şartları mevcutsa para alacağı için ilamsız icra takibi başlatılabilir.
Alacaklının elinde mutlaka mahkeme kararı bulunması gerekmez.
Örneğin şirketin 3 milyon TL tutarında ödenmemiş ticari alacağı varsa borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılması gündeme gelebilir.
İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir.
Borçlu süresi içinde itiraz etmezse takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir.
Fatura Tek Başına Alacağı İspatlamaya Yeter mi?
Her durumda değil.
Fatura önemli bir ticari belgedir ancak özellikle borçlunun ticari ilişkiyi veya mal teslimini inkâr ettiği durumlarda yalnızca faturanın düzenlenmiş olması alacağın tartışmasız biçimde ispatlandığı anlamına gelmeyebilir.
Bu nedenle faturanın yanında:
sipariş,
sözleşme,
irsaliye,
teslim tutanağı,
e-posta yazışmaları,
cari hesap kayıtları,
banka hareketleri,
mutabakat,
hizmet kabul belgeleri
gibi deliller büyük önem taşır.
Özellikle e-faturanın düzenlenmiş olması ile faturaya konu malın gerçekten teslim edilmiş olması birbirinden farklı ispat meseleleridir.
Borçlu İcra Takibine İtiraz Etmezse Ne Olur?
Borçlu ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmezse takip kesinleşir.
Bu aşamadan sonra alacaklı borçlunun haczedilebilir malvarlığı üzerine haciz talep edebilir.
Banka hesapları, araçlar, taşınmazlar, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar, şirket payları ve diğer haczedilebilir ekonomik değerler somut koşullara göre araştırılabilir.
Ancak takip kesinleşmiş olması paranın mutlaka tahsil edileceği anlamına gelmez.
Borçlunun haczedilebilir malvarlığı bulunmaması halinde takip dosyası uzun süre sonuçsuz kalabilir.
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı alacaklarda hukuki işlem yapılmadan önce borçlunun ekonomik durumunun değerlendirilmesi önemlidir.
Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Borçlu borca, faize, yetkiye veya borcun belirli bir bölümüne itiraz edebilir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan itiraz kural olarak takibi durdurur.
Alacaklının bundan sonra hangi yolu kullanacağı elindeki belgelere göre belirlenir.
Şartları varsa itirazın kaldırılması, bunun mümkün olmadığı veya tercih edilmediği durumlarda itirazın iptali davası gündeme gelebilir.
İtirazın iptali davasının ticari nitelikte olması halinde dava şartı arabuluculuk özellikle dikkate alınmalıdır. 7445 sayılı Kanun sonrasında ticari uyuşmazlıklarda itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu açıkça düzenlenmiştir. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)
İtirazın İptali Davası Nedir?
Borçlu icra takibine itiraz ederek takibi durdurmuşsa alacaklı, İcra ve İflas Kanunu m.67 kapsamında şartları varsa itirazın iptali davası açabilir.
Mahkeme alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını inceler.
Alacaklının haklı bulunması halinde borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilebilir.
Ayrıca şartları oluşmuşsa icra inkâr tazminatı talep edilmesi de mümkündür.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca ana para değil; faiz, yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve icra inkâr tazminatı gibi fer’î talepler de doğru şekilde değerlendirilmelidir.
İcra İnkâr Tazminatı Ne Kadardır?
İİK m.67 kapsamında şartların gerçekleşmesi halinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Kanuni sistemde tazminatın, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmaması öngörülmektedir.
Ancak her itiraz eden borçlu otomatik olarak icra inkâr tazminatı ödemez.
Alacağın likit olup olmadığı ve diğer şartlar mahkeme tarafından değerlendirilir.
Örneğin miktarı kapsamlı bilirkişi incelemesiyle belirlenebilen karmaşık bir ticari zarar talebi ile belirli ve kabul edilmiş fatura borcu aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark Nedir?
İtirazın kaldırılması icra hukukuna özgü ve daha sınırlı incelemeye dayanan bir yoldur. Alacaklının İİK m.68 ve devamındaki niteliklere sahip belgelere dayanması gerekir.
İtirazın iptali ise genel mahkemede görülen bir davadır ve alacağın varlığı genel ispat kuralları kapsamında incelenebilir.
Bu nedenle:
“Elimde fatura var, doğrudan itirazın kaldırılmasını isterim.”
şeklinde hareket edilmemelidir.
Belgenin İİK anlamında itirazın kaldırılmasına elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Alacak Davası mı İcra Takibi mi Daha Avantajlıdır?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Borçlunun borcu inkâr etme ihtimali düşükse doğrudan icra takibi hızlı sonuç verebilir.
Ancak son derece karmaşık bir sözleşme uyuşmazlığı varsa, alacağın miktarı bilirkişi incelemesi gerektiriyorsa veya borçlu ciddi karşı iddialar ileri sürüyorsa alacak davası stratejik olarak değerlendirilebilir.
Bazen ise icra takibi + ihtiyati haciz + itiraz sonrası arabuluculuk + itirazın iptali davası birlikte yürüyen bir tahsilat stratejisi haline gelebilir.
Ticari Alacak Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Ticari davalarda TTK m.5/A’nın kapsamına giren talepler bakımından evet.
2023 yılında yapılan değişikliklerle kapsam genişletilmiştir. Ticari nitelikteki alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığının güncel eğitim materyalleri de kapsamı bu şekilde açıklamaktadır. (Adalet Bakanlığı)
Ancak burada önemli ayrım şudur:
Arabuluculuk dava açmanın ön şartıdır; kural olarak ilamsız icra takibi başlatmanın ön şartı değildir.
Bu nedenle ticari alacak için doğrudan icra takibi yapılabilir. Borçlu itiraz eder ve itirazın iptali davası açılması gerekirse dava öncesinde zorunlu arabuluculuk gündeme gelir.
Arabuluculukta Anlaşılırsa Ne Olur?
Taraflar borcun tamamının veya bir bölümünün ödenmesi, taksitlendirme, teminat verilmesi, faiz indirimi veya farklı ticari çözümler üzerinde anlaşabilir.
Özellikle şirketler açısından arabuluculuk yalnızca:
“Alacağın yüzde kaçından vazgeçeceğiz?”
pazarlığı değildir.
Örneğin borçludan banka teminat mektubu, taşınmaz ipoteği, şirket payı rehni veya uygun başka bir teminat alınarak taksitlendirme yapılması daha güvenli olabilir.
Ticari uyuşmazlıklarda taraf avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesinin icra edilebilirliği bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır. Adalet Bakanlığı da bu belgelerin belirli şartlarda ilam niteliğinde belge sayılmasına ilişkin düzenlemeyi açıklamaktadır. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)
2026 Arabuluculuk Uygulamasında Güncel Durum Nedir?
2026 yılında dava şartı arabuluculuk sistemi aktif biçimde uygulanmaya devam etmektedir. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının güncel sayfasında 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi ile 2026 yılı uygulama duyuruları yayımlanmıştır; ayrıca Arabuluculuk Kurulu 27 Mart 2026 tarihinde toplanmıştır. (Adalet Bakanlığı)
Adalet Bakanlığının Ocak 2026’da açıkladığı verilere göre ihtiyari ve zorunlu arabuluculukta 2013’ten itibaren yaklaşık 8 milyon 925 bin başvurunun 5 milyon 307 bini anlaşmayla sonuçlanmış, genel başarı oranı yaklaşık %62 olarak açıklanmıştır. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)
Bu veriler ticari tahsilat uyuşmazlıklarında arabuluculuğun yalnızca şekli bir dava şartı olarak değil, uygun dosyalarda gerçek bir tahsilat aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
İhtiyati Haciz Nedir?
Ödenmeyen ticari alacaklarda en güçlü geçici hukuki korumalardan biri ihtiyati hacizdir.
İhtiyati haciz, alacaklının ileride alacağını tahsil edebilmesini güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan hukuki koruma mekanizmasıdır.
Temel düzenleme İcra ve İflas Kanunu m.257 ve devamında yer almaktadır.
İhtiyati haczin amacı borçluyu cezalandırmak değildir.
Amaç:
“Dava veya takip sonuçlandığında borçlunun üzerinde haczedilecek hiçbir mal kalmamış olmasını”
önlemektir.
İhtiyati Haciz İçin Hangi Şartlar Gereklidir?
İİK m.257 kapsamında kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağı bakımından ihtiyati haciz talep edilebilir.
Bazı özel durumlarda vadesi gelmemiş alacaklar bakımından da ihtiyati haciz mümkün olabilir.
Örneğin borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya yahut kendisinin kaçmaya hazırlanması gibi kanunda öngörülen durumlar gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ihtiyati haciz:
“Bana borcu var, mallarına tedbir koydurayım.”
şeklinde otomatik verilen bir karar değildir.
Kanuni şartların somutlaştırılması gerekir.
İhtiyati Haciz İçin Önce İcra Takibi Başlatmak Gerekir mi?
Hayır.
İhtiyati haciz icra takibinden veya davadan önce talep edilebilir.
Hatta kurumun asıl avantajı burada ortaya çıkar.
Borçlu henüz kendisine icra ödeme emri gönderildiğini öğrenmeden alacaklı ihtiyati haciz kararı alıp uygulayabilir.
Bu durum özellikle mal kaçırma riski bulunan ticari borçlularda son derece önemlidir.
Ancak kararın alınması ve uygulanmasından sonra İİK’daki tamamlayıcı merasimlere ilişkin süreler titizlikle takip edilmelidir.
İhtiyati Haciz ile İhtiyati Tedbir Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kavram uygulamada sıkça karıştırılmaktadır.
Para alacağının tahsilini güvence altına almak bakımından esas geçici hukuki koruma çoğunlukla ihtiyati hacizdir.
İhtiyati tedbir ise HMK m.389 ve devamında düzenlenen daha farklı bir geçici hukuki koruma mekanizmasıdır.
Örneğin belirli bir malın mülkiyetinin kime ait olduğu uyuşmazlığında tedbir gündeme gelebilirken, 10 milyon TL ticari alacağın tahsilini güvence altına almak için şartları varsa ihtiyati haciz değerlendirilir.
Faturaya Dayalı Alacak İçin İhtiyati Haciz Alınabilir mi?
Mümkün olabilir ancak yalnızca faturanın bulunması her dosyada ihtiyati haciz kararı verileceği anlamına gelmez.
Mahkeme alacağın varlığı ve ihtiyati haciz şartları bakımından yaklaşık ispat arayacaktır.
Faturanın yanında:
sözleşme,
teslim belgeleri,
borç ikrarı,
cari hesap mutabakatı,
e-posta yazışmaları,
ödeme planı,
kısmi ödeme kayıtları
bulunması alacaklının iddiasını güçlendirebilir.
Borçlu Mallarını Başkasına Devrediyorsa Ne Yapılabilir?
Bu durum tahsilat stratejisinin hızlandırılmasını gerektirebilir.
Borçlunun taşınmazlarını, araçlarını veya şirket varlıklarını üçüncü kişilere aktarmaya başlaması halinde şartları varsa ihtiyati haciz talep edilmesi değerlendirilebilir.
Devirler zaten yapılmışsa ve İcra ve İflas Kanunu’ndaki şartlar gerçekleşmişse ileride tasarrufun iptali davası da gündeme gelebilir.
Muvazaalı işlemler bakımından farklı hukuki yollar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mal kaçırma şüphesi bulunan dosyalarda yalnızca alacak davasına odaklanmak yeterli olmayabilir.
İhtiyati Hacizde Teminat Gerekir mi?
Mahkeme ihtiyati haciz kararı verirken alacaklıdan teminat alınmasına karar verebilir. İİK m.259 kapsamında alacaklının haksız çıkması halinde borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararların güvence altına alınması amaçlanır.
Alacağın ilama dayanması gibi kanunda öngörülen durumlarda teminat bakımından farklı kurallar bulunmaktadır.
Dolayısıyla ihtiyati haciz talebi hazırlanırken şirketin muhtemel teminat maliyetini de hesaba katması gerekir.
İhtiyati Haciz Kararı Alındıktan Sonra Ne Yapılır?
Kararın alınması tek başına yeterli değildir.
İhtiyati haczin süresinde icra dairesinde uygulanması gerekir. Ayrıca karar dava veya takipten önce alınmışsa alacaklının İİK’da öngörülen sürelerde takip veya dava yoluna başvurarak tamamlayıcı işlemleri gerçekleştirmesi gerekir.
Bu sürelerin kaçırılması ihtiyati haczin düşmesine yol açabilir.
Dolayısıyla ihtiyati haciz dosyalarında kararı almak kadar karar sonrasındaki süre yönetimi de önemlidir.
Banka Hesaplarına Haciz Konulabilir mi?
Takip kesinleştiğinde veya ihtiyati haciz kararı uygulanırken borçlunun banka hesapları bakımından haciz işlemleri gündeme gelebilir.
Borçlunun bankalardaki mevcut veya hukuken haczedilebilir alacakları elektronik haciz mekanizmaları ve üçüncü kişi haciz ihbarnameleri dahil çeşitli yöntemlerle takip edilebilir.
Ancak bankada hesap bulunması ile hesapta tahsil edilebilir bakiye bulunması farklıdır.
Borçlunun Müşterilerindeki Alacakları Haczedilebilir mi?
Şartları varsa evet.
İİK m.89 kapsamında borçlunun üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine haciz ihbarnamesi gönderilmesi mümkün olabilir.
Örneğin borçlu şirketin büyük müşterisinden 5 milyon TL alacağı varsa bu alacak haciz sürecinde önemli olabilir.
Bu nedenle ticari tahsilat yalnızca:
“Borçlunun banka hesabında para var mı?”
sorusuna indirgenmemelidir.
Borçlunun müşteri alacakları ve diğer üçüncü kişi alacakları da tahsilat açısından değerlidir.
Borçlunun Taşınmazları Haczedilebilir mi?
Borçlu adına kayıtlı taşınmazlar şartları dahilinde haczedilebilir.
Haciz sonrasında satış prosedürü işletilebilir ve elde edilen bedelden alacaklının sıra ve öncelik durumuna göre ödeme yapılabilir.
Ancak taşınmaz üzerinde daha önce kurulmuş ipotekler veya başka hacizler bulunması halinde taşınmazın yüksek piyasa değerine sahip olması alacağın mutlaka tahsil edileceği anlamına gelmez.
Örneğin 20 milyon TL değerindeki taşınmaz üzerinde bankanın 18 milyon TL’lik öncelikli ipoteği bulunabilir.
Bu nedenle yalnızca taşınmazın varlığı değil takyidat ve öncelik durumu da incelenmelidir.
Borçlunun Araçlarına Haciz Konulabilir mi?
Borçlu adına kayıtlı araçlar üzerine haciz konulması mümkündür.
Ancak aracın değeri, mevcut rehinler, daha önceki hacizler ve satış kabiliyeti dikkate alınmalıdır.
Şirketin filosunda onlarca araç bulunması her zaman yüksek tahsilat anlamına gelmeyebilir. Araçların finansman şirketine rehinli olması mümkündür.
Şirket Payları Haczedilebilir mi?
Borçlunun başka şirketlerde sahip olduğu payların haczi somut şirket türüne ve hukuki yapıya göre gündeme gelebilir.
Özellikle borçlunun önemli şirket iştirakleri bulunuyorsa pay haczi tahsilat stratejisinin parçası olabilir.
Ancak şirket payının haczedilmesiyle nakit paranın haczedilmesi aynı değildir. Payın değerinin belirlenmesi ve paraya çevrilmesi ayrıca süreç gerektirir.
Borçlu Şirketin Kasasında Para Yoksa Alacak Tahsil Edilemez mi?
Hayır.
Tahsilat araştırması yalnızca banka hesabıyla sınırlı değildir.
Borçlunun taşınmazları, araçları, üçüncü kişilerdeki alacakları, ticari işletme varlıkları, iştirakleri, hakları ve diğer haczedilebilir malvarlığı unsurları araştırılabilir.
Ayrıca geçmişte yaptığı şüpheli devirler de önem taşıyabilir.
Bu nedenle yüksek tutarlı ticari alacaklarda asset tracing – malvarlığı araştırması tahsilat stratejisinin önemli bir bölümüdür.
Borçlu Şirket Kapanırsa Borç Ortadan Kalkar mı?
Hayır.
Şirketin faaliyetini fiilen durdurması veya adresini terk etmesi borcun kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez.
Ancak şirketin malvarlığının boşaltılmış olması tahsilatı fiilen güçleştirebilir.
Şirket tasfiye edilmişse tasfiye işlemleri, ortaklara dağıtılan varlıklar, yöneticilerin işlemleri ve gerektiğinde sorumluluk hükümleri ayrıca incelenmelidir.
Şirket borcunun doğrudan ortaklardan tahsil edilip edilemeyeceği ise şirket türüne ve özel sorumluluk sebeplerine bağlıdır.
Limited Şirket Ortağı Şirketin Ticari Borcundan Sorumlu mudur?
Özel hukuk borçları bakımından limited şirket ortağı sırf ortak sıfatıyla şirketin bütün ticari borçlarından kişisel olarak sorumlu değildir.
Alacaklı kural olarak şirket tüzel kişiliğine başvurur.
Ancak ortak şahsen kefalet vermiş, aval vermiş, garanti taahhüdünde bulunmuş veya başka bir kişisel sorumluluk sebebi oluşmuşsa durum değişebilir.
Bu nedenle sözleşme yapılırken yalnızca borçlu şirketin değil verilen şahsi ve ayni teminatların da doğru yapılandırılması tahsilat açısından önemlidir.
Şirket Müdürü veya Yönetim Kurulu Üyesinden Alacak Tahsil Edilebilir mi?
Şirket yöneticisi de sırf yönetici olduğu için şirketin her ticari borcundan şahsen sorumlu değildir.
Ancak yöneticinin şahsi garanti veya kefaleti bulunabilir. Bunun dışında yöneticinin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle doğabilecek özel sorumluluk halleri ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle:
“Şirket ödemedi, doğrudan müdürün evine haciz gönderelim.”
şeklinde genel bir uygulama mümkün değildir.
Kefil Varsa Doğrudan Kefile Gidilebilir mi?
Kefaletin türü ve sözleşmenin geçerlilik şartları incelenmelidir.
Adi kefalet ile müteselsil kefalet aynı sonuçları doğurmaz.
Ayrıca kefalet sözleşmeleri TBK’da sıkı şekil şartlarına tabidir.
Özellikle gerçek kişinin kefaletinde eş rızası dahil çeşitli konular gündeme gelebilir.
Bu nedenle sözleşmenin üzerinde “kefildir” yazması tek başına her zaman geçerli ve tahsil edilebilir bir kefalet bulunduğunu göstermeyebilir.
Teminat Mektubu Varsa İcra Takibi Gerekir mi?
Geçerli ve talep edilebilir banka teminat mektubu bulunması alacaklının pozisyonunu önemli ölçüde güçlendirebilir.
Teminat mektubunun metni, süresi, talep şartları ve ilk talepte ödeme niteliği incelenmelidir.
Uygun şekilde düzenlenmiş teminat mektubunda banka üzerinden tahsilat, borçlunun diğer malvarlığının peşine düşmekten çok daha hızlı olabilir.
Ticari Alacaklarda Hangi Faiz İstenebilir?
Ticari alacaklarda faiz hesabı uyuşmazlığın en önemli bölümlerinden biridir.
Tarafların sözleşmede geçerli bir faiz oranı belirleyip belirlemediği, borcun ticari işten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, temerrüdün ne zaman başladığı ve 3095 sayılı Kanun ile TTK’nın ticari faiz hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Ticari işlerde şartları varsa avans faizi gündeme gelebilir.
Ancak:
“Her ticari alacakta otomatik olarak en yüksek faiz uygulanır.”
şeklinde bir kural yoktur.
Sözleşme, alacağın türü ve temerrüt tarihi ayrı ayrı incelenmelidir.
Döviz Alacağı İçin İcra Takibi Yapılabilir mi?
Şartları varsa yabancı para alacakları da takip ve dava konusu yapılabilir.
Ancak takip talebinde yabancı para alacağının gösterilmesi, Türk Lirası karşılığı ve talep edilen faiz bakımından İİK ve ilgili mevzuata uygun hareket edilmelidir.
Sözleşmede USD veya EUR üzerinden borç bulunması halinde ayrıca dövizle sözleşme yapılmasına ilişkin düzenlemelerin somut ilişkiye uygulanıp uygulanmadığı da değerlendirilmelidir.
Cari Hesap Alacağı Nasıl Tahsil Edilir?
Şirketler arasında yıllarca süren ticari ilişkilerde onlarca fatura ve ödeme bulunabilir.
Bu durumda uyuşmazlık tek bir faturadan ziyade cari hesap bakiyesi üzerinde yoğunlaşabilir.
Cari hesap mutabakatları, BA/BS dönem kayıtları, e-faturalar, banka hareketleri, ticari defterler ve tarafların muhasebe kayıtları önem kazanır.
Borçlunun daha önce:
“31.12.2025 itibarıyla 4.750.000 TL borcumuz bulunmaktadır.”
şeklinde mutabakat vermiş olması ispat açısından son derece değerli olabilir.
Ticari Defterler Alacak Davasında Delil Olabilir mi?
Evet.
Usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, HMK ve TTK hükümleri çerçevesinde ticari uyuşmazlıklarda önemli delil niteliği taşıyabilir.
Mahkeme tarafların ticari defterlerini inceleyebilir.
Ancak yalnızca şirketin kendi muhasebe sistemine tek taraflı şekilde alacak kaydetmiş olması her durumda yeterli değildir.
Karşı taraf kayıtları ve diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılabilir.
E-Fatura Alacağı İspatlar mı?
E-fatura önemli bir delildir ancak tek başına her uyuşmazlığı çözmez.
Özellikle borçlu:
“Mal hiç teslim edilmedi.”
veya
“Hizmet hiç verilmedi.”
diyorsa teslim ve ifa ayrıca ispat konusu olabilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca faturaları değil, teslim ve hizmet kabul kayıtlarını da düzenli şekilde saklaması gerekir.
Zamanaşımı Ticari Alacaklarda Neden Önemlidir?
Alacağın türüne göre farklı zamanaşımı süreleri uygulanabilir.
Her ticari alacak için tek bir zamanaşımı süresi yoktur.
Satış bedeli, eser sözleşmesi, kira, komisyon, taşıma veya diğer sözleşmeler bakımından farklı hükümler gündeme gelebilir.
Bu nedenle yıllardır tahsil edilmeyen alacaklarda:
“Şirket alacağı olduğu için 10 yıl süremiz var.”
şeklinde otomatik varsayım yapılmamalıdır.
Zamanaşımı süresinin alacağın hukuki kaynağına göre belirlenmesi gerekir.
Borçlunun Konkordato İlan Etmesi Halinde Ne Olur?
Borçlu şirket hakkında konkordato süreci başlamışsa sıradan icra stratejisi önemli ölçüde değişebilir.
Geçici veya kesin mühlet kararının takipler üzerindeki etkisi, alacağın konkordato projesine kaydedilmesi, alacaklılar toplantısı ve teminatlı alacakların durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle borçlu hakkında konkordato ilan edildiği öğrenildiğinde dosyanın uzun süre bekletilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Borçlu İflas Ederse Ticari Alacak Nasıl Tahsil Edilir?
İflas halinde bireysel haciz yolundan kolektif tasfiye sistemine geçilir.
Alacaklının alacağını iflas masasına kaydettirmesi ve sıra cetvelindeki durumunu takip etmesi gerekir.
Rehinli alacaklar, imtiyazlı alacaklar ve adi alacaklar aynı tahsilat pozisyonuna sahip değildir.
Bu nedenle borçlunun mali durumunun kötüleştiği erken dönemde harekete geçmek önemlidir.
Tasarrufun İptali Davası Ne Zaman Gündeme Gelir?
Borçlu icra takibinden önce veya sonra malvarlığını üçüncü kişilere devretmiş olabilir.
Örneğin şirketin sahibi milyonlarca liralık taşınmazı yakınına devretmiş veya şirket varlıkları bağlantılı başka bir şirkete aktarılmış olabilir.
İİK m.277 ve devamındaki şartlar gerçekleşmişse tasarrufun iptali davası gündeme gelebilir.
Bu dava doğrudan mülkiyeti alacaklıya geçirmez; amaç belirli tasarrufun alacaklı bakımından etkisiz hale getirilerek cebri icra yapılabilmesini sağlamaktır.
Muvazaalı Mal Devri Varsa Ne Yapılabilir?
Borçlunun görünürde satış yapmasına rağmen gerçekte malvarlığını kaçırmak amacıyla hareket ettiği durumlarda muvazaa iddiaları gündeme gelebilir.
Tasarrufun iptali ile muvazaaya dayalı davalar aynı hukuki kurum değildir.
Hangisinin kullanılacağı somut olayın şartlarına göre belirlenmelidir.
2026 Yılında Ödenmeyen Ticari Alacaklarda En Etkili Strateji Nedir?
Tek bir standart strateji bulunmamaktadır.
Tahsilat stratejisi borçlunun davranışına göre oluşturulmalıdır.
Borçlu ödeme güçlüğü yaşamıyor ancak ödeme yapmıyorsa icra takibi etkili olabilir.
Borçlu mal kaçırıyorsa ihtiyati haciz öncelikli hale gelebilir.
Borçlu borcu inkâr ediyorsa delil dosyasının hazırlanması gerekir.
Borçlu ödeme yapmak istiyor ancak nakit akışı sorunu yaşıyorsa arabuluculukta teminatlı ödeme planı daha verimli olabilir.
Borçlu bütün talepleri reddediyorsa alacak veya itirazın iptali davası gündeme gelebilir.
Borçlu varlıklarını ilişkili şirketlere aktarmışsa tasarrufun iptali veya diğer özel dava yolları araştırılmalıdır.
Dolayısıyla etkili ticari tahsilatın temel sorusu yalnızca “Hangi davayı açacağız?” değil, “Alacağı hangi malvarlığından ve hangi hukuki araçla tahsil edeceğiz?” olmalıdır.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Ticari Alacak Tahsilatı
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa gibi yoğun ticari faaliyetin bulunduğu şehirlerde ödenmeyen fatura, cari hesap, tedarik, distribütörlük, lojistik, inşaat, üretim ve hizmet sözleşmelerinden doğan yüksek tutarlı ticari alacak uyuşmazlıkları sıkça ortaya çıkmaktadır.
Ankara’da savunma, teknoloji ve hizmet sektörlerinde; İstanbul’da uluslararası ticaret, distribütörlük ve finans bağlantılı ilişkilerde; İzmir’de sanayi ve ihracatta; Mersin’de lojistik, taşıma ve dış ticarette; Bursa’da otomotiv, tekstil, makine ve yan sanayide ödenmeyen ticari alacakların hızlı biçimde takip edilmesi şirketlerin nakit akışı açısından kritik olabilir.
Özellikle borçlunun farklı şehirlerde banka hesapları, araçları, taşınmazları ve ticari faaliyetleri bulunması halinde tahsilat stratejisi yalnızca borçlunun merkez adresine göre planlanmamalıdır.
Ticari Alacak Tahsilatında En Sık Yapılan Hatalar
Şirketlerin yaptığı en önemli hata aylarca borçlunun:
“Önümüzdeki hafta ödeyeceğiz.”
şeklindeki açıklamalarını beklemektir.
İkinci hata borçlunun mali durumu araştırılmadan uzun vadeli ödeme planı kabul edilmesidir.
Üçüncü hata alacak belgelerinin eksik tutulmasıdır. Mal teslim edilmiş ancak irsaliye imzalatılmamış olabilir.
Dördüncü hata ihtiyati haciz imkânının geç değerlendirilmesidir. Alacaklı dava açana kadar borçlu bütün taşınmazlarını devretmiş olabilir.
Beşinci hata ise icra takibinin başlatılmasını tahsilatın tamamlanması sanmaktır. Gerçek tahsilat, borçlunun malvarlığının bulunması ve haczedilen değerin paraya çevrilmesiyle gerçekleşir.
2026 İçin Pratik Ticari Alacak Tahsilat Yol Haritası
Ödenmeyen ticari alacakla karşılaşan şirket öncelikle borcun dayanağını ve muacceliyetini belirlemeli; sözleşme, fatura, irsaliye, cari hesap, mutabakat ve banka kayıtlarını bir araya getirmelidir. Ardından borçlunun malvarlığını kaçırma ihtimali değerlendirilmelidir.
Risk düşükse ihtar veya doğrudan ilamsız icra takibi düşünülebilir.
Mal kaçırma riski yüksekse ihtiyati haciz öncelikli olarak incelenmelidir.
Borçlu icra takibine itiraz ederse elindeki belgelere göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali değerlendirilmelidir.
İtirazın iptali veya ticari alacak davası açılacaksa TTK m.5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk tamamlanmalıdır. Güncel Adalet Bakanlığı kaynakları ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının bu kapsamda olduğunu doğrulamaktadır. (Adalet Bakanlığı)
Dava kazanıldıktan sonra ise ilamlı icra ve haciz işlemleriyle fiili tahsilat gerçekleştirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından Ticari Alacak Tahsilat Stratejisi
Ödenmeyen ticari alacak dosyalarında yalnızca icra takibi başlatılması çoğu zaman yeterli değildir. FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK tarafından ticari alacak uyuşmazlıklarında borcun hukuki dayanağı, deliller, temerrüt tarihi, uygulanabilecek faiz, borçlunun malvarlığı, ihtiyati haciz imkânı, arabuluculuk, icra takibi ve dava seçeneklerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda tahsilat sürecinin başında borçlunun taşınmazlarını, araçlarını veya diğer ekonomik değerlerini devretme ihtimalinin gözden kaçırılması, yıllar sonra kazanılan mahkeme kararının fiilen tahsil edilememesine neden olabilir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından da ticari alacak uyuşmazlıklarında “davayı kazanmak ile parayı tahsil etmek aynı şey değildir” yaklaşımı önem taşımaktadır. Bu nedenle hukuki stratejinin yalnızca alacağın ispatına değil, karar sonunda borcun hangi malvarlığı unsurundan tahsil edileceğine de odaklanması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Ödenmeyen ticari fatura doğrudan icraya verilebilir mi?
Şartları mevcutsa evet. Para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir. Önceden mahkeme kararı alınması zorunlu değildir.
2. İcra takibinden önce arabuluculuğa gitmek zorunlu mudur?
Kural olarak ilamsız icra takibinin başlatılması için dava şartı arabuluculuk zorunluluğu bulunmaz. Ancak ticari nitelikte alacak veya itirazın iptali davası açılacaksa TTK m.5/A kapsamındaki arabuluculuk şartı gündeme gelir.
3. Borçlu icra takibine itiraz ederse ne olur?
Süresinde yapılan itiraz genel haciz yoluyla ilamsız takibi durdurabilir. Alacaklı şartlarına göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir.
4. Ticari alacak için ihtiyati haciz alınabilir mi?
İİK m.257 ve devamındaki şartların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Özellikle rehinle temin edilmemiş ve muaccel para alacaklarında ihtiyati haciz önemli bir tahsilat güvencesidir.
5. İhtiyati haciz için önce dava açmak gerekir mi?
Hayır. İhtiyati haciz dava veya icra takibinden önce talep edilebilir. Ancak karar sonrasında kanundaki süreler içerisinde tamamlayıcı işlemlerin yapılması gerekir.
6. Borçlunun banka hesabında para yoksa başka neler haczedilebilir?
Şartlarına göre taşınmazlar, araçlar, üçüncü kişilerdeki alacaklar, şirket payları ve diğer haczedilebilir malvarlığı değerleri takip edilebilir.
7. Borçlu mallarını yakınlarına devrettiyse alacak tahsil edilebilir mi?
Somut şartların gerçekleşmesi halinde tasarrufun iptali davası veya muvazaa iddiasına dayanan hukuki yollar gündeme gelebilir. Devrin tarihi, tarafları, bedeli ve borçlunun mali durumu önemlidir.
8. Ticari alacaklarda faiz talep edilebilir mi?
Evet. Sözleşmede kararlaştırılan faiz, ticari temerrüt faizi ve şartları varsa avans faizi değerlendirilebilir. Uygulanacak oran alacağın niteliğine ve sözleşmeye göre belirlenmelidir.
9. Fatura tek başına alacak davasını kazanmaya yeter mi?
Her durumda değil. Faturanın yanında sözleşme, sipariş, irsaliye, teslim belgesi, cari hesap mutabakatı, banka kayıtları ve ticari defterler gibi deliller önem taşıyabilir.
10. Ticari alacak davası kazanılırsa para hemen alınır mı?
Her zaman değil. Mahkeme kararının alınması ile fiili tahsilat farklı aşamalardır. Borçlunun haczedilebilir malvarlığının bulunması ve icra işlemlerinin yürütülmesi gerekir.
Uzman Hukuki Destek
Şirketinizin ödenmeyen faturası, cari hesap alacağı, mal veya hizmet bedeli, sözleşmeden doğan alacağı, distribütörlük veya tedarik alacağı bulunuyorsa; borçlu icra takibine itiraz etmişse, şirket mallarını devrediyorsa veya alacağın tahsil edilememesi riski ortaya çıkmışsa ihtiyati haciz dahil hukuki yolların mümkün olduğunca erken değerlendirilmesi önemlidir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren ticaret hukuku, ticari alacak tahsilatı ve icra hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak haklarınızı güvence altına alabilirsiniz. Ödenmeyen ticari alacak, fatura ve cari hesap tahsilatı, ilamsız icra takibi, ihtiyati haciz, itirazın iptali, icra inkâr tazminatı, ticari arabuluculuk, alacak davası, malvarlığı araştırması ve tasarrufun iptali uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun kapsamına ve güncel uygulamasına ilişkin resmî bilgilere Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı üzerinden, yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu hükümlerine ise Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Sistemi üzerinden ulaşılabilir. 2026 yılı içerisinde Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından güncel uygulama duyuruları da yayımlanmaya devam etmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




