
Polis İfadeye Çağırdı Ne Yapmalıyım? İfade Öncesi Bilinmesi Gereken 15 Kritik Nokta – 2026 Ceza Hukuku Rehberi
14 Ağustos 2026
Şüpheli Sıfatıyla İfade Vermek Sicile İşler mi? 2026 Ceza Hukuku Rehberi
14 Ağustos 2026Savcılık ifadeye çağırdıysa tutuklanır mısınız? Savcılık ifadesi, gözaltı, tutuklamaya sevk, adli kontrol, sulh ceza hâkimliği, tutuklama şartları ve ifade öncesinde yapılması gerekenler hakkında 2026 güncel rehber.
Savcılıktan veya Cumhuriyet savcısının talimatıyla polis ya da jandarmadan “Hakkınızda soruşturma bulunuyor, ifade vermeniz gerekiyor” şeklinde bir çağrı almak, kişinin tutuklanacağı anlamına gelmez. İfade alma, gözaltı, adli kontrol ve tutuklama birbirinden farklı ceza muhakemesi işlemleridir. Hakkında soruşturma yürütülen çok sayıda kişi ifadesini verdikten sonra herhangi bir tutuklama tedbiri uygulanmaksızın soruşturma sürecine devam eder.
Ayrıca Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremez. Savcı, kanuni şartların bulunduğunu değerlendirirse şüpheliyi tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir; tutuklama konusunda karar verecek makam hâkimdir. Anayasa’nın 19. maddesi de kişilerin ancak kanunda gösterilen hâllerde ve hâkim kararıyla tutuklanabileceğini güvence altına almaktadır.
Bu nedenle savcılıktan ifadeye çağrılan kişinin ilk sorusu yalnızca “Tutuklanacak mıyım?” olmamalıdır. Daha önemli olan; hangi suçtan soruşturulduğunun, dosyadaki delillerin, varsa yakalama veya koruma tedbirlerinin ve somut olayda tutuklama koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesidir.
Savcılıktan İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?
Savcılıktan ifadeye çağrılmanız, kural olarak hakkınızda yürütülen bir soruşturma kapsamında beyanınızın alınmak istendiğini gösterir. Eğer şüpheli sıfatıyla çağrılmışsanız, belirli bir suç şüphesi kapsamında hakkınızda soruşturma yürütülmektedir.
Ancak bu durum;
suçlu olduğunuz, hakkınızda dava açılacağı veya tutuklanacağınız
anlamına gelmez.
Soruşturmanın amacı zaten suç şüphesinin araştırılmasıdır. Savcılık şüphelinin yalnızca aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür.
İfade Vermek ile Tutuklanmak Aynı Şey midir?
Hayır. Bunlar tamamen farklı hukuki işlemlerdir.
İfade, şüphelinin soruşturma konusu olayla ilgili savunmasının alınmasıdır.
Gözaltı, kanuni şartlar altında kişinin geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı bir koruma tedbiridir.
Tutuklama ise daha ağır bir koruma tedbiridir ve yalnızca hâkim tarafından, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde uygulanabilir.
Dolayısıyla:
İfadeye çağrılma ≠ gözaltı ≠ tutuklama.
Bu ayrım özellikle savcılık çağrısı alan kişilerin gereksiz paniğe kapılmaması açısından önemlidir.
Savcı Tutuklama Kararı Verebilir mi?
Hayır.
Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tutuklama talebinde bulunabilir ancak tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verir.
CMK’nın 101. maddesi uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilir.
Bu nedenle;
“Savcı beni tutukladı.”
ifadesi teknik olarak doğru değildir.
Savcı tutuklamaya sevk etmiş, hâkim ise tutuklamaya karar vermiş olabilir.
Tutuklama İçin Hangi Şartların Bulunması Gerekir?
Tutuklama otomatik bir işlem değildir.
CMK’nın 100. maddesine göre tutuklama bakımından öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır. Bunun yanında bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir.
Tutuklama nedenleri bakımından özellikle;
kaçma veya saklanma şüphesi, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme riski ve tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimi
önem taşır.
Dolayısıyla yalnızca;
“Hakkınızda şikâyet var.”
denilerek kişinin otomatik olarak tutuklanması mümkün değildir.
Kuvvetli Suç Şüphesi Nedir?
Tutuklama için basit bir iddia veya soyut şüphe yeterli değildir.
Kanun kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller aramaktadır.
Örneğin yalnızca bir kişinin;
“Beni dolandırdı.”
demesi ile banka kayıtları, sahte belgeler, mesajlaşmalar, kamera kayıtları ve başka objektif delillerle desteklenen bir isnat aynı ağırlıkta değildir.
Tutuklama değerlendirmesinde dosyadaki delillerin somut niteliği önem taşır.
Her Suçtan Tutuklama Kararı Verilebilir mi?
Hayır.
CMK tutuklama bakımından ölçülülük ve belirli sınırlamalar öngörmektedir. Ayrıca yalnızca adli para cezasını gerektiren veya kanunda belirtilen sınırın altında hapis cezası öngörülen suçlarda tutuklama yasağına ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Bunun yanında CMK’nın 100. maddesinde bazı suçlar bakımından kanuni tutuklama nedeninin var sayılabileceğine ilişkin katalog düzenlemesi bulunmaktadır.
Ancak bir suçun katalogda yer alması dahi;
“Bu suçtan soruşturuluyorsanız kesin tutuklanırsınız.”
anlamına gelmez.
Somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İfadeye Çağrılan Herkes Sulh Ceza Hâkimliğine Sevk Edilir mi?
Hayır.
Bir kişi savcılıkta ifade verdikten sonra savcı;
serbest bırakılması yönünde işlem yapabilir, adli kontrol talebiyle hâkimliğe sevk edebilir veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir.
Dosyanın niteliğine göre soruşturma normal şekilde devam da edebilir.
Bu nedenle savcılık ifadesine çağrılmak ile tutuklamaya sevk edilmek arasında önemli fark vardır.
Savcılık İfadesinden Sonra Serbest Bırakılabilir miyim?
Evet.
Uygulamada çok sayıda soruşturmada kişi ifadesini verdikten sonra tutuklama talebi olmaksızın sürece devam eder.
Savcı dosyada tutuklama koşullarının bulunmadığını değerlendiriyorsa kişinin tutuklanmasını talep etmek zorunda değildir.
Soruşturma daha sonra delillerin toplanmasıyla devam edebilir.
Adli Kontrol Nedir?
Tutuklamanın gerekli olmadığı ancak belirli tedbirlerin uygulanmasının uygun görüldüğü durumlarda adli kontrol gündeme gelebilir.
Adli kontrol kapsamında somut dosyaya göre farklı yükümlülükler uygulanabilir.
Bunlar arasında belirli yerlere başvurma, yurt dışına çıkamama veya kanunda düzenlenen diğer yükümlülükler bulunabilir.
Tutuklama ile adli kontrol aynı şey değildir. Adli kontrol, kişinin ceza infaz kurumuna gönderilmeden belirli yükümlülüklere tabi tutulmasını sağlayan koruma tedbiridir.
Yurt Dışı Çıkış Yasağı Verilebilir mi?
Şartları bulunuyorsa adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkamamak yükümlülüğü uygulanabilir.
Bu nedenle kişi tutuklanmasa bile sulh ceza hâkimliği tarafından yurt dışı çıkış yasağı gibi bir adli kontrol tedbirine tabi tutulabilir.
Özellikle uluslararası bağlantıları bulunan kişiler veya yabancı ülkede ikamet eden şüpheliler bakımından bu tedbir önemli sonuçlar doğurabilir.
Kaçma Şüphesi Nasıl Değerlendirilir?
Tutuklama değerlendirmesinde kişinin kaçacağına veya saklanacağına ilişkin somut olgular önemlidir.
Kişinin sabit ikametgâhının bulunması, düzenli işi, ailesi, soruşturma makamlarının çağrılarına kendiliğinden gelmesi ve süreçten kaçmaması savunmada ileri sürülebilecek hususlar arasında olabilir.
Örneğin polis tarafından telefonla çağrılan kişinin;
“Yarın saat 10.00’da geleceğim.”
diyerek kendi isteğiyle ifadeye gitmesi ile uzun süredir aranan ve yakalanmamak için saklandığı ileri sürülen kişinin durumu aynı değildir.
Delil Karartma Şüphesi Tutuklama Nedeni Olabilir mi?
Evet.
Şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme girişiminde bulunacağına ilişkin somut olgular tutuklama değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle soruşturmayı öğrenen kişinin;
WhatsApp mesajlarını silmesi, bilgisayar kayıtlarını yok etmesi, ticari belgeleri değiştirmesi veya başkalarından delilleri ortadan kaldırmasını istemesi
son derece yanlış olabilir.
Üstelik silinen kayıtlar şüphelinin lehine delil de olabilir.
Şikâyetçiyi Aramak Tutuklama Riskini Artırabilir mi?
Dosyanın niteliğine göre ciddi risk yaratabilir.
Özellikle şikâyetçi veya tanık üzerinde baskı kurulmaya çalışılması, CMK’nın tutuklama nedenleri bakımından önem taşıyan hususlardan biridir.
Örneğin şikâyetçiye;
“İfadeni değiştir, yoksa başına kötü şeyler gelir.”
şeklinde mesaj gönderilmesi yalnızca mevcut soruşturmayı ağırlaştırmakla kalmayıp ayrıca yeni suç iddialarına da neden olabilir.
Bu nedenle soruşturma öğrenildikten sonra şikâyetçi ve tanıklarla kontrolsüz iletişimden kaçınılmalıdır.
İfadeye Kendiliğimden Gitmem Tutuklamayı Engeller mi?
Tek başına kesin olarak engellemez.
Ancak kişinin çağrıya uyması, sabit ikametgâhının bulunması ve soruşturma makamlarından kaçmaması, kaçma şüphesine ilişkin değerlendirmede dikkate alınabilecek hususlar arasında olabilir.
Buna karşılık suçun niteliği, mevcut deliller ve diğer tutuklama nedenleri ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla;
“Kendim geldim, beni hiçbir şekilde tutuklayamazlar.”
demek de doğru değildir.
Daha Önce Sabıkamın Olmaması Tutuklanmayacağım Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Sabıka kaydının bulunmaması kişi lehine değerlendirilebilecek bir durum olabilir ancak tek başına tutuklamayı hukuken imkânsız hâle getirmez.
Tutuklama değerlendirmesi isnat edilen suç, dosyadaki deliller ve CMK’daki tutuklama nedenleri üzerinden yapılır.
Hakkımdaki Suçlama Ağırsa Kesin Tutuklanır mıyım?
Hayır.
İsnat edilen suçun ağır olması değerlendirmede önemli olabilir ancak tek başına otomatik tutuklama nedeni değildir.
Anayasa Mahkemesi, tutuklamanın kişi özgürlüğüne ağır müdahale oluşturduğunu ve tutuklamanın hukuki olabilmesi için kanuni koşulların bulunması gerektiğini kararlarında vurgulamaktadır.
Her dosyada somut gerekçe gereklidir.
Katalog Suç Nedir?
CMK’nın 100. maddesinde belirli suçlar bakımından kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği düzenlenmektedir.
Bunlar uygulamada katalog suçlar olarak adlandırılır.
Ancak katalog suç kavramı toplumda zaman zaman yanlış anlaşılmaktadır.
Katalog suç = otomatik tutuklama
değildir.
Tutuklama kararı yine hâkim tarafından ve somut dosyanın özellikleri değerlendirilerek verilir.
Tutuklama Yerine Adli Kontrol Neden Talep Edilebilir?
Tutuklama son çare niteliğinde değerlendirilmesi gereken ağır bir koruma tedbiridir.
Somut olayda soruşturmanın güvenli şekilde yürütülmesi adli kontrol tedbirleriyle sağlanabiliyorsa tutuklamanın ölçülü olup olmadığı tartışılmalıdır.
Savunmada örneğin;
sabit ikametgâh, düzenli iş, aile bağları, çağrı üzerine kendiliğinden gelme, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması ve tanıklara müdahale riskinin bulunmaması
gibi hususlar somut dosyaya göre ileri sürülebilir.
Savcılık İfadesinden Sonra Tutuklama Süreci Nasıl İşler?
Savcı, ifade sonrasında tutuklama şartlarının bulunduğunu düşünürse şüpheliyi sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir.
Şüpheli hâkim karşısına çıkarılır.
Bu aşamada müdafi savunma yapabilir ve tutuklama şartlarının bulunmadığını ileri sürebilir.
Hâkim dosyayı değerlendirerek;
tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma
yönünde karar verebilir.
Tutuklama Talebi ile Tutuklama Kararı Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Savcının;
“Şüphelinin tutuklanmasını talep ediyorum.”
demesi kişinin tutuklandığı anlamına gelmez.
Son kararı sulh ceza hâkimi verir.
Hâkim savcının tutuklama talebini reddedebilir ve şüpheliyi serbest bırakabilir veya adli kontrol uygulayabilir.
Tutuklama Duruşmasında Avukat Bulunabilir mi?
Evet. Tutuklama talebiyle hâkim karşısına çıkarılan şüphelinin müdafi yardımından yararlanması temel savunma güvencelerindendir.
Bu aşamada müdafi;
kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığını, kaçma şüphesinin olmadığını, delillerin toplandığını, delil karartma ihtimalinin bulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz olacağını
somut olayın özelliklerine göre ileri sürebilir.
Savcılık İfadesinde Susma Hakkım Var mı?
Evet.
Şüphelinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı vardır.
Ancak susma hakkının kullanılması mı yoksa ayrıntılı savunma yapılması mı gerektiği her dosyada aynı değildir.
Özellikle tutuklama riski bulunan soruşturmalarda ifade stratejisi dosyadaki deliller görülmeden belirlenmemelidir.
Tutuklanma Riskini Anlamak İçin Dosyada Neye Bakılmalıdır?
Tutuklanma riskini yalnızca suçun adına bakarak değerlendirmek doğru değildir.
Özellikle şu sorular önemlidir:
Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil var mı? Suçun niteliği nedir? Katalog suç söz konusu mu? Kaçma şüphesini gösteren somut olgu var mı? Deliller henüz toplanıyor mu? Şüphelinin delillere müdahale etme imkânı var mı? Tanık veya şikâyetçiye baskı riski var mı? Adli kontrol yeterli olabilir mi?
Gerçekçi tutuklama riski analizi bu unsurların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Savcılık İfadesinden Önce Dosya İncelenmeli mi?
Mümkün olduğu ölçüde evet.
Özellikle tutuklama ihtimalinin bulunduğu dosyalarda şüphelinin neyle suçlandığının ve hangi delillerin bulunduğunun anlaşılması kritik önem taşır.
Örneğin savunmanın;
“Şikâyetçi yalan söylüyor.”
şeklinde kurulması ile şikâyetçinin anlatımındaki her iddianın kamera, banka, HTS veya başka objektif kayıtlarla ayrı ayrı değerlendirilmesi arasında ciddi fark vardır.
Dosyada inceleme kısıtlaması bulunması hâlinde ise erişilebilen bilgiler üzerinden savunma hazırlanmalıdır.
Savcılığa Gitmeden Önce Hangi Belgeler Hazırlanabilir?
Somut olaya göre kişinin lehine olan sözleşmeler, banka dekontları, faturalar, WhatsApp konuşmaları, e-postalar, kamera kayıtları, seyahat belgeleri, işyeri kayıtları ve diğer objektif deliller belirlenebilir.
Tutuklama değerlendirmesi bakımından kişinin sabit yaşam düzenini gösteren hususlar da dosyanın özelliğine göre önem taşıyabilir.
Ancak savunmayla ilgisi bulunmayan yüzlerce belgenin gelişigüzel sunulması yerine her delilin hangi iddiaya cevap verdiği belirlenmelidir.
Telefonla “Savcılığa Gelin” Denildiğinde Ne Yapılmalı?
Öncelikle arayan kişinin ve birimin gerçekliği doğrulanmalıdır.
Ardından;
hangi Cumhuriyet Başsavcılığı, hangi soruşturma, hangi suç ve hangi sıfat
nedeniyle çağrıldığınız mümkün olduğunca öğrenilmelidir.
Telefonda olay hakkında uzun savunma yapmak yerine ifade öncesinde dosyanın hukuki durumunu değerlendirmek daha sağlıklı olabilir.
Hakkımda Yakalama Kararı Varsa Durum Değişir mi?
Evet.
Kişinin yalnızca ifadeye davet edilmesi ile hakkında yakalama emri veya başka bir koruma tedbiri bulunması aynı hukuki durum değildir.
Bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden bir soruşturmada veya daha önce çağrıya gidilmemişse dosyada yakalama veya zorla getirme kararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi önemlidir.
Tutuklanırsam Ne Yapılabilir?
Tutuklama kararı verilmesi sürecin sona erdiği anlamına gelmez.
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen itiraz yolları kullanılabilir. Ayrıca soruşturmanın ilerleyen aşamalarında tutukluluğun devamının gerekli olup olmadığı yeniden değerlendirilir ve tahliye talep edilebilir.
Delillerin toplanması, kaçma veya delil karartma riskinin ortadan kalkması gibi gelişmeler tutukluluğun devamına ilişkin değerlendirmeyi etkileyebilir.
Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usule göre itiraz mümkündür.
İtirazda yalnızca;
“Ben suçsuzum, tahliyemi istiyorum.”
demek yerine tutuklama şartları ayrı ayrı tartışılmalıdır.
Örneğin kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığı, delillerin toplandığı, kaçma riskinin olmadığı, tanıklara müdahale imkânının kalmadığı veya adli kontrolün yeterli olduğu somut gerekçelerle ileri sürülebilir.
Savcılıktan İfadeye Çağrıldığınızda Yapılmaması Gereken 8 Hata
- “Kesin tutuklanacağım” düşüncesiyle ifadeye hiç gitmemek.
- Dosyayı bilmeden telefonda ayrıntılı savunma yapmak.
- Şikâyetçiyi arayarak baskı kurmaya çalışmak.
- WhatsApp, e-posta veya diğer dijital delilleri silmek.
- Kamera kayıtlarının kaybolmasına izin vermek.
- Gerçeklerle çelişen bir savunma hazırlamak.
- İfade tutanağını okumadan imzalamak.
- Tutuklama riskini yalnızca isnat edilen suçun adına bakarak değerlendirmek.
Örnek: Dolandırıcılık Soruşturmasında Savcılık İfadesi
Bir şirket yöneticisinin nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla savcılığa çağrıldığını varsayalım.
Şikâyetçi;
“Benden 5 milyon TL aldı ve baştan beri mal teslim etmeyi düşünmüyordu.”
iddiasında bulunuyor olsun.
Bu dosyada yalnızca para transferinin gerçekleşmiş olması suçun oluştuğunu otomatik olarak göstermez.
Şirket yöneticisinin elinde;
imzalanmış sözleşme, önceki teslimatlar, faturalar, üretim siparişleri, kısmi iadeler ve taraflar arasındaki ticari yazışmalar
bulunuyorsa bunlar olayın hukuki niteliğini önemli ölçüde etkileyebilir.
Ayrıca yöneticinin çağrı üzerine kendiliğinden savcılığa gelmesi, sabit adresinin bulunması ve delillerin büyük ölçüde resmi kayıtlardan oluşması da tutuklama nedenleri bakımından somut dosyada değerlendirilmesi gereken hususlardır.
Bu nedenle tutuklama riskinin analizi;
“Suç ağır mı?”
sorusundan çok daha kapsamlı yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Savcılıktan ifadeye çağrıldım, kesin tutuklanır mıyım?
Hayır. İfadeye çağrılmak tutuklama kararı anlamına gelmez.
2. Savcı beni tutuklayabilir mi?
Savcı tutuklama talep edebilir. Tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verir.
3. Tutuklama için şikâyet bulunması yeterli midir?
Hayır. CMK kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve tutuklama nedenleri bakımından kanuni koşullar değerlendirilmelidir.
4. Savcılık ifadesinden sonra eve gidebilir miyim?
Dosyanın durumuna göre evet. Çok sayıda kişi ifade sonrasında tutuklama talebi olmaksızın serbest şekilde soruşturmayı takip eder.
5. Savcı tutuklama talep ederse kesin tutuklanır mıyım?
Hayır. Son kararı sulh ceza hâkimi verir. Hâkim tutuklama talebini reddedebilir.
6. Tutuklama yerine yurt dışı çıkış yasağı verilebilir mi?
Şartları varsa adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkamama yükümlülüğü uygulanabilir.
7. Sabit adresimin ve işimin bulunması önemli midir?
Kaçma şüphesine ilişkin değerlendirmede somut dosyanın özelliklerine göre dikkate alınabilir.
8. Şikâyetçiyi aramam sorun yaratır mı?
Özellikle baskı, tehdit veya ifadesini değiştirmeye yönelik girişimler ciddi hukuki risk yaratabilir ve tutuklama nedenlerinin değerlendirilmesinde de önem taşıyabilir.
9. Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Tutuklama kararına karşı CMK’da öngörülen itiraz yolu kullanılabilir.
10. İfade öncesinde avukatla görüşmek önemli midir?
Özellikle tutuklama riski bulunan veya ağır suç isnadı içeren soruşturmalarda dosyanın değerlendirilmesi, ifade stratejisinin hazırlanması ve olası tutuklama talebine karşı savunmanın önceden oluşturulması önemlidir.
Tutuklanma Riski Bulunan Bir Savcılık Dosyasında Nasıl Hareket Edilmelidir?
Savcılıktan ifadeye çağrıldığınızda “Beni tutuklarlar mı?” sorusunun cevabı yalnızca suçun adına veya şikâyetçinin iddialarına bakılarak verilemez. Öncelikle soruşturma dosyasındaki somut deliller ve CMK’nın tutuklama koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
İlk aşamada hangi suçtan şüpheli olduğunuz, olayın hangi tarihte gerçekleştiği, şikâyetçinin iddiaları ve soruşturmanın hangi delillere dayandığı mümkün olduğu ölçüde belirlenmelidir. Ardından kuvvetli suç şüphesi, kaçma şüphesi, delil karartma ihtimali, tanıklara baskı riski ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İkinci aşamada lehe deliller korunmalıdır. Kamera görüntüleri, banka kayıtları, sözleşmeler, WhatsApp konuşmaları, e-postalar ve diğer belgeler suçlamanın niteliğini tamamen değiştirebilir. Bu kayıtların silinmesi veya değiştirilmesi yerine savunma açısından nasıl kullanılabileceği değerlendirilmelidir.
Üçüncü aşamada olası tutuklamaya sevk ihtimaline karşı savunma önceden hazırlanmalıdır. Kişinin sabit ikametgâhı, düzenli işi, aile ve sosyal bağları, çağrıya kendiliğinden uyması, delillerin toplanmış olması ve soruşturmanın güvenli biçimde adli kontrol altında sürdürülebilmesi somut dosyaya göre savunmada ileri sürülebilir.
Tutuklama ceza değildir. Soruşturma aşamasında uygulanan bir koruma tedbiridir ve kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği güvenceleri ile CMK’nın tutuklama hükümleri nedeniyle bu tedbirin kanuni şartlara dayanması ve somut olay bakımından gerekçelendirilmesi gerekir.
Bu nedenle savcılıktan ifadeye çağrılan kişinin paniğe kapılarak kaçınması veya delilleri değiştirmeye çalışması yerine dosyayı öğrenmesi, lehe delilleri koruması, ifade stratejisini hazırlaması ve varsa tutuklama riskini somut kriterler üzerinden değerlendirmesi çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık; savcılık soruşturmaları, savcılık ve kolluk ifadeleri, şüpheli müdafiliği, gözaltı ve tutuklama süreçleri, sulh ceza hâkimliği sorguları, adli kontrol kararları, tutuklamaya itiraz ve tahliye talepleri ile ceza davalarında Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin ve Türkiye genelinde hukuki destek sunmaktadır.
Telefon: 0312 434 22 22 / 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower No:148, 06520 Balgat, Çankaya, Ankara, Türkiye




