
Limited Şirkette Ayrılma Akçesi Ödenmezse Hangi Dava Açılır? 2026 Güncel Rehber
24 Ağustos 2026
Ticari Sözleşmede Ödeme Gecikirse Hangi Faiz Talep Edilebilir? 2026 Güncel Rehber
24 Ağustos 2026Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda en kritik sorulardan biri, şirket hissesinin gerçek değerinin nasıl belirleneceğidir. Özellikle limited şirketten çıkma, ortağın çıkarılması, ayrılma akçesi, yüzde 50-yüzde 50 ortaklık anlaşmazlığı veya şirketin haklı sebeple feshi gibi uyuşmazlıklarda “Benim payım gerçekte ne kadar ediyor?” sorusu milyonlarca liralık sonuç doğurabilir.
Şirket ortağının payının gerçek değerinin mahkeme tarafından belirlenmesi mümkündür. Ancak her durumda yalnızca “pay değerinin tespiti davası” adı altında bağımsız bir dava açılmasının hukuki yarar şartını sağlayacağı söylenemez. Somut olayda pay değerinin hangi hukuki hakkın kullanılabilmesi için tespit edilmek istendiği belirlenmelidir. Limited şirketten haklı sebeple çıkma, çıkarılma, ayrılma akçesi veya şirketin feshi gibi bir uyuşmazlık mevcutsa payın gerçek değeri ilgili talebin ekonomik sonucunun belirlenmesi kapsamında mahkemece bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilir.
Özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m.641 bakımından konu son derece önemlidir. Limited şirketten ayrılan ortağın ekonomik hakkının belirlenmesinde nominal sermaye değil, esas sermaye payının gerçek değeri esas alınmaktadır.
Bu nedenle sermayesi 100.000 TL olan bir şirketin yüzde 50 ortağının payının yalnızca 50.000 TL değerinde olduğu şeklindeki yaklaşım çoğu durumda ekonomik gerçeklikle örtüşmez. Şirketin taşınmazları, banka hesapları, makineleri, ticari alacakları, markası ve gelir yaratma kapasitesi dikkate alındığında aynı yüzde 50 pay milyonlarca lira değerinde olabilir.
Şirket Payının Gerçek Değeri Ne Demektir?
Şirket payının gerçek değeri ile nominal değeri birbirinden farklıdır.
Örneğin bir limited şirketin sermayesi 200.000 TL ve iki ortağın payı yüzde 50-yüzde 50 olsun. Her ortağın nominal sermaye payı 100.000 TL’dir.
Ancak şirketin:
15 milyon TL değerinde taşınmazı,
10 milyon TL değerinde makine ve ekipmanı,
5 milyon TL banka mevduatı,
8 milyon TL ticari alacağı,
değerli markası ve düzenli müşteri portföyü
bulunabilir.
Buna karşılık şirketin 10 milyon TL borcu olabilir.
Dolayısıyla şirketin gerçek ekonomik değeri yalnızca 200.000 TL’lik sermayesine bakılarak belirlenemez.
TTK m.641’in limited şirketten ayrılan ortak bakımından esas aldığı kavram da payın gerçek değeridir.
Payın Gerçek Değerinin Tespiti İçin Mahkemeye Başvurulabilir mi?
Evet. Ancak dava stratejisi doğru kurulmalıdır.
Mahkemeden yalnızca:
“Şirket payımın değerinin tespit edilmesini istiyorum.”
şeklinde soyut bir talepte bulunulması her durumda en doğru hukuki yöntem olmayabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m.106 kapsamında tespit davasında hukuki yarar bulunması gerekir. Bu nedenle pay değerinin belirlenmesinin hangi mevcut hukuki uyuşmazlığın çözümüne hizmet edeceği önemlidir.
Örneğin ortak:
haklı sebeple şirketten çıkmak istiyorsa, şirketten çıkarılmışsa, ayrılma akçesi talep ediyorsa veya şirketin haklı sebeple feshi davasında payının kendisine ödenerek şirketten çıkarılması ihtimali bulunuyorsa payın gerçek değerinin tespiti doğrudan uyuşmazlığın parçası haline gelebilir.
Sadece Hisse Değerini Öğrenmek İçin Dava Açılabilir mi?
Burada dikkat edilmesi gereken temel kavram hukuki yarardır.
Mahkemeler soyut ekonomik danışmanlık veya şirket değerleme hizmeti vermek amacıyla kurulmuş değildir.
Bir ortak yalnızca:
“Şirketimin bugün kaç para ettiğini merak ediyorum.”
diyerek mahkemeden şirket değerlemesi talep ettiğinde hukuki yarar sorunu ortaya çıkabilir.
Buna karşılık:
“Şirketten haklı sebeple çıkmak istiyorum ve TTK m.641 kapsamında ayrılma akçemin belirlenmesi gerekiyor.”
denildiğinde gerçek pay değeri somut hukuki uyuşmazlığın çözümünde doğrudan önem kazanır.
Bu ayrım dava açılmadan önce mutlaka yapılmalıdır.
Limited Şirketten Çıkma Davasında Payın Gerçek Değeri Belirlenebilir mi?
Evet.
TTK m.638 kapsamında her limited şirket ortağı haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.
Çıkma kararı verilmesi halinde uyuşmazlığın ekonomik boyutu TTK m.641 kapsamında gündeme gelir.
Çünkü ortağın şirketten çıkması:
“Ortaklığın bitti, artık hiçbir ekonomik hakkın yok.”
anlamına gelmez.
Aksine ayrılan ortak esas sermaye payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma akçesini talep edebilir.
Bu nedenle çıkma davasında şirketin gerçek ekonomik değerinin ve buna bağlı olarak ayrılan ortağın pay değerinin bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerekebilir.
Şirketten Çıkarılan Ortağın Payının Gerçek Değeri Belirlenebilir mi?
Evet.
Limited şirket ortağının şirketten çıkarılması halinde de ortağın ekonomik hakkının ortadan kaldırılması söz konusu değildir.
Çıkarılan ortağın payının gerçek değerinin ve buna bağlı ayrılma akçesinin belirlenmesi gündeme gelebilir.
Örneğin şirket:
“Ortaklıktan çıkarıldınız. Şirket sermayesi 100.000 TL, yüzde 30 payınız olduğu için size 30.000 TL ödeyeceğiz.”
diyebilir.
Ancak şirketin gerçek ekonomik değeri 50 milyon TL ise yalnızca nominal sermaye üzerinden hesaplama yapılması TTK m.641’deki gerçek değer sistemiyle bağdaşmayabilir.
Haklı Sebeple Fesih Davasında Pay Değeri Neden Önemlidir?
Limited şirketlerde TTK m.636 kapsamında haklı sebeple fesih talep edilebilir.
Ancak mahkeme haklı sebeplerin bulunması halinde mutlaka şirketin feshedilmesine karar vermek zorunda değildir. Kanun, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması veya duruma uygun başka kabul edilebilir bir çözüme hükmedilmesine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla şirketin feshi davasında:
“Davacı ortağın payının gerçek değeri nedir?”
sorusu son derece kritik hale gelebilir.
Özellikle ekonomik olarak güçlü fakat ortaklık kavgası nedeniyle yönetilemez hale gelmiş şirketlerde şirketin tamamen tasfiyesi yerine ortaklardan birinin payının gerçek değeri ödenerek ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi gündeme gelebilir.
Yüzde 50-Yüzde 50 Ortaklıkta Pay Değeri Nasıl Belirlenir?
Örneğin A ve B limited şirketin yüzde 50-yüzde 50 ortağıdır.
Şirketin kayıtlı sermayesi 100.000 TL’dir.
A ile B arasında ciddi anlaşmazlık çıkmıştır. Genel kurul karar alamamakta, şirket yönetimi kilitlenmekte ve A ortaklıktan ayrılmak istemektedir.
Şirketin gerçek ekonomik değerinin bilirkişi incelemesi sonucunda 60 milyon TL olduğu kabul edilirse, basitleştirilmiş başlangıç hesabında A’nın yüzde 50 payının ekonomik karşılığı:
60.000.000 TL × %50 = 30.000.000 TL
olarak ortaya çıkar.
Ancak gerçek bir dava yalnızca bu matematiksel işlemden ibaret değildir. Öncelikle şirketin gerçekten 60 milyon TL değerinde olup olmadığı belirlenmelidir.
Şirketin Gerçek Değeri Nasıl Belirlenir?
Tek bir değerleme yöntemi bütün şirketlere uygulanamaz.
Şirketin faaliyet alanına ve ekonomik yapısına göre net aktif değer, gelir yaklaşımı, indirgenmiş nakit akımları ve piyasa karşılaştırmalarına dayalı yöntemler veya bunların uygun kombinasyonları değerlendirilebilir.
Örneğin gayrimenkul ağırlıklı bir şirket ile yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji şirketinin aynı yöntemle değerlenmesi ekonomik gerçekliği yansıtmayabilir.
Bu nedenle mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda yalnızca ulaşılan rakama değil, hangi değerleme yönteminin neden seçildiğine de bakılmalıdır.
Şirket Taşınmazları Güncel Piyasa Değerinden mi Hesaplanır?
Şirket değerlemesindeki en önemli konulardan biridir.
Şirketin bilançosunda 2010 yılında 1 milyon TL’ye alınmış bir fabrika hâlen bu tarihi maliyetle veya muhasebe sisteminin gerektirdiği başka bir kayıt değeriyle görünebilir. Ancak taşınmazın 2026 yılındaki ekonomik değeri 50 milyon TL olabilir.
Payın gerçek değerinin belirlenmesi söz konusu olduğunda yalnızca tarihi muhasebe kayıtlarının ekonomik gerçekliği yansıttığı varsayılamaz.
Bu nedenle şirketin arsa, fabrika, depo, ofis ve diğer taşınmazlarının güncel değerlerinin araştırılması gerekebilir.
Şirketin Banka Hesapları Değerlemeye Dahil Edilir mi?
Evet, şirketin nakit varlığı şirket ekonomik değerinin önemli unsurlarından biridir.
Ancak yalnızca banka hesaplarındaki paraya bakılarak pay değeri belirlenemez.
Örneğin şirket hesabında 20 milyon TL bulunurken şirketin 15 milyon TL banka kredisi ve 8 milyon TL ticari borcu olabilir.
Bu nedenle aktifler ve yükümlülükler birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin Ticari Alacakları Pay Değerini Artırır mı?
Tahsil kabiliyeti bulunan ticari alacaklar şirketin ekonomik değerini etkileyebilir.
Ancak muhasebede 20 milyon TL alacak görünmesi, bu tutarın tamamının gerçek ekonomik değerinin de 20 milyon TL olduğu anlamına gelmeyebilir.
Borçlu şirket iflas etmiş olabilir, alacak zamanaşımı tartışmasına konu olabilir veya tahsil kabiliyeti son derece düşük olabilir.
Bu nedenle değerleme yapılırken alacakların niteliği ve tahsil edilebilirliği de önem taşır.
Şirketin Borçları Pay Değerinden Düşülür mü?
Şirketin gerçek yükümlülükleri ekonomik değer üzerinde doğal olarak etkilidir.
Banka kredileri, vergi borçları, SGK borçları, ticari borçlar, çalışanlara ilişkin yükümlülükler ve somutlaşmış dava riskleri şirket değerlemesinde önem taşıyabilir.
Ancak burada başka bir risk vardır:
Gerçekte bulunmayan veya ilişkili kişilere yapay şekilde oluşturulan borçların şirket değerini düşürmek amacıyla kayıtlara sokulması.
Ortaklık kavgası bulunan şirketlerde bu ihtimal ayrıca araştırılmalıdır.
Marka Değeri Şirket Payının Gerçek Değerine Dahil Edilebilir mi?
Somut şirket bakımından ekonomik değeri bulunuyorsa evet.
Örneğin şirketin fiziki malvarlığı yalnızca 10 milyon TL olabilir fakat yıllardır faaliyet gösteren güçlü markası, yaygın müşteri ağı ve yüksek gelir yaratma kapasitesi şirketin toplam ekonomik değerini bunun çok üzerine çıkarabilir.
Bu nedenle şirket değeri:
taşınmaz + araç + banka hesabı
formülünden ibaret değildir.
Marka, fikri mülkiyet hakları, ticari itibar, müşteri portföyü ve sürdürülebilir gelir yaratma kapasitesi somut olayda önem taşıyabilir.
Şirketin Gelecekteki Kazanç Potansiyeli Hesaba Katılabilir mi?
Özellikle faaliyetine devam eden şirketlerde şirketin gelir yaratma kapasitesi önemlidir.
Örneğin şirketin bugün çok az fiziki varlığı bulunabilir ancak yıllık 50 milyon TL kâr üreten uzun vadeli sözleşmeleri olabilir.
Böyle bir işletmenin yalnızca masa, bilgisayar ve banka hesabının toplamıyla değerlenmesi ekonomik gerçekliği yansıtmayabilir.
Bu nedenle uygun durumlarda şirketin gelecekteki nakit akışları ve sürdürülebilir kârlılığı değerleme analizinde dikkate alınabilir.
Şirketin Marka ve Müşterileri Başka Şirkete Aktarılmışsa Ne Olur?
Ortaklık uyuşmazlıklarında özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan biridir.
Örneğin çoğunluk ortağı aynı sektörde ikinci bir şirket kurmuş ve eski şirketin müşterilerini, çalışanlarını, ticari sözleşmelerini ve gelirlerini bu şirkete yönlendirmiş olabilir.
Ardından ayrılmak isteyen ortağa:
“Şirket zaten artık para etmiyor.”
denilebilir.
Bu durumda yalnızca son bilançoya bakılması yeterli olmayabilir.
İlişkili şirket işlemleri, banka transferleri, müşteri hareketleri, faturalar ve ticari sözleşmeler araştırılmalıdır. Şirket yöneticisinin şirkete zarar veren işlemleri varsa yönetici sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Şirket Taşınmazları Düşük Bedelle Satılmışsa Ne Yapılabilir?
Pay değerinin düşürülmesinin başka bir yöntemi şirket malvarlığının elden çıkarılması olabilir.
Örneğin şirketin 40 milyon TL piyasa değerindeki taşınmazı ortaklık uyuşmazlığından hemen sonra diğer ortağın yakınına veya ilişkili şirkete 8 milyon TL karşılığında satılmış olabilir.
Bu durumda satış işleminin gerçek ekonomik niteliği araştırılmalıdır.
Somut olayın özelliklerine göre yöneticinin sorumluluğu, işlemin geçerliliği, ihtiyati tedbir ve diğer hukuki koruma yolları gündeme gelebilir.
Şirket Değerini Düşürmek İçin Sahte Borç Yaratılırsa Ne Olur?
Örneğin şirket bilançosunda diğer ortağın sahip olduğu başka bir şirkete 15 milyon TL borç gösterilmiş olabilir.
Ayrılmak isteyen ortak ise:
“Böyle bir borç hiç olmadı.”
diyebilir.
Bu durumda yalnızca bilanço kaydının bulunması borcun ekonomik gerçekliğini otomatik olarak kanıtlamaz.
Borcu doğuran sözleşmeler, faturalar, banka hareketleri, teslim belgeleri ve ticari ilişkinin gerçekliği incelenmelidir.
Pay Değerinin Tespitinde Hangi Tarih Esas Alınır?
Şirket payının gerçek değerinin belirlenmesindeki en önemli uyuşmazlıklardan biri değerleme tarihidir.
Örneğin şirketin değeri:
2024’te 20 milyon TL,
2025’te 35 milyon TL,
2026’da 60 milyon TL
olabilir.
Hangi tarihin esas alınacağı; çıkmanın, çıkarılmanın veya diğer hukuki olayın niteliğine ve ortaklık sıfatının hangi tarihte sona erdiğine göre belirlenmelidir.
Bu nedenle bilirkişi raporundaki en önemli sorulardan biri:
“Neden bu tarih esas alındı?”
olmalıdır.
Dava Açıldığı Tarihteki Değer mi, Karar Tarihindeki Değer mi Esas Alınır?
Bütün uyuşmazlıklar için tek bir tarih söylemek doğru değildir.
Ortağın hangi nedenle şirketten ayrıldığı, ayrılmanın ne zaman hukuki sonuç doğurduğu ve talebin niteliği belirleyicidir.
Özellikle uzun süren davalarda yanlış değerleme tarihi ciddi ekonomik kayıplar yaratabilir.
Taşınmazların ve işletmelerin değerinin birkaç yılda ciddi biçimde değişebildiği düşünüldüğünde değerleme tarihi milyonlarca liralık fark doğurabilir.
Mahkeme Şirketin Banka Kayıtlarını İsteyebilir mi?
Uyuşmazlığın çözümü için gerekli ve usulen mümkün olduğu ölçüde şirket kayıtlarının incelenmesi gündeme gelebilir.
Şirket banka hesapları, ticari defterleri, finansal tabloları, faturaları ve ilgili diğer kayıtlar bilirkişi incelemesinin önemli veri kaynakları olabilir.
Dolayısıyla diğer ortağın:
“Banka hareketlerini sana göstermiyorum.”
demesi, mahkeme yargılamasında gerekli kayıtların hiçbir şekilde incelenemeyeceği anlamına gelmez.
Şirket Defterlerini Diğer Ortak Vermiyorsa Ne Yapılabilir?
Limited şirket ortaklarının TTK kapsamında bilgi alma ve inceleme hakları bulunmaktadır.
Ayrıca yargılama sırasında şirket kayıtlarının mahkemeye sunulmasına ilişkin usul hukuku mekanizmaları kullanılabilir.
Şirket defterlerinin saklanması, yok edilmesi veya değiştirilmesi yönünde somut tehlike varsa delil tespiti veya uygun geçici hukuki koruma yöntemleri değerlendirilmelidir.
Bu konu 2026 itibarıyla elektronik şirket kayıtları nedeniyle ayrıca önem kazanmıştır. Ticaret Bakanlığı açıklamasına göre 1 Ocak 2026’dan itibaren kuruluşu ticaret siciline tescil edilen şirketler, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterini Elektronik Ticari Defter Sistemi’nde (ETDS) tutmakla yükümlüdür. (https://ticaret.gov.tr)
Ticaret Bakanlığı Elektronik Ticari Defter Sistemi açıklaması
Pay Değeri İçin Bilirkişi Atanır mı?
Evet. Şirket payının gerçek ekonomik değerinin belirlenmesi teknik uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi önemli rol oynar.
Şirketin niteliğine göre bilirkişi heyetinde mali müşavir, finans uzmanı, şirket değerleme uzmanı, gayrimenkul değerleme uzmanı veya sektör uzmanı bulunması gerekebilir.
Örneğin şirketin ekonomik değerinin yüzde 70’i taşınmazlarından kaynaklanıyorsa bu taşınmazların güncel değerinin uzmanlıkla belirlenmesi gerekir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Bilirkişi raporu mahkemenin değerlendirdiği delillerden biridir ve taraflar rapora karşı itirazlarını sunabilir.
Örneğin raporda şirket taşınmazlarının güncel değerleri kullanılmamış, marka değeri göz ardı edilmiş, gerçek olmayan borçlar hesaba katılmış, tahsil kabiliyeti olmayan alacaklar tam değer kabul edilmiş veya yanlış değerleme tarihi kullanılmış olabilir.
Böyle bir durumda rapora somut, teknik ve hukuki gerekçelerle itiraz edilmelidir.
Payın Gerçek Değeri İçin Bağımsız Değerleme Raporu Alınabilir mi?
Evet. Dava öncesinde bağımsız şirket değerleme çalışması yaptırılması özellikle yüksek değerli ortaklıklarda yararlı olabilir.
Bu rapor mahkeme bilirkişi incelemesinin yerine otomatik olarak geçmez; ancak ortağın uyuşmazlığın ekonomik büyüklüğünü anlamasına ve dava stratejisini oluşturmasına yardımcı olabilir.
Örneğin diğer ortak:
“Yüzde 40 payın için 3 milyon TL verelim.”
derken bağımsız çalışma payın ekonomik değerinin 20 milyon TL civarında olabileceğini gösterebilir.
Bu fark, müzakere stratejisini tamamen değiştirebilir.
Şirket Değerinin Tespiti İçin Delil Tespiti İstenebilir mi?
HMK kapsamında delil tespiti belirli şartlarda mümkündür.
Ancak delil tespiti ile esas hakkın tespiti birbirine karıştırılmamalıdır.
Delil tespiti:
“Şirket payımın değeri kesin olarak 20 milyon TL’dir.”
şeklinde nihai bir hüküm elde etmek amacıyla kullanılan bağımsız bir değerleme mekanizması değildir.
Bunun yerine ileride açılacak veya mevcut davada kullanılacak bir delilin kaybolması ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması tehlikesine karşı kullanılan usuli bir koruma aracıdır.
Payın Gerçek Değeri Tespit Edilince Şirket Hemen Ödeme Yapmak Zorunda mı?
Hayır. Bu iki konu özellikle ayrılma akçesinde birbirinden ayrılmalıdır.
TTK m.641 payın gerçek değerine uygun ayrılma akçesi hakkını, TTK m.642 ise ayrılma akçesinin muacceliyetini düzenlemektedir.
Dolayısıyla mahkeme veya bilirkişi:
“Ortağın payının gerçek değeri 15 milyon TL’dir.”
sonucuna ulaşsa bile bu tutarın tamamının aynı anda tahsil edilebilir olup olmadığı TTK m.642 kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
Şirketin Özkaynağı Yetersizse Payın Gerçek Değeri Düşer mi?
Bu iki kavram birbirinden ayrılmalıdır.
Şirketin gerçek ekonomik değerinin belirlenmesi ile ayrılma akçesinin ödenebilmesi için kullanılabilir özkaynak bulunması aynı mesele değildir.
Örneğin payın gerçek değerinin 10 milyon TL olması ancak TTK m.642 kapsamında bunun tamamının aynı anda muaccel olmaması mümkündür.
Bu nedenle:
“Şirketin şu anda nakdi yok, o halde payın değeri sıfır.”
yaklaşımı doğru değildir.
Payın Gerçek Değerinin Tespiti Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
TTK’da düzenlenen şirket ortaklığı uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle somut talebin niteliğine göre kural olarak asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.
Ancak dava türü ve talepler doğru belirlenmelidir.
Haklı sebeple çıkma, fesih, ayrılma akçesi veya salt tespit talebinin hukuki niteliği bakımından dava dilekçesinin buna göre yapılandırılması gerekir.
Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
Bu sorunun cevabı talebin niteliğine bağlıdır.
TTK m.5/A kapsamında konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat taleplerinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.
Buna karşılık yalnızca ortaklıktan çıkma, fesih veya salt hukuki durumun tespiti niteliğindeki talepler bakımından aynı sonuca otomatik olarak varılmamalıdır.
Örneğin:
“15 milyon TL muaccel ayrılma akçemin tahsilini istiyorum.”
ile:
“Haklı sebeple limited şirketten çıkmama karar verilmesini istiyorum.”
aynı talep değildir.
Pay Değerinin Tespiti Sonrasında İcra Takibi Yapılabilir mi?
Salt tespit hükmü ile doğrudan tahsil hükmü birbirinden farklıdır.
Mahkeme yalnızca bir hukuki ilişkinin veya değerin tespitine karar vermişse bu kararın doğrudan para tahsiline yönelik ilam gibi uygulanıp uygulanamayacağı kararın niteliğine bağlıdır.
Bu nedenle amaç sonunda para tahsil etmekse dava başında yalnızca tespit talep edilmesinin yeterli olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Aksi halde ortak payının değerini belirleyen bir karar elde ettikten sonra tahsil için yeni bir hukuki sürece ihtiyaç duyabilir.
Pay Değerinin Tespitinde Azınlık İndirimi Yapılabilir mi?
Bu konu şirket değerleme uyuşmazlıklarının en teknik tartışmalarından biridir.
Serbest piyasada yüzde 10’luk azınlık payının kontrol gücü bulunmadığı gerekçesiyle belirli bir iskonto gündeme gelebilir.
Ancak TTK m.641 kapsamında mahkeme eliyle belirlenen gerçek değer ile üçüncü kişiye serbest piyasa koşullarında yapılan azınlık pay satışı aynı hukuki durum değildir.
Dolayısıyla bilirkişinin:
“Bu yüzde 20 azınlık payıdır, o nedenle değerinden otomatik olarak yüzde 30 indiriyorum.”
şeklindeki yaklaşımı hukuki ve finansal açıdan mutlaka sorgulanmalıdır.
Diğer Ortak Payımı Ucuza Almak İçin Şirket Değerini Düşürüyorsa Ne Yapmalıyım?
Öncelikle şirketin güncel mali durumu mümkün olduğunca belgelenmelidir.
Banka hareketleri, ticari defterler, taşınmazlar, araçlar, iştirakler, ilişkili şirket işlemleri, cari hesaplar, önemli müşteri sözleşmeleri ve son dönem faturaları incelenmelidir.
Şirket malvarlığının kaçırılmasına yönelik yakın ve somut tehlike varsa ihtiyati tedbir, delil tespiti ve uyuşmazlığın niteliğine göre diğer geçici hukuki koruma yolları değerlendirilmelidir.
Şirket müdürlerinin hukuka aykırı işlemleri varsa yönetici sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
2026 Güncel Mevzuat Açısından Şirket Payı Değerlemesinde Neler Değişti?
2026 bakımından şirket payının gerçek değerinin belirlenmesine ilişkin TTK m.641’deki temel sistem devam etmektedir. Bununla birlikte şirket kayıtlarının incelenmesini etkileyen önemli güncel kurumsal düzenlemeler bulunmaktadır.
Ticaret Bakanlığına göre 1 Ocak 2026’dan itibaren kuruluşu tescil edilen tüm şirketlerde pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin ETDS üzerinden tutulması zorunludur. (https://ticaret.gov.tr)
Ayrıca limited şirketlerin asgari sermayesi 50.000 TL’dir. Sermayesi bu tutarın altında kalan mevcut limited şirketlerin sermayelerini 31 Aralık 2026’ya kadar yeni asgari tutara yükseltmemeleri halinde TTK Geçici m.15 kapsamında infisah sonucu gündeme gelmektedir. (https://ticaret.gov.tr)
Bu düzenleme payın gerçek değerinin 50.000 TL olduğu anlamına gelmez. Asgari sermaye ile şirketin gerçek ekonomik değeri tamamen farklı kavramlardır.
Ticaret Bakanlığı Şirketler Hakkında Güncel Bilgiler
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Şirket Payı Değerleme Uyuşmazlıkları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere ticari faaliyetlerin yoğun olduğu şehirlerde şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıkların ekonomik boyutu şirketin faaliyet alanına göre önemli farklılık gösterebilir.
Bursa’daki üretim şirketinde fabrika, makine parkı ve üretim kapasitesi; Mersin’deki lojistik şirketinde araç filosu, depo ve ticari sözleşmeler; İzmir’deki turizm veya ihracat şirketinde taşınmazlar ve müşteri portföyü; İstanbul’daki teknoloji şirketinde marka, yazılım ve gelecekteki gelir kapasitesi; Ankara’daki hizmet veya savunma sanayii şirketinde ise devam eden sözleşmeler ve işletmenin gelir üretme potansiyeli öne çıkabilir.
Bu nedenle şirket payının gerçek değerinin belirlenmesinde tek tip değerleme yöntemi kullanılmamalıdır.
Şirket Payının Gerçek Değerinin Tespiti İçin İzlenecek Hukuki Yol
Şirket ortağının öncelikle pay değerini neden tespit ettirmek istediği belirlenmelidir. Amaç şirketten çıkmaksa TTK m.638; ayrılma akçesini belirlemekse TTK m.641 ve m.642; şirketin haklı sebeple feshi gündemdeyse TTK m.636 hükümleri değerlendirilmelidir.
Ardından şirket sözleşmesi, pay oranları, mali tablolar, banka kayıtları, taşınmazlar, borçlar, ticari alacaklar ve ilişkili şirket işlemleri incelenmelidir.
Dava sırasında şirketin ekonomik yapısına uygun bilirkişi heyetinden rapor alınması, doğru değerleme tarihinin kullanılması ve gerektiğinde bilirkişi raporuna ayrıntılı itiraz edilmesi önemlidir.
En kritik nokta şudur:
Şirket payının nominal değeri, defter değeri ve gerçek ekonomik değeri aynı şey değildir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından Şirket Payının Gerçek Değerinin Tespiti
Şirket payının gerçek değerinin belirlenmesi gereken uyuşmazlıklarda yalnızca şirket bilançosundaki özkaynak rakamının pay oranıyla çarpılması yeterli olmayabilir. FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK tarafından bu tür dosyalarda şirketin taşınmazlarının, banka hesaplarının, ticari alacak ve borçlarının, ortak cari hesaplarının, ilişkili şirket işlemlerinin, maddi olmayan varlıklarının ve sürdürülebilir gelir yaratma kapasitesinin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Özellikle diğer ortağın şirket değerini bilinçli şekilde düşürdüğü, şirket parasını ilişkili şirketlere aktardığı, taşınmazları düşük bedelle devrettiği veya şirket kayıtlarını paylaşmadığı iddialarında değerleme davasının yalnızca muhasebe incelemesine indirgenmemesi gerekir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından da şirket payının gerçek değerinin tespitinde doğru değerleme tarihinin, doğru bilirkişi uzmanlıklarının ve doğru şirket değerleme yönteminin seçilmesinin uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebileceği değerlendirilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Şirket ortağı payının gerçek değerini mahkemede tespit ettirebilir mi?
Evet. Özellikle ortaklıktan çıkma, çıkarılma, ayrılma akçesi veya haklı sebeple fesih uyuşmazlıklarında payın gerçek değerinin bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi mümkündür. Ancak bağımsız tespit davası bakımından HMK m.106 anlamında hukuki yarar ayrıca bulunmalıdır.
2. Şirket sermayesi 100.000 TL ise yüzde 50 hissenin değeri 50.000 TL midir?
Hayır. Bu yalnızca nominal sermaye payıdır. Şirketin gerçek ekonomik değeri çok daha yüksek veya düşük olabilir.
3. Şirket taşınmazları güncel değer üzerinden dikkate alınabilir mi?
Gerçek ekonomik değer araştırılırken şirket taşınmazlarının güncel değerleri önem taşıyabilir. Yıllar önceki muhasebe maliyetlerinin bugünkü ekonomik değeri yansıttığı otomatik olarak kabul edilemez.
4. Marka ve müşteri portföyü şirket değerine dahil edilir mi?
Somut şirket bakımından ekonomik değer taşıyorsa marka, fikri mülkiyet, müşteri portföyü ve sürdürülebilir gelir kapasitesi değerleme bakımından önem taşıyabilir.
5. Şirketin banka hesapları mahkeme tarafından incelenebilir mi?
Uyuşmazlığın çözümü için gerekli olması halinde şirketin banka ve finansal kayıtlarının usul hükümleri çerçevesinde incelenmesi ve bilirkişi değerlendirmesine alınması gündeme gelebilir.
6. Bilirkişi şirket payımı düşük hesaplarsa ne yapabilirim?
Bilirkişi raporuna süresi içerisinde gerekçeli itiraz edilebilir. Yanlış değerleme tarihi, eksik varlıklar, gerçek olmayan borçlar veya uygun olmayan değerleme yöntemi itiraz konusu yapılabilir.
7. Şirket değerini düşürmek için mallar başka şirkete aktarılmışsa ne yapılabilir?
İlişkili şirket işlemleri, banka transferleri ve malvarlığı devirleri araştırılabilir. Somut şartlara göre ihtiyati tedbir, delil tespiti ve yönetici sorumluluğuna ilişkin talepler değerlendirilebilir.
8. Pay değerinin tespiti için doğrudan tespit davası açmak zorunlu mudur?
Hayır. Çoğu durumda pay değeri, çıkma, ayrılma akçesi veya fesih gibi asıl uyuşmazlığın içerisinde belirlenebilir. Ayrı bir tespit davası için hukuki yararın bulunması gerekir.
9. Şirket payının değeri tespit edilince para hemen ödenir mi?
Her zaman değil. Özellikle ayrılma akçesinde TTK m.642 kapsamındaki muacceliyet şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
10. Şirket payının gerçek değerinin tespiti hangi mahkemede yapılır?
Şirket ortaklığından ve TTK’dan kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak ticari dava niteliğindedir ve somut talebin niteliğine göre asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir.
Uzman Hukuki Destek
Şirket ortağı olarak payınızın gerçek değerinin düşük gösterildiğini düşünüyorsanız, diğer ortak hissenizi nominal sermaye üzerinden satın almak istiyorsa, şirketten çıkma veya çıkarılma sürecindeyseniz, ayrılma akçeniz hesaplanacaksa, şirket malvarlığının başka şirketlere aktarıldığından şüpheleniyorsanız veya bilirkişi raporunda payınızın gerçek değerinin yanlış hesaplandığını düşünüyorsanız şirketler hukuku ile finansal değerleme sürecinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren şirketler hukuku ve ticaret hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak haklarınızı güvence altına alabilirsiniz. Şirket payının gerçek değerinin tespiti, şirket değerleme, limited şirketten çıkma, ayrılma akçesi, ortaklıktan çıkarılma, bilirkişi raporuna itiraz, yüzde 50-yüzde 50 ortaklık ve şirket ortaklığı uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Güncel şirket mevzuatı ve 2026 kurumsal yükümlülükleri için Ticaret Bakanlığı Şirketler ve Ticaret Sicili Mevzuatı ile Ticaret Bakanlığı Şirketler Bilgilendirme Sayfası incelenebilir.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




