
Enerji Yatırımlarında İkili Yatırım Anlaşmalarının Önemi (2026 Güncel Rehber)
3 Ağustos 2026
GES Projesi Satın Alırken Hukuki İnceleme (Due Diligence) Rehberi (2026 Güncel Rehber)
3 Ağustos 2026Enerji sektörü, yüksek sermaye gerektiren ve uzun vadeli yatırım planlaması yapılan stratejik alanlardan biridir. Güneş Enerji Santrali (GES), Rüzgâr Enerji Santrali (RES), hidroelektrik santraller (HES), enerji depolama sistemleri, doğal gaz ve elektrik ticareti gibi alanlarda faaliyet gösteren uluslararası yatırımcılar, yatırım süresince çeşitli hukuki ve ticari risklerle karşılaşabilmektedir. Lisans iptalleri, kamulaştırma kararları, mevzuat değişiklikleri, sözleşme ihlalleri ve idari yaptırımlar, yatırımın değerini doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu nedenle uluslararası enerji yatırımlarında yatırımcı haklarının etkin şekilde korunması, yalnızca ulusal mevzuatla değil; ikili yatırım anlaşmaları (BITs), Enerji Şartı Antlaşması (ECT), uluslararası tahkim kuralları ve yatırım sözleşmeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu rehberde, 2026 yılı güncel hukuki çerçevesi kapsamında uluslararası enerji yatırımlarında yatırımcı haklarının nasıl korunacağı ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Uluslararası Enerji Yatırımı Nedir?
Uluslararası enerji yatırımı; yabancı gerçek veya tüzel kişilerin başka bir ülkede;
- GES yatırımı,
- RES yatırımı,
- Elektrik üretim tesisi kurulması,
- Enerji depolama yatırımı,
- Elektrik ticareti,
- Doğal gaz yatırımları,
- Şarj ağı işletmeciliği,
- Enerji altyapı projeleri
gibi faaliyetlerde bulunmasını ifade eder.
Yatırımcı Hakları Hangi Hukuki Düzenlemelerle Korunur?
Uluslararası enerji yatırımları başlıca;
- Doğrudan yabancı yatırım mevzuatı,
- İkili Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları (BIT),
- Uluslararası yatırım sözleşmeleri,
- Elektrik Piyasası Kanunu,
- EPDK düzenlemeleri,
- Türk Ticaret Kanunu,
- Uluslararası tahkim kuralları,
- ICSID ve UNCITRAL tahkim mekanizmaları (uygulanabilir hâllerde)
çerçevesinde korunmaktadır.
Adil ve Eşit Muamele İlkesi
Uluslararası yatırım hukukunun temel ilkelerinden biri adil ve eşit muamele (Fair and Equitable Treatment – FET) ilkesidir.
Bu ilke kapsamında yatırımcılar;
- Keyfî idari işlemlere maruz bırakılmamalı,
- Hukuki öngörülebilirlikten yararlanabilmeli,
- Mevzuat değişikliklerinden ölçüsüz şekilde etkilenmemeli,
- Ayrımcı uygulamalara tabi tutulmamalıdır.
Kamulaştırmaya Karşı Koruma
Enerji yatırımları bakımından kamulaştırma veya kamulaştırma etkisi doğuran işlemler, uluslararası yatırım hukukunda önemli bir koruma alanıdır.
Kamulaştırma işlemlerinin;
- Kanuni dayanağının bulunması,
- Kamu yararı amacı taşıması,
- Ayrımcı olmaması,
- Uygun tazminat ödenmesi
gerekmektedir.
EPDK ve İdari İşlemlere Karşı Hukuki Koruma
Enerji sektöründe yatırımcılar;
- Lisans iptali,
- Ön lisans iptali,
- Lisans tadili taleplerinin reddi,
- İdari para cezaları,
- Bağlantı görüşü uyuşmazlıkları,
- Faaliyet kısıtlamaları
gibi işlemlere karşı idari yargı yollarına başvurabilir.
Uluslararası Tahkim Neden Önemlidir?
Birçok uluslararası enerji yatırım sözleşmesinde tahkim şartı bulunmaktadır.
Tahkim sayesinde taraflar;
- Tarafsız bir uyuşmazlık çözüm mekanizması,
- Uzman hakemler tarafından inceleme,
- Uluslararası düzeyde icra edilebilir kararlar,
- Gizlilik avantajı
elde edebilir.
Hissedar Sözleşmeleri ve Ortaklık Yapısı
Yabancı yatırımcıların haklarının korunabilmesi için hissedar sözleşmelerinde;
- Oy hakları,
- Yönetim yapısı,
- Pay devri,
- Çıkış mekanizmaları,
- Rekabet yasağı,
- Gizlilik,
- Uyuşmazlık çözüm yöntemi,
- Tahkim şartı
ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir.
Hukuki İnceleme (Legal Due Diligence)
Yatırım öncesinde yapılacak hukuki inceleme kapsamında;
- Lisans durumu,
- Taşınmaz kayıtları,
- ÇED süreci,
- Devam eden davalar,
- Vergi borçları,
- İdari yaptırımlar,
- Finansman sözleşmeleri,
- EPC sözleşmeleri,
- Elektrik satış sözleşmeleri
detaylı olarak analiz edilmelidir.
Yatırımcıların En Sık Yaptığı Hatalar
Uluslararası enerji yatırımlarında en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Hukuki inceleme yapılmadan yatırım gerçekleştirilmesi
- Yatırım sözleşmesinin eksik hazırlanması
- Tahkim şartına yer verilmemesi
- Hissedar sözleşmesi hazırlanmaması
- EPDK süreçlerinin yeterince analiz edilmemesi
- Vergi planlamasının ihmal edilmesi
- Mevzuat değişikliklerinin takip edilmemesi
Enerji Hukuku ve Uluslararası Yatırım Hukuku Açısından Hukuki Destek
Uluslararası enerji yatırımları; enerji hukuku, şirketler hukuku, uluslararası yatırım hukuku, idare hukuku ve ticaret hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Yatırımın ilk planlama aşamasından itibaren hukuki risklerin analiz edilmesi, yatırım sözleşmelerinin doğru hazırlanması ve EPDK süreçlerinin etkin şekilde yürütülmesi yatırım güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, uluslararası enerji yatırımları, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki enerji projeleri, GES ve RES yatırımları, EPDK lisans süreçleri, hissedar sözleşmeleri, pay devirleri, uluslararası tahkim ve yatırım uyuşmazlıklarında kapsamlı hukuki danışmanlık sunmaktadır. Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, uluslararası yatırımcıların enerji projelerini hukuki güvence altında gerçekleştirmeleri ve yatırım risklerini en aza indirmeleri konusunda profesyonel destek sağlamaktadır.
Başta Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa olmak üzere Türkiye genelinde uluslararası yatırımcılara ve enerji şirketlerine hukuki hizmet verilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Uluslararası enerji yatırımları hangi hukuk kurallarıyla korunur?
Yatırımın yapıldığı ülke mevzuatı, ikili yatırım anlaşmaları, yatırım sözleşmeleri ve uygulanabilir uluslararası tahkim kuralları birlikte değerlendirilir.
2. Yabancı yatırımcı EPDK kararlarına karşı dava açabilir mi?
Evet. İlgili idari işlemlere karşı Türk hukukunda öngörülen yargı yollarına başvurulabilir.
3. Uluslararası tahkim enerji yatırımlarında neden tercih edilmektedir?
Tarafsızlık, uzman hakemler, uluslararası icra kabiliyeti ve ticari gizlilik gibi avantajlar sağlamaktadır.
4. Hissedar sözleşmesi yatırımcı haklarını korur mu?
Evet. Ortaklar arasındaki hak ve yükümlülüklerin açık şekilde düzenlenmesini sağlayarak birçok uyuşmazlığın önüne geçebilir.
5. Hukuki inceleme (due diligence) neden gereklidir?
Yatırım öncesinde hukuki, mali ve idari risklerin tespit edilmesini sağlayarak olası zararların önlenmesine yardımcı olur.
6. Kamulaştırma hâlinde yatırımcıların hakları korunur mu?
İlgili ulusal mevzuat ve uygulanabilir uluslararası yatırım koruma mekanizmaları çerçevesinde yatırımcıların çeşitli hukuki güvenceleri bulunmaktadır.
7. Enerji hukuku alanında avukat desteği neden önemlidir?
Uluslararası yatırım hukuku ile enerji mevzuatının birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden profesyonel hukuki danışmanlık yatırım güvenliği açısından kritik öneme sahiptir.
Uluslararası Enerji Yatırımları İçin Uzman Hukuki Destek
Uluslararası enerji yatırımlarında yatırımcı haklarının korunması; doğru şirket yapılanmasının kurulması, yatırım sözleşmelerinin hazırlanması, EPDK süreçlerinin etkin yönetilmesi ve olası uyuşmazlıklarda ulusal ve uluslararası hukuk yollarının doğru kullanılması ile mümkündür. Profesyonel hukuki danışmanlık, yatırımın güvenliğini artırırken uzun vadeli ticari başarıya da önemli katkı sağlar.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren enerji hukuku, uluslararası yatırım hukuku ve şirketler hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak haklarınızı güvence altına alabilirsiniz. Uluslararası enerji yatırımları, GES ve RES projeleri, yabancı yatırımcı işlemleri, EPDK lisans süreçleri, yatırım sözleşmeleri, uluslararası tahkim ve yatırım uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.
Etiketler: uluslararası enerji yatırımları, yatırımcı hakları, enerji hukuku, yabancı yatırımcı, GES yatırımı, RES yatırımı, uluslararası tahkim, yatırım sözleşmesi, EPDK, enerji şirketi, hissedar sözleşmesi, yatırım koruma anlaşmaları, ICSID, enerji hukuku avukatı, Ankara enerji hukuku avukatı, İstanbul enerji avukatı, İzmir enerji hukuku, Mersin enerji yatırımları, Bursa enerji projeleri, FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık.
Enerji Yatırımlarında İkili Yatırım Anlaşmalarının Önemi
Enerji Yatırımlarında İkili Yatırım Anlaşmalarının Önemi (2026 Güncel Rehber)
Enerji yatırımları; yüksek sermaye ihtiyacı, uzun geri dönüş süresi, lisans bağımlılığı ve kamu otoritelerinin kararlarından doğrudan etkilenmesi nedeniyle diğer ticari yatırımlara kıyasla daha yüksek hukuki risk taşır. GES, RES, HES, enerji depolama, doğal gaz, elektrik ticareti ve şarj ağı projelerinde lisans iptali, kamulaştırma, teşviklerin değiştirilmesi, bağlantı hakkının sınırlandırılması veya ayrımcı idari işlemler yatırımın değerini ciddi şekilde etkileyebilir.
Yabancı yatırımcılar bakımından bu risklere karşı en önemli koruma araçlarından biri İkili Yatırım Anlaşmalarıdır. Türkiye’de bu anlaşmalar çoğunlukla Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları (YKTK) olarak adlandırılmaktadır. Bu anlaşmalarla taraf devletler, diğer taraf devletin yatırımcılarına daha güvenli ve istikrarlı bir yatırım ortamı sağlama yönünde karşılıklı yükümlülükler üstlenir.
Bu rehberde, 2026 yılı itibarıyla enerji yatırımlarında ikili yatırım anlaşmalarının sağladığı korumalar, yatırımcı-devlet tahkimi ve yatırım yapılandırmasında dikkat edilmesi gereken hukuki şartlar açıklanmaktadır.
İkili Yatırım Anlaşması Nedir?
İkili Yatırım Anlaşması, iki devlet arasında imzalanan ve bir devletin yatırımcılarının diğer devlette gerçekleştirdiği yatırımları korumayı amaçlayan uluslararası anlaşmadır.
Bu anlaşmalar genellikle;
- Yatırımcının tanımını,
- Korunan yatırımın kapsamını,
- Adil ve eşit muamele yükümlülüğünü,
- Ayrımcılık yasağını,
- Kamulaştırmaya karşı korumayı,
- Sermaye ve kâr transferini,
- Yatırımcı-devlet uyuşmazlıklarının çözümünü
düzenler.
Ancak her anlaşmanın kapsamı farklıdır. Bu nedenle yatırımcının yalnızca bir ikili yatırım anlaşmasının bulunduğunu tespit etmesi yeterli değildir; anlaşmanın yürürlük durumu ve somut yatırıma uygulanabilirliği ayrıca incelenmelidir.
Enerji Yatırımlarında Neden Önemlidir?
Enerji projeleri, kamu otoritelerinin verdiği lisanslara, bağlantı izinlerine, çevresel kararlara, imar düzenlemelerine ve fiyatlandırma mekanizmalarına bağlıdır.
İkili yatırım anlaşmaları, yabancı yatırımcıya yalnızca yerel hukukta tanınan haklarla sınırlı kalmayan ek bir uluslararası koruma sağlayabilir. Bu koruma özellikle;
- Üretim lisansının hukuka aykırı iptal edilmesi,
- Yatırımın ayrımcı düzenlemelerle değersizleştirilmesi,
- Kamulaştırma veya kamulaştırma etkisi doğuran işlemler,
- Yatırımcıya verilen taahhütlerin keyfî biçimde değiştirilmesi,
- Kâr veya sermaye transferlerinin engellenmesi
gibi durumlarda önem kazanır.
Adil ve Eşit Muamele İlkesi
İkili yatırım anlaşmalarında en sık yer alan güvencelerden biri adil ve eşit muamele standardıdır.
Bu standart kapsamında devletin;
- Keyfî işlem yapmaması,
- Yatırımcıya karşı ayrımcı davranmaması,
- İdari süreçleri şeffaf yürütmesi,
- Hukuki öngörülebilirliği koruması,
- Yatırımcının meşru beklentilerini ölçüsüz şekilde zedelememesi
beklenir.
Bununla birlikte her mevzuat değişikliği otomatik olarak anlaşma ihlali oluşturmaz. Devletlerin kamu yararı amacıyla düzenleme yapma yetkisi devam eder. Önemli olan düzenlemenin ayrımcı, keyfî veya ölçüsüz olup olmadığıdır.
Kamulaştırmaya Karşı Koruma
Enerji yatırımlarında koruma yalnızca santralin veya arazinin doğrudan devlet mülkiyetine geçirilmesiyle sınırlı değildir.
Bazı idari işlemler, yatırımcının mülkiyetini resmen ortadan kaldırmadan yatırımın ekonomik değerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu durum dolaylı kamulaştırma iddiasına yol açabilir.
Bir kamulaştırmanın hukuka uygun kabul edilmesi için genellikle;
- Kamu yararına dayanması,
- Ayrımcı olmaması,
- Hukuka uygun usulle gerçekleştirilmesi,
- Uygun tazminat ödenmesi
aranır.
Millî Muamele ve En Çok Gözetilen Ulus İlkesi
Bazı ikili yatırım anlaşmaları yabancı yatırımcıların yerli yatırımcılardan daha olumsuz koşullara tabi tutulmamasını öngörür. Buna millî muamele ilkesi denir.
En çok gözetilen ulus kaydı ise yatırımcının, belirli şartlar altında üçüncü ülke yatırımcılarına sağlanan daha elverişli muameleden yararlanmasına imkân verebilir.
Ancak bu hükümlerin kapsamı anlaşmadan anlaşmaya değişir. Özellikle uyuşmazlık çözüm hükümlerinin başka bir anlaşmadan aktarılıp aktarılamayacağı son derece teknik bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Kâr ve Sermaye Transferlerinin Korunması
Enerji projelerinden elde edilen;
- Kâr paylarının,
- Hisse satış bedellerinin,
- Kredi geri ödemelerinin,
- Lisans veya teknoloji bedellerinin,
- Tasfiye gelirlerinin
yurt dışına transfer edilebilmesi yabancı yatırımcı açısından kritik öneme sahiptir.
Birçok ikili yatırım anlaşması, uygulanabilir vergi ve kambiyo düzenlemeleri saklı kalmak üzere yatırım gelirlerinin serbestçe transfer edilmesine ilişkin güvenceler içerir.
Yatırımcı-Devlet Tahkimi Nedir?
İkili yatırım anlaşmalarının en önemli özelliklerinden biri, şartları oluştuğunda yabancı yatırımcının ev sahibi devlete karşı uluslararası tahkim yoluna başvurabilmesidir.
Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalarda uyuşmazlık çözüm yöntemi anlaşmanın metnine göre değişebilir. Bazı anlaşmalarda;
- ICSID tahkimi,
- UNCITRAL tahkim kuralları,
- Ad hoc tahkim,
- Ev sahibi devlet mahkemeleri
arasında farklı seçenekler bulunabilir.
ICSID, devletlerle diğer devletlerin vatandaşları arasındaki yatırım uyuşmazlıklarının çözümü için oluşturulmuş uluslararası bir merkezdir ve üye devletlere ilişkin güncel bilgiler kendi veri tabanında yayımlanmaktadır.
Her Yabancı Yatırımcı Tahkime Başvurabilir mi?
Hayır.
Bir yatırımcının ikili yatırım anlaşmasından yararlanabilmesi için öncelikle;
- Anlaşmanın yürürlükte olması,
- Yatırımcının anlaşmada tanımlanan vatandaşlık veya şirket merkezi şartını taşıması,
- Faaliyetin “yatırım” tanımı içine girmesi,
- Yatırımın ev sahibi devlet hukukuna uygun gerçekleştirilmesi,
- Uyuşmazlığın anlaşmanın zaman bakımından kapsamına girmesi,
- Tahkim için gerekli devlet rızasının bulunması
gerekir.
Ayrıca bazı anlaşmalarda dava açmadan önce belirli bir müzakere veya bekleme süresinin tamamlanması zorunludur.
Yerel Mahkemeye Başvurmak Tahkim Hakkını Etkiler mi?
Etkileyebilir.
Bazı ikili yatırım anlaşmalarında yatırımcıya;
- Yerel mahkemeler,
- Uluslararası tahkim,
- Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları
arasında seçim hakkı tanınır.
Ancak “yol ayrımı” olarak bilinen hükümler nedeniyle bir yolun seçilmesi diğer yolun kullanılmasını engelleyebilir. Bu nedenle EPDK kararı, lisans iptali veya kamulaştırma işlemi sonrasında yerel mahkemede dava açılmadan önce uluslararası yatırım hukuku bakımından stratejik değerlendirme yapılmalıdır.
Yatırımın Başlangıçta Doğru Yapılandırılması
İkili yatırım anlaşmalarından etkili şekilde yararlanabilmek için şirket ve yatırım yapısı proje başlamadan önce planlanmalıdır.
Bu kapsamda;
- Yatırımcı şirketin hangi ülkede kurulacağı,
- Türkiye’deki proje şirketinin ortaklık yapısı,
- Yatırımın doğrudan mı yoksa holding şirketi üzerinden mi yapılacağı,
- Finansman sözleşmeleri,
- Hissedar sözleşmeleri,
- Nihai faydalanıcı yapısı
ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra yalnızca anlaşma koruması elde etmek amacıyla yapılan yapay şirket yapılandırmaları, yetki itirazlarıyla karşılaşabilir. Bu nedenle yapılandırmanın gerçek ticari gerekçelere dayanması önemlidir.
Enerji Şartı Antlaşması ile İkili Yatırım Anlaşması Aynı mıdır?
Hayır.
Enerji Şartı Antlaşması, enerji sektörüne yönelik çok taraflı bir uluslararası anlaşmadır. İkili yatırım anlaşmaları ise yalnızca iki devlet arasında uygulanır.
Enerji Şartı Antlaşması’nın taraf yapısı ve hükümleri son yıllarda önemli değişikliklere konu olmuştur. 2026 yılında da bazı devletlerin çekilme bildirimleri ve anlaşmanın modernizasyonuna ilişkin gelişmeler devam etmektedir. Bu nedenle herhangi bir yatırım bakımından Enerji Şartı Antlaşması korumasına güvenilmeden önce taraflık, yürürlük, zaman bakımından uygulama ve varsa çekilmenin devam eden yatırımlara etkisi ayrı ayrı incelenmelidir.
İkili Yatırım Anlaşmaları Yerel Hukuku Ortadan Kaldırır mı?
Hayır.
Yabancı yatırımcılar Türkiye’de faaliyet gösterirken;
- Elektrik Piyasası Kanunu,
- EPDK düzenlemeleri,
- Türk Ticaret Kanunu,
- Çevre mevzuatı,
- Vergi mevzuatı,
- İmar ve kamulaştırma mevzuatı
dahil olmak üzere Türk hukukuna uymak zorundadır.
İkili yatırım anlaşmaları yerel izin ve lisans yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Bunun yerine, yatırımcıya devletin belirli uluslararası standartlara uygun davranmasını talep edebilme imkânı sağlar.
Enerji Yatırımcılarının En Sık Yaptığı Hatalar
Enerji yatırımlarında en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Yatırım yapılmadan önce uygulanabilir anlaşmanın incelenmemesi
- Yalnızca şirketin kuruluş ülkesine bakılması
- Yatırımın hukuka uygunluk şartlarının ihmal edilmesi
- Tahkim öncesi bekleme süresinin kaçırılması
- Yerel dava ile tahkim arasındaki ilişkinin değerlendirilmemesi
- Hissedar sözleşmesinin ikili yatırım anlaşmasıyla uyumlu hazırlanmaması
- Uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra yapay şirket yapılandırmasına gidilmesi
Enerji Hukuku ve Uluslararası Yatırım Hukuku Açısından Hukuki Destek
İkili yatırım anlaşmaları enerji yatırımcılarına güçlü güvenceler sunabilse de bu koruma otomatik değildir. Yatırımcının vatandaşlığı, şirket yapısı, yatırım tarihi, yatırımın hukuka uygunluğu, anlaşmanın yürürlük durumu ve uyuşmazlık çözüm hükümleri birlikte incelenmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, uluslararası enerji yatırımlarının yapılandırılması, ikili yatırım anlaşmalarının analizi, GES ve RES projeleri, yabancı yatırımcı işlemleri, EPDK lisans süreçleri, hissedar sözleşmeleri ve uluslararası tahkim uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık sunmaktadır. Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, enerji yatırımlarında ulusal ve uluslararası hukuki koruma mekanizmalarının doğru planlanması konusunda profesyonel destek sağlamaktadır.
Başta Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa olmak üzere Türkiye genelindeki enerji yatırımları ve sınır ötesi yatırım işlemleri bakımından hukuki hizmet verilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. İkili yatırım anlaşması enerji yatırımcısına ne sağlar?
Yatırımcıya adil ve eşit muamele, ayrımcılığa karşı koruma, kamulaştırmaya karşı güvence ve belirli şartlarda uluslararası tahkime başvurma imkânı sağlayabilir.
2. Türkiye’nin ikili yatırım anlaşmaları var mı?
Evet. Türkiye’nin farklı ülkelerle imzaladığı Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları bulunmaktadır. Her anlaşmanın yürürlük durumu ve kapsamı ayrıca kontrol edilmelidir.
3. Her enerji projesi yatırım anlaşması kapsamında korunur mu?
Hayır. Projenin ilgili anlaşmadaki yatırım tanımına girmesi ve diğer uygulanabilirlik şartlarını taşıması gerekir.
4. EPDK lisansının iptal edilmesi uluslararası tahkime götürülebilir mi?
İşlemin niteliği, yatırımcıya uygulanabilir anlaşma ve ihlal edilen koruma standardına göre mümkün olabilir. Her lisans iptali kendiliğinden anlaşma ihlali oluşturmaz.
5. Yerel mahkemede dava açmadan tahkime gidilebilir mi?
Bu durum uygulanabilir anlaşmanın uyuşmazlık çözüm hükümlerine bağlıdır. Bazı anlaşmalar bekleme süresi veya yerel başvuru şartı öngörebilir.
6. İkili yatırım anlaşması ile hissedar sözleşmesi aynı korumayı mı sağlar?
Hayır. Hissedar sözleşmesi ortaklar arasındaki özel hukuk ilişkisini düzenler. İkili yatırım anlaşması ise belirli şartlarda yatırımcıyı ev sahibi devletin işlemlerine karşı korur.
7. Yatırımcı şirketin kurulduğu ülke önemli midir?
Evet. Yatırımcının hangi anlaşmadan yararlanabileceği çoğu zaman vatandaşlık, şirket kuruluş yeri, merkez veya kontrol kriterlerine göre belirlenir.
8. Yatırım uyuşmazlığı ortaya çıktıktan sonra şirket yapısı değiştirilebilir mi?
Teknik olarak şirket işlemleri yapılabilse de yalnızca tahkim koruması yaratmak amacıyla gerçekleştirilen geç yapılandırmalar yetki ve hakkın kötüye kullanılması itirazlarıyla karşılaşabilir.
Enerji Yatırımlarında İkili Yatırım Anlaşmaları İçin Uzman Hukuki Destek
Enerji yatırımlarında uluslararası korumanın sağlanması, yatırım gerçekleştirilmeden önce doğru ülke, şirket ve sözleşme yapısının oluşturulmasına bağlıdır. Uygulanabilir ikili yatırım anlaşmasının belirlenmesi, tahkim şartlarının incelenmesi ve yerel hukuk süreçleriyle uluslararası koruma mekanizmalarının birlikte planlanması büyük önem taşır.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren enerji hukuku ve uluslararası yatırım hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak yatırım haklarınızı güvence altına alabilirsiniz. İkili yatırım anlaşmaları, uluslararası enerji yatırımları, EPDK işlemleri, yatırım sözleşmeleri ve uluslararası tahkim uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.
Etiketler: ikili yatırım anlaşmaları, enerji yatırımlarında yatırımcı koruması, YKTK anlaşmaları, uluslararası enerji yatırımları, yabancı yatırımcı hakları, enerji hukuku, uluslararası yatırım hukuku, yatırımcı devlet tahkimi, ICSID tahkimi, UNCITRAL tahkimi, adil ve eşit muamele, dolaylı kamulaştırma, GES yatırımları, RES yatırımları, EPDK uyuşmazlıkları, yatırım sözleşmeleri, hissedar sözleşmesi, enerji hukuku avukatı, Ankara enerji hukuku avukatı, İstanbul enerji avukatı, İzmir enerji hukuku, Mersin enerji yatırımları, Bursa enerji projeleri, FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık.
Elektrik Üretim Tesislerinin Satın Alınmasında Hukuki Kontrol Listesi17s düşündü
Elektrik Üretim Tesislerinin Satın Alınmasında Hukuki Kontrol Listesi (2026 Güncel Rehber)
Elektrik üretim tesislerinin satın alınması, yalnızca santral ekipmanlarının veya şirket hisselerinin devralınmasından ibaret değildir. GES, RES, HES, jeotermal, biyokütle ve enerji depolama projelerinde yatırımcı; lisanslardan taşınmazlara, bağlantı haklarından çevre izinlerine, finansman sözleşmelerinden devam eden davalara kadar geniş bir risk alanını devralabilir.
Satın alınacak santral teknik olarak faal görünse bile üretim lisansındaki eksiklikler, arazi mülkiyeti sorunları, bağlantı anlaşmasına aykırılıklar, ÇED yükümlülükleri veya gizli şirket borçları yatırımın değerini önemli ölçüde düşürebilir. Bu nedenle satın alma sözleşmesi imzalanmadan önce kapsamlı bir hukuki inceleme (legal due diligence) yapılmalıdır.
2026 yılında özellikle EPDK lisans düzenlemeleri, çevresel yükümlülükler ve güncellenen birleşme-devralma mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir. EPDK, elektrik piyasasına ilişkin güncel yönetmelikleri ve lisans süreçlerini resmî internet sitesinde yayımlamaktadır. Rekabet Kurumu ise Şubat 2026’da birleşme ve devralma mevzuatını güncellemiş, Mayıs 2026’da ilgili kılavuzları yeni düzenlemelerle uyumlu hâle getirmiştir.
Elektrik Üretim Tesisi Satın Alma Modelleri Nelerdir?
Elektrik üretim tesisleri temelde iki yöntemle satın alınabilir:
1. Şirket hisselerinin satın alınması
Hisse devri modelinde yatırımcı, üretim tesisinin sahibi olan şirketin paylarını devralır. Şirketin tüzel kişiliği değişmez; şirketin mevcut lisansları, sözleşmeleri, alacakları, borçları ve hukuki riskleri şirket bünyesinde kalmaya devam eder.
Bu nedenle hisse satın alan yatırımcı dolaylı olarak;
- Vergi borçlarını,
- SGK borçlarını,
- İdari para cezalarını,
- Devam eden davaları,
- Çevresel yükümlülükleri,
- Finansman borçlarını,
- Sözleşme ihlallerini
de devralmış olabilir.
2. Tesis veya varlıkların satın alınması
Varlık devrinde santral ekipmanları, taşınmazlar, enerji nakil hatları, sözleşmeler veya diğer proje varlıkları ayrı ayrı devredilebilir.
Ancak üretim lisansının ve bağlantı haklarının otomatik olarak varlıklarla birlikte geçtiği kabul edilmemelidir. Enerji mevzuatında öngörülen lisans, izin, tadil veya yeni lisans süreçleri ayrıca incelenmelidir.
1. Şirket Yapısı ve Ortaklık Kayıtları İncelenmelidir
Hisse devri yapılacaksa öncelikle hedef şirketin hukuki yapısı kontrol edilmelidir.
İncelenmesi gereken başlıca belgeler şunlardır:
- Şirket ana sözleşmesi,
- Ticaret sicili kayıtları,
- Pay defteri,
- Yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararları,
- Genel kurul kararları,
- Hissedar sözleşmeleri,
- İmza yetkileri,
- Mevcut pay rehinleri,
- İntifa ve ön alım hakları.
Payların üçüncü kişilere devredilmesini sınırlandıran ana sözleşme hükümleri veya hissedar sözleşmeleri bulunabilir. Diğer ortaklara tanınmış ön alım, birlikte satış ya da onay hakları tamamlanmadan yapılan pay devri ileride uyuşmazlık yaratabilir.
2. Üretim Lisansı Ayrıntılı Şekilde Kontrol Edilmelidir
Elektrik üretim tesisinin en önemli hukuki varlığı çoğu zaman üretim lisansıdır.
Lisans incelemesinde;
- Lisansın geçerlilik süresi,
- Lisans sahibinin unvanı,
- Tesisin kurulu gücü,
- Üretim kaynağı,
- Tesis sahası,
- Ünite bilgileri,
- Tamamlama tarihleri,
- Lisans tadilleri,
- EPDK’ya sunulan teminatlar,
- Lisans yükümlülükleri
kontrol edilmelidir.
Tesisin fiilî kurulu gücü ile lisansta yazılı güç arasında farklılık bulunması, ünite veya saha değişikliklerinin lisansa işlenmemiş olması önemli bir risk oluşturabilir.
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği; lisans başvuruları, lisans tadilleri, pay değişiklikleri, yükümlülükler ve lisans sona erme süreçleri bakımından temel düzenlemelerden biridir.
3. Pay Devri İçin EPDK İzni veya Bildirimi Gerekip Gerekmediği Belirlenmelidir
Enerji şirketindeki her pay devri aynı hukuki prosedüre tabi değildir. İşlemin;
- Doğrudan veya dolaylı pay değişikliği yaratması,
- Şirket kontrolünü değiştirmesi,
- Ön lisans veya üretim lisansı aşamasında gerçekleşmesi,
- Birleşme ya da bölünme yoluyla yapılması,
- İmtiyazlı payları etkilemesi
EPDK bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
Satın alma sözleşmesi imzalanmadan önce işlemin EPDK onayına mı, bildirime mi yoksa yalnızca şirketler hukuku işlemlerine mi tabi olduğu belirlenmelidir. EPDK şartı bulunan işlemlerde, Kurum kararı alınmadan kapanış yapılması lisans açısından ciddi risk yaratabilir.
4. TEİAŞ ve Dağıtım Şirketi Bağlantı Hakları İncelenmelidir
Bir elektrik üretim tesisinin ekonomik değeri, yalnızca üretim kapasitesine değil, şebekeye bağlanma ve üretilen elektriği sisteme verme hakkına da bağlıdır.
Bu nedenle;
- Bağlantı anlaşması,
- Sistem kullanım anlaşması,
- Bağlantı noktası,
- Tahsis edilen kapasite,
- Trafo merkezi bilgileri,
- Enerji nakil hattı,
- Sistem kullanım borçları,
- Reaktif enerji ve kalite yükümlülükleri,
- TEİAŞ veya dağıtım şirketi yazışmaları
incelenmelidir.
Bağlantı anlaşması ile üretim lisansındaki teknik bilgilerin birbiriyle uyumlu olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca devralma sonrasında sözleşme tarafı değişikliği veya ek protokol gerekip gerekmediği belirlenmelidir.
5. Tesisin Geçici ve Kesin Kabul Belgeleri Kontrol Edilmelidir
Santralin tüm ünitelerinin kabul işlemleri tamamlanmış olmayabilir. Üretime geçmiş görünen bir tesiste bazı üniteler bakımından eksik kabul, geçici işletme veya süreye bağlı yükümlülükler bulunabilir.
Kontrol edilmesi gereken belgeler arasında;
- Geçici kabul tutanakları,
- Kesin kabul belgeleri,
- Ünite kabul kayıtları,
- Bakanlık yazışmaları,
- Eksiklik tutanakları,
- Test ve devreye alma raporları
yer alır.
Kabul belgelerinde yer alan eksikliklerin giderilip giderilmediği ve bunların yatırım maliyetine etkisi ayrıca hesaplanmalıdır.
6. Taşınmazların Hukuki Durumu Araştırılmalıdır
Üretim tesisi arazisinin şirket mülkiyetinde olması, arazi üzerinde hiçbir hukuki risk bulunmadığı anlamına gelmez.
Tapu kayıtlarında;
- İpotek,
- Haciz,
- İhtiyati tedbir,
- İrtifak hakkı,
- Kira şerhi,
- Kamulaştırma kaydı,
- Geçit veya enerji nakil hattı hakkı,
- Üçüncü kişilere ait kullanım hakları
bulunabilir.
Arazi kiralık ise kira süresinin lisans ve finansman süresiyle uyumu incelenmelidir. Kira sözleşmesinin pay devri veya şirket kontrol değişikliği hâlinde feshedilmesine imkân veren hükümler bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
7. Kamulaştırma ve İrtifak Hakları İncelenmelidir
Enerji nakil hattı, trafo sahası, ulaşım yolu veya tesis alanı bakımından kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış olabilir.
Bu kapsamda;
- Kamulaştırma kararları,
- Acele kamulaştırma işlemleri,
- Bedel tespit ve tescil davaları,
- İrtifak hakkı tesisleri,
- Maliklerle devam eden uyuşmazlıklar,
- Ecrimisil talepleri
incelenmelidir.
Tesisin sürekli olarak kullandığı bir yolun veya enerji nakil hattı güzergâhının hukuki hakkı bulunmuyorsa üretim faaliyetinin devamlılığı risk altına girebilir.
8. İmar ve Yapı İzinleri Kontrol Edilmelidir
Santralin bulunduğu alanın imar planındaki kullanım amacı ile fiilî kullanımının uyumlu olması gerekir.
İncelenecek belgeler şunlardır:
- İmar planları,
- Plan değişiklikleri,
- Yapı ruhsatları,
- Yapı kullanma izinleri,
- Belediye ve il özel idaresi yazışmaları,
- Kaçak yapı tutanakları,
- Yıkım veya idari para cezası kararları.
Panel, türbin, trafo, idari bina ve yardımcı yapıların onaylı projeye uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
9. ÇED ve Çevre İzinleri Araştırılmalıdır
Elektrik üretim tesislerinde çevresel yükümlülükler, satın alma sonrasında önemli maliyetler doğurabilir.
Kontrol edilmesi gereken başlıca belgeler:
- ÇED Olumlu kararı,
- ÇED Gerekli Değildir kararı,
- ÇED kapsam dışı görüşü,
- Çevre izinleri,
- Emisyon izinleri,
- Atık yönetimi kayıtları,
- Gürültü ölçüm raporları,
- Çevresel izleme raporları,
- Çevre cezaları ve denetim tutanaklarıdır.
ÇED kararı ile fiilî tesis kapasitesi veya saha sınırları arasında farklılık bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Çevresel yükümlülüklerin ihlali idari para cezasının yanında faaliyet durdurma ve izin iptali riskleri doğurabilir.
Bakanlığın enerji yatırımlarına ilişkin ÇED kayıtları ve güncel proje kararları resmî sistem üzerinden takip edilebilmektedir. Ayrıca 2026 yılında bazı projeler bakımından proje ilerleme raporlarının sunulmasına ilişkin uygulama açıklamaları yayımlanmıştır.
10. Devam Eden Davalar ve İdari Soruşturmalar İncelenmelidir
Hedef şirketin taraf olduğu tüm davalar belirlenmelidir.
Özellikle;
- EPDK idari para cezası davaları,
- Lisans uyuşmazlıkları,
- Kamulaştırma davaları,
- ÇED iptal davaları,
- İşçilik alacağı davaları,
- EPC uyuşmazlıkları,
- Sigorta davaları,
- Vergi davaları,
- Ortaklık uyuşmazlıkları,
- Ceza soruşturmaları
satın alma kararını doğrudan etkileyebilir.
Sadece UYAP kayıtlarıyla yetinilmemeli; şirket yönetiminden dava listesi, avukat görüşleri ve olası risk tutarları da talep edilmelidir.
11. EPDK Denetimleri ve İdari Para Cezaları Kontrol Edilmelidir
Hedef şirket hakkında geçmişte gerçekleştirilen EPDK denetimleri incelenmelidir.
Şu belgeler talep edilmelidir:
- Denetim tutanakları,
- Savunma yazıları,
- İhtarlar,
- İdari para cezası kararları,
- Düzeltme yükümlülükleri,
- Devam eden incelemeler,
- EPDK ile yapılan yazışmalar.
Satın alma sonrasında ortaya çıkabilecek eski dönem ihlalleri bakımından satıcının sorumluluğunu düzenleyen özel tazminat hükümleri sözleşmeye eklenmelidir.
12. Finansman Sözleşmeleri ve Teminatlar İncelenmelidir
Enerji santralleri çoğunlukla banka veya yatırım fonu finansmanıyla kurulmaktadır.
Bu nedenle;
- Kredi sözleşmeleri,
- Pay rehinleri,
- Ticari işletme rehinleri,
- Hesap rehinleri,
- Alacak temlikleri,
- İpotekler,
- Kefaletler,
- Doğrudan anlaşmalar,
- Finans kuruluşlarının onay hakları
incelenmelidir.
Birçok finansman sözleşmesinde pay devri veya kontrol değişikliği, bankanın önceden yazılı onayına bağlanır. Onay alınmadan yapılan devir, kredinin muaccel hâle gelmesine neden olabilir.
13. EPC, O&M ve Ekipman Sözleşmeleri Kontrol Edilmelidir
Tesisin inşası ve işletilmesi bakımından kritik sözleşmeler incelenmelidir.
Bunlar arasında;
- EPC sözleşmesi,
- İşletme ve bakım sözleşmesi,
- Türbin veya panel tedarik sözleşmesi,
- İnverter bakım sözleşmesi,
- Uzun dönem servis sözleşmesi,
- Garanti belgeleri,
- Yedek parça sözleşmeleri
yer alır.
Garanti haklarının yeni yatırımcıya veya hedef şirkete geçip geçmediği, devam eden ayıp iddiaları ve performans garantileri ayrıca kontrol edilmelidir.
14. Elektrik Satış ve Piyasa Sözleşmeleri İncelenmelidir
Tesisin gelir yapısını belirleyen sözleşmeler satın alma değerlemesinin temel unsurudur.
İncelenecek sözleşmeler:
- Elektrik satış anlaşmaları,
- İkili anlaşmalar,
- Enerji tedarik sözleşmeleri,
- Dengeleme grubu sözleşmeleri,
- YEKDEM kayıtları,
- EPİAŞ ve piyasa katılım sözleşmeleri,
- Yenilenebilir enerji sertifikası sözleşmeleridir.
Sözleşmelerde kontrol değişikliği, fiyat revizyonu, fesih, teminat ve cezai şart hükümleri bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
15. Vergi ve SGK Borçları Araştırılmalıdır
Hisse devrinde şirketin geçmiş dönem vergi ve SGK riskleri şirket bünyesinde kalmaya devam eder.
Bu nedenle;
- Vergi incelemeleri,
- Vergi borcu yazıları,
- SGK prim borçları,
- KDV uygulamaları,
- Yatırım teşvikleri,
- Amortisman kayıtları,
- İlişkili taraf işlemleri,
- Damga vergisi yükümlülükleri
incelenmelidir.
Satın alma bedelinin bir kısmının olası vergi riskleri için belirli süreyle bloke edilmesi veya satıcıdan özel teminat alınması değerlendirilebilir.
16. Çalışanlar ve İş Sağlığı Güvenliği Kayıtları Kontrol Edilmelidir
Tesis çalışanlarına ilişkin;
- İş sözleşmeleri,
- Kıdem yükümlülükleri,
- Fazla çalışma alacakları,
- Alt işveren ilişkileri,
- İş kazaları,
- İş sağlığı ve güvenliği kayıtları,
- Devam eden iş davaları
incelenmelidir.
Özellikle ağır iş kazaları nedeniyle devam eden ceza ve tazminat süreçleri, hedef şirket açısından yüksek risk oluşturabilir.
17. Sigorta Poliçeleri İncelenmelidir
Üretim tesisinin;
- Makine kırılması,
- Yangın,
- Doğal afet,
- İş durması,
- Üçüncü kişi sorumluluk,
- Çevresel sorumluluk,
- İşveren sorumluluk
sigortalarının kapsamı araştırılmalıdır.
Poliçelerdeki istisnalar, muafiyetler ve hasar geçmişi incelenmeden tesisin gerçek risk profili belirlenemez.
18. Rekabet Kurumu İzni Gerekip Gerekmediği Kontrol Edilmelidir
Elektrik üretim şirketinin satın alınması, kontrol değişikliği yaratıyorsa ve güncel ciro eşikleri aşılmışsa Rekabet Kurumu izni gerekebilir.
2026 yılında birleşme ve devralma mevzuatı güncellenmiş; bildirime tabi işlemlerde kullanılan ciro eşikleri artırılmış ve bildirim formunda değişiklikler yapılmıştır. Güncel düzenlemeye göre değerlendirme yapılmadan kapanış gerçekleştirilmesi, işlemin hukuki geçerliliğini ve tarafların sorumluluğunu etkileyebilir.
19. Teknik İnceleme ile Hukuki İnceleme Birlikte Yürütülmelidir
Hukuki inceleme tek başına yeterli değildir. Teknik danışmanlar tarafından;
- Santralin gerçek üretim kapasitesi,
- Ekipman yaşı,
- Verimlilik,
- Bakım ihtiyacı,
- Şebeke uyumu,
- Yenileme maliyeti,
- Performans kaybı
incelenmelidir.
Teknik raporda tespit edilen hususlar satın alma sözleşmesine garanti, tazminat veya bedel uyarlama hükmü olarak yansıtılmalıdır.
20. Satın Alma Sözleşmesinde Koruyucu Hükümler Bulunmalıdır
Hukuki incelemede tespit edilen riskler satın alma sözleşmesine aktarılmalıdır.
Sözleşmede özellikle;
- Kapanış ön şartları,
- EPDK ve Rekabet Kurumu izinleri,
- Satıcının beyan ve garantileri,
- Özel tazminat hükümleri,
- Bedel uyarlaması,
- Emanet hesap mekanizması,
- Sorumluluk süreleri,
- Vergi tazminatı,
- Rekabet yasağı,
- Gizlilik,
- Uyuşmazlık çözümü
açıkça düzenlenmelidir.
Sadece genel nitelikte “şirketin borcu yoktur” beyanı alınması yeterli değildir. Lisans, çevre, vergi, arazi ve bağlantı riskleri için ayrı beyan ve tazminat hükümleri hazırlanmalıdır.
Elektrik Üretim Tesisi Satın Alırken Kısa Kontrol Listesi
Satın alma kararı verilmeden önce en az şu sorular cevaplanmalıdır:
- Üretim lisansı geçerli ve fiilî tesisle uyumlu mu?
- Pay devri EPDK iznine veya bildirimine tabi mi?
- Bağlantı ve sistem kullanım hakları geçerli mi?
- Arazi mülkiyeti veya kira süresi yeterli mi?
- ÇED ve çevre izinleri güncel mi?
- Devam eden idari soruşturma veya dava var mı?
- Tesis üzerinde banka teminatı veya pay rehni bulunuyor mu?
- Finansman kuruluşlarının onayı gerekiyor mu?
- EPC ve bakım garantileri devam ediyor mu?
- Vergi ve SGK borcu bulunuyor mu?
- Rekabet Kurumu izni gerekiyor mu?
- Satın alma sözleşmesi tespit edilen riskleri karşılıyor mu?
Elektrik Üretim Tesisi Satın Alırken Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Elektrik üretim tesisi satın alınması; enerji hukuku, şirketler hukuku, idare hukuku, çevre hukuku, taşınmaz hukuku, vergi hukuku ve rekabet hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, GES, RES, HES, jeotermal, biyokütle ve enerji depolama tesislerinin satın alınması, hukuki inceleme süreçleri, EPDK işlemleri, pay devirleri, birleşme ve devralmalar ile enerji uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık sunmaktadır. Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, yatırım öncesi hukuki risklerin belirlenmesi ve satın alma işleminin güvenli şekilde yapılandırılması konusunda profesyonel destek sağlamaktadır.
Başta Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa olmak üzere Türkiye genelindeki elektrik üretim tesisi yatırımlarında hukuki hizmet verilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Elektrik üretim tesisi şirket hisseleriyle birlikte satın alınabilir mi?
Evet. Hedef şirketin payları devralınabilir. Ancak bu yöntemde şirketin geçmiş dönem borçları, davaları ve idari riskleri de şirket bünyesinde kalır.
2. Hisse devrinde üretim lisansı otomatik olarak geçer mi?
Lisans sahibi tüzel kişilik değişmiyorsa lisans şirket üzerinde kalır. Bununla birlikte pay veya kontrol değişikliğinin EPDK bakımından izin ya da bildirim gerektirip gerektirmediği ayrıca incelenmelidir.
3. Santralin yalnızca ekipmanları satın alınabilir mi?
Mümkündür. Ancak ekipmanların devralınması üretim lisansı, bağlantı hakkı ve arazi kullanım hakkının kendiliğinden geçtiği anlamına gelmez.
4. ÇED kararı satın alma işleminde neden önemlidir?
ÇED kararının tesisin güncel kapasitesi ve saha sınırlarıyla uyumlu olmaması çevresel yaptırım, izin sorunu veya faaliyet durdurma riski doğurabilir.
5. Rekabet Kurumu izni her satın almada gerekli midir?
Hayır. İşlemin kontrol değişikliği yaratması ve güncel ciro eşiklerinin aşılması hâlinde izin yükümlülüğü doğabilir.
6. Üretim tesisi üzerinde ipotek veya rehin bulunabilir mi?
Evet. Taşınmazlar, şirket payları, banka hesapları, ekipmanlar ve enerji satışından doğan alacaklar üzerinde teminatlar bulunabilir.
7. Hukuki inceleme ne zaman yapılmalıdır?
Bağlayıcı satın alma sözleşmesi imzalanmadan önce yapılmalıdır. Tespit edilen riskler sözleşmenin bedel, garanti ve tazminat hükümlerine yansıtılmalıdır.
8. Satın alma sözleşmesinde satıcının garantileri yeterli midir?
Genel garantiler çoğu zaman yeterli değildir. Lisans, çevre, bağlantı, vergi, taşınmaz ve devam eden davalar bakımından özel hükümler hazırlanmalıdır.
Elektrik Üretim Tesisi Satın Alımlarında Uzman Hukuki Destek
Elektrik üretim tesislerinin satın alınmasında lisans kayıtlarının, bağlantı haklarının, taşınmazların, çevre izinlerinin, finansman sözleşmelerinin ve şirket borçlarının ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir.
Hak kaybı yaşamamak için uzman desteği şarttır. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde hizmet veren enerji hukuku ve şirketler hukuku alanında uzman avukat ile çalışarak yatırımınızı güvence altına alabilirsiniz. Elektrik üretim tesisi satın alımları, hukuki inceleme, pay devri, EPDK işlemleri ve enerji yatırımlarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




