
Borçlunun Beyanının Gerçeğe Aykırı Olması Durumunda Yapılabilecekler
27 Mart 2025
Uluslararası İcra Takiplerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
27 Mart 2025Küreselleşmenin etkisiyle birlikte farklı ülkelerde verilen mahkeme kararlarının, başka ülkelerde tanınması ve icra edilebilir hale gelmesi ihtiyacı giderek artmaktadır. Özellikle ticari uyuşmazlıklar, boşanma, velayet, nafaka, alacak-verecek ve tazminat davaları gibi çok çeşitli hukuki süreçlerde verilen yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli hale getirilmesi önemli bir mesele haline gelmiştir. Türkiye, bu konuda hem ikili anlaşmalar hem de Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ile belirli bir sistem kurmuştur. İşte yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrasına dair merak edilen tüm detaylar:
1. Yabancı Mahkeme Kararı Nedir? Türkiye’de Ne Anlama Gelir?
Yabancı mahkeme kararı, Türkiye dışında bir devletin yargı organları tarafından verilmiş ve kesinleşmiş hukuki hükümlerdir. Bunlar boşanma kararları, nafaka hükümleri, velayet düzenlemeleri, tazminat kararları ya da ticari uyuşmazlıklar gibi farklı alanlara ilişkin olabilir. Bu kararlar, Türkiye’de doğrudan geçerli olmaz. Çünkü Türkiye’de yargı yetkisi münhasır bir alandır. Bu nedenle, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir. Aksi takdirde, yabancı mahkeme kararına dayanarak Türkiye’de icra takibi başlatılamaz veya nüfus kayıtlarında değişiklik yapılamaz.
2. Tanıma ve Tenfiz Davaları Arasındaki Farklar
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli hale gelmesinde iki temel hukuki süreç vardır: tanıma ve tenfiz. Tanıma davası, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de sadece kesin hüküm ve kesin delil niteliğinde kabul edilmesini sağlar. Örneğin, boşanma kararlarının tanınmasıyla kişinin medeni hali Türkiye’de de değişmiş olur. Tenfiz davası ise yabancı mahkeme kararının icra edilebilir hale gelmesini sağlar. Bu genellikle maddi alacakları içeren davalar, nafaka ve tazminat kararları gibi durumlarda tercih edilir. Yani, tanıma dava sonucu sicile işler, tenfiz ise mahkeme kararı gibi uygulanabilir hale gelir.
3. Tenfiz Şartları Nelerdir? Hangi Kararlar Tenfize Konu Olabilir?
Bir yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfiz edilebilmesi için MÖHUK m.54 kapsamında belirlenmiş şartların sağlanması gerekir. Bunlar arasında:
- Kararın kesinleşmiş olması,
- Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin yetki alanına girmemesi,
- Kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması,
- Kararın savunma hakkına saygılı biçimde verilmiş olması (yani karşı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış ve savunma hakkı tanınmış olmalı),
- Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında karşılıklılık ilkesi (mütekabiliyet) bulunması gibi koşullar yer alır.
Eğer bu koşullar sağlanıyorsa, karar Türkiye’de mahkeme eliyle tescil edilir ve icra takibine konu olabilir.
4. Tanıma Davasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Tanıma davaları genellikle boşanma kararlarında karşımıza çıkar. Özellikle Türkiye’de nüfus kayıtlarında medeni halin değişebilmesi için, yurtdışında alınan boşanma kararının tanınması gerekir. Bu işlemi yapmak isteyen kişi, yabancı kararın aslı ve apostil şerhi ile birlikte Türkçe tercümesini sunmak zorundadır. Eğer her iki taraf da tanıma konusunda mutabıksa, dava süreci çok daha hızlı ve basit ilerler. Ancak eşlerden biri tanımaya karşı çıkıyorsa ya da Türkiye’de bulunmuyorsa, mahkeme delil, tebligat ve savunma süreçlerini detaylı şekilde yürütür.
5. Hangi Mahkemede Dava Açılır? Yetkili ve Görevli Mahkeme
Tanıma ve tenfiz davaları asliye hukuk mahkemelerinde açılır. Yetkili mahkeme ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir. Eğer davalının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, tanıma/tenfiz talebinde bulunan kişinin yerleşim yeri mahkemesi ya da İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehir mahkemeleri yetkili kabul edilebilir. Bu davalarda yetki oldukça önemlidir çünkü yanlış yerde açılan davalar reddedilmezse bile zaman kaybına yol açar. Uygulamada bu süreçlerin hızlı ilerlemesi için doğru dilekçe ile doğru yerde başvuru yapılması kritik önemdedir.
6. Yabancı Kararın Tercümesi ve Apostil Şartı
Türkiye’de tanıma veya tenfiz davası açabilmek için yabancı mahkeme kararının noter onaylı Türkçe tercümesi sunulmalıdır. Ayrıca kararın verildiği ülkedeki resmî makamlardan alınmış apostil şerhi de gereklidir. Apostil, kararın resmiyetini ve doğruluğunu belgeleyen uluslararası bir doğrulama sistemidir. Türkiye, 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne taraf olduğu için, apostilli belgeleri doğrudan geçerli kabul eder. Eğer karar apostilli değilse, ilgili ülkenin konsolosluğundan veya büyükelçiliğinden onay alınması gerekir. Tercüme ve apostil işlemleri sürecin en hassas noktalarındandır.
7. Tenfiz Kararının İcra Takibine Etkisi
Tenfiz kararı alındıktan sonra, bu karar artık Türk mahkemelerinden alınmış bir karar gibi işlem görür. Alacaklı, icra müdürlüğüne başvurarak ilamlı icra takibi başlatabilir. Özellikle nafaka, tazminat veya borç alacaklarına ilişkin kararlar bu yolla tahsil edilebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, yabancı mahkeme kararının tüm ayrıntılarının Türk mahkemesi kararında yer almasıdır. Tenfiz kararının dayanak belgesi icra dosyasına eklendiğinde, borçluya ödeme emri gönderilir ve borcun tahsili Türk hukuku kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir.
8. Karşılıklı Tanıma ve Mütekabiliyet İlkesi
Türkiye, tanıma ve tenfiz süreçlerinde mütekabiliyet ilkesini göz önünde bulundurur. Yani, yabancı bir ülke Türkiye’de verilen mahkeme kararlarını tanıyorsa, Türkiye de o ülkenin kararlarını tanır. Bu karşılıklılık ilişkisi hem uygulamada hem de hukuki altyapıda dikkate alınır. Örneğin, Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerle bu tür tanıma ilişkisi güçlüdür. Ancak bazı ülkelerde karşılıklılık olmadığı için Türkiye’de tanıma veya tenfiz davası açmak mümkün olmayabilir. Bu nedenle başvurudan önce o ülkenin Türkiye’deki kararları tanıyıp tanımadığı mutlaka araştırılmalıdır.
9. Sık Yapılan Hatalar ve Dava Reddi Nedenleri
Tanıma ve tenfiz davalarında sık yapılan hataların başında belgelerin eksik sunulması, kararın kesinleşme şerhinin olmaması, apostil eksikliği veya yanlış tercüme gelir. Ayrıca bazı başvurularda mahkeme kararı zannedilen evraklar aslında mahkeme dışı sulh belgeleri olabilir. Bu durumda dava reddedilir. Aynı şekilde kararın savunma hakkı tanınmadan verilmiş olması veya kamu düzenine aykırı hükümler içermesi de red nedenidir. Özellikle boşanma kararlarında tarafların usulüne uygun biçimde savunma hakkı elde edip etmediği dikkatle incelenir.
10. Uzman Avukat Desteğiyle Süreci Hızlandırmak
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması veya tenfizi, hem uluslararası hukuk hem de usul hukuku bilgisi gerektiren karmaşık bir süreçtir. Evrakların doğru şekilde hazırlanması, doğru mahkemeye başvurulması, usulüne uygun tebligat yapılması ve delillerin eksiksiz sunulması için uzman bir avukatla çalışmak büyük önem taşır. Özellikle karmaşık aile hukuku kararlarında ya da ticari alacaklarda yapılacak küçük bir hata, aylarca sürecek hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle süreci uzman desteğiyle yürütmek, hem zaman hem de hak kaybını önler.
İlgili Resmî Kurum Bağlantıları:
- T.C. Adalet Bakanlığı – Uluslararası Hukuk ve Tanıma-Tenfiz Süreçleri
- UYAP Vatandaş Portalı – Dava Dosyası Takibi ve Sorgulama
- Türkiye Barolar Birliği – Tanıma/Tenfiz Avukatı Sorgulama
- e-Devlet – Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Birimi
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki destek almak için FFK Partner Hukuk olarak sizlere profesyonel destek sağlıyoruz!




