
Bayilik Sözleşmesi Haksız Feshedilirse Bayi Tazminat Talep Edebilir mi? 2026 Güncel Rehber
14 Ekim 2026
Bayinin Bölgesine Başka Bayi Atanması Sözleşmeye Aykırılık Sayılır mı? 2026 Güncel Rehber
14 Ekim 2026Bayilik sözleşmesinde bölge koruması ihlal edilirse bayi hangi hakları kullanabilir? Aynı bölgede ikinci bayi açılması, münhasır bölge, doğrudan satış, internet satışları, sözleşmenin feshi, tazminat ve ihtiyati tedbir seçeneklerini 2026 güncel ticaret hukuku kapsamında açıklıyoruz.
Bayilik sözleşmelerinde taraflar arasındaki en önemli uyuşmazlıklardan biri, bayiye belirli bir şehir, ilçe veya satış bölgesi için koruma sağlandıktan sonra üretici, sağlayıcı veya ana firmanın aynı bölgede başka bir bayi açması ya da üçüncü kişilere satış yetkisi vermesidir. Bayi çoğu zaman mağaza, personel, araç, depo, reklam ve müşteri ağı için önemli yatırım yaptıktan sonra aynı bölgede ikinci bir bayinin faaliyete başladığını öğrenmektedir.
Böyle bir durumda yalnızca “aynı bölgede başka bayi açıldı” tespiti yeterli değildir. Bayilik sözleşmesinin gerçekten münhasır bölge hakkı verip vermediği, korumanın hangi ürün ve müşteri gruplarını kapsadığı, doğrudan satışların sözleşmede nasıl düzenlendiği ve ihlalin bayiye somut olarak ne kadar zarar verdiği birlikte değerlendirilmelidir.
Bayilik Sözleşmesinde Bölge Koruması Nedir?
Bölge koruması, bayinin belirli bir coğrafi alanda faaliyet gösterirken aynı dağıtım sistemi içerisindeki rekabetten belirli ölçüde korunmasını amaçlayan sözleşmesel düzenlemedir.
Örneğin üretici, Ankara Çankaya bölgesini bir bayiye tahsis ederek bu bölgede başka bayi görevlendirmeyeceğini taahhüt etmiş olabilir. Benzer şekilde İstanbul’un belirli ilçeleri, İzmir, Mersin veya Bursa gibi şehirlerin tamamı ya da belirli satış noktaları sözleşmeyle bir bayinin faaliyet alanı olarak belirlenebilir.
Ancak bir sözleşmede yalnızca “bayinin faaliyet bölgesi Ankara’dır” yazması her zaman bayiye Ankara için mutlak münhasırlık verildiği anlamına gelmez. Faaliyet bölgesi ile münhasır satış bölgesi aynı kavram değildir.
Bayiye Bölge Verilmesi Otomatik Olarak Tek Bayilik Hakkı Sağlar mı?
Hayır. Sözleşmede bir faaliyet bölgesinin belirlenmiş olması ile o bölgenin yalnızca tek bayiye tahsis edilmesi birbirinden farklıdır.
Sözleşmede “münhasır bayi”, “tek yetkili bayi”, “başka bayi atanmayacaktır”, “bölge münhasıran bayiye tahsis edilmiştir” veya benzeri hükümler bulunuyorsa bölge koruması daha açık biçimde ortaya çıkabilir.
Buna karşılık sözleşmede yalnızca satış hedeflerinin uygulanacağı coğrafi alan belirtilmişse bunun münhasırlık anlamına gelip gelmediği sözleşmenin tamamına göre değerlendirilmelidir.
Ana Firma Aynı Bölgede İkinci Bayi Açabilir mi?
Bunun cevabı öncelikle sözleşmeye bağlıdır. Ana firma sözleşmede açıkça aynı bölgede başka bayi atamama yükümlülüğü üstlenmişse ikinci bayinin atanması sözleşmeye aykırılık oluşturabilir.
Örneğin bayiye Mersin ili için münhasır satış hakkı tanındığı hâlde üreticinin daha sonra aynı ürünlerin satışı için Mersin’de ikinci bir bayi görevlendirmesi sözleşmedeki münhasırlık hükmü bakımından incelenmelidir.
Ancak sözleşmede ana firmaya yeni bayi açma hakkı açıkça saklı tutulmuşsa değerlendirme farklılaşabilir.
Ana Firma Kendi Mağazasını Açarsa Bölge Koruması İhlal Edilmiş Olur mu?
Sözleşmenin kapsamına göre olabilir. Bazı sözleşmeler yalnızca üçüncü kişilere yeni bayilik verilmesini yasaklarken ana firmanın doğrudan satış yapma hakkını saklı tutar. Bazı sözleşmelerde ise bayi, belirlenen bölgede tüm dağıtım kanalları bakımından münhasır hak elde etmiş olabilir.
Bu nedenle “başka bayi açılmadı, kendi mağazamızı açtık” savunması her olayda bölge koruması ihlalini ortadan kaldırmaz.
İnternet Üzerinden Yapılan Satışlar Bölge Korumasını İhlal Eder mi?
E-ticaret, bayilik uyuşmazlıklarının en önemli güncel konularından biridir. Sözleşme hazırlanırken yalnızca fiziksel mağazalar düşünülmüş olabilir ancak ana firma daha sonra kendi internet sitesi, mobil uygulaması veya farklı çevrim içi satış kanalları üzerinden bayinin bölgesindeki müşterilere yoğun satış yapmaya başlayabilir.
Bu durumda sözleşmede internet satışlarının kime ait olduğu, çevrim içi müşterilerin hangi bölgeye bağlanacağı, siparişlerin hangi bayi üzerinden karşılanacağı ve ana firmanın doğrudan satış hakkını saklı tutup tutmadığı incelenmelidir.
Bölge korumasının varlığı, bayiye her koşulda bütün internet satışlarının kendisine ait olacağı sonucunu doğurmaz.
Ana Firma Bayinin Bölgesindeki Büyük Müşterilere Doğrudan Satış Yapabilir mi?
Bu konu sözleşmede ayrıca düzenlenmiş olabilir. Bazı bayilik sistemlerinde kamu kurumları, zincir mağazalar, ulusal müşteriler, filo müşterileri veya büyük kurumsal müşteriler bayinin münhasır bölgesinin dışında tutulmaktadır.
Örneğin bayi Bursa bölgesinde münhasır yetkili olmasına rağmen sözleşmede ulusal zincir müşterilere yapılacak satışların ana firmaya ait olduğu kararlaştırılmış olabilir. Böyle bir durumda satışın yalnızca Bursa’daki bir müşteriye yapılmış olması tek başına ihlal sonucunu doğurmayabilir.
Ancak sözleşmede böyle bir istisna bulunmuyorsa doğrudan satışlar sözleşmeye aykırılık bakımından incelenebilir.
Başka Bayinin Benim Bölgeme Satış Yapması İhlal Sayılır mı?
Bu durumda aktif ve pasif satış ayrımı ile sözleşmedeki dağıtım sistemi önem kazanabilir. Bayilik sözleşmelerinde rekabet hukuku kuralları da dikkate alınmalıdır.
Örneğin başka bir bayinin özellikle sizin bölgenizde müşteri araması, reklam vermesi, satış ekibi görevlendirmesi veya doğrudan müşteri hedeflemesi ile müşterinin kendi talebi üzerine başka bölgedeki bayiden ürün satın alması aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Bu nedenle bölge koruması hükümleri hazırlanırken rekabet hukukunun izin verdiği sınırlar da gözetilmelidir.
Bölge Korumasının İhlal Edildiği Nasıl İspatlanabilir?
İhlalin niteliğine göre farklı deliller kullanılabilir. Yeni bayinin açıldığını gösteren ilanlar, satış noktası bilgileri, müşteri yazışmaları, faturalar, reklamlar, internet sayfaları, kampanyalar, sipariş kayıtları ve bayinin kaybettiği müşterilere ilişkin ticari kayıtlar önemli olabilir.
Ancak yalnızca ihlalin varlığını göstermek tazminat talebi bakımından her zaman yeterli değildir. Zarar ile ihlal arasındaki bağlantının da ortaya konulması gerekebilir.
Müşterinin Başka Bayiye Yönlendirildiği Nasıl İspatlanır?
Örneğin uzun süredir bayiden ürün satın alan bir müşteri ana firma tarafından yeni açılan bayiye yönlendirilmiş olabilir. Bu durumda müşteriyle yapılan yazışmalar, teklif kayıtları, ana firmanın yönlendirme mesajları ve satış geçmişi önem taşıyabilir.
Bayi “müşterilerimi elimden aldılar” demekle yetinmemeli, hangi müşterinin hangi işlem sonucunda kaybedildiğini mümkün olduğunca somutlaştırmalıdır.
Bayilik Sözleşmesi İhlal Edildiğinde Önce İhtar Göndermek Gerekir mi?
Sözleşmedeki fesih ve ihlal hükümlerine göre ihtar önemli olabilir. İhlalin sona erdirilmesi, yeni bayinin faaliyetinin sözleşmeye uygun hâle getirilmesi veya doğrudan satışların durdurulması talep edilebilir.
Özellikle sözleşmede ihlalin giderilmesi için belirli bir süre verilmesini öngören hüküm varsa bu prosedüre uyulması önemlidir.
Her ihlalde sözleşmenin derhâl feshedilebileceği varsayılmamalıdır.
Bayi Sözleşmeyi Feshedebilir mi?
Bölge korumasının ihlali sözleşmenin esaslı yükümlülüklerinden birinin ihlali niteliğindeyse fesih hakkı gündeme gelebilir. Ancak ihlalin ağırlığı, sürekliliği, sözleşmedeki fesih hükümleri ve tarafların davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin münhasırlığın bayinin sözleşmeyi yapmasının temel sebebi olduğu ve ana firmanın buna rağmen aynı bölgede doğrudan rakip bir bayi açtığı durumda ihlal daha ağır değerlendirilebilir.
Bayi Tazminat Talep Edebilir mi?
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle bayinin zarara uğraması hâlinde tazminat talebi gündeme gelebilir. Bunun için zarar kalemlerinin somutlaştırılması önemlidir.
Bayi, bölge korumasına güvenerek yaptığı yatırımları, ihlal nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü kazanç kaybını veya başka zararlarını talep etmek isteyebilir. Ancak her yatırım veya beklenen kazanç otomatik olarak karşı taraftan tahsil edilemez.
Sözleşmeye aykırılık, zarar, uygun nedensellik bağı ve diğer sorumluluk koşulları somut olayda değerlendirilmelidir.
Ciro Kaybı Tazminat Olarak İstenebilir mi?
Ciro kaybı ile gerçek zarar aynı şey değildir. Satışların azalması önemli bir gösterge olabilir ancak kaybedilen cironun tamamı doğrudan zarar olarak kabul edilmeyebilir.
Örneğin ihlalden önceki satışlar, ihlal sonrasındaki satışlar, kâr marjı, piyasa koşulları, ekonomik değişiklikler, müşteri kaybının nedenleri ve yeni bayinin etkisi birlikte değerlendirilebilir.
Bu nedenle zarar hesabının yalnızca “geçen yıl 10 milyon TL satış yaptım, bu yıl 7 milyon TL yaptım, 3 milyon TL zararımı ödeyin” şeklinde kurulması çoğu zaman yeterli değildir.
Kâr Kaybı Talep Edilebilir mi?
Şartları varsa yoksun kalınan kâr talebi gündeme gelebilir. Ancak varsayımsal ve belirsiz beklentiler yerine ticari kayıtlarla desteklenebilen bir hesaplama yapılması gerekir.
Geçmiş satış performansı, müşteri portföyü, sipariş geçmişi, kâr marjları ve ihlal sonrasında kaybedilen somut satış fırsatları önem taşıyabilir.
Bayinin Yaptığı Mağaza ve Depo Yatırımları Talep Edilebilir mi?
Bayinin bölge korumasına güvenerek önemli yatırım yaptığı durumlarda bu yatırımlar uyuşmazlığın önemli parçalarından biri olabilir. Ancak bütün yatırım giderlerinin otomatik olarak ana firmaya yükletilebileceği söylenemez.
Yatırımın sözleşme nedeniyle yapılıp yapılmadığı, ne kadarının ekonomik olarak kullanıldığı, sözleşmenin süresi ve fesih koşulları incelenmelidir.
Sözleşmede Cezai Şart Varsa Talep Edilebilir mi?
Bayilik sözleşmesinde bölge korumasının ihlali için cezai şart kararlaştırılmış olabilir. Böyle bir hüküm varsa ihlalin cezai şartın kapsamına girip girmediği değerlendirilmelidir.
Cezai şartın miktarı, tarafların tacir olup olmadığı ve somut sözleşmenin özellikleri de ayrıca önem taşır.
Ana Firma “Satış Hedefini Tutmadın” Diyerek Bölge Korumasını Kaldırabilir mi?
Sözleşmede münhasırlığın belirli satış hedeflerine bağlanması mümkündür. Örneğin bayi yıllık minimum satış miktarını gerçekleştirmezse ana firmaya yeni bayi atama hakkı verilmiş olabilir.
Ancak ana firma böyle bir hükme dayanıyorsa hedefin gerçekten gerçekleşmediğini ve sözleşmede öngörülen prosedürün uygulanıp uygulanmadığını gösterebilmelidir.
Hedeflerin sonradan tek taraflı ve ölçüsüz şekilde değiştirilmesi de ayrıca incelenebilir.
Ana Firma Bölgeyi Tek Taraflı Daraltabilir mi?
Sözleşmede ana firmaya bölge değiştirme yetkisi verilmiş olabilir. Ancak böyle bir yetkinin kapsamı ve kullanılma biçimi ayrıca değerlendirilmelidir.
Örneğin bayiye yıllarca Ankara’nın tamamı için münhasırlık tanındıktan sonra bölgenin önemli kısmının tek taraflı şekilde başka bir bayiye verilmesi, sözleşmenin içeriğine göre ciddi bir uyuşmazlık yaratabilir.
Sözleşmedeki değişiklik yetkisinin varlığı, her türlü değişikliğin sınırsız biçimde yapılabileceği anlamına gelmez.
Ana Firma Bayinin En İyi Müşterilerini Kendisine Alabilir mi?
Sözleşmede ana firmanın doğrudan satış hakkı saklı tutulmuşsa belirli müşterilere satış yapması mümkün olabilir. Ancak müşteri korumasına ilişkin açık hükümler bulunuyorsa değerlendirme değişir.
Özellikle bayinin uzun süre çalışarak oluşturduğu müşteri portföyünün sözleşmedeki koruma hükümlerine aykırı şekilde sistematik olarak ana firmaya veya yeni bayiye aktarılması tazminat tartışmalarına neden olabilir.
İkinci Bayinin Daha Düşük Fiyatla Satış Yapması Ne Anlama Gelir?
Fiyat farklılığı tek başına bölge koruması ihlali değildir. Ancak ana firmanın yeni bayiye farklı ticari koşullar sağlayarak mevcut bayinin faaliyetini fiilen sürdürülemez hâle getirdiği iddia ediliyorsa sözleşme, dürüstlük kuralı ve somut ticari ilişki birlikte incelenmelidir.
Rekabet hukuku bakımından yeniden satış fiyatlarının belirlenmesine ilişkin sınırlamalar da göz ardı edilmemelidir.
Bölge Koruması Sözlü Olarak Verilmişse Ne Olur?
Yazılı sözleşmede münhasırlık bulunmamasına rağmen taraflar arasındaki yazışmalarda veya ticari uygulamada bayiye bölge koruması sözü verilmiş olabilir.
Bu durumda sözleşmenin bütünü, e-postalar, mesajlar, toplantı kayıtları ve tarafların uzun süredir devam eden uygulamaları önem kazanabilir.
Ancak yazılı sözleşmede açıkça aksi yönde hüküm varsa ispat ve yorum daha karmaşık hâle gelebilir.
WhatsApp Yazışmaları Bölge Korumasını İspatlayabilir mi?
Somut olayda delil niteliği taşıyabilir. Örneğin şirket yöneticisinin “bu bölgede sizden başka bayi açmayacağız” şeklindeki yazışması sözleşmenin yorumunda önem taşıyabilir.
Ancak mesajın kim tarafından gönderildiği, gönderen kişinin şirket adına bu konuda yetkili olup olmadığı ve yazışmanın bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.
E-Posta Yazışmaları Önemli midir?
Evet. Bayilik görüşmeleri sırasında gönderilen teklif ve e-postalar özellikle sözleşmenin nasıl müzakere edildiğini gösterebilir.
Bayi önemli yatırım yapmadan önce ana firmadan münhasırlık teyidi almışsa bu yazışmalar uyuşmazlıkta önemli olabilir.
Bayilik Sözleşmesinde Açık Münhasırlık Maddesi Yoksa Dava Açılamaz mı?
Böyle kesin bir sonuç çıkarılamaz. Sözleşmenin tamamı, tarafların yazışmaları, ticari uygulamaları ve sözleşmenin kurulma amacı birlikte değerlendirilebilir.
Ancak açık bir münhasırlık hükmünün bulunmaması, bayinin iddiasını ispat etmesini zorlaştırabilir.
Ana Firma Başka Bir Şirket Üzerinden Aynı Bölgede Satış Yaparsa Ne Olur?
Ana firmanın sözleşmedeki yükümlülüğü dolanmak amacıyla bağlantılı başka bir şirket üzerinden aynı bölgede satış yaptığı ileri sürülebilir.
Bu durumda yalnızca şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olmasına değil, sözleşmenin kapsamına ve gerçekleştirilen işlemlerin gerçek niteliğine bakılması gerekir.
Her grup şirketi satışı otomatik olarak ihlal sayılmaz; ancak sözleşmedeki yükümlülüğün dolanılması iddiası somut delillerle incelenebilir.
İhlal Uzun Süredir Biliniyorsa Hak Kaybı Olur mu?
Bayinin ihlali uzun süre bilmesine rağmen hiçbir itirazda bulunmadan ilişkiyi aynı şekilde sürdürmesi daha sonraki uyuşmazlıkta önem taşıyabilir.
Bu nedenle bölge koruması ihlali öğrenildiğinde sözleşmenin ve olası hakların gecikmeden değerlendirilmesi yararlıdır.
Özellikle sözleşmedeki bildirim ve fesih süreleri kaçırılmamalıdır.
Bayilik Sözleşmesinde Tahkim Şartı Varsa Nerede Dava Açılır?
Sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunması hâlinde uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine tahkim yoluyla çözülmesi gerekebilir.
Ayrıca yetki şartı veya yabancı hukuk seçimi bulunabilir.
Bu nedenle bölge ihlali konusunda işlem yapılmadan önce sözleşmenin uyuşmazlık çözüm maddesi mutlaka incelenmelidir.
Yabancı Ana Firma ile Yapılan Bayilik Sözleşmesinde Ne Olur?
Yabancı şirketlerle yapılan distribütörlük ve bayilik sözleşmelerinde uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme veya tahkim yeri özellikle önemlidir.
Örneğin Türkiye’deki bayi ile yabancı üretici arasındaki sözleşmede yabancı hukuk seçilmiş veya uluslararası tahkim öngörülmüş olabilir.
Bu durumda doğrudan Türk mahkemelerinde dava açılabileceği varsayılmamalıdır.
Bayilik ile Distribütörlük Arasında Bölge Koruması Bakımından Fark Var mı?
Her sözleşmenin adı tek başına hukuki niteliğini belirlemez. “Bayi”, “distribütör”, “yetkili satıcı” veya “ana bayi” ifadeleri kullanılabilir.
Asıl önemli olan tarafların hak ve yükümlülükleridir.
Bu nedenle sözleşmede “distribütör” yazması otomatik olarak münhasır bölge hakkı bulunduğu anlamına gelmediği gibi “bayi” yazması da böyle bir hakkın bulunmadığı anlamına gelmez.
Bölge İhlalinde İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?
Somut olayda ihtiyati tedbir koşulları bulunuyorsa değerlendirilebilir. Ancak bayinin yalnızca “başka bayi açıldı” demesiyle faaliyetlerin otomatik olarak durdurulması beklenmemelidir.
Sözleşmedeki açık münhasırlık hükmü, ihlalin niteliği, devam eden zarar ve gecikmenin yaratacağı tehlike önem taşır.
Tedbir talebinin ölçülü ve korunmak istenen hakla bağlantılı olması gerekir.
Yeni Bayinin Faaliyeti Mahkeme Kararıyla Durdurulabilir mi?
Her bölge ihlalinde yeni bayinin kapatılacağı veya bütün satışlarının durdurulacağı söylenemez.
Talep edilen tedbirin tarafları, sözleşmenin yalnızca ana firma ile mevcut bayi arasında bağlayıcı olup olmadığı ve üçüncü kişinin hukuki konumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle dava ve tedbir talepleri hazırlanırken yeni bayinin hukuki pozisyonu göz ardı edilmemelidir.
Bölge Koruması İhlalinde En Büyük Hata Nedir?
En önemli hatalardan biri sözleşmeyi incelemeden doğrudan “bölgem ihlal edildi” sonucuna varmaktır.
Bayi önce münhasırlığın gerçekten bulunup bulunmadığını belirlemelidir. Ardından ihlalin hangi satış kanalıyla gerçekleştiği, sözleşmedeki istisnalar, ihlal dönemi ve gerçek ekonomik zarar tespit edilmelidir.
Diğer önemli hata ise delillerin zamanında toplanmamasıdır. Yeni bayinin satış faaliyetleri, müşteri yönlendirmeleri ve ana firmanın açıklamaları sonradan ispat edilmesi zor hâle gelebilir.
Bayilik Sözleşmesinde Bölge Koruması İhlal Edilirse Ne Yapılabilir?
Bölge koruması ihlal edildiğinde izlenecek yol sözleşmenin içeriğine göre belirlenmelidir. İlk aşamada münhasırlık maddesi, faaliyet bölgesi, ana firmanın doğrudan satış hakkı, internet satışları, ulusal müşteriler, yeni bayi atama yetkisi, satış hedefleri, fesih hükümleri ve cezai şart birlikte incelenmelidir.
İhlal tespit edildiğinde sözleşmeye göre ihbar veya ihtar süreci işletilebilir, ihlalin sona erdirilmesi istenebilir, şartları oluşmuşsa sözleşmenin feshi değerlendirilebilir ve ortaya çıkan zararlar için tazminat talep edilebilir. Acil ve devam eden zarar tehlikesi bulunan durumlarda ihtiyati tedbir seçenekleri de gündeme gelebilir.
Ancak bayinin güçlü bir hukuki pozisyon oluşturabilmesi için yalnızca sözleşme ihlalini değil, ihlalin ticari sonuçlarını da belgeleyebilmesi önemlidir.
Örneğin İzmir’deki münhasır bayinin bölgesine ikinci bayi atanmışsa hangi müşterilerin kaybedildiği, satışların hangi tarihten itibaren düştüğü, yeni bayinin hangi faaliyetleri yürüttüğü ve bayinin gerçek kâr kaybının ne olduğu somut veriler üzerinden ortaya konulmalıdır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, bayilik ve distribütörlük uyuşmazlıklarında yalnızca “bölge koruması var mı?” sorusunun değil, korumanın ürün, müşteri, satış kanalı ve coğrafi alan bakımından sınırlarının sözleşmenin tamamı üzerinden belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK ile Bayilik ve Distribütörlük Uyuşmazlıkları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde bayilik ve distribütörlük ilişkilerinde bölge korumasının ihlali, aynı bölgede ikinci bayi açılması, doğrudan satış, müşteri portföyünün başka bayiye yönlendirilmesi, satış hedefleri, sözleşmenin feshi ve tazminat talepleri önemli ticari uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinin incelenmesi, münhasır bölge uyuşmazlıkları, sözleşmeye aykırılık, ihtar ve fesih süreçleri, ihtiyati tedbir ve ticari zararların talep edilmesine ilişkin süreçlerde hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Bayilik sözleşmesinde bölge yazması münhasırlık için yeterli midir?
Her zaman değildir. Faaliyet bölgesinin belirlenmesi ile bölgenin yalnızca bir bayiye münhasır olarak verilmesi farklıdır. Sözleşmenin tamamı incelenmelidir.
2. Ana firma benim bölgeme ikinci bayi açabilir mi?
Sözleşmede münhasır bölge koruması varsa ikinci bayi atanması sözleşmeye aykırılık oluşturabilir. Ancak ana firmaya tanınmış istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.
3. Ana firmanın internetten bölgeme satış yapması ihlal midir?
Her zaman değil. E-ticaret ve doğrudan satış haklarının sözleşmede nasıl düzenlendiğine bakılmalıdır.
4. Başka bölgedeki bayi benim müşterime satış yapabilir mi?
Sözleşmedeki bölge korumasının kapsamı ve rekabet hukuku kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Aktif ve pasif satışlar bakımından farklı sonuçlar doğabilir.
5. Bölge ihlali nedeniyle sözleşmeyi hemen feshedebilir miyim?
Her ihlal otomatik olarak derhâl fesih hakkı doğurmaz. Sözleşmedeki fesih prosedürü ve ihlalin ağırlığı incelenmelidir.
6. Kaybettiğim satışların tamamını tazminat olarak isteyebilir miyim?
Ciro kaybının tamamı otomatik olarak zarar değildir. Gerçek zarar ve yoksun kalınan kâr somut ticari veriler üzerinden hesaplanmalıdır.
7. Bölge koruması yalnızca sözlü olarak verildiyse hak talep edilebilir mi?
Yazışmalar, ticari uygulamalar ve diğer deliller önem taşıyabilir. Ancak yazılı sözleşmenin içeriği özellikle belirleyicidir.
8. Sözleşmede cezai şart varsa ayrıca zararımı isteyebilir miyim?
Cezai şartın kapsamı ve zarar talebiyle ilişkisi sözleşme hükümleri ve uygulanacak hukuk çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
9. Yeni bayinin faaliyetinin durdurulması için ihtiyati tedbir alınabilir mi?
Kanuni şartların bulunması hâlinde ihtiyati tedbir değerlendirilebilir; ancak tedbir otomatik değildir ve talebin ölçülü olması gerekir.
10. Bölge koruması ihlalini öğrendiğimde ilk ne yapmalıyım?
Bayilik sözleşmesi, ek protokoller ve yazışmalar incelenmeli; ihlali gösteren satış, reklam ve müşteri kayıtları korunmalı ve sözleşmedeki bildirim ile fesih süreleri gecikmeden kontrol edilmelidir.
Uzman Hukuki Destek
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde hizmet veren FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinde münhasır bölge hakkının ihlali nedeniyle ortaya çıkan ticari uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, özellikle aynı bölgede ikinci bayi atanması, doğrudan satış yapılması, müşteri portföyünün başka bayiye aktarılması, bölgenin tek taraflı daraltılması, bayilik sözleşmesinin feshi, cezai şart, kâr kaybı ve tazminat taleplerine ilişkin süreçlerde hukuki destek sunmaktadır.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Kule Plaza, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr




