
Kötü Niyet Tazminatı Hangi İcra Davalarında Talep Edilebilir? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
İtiraz Edilen İcra Dosyasında Alacağın En Hızlı Tahsil Yolu Nedir? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026Borçlunun icra takibine itiraz etmesi, özellikle ilamsız icra takiplerinde alacak tahsilini geciktirmek amacıyla kullanılan en yaygın yöntemlerden biridir. Borçlu ödeme emrine süresi içinde itiraz ettiğinde takip durur. Ancak bu durum borcun ortadan kalktığı veya alacaklının artık tahsilat yapamayacağı anlamına gelmez. Adalet Bakanlığı kaynaklarında da süresinde yapılan itiraz üzerine takibin duracağı ve alacaklının itirazı bertaraf etmek için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarından birine başvurabileceği açıklanmaktadır. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
2026 itibarıyla alacaklının yapması gereken en önemli şey, borçlunun itirazından sonra beklemek değil; eldeki belgelere göre doğru hukuki yolu hızla belirlemektir. İİK m.68 kapsamında güçlü bir belge mevcutsa itirazın kaldırılması, daha geniş bir yargılama gerekiyorsa İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası gündeme gelebilir. Ayrıca alacak likitse ve diğer şartlar gerçekleşmişse %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edilmesi de değerlendirilmelidir.
Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun süresi içerisinde yaptığı itiraz, icra takibini durdurur.
Bunun pratik sonucu önemlidir.
Takip durmuşsa alacaklı kural olarak bu takip üzerinden doğrudan haciz aşamasına geçemez. Öncelikle borçlunun itirazının hükümden düşürülmesi gerekir.
Dolayısıyla borçlunun:
“Borca, faize, ferilerine ve tüm takip talebine itiraz ediyorum.”
şeklinde bir dilekçe vermesi, alacaklı açısından tahsilat sürecinin bittiği anlamına gelmez. Yalnızca takip içerisinde aşılması gereken yeni bir hukuki engel ortaya çıkar.
Borçlu Sırf Süreci Uzatmak İçin İtiraz Edebilir mi?
Borçlunun ödeme emrine itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca itiraz edilmiş olması, tek başına borçlunun kötü niyetli olduğunu göstermez.
Ancak borç açıkça mevcut olduğu hâlde borçlu yalnızca tahsilatı geciktirmek amacıyla itiraz etmiş olabilir.
Örneğin borçlu daha önce yazılı olarak:
“3.500.000 TL borcumu 30 Haziran 2026 tarihinde ödeyeceğim.”
demiş, ödeme yapmamış ve ardından icra takibinde:
“Alacaklıya herhangi bir borcum bulunmamaktadır.”
şeklinde itiraz etmiş olabilir.
Bu durumda borç kabulü, sözleşmeler, banka kayıtları, cari hesap mutabakatları ve diğer deliller alacaklının açacağı davada büyük önem taşıyabilir.
Alacaklının Önünde Hangi Hukuki Yollar Vardır?
Borçlunun itirazından sonra temel olarak iki önemli yol bulunmaktadır:
İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali davası.
Hangi yolun kullanılacağı özellikle alacaklının elindeki belgelere göre belirlenmelidir.
Adalet Bakanlığı’nın icra hukuku açıklamasında da alacaklının İİK m.68 veya m.68/b kapsamında belgeye sahip olması hâlinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebileceği; bunun dışındaki durumlarda itirazın iptali davasının gündeme geleceği belirtilmektedir. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
1. İtirazın Kaldırılması Yoluna Başvurulabilir
Alacaklının elinde İİK m.68 kapsamında değerlendirilebilecek güçlü belgeler varsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılması talep edilebilir.
Bu yolun önemli avantajlarından biri, genel mahkemede yürütülen tam kapsamlı bir alacak davasına göre daha sınırlı inceleme yapılmasıdır.
Ancak her belge itirazın kaldırılması için yeterli değildir.
İİK m.68 kapsamında özellikle imzası ikrar edilmiş adi senet, noter senedi, resmî makamlar önünde borç ikrarını içeren belgeler ve kanunda belirtilen diğer belgeler önem taşır. Adalet Bakanlığı kaynağı da icra mahkemesinin incelemesinin büyük ölçüde İİK m.68 ve m.68/b kapsamındaki belgelerle sınırlı olduğunu belirtmektedir. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
İtirazın Kaldırılması İçin Süre Ne Kadardır?
Bu noktada alacaklının hızlı hareket etmesi gerekir.
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılması talep edilmelidir. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
Dolayısıyla borçlunun itirazından sonra dosyanın aylarca bekletilmesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Alacaklının ilk yapması gerekenlerden biri:
“İtiraz bana hangi tarihte tebliğ edildi?”
sorusunun cevabını kesin olarak belirlemektir.
2. İtirazın İptali Davası Açılabilir
Alacaklının elindeki belgeler İİK m.68 kapsamında itirazın kaldırılmasına elverişli değilse veya uyuşmazlığın daha geniş delil incelemesiyle çözülmesi gerekiyorsa itirazın iptali davası açılabilir.
İİK m.67 uyarınca alacaklı, itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde mahkemeye başvurarak genel hükümler çerçevesinde alacağının varlığını ispat edip itirazın iptalini isteyebilir. Adalet Bakanlığı kaynakları da bir yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu belirtmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Dava kazanıldığında duran icra takibinin devamı sağlanabilir.
İtirazın İptali Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
İtirazın kaldırılmasına göre çok daha geniş bir delil incelemesi yapılabilir.
Somut uyuşmazlığa göre:
sözleşmeler, faturalar, sevk irsaliyeleri, teslim tutanakları, banka hareketleri, cari hesap kayıtları, ticari defterler, e-postalar, WhatsApp yazışmaları, borç ikrarları, ödeme planları, bilirkişi incelemesi ve diğer hukuka uygun deliller
kullanılabilir.
Özellikle şirketler arasındaki yüksek tutarlı ticari alacaklarda ticari defter ve kayıtlar ile banka hareketlerinin birlikte değerlendirilmesi önemli olabilir.
Fatura Varsa İtirazın Kaldırılması mı Açılmalıdır?
Her zaman değil.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri:
“Elimde fatura var, doğrudan icra mahkemesinden itirazı kaldırtırım.”
düşüncesidir.
Tek başına faturanın İİK m.68 anlamında itirazın kaldırılmasına yeterli belge olup olmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Adalet Bakanlığı’nın uzmanlık kaynağında da banka defter ve kayıtları veya sözleşmeye dayalı alacağın varlığı ya da miktarına ilişkin bazı uyuşmazlıkların icra mahkemesinin sınırlı inceleme yetkisi içerisinde çözülememesi hâlinde genel mahkemede itirazın iptali davası açılması gerektiği belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Bu nedenle yol seçimi belge analizi yapıldıktan sonra gerçekleştirilmelidir.
İcra İnkâr Tazminatı Talep Edilebilir mi?
Evet.
Borçlunun itirazının haksız çıkması ve diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde alacaklı icra inkâr tazminatı talep edebilir.
İİK m.67 kapsamında tazminatın güncel kanuni alt sınırı %20’dir.
Özellikle alacağın likit, yani borçlu tarafından miktarı belirlenebilir nitelikte olması önem taşır.
Örneğin borçlu:
“5.000.000 TL borcumu 15 Mayıs’ta ödeyeceğim.”
şeklinde yazılı borç kabulünde bulunmuş, buna rağmen ödeme emrine tamamen itiraz etmişse alacağın belirlenebilirliği bakımından güçlü bir durum ortaya çıkabilir.
10 Milyon TL Alacağa Haksız İtiraz Edilirse Ne Olur?
Örneğin alacaklı:
10.000.000 TL
tutarında ilamsız takip başlatmış olsun.
Borçlu borcun tamamına itiraz etmiş ve takip durmuş olsun.
Alacaklı itirazın iptali davasını kazanır, 10 milyon TL’nin tamamı yönünden tazminat koşulları gerçekleşir ve mahkeme %20 icra inkâr tazminatına hükmederse:
10.000.000 TL × %20 = 2.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Dolayısıyla yalnızca zaman kazanmak amacıyla yapılan haksız itiraz borçlu açısından önemli bir ek mali sonuç doğurabilir.
Borçlunun İtirazından Sonra İhtiyati Haciz Alınabilir mi?
Somut olayın şartları varsa ihtiyati haciz ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu konu özellikle borçlunun itirazdan sonra malvarlığını azaltmaya başladığı dosyalarda önemlidir.
Örneğin borçlu:
taşınmazlarını satmaya,
araçlarını devretmeye,
banka hesaplarını boşaltmaya,
şirket hisselerini devretmeye
başlamış olabilir.
Bu durumda yalnızca itirazın iptali davasının sonucunu beklemek tahsilat bakımından risk yaratabilir.
İhtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı İİK m.257 ve devamı hükümlerine göre ayrıca incelenmelidir.
Borçlunun Mallarını Kaçırdığı Fark Edilirse Ne Yapılmalıdır?
İtirazın ardından borçlunun malvarlığı hareketleri yakından takip edilmelidir.
Örneğin borçlu takipten hemen sonra evini kardeşine, aracını arkadaşına veya şirket hisselerini yakınına devretmiş olabilir.
Bu durumda şartlarına göre:
tasarrufun iptali davası, muvazaa iddiası, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir
gibi hukuki yollar ayrıca gündeme gelebilir.
Burada önemli olan, itirazın iptali davası ile mal kaçırmaya karşı alınacak önlemleri birbirinden bağımsız düşünmemektir.
Alacaklı davayı iki yıl sonra kazansa bile borçlunun üzerinde haczedilecek hiçbir mal kalmamışsa kazanılan kararın fiilen tahsil edilmesi zorlaşabilir.
Borçlunun Banka Hesaplarını Boşaltması Hâlinde Ne Yapılabilir?
Borçlunun takipten sonra hesaplarındaki parayı üçüncü kişilere aktarması tek başına her durumda hukuka aykırı tasarruf anlamına gelmez.
Ancak transferlerin:
yakın akrabalara,
ortaklara,
ilişkili şirketlere,
gerçek bir borç ilişkisi bulunmayan kişilere
yapılması hâlinde işlemlerin hukuki niteliğinin araştırılması gerekebilir.
Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda takip ile dava süreci yürütülürken borçlunun malvarlığı araştırmasının da eş zamanlı yapılması tahsilat stratejisinin önemli bir parçasıdır.
Borçlu İtiraz Ettikten Sonra Malvarlığı Araştırması Yapılabilir mi?
Takip durmuşsa doğrudan haciz yetkilerinin kullanılabilmesi bakımından itirazın etkisi dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte alacaklının elindeki hukuki imkânlar ve dava sürecinde talep edilebilecek geçici hukuki korumalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlunun:
taşınmazları,
araçları,
şirket ortaklıkları,
üçüncü kişilerdeki alacakları,
ticari faaliyetleri
tahsilat planlamasında önem taşıyabilir.
Amaç yalnızca davayı kazanmak değil, karar kazanıldığında alacağı fiilen tahsil edebilmektir.
Ticari Alacaklarda Zorunlu Arabuluculuk Unutulmamalıdır
Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda itirazın iptali davasından önce dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir.
Adalet Bakanlığı, ticari uyuşmazlıklar bakımından itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun açıkça düzenlendiğini belirtmektedir. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)
Dolayısıyla ticari bir alacak nedeniyle itirazın iptali davası açılacaksa dava şartı arabuluculuk süreci mutlaka kontrol edilmelidir.
Üstelik itirazın iptali için geçerli bir yıllık hak düşürücü süre bakımından da süreç dikkatle yönetilmelidir. Adalet Bakanlığı’nın uzmanlık kaynağında ticari uyuşmazlıklarda bu süre içerisinde dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerektiği özellikle belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Borçlu İtirazını Geri Çekerse Ne Olur?
Borçlu daha sonra itirazından vazgeçebilir.
Bu durumda itiraz nedeniyle duran takibin devamı gündeme gelir. Nitekim UYAP’ta yayımlanan bir kararda, borçluların icra takibine yaptıkları itirazdan vazgeçmeleri sonucunda takibin kesinleştiği ve açılmış itirazın iptali davasının konusuz kaldığı kabul edilmiştir. (Mevzuat)
Bu nedenle dava devam ederken borçlunun icra dosyasında yaptığı işlemler de takip edilmelidir.
İtirazın Kaldırılması mı, İtirazın İptali mi Daha Hızlıdır?
Genel olarak icra mahkemesindeki itirazın kaldırılması yolu daha sınırlı incelemeye dayandığından pratikte önemli bir avantaj sağlayabilir.
Ancak:
“Daha hızlı olduğu için mutlaka itirazın kaldırılmasına gidelim.”
yaklaşımı doğru değildir.
Çünkü elinizde İİK m.68 kapsamında uygun belge yoksa icra mahkemesinden olumlu sonuç alınamayabilir.
Bu nedenle önce belge, sonra yol seçimi yapılmalıdır.
Alacaklı Süreci Hızlandırmak İçin İlk 7 Günde Ne Yapmalıdır?
Borçlunun itirazı öğrenildiğinde öncelikle itirazın tam metni ve tebliğ tarihi tespit edilmelidir. Ardından takip dayanağı sözleşme, senet, fatura, banka dekontları, cari hesap mutabakatları ve borç kabulü içeren yazışmalar tek dosyada toplanmalıdır.
Sonrasında alacağın İİK m.68 kapsamında belgeye dayanıp dayanmadığı belirlenmeli; itirazın kaldırılması mümkün değilse itirazın iptali davası hazırlanmalıdır.
Ticari uyuşmazlık söz konusuysa zorunlu arabuluculuk süreci de geciktirilmemelidir.
Borçlunun mal kaçırma riski varsa aynı anda ihtiyati haciz ve diğer geçici hukuki koruma seçenekleri değerlendirilmelidir.
Bu yaklaşım, borçlunun itiraz ederek kazanmaya çalıştığı zamanı önemli ölçüde etkisizleştirebilir.
Örnek: Borçlu 20 Milyon TL Borca İtiraz Edip Mallarını Devrediyor
Bir şirketin başka bir şirketten 20.000.000 TL ticari alacağı bulunduğunu düşünelim.
Alacaklı ilamsız icra takibi başlatmıştır.
Borçlu şirket borcun tamamına itiraz etmiş ve takip durmuştur.
Alacaklı yaptığı incelemede borçlunun:
iki taşınmazını satışa çıkardığını,
şirket araçlarını ilişkili şirkete devretmeye başladığını,
banka hesaplarındaki parayı başka hesaplara aktardığını
tespit etmiş olsun.
Bu durumda yalnızca:
“İtirazın iptali davası açalım ve sonucu bekleyelim.”
yaklaşımı tahsilat bakımından yetersiz kalabilir.
Bir taraftan itirazın iptali veya belgeler uygunsa itirazın kaldırılması yoluna gidilirken diğer taraftan ihtiyati haciz koşulları ve malvarlığı hareketlerinin hukuki sonuçları değerlendirilmelidir.
Çünkü alacak hukukunda davayı kazanmak ile parayı tahsil etmek aynı şey değildir.
Borçlunun Süreci Uzatma Stratejisine Karşı Tahsilat Stratejisi Nasıl Kurulmalıdır?
Borçlunun itirazına karşı alacaklının yalnızca dava açması değil, bütün tahsilat sürecini birlikte planlaması gerekir.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle yüksek tutarlı icra dosyalarında itirazın iptali veya kaldırılması süreci ile borçlunun malvarlığının korunmasına yönelik hukuki tedbirlerin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Örneğin 30 milyon TL’lik bir alacakta iki yıl sonunda itirazın iptali davasının kazanılması tek başına yeterli olmayabilir. Borçlunun bu süre içerisinde tüm haczedilebilir malvarlığını elden çıkarmış olması tahsilatı ciddi biçimde zorlaştırabilir.
Bu nedenle doğru hedef:
“Davayı kazanmak” değil, “alacağı mümkün olan en kısa sürede fiilen tahsil etmek” olmalıdır.
2026’da İtirazın İptali Süresi Değişti mi?
2026 itibarıyla yürürlükteki İİK m.67 bakımından itirazın iptali davası için süre bir yıldır.
Ancak yeni Cebrî İcra Kanunu çalışmalarında bu sürenin değiştirilmesine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Adalet Dergisi’nin 2026 tarihli değerlendirmesinde de yürürlükteki İİK m.67/1’de sürenin bir yıl olduğu, Cebrî İcra Kanunu Taslağı’nda ise sürenin altı aya indirilmesinin öngörüldüğü belirtilmektedir. (Adalet Dergisi)
Burada çok önemli ayrım şudur:
Taslak düzenleme yürürlükteki kanun değildir.
Dolayısıyla 2026 itibarıyla mevcut dosyalarda yürürlükteki İİK hükümleri esas alınmalıdır.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da İcra Takibine İtiraz Süreçleri
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere ticari alacakların yoğun olduğu şehirlerde borçluların ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurması sık karşılaşılan bir durumdur.
Özellikle şirketler arasındaki fatura alacakları, cari hesap borçları, mal ve hizmet satışları, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar, kira ve yüksek tutarlı ticari borçlarda itiraz sonrasında izlenecek hukuki yol dosyanın belgelerine göre belirlenmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, icra takibine itiraz, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz, malvarlığı araştırması ve yüksek tutarlı alacakların tahsili süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Borçlu icra takibine itiraz ederse takip tamamen biter mi?
Hayır. Süresinde yapılan itiraz ilamsız takibi durdurur. Alacaklı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluyla itirazı bertaraf edebilir. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
2. Borçlu sırf zaman kazanmak için itiraz ederse ne yapılabilir?
Alacaklı, elindeki belgelere göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir. Şartları varsa icra inkâr tazminatı da talep edilebilir.
3. İtirazın iptali davası kaç yıl içinde açılır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmalıdır. (Adalet Bakanlığı)
4. İtirazın kaldırılması için süre ne kadardır?
İtirazın tebliğinden itibaren altı aydır. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
5. Fatura varsa doğrudan itirazın kaldırılması istenebilir mi?
Her durumda değil. İİK m.68 kapsamında uygun belge bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
6. Haksız itiraz eden borçludan tazminat alınabilir mi?
Şartları gerçekleşirse %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
7. Borçlu itirazdan sonra mallarını kaçırmaya başlarsa ne yapılabilir?
İhtiyati haciz, tasarrufun iptali, muvazaa ve somut olayın niteliğine göre diğer geçici hukuki korumalar değerlendirilmelidir.
8. Ticari itirazın iptali davasından önce arabuluculuk gerekir mi?
Ticari uyuşmazlıklarda itirazın iptali davaları dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. (BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ)
9. Borçlu itirazını geri çekebilir mi?
Evet. İtirazdan vazgeçilmesi sonucunda takip devam edebilir; somut dosyada açılmış davanın durumu ayrıca değerlendirilir. (Mevzuat)
10. İtirazın iptali mi yoksa itirazın kaldırılması mı daha avantajlıdır?
Bu sorunun cevabı alacaklının elindeki belgelere bağlıdır. İİK m.68 kapsamında uygun belge varsa itirazın kaldırılması önemli bir seçenek olabilir; daha geniş delil incelemesi gerekiyorsa itirazın iptali davası tercih edilebilir. (Eğitim Dairesi Başkanlığı)
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
Borçlunun icra takibine itiraz etmesi alacaklının tahsilat imkânını ortadan kaldırmaz. Ancak itirazdan sonra yanlış hukuki yolun seçilmesi veya altı aylık ve bir yıllık sürelerin kontrol edilmemesi, tahsilat sürecinin gereksiz yere uzamasına ve hak kayıplarına yol açabilir.
Özellikle yüksek tutarlı alacaklarda itirazın bertaraf edilmesi ile borçlunun malvarlığının korunmasına yönelik işlemlerin birlikte planlanması gerekir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, icra takibine itiraz, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz, tasarrufun iptali ve ticari alacakların tahsili süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Borçlunun itirazından sonra uygulanacak yol; takip türüne, itirazın kapsamına, eldeki belgelere, alacağın niteliğine ve borçlunun malvarlığı durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.




