
İcra İnkâr Tazminatı Yüzde Kaçtır? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederek Süreci Uzatırsa Alacaklı Ne Yapmalıdır? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026İcra hukukunda kötü niyet tazminatı, gerçekte mevcut olmadığını bildiği veya takip hakkı bulunmadığını bilmesi gerektiği hâlde icra takibi başlatan ya da haksız ve kötü niyetli biçimde takibi sürdüren alacaklıya karşı borçluyu koruyan önemli yaptırımlardan biridir. Ancak kötü niyet tazminatı her icra uyuşmazlığında ve yalnızca davayı kazanmış olmakla otomatik olarak doğmaz.
2026 itibarıyla kötü niyet tazminatı bakımından özellikle İİK m.67’deki itirazın iptali davası ile İİK m.72 kapsamındaki menfi tespit uyuşmazlıkları önem taşımaktadır. Menfi tespit bakımından kanun, borçluyu dava açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, borçlunun talebi üzerine uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline ve bu zararın haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olamayacağına ilişkin özel düzenleme içermektedir. Yargıtay da haksızlığın tek başına yeterli olmadığını, kötü niyetin ayrıca bulunması gerektiğini kabul etmektedir. (İctihatlar)
Bu nedenle icra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Kötü Niyet Tazminatı Nedir?
Kötü niyet tazminatı, en basit ifadeyle alacaklının haksız ve kötü niyetli icra takibinin borçlu üzerinde yarattığı sonuçlara karşı kanunun öngördüğü özel tazminattır.
Örneğin bir kişi borcun tamamen ödendiğini bildiği hâlde aynı borç için icra takibi başlatıyorsa veya borçlu olmadığını bildiği bir kişiye karşı takip yapıyorsa kötü niyet tartışması gündeme gelebilir.
Fakat yalnızca:
“Alacaklı davayı kaybetti.”
demek kötü niyet tazminatı için yeterli değildir.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımında, özellikle İİK m.72 bakımından takibin hem haksız hem kötü niyetli olması gerekir ve kötü niyetin ispat yükü bunu ileri süren borçlu üzerindedir. (İctihatlar)
1. İtirazın İptali Davasında Kötü Niyet Tazminatı Talep Edilebilir mi?
Evet.
İİK m.67 kapsamında borçlu ödeme emrine itiraz ettikten sonra alacaklı itirazın iptali davası açabilir.
Davanın sonucunda iki farklı tazminat ihtimali ortaya çıkabilir:
Alacaklı davayı kazanırsa: Şartları bulunuyorsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatı gündeme gelir.
Borçlu davayı kazanırsa: Takibi başlatan alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu ortaya çıkarsa borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.
Dolayısıyla iki kavram birbirinin aynısı değildir.
İcra inkâr tazminatı → esas olarak haksız itiraz eden borçluya karşı
Kötü niyet tazminatı → haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklıya karşı
uygulanan yaptırım olarak düşünülebilir.
İtirazın İptali Davasının Reddedilmesi Kötü Niyet Tazminatı İçin Yeterli midir?
Hayır.
Bu nokta son derece önemlidir.
Alacaklının itirazın iptali davasını kaybetmesi, icra takibinin sonuç itibarıyla haksız olduğunu gösterebilir. Fakat haksızlık ile kötü niyet aynı kavram değildir.
Alacaklı gerçekten alacağı bulunduğuna inanmış ancak mahkeme delilleri farklı değerlendirmiş olabilir.
Örneğin alacak miktarı:
bilirkişi incelemesine,
karmaşık cari hesap kayıtlarına,
sözleşme yorumuna,
ayıp oranının belirlenmesine
bağlı olabilir.
Mahkemenin sonuçta alacağın bulunmadığına karar vermesi, alacaklının başlangıçtan itibaren kötü niyetli olduğunu otomatik olarak göstermez.
2. Menfi Tespit Davasında Kötü Niyet Tazminatı Talep Edilebilir mi?
Evet. Uygulamada kötü niyet tazminatının en önemli alanlarından biri menfi tespit davasıdır.
Borçlu:
“Bu icra dosyasında takip edilen borcu borçlu değilim.”
iddiasıyla İİK m.72 kapsamında menfi tespit davası açabilir.
Dava borçlu lehine sonuçlanır ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlunun talebi üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
Yargıtay kararlarında şartlar açık biçimde ortaya konulmaktadır: borçluya karşı bir icra takibi bulunmalı, menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanmalı, takip haksız ve kötü niyetli olmalı ve borçlunun tazminat talebi bulunmalıdır. (İctihatlar)
Menfi Tespit Davasında Alacağın Likit Olması Gerekir mi?
Hayır.
Bu durum icra inkâr tazminatıyla kötü niyet tazminatı arasındaki önemli farklardan biridir.
Yargıtay açık biçimde, İİK m.72/5 kapsamında menfi tespit davasında borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olmasının gerekmediğini kabul etmektedir.
Alacak likit olsun veya olmasın, takip haksız ve kötü niyetliyse ve diğer şartlar gerçekleşmişse kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir. (İctihatlar)
Menfi Tespit Davasından Önce İcra Takibi Yoksa Kötü Niyet Tazminatı Alınabilir mi?
İİK m.72/5 kapsamındaki bu tazminat bakımından hayır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, menfi tespit davasından önce davacıya karşı icra takibi başlatılmamış olması nedeniyle kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. (Son Karar)
Çünkü kanunun koruduğu durum, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan haksız ve kötü niyetli icra takibidir.
Dolayısıyla henüz hiçbir icra takibi yokken yalnızca borçlu olmadığının tespiti için dava açılmışsa İİK m.72/5’teki özel kötü niyet tazminatı koşulları oluşmayabilir.
3. İstirdat Davasında Kötü Niyet Tazminatı Gündeme Gelebilir mi?
İstirdat davası, borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında ödeme yapan kişinin ödediği parayı geri istemesine yönelik özel dava türüdür.
İİK m.72 kapsamında menfi tespit ve istirdat kurumları aynı maddede düzenlenmektedir. Ancak kötü niyet tazminatı talebinin hukuki dayanağı ve koşulları somut dosyanın hangi aşamada bulunduğuna göre dikkatle kurulmalıdır.
Yargıtay kararlarında menfi tespit ve istirdat taleplerinin birlikte değerlendirildiği dosyalarda da alacaklının takipte kötü niyetli olup olmadığı ayrıca incelenmektedir. (Yargıtay Kararları)
Dolayısıyla istirdat uyuşmazlığında:
“Borçlu olmadığım parayı geri aldım, otomatik olarak ayrıca %20 kötü niyet tazminatı da alırım.”
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
4. Sahte veya Borçluya Ait Olmayan Senet Takibe Konulursa Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir mi?
Somut olayın şartlarına göre evet ve bu tür dosyalar kötü niyet değerlendirmesi bakımından oldukça önemlidir.
Örneğin borçlu:
“Bonodaki imza bana ait değil.”
diyebilir.
Yapılan grafolojik incelemede imzanın gerçekten borçluya ait olmadığı tespit edilebilir.
Ancak burada dahi mahkeme alacaklının kötü niyetli olup olmadığını ayrıca değerlendirmelidir. Yargıtay, imzanın borçluya ait olmadığı bir uyuşmazlıkta kötü niyetin nasıl oluştuğu tartışılmadan doğrudan tazminata hükmedilmesini doğru bulmamıştır. (AVEVRAK)
Dolayısıyla sahte imza tespiti güçlü bir olgu olmakla birlikte, tazminat bakımından kötü niyet değerlendirmesi ayrıca yapılır.
5. Bedelsiz Senet Takibe Konulursa Kötü Niyet Tazminatı Alınabilir mi?
Şartları varsa evet.
Örneğin alacaklı, teminat amacıyla aldığı ve gerçekte bedelsiz olduğunu bildiği bir bonoyu buna rağmen icra takibine koymuş olabilir.
Yargıtay’ın önüne gelen bir olayda işverenin işe giriş sırasında aldığı bedelsiz bonoyu takibe koymasının kötü niyet oluşturduğu kabul edilmiştir. (İctihatlar)
Bu tür dosyalarda senedin hangi amaçla verildiğinin ispatı büyük önem taşır.
6. Ödenmiş Borç İçin İcra Takibi Yapılırsa Kötü Niyet Tazminatı İstenebilir mi?
Bu durum kötü niyet tazminatının gündeme gelebileceği en tipik örneklerden biridir.
Örneğin:
Borç: 2.000.000 TL
Ödeme tarihi: 1 Mart 2026
Alacaklının ödeme bilgisi: mevcut
İcra takibi: 15 Mart 2026
Alacaklı 1 Mart’ta parayı tamamen tahsil etmiş olmasına rağmen 15 Mart’ta aynı borç için icra takibi başlatmışsa, takibin hem haksızlığı hem de kötü niyetli olup olmadığı güçlü biçimde gündeme gelir.
Ancak ödeme yapıldığını bilmeyen veya ödeme konusunda objektif uyuşmazlığı bulunan alacaklı açısından sonuç farklı olabilir.
7. Borcun Bir Kısmı Ödendiği Hâlde Tamamı İçin Takip Yapılırsa Ne Olur?
Kötü niyet değerlendirmesi takip edilen miktarın tamamı bakımından değil, haksız takip edilen bölüm bakımından gündeme gelebilir.
Örneğin toplam borç:
5.000.000 TL
olsun.
Borçlu daha önce:
3.000.000 TL
ödeme yapmış ve alacaklı bu ödemeyi açıkça biliyor olsun.
Buna rağmen alacaklı 5 milyon TL’nin tamamı için takip başlatırsa ödenmiş 3 milyon TL’lik bölüm bakımından haksız ve kötü niyetli takip iddiası ortaya çıkabilir.
8. Borçlu Olmadığı Bilinen Kişiye Takip Yapılması
Bir şirketin borcu nedeniyle şirket ortağına, müdürüne veya başka bir kişiye kişisel olarak takip yapılması bazı durumlarda kötü niyet tartışması yaratabilir.
Örneğin limited şirketin 10 milyon TL ticari borcu bulunmaktadır.
Alacaklı hiçbir şahsi kefalet veya kişisel sorumluluk sebebi bulunmadığını bildiği hâlde şirket ortağını şahsen borçlu göstererek icra takibi başlatmış olabilir.
Mahkeme, alacaklının kişinin borçlu olmadığını bildiği hâlde takip yaptığını tespit ederse kötü niyet tazminatı koşulları değerlendirilebilir.
Kötü Niyet Nasıl İspatlanır?
Bu davaların en kritik noktası budur.
Kötü niyet çoğu zaman doğrudan:
“Ben kötü niyetle takip yaptım.”
şeklindeki bir belgeyle ispatlanmaz.
Mahkeme olayların bütününü değerlendirir.
Örneğin alacaklının ödeme dekontunu teslim almış olması, ibraname imzalaması, borcun bulunmadığını gösteren önceki yazışmalar, borcun ödendiğinin açıkça bildirilmesi, bedelsiz senedin niteliğinin bilinmesi veya borçlu olmayan kişiye bilinçli biçimde takip yapılması kötü niyetin ispatında önem taşıyabilir.
Yargıtay’a göre kötü niyetin ispat yükü kural olarak borçluya aittir. (İctihatlar)
Takibin Haksız Olması Tek Başına Yeterli midir?
Hayır.
Bu konu özellikle vurgulanmalıdır.
Haksız takip ≠ otomatik kötü niyetli takip
Alacaklı dava sonunda haksız çıkabilir fakat takibi başlatırken alacağının bulunduğuna ilişkin makul hukuki ve fiilî nedenlere sahip olabilir.
Yargıtay’ın yaklaşımına göre kötü niyet tazminatı için takibin haksız olmasının yanında kötü niyet de bulunmalıdır. (İctihatlar)
Bu nedenle kötü niyet tazminatı, kaybedilen her icra takibinin otomatik sonucu değildir.
Kötü Niyet Tazminatı Yüzde Kaçtır?
İİK m.72/5 kapsamındaki kötü niyet tazminatında kanun:
haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olamayacağını
düzenlemektedir. (İctihatlar)
Örneğin kötü niyetli olduğu belirlenen takip tutarı:
5.000.000 TL
ise %20 üzerinden:
1.000.000 TL
tazminat gündeme gelebilir.
Takip tutarı:
20.000.000 TL
ise %20:
4.000.000 TL
seviyesine ulaşır.
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı ticari takiplerde kötü niyet tazminatı ekonomik açıdan oldukça önemli olabilir.
Kötü Niyet Tazminatı %40 mı %20 mi?
Güncel kanuni alt sınır %20’dir.
Eski Yargıtay kararlarında %40 oranına rastlanmasının nedeni eski kanun düzenlemesidir. 6352 sayılı Kanun değişikliğinden sonra alt sınır %20’ye indirilmiştir. Yargıtay kararlarında da değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonraki hukuki durumlarda %20 oranı esas alınmaktadır. (İctihatlar)
Dolayısıyla eski içtihatlar okunurken karar tarihi ve uygulanacak kanun metni mutlaka kontrol edilmelidir.
Kötü Niyet Tazminatı Kendiliğinden Verilir mi?
Hayır.
Borçlunun talepte bulunması gerekir.
İİK m.72/5 açıkça borçlunun “talebi üzerine” tazminata karar verileceğini düzenlemektedir. Yargıtay da kötü niyet tazminatı koşulları arasında açık bir talebin bulunmasını aramaktadır. (İctihatlar)
Bu nedenle dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinin unutulmaması gerekir.
İcra İnkâr Tazminatı ile Kötü Niyet Tazminatı Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki kavram uygulamada sık karıştırılmaktadır.
| Konu | İcra İnkâr Tazminatı | Kötü Niyet Tazminatı |
|---|---|---|
| Genellikle kime karşı? | Borçluya | Alacaklıya |
| Temel sebep | Haksız itiraz | Haksız ve kötü niyetli takip |
| Kötü niyet şart mı? | Genel olarak hayır | Evet |
| Alt sınır | %20 | %20 |
| Talep gerekli mi? | Evet | Evet |
| Tipik dava | İtirazın iptali | Menfi tespit / İİK m.67 kapsamındaki karşı tazminat |
Bu ayrım dava stratejisinin kurulmasında önemlidir.
Örnek: Ödenmiş 10 Milyon TL Borcun Yeniden Takibe Konulması
Bir şirketin diğer şirkete 10.000.000 TL borcu bulunduğunu düşünelim.
Borçlu banka havalesiyle 10 milyon TL’nin tamamını ödemiş ve alacaklı:
“Borç tamamen tahsil edilmiştir.”
şeklinde yazılı ibraname vermiş olsun.
Buna rağmen alacaklı üç ay sonra aynı borca dayanarak 10 milyon TL icra takibi başlatırsa borçlu menfi tespit davası açabilir.
Mahkeme:
borcun ödendiğini,
alacaklının ödemeyi bildiğini,
buna rağmen takibi başlattığını
tespit ederse takibin haksız ve kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşılması gündeme gelebilir.
Şartların tamamının gerçekleşmesi ve talep bulunması hâlinde %20 alt sınır üzerinden:
10.000.000 TL × %20 = 2.000.000 TL
kötü niyet tazminatı söz konusu olabilir.
Kötü Niyet Tazminatı Davalarında Delil Stratejisi Neden Önemlidir?
Borçlu yalnızca borcun bulunmadığını ispatlamakla yetinmemelidir. Tazminat isteniyorsa alacaklının bunu bildiğini veya somut olay itibarıyla kötü niyetle hareket ettiğini gösteren delillerin de dosyaya kazandırılması gerekir.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle menfi tespit ve haksız takip uyuşmazlıklarında borcun bulunmadığını gösteren deliller ile alacaklının kötü niyetini gösteren delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Örneğin ödeme dekontu borcun sona erdiğini ispatlarken, alacaklının bu dekontu daha önce aldığını gösteren e-posta veya yazışma kötü niyet değerlendirmesini ayrıca güçlendirebilir.
Takip Başlangıçta Haklıyken Sonradan Haksız Hâle Gelirse Ne Olur?
Bu konuda Yargıtay kararlarında önemli değerlendirmeler bulunmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun daha yeni yaklaşımında icra takibinin bir bütün olduğu; özellikle alacaklının daha sonra yapılan ödeme, ibra veya hacizlerin kaldırılması gibi gelişmeleri bildiği hâlde takibi sürdürmesinin, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan haksız ve kötü niyetli takip değerlendirmesinde dikkate alınabileceği kabul edilmiştir. (FulLegal)
Dolayısıyla kötü niyet değerlendirmesi yapılırken yalnızca takip talebinin verildiği ilk gün değil, somut uyuşmazlığın özelliklerine göre borçluyu dava açmaya zorlayan takip süreci de önem taşıyabilir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Kötü Niyet Tazminatı Davaları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere ticari icra takiplerinde, ödenmiş borçların yeniden takip edilmesi, borçlu olmayan kişilere takip yöneltilmesi, bedelsiz senetlerin icraya konulması veya gerçekte bulunmayan alacakların tahsil edilmeye çalışılması ciddi uyuşmazlıklara neden olabilir.
Borçlu açısından yalnızca icra takibinin durdurulması veya borçlu olmadığının tespit edilmesi değil, şartları varsa kötü niyet tazminatının da talep edilmesi önem taşır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, menfi tespit, istirdat, itirazın iptali, kötü niyet tazminatı, haksız icra takibi, ihtiyati haciz ve yüksek tutarlı ticari alacak uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Kötü niyet tazminatı hangi davada istenir?
Özellikle İİK m.67 kapsamındaki itirazın iptali uyuşmazlıklarında ve İİK m.72 kapsamındaki menfi tespit uyuşmazlıklarında gündeme gelir. Her dava türü bakımından kendi kanuni koşulları ayrıca incelenmelidir.
2. Menfi tespit davasında kötü niyet tazminatı alınabilir mi?
Evet. Takip haksız ve kötü niyetliyse, dava borçlu lehine sonuçlanmışsa ve borçlunun talebi varsa İİK m.72/5 kapsamında tazminata hükmedilebilir. (İctihatlar)
3. Kötü niyet tazminatı yüzde kaçtır?
İİK m.72/5 kapsamındaki tazminat haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olamaz. (LEXPERA)
4. Davayı kaybeden her alacaklı kötü niyet tazminatı öder mi?
Hayır. Takibin haksız olmasının yanında kötü niyetin de bulunması gerekir.
5. Kötü niyeti kim ispatlar?
Kural olarak kötü niyet iddiasını ileri süren borçlu ispatlamalıdır. (İctihatlar)
6. Alacağın likit olması gerekir mi?
İİK m.72/5 kapsamındaki kötü niyet tazminatı bakımından alacağın likit olması şart değildir. (İctihatlar)
7. Borç tamamen ödendiği hâlde takip yapılırsa tazminat istenebilir mi?
Alacaklının ödemenin yapıldığını bilmesine rağmen takip başlattığı veya somut olayın özelliklerine göre haksız ve kötü niyetli biçimde takibi sürdürdüğü ispatlanabiliyorsa kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir. (FulLegal)
8. Tazminat mahkeme tarafından kendiliğinden verilir mi?
Hayır. Borçlunun talebi gerekir.
9. İcra takibi başlamadan açılan menfi tespit davasında İİK m.72/5 tazminatı alınabilir mi?
İİK m.72/5’teki özel kötü niyet tazminatı için borçluyu dava açmaya zorlayan bir icra takibinin bulunması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de takip bulunmayan olayda tazminat şartlarının oluşmadığına karar vermiştir. (Son Karar)
10. İcra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatı aynı şey midir?
Hayır. İcra inkâr tazminatı esas olarak haksız itiraz eden borçluya yönelikken kötü niyet tazminatı haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı bakımından gündeme gelir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
Haksız icra takibinde yalnızca borcun bulunmadığını ispatlamak her zaman yeterli değildir. Kötü niyet tazminatı isteniyorsa alacaklının takipte neden kötü niyetli olduğunun ayrıca ortaya konulması gerekir. Özellikle ödeme dekontları, ibranameler, borcun bulunmadığını gösteren yazışmalar, senedin veriliş amacı ve takip öncesindeki bildirimler bu noktada önem kazanabilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, kötü niyet tazminatı, menfi tespit ve istirdat davaları, itirazın iptali, haksız icra takibi ve ticari alacak uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Kötü niyet tazminatının dayanağı, koşulları ve hesaplama şekli somut icra takibi ile açılan dava türüne göre ayrıca değerlendirilmelidir.




