
Borçlunun Devletten Olan Alacağına Haciz Konulabilir mi? 2026 Güncel Hukuki Rehber
18 Ağustos 2026
Borçlunun Hakediş Alacaklarına Haciz Konulabilir mi? 2026 Güncel Hukuki Rehber
18 Ağustos 2026Borçlunun vergi dairesinden KDV veya diğer vergi iadesi alacağı haczedilebilir mi? Vergi iadesine haciz, İİK 89 haciz ihbarnamesi, mahsup, doğmamış alacak, temlik ve haciz sırası hakkında 2026 güncel rehber.
İcra takibinde borçlunun banka hesaplarında yeterli para bulunmaması, adına kayıtlı taşınmaz veya araç bulunmaması alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. Özellikle ihracat yapan, yatırım teşviklerinden yararlanan veya KDV iadesi doğuran faaliyetlerde bulunan şirketlerin vergi dairesinden yüksek tutarlı vergi iadesi alacakları bulunabilir. Bu durumda alacaklı açısından önemli soru, borçlunun vergi dairesinden doğmuş veya doğacak iade alacağına haciz konulup konulamayacağıdır.
Kural olarak borçlunun üçüncü kişilerde bulunan ve kanunen haczi yasaklanmamış hak ve alacakları haczedilebilir. Vergi dairesinden doğmuş bir vergi iadesi alacağı da şartları oluştuğunda haczin konusu olabilir. Nitekim Yargıtay kararlarında doğrudan vergi ve KDV iadesi alacakları üzerindeki hacizlerin ve bunların sıra cetvelindeki durumunun incelendiği görülmektedir. Ancak burada kritik nokta, vergi iadesinin hangi tarihte hukuken doğduğu, ödenebilir hâle gelip gelmediği, vergi dairesince mahsup edilecek kamu borçlarının bulunup bulunmadığı ve haczin İİK m.88 mi yoksa m.89 kapsamında mı uygulandığıdır. (Ictihatlar)
Vergi İadesi Alacağı Nedir?
Vergi iadesi, mükellefin belirli kanuni şartların gerçekleşmesi sonucunda vergi idaresinden geri almaya hak kazandığı tutardır.
Uygulamada özellikle KDV iade alacakları şirketler açısından önemli miktarlara ulaşabilir. İhracat, indirimli oranlı işlemler ve KDV mevzuatında iade hakkı tanınan diğer işlemler sonucunda işletmenin vergi idaresinden iade alacağı doğabilir.
Ancak mükellefin iade talebinde bulunması ile paranın hemen ödenebilir hâle gelmesi aynı şey değildir.
İade talebinin incelenmesi, gerekli belgelerin tamamlanması, mahsupların gerçekleştirilmesi ve ilgili mevzuatta öngörülen şartların yerine getirilmesi gerekebilir.
Borçlunun KDV İadesi Alacağı Haczedilebilir mi?
Şartları oluştuğunda evet.
Yargıtay kararlarında KDV iadesi alacakları üzerinde özel hukuk alacaklıları tarafından haciz uygulanması açıkça uyuşmazlık konusu yapılmış ve haczin geçerliliği özellikle alacağın doğum tarihi ile kullanılan haciz yöntemine göre değerlendirilmiştir. (Ictihatlar)
Dolayısıyla “vergi dairesindeki para hiçbir şekilde haczedilemez” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Burada haczedilen şey vergi dairesinin veya devletin malı değildir. Haczin konusu, takip borçlusunun vergi idaresinden olan alacak hakkıdır.
Devlet Mallarının Haczedilememesi Bu Durumu Engeller mi?
Kural olarak aynı konu değildir.
Devlet mallarının haczedilmezliği ile özel hukuk borçlusunun devletten olan alacağının haczedilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin borçlu şirketin vergi dairesinden kesinleşmiş 3 milyon TL KDV iadesi alacağı bulunuyorsa alacaklı devletin malvarlığına değil, borçlu şirkete ait alacak hakkına yönelmektedir.
Ancak iade alacağının niteliğine ilişkin özel bir haciz yasağı bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Vergi İadesi Alacağının Doğmuş Olması Neden Önemlidir?
Vergi iadesi haczindeki en kritik konulardan biridir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25.04.2022 tarihli kararında vergi iadesi alacağının ödenebilir hâle geldiği tarihin açık şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Çünkü haciz müzekkeresiyle yapılan hacizde, müzekkerenin gönderildiği tarihte mevcut ve ödenebilir bir alacağın bulunup bulunmadığı belirleyicidir. (Ictihatlar)
Dolayısıyla yalnızca borçlunun ileride KDV iadesi alma ihtimali bulunması ile bugün mevcut bir vergi iadesi alacağının bulunması aynı değildir.
Vergi İadesi Henüz Tahakkuk Etmemişse Haciz Konulabilir mi?
Burada kullanılan haciz yönteminin ayrılması gerekir.
Yargıtay uygulamasında haciz müzekkeresi ile İİK m.89 kapsamındaki haciz ihbarnamesi arasında önemli bir ayrım yapılmaktadır.
Haciz müzekkeresiyle ancak mevcut bir mal, hak veya alacağın haczedilebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, bir KDV iadesi uyuşmazlığında vergi iadesinin belirli bir tarihte doğduğunu belirterek bu tarihten önce gönderilen haciz müzekkerelerinin sonuç doğurmayacağına karar vermiştir. (Ictihatlar)
Buna karşılık Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut hukuki ilişkiye dayanan, henüz doğmamış ancak doğması muhtemel alacaklar bakımından İİK m.89 haciz ihbarnamesinin kullanılabileceğini belirtmektedir. (Ictihatlar)
Bu ayrım vergi iadesi haczinde son derece önemlidir.
Haciz Müzekkeresi ile Haciz İhbarnamesi Arasındaki Fark Nedir?
Basitleştirirsek:
Haciz müzekkeresi, mevcut bir alacağın haczedilmesi bakımından kullanılabilir.
İİK m.89 haciz ihbarnamesi ise borçlunun üçüncü kişideki hak ve alacaklarına ilişkin özel bir prosedürdür ve belirli koşullarda mevcut hukuki ilişkiden doğması muhtemel gelecekteki alacaklar bakımından da önem taşıyabilir.
Yargıtay da vergi iadesi uyuşmazlıklarında bu ayrımı özellikle vurgulamaktadır. (Ictihatlar)
Bu nedenle vergi iadesi haczinde yanlış haciz yönteminin kullanılması, alacaklının haciz sırasını veya tahsilat imkânını kaybetmesine yol açabilir.
İİK 89 Haciz İhbarnamesi Vergi Dairesine Gönderilebilir mi?
Borçlunun vergi idaresindeki haczedilebilir alacağı bakımından İİK m.89 mekanizması somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir.
Ancak haciz talebi hazırlanırken borçlunun hangi vergi dairesinden, hangi hukuki sebeple ve mümkünse hangi dönem veya iade işleminden alacağı bulunduğunun belirlenmesi önemlidir.
Özellikle yüksek tutarlı KDV iadelerinde iade dosyasının hangi aşamada bulunduğu tahsilat stratejisini doğrudan etkileyebilir.
Vergi Dairesi Önce Borçlunun Vergi Borçlarını Mahsup Edebilir mi?
Evet, bu konu alacaklı açısından son derece önemlidir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 23. maddesine göre, tahsil edilmiş olup kanuni sebeplerle iadesi gereken kamu alacakları, hak sahibinin iadeyi yapacak kamu idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilerek iade edilir. (LEXPERA)
Bu nedenle borçlunun kâğıt üzerinde 5 milyon TL vergi iadesi alacağının bulunması, özel hukuk alacaklısının 5 milyon TL tahsil edebileceği anlamına gelmez.
Örneğin:
KDV iadesi: 5.000.000 TL
Muaccel vergi borcu: 2.000.000 TL
Mahsup sonrası kalan: 3.000.000 TL
Somut olayın hukuki özelliklerine göre haczin fiili ekonomik değeri mahsup sonrası kalan tutar üzerinden ortaya çıkabilir.
Borçlunun SGK Borcu Varsa Ne Olur?
SGK alacakları da kamu alacağı niteliğinde olabildiğinden, somut olayda kamu alacaklarının tahsil rejimi, varsa hacizler ve kanuni öncelikler ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle vergi iadesine haciz konulmadan önce yalnızca iade miktarına bakılması yeterli değildir.
Borçlunun kamu borçları ve iade üzerindeki mevcut takyidatlar da araştırılmalıdır.
Vergi İadesi Üzerinde Vergi Dairesinin Haczi Varsa Ne Olur?
Borçlunun başka kamu borçları nedeniyle iade alacağı üzerinde kamu haczi bulunabilir.
Bu durumda özel hukuk alacaklısının haczinin hangi sırada bulunduğu ve kamu alacağının hacze iştirak edip etmeyeceği ayrıca değerlendirilir.
6183 sayılı Kanun’un 21. maddesi belirli durumlarda kamu alacağının üçüncü kişiler tarafından konulan hacze iştirakine ilişkin özel düzenleme içermektedir. (LEXPERA)
Dolayısıyla vergi iadesi alacağının tespit edilmesi tek başına tahsilat garantisi sağlamaz.
Vergi İadesi Alacağı Daha Önce Başkasına Temlik Edilmişse Ne Olur?
Uygulamada şirketler vergi iadesi alacaklarını finansman veya ticari ilişkiler kapsamında üçüncü kişilere temlik etmiş olabilir.
Bu durumda temlik tarihi ile haciz tarihi arasındaki ilişki önemlidir.
Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta da borçlu şirketin vergi iadesi alacağının temlik edilmesi ile aynı alacak üzerine konulan hacizlerin sırası tartışılmıştır. (Ictihatlar)
Bu nedenle alacaklı vergi iadesi alacağını tespit ettiğinde şu soruyu da sormalıdır:
Bu alacak hâlen borçluya mı ait, yoksa daha önce geçerli şekilde başka kişiye devredilmiş mi?
Haciz mi Önce, Temlik mi Önce?
Bu soru milyonlarca liralık tahsilatın kime yapılacağını belirleyebilir.
Hacizden önce geçerli şekilde yapılmış bir alacak devri bulunuyorsa borçlunun haciz tarihinde artık ilgili alacak üzerinde tasarruf edilebilir hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Buna karşılık haciz önce gerçekleşmişse daha sonraki temlik işleminin haciz sahibi alacaklı karşısındaki etkisi ayrıca incelenir.
Dolayısıyla haciz tarihi, alacağın doğum tarihi ve temlik tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Birden Fazla Alacaklı Vergi İadesine Haciz Koyarsa Ne Olur?
Bu durumda hacizlerin tarihleri ve sıra ilişkisi önem kazanır.
Özellikle yüksek tutarlı KDV iadelerinde aynı şirket hakkında banka, tedarikçi, çalışan, kamu kurumu veya başka ticari alacaklıların hacizleri bulunabilir.
Yargıtay’ın vergi iadesi alacaklarına ilişkin kararlarında da uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün hacizlerin geçerliliği ve sıra cetveli üzerinden ortaya çıktığı görülmektedir. (Ictihatlar)
Bu nedenle vergi iadesi alacağı tespit edildiğinde hızlı hareket etmek önemlidir.
Vergi İadesi Alacağının Tamamı Haczedilebilir mi?
Özel bir haczedilmezlik hükmü bulunmayan malvarlıksal vergi iadesi alacaklarında genel haciz hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılır.
Ancak borçlunun vergi dairesine olan muaccel borçları, kamu hacizleri, önceki özel hukuk hacizleri, geçerli temlikler ve diğer kanuni kesintiler sonucunda alacaklıya fiilen ulaşabilecek miktar değişebilir.
Bu nedenle “10 milyon TL KDV iadesi var, 10 milyon TL haczedilebilir para var” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Vergi İadesi Banka Hesabına Yatırılmışsa Ne Olur?
Vergi iadesi borçlunun banka hesabına aktarıldıktan sonra artık banka nezdindeki para bakımından genel banka haczi kuralları gündeme gelir.
Ancak tahsilat stratejisi açısından paranın borçlunun hesabına geçmesini beklemek her zaman avantajlı değildir.
Para hesaba girdikten sonra başka yere aktarılabilir veya daha önce bankaya ulaşmış hacizler nedeniyle bloke edilebilir.
Bu nedenle şartları oluşmuşsa iade bedeli henüz vergi idaresindeyken borçlunun alacak hakkına yönelmek daha etkili olabilir.
Vergi İadesi Alacağı Nasıl Tespit Edilebilir?
Bu nokta uygulamada en zor alanlardan biridir.
Alacaklının borçlunun bütün vergi kayıtlarına sınırsız erişim hakkı bulunmamaktadır. Vergi mahremiyeti ve kişisel veri hükümleri dikkate alınmalıdır.
Ancak borçlunun faaliyet alanı, ihracat yapıp yapmadığı, dosyada bulunan mali belgeler, ticari kayıtlar ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer bilgiler iade alacağının bulunabileceğine ilişkin önemli göstergeler sağlayabilir.
Özellikle ihracatçı ve yüksek KDV iadesi üreten şirketlerde bu ihtimal tahsilat stratejisinin başında değerlendirilmelidir.
Borçlunun KDV İadesi Talep Ettiği Biliniyorsa Ne Yapılmalıdır?
Öncelikle iadenin hukuki niteliği ve hangi aşamada bulunduğu belirlenmelidir.
İade talep edilmiş ancak henüz inceleme tamamlanmamış olabilir.
İade onaylanmış ancak mahsup işlemleri devam ediyor olabilir.
İade kesinleşmiş ve ödeme emrine bağlanmış olabilir.
Bu aşamaların her biri haciz bakımından farklı sonuç doğurabilir.
Vergi İncelemesi Devam Ediyorsa İade Haczedilebilir mi?
Vergi incelemesinin devam etmesi iade alacağının kesinleşmesini veya ödenebilir hâle gelmesini etkileyebilir.
Örneğin inceleme sonucunda iade miktarı düşebilir veya iade talebinin bir kısmı reddedilebilir.
Bu nedenle haczin ekonomik değeri hesaplanırken yalnızca mükellefin talep ettiği iade tutarı değil, vergi idaresinin kabul ettiği ve ödenebilir hâle gelen tutar önemlidir.
KDV İadesinin Bir Kısmı Reddedilmişse Ne Olur?
Örneğin borçlu şirket 10 milyon TL KDV iadesi talep etmiş ancak vergi idaresi inceleme sonucunda yalnızca 6 milyon TL’yi kabul etmiş olabilir.
Bu durumda borçlunun kesinleşmiş veya ödenebilir alacağının kapsamı 10 milyon TL olarak kabul edilmeyebilir.
Reddedilen bölüm için şirketin idari veya yargısal başvuru yapmış olması ayrıca değerlendirilmelidir.
Vergi İadesi Davası Devam Ediyorsa Haciz Mümkün müdür?
Borçlunun vergi iadesi için açtığı dava devam ediyorsa henüz kesinleşmemiş veya ihtilaflı bir alacak söz konusu olabilir.
Bu durumda mevcut veya gelecekte doğabilecek alacağın haczi bakımından İİK m.88 ve m.89 ayrımı ile alacağın hukuki niteliği özellikle önem kazanır.
Haciz talebinin kapsamı bu nedenle dikkatli hazırlanmalıdır.
İİK 89 Gelecekte Doğacak Vergi İadesi İçin Kullanılabilir mi?
Yargıtay’ın genel yaklaşımına göre borçlu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukuki ilişkiye dayanan ve doğması muhtemel alacaklarda İİK m.89 uygulaması gündeme gelebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de vergi iadesi uyuşmazlığında bu ayrımı açık şekilde ortaya koymuştur. (Ictihatlar)
Ancak tamamen varsayımsal ve hiçbir mevcut hukuki ilişkiye dayanmayan gelecekteki kazançlarla mevcut bir iade sürecinden doğması beklenen alacak aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Vergi Dairesi Hacze Rağmen Borçluya Ödeme Yaparsa Ne Olur?
Usulüne uygun haciz bildiriminin vergi dairesine ulaşmasından sonra haczin hukuki sonuçlarının dikkate alınması gerekir.
Ancak kurumun sorumluluğu değerlendirilirken haczin hangi yöntemle konulduğu, haciz tarihinde alacağın mevcut olup olmadığı, iadenin hangi tarihte doğduğu ve bildirimin kapsamı önemlidir.
Bu nedenle özellikle haciz müzekkeresiyle yapılan işlemlerde alacağın doğum tarihi kritik hâle gelir. Yargıtay kararlarında da bu nedenle vergi iadesinin tahakkuk veya ödenebilirlik tarihi üzerinde durulmaktadır. (Ictihatlar)
Vergi Dairesi “Alacak Henüz Doğmadı” Derse Ne Yapılabilir?
Öncelikle gerçekten mevcut ve ödenebilir bir alacak bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Eğer yalnızca haciz müzekkeresi gönderilmiş ve iade alacağı daha sonra doğmuşsa önceki müzekkerenin gelecekteki alacak üzerinde sonuç doğurması mümkün olmayabilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin KDV iadesine ilişkin kararında da alacağın doğumundan önce gönderilen haciz yazılarının sonuç doğurmayacağı kabul edilmiştir. (Ictihatlar)
Ancak İİK m.89 kapsamında yapılmış işlem bakımından ayrıca değerlendirme gerekir.
Vergi İadesi Haczinde Haciz Sırası Neden Önemlidir?
Borçlunun 10 milyon TL vergi iadesi alacağı ve toplam 30 milyon TL borcu bulunabilir.
Bu durumda iade tutarı bütün alacaklılara yetmeyecektir.
Dolayısıyla hangi haczin geçerli olduğu, haczin tarihi, kamu alacaklarının durumu, temlikler ve sıra cetveli önem kazanır.
Bu nedenle vergi iadesi tespit edildiğinde gecikmek tahsilat ihtimalini ciddi biçimde azaltabilir.
Örnek Olay: Borçlunun 8 Milyon TL KDV İadesi Bulunuyor
Alacaklının borçludan 4 milyon TL ticari alacağı bulunmaktadır. Banka hesaplarında para yoktur ve borçlu adına değerli taşınmaz bulunmamaktadır.
Araştırmada borçlu şirketin vergi dairesinden 8 milyon TL KDV iadesi talebinde bulunduğu belirlenmiştir.
Ancak inceleme sonucunda 6 milyon TL iade kabul edilmiş ve şirketin vergi dairesine 1,5 milyon TL muaccel borcu bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda alacaklının tahsilat beklentisini doğrudan 8 milyon TL üzerinden kurması doğru değildir. Mahsup, önceki hacizler ve varsa temlikler sonrasında borçluya ödenebilir gerçek tutarın belirlenmesi gerekir. 6183 sayılı Kanun’un 23. maddesi kamu idaresine olan muaccel borçların iade sırasında mahsup edilmesini öngörmektedir. (LEXPERA)
Örnek Olay: Haciz Yazısı İadeden Önce Gönderilmiş
Alacaklı vergi dairesine 1 Şubat’ta haciz müzekkeresi göndermiştir. Borçlunun KDV iadesi ise 15 Mart’ta doğmuş ve ödenebilir hâle gelmiştir.
Sadece haciz müzekkeresi kullanılmışsa, Yargıtay’ın vergi iadesi uyuşmazlıklarındaki yaklaşımı doğrultusunda haciz tarihinde mevcut alacak bulunmaması ciddi sorun yaratabilir. (Ictihatlar)
Bu nedenle henüz doğmamış fakat mevcut hukuki ilişkiden doğması beklenen alacaklarda kullanılacak haciz yönteminin doğru belirlenmesi gerekir.
Örnek Olay: Vergi İadesi Daha Önce Bankaya Temlik Edilmiş
Borçlu şirketin 12 milyon TL vergi iadesi alacağı bulunmaktadır. Alacaklı bu tutara haciz koydurmak istemektedir.
Ancak şirketin finansman sözleşmesi kapsamında iade alacağını daha önce bankaya temlik ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda alacağın borçlunun malvarlığında bulunup bulunmadığı, temliğin tarihi ve geçerliliği ile haczin tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Vergi iadesi alacaklarının temlik ve haciz sırası Yargıtay kararlarına da konu olmuştur. (Ictihatlar)
Vergi İadesi Haczinde Yapılan 10 Kritik Hata
- Vergi iadesinin talep edilmesiyle alacağın doğmuş olduğunun aynı şey sanılması.
- İİK m.88 ile m.89 arasındaki farkın dikkate alınmaması.
- Henüz doğmamış alacağa yalnızca haciz müzekkeresi gönderilmesi.
- Vergi dairesinin mahsup edeceği kamu borçlarının araştırılmaması.
- Önceki hacizlerin kontrol edilmemesi.
- Vergi iadesinin daha önce temlik edilip edilmediğinin araştırılmaması.
- İade talep edilen tutarın tamamının kesin alacak olduğunun varsayılması.
- Haciz tarihi ile alacağın doğum tarihinin karşılaştırılmaması.
- Sıra cetveli sürecinin takip edilmemesi.
- Vergi mahremiyetini ihlal eden hukuka aykırı yöntemlerle bilgi elde edilmeye çalışılması.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlunun vergi iadesi alacağı haczedilebilir mi?
Haczi yasaklanmamış, borçluya ait malvarlıksal bir vergi iadesi alacağı şartları oluştuğunda haczin konusu olabilir.
KDV iadesine haciz konulabilir mi?
Evet, şartları oluştuğunda mümkündür. Yargıtay kararlarında KDV iadesi alacakları üzerindeki hacizler açıkça değerlendirilmiştir. (Ictihatlar)
Vergi iadesi henüz doğmamışsa haciz mümkün mü?
Kullanılan haciz yöntemine göre değerlendirme değişir. Haciz müzekkeresiyle kural olarak mevcut alacak aranırken, İİK m.89 bakımından mevcut hukuki ilişkiden doğması muhtemel alacaklar ayrıca değerlendirilebilir. (Ictihatlar)
Vergi dairesi önce vergi borcunu kesebilir mi?
6183 sayılı Kanun m.23 kapsamında iade edilecek kamu alacaklarının, hak sahibinin ilgili kamu idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmesi söz konusu olabilir. (LEXPERA)
KDV iadesinin tamamı alacaklıya ödenir mi?
Her zaman değil. Mahsup, önceki hacizler, temlikler ve diğer kanuni öncelikler dikkate alınmalıdır.
Vergi iadesi alacağı bankaya temlik edilebilir mi?
Somut alacağın hukuki niteliğine göre temlik gündeme gelebilir. Geçerli temlik varsa temlik ve haciz tarihleri özellikle önemlidir.
Birden fazla kişi KDV iadesine haciz koyarsa ne olur?
Hacizlerin geçerliliği, tarihleri, kamu alacaklarının durumu ve sıra hükümleri değerlendirilir.
Vergi iadesi hesaba yatınca haczedilebilir mi?
Banka hesabına aktarılan para bakımından genel banka haczi hükümleri gündeme gelebilir.
İade talebi reddedilmişse haciz ne olur?
Gerçekte doğmuş bir iade alacağı bulunup bulunmadığı belirleyicidir. Ret kararına karşı devam eden hukuki süreç ayrıca değerlendirilmelidir.
Vergi iadesine hacizde en önemli konu nedir?
Alacağın doğum ve ödenebilirlik tarihi, kullanılan haciz yöntemi, mahsuplar, önceki hacizler ve varsa temliklerin birlikte incelenmesidir.
Sonuç: Vergi İadesi Özellikle Şirket Borçlularında Güçlü Bir Tahsilat Kaynağı Olabilir
Borçlunun banka hesabında para bulunmaması, tahsilat imkânının sona erdiği anlamına gelmez. Özellikle ihracat yapan veya düzenli KDV iadesi alan şirketlerde vergi dairesinden doğan iade alacakları önemli bir haciz hedefi olabilir.
Ancak vergi iadesi haczi teknik bir alandır. İade talebi, iade alacağının doğması ve iadenin ödenebilir hâle gelmesi birbirinden ayrılmalıdır. Ayrıca İİK m.88 kapsamında haciz müzekkeresi ile İİK m.89 kapsamındaki haciz ihbarnamesinin hukuki etkileri aynı değildir. Yargıtay da vergi iadesi uyuşmazlıklarında özellikle bu ayrım üzerinde durmaktadır. (Ictihatlar)
Alacaklı açısından bir diğer kritik konu, vergi iadesinin brüt miktarına bakarak tahsilat beklentisi oluşturmamaktır. Borçlunun muaccel kamu borçları mahsup edilebilir; iade üzerinde daha önce haciz bulunabilir veya alacak daha önce üçüncü kişiye temlik edilmiş olabilir. 6183 sayılı Kanun m.23 de iade sırasında kamu idaresine olan muaccel borçların mahsup edilmesine ilişkin açık düzenleme içermektedir. (LEXPERA)
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda vergi iadesi tespit edildiğinde alacağın doğum tarihi, iade dosyasının aşaması, mahsup edilecek kamu borçları, önceki hacizler, temlikler ve doğru haciz yöntemi birlikte değerlendirilmelidir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – Vergi İadesi ve Üçüncü Kişi Alacaklarının Haczi
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık; ticari alacakların tahsili, borçlunun vergi ve KDV iadesi alacaklarının haczi, İİK m.89 haciz ihbarnameleri, üçüncü kişilerdeki alacakların haczi, hakediş haczi, haciz ve temlik sırası, sıra cetveli uyuşmazlıkları, ihtiyati haciz ve yüksek tutarlı icra takiplerinde hukuki destek sunmaktadır.
Telefon: 0312 434 22 22 / 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara




