
Fatura ve Teslim Belgesi Varsa İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
Banka Dekontu ile Borç İspatlanabilir mi? İcra Takibi ve Alacak Davası Rehberi – 2026
25 Ağustos 2026Ticari ilişkilerde şirketlerin birbirlerinden olan alacakları çoğu zaman tek bir faturadan değil, aylar veya yıllar boyunca devam eden mal satışı, hizmet, ödeme, iade, iskonto, mahsup ve fatura hareketlerinden oluşur. Bu işlemler muhasebe kayıtlarında cari hesap şeklinde takip edilir ve dönem sonunda taraflardan birinin diğerinden bakiye alacağı ortaya çıkar. Borç ödenmediğinde ise en sık sorulan soru, “Cari hesap ekstresi ile doğrudan icra takibi yapılabilir mi ve borçlu itiraz ederse alacak nasıl tahsil edilir?” olmaktadır.
Kural olarak para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilmesi için alacağın mutlaka mahkeme kararına veya senede bağlı olması gerekmez. Bu nedenle cari hesap alacağı için ilamsız icra takibi başlatılması mümkündür. Ancak borçlunun takibe itiraz etmesi hâlinde cari hesap ekstresinin tek başına alacağı kesin biçimde ispatlayıp ispatlamadığı ayrı bir meseledir.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda cari hesap ekstresinin; faturalar, teslim belgeleri, banka hareketleri, ticari defterler, cari hesap mutabakatları ve tarafların yazışmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. UYAP’ta yayımlanan ticaret mahkemesi kararlarında da cari hesap alacağına ilişkin itirazın iptali davalarında tarafların ticari defterlerinin, faturaların ve diğer kayıtların bilirkişi tarafından birlikte incelendiği görülmektedir. (Mevzuat)
Cari Hesap Ekstresi Nedir?
Cari hesap ekstresi, iki taraf arasındaki ticari işlemlerin belirli bir dönem içerisindeki borç ve alacak hareketlerini gösteren muhasebe dökümüdür.
Örneğin bir tedarikçi yıl boyunca aynı şirkete mal satmış olabilir:
Ocak faturası: 1.200.000 TL
Şubat faturası: 850.000 TL
Mart faturası: 1.500.000 TL
Borçlunun ödemesi: 2.000.000 TL
İade: 150.000 TL
Bu işlemler sonucunda bakiye:
1.400.000 TL
olarak görünüyorsa alacaklı şirket muhasebesinde borçlunun cari hesap bakiyesi 1.400.000 TL olabilir.
Ancak muhasebe sisteminde bu rakamın görünmesi ile mahkeme önünde 1.400.000 TL alacağın ispatlanması aynı şey değildir.
Cari hesabı oluşturan işlemlerin hukuki dayanakları da önemlidir.
Cari Hesap Ekstresi Tek Başına Alacağı İspatlar mı?
Her zaman değil.
Özellikle ekstreden yalnızca alacaklının kendi muhasebe sisteminde oluşturduğu tek taraflı kayıtlar anlaşılıyorsa borçlu:
“Bu hesap doğru değildir.”
“Bazı ödemeler hesaba işlenmemiştir.”
“Faturaların bir kısmına konu mallar teslim edilmemiştir.”
“İade faturaları dikkate alınmamıştır.”
“Taraflar arasında böyle bir bakiye mutabakatı yoktur.”
şeklinde savunmalar ileri sürebilir.
Bu nedenle cari hesap ekstresinin ispat gücü, onu destekleyen diğer delillere göre önemli ölçüde değişir.
Cari Hesap Ekstresi ile İcra Takibi Başlatılabilir mi?
Evet.
Para alacağı muaccel hâle gelmişse ve diğer şartlar mevcutsa genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir.
Takip talebinde alacağın dayanağının açık şekilde belirtilmesi önemlidir.
Örneğin:
“Taraflar arasındaki ticari ilişki ve cari hesap bakiyesinden kaynaklanan 4.750.000 TL alacak”
şeklinde takip yapılabilir.
Fatura numaraları veya cari hesabı oluşturan diğer belgelerin belirtilmesi de uyuşmazlığın somutlaştırılması bakımından yararlı olabilir.
Borçlu Cari Hesap Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse genel haciz yoluyla ilamsız takip durur.
Alacaklı artık doğrudan haciz aşamasına geçemez.
Borçlunun itirazının ortadan kaldırılması gerekir.
Bu noktada dosyanın özelliklerine göre:
itirazın kaldırılması
veya
itirazın iptali davası
gündeme gelebilir.
Ancak sıradan bir muhasebe cari hesap ekstresi her durumda İİK m.68 kapsamında itirazın kaldırılmasına elverişli belge değildir.
Adalet Bakanlığı’nın uzmanlık kaynağında da banka defter ve kayıtlarına veya sözleşmeye dayanan alacağın varlığı ya da miktarı icra mahkemesinin sınırlı incelemesiyle çözülemiyorsa genel mahkemede itirazın iptali davasına başvurulması gerektiği belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Cari Hesap Ekstresi ile İtirazın İptali Davası Açılabilir mi?
Evet.
Uygulamada cari hesap alacaklarında en önemli yollardan biri İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
İİK m.67 uyarınca alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde genel hükümler çerçevesinde alacağının varlığını ispat ederek itirazın iptalini talep edebilir. (Mevzuat)
Dava sırasında yalnızca cari hesap ekstresine dayanılması yerine cari hesabı oluşturan bütün ticari ilişkinin ortaya konulması daha güçlü bir stratejidir.
Cari Hesap Davasında Hangi Belgeler Sunulmalıdır?
Cari hesap alacağının ispatında özellikle şu belgeler önemlidir:
- Cari hesap ekstresi ve varsa imzalı cari hesap mutabakatı,
- Faturalar ve e-faturalar,
- Sevk irsaliyeleri ve teslim tutanakları,
- Taraflar arasındaki sözleşmeler ve sipariş formları,
- Banka dekontları ve ödeme kayıtları,
- İade ve mahsup belgeleri,
- Ticari defterler ve e-defter kayıtları,
- Borcu kabul eden e-posta ve hukuka uygun elektronik yazışmalar,
- İcra takip dosyası ve borçlunun itiraz dilekçesi,
- Taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliğine göre diğer belgeler.
Özellikle cari hesap ekstresi + faturalar + teslim belgeleri + ticari defterler + banka kayıtları birlikte kullanıldığında alacağın ispatı önemli ölçüde güçlenebilir.
İmzalı Cari Hesap Mutabakatı Varsa Durum Değişir mi?
Evet, ciddi biçimde değişebilir.
Örneğin borçlu şirket:
“30.06.2026 tarihi itibarıyla şirketimizin firmanıza 8.750.000 TL cari hesap borcu bulunmaktadır.”
şeklinde bir mutabakat belgesini yetkili kişi aracılığıyla imzalamışsa bu belge alacaklı açısından önemli bir delildir.
Burada artık yalnızca alacaklının kendi muhasebe kayıtlarında görünen bir rakamdan değil, karşı tarafça kabul edildiği ileri sürülebilecek bir bakiye borçtan söz edilmektedir.
Belgenin İİK m.68 kapsamında itirazın kaldırılmasına elverişli olup olmadığı ise içeriğine, imzaya ve somut takipteki itirazın niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Mutabakatsız Cari Hesap Ekstresi ile Dava Kazanılabilir mi?
Mümkündür.
Borçlunun cari hesap ekstresini imzalamamış olması tek başına alacağın ispatlanamayacağı anlamına gelmez.
Nitekim UYAP’ta yayımlanan bir ticaret mahkemesi kararında taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamasına rağmen uzun süreli ticari ilişki, faturalar ve tarafların ticari defterleri bilirkişi aracılığıyla incelenmiş; davalının kendi defterlerindeki kayıtların da dikkate alınması sonucunda cari hesap alacağı kabul edilmiştir. (Mevzuat)
Bu nedenle:
“Mutabakat yoksa cari hesap alacağı tahsil edilemez.”
şeklinde bir kural bulunmamaktadır.
Asıl mesele alacağın başka delillerle ispatlanıp ispatlanamayacağıdır.
Borçlunun Ticari Defterlerinde Faturalar Kayıtlıysa Ne Olur?
Bu durum alacaklı açısından son derece önemli olabilir.
Örneğin alacaklının cari hesabında:
12.500.000 TL
alacak görünmektedir.
Bu tutarı oluşturan faturaların tamamı borçlu şirketin kendi ticari defterlerinde de kayıtlıysa mahkeme bunu diğer delillerle birlikte değerlendirebilir.
UYAP’ta yayımlanan bir kararda cari hesaba konu faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, malzemelerin davalı tarafından kullanıldığı ve davalının kendi kayıtlarına göre dahi belirli miktarda borcun bulunduğu tespit edilerek itirazın iptali talebi kabul edilmiştir. (Mevzuat)
Bu nedenle cari hesap davalarında karşı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi kritik önem taşıyabilir.
Tarafların Cari Hesap Bakiyeleri Birbirini Tutmuyorsa Ne Olur?
Bu durum oldukça sık görülür.
Örneğin:
Alacaklının defteri: 5.000.000 TL alacak
Borçlunun defteri: 3.750.000 TL borç
gösteriyor olabilir.
Aradaki 1.250.000 TL farkın nedeni araştırılır.
Fark:
işlenmeyen ödeme,
iade faturası,
iskonto,
kur farkı,
fiyat farkı,
mahsup,
eksik teslim,
mükerrer fatura
gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
UYAP’ta yayımlanan başka bir ticaret mahkemesi kararında da tarafların cari hesap bakiyeleri arasındaki uyuşmazlık bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmiş, kur farkı ve iskonto işlemleri incelenerek gerçek bakiye belirlenmiş ve dava kısmen kabul edilmiştir. (Mevzuat)
Cari Hesap Alacağında Bilirkişi İncelemesi Yapılır mı?
Çoğu ticari cari hesap uyuşmazlığında yapılabilir.
Özellikle onlarca veya yüzlerce fatura ve ödeme hareketinin bulunduğu dosyalarda mahkemenin bütün muhasebe hareketlerini doğrudan değerlendirmesi yerine mali müşavir veya alanında uzman bilirkişi aracılığıyla ticari defter incelemesi yapılması gündeme gelir.
Bilirkişi örneğin:
hangi faturaların kaydedildiğini,
hangi ödemelerin yapıldığını,
iadeleri,
mahsupları,
kur farklarını,
tarafların defterleri arasındaki farkları,
takip tarihi itibarıyla gerçek bakiyeyi
tespit etmeye çalışabilir.
Ancak bilirkişinin hukuki uyuşmazlığı çözmesi değil, mahkemenin ihtiyaç duyduğu teknik ve muhasebesel tespitleri yapması esastır.
Gerçek Anlamda “Cari Hesap Sözleşmesi” ile Muhasebe Cari Hesabı Aynı Şey midir?
Hayır. Bu ayrım özellikle önemlidir.
Ticari uygulamada şirketlerin birbirlerine:
“Cari hesabınız 3 milyon TL borç gösteriyor.”
demesi, taraflar arasında mutlaka Türk Ticaret Kanunu anlamında bir cari hesap sözleşmesi bulunduğu anlamına gelmez.
TTK anlamındaki cari hesap özel bir sözleşme ilişkisidir.
Buna karşılık muhasebe uygulamasındaki cari hesap, taraflar arasındaki fatura ve ödeme hareketlerinin tek bir hesapta izlenmesini ifade edebilir.
Nitekim UYAP’ta yayımlanan kararlarda taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamasına rağmen “cari hesap benzeri ilişki” veya uzun süreli ticari ilişki kapsamında alacakların incelendiği görülmektedir. (Mevzuat)
Bu ayrım dava dilekçesinde doğru kurulmalıdır.
Cari Hesap Alacağında Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
Ticari nitelikteki para alacaklarında dava açılacaksa dava şartı arabuluculuk hükümleri dikkate alınmalıdır.
Özellikle doğrudan alacak davası veya ticari nitelikteki itirazın iptali davası açılacaksa arabuluculuk süreci dava açılmadan önce tamamlanmalıdır.
Bu nedenle borçlu icra takibine itiraz ettiğinde dosyanın aylarca bekletilmesi yerine arabuluculuk sürecinin hızla başlatılması önemlidir.
Cari Hesap Alacağında Doğrudan Alacak Davası Açılabilir mi?
Evet.
Alacaklı her durumda önce ilamsız icra takibi başlatmak zorunda değildir.
Şartları varsa doğrudan alacak davası açılabilir.
Örneğin borçlunun borcu baştan açıkça inkâr ettiği, kapsamlı bilirkişi incelemesinin kaçınılmaz olduğu veya icra takibine itiraz edileceğinin belli olduğu bir uyuşmazlıkta doğrudan dava yolu stratejik olarak değerlendirilebilir.
Ancak ticari para alacağına ilişkin dava bakımından dava şartı arabuluculuk unutulmamalıdır.
İtirazın İptali Davası mı, Normal Alacak Davası mı?
Aralarında önemli fark bulunmaktadır.
Borçlu hakkında daha önce icra takibi başlatılmış ve borçlu itiraz etmişse, alacaklı İİK m.67’deki bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açarak duran takibin devamını sağlayabilir. (Mevzuat)
Buna karşılık normal alacak davası genel hükümler çerçevesinde alacağın hüküm altına alınmasını amaçlar.
İtirazın iptali davasının önemli avantajlarından biri, şartları gerçekleştiğinde icra inkâr tazminatının da gündeme gelebilmesidir.
Cari Hesap Alacağında İcra İnkâr Tazminatı Alınabilir mi?
Evet, ancak otomatik değildir.
İİK m.67 kapsamında şartların gerçekleşmesi ve özellikle alacağın borçlu tarafından belirlenebilir, yani likit nitelikte olması hâlinde borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi talep edilebilir.
Cari hesap uyuşmazlıklarında likitlik özellikle önemlidir.
Örneğin borçlu tarafından imzalanmış:
“5.000.000 TL bakiye borcumuz bulunmaktadır.”
şeklinde mutabakat varsa tazminat talebi bakımından alacaklının durumu güçlenebilir.
Nitekim UYAP’ta yayımlanan bir cari hesap uyuşmazlığında mahkeme, alacağı likit kabul ederek borçlunun haksız itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. (Mevzuat)
Bilirkişi Hesaplama Yapmışsa İcra İnkâr Tazminatı Alınamaz mı?
Mutlaka böyle değildir.
Bir dosyada bilirkişi incelemesi yapılması tek başına alacağın likit olmadığı anlamına gelmez.
Esas mesele, borçlunun takip tarihinde kendi borç miktarını objektif olarak belirleyebilecek durumda olup olmadığıdır.
Ancak alacağın miktarı ancak kapsamlı teknik değerlendirme, tartışmalı mahsuplar veya hesaplamalar sonucunda belirlenebiliyorsa icra inkâr tazminatı açısından farklı sonuç ortaya çıkabilir.
Bu nedenle tazminat talebi her cari hesap dosyasında ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu “Cari Hesap Ekstresini Kabul Etmedim” Derse Ne Olur?
Bu savunma tek başına davayı sona erdirmez.
Mahkeme:
faturaları,
teslimleri,
ödemeleri,
tarafların ticari defterlerini,
banka kayıtlarını,
mutabakatları,
yazışmaları
birlikte değerlendirebilir.
Özellikle borçlunun kendi ticari defterlerinde alacaklı lehine bakiye bulunması önemli olabilir.
Borçlu “Faturaların Bir Kısmını Ödedim” Derse Ne Olur?
Bu durumda hangi ödemenin hangi borca ilişkin olduğu araştırılır.
Örneğin borçlu yıl içerisinde toplam:
7.000.000 TL
ödeme yapmış olabilir.
Ancak toplam fatura tutarı:
12.000.000 TL
ise kalan bakiyenin hesaplanması gerekir.
Banka dekontlarındaki açıklamalar, cari hesap kayıtları ve tarafların ödeme mahsuplarına ilişkin iradeleri önem taşıyabilir.
Borçlu İade Faturası Düzenlediyse Borç Otomatik Azalır mı?
Her durumda değil.
Borçlunun tek taraflı olarak iade veya fiyat farkı faturası düzenlemesi, temel hukuki ilişkinin özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Gerçekten mal iadesi yapılmış mı?
Alacaklı iadeyi kabul etmiş mi?
İskonto konusunda anlaşma var mı?
Fiyat farkının sözleşmesel dayanağı bulunuyor mu?
Bu sorular cevaplanmalıdır.
Nitekim cari hesap uyuşmazlığına ilişkin bir ticaret mahkemesi kararında tarafların uyuşmazlığının fiyat farkı/iskonto faturası ve kur hesabından kaynaklandığı belirlenmiş ve gerçek bakiye bu işlemler incelenerek tespit edilmiştir. (Mevzuat)
Cari Hesap Alacağında Faiz Ne Zaman Başlar?
Bu konu dosyaya göre değişebilir.
Tarafların sözleşmesinde vade veya temerrüt düzenlemesi bulunabilir. Ticari ilişkide faturaların vadeleri belirlenmiş olabilir veya borçlu ayrıca temerrüde düşürülmüş olabilir.
Buna karşılık hesap bakiyesinin hangi tarihte muaccel olduğu tartışmalıysa faiz başlangıcı da uyuşmazlık konusu olabilir.
Nitekim UYAP’ta yayımlanan cari hesap uyuşmazlığında mahkeme, takip öncesi temerrüt şartlarının oluşmadığını değerlendirerek takip tarihini esas alan bir yaklaşım benimsemiştir. (Mevzuat)
Bu nedenle takip talebinde ana para, faiz türü, faiz oranı ve başlangıç tarihi dikkatle belirlenmelidir.
20 Milyon TL Cari Hesap Alacağında Süreç Nasıl Yürütülür?
Örneğin bir üretici şirket ile distribütör arasında üç yıldır ticari ilişki bulunduğunu düşünelim.
Üreticinin kayıtlarına göre:
Toplam faturalar: 65.000.000 TL
Tahsil edilen: 45.000.000 TL
Bakiye: 20.000.000 TL
olsun.
Alacaklının elinde ayrıca:
e-faturalar,
teslim belgeleri,
banka kayıtları,
borçlunun defterlerinde kayıtlı faturalar
bulunsun.
Alacaklı 20 milyon TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatabilir.
Borçlu:
“Cari hesap bakiyesini kabul etmiyoruz, borcumuz bulunmamaktadır.”
diyerek itiraz ederse takip durur.
Ticari uyuşmazlıkta dava şartı arabuluculuk tamamlandıktan sonra, İİK m.67’deki süre korunarak itirazın iptali davası açılması değerlendirilebilir.
Mahkeme tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Borçlunun kendi defterleri de 20 milyon TL borcu doğruluyorsa alacaklının ispat durumu önemli ölçüde güçlenebilir.
Şartları gerçekleşirse ayrıca %20 üzerinden:
20.000.000 TL × %20 = 4.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Borçlu Dava Devam Ederken Mallarını Kaçırırsa Ne Yapılabilir?
Yüksek tutarlı cari hesap alacaklarında yalnızca davayı kazanmayı düşünmek yeterli olmayabilir.
Borçlu dava sırasında:
banka hesaplarını boşaltabilir,
taşınmazlarını satabilir,
araçlarını devredebilir,
şirket varlıklarını ilişkili şirketlere aktarabilir.
Bu nedenle şartları mevcutsa ihtiyati haciz seçeneği daha başlangıçta değerlendirilmelidir.
Alacağın niteliğine göre ihtiyati haciz için gerekli yaklaşık ispatın cari hesap ekstresi, faturalar, teslim belgeleri, mutabakatlar ve diğer belgelerle sağlanıp sağlanamayacağı incelenebilir.
Cari Hesap Ekstresinde En Güçlü Delil Kombinasyonu Nedir?
Uygulamada güçlü bir ticari alacak dosyasında şu kombinasyon oldukça önemlidir:
Cari hesap ekstresi + imzalı bakiye mutabakatı + faturalar + teslim belgeleri + borçlunun ticari defter kayıtları + banka hareketleri.
Özellikle karşı tarafın kendi kayıtlarının da alacaklının hesabını doğrulaması ispat açısından kritik olabilir.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından yüksek tutarlı cari hesap uyuşmazlıklarında yalnızca alacaklının muhasebe ekstresine dayanılması yerine, borçlunun kendi ticari kayıtlarının da yargılama sırasında incelenmesini sağlayacak şekilde delil stratejisinin kurulması önem taşımaktadır.
Amaç yalnızca cari hesapta görünen rakamı mahkemeye sunmak değil, bu rakamın hangi işlemlerden oluştuğunu belge zinciriyle ispatlamaktır.
Cari Hesap Takibinde En Sık Yapılan Hatalar
Cari hesap alacaklarında tahsilatı zorlaştıran en önemli hatalardan biri, muhasebe programından alınan tek sayfalık ekstreden hareketle dosyanın yeterince güçlü olduğunun düşünülmesidir.
Bunun yanında:
yanlış bakiye üzerinden takip başlatılması,
ödemelerin hesaba katılmaması,
iade faturalarının incelenmemesi,
kur farkının yanlış hesaplanması,
faiz başlangıcının hatalı belirlenmesi,
borçlunun itirazından sonra dosyanın bekletilmesi,
bir yıllık itirazın iptali süresinin kaçırılması
ciddi sorunlar yaratabilir.
Özellikle milyonlarca liralık şirket alacaklarında icra takibi başlatılmadan önce cari hesabın hukuki ve mali yönden mutabakatının yapılması önemli avantaj sağlayabilir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Cari Hesap Alacaklarının Tahsili
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa gibi ticari faaliyetlerin yoğun olduğu şehirlerde şirketler arasındaki cari hesap, fatura, mal teslimi, hizmet ve sözleşme alacakları nedeniyle icra takipleri ve itirazın iptali davaları sık görülmektedir.
Özellikle üretim, inşaat, enerji, lojistik, makine, teknoloji, toptan satış ve distribütörlük sektörlerinde cari hesapların yüzlerce işlemden oluşması nedeniyle ticari defter ve bilirkişi incelemesi davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, cari hesap alacaklarının tahsili, ticari icra takipleri, itirazın iptali davaları, icra inkâr tazminatı ve ihtiyati haciz süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Cari hesap ekstresi ile icra takibi başlatılabilir mi?
Evet. Muaccel para alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılması mümkündür. Ancak borçlunun itirazı hâlinde alacağın ayrıca ispatlanması gerekebilir.
2. Cari hesap ekstresi tek başına yeterli delil midir?
Her durumda değildir. Faturalar, teslim belgeleri, banka hareketleri, ticari defterler ve mutabakatlar dosyayı güçlendirebilir.
3. İmzalı cari hesap mutabakatı önemli midir?
Evet. Borçlunun bakiye borcu kabul ettiğini gösteren açık ve imzalı bir mutabakat önemli bir delil olabilir.
4. Borçlu takibe itiraz ederse ne yapılır?
Dosyanın özelliklerine göre itirazın kaldırılması veya İİK m.67 kapsamında itirazın iptali gündeme gelebilir.
5. İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmalıdır. (Mevzuat)
6. Cari hesap davasında ticari defterler incelenir mi?
Evet. Uygulamada tarafların ticari defterleri ve dayanak belgeleri bilirkişi aracılığıyla incelenebilmektedir. (Mevzuat)
7. Cari hesap alacağında icra inkâr tazminatı alınabilir mi?
Şartları gerçekleşirse evet. Alacağın likit olması ve borçlunun itirazında haksız bulunması hâlinde %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
8. Cari hesap mutabakatı yoksa dava kaybedilir mi?
Hayır. Alacak faturalar, teslim belgeleri, ticari defterler, banka hareketleri ve diğer hukuka uygun delillerle ispatlanabilir. (Mevzuat)
9. Borçlunun kendi defterlerinde borç görünüyorsa önemli midir?
Evet. Borçlunun ticari defterlerindeki kayıtlar diğer delillerle birlikte alacaklının iddiasını ciddi biçimde güçlendirebilir.
10. Cari hesap alacağı için ihtiyati haciz alınabilir mi?
İİK m.257 ve devamındaki şartların oluşması ve alacağın yaklaşık olarak ispatlanabilmesi hâlinde ihtiyati haciz talebi değerlendirilebilir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
Cari hesap ekstresine dayalı alacaklarda başarılı tahsilat stratejisi yalnızca muhasebe programından alınan bakiyeye dayanmaz. Cari hesabı oluşturan faturaların, teslimlerin, ödemelerin, iadelerin, mahsupların, banka hareketlerinin ve tarafların ticari defterlerinin birlikte incelenmesi gerekir.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda icra takibi başlatılmadan önce gerçek bakiye belirlenmeli; borçlu itiraz etmişse itirazın iptali süresi kaçırılmamalı ve şartları varsa icra inkâr tazminatı ile ihtiyati haciz seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, cari hesap ve fatura alacakları, itirazın iptali, ticari alacak davaları, ihtiyati haciz ve yüksek tutarlı alacakların tahsilinde hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Cari hesap ekstresinin delil değeri, gerçek bakiye, uygulanacak faiz ve kullanılacak dava veya takip yolu somut ticari ilişkinin özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.




