
Elinde Sözleşme Olan Alacaklı İtirazın Kaldırılması Yoluna Başvurabilir mi? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
Cari Hesap Ekstresi ile İcra Takibi ve Alacak Davası Nasıl Yürütülür? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026Bir şirket mal veya hizmeti teslim etmiş, faturayı düzenlemiş ancak borçlu ödeme yapmamışsa alacaklı ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmesi hâlinde ise takip durur. Alacaklının elinde fatura ile birlikte imzalı teslim belgesi, sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm tutanağı veya hizmetin ifasını gösteren başka belgeler bulunuyorsa, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası açılarak itirazın ortadan kaldırılması ve icra takibinin devamının sağlanması mümkündür.
Özellikle ticari alacaklarda yalnızca faturanın bulunması ile fatura + teslim belgesinin birlikte bulunması arasında ispat bakımından ciddi fark vardır. Fatura alacağın muhasebesel ve ticari dayanağını gösterirken teslim belgesi, satıcının sözleşmeden kaynaklanan asli edimini yerine getirdiğinin ispatında güçlü rol oynayabilir.
2026 itibarıyla bu tür bir dosyada doğru strateji yalnızca “faturayı mahkemeye sunmak” değildir. Faturanın dayandığı ticari ilişki, malın veya hizmetin teslimi, borcun miktarı, vade, borçlunun itirazının içeriği, ticari defterler ve banka kayıtları birlikte ortaya konulmalıdır.
Fatura ve Teslim Belgesi Varsa Borç Kesin Olarak İspatlanmış Sayılır mı?
Her durumda otomatik olarak hayır.
Fatura önemli bir ticari belgedir ancak tek başına her uyuşmazlıkta alacağın kesin kanıtı değildir. Borçlu faturaya veya temel ticari ilişkiye karşı çeşitli savunmalar ileri sürebilir.
Örneğin borçlu:
“Malları teslim almadım.”
“Teslim edilen ürünler ayıplıydı.”
“Faturadaki miktar sözleşmeye aykırı.”
“Borcu daha önce ödedim.”
“Ürünlerin bir kısmını iade ettim.”
“Fatura sözleşmedeki fiyat üzerinden düzenlenmedi.”
şeklinde savunmalar yapabilir.
Ancak alacaklının elinde faturanın yanında borçlu veya yetkilisi tarafından imzalanmış teslim belgesi bulunması, özellikle malın teslim edilmediği savunmasına karşı son derece önemli olabilir.
Teslim Belgesi Neden Önemlidir?
Satım ilişkilerinde alacaklının temel iddiası genellikle şudur:
“Malı teslim ettim fakat bedelini alamadım.”
Bu durumda borçlunun en güçlü savunmalarından biri malın teslim edilmediğini ileri sürmek olabilir.
Alacaklının elinde:
fatura + sevk irsaliyesi + imzalı teslim tutanağı
bulunması hâlinde teslim olgusunun ispatı önemli ölçüde güçlenebilir.
Örneğin:
Fatura: 3.500.000 TL
Sevk irsaliyesi: mevcut
Teslim tutanağı: alıcı şirket yetkilisi tarafından imzalanmış
Vade: geçmiş
Ödeme: yapılmamış
ise alacaklı açısından güçlü bir delil seti ortaya çıkabilir.
Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun süresi içerisinde yaptığı geçerli itiraz takibi durdurur.
Alacaklı artık doğrudan haciz aşamasına geçemez.
Bu durumda öncelikle borçlunun itirazının hükümden düşürülmesi gerekir.
Alacaklının önünde somut dosyanın özelliklerine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yolları bulunabilir.
Fatura ve teslim belgelerine dayalı, ticari ilişkinin ve alacak miktarının geniş delil incelemesi gerektirdiği uyuşmazlıklarda İİK m.67 kapsamındaki itirazın iptali davası özellikle önemlidir. Adalet Bakanlığı’nın uzmanlık kaynağında da sözleşmeye veya kayıtların incelenmesine dayalı alacağın varlığı ya da miktarının icra mahkemesinin sınırlı yetkisi içerisinde çözülememesi hâlinde genel mahkemede itirazın iptali davası açılması gerektiği belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
İtirazın İptali Davası Nedir?
İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlayabilmek amacıyla alacaklının açtığı davadır.
Davanın hukuki dayanağı İcra ve İflas Kanunu m.67’dir.
Alacaklı bu davada esas olarak:
alacağının mevcut olduğunu,
borcun muaccel olduğunu,
borçlunun itirazının haksız olduğunu
ortaya koymaya çalışır.
Mahkeme alacaklıyı haklı bulursa borçlunun itirazının iptaline ve takip koşulları çerçevesinde takibin devamına karar verilebilir.
Yargıtay’ın görev dağılımı kararlarında da İİK m.67 kapsamında açılan ticari nitelikteki itirazın iptali davaları açık biçimde ayrı bir dava grubu olarak gösterilmektedir. (Yargıtay)
İtirazın İptali Davası Ne Kadar Sürede Açılmalıdır?
Bu nokta son derece önemlidir.
İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası:
borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde
açılmalıdır.
Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Adalet Bakanlığı’nın uzmanlık kaynağında da bir yıllık sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden başladığı açıkça belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Dolayısıyla süre:
ödeme emrinin borçluya tebliğinden değil,
borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden
itibaren hesaplanır.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Ticari Fatura Alacağında Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari nitelikteyse ve kanundaki şartları taşıyorsa, itirazın iptali davası açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekir.
Adalet Bakanlığı’nın ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk kaynağında, ödeme emrine itirazdan sonra İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası açılacak ve uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamındaysa öncelikle arabuluculuğa başvurulması gerektiği açıkça belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Bu nedenle ticari dosyada pratik sıra çoğu zaman:
İcra takibi → borçlunun itirazı → takibin durması → zorunlu arabuluculuk → anlaşma olmazsa itirazın iptali davası
şeklinde ilerler.
Arabuluculuk Bir Yıllık Süre İçinde mi Başlatılmalıdır?
Evet, bu süre yönetimi özellikle önemlidir.
Adalet Bakanlığı kaynağında ticari uyuşmazlıklarda, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren geçerli olan bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiği belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Dolayısıyla:
“Bir yılın dolmasına birkaç gün kala arabuluculuğa giderim.”
şeklindeki yaklaşım gereksiz risk yaratabilir.
İtiraz öğrenildiğinde arabuluculuk ve dava hazırlığının birlikte başlatılması daha güvenli bir yöntemdir.
İtirazın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görevli mahkeme takip konusu alacağın kaynaklandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir.
Örneğin iki ticari şirket arasındaki mal satışından kaynaklanan fatura alacağı söz konusuysa ve uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse Asliye Ticaret Mahkemesi gündeme gelebilir.
Ancak her fatura uyuşmazlığı otomatik olarak ticari dava değildir.
Tarafların sıfatı ve temel hukuki ilişki değerlendirilmelidir.
Örneğin tüketici işlemi varsa tüketici mahkemesi; başka bir özel hukuki ilişki varsa buna uygun görevli mahkeme gündeme gelebilir.
Bu nedenle mahkeme belirlenirken faturanın kendisinden ziyade faturanın hangi hukuki ilişkiden doğduğu araştırılmalıdır.
Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Yetki bakımından da takip ve temel hukuki ilişkinin özellikleri değerlendirilir.
Davalının yerleşim yeri genel yetki kuralı yanında sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda sözleşmenin ifa yeri gibi özel yetki kuralları da gündeme gelebilir.
Ayrıca taraflar tacir veya kamu tüzel kişisi ise ve kanuni koşullar bulunuyorsa geçerli bir yetki sözleşmesi de söz konusu olabilir.
Dolayısıyla özellikle yüksek tutarlı ticari dosyalarda dava açılmadan önce görev ve yetki analizi yapılması gerekir.
Dava Dilekçesine Hangi Belgeler Eklenmelidir?
Fatura ve teslim belgesine dayalı bir itirazın iptali dosyasında mümkün olduğunca bütün ticari ilişki ortaya konulmalıdır.
Örneğin dosyada:
- takip talebi ve ödeme emri,
- borçlunun itiraz dilekçesi,
- faturalar ve e-faturalar,
- sevk irsaliyeleri,
- imzalı teslim tutanakları,
- sözleşme ve sipariş formları,
- cari hesap ekstresi ve mutabakatlar,
- banka hareketleri,
- ödeme taleplerini içeren e-postalar,
- borç kabulünü içeren hukuka uygun yazışmalar,
- ticari defter ve kayıtlar
birlikte değerlendirilmelidir.
Tek bir belgeye bağımlı dava kurmak yerine ticari ilişkinin başından ödeme yapılmamasına kadar olan sürecin belgeler zinciriyle gösterilmesi daha güçlü bir ispat stratejisi oluşturabilir.
E-Fatura Tek Başına Yeterli midir?
Her durumda değil.
E-faturanın düzenlenmiş olması önemli bir delildir fakat borçlu:
“Bu faturaya konu mal bana teslim edilmedi.”
diyebilir.
İşte bu noktada teslim belgesi devreye girer.
Örneğin:
E-fatura + sevk irsaliyesi + imzalı teslim belgesi + banka hesabında ödeme bulunmaması
birlikte değerlendirildiğinde alacaklının iddiası yalnızca faturaya dayanan dosyaya kıyasla daha güçlü hâle gelebilir.
Teslim Belgesindeki İmza Borçlu Şirkete Ait Değil Denirse Ne Olur?
Bu savunma ticari uyuşmazlıklarda sık karşılaşılabilir.
Borçlu şirket:
“Teslim tutanağını imzalayan kişi şirketimizi temsil etmeye yetkili değildir.”
diyebilir.
Bu durumda imzalayan kişinin:
şirket çalışanı olup olmadığı,
teslim alma görevinin bulunup bulunmadığı,
önceki teslimlerde aynı kişinin imzasının kullanılıp kullanılmadığı,
şirket kaşesinin bulunup bulunmadığı,
malın şirketin deposuna girip girmediği,
ticari defterlere kaydedilip kaydedilmediği
gibi hususlar önem kazanabilir.
Bu nedenle teslim belgesinin yalnızca imzasına değil teslimin bütün ticari akışına bakılmalıdır.
Borçlu Faturayı Ticari Defterlerine Kaydetmişse Ne Olur?
Bu durum önemli bir delil olabilir ancak yine somut olayın tamamıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Mahkeme gerektiğinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verebilir.
Borçlu şirketin faturayı kendi kayıtlarına işlemiş olması, teslim belgeleri ve diğer delillerle birlikte alacağın ispatında alacaklı lehine önemli sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte muhasebe kaydının hukuki etkisi tek başına değil, 6100 sayılı HMK’nın ticari defterlere ilişkin hükümleri ve somut delil durumu çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Borçlu “Mal Ayıplıydı” Derse Ne Olur?
Teslimin ispatlanması her zaman davanın sona ermesi anlamına gelmez.
Borçlu malı teslim aldığını kabul edip:
“Mal ayıplıydı.”
savunmasını ileri sürebilir.
Bu durumda:
ayıbın niteliği,
ayıbın ne zaman fark edildiği,
ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı,
ürünlerin kullanılıp kullanılmadığı,
iade bulunup bulunmadığı,
bedel indirimi şartlarının oluşup oluşmadığı
gibi konular araştırılabilir.
Teknik ürünlerde bilirkişi incelemesi yapılması da gündeme gelebilir.
Borçlu “Malları İade Ettim” Derse Ne Olur?
Bu durumda iadenin ispatı önem kazanır.
Borçlu:
“500 adet ürün teslim aldım ama tamamını geri gönderdim.”
diyebilir.
İade sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, depo kayıtları ve tarafların yazışmaları incelenebilir.
Alacaklı gerçekten malları geri almışsa faturanın tamamını talep edemeyebilir.
Bu nedenle itirazın iptali davasında yalnızca ilk teslim değil, teslimden sonraki ticari hareketler de incelenmelidir.
Borçlu “Borcu Ödedim” Derse Ne Olur?
Bu savunma da oldukça yaygındır.
Borçlu:
“Fatura doğru, malları teslim aldım fakat bedelini ödedim.”
diyebilir.
Bu durumda ödeme iddiası bakımından:
banka dekontları,
ödeme açıklamaları,
makbuzlar,
cari hesap hareketleri,
mahsup işlemleri
önem kazanabilir.
Ödeme iddiasının hangi tarafça ve hangi delillerle ispatlanacağı somut uyuşmazlığın özelliklerine göre değerlendirilir.
Cari Hesap Mutabakatı Varsa Dosya Güçlenir mi?
Evet, özellikle borçlu tarafından imzalanmış açık bir cari hesap mutabakatı önemli olabilir.
Örneğin alacaklının elinde:
Fatura: 7.500.000 TL
Teslim tutanağı: mevcut
Cari hesap mutabakatı: “7.500.000 TL borcumuz bulunmaktadır.”
şeklinde imzalı belge
bulunuyorsa alacağın ispatı bakımından oldukça güçlü bir delil kombinasyonu oluşabilir.
Bu tür belgeler ayrıca icra inkâr tazminatı açısından alacağın belirlenebilirliğinin değerlendirilmesinde de önem taşıyabilir.
İcra İnkâr Tazminatı İstenebilir mi?
Evet.
İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğu ve tazminatın diğer koşullarının gerçekleştiği durumda icra inkâr tazminatı talep edilebilir.
2026 itibarıyla kanuni alt sınır %20’dir.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:
İtirazın iptali davasını kazanmak, her durumda otomatik olarak icra inkâr tazminatı kazanmak anlamına gelmez.
Özellikle alacağın likit veya borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olup olmadığı değerlendirilir.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca:
“İtirazın iptalini istiyoruz.”
demek yerine şartları varsa:
“Borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ediyoruz.”
şeklinde açık talepte bulunulması gerekir.
Fatura ve Teslim Belgesi Alacağı Likit Hâle Getirir mi?
Her durumda otomatik olarak değil.
Ancak alacağın miktarı:
faturadan,
sözleşmeden,
teslim belgesinden,
birim fiyatlardan,
cari hesap mutabakatından
açık biçimde belirlenebiliyorsa likit alacak yönündeki iddia güçlenebilir.
Örneğin 1.000 adet ürünün tanesi 5.000 TL’den teslim edildiği, teslim tutanağının imzalandığı ve toplam bedelin 5.000.000 TL olduğu tartışmasızsa borçlunun borç miktarını belirleyebilme imkânı daha yüksek olacaktır.
5 Milyon TL Fatura Alacağında İcra İnkâr Tazminatı Ne Kadar Olabilir?
Mahkemenin 5 milyon TL’nin tamamını kabul ettiğini ve icra inkâr tazminatının bütün şartlarının gerçekleştiğini varsayalım.
%20 üzerinden:
5.000.000 TL × %20 = 1.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Böylece borçlunun sırf tahsilatı geciktirmek amacıyla yaptığı haksız itiraz önemli bir ek mali sonuç doğurabilir.
Kısmi İtiraz Varsa Dava Nasıl Açılır?
Borçlu takipteki borcun yalnızca bir kısmına itiraz etmiş olabilir.
Örneğin:
Takip: 10.000.000 TL
Kabul edilen: 4.000.000 TL
İtiraz edilen: 6.000.000 TL
ise uyuşmazlık esas olarak 6 milyon TL bakımından devam eder.
Alacaklının dava talebini borçlunun itirazının kapsamına göre doğru biçimde kurması gerekir.
Borçlunun kabul ettiği kısmın yeniden dava konusu yapılması gereksiz yargılama ve masraf sorunlarına yol açabilir.
Faize İtiraz Edilmişse Ne Yapılmalıdır?
Borçlu ana parayı kabul edip yalnızca faiz oranına veya başlangıç tarihine itiraz edebilir.
Bu durumda:
sözleşmedeki faiz hükmü,
vade,
temerrüt tarihi,
tarafların tacir olup olmadığı,
uygulanacak ticari faiz rejimi
ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava dilekçesinde ana para ile faiz talebinin hukuki dayanaklarının ayrı ayrı açıklanması önemlidir.
İtirazın İptali Davası Kazanılırsa Ne Olur?
Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulursa itirazın iptaline karar verir ve duran icra takibinin devamının önü açılır.
Takibin devamında şartlarına göre borçlunun:
banka hesaplarına,
araçlarına,
taşınmazlarına,
şirket paylarına,
üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına
haciz uygulanması gündeme gelebilir.
Borçlunun daha sonra itirazından vazgeçmesi de takibin kesinleşmesi sonucunu doğurabilir. Nitekim UYAP’ta yayımlanan bir kararda borçluların icra dosyasındaki itirazlarından feragat etmeleri üzerine takibin kesinleştiği görülmektedir. (Mevzuat)
Dava Devam Ederken Borçlu Mallarını Kaçırırsa Ne Yapılabilir?
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda bu ihtimal baştan değerlendirilmelidir.
Borçlu:
banka hesaplarını boşaltıyor,
taşınmazlarını satıyor,
araçlarını yakınlarına devrediyor,
şirket malvarlığını ilişkili şirkete aktarıyor
olabilir.
Bu durumda yalnızca itirazın iptali davasının sonucunu beklemek tahsilat açısından risk yaratabilir.
Şartları varsa ihtiyati haciz, ilerleyen aşamalarda tasarrufun iptali veya somut olayın özelliklerine göre diğer hukuki korumalar değerlendirilmelidir.
Örnek: Fatura + İrsaliye + Teslim Tutanağı Bulunan 15 Milyon TL Alacak
Bir şirket diğer şirkete endüstriyel ekipman satmış olsun.
Sözleşme bedeli: 15.000.000 TL
E-fatura: mevcut
Sevk irsaliyeleri: mevcut
Teslim tutanakları: alıcı şirket tarafından imzalanmış
Vade: geçmiş
Ödeme: yapılmamış.
Satıcı şirket 15 milyon TL için ilamsız icra takibi başlatmıştır.
Borçlu şirket:
“Alacaklıya herhangi bir borcumuz bulunmamaktadır.”
diyerek borcun tamamına itiraz etmiştir.
Bu dosyada alacaklının yalnızca faturayı sunması yerine:
sözleşme + e-fatura + sevk irsaliyesi + teslim tutanağı + ticari defterler + banka kayıtları
üzerinden bütün ticari ilişkiyi ortaya koyması daha güçlü olacaktır.
Ticari uyuşmazlık olduğundan dava şartı arabuluculuk tamamlandıktan sonra, bir yıllık süre korunarak itirazın iptali davası açılabilir. Ticari uyuşmazlıklardaki bu arabuluculuk zorunluluğu Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarında da açıkça belirtilmektedir. (Adalet Bakanlığı)
Mahkeme 15 milyon TL’nin tamamını kabul eder ve icra inkâr tazminatının koşullarının da oluştuğunu belirlerse %20 üzerinden:
15.000.000 TL × %20 = 3.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Fatura ve Teslim Belgesi Bulunan Dosyada En Güçlü Dava Stratejisi Nedir?
Bu tür bir dosyada alacaklı önce borçlunun itiraz dilekçesini satır satır incelemelidir.
Çünkü savunma:
“Mal teslim edilmedi.”
ise teslim belgeleri öne çıkarılmalıdır.
Savunma:
“Borcu ödedim.”
ise banka kayıtları incelenmelidir.
Savunma:
“Mal ayıplıydı.”
ise ayıp ihbarı, teknik kayıtlar ve bilirkişi incelemesi önem kazanır.
Savunma:
“Fatura bedeli yanlış.”
ise sözleşme, sipariş formu ve birim fiyatlar dosyanın merkezine alınmalıdır.
Savunma:
“Teslim belgesindeki imza bizim çalışanımıza ait değil.”
ise teslimi gerçekleştiren kişinin kimliği, şirket kayıtları ve teslim süreci araştırılmalıdır.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle yüksek tutarlı fatura alacaklarında dava stratejisinin yalnızca faturaya değil, borçlunun somut itiraz gerekçesini çürütecek belge zincirine dayanacak şekilde kurulması önem taşımaktadır.
Fatura + Teslim Belgesi + Cari Hesap Mutabakatı En Güçlü Kombinasyonlardan Biri midir?
Uygulamada oldukça güçlü olabilir.
Örneğin:
Fatura: mevcut
Teslim belgesi: mevcut
Cari hesap mutabakatı: mevcut
Borçlunun imzası: mevcut
Vade: geçmiş
Ödeme: yok
ise borçlunun:
“Böyle bir borcum hiç olmadı.”
savunması önemli ölçüde zorlaşabilir.
Buna rağmen mahkeme her delili somut olay içerisinde değerlendirir; hiçbir belge tek başına bütün dosyalarda otomatik sonuç yaratmaz.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Fatura Alacaklarının Tahsili
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa gibi ticari faaliyetlerin yoğun olduğu şehirlerde fatura ve cari hesap alacaklarına yapılan itirazlar, ticari icra uyuşmazlıklarının önemli bölümünü oluşturmaktadır.
Özellikle toptan satış, üretim, inşaat, enerji, lojistik, makine, teknoloji ve hizmet sektörlerinde yüksek tutarlı fatura alacaklarının tahsilinde fatura, teslim belgesi, sevk irsaliyesi, sözleşme ve ticari defterlerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, fatura alacakları, itirazın iptali davaları, ticari alacak tahsili, icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz ve borçlunun mal kaçırmasına karşı hukuki süreçlerde destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Fatura ve teslim belgesi varsa itirazın iptali davası kazanılır mı?
Belgeler alacaklının ispat durumunu önemli ölçüde güçlendirebilir ancak sonuç borçlunun savunmaları ve dosyadaki bütün delillere göre belirlenir.
2. İtirazın iptali davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmalıdır. (Adalet Bakanlığı)
3. Ticari fatura alacağında arabuluculuk zorunlu mudur?
Uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamındaki ticari uyuşmazlıklardansa, itirazın iptali davasından önce arabuluculuğa başvurulması gerekir. (Adalet Bakanlığı)
4. E-fatura tek başına yeterli midir?
Her durumda değil. Teslim, temel ilişki ve borcun miktarına ilişkin diğer deliller de önem taşıyabilir.
5. İmzalı teslim tutanağı önemli midir?
Evet. Özellikle borçlunun “mal teslim edilmedi” savunmasına karşı önemli bir delildir.
6. Borçlu faturayı defterlerine kaydetmişse dava kazanılır mı?
Bu durum önemli bir delil olabilir ancak diğer deliller ve savunmalarla birlikte değerlendirilir.
7. Borçlu malların ayıplı olduğunu ileri sürerse ne olur?
Ayıbın niteliği, ihbar, kullanım, iade ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi gündeme gelir.
8. İcra inkâr tazminatı istenebilir mi?
Evet. İİK m.67 kapsamındaki şartlar oluşursa %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edilebilir.
9. Borçlu yalnızca borcun bir kısmına itiraz etmişse ne olur?
Dava esas olarak itiraz edilen bölüm bakımından yürütülür. İtiraz edilmeyen kısım bakımından takip hukuku sonuçları ayrıca değerlendirilir.
10. Borçlu dava sırasında mallarını devrederse ne yapılabilir?
Şartlarına göre ihtiyati haciz, tasarrufun iptali ve diğer hukuki koruma yolları değerlendirilmelidir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
Fatura ve teslim belgesine dayanan alacaklarda itirazın iptali davasının başarısı yalnızca faturanın dosyaya sunulmasına bağlı değildir. Mal veya hizmetin tesliminin, borcun miktarının, vadenin ve ödeme yapılmadığının birbirini tamamlayan belgelerle ortaya konulması önemlidir.
Özellikle yüksek tutarlı ticari alacaklarda itirazın iptali davası hazırlanırken icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz ve borçlunun malvarlığına yönelik tahsilat stratejisinin de aynı anda değerlendirilmesi gerekir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, fatura ve cari hesap alacakları, itirazın iptali, icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz ve yüksek tutarlı ticari alacakların tahsilinde hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Fatura ve teslim belgesinin ispat gücü ile uygulanacak hukuki yol, somut ticari ilişkinin ve borçlunun itirazının özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.




