
İtiraz Edilen İcra Dosyasında Alacağın En Hızlı Tahsil Yolu Nedir? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026
Fatura ve Teslim Belgesi Varsa İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? 2026 Güncel Rehber
25 Ağustos 2026Borçlu ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde takip durur. Alacaklının elinde yazılı bir sözleşmenin bulunması tahsilat açısından son derece önemli olmakla birlikte, “Elimde sözleşme var, doğrudan itirazın kaldırılması yoluna gidebilirim” sonucu her zaman doğru değildir. İtirazın kaldırılması bakımından kritik mesele, belgenin adının “sözleşme” olması değil, İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde aranan belge niteliğini taşıyıp taşımadığıdır.
İİK m.68 kapsamında özellikle borçlunun imzasını ikrar ettiği adi senet, noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren senet ve kanunda belirtilen diğer belgeler önem taşır. Dolayısıyla borçlu tarafından imzalanmış ve belirli bir para borcunu açık biçimde ortaya koyan sözleşme, somut olayın özelliklerine göre itirazın kaldırılmasında güçlü bir dayanak oluşturabilir. Buna karşılık sözleşmenin varlığına rağmen alacağın doğup doğmadığının kapsamlı yargılama, tanık, bilirkişi veya başka delillerle belirlenmesi gerekiyorsa itirazın iptali davası daha uygun yol olabilir.
2026 yılında sözleşmeye dayalı icra takiplerinde en kritik soru bu nedenle şudur:
Sözleşme yalnızca hukuki ilişkiyi mi ispatlıyor, yoksa borçlunun belirli ve muaccel para borcunu da ortaya koyuyor mu?
İtirazın Kaldırılması Nedir?
İtirazın kaldırılması, borçlunun genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesinde bertaraf edilmesini sağlayan özel bir icra hukuku yoludur.
İtirazın iptali davasından farklı olarak burada genel mahkemede kapsamlı bir alacak yargılaması yapılmaz.
İcra mahkemesinin incelemesi daha sınırlıdır.
Bu nedenle itirazın kaldırılması, uygun belge bulunan dosyalarda alacaklı açısından önemli bir hız avantajı sağlayabilir.
Ancak bu avantajın karşılığında kanun, kullanılabilecek belgeleri sınırlandırmıştır.
İİK 68 Kapsamındaki Belgeler Nelerdir?
İİK m.68’e göre talebine itiraz edilen alacaklının takibi:
imzası ikrar edilmiş adi senede,
noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarını içeren senede,
veya kanunda belirtilen yetkili makamların usulüne uygun şekilde düzenledikleri belge ve makbuzlara
dayanıyorsa alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
Dolayısıyla taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme de içeriği ve borçlunun imzaya yönelik tutumuna bağlı olarak İİK m.68 bakımından değerlendirilebilir.
Her İmzalı Sözleşme İİK 68 Belgesi midir?
Hayır.
En önemli ayrım burada ortaya çıkar.
Bir sözleşmenin altında borçlunun imzasının bulunması tek başına:
“Bu belge kesinlikle İİK m.68 belgesidir.”
demek için yeterli olmayabilir.
Çünkü sözleşmede yalnızca tarafların karşılıklı yükümlülükleri düzenlenmiş olabilir.
Örneğin:
Satıcı 1.000 adet ürünü teslim edecek, alıcı ürünlerin tesliminden sonra 5.000.000 TL ödeme yapacaktır.
şeklinde bir sözleşme bulunduğunu düşünelim.
Alıcı ödeme yapmamıştır.
Ancak icra takibine:
Ürünler hiç teslim edilmedi.
şeklinde itiraz etmiştir.
Bu durumda yalnızca sözleşmeye bakılarak 5 milyon TL’nin kesin olarak doğduğu sonucuna ulaşmak mümkün olmayabilir. Satıcının kendi edimini yerine getirip getirmediğinin de incelenmesi gerekir.
İşte bu nedenle sözleşmenin varlığı ile sözleşmeden doğan para alacağının varlığı birbirinden ayrılmalıdır.
Sözleşmede Açık Borç İkrarı Varsa Ne Olur?
Alacaklının durumu önemli ölçüde güçlenebilir.
Örneğin sözleşmede:
“Borçlu, alacaklıya 5.000.000 TL borçlu olduğunu kabul ve beyan eder. Borç 30 Haziran 2026 tarihinde tek seferde ödenecektir.”
şeklinde açık bir hüküm bulunduğunu düşünelim.
Belge borçlu tarafından imzalanmışsa ve imza inkâr edilmiyorsa, İİK m.68 bakımından çok daha güçlü bir belge ortaya çıkar.
Çünkü burada yalnızca bir ticari ilişkinin varlığı değil, aynı zamanda:
borcun varlığı,
borcun miktarı,
borçlu,
alacaklı
ve ödeme zamanı
belirlenebilir durumdadır.
Borçlu Sözleşmedeki İmzayı Kabul Ediyorsa Ne Olur?
İİK m.68 bakımından önemli konulardan biri imzanın ikrar edilmiş olmasıdır.
Borçlu sözleşmedeki imzayı açıkça kabul edebilir.
Örneğin:
“Sözleşmedeki imza bana aittir ancak borcu ödedim.”
şeklinde savunma yapabilir.
Bu durumda imza tartışması ortadan kalkar.
Uyuşmazlık artık borcun:
ödenip ödenmediği,
sona erip ermediği,
mahsup edilip edilmediği
gibi başka noktalara kayabilir.
Borçlunun ileri sürdüğü ödeme veya borcu sona erdiren diğer savunmaların hangi belgelerle ispatlanabileceği ayrıca değerlendirilir.
Borçlu İmzayı İnkâr Ederse Ne Olur?
Borçlunun imzayı inkâr etmesi hâlinde itirazın geçici kaldırılması gündeme gelebilir.
İİK m.68/a, borçlunun takip dayanağı adi senetteki imzayı reddetmesi durumuna ilişkin özel düzenleme içermektedir.
Bu nedenle:
borca itiraz
ile
imzaya itiraz
birbirinden ayrılmalıdır.
Alacaklının hangi kaldırma yoluna başvuracağı borçlunun itiraz dilekçesinin içeriğine göre belirlenir.
Noter Onaylı Sözleşme Varsa İtiraz Daha Kolay Kaldırılır mı?
Noterlikçe düzenlenen veya onaylanan belgeler önemli bir ispat avantajı sağlayabilir.
Ancak burada da:
“Noterden yapılmış her sözleşme doğrudan itirazın kaldırılmasını sağlar.”
şeklinde genelleme yapılmamalıdır.
Belgenin borç ikrarı içerip içermediği ve takip konusu para alacağının bu belgeden belirlenip belirlenemediği önemlidir.
Örneğin noterlikçe düzenlenen:
5.000.000 TL borç ikrarı
ile yalnızca tarafların ileride yapacağı ticari iş birliğini düzenleyen bir sözleşmenin icra hukuku bakımından etkisi aynı değildir.
Kira Sözleşmesiyle İtirazın Kaldırılması İstenebilir mi?
Kira alacaklarında özel takip ve itirazın kaldırılması hükümleri bulunmaktadır.
Kiraya veren kira bedelinin ödenmediğini ileri sürüyorsa yazılı kira sözleşmesi önemli bir delil olabilir.
Ancak kira alacaklarında İİK m.269 ve devamındaki özel düzenlemeler bulunduğundan genel para alacaklarıyla aynı değerlendirme yapılmamalıdır.
Kira bedelinin ödenmemesi, kira sözleşmesindeki imzanın inkârı, kira miktarına itiraz ve tahliye talebi farklı sonuçlar doğurabilir.
Satış Sözleşmesinde İtirazın Kaldırılması Mümkün mü?
Mümkün olabilir; ancak sözleşmenin içeriği belirleyicidir.
Örneğin satıcı ile alıcı arasında:
10.000.000 TL bedelli makine satış sözleşmesi
imzalanmış olsun.
Makine teslim edilmiş ve teslim tutanağı da alıcı tarafından imzalanmış olsun.
Ayrıca sözleşmede ödeme tarihi açıkça belirlenmiş olsun.
Bu durumda alacaklının elinde yalnızca satış sözleşmesi değil:
imzalı sözleşme + imzalı teslim belgesi
bulunmaktadır.
Alacağın varlığının ve muacceliyetinin belgelerden ortaya çıkması, alacaklının pozisyonunu önemli ölçüde güçlendirebilir.
Buna karşılık alıcı:
“Makine hiç teslim edilmedi.”
diyor ve teslimi gösteren hiçbir belge bulunmuyorsa uyuşmazlığın kapsamlı yargılama gerektirip gerektirmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Hizmet Sözleşmesinde Durum Nedir?
Hizmet sözleşmelerinde daha dikkatli olmak gerekir.
Örneğin danışmanlık şirketi:
12 aylık danışmanlık hizmeti karşılığında 2.400.000 TL
talep ediyor olabilir.
Borçlu ise:
“Hizmet hiç verilmedi.”
savunmasında bulunabilir.
Bu durumda sözleşmenin imzalanmış olması tek başına 2.400.000 TL alacağın doğduğunu göstermeyebilir.
Hizmetin gerçekten ifa edilip edilmediğinin:
e-postalar,
raporlar,
teslim belgeleri,
toplantı kayıtları,
ticari defterler,
bilirkişi incelemesi
gibi başka delillerle belirlenmesi gerekebilir.
Böyle bir uyuşmazlıkta itirazın iptali davası daha uygun hâle gelebilir.
Cari Hesap Sözleşmesi Varsa Ne Olur?
Cari hesap uyuşmazlıklarında yalnızca cari hesap sözleşmesinin bulunması ile cari hesap bakiyesinin borçlu tarafından kabul edilmiş olması aynı şey değildir.
Örneğin taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunuyor ancak borç miktarı yüzlerce fatura ve ödemeden sonra hesaplanacaksa kapsamlı inceleme gerekebilir.
Buna karşılık borçlu:
“31.05.2026 tarihi itibarıyla cari hesap borcumuz 8.750.000 TL’dir.”
şeklinde imzalı mutabakat vermişse durum önemli ölçüde değişir.
Bu nedenle ticari alacaklarda cari hesap mutabakatı, sıradan sözleşmeden çok daha kritik hâle gelebilir.
Sözleşme + Borç Mutabakatı Varsa Ne Olur?
Bu kombinasyon alacaklı açısından oldukça güçlü olabilir.
Örneğin:
Sözleşme: 15 milyon TL
Teslim: Tamamlanmış
Faturalar: Düzenlenmiş
Cari hesap mutabakatı: 15 milyon TL
Borçlunun imzası: Mevcut
Vade: Geçmiş
olsun.
Borçlu buna rağmen:
“Herhangi bir borcum bulunmamaktadır.”
şeklinde itiraz etmişse alacaklının hem itirazın kaldırılması bakımından hem de şartlarına göre icra inkâr tazminatı bakımından güçlü bir hukuki pozisyonu oluşabilir.
Sözleşmede Borç Miktarı Yazmıyorsa Ne Olur?
Bu durumda itirazın kaldırılması daha problemli olabilir.
Örneğin sözleşmede:
“Yüklenici yaptığı iş miktarına göre ücret almaya hak kazanacaktır.”
yazıyor ancak toplam ücret belirtilmiyor olabilir.
Alacağın hesaplanabilmesi için:
hakedişlerin,
metrajların,
birim fiyatların,
işin tamamlanma oranının,
ayıplı işlerin
bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekiyorsa alacağın yalnızca sözleşmeden açık biçimde çıkarılması mümkün olmayabilir.
Bu durumda itirazın iptali davası daha uygun olabilir.
Sözleşmede Şarta Bağlı Ödeme Varsa Ne Olur?
Bu da önemli bir ayrıntıdır.
Örneğin sözleşmede:
“Ödeme, kesin kabul tutanağının imzalanmasından sonra yapılacaktır.”
hükmü bulunabilir.
Alacaklı kesin kabul gerçekleşmeden icra takibi başlatmışsa borçlu alacağın henüz muaccel olmadığını ileri sürebilir.
Dolayısıyla yalnızca alacağın varlığı değil, ödeme zamanının gelip gelmediği de incelenmelidir.
İtirazın Kaldırılması İçin Süre Ne Kadardır?
İİK m.68 uyarınca alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılmasını istemelidir.
Bu süre son derece önemlidir.
Örneğin borçlunun itirazı alacaklıya:
1 Mart 2026
tarihinde tebliğ edilmişse altı aylık süre buna göre hesaplanmalıdır.
Alacaklının:
“Nasıl olsa elimde sözleşme var.”
diyerek dosyayı bekletmesi önemli hak kayıplarına yol açabilir.
Altı Aylık Süre Kaçırılırsa Alacak Tamamen Kaybolur mu?
Hayır.
İtirazın kaldırılması için öngörülen altı aylık sürenin geçirilmesi, maddi hukuk anlamında alacağın otomatik olarak ortadan kalkması anlamına gelmez.
İİK m.67 kapsamındaki itirazın iptali davasının bir yıllık süresi ayrıca değerlendirilmelidir.
Bunun dışında genel hükümlere göre alacak davası açma imkânı da zamanaşımı ve diğer koşullar çerçevesinde gündeme gelebilir.
Ancak takip hukukuna özgü avantajların kaybedilmemesi için sürelerin baştan doğru hesaplanması gerekir.
İtirazın İptali Davası Ne Zaman Tercih Edilmelidir?
Özellikle şu tür uyuşmazlıklarda itirazın iptali daha uygun olabilir:
Sözleşmedeki alacağın miktarı açık değilse, karşılıklı edimlerin yerine getirilip getirilmediği tartışmalıysa, ayıplı ifa savunması varsa, bilirkişi incelemesi gerekiyorsa, kapsamlı ticari defter incelemesi yapılacaksa veya İİK m.68 kapsamında belge bulunmuyorsa.
İtirazın iptali davasında mahkeme uyuşmazlığın esasını daha geniş biçimde inceleyebilir.
Ticari Sözleşmede Arabuluculuk Gerekir mi?
Ticari nitelikteki para alacağına ilişkin itirazın iptali davasında dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.
Buna karşılık itirazın kaldırılması teknik anlamda bir dava olmadığından aynı sistem uygulanmaz.
Bu ayrım, özellikle hızlı tahsilat stratejisinde önemlidir.
Sözleşme İİK m.68 kapsamında kullanılabiliyorsa alacaklı açısından itirazın kaldırılması önemli bir zaman avantajı yaratabilir.
İcra İnkâr Tazminatı Talep Edilebilir mi?
Evet, şartları varsa.
İtirazın kaldırılması talebinin kabul edilmesi durumunda İİK m.68 kapsamında borçlunun talep üzerine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesi gündeme gelebilir.
Benzer biçimde itirazın iptali davasında da İİK m.67 kapsamındaki şartlar gerçekleştiğinde icra inkâr tazminatı talep edilebilir.
Özellikle borcun:
belirli,
hesaplanabilir,
borçlu tarafından bilinebilir
olması önemlidir.
5 Milyon TL Sözleşme Alacağında Tazminat Ne Kadar Olabilir?
Örneğin sözleşmede açıkça:
5.000.000 TL borç
bulunduğu ve borçlunun bu tutarı kabul ettiği varsayılsın.
Borçlu buna rağmen borcun tamamına haksız biçimde itiraz etmiş ve tazminat şartları oluşmuşsa %20 üzerinden:
5.000.000 TL × %20 = 1.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Bu tutar ana alacaktan ayrı önemli bir ekonomik sonuç yaratabilir.
Borçlu Sözleşmeyi Kabul Edip Borcu İnkâr Edebilir mi?
Evet.
Örneğin borçlu:
“Sözleşme benim ancak sözleşmeden doğan borcu ödedim.”
diyebilir.
Bu durumda uyuşmazlık imza değil, ifa noktasındadır.
Borçlu ödeme iddiasını banka dekontu, makbuz veya kanunen kabul edilebilir diğer belgelerle ispatlamaya çalışabilir.
Alacaklı da borcun ödenmediğini ve takibin haklı olduğunu ortaya koymalıdır.
Sözleşmedeki İmza Şirket Yetkilisine Ait Değilse Ne Olur?
Şirket alacaklarında ayrıca temsil yetkisi incelenmelidir.
Sözleşmeyi imzalayan kişinin:
şirket müdürü,
yönetim kurulu üyesi,
temsil ve ilzama yetkili kişi,
vekil
olup olmadığı önemlidir.
Örneğin 20 milyon TL’lik sözleşmeyi şirket adına hiçbir temsil yetkisi bulunmayan bir çalışan imzalamışsa şirket sözleşmenin kendisini bağlamadığını ileri sürebilir.
Bu nedenle yüksek tutarlı ticari takiplerde yalnızca imza değil, imza tarihindeki temsil ve ilzam yetkisi de kontrol edilmelidir.
Elektronik İmzalı Sözleşmelerde Durum Nedir?
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.
Dolayısıyla ticari ilişkilerde güvenli elektronik imzayla oluşturulan sözleşmeler de ispat ve takip stratejisinde son derece önemlidir.
Ancak basit elektronik onay, taranmış imza, e-posta onayı ve güvenli elektronik imza aynı hukuki kavramlar değildir.
Belgenin oluşturulma biçimi ayrıca incelenmelidir.
WhatsApp’ta Borcu Kabul Eden Borçlu İçin İtirazın Kaldırılması İstenebilir mi?
Burada dikkatli olunmalıdır.
Borçlu WhatsApp üzerinden:
“Sana 2 milyon TL borcum var, gelecek ay ödeyeceğim.”
yazmış olabilir.
Bu mesaj, itirazın iptali davasında önemli bir delil olabilir.
Ancak her WhatsApp mesajının otomatik olarak İİK m.68 belgesi kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle elektronik yazışmalar güçlü deliller olsa bile takip hukukunda kullanılacak yol ayrıca belirlenmelidir.
İhtiyati Haciz de Aynı Anda Düşünülmeli mi?
Özellikle yüksek tutarlı sözleşme alacaklarında evet.
Alacaklının elinde çok güçlü bir sözleşme olabilir.
Ancak borçlu itirazdan sonra:
taşınmazlarını satıyorsa,
araçlarını devrediyorsa,
banka hesaplarını boşaltıyorsa,
şirket varlıklarını ilişkili şirketlere aktarıyorsa,
yalnızca itirazın kaldırılması veya iptali sürecine odaklanmak tahsilat açısından yeterli olmayabilir.
Şartları varsa İİK m.257 ve devamı kapsamında ihtiyati haciz ayrıca değerlendirilmelidir.
Örnek: 20 Milyon TL’lik İmzalı Sözleşme
Bir şirket diğer şirkete makine satmış olsun.
Sözleşme bedeli:
20.000.000 TL
Sözleşme iki şirketin yetkilileri tarafından imzalanmıştır.
Makineler teslim edilmiş ve ayrıca teslim tutanağı düzenlenmiştir.
Borçlu daha sonra:
“20 milyon TL borcumuzu 31 Mayıs 2026 tarihinde ödeyeceğiz.”
şeklinde imzalı borç mutabakatı vermiştir.
Ödeme yapılmayınca alacaklı icra takibi başlatmış, borçlu ise:
“Borcumuz yoktur.”
diyerek itiraz etmiştir.
Bu durumda alacaklının elinde yalnızca temel sözleşme değil:
imzalı sözleşme + teslim belgesi + borç mutabakatı
bulunmaktadır.
İtirazın kaldırılması bakımından belgelerin İİK m.68 niteliği ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Ayrıca tazminat şartlarının oluşması hâlinde %20 üzerinden:
20.000.000 TL × %20 = 4.000.000 TL
icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
Sözleşme Alacağında En Hızlı Tahsil Stratejisi Nedir?
Sözleşmeye dayalı alacaklarda tahsilat stratejisi şu sırayla kurulmalıdır:
- Sözleşmenin aslını ve imzaları kontrol edin.
- Borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın tam metnini inceleyin.
- Borçlunun sözleşmedeki imzayı kabul edip etmediğini belirleyin.
- Sözleşmenin açık bir para borcu veya borç ikrarı içerip içermediğini kontrol edin.
- Alacağın muaccel olup olmadığını belirleyin.
- İİK m.68 kapsamında belge varsa altı aylık süre içerisinde itirazın kaldırılmasını değerlendirin.
- İİK m.68 belgesi yoksa bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davasını değerlendirin.
- Ticari dava söz konusuysa dava şartı arabuluculuğu kontrol edin.
- Şartları varsa icra inkâr tazminatı talep edin.
- Borçlunun mal kaçırma riski bulunuyorsa ihtiyati haciz ve diğer koruma tedbirlerini ayrıca değerlendirin.
Bu yöntem, yalnızca davayı kazanmayı değil alacağın fiilen tahsil edilmesini hedefler.
Sözleşme Varsa Doğrudan İtirazın Kaldırılması Yoluna Gitmek Neden Risklidir?
Çünkü sözleşme yalnızca hukuki ilişkinin varlığını gösterebilir.
Alacağın doğduğunu ayrıca ispatlamak gerekebilir.
Örneğin EPC sözleşmesi kapsamında yüklenici:
50 milyon TL hakediş alacağı
talep ediyor olabilir.
Ancak işveren:
işlerin tamamlanmadığını,
gecikme cezası bulunduğunu,
ayıplı işlerin olduğunu,
mahsup edilecek zarar bulunduğunu
ileri sürebilir.
Bu uyuşmazlığın çözümü kapsamlı teknik bilirkişi incelemesi gerektiriyorsa yalnızca sözleşmenin bulunması itirazın kaldırılması için yeterli olmayabilir.
Bu nedenle Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle yüksek tutarlı sözleşme alacaklarında “sözleşme var mı?” sorusundan önce “sözleşme ve ekleri takip konusu borcu tek başına ortaya koyuyor mu?” sorusunun cevaplandırılması önem taşımaktadır.
Yanlış hukuki yolun seçilmesi tahsilatı hızlandırmak yerine aylarca geciktirebilir.
2026’da İtirazın Kaldırılması Sistemi Değişti mi?
2026 itibarıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun mevcut sistemi yürürlüktedir.
Bununla birlikte Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Cebrî İcra Kanunu Taslağı mevcut sistemde önemli değişiklikler öngörmektedir. Taslakta itirazın kaldırılması kurumunun kaldırılması ve itirazın hükümden düşürülmesinde itirazın iptali davasının temel yol hâline getirilmesi öngörülmektedir.
Ancak bu düzenleme henüz taslak niteliğindedir.
Bu nedenle 2026 yılında açılacak mevcut dosyalarda yürürlükteki İİK m.67, m.68 ve m.68/a hükümleri esas alınmalıdır.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da Sözleşmeye Dayalı Alacak Takipleri
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa gibi ticari faaliyetlerin yoğun olduğu şehirlerde sözleşmeden kaynaklanan yüksek tutarlı alacakların icra takibine konu edilmesi oldukça yaygındır.
Özellikle:
satış sözleşmeleri,
hizmet sözleşmeleri,
tedarik sözleşmeleri,
eser sözleşmeleri,
inşaat sözleşmeleri,
kira sözleşmeleri,
distribütörlük sözleşmeleri,
EPC ve enerji sözleşmeleri
nedeniyle doğan para alacaklarında borçlunun itirazından sonra itirazın kaldırılması mı yoksa itirazın iptali mi yoluna gidileceği dosyanın belgelerine göre belirlenmelidir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, sözleşmeden kaynaklanan alacakların tahsili, itirazın kaldırılması, itirazın iptali, ihtiyati haciz ve yüksek tutarlı ticari icra takiplerinde hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Elimde imzalı sözleşme varsa itirazın kaldırılmasını isteyebilir miyim?
Mümkün olabilir. Ancak sözleşmenin İİK m.68 kapsamında belge niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Her imzalı sözleşme otomatik olarak yeterli değildir.
2. Sözleşmede borç miktarı açıkça yazıyorsa durum değişir mi?
Evet. Borcun miktarının, tarafların ve ödeme zamanının açıkça belirlenmiş olması alacaklının hukuki pozisyonunu güçlendirebilir.
3. Borçlu sözleşmedeki imzayı kabul ediyorsa ne olur?
İmza tartışması ortadan kalkabilir. Borçlunun ödeme, mahsup veya borcun sona erdiğine ilişkin diğer savunmaları ayrıca değerlendirilir.
4. Borçlu imzayı inkâr ederse ne yapılır?
İİK m.68/a kapsamında itirazın geçici kaldırılması hükümleri gündeme gelebilir.
5. Fatura ile sözleşme birlikte varsa itiraz kaldırılabilir mi?
Belgeler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle borç kabulü, teslim tutanağı ve cari hesap mutabakatının bulunması dosyayı güçlendirebilir.
6. İtirazın kaldırılması için süre kaç aydır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı aydır.
7. İtirazın iptali davası için süre ne kadardır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıldır.
8. Sözleşmeye rağmen bilirkişi incelemesi gerekiyorsa ne olur?
Uyuşmazlığın kapsamlı delil ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi hâlinde itirazın iptali davası daha uygun olabilir.
9. İmzalı sözleşmeye rağmen haksız itiraz eden borçludan tazminat alınabilir mi?
Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.
10. Sözleşme alacağı için ihtiyati haciz alınabilir mi?
İİK m.257 ve devamındaki şartların gerçekleşmesi hâlinde ihtiyati haciz talep edilmesi mümkün olabilir. Her dosyada koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.
FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık – İletişim
Elinde sözleşme bulunan alacaklının borçlunun itirazından sonra doğrudan itirazın kaldırılması yoluna başvurması her zaman doğru değildir. Öncelikle sözleşmenin İİK m.68 kapsamında belge niteliğinde olup olmadığı, borcun miktarının belirli olup olmadığı, alacağın muaccel hâle gelip gelmediği ve borçlunun imzaya yönelik itirazı değerlendirilmelidir.
Özellikle milyonlarca liralık ticari alacaklarda yanlış yolun seçilmesi, tahsilatın aylarca hatta daha uzun süre gecikmesine neden olabilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, sözleşmeden kaynaklanan alacakların tahsili, itirazın kaldırılması, itirazın iptali, icra inkâr tazminatı, ihtiyati haciz ve ticari icra uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Tel: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut sözleşmenin İİK m.68 kapsamında belge niteliğinde olup olmadığı ve hangi takip/dava yolunun kullanılacağı sözleşmenin içeriği ile borçlunun itirazına göre ayrıca değerlendirilmelidir.




