
Şirket Ortağının Taşınmaz Devretmesi İçin İhtiyati Tedbir Konulabilir mi? 2026 Güncel Hukuki Rehber
2 Eylül 2026
Şirket Ortağının Hissesini Üçüncü Kişiye Kaçırması Nasıl Engellenebilir? 2026 Güncel Hukuki Rehber
2 Eylül 2026Şirket ortakları arasında ciddi bir uyuşmazlık başladığında en hızlı elden çıkarılabilen şirket varlıklarından biri araçlardır. Şirket adına kayıtlı otomobiller, kamyonlar, çekiciler, iş makineleri, servis araçları veya yüksek değerli ticari araçlar kısa süre içerisinde üçüncü kişilere ya da ortaklardan birinin kontrolündeki başka şirketlere devredilebilir. Bu nedenle ortaklık davası açılmadan hemen önce veya dava devam ederken “Şirket araçları satılabilir mi, satış nasıl durdurulur, araçların üzerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?” soruları önem kazanmaktadır.
2026 itibarıyla ortaklar arasında dava bulunması, şirket araçlarının satışını kendiliğinden durdurmaz. Şirket adına araç satmaya yetkili kişinin temsil yetkisi devam ediyorsa yalnızca ortaklık davasının açılmış olması bu yetkiyi otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Bu nedenle şirket araçlarının elden çıkarılma tehlikesi varsa uyuşmazlığın niteliğine göre ihtiyati tedbir, yöneticinin temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması, delil tespiti ve para alacağı söz konusuysa ihtiyati haciz gibi farklı hukuki koruma yollarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Şirket Ortağı Şirket Araçlarını İstediği Gibi Satabilir mi?
Hayır. Öncelikle şirket malvarlığı ile ortağın kişisel malvarlığının birbirinden ayrılması gerekir.
Örneğin A Ltd. Şti.’nin iki ortağı bulunduğunu düşünelim:
X yüzde 50 ortak ve münferiden yetkili müdür,
Y yüzde 50 ortak.
Şirket adına kayıtlı 15 adet ticari araç bulunmaktadır.
X, şirketin yüzde 50 ortağı olduğu için araçların yarısının kişisel sahibi değildir. Araçların maliki şirket tüzel kişiliğidir. X’in araçların devrini gerçekleştirebilme imkânı varsa bunun hukuki kaynağı kural olarak yüzde 50 ortaklığı değil, şirketi temsil etmeye ilişkin yetkisidir.
Limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulu şirketin yönetim ve temsilinden sorumlu organdır. Dolayısıyla ortaklık uyuşmazlığında “Araçları ortak satıyor” ifadesinin arkasındaki temsil yapısının mutlaka incelenmesi gerekir.
Ortaklık Davası Açılması Araçların Satışını Otomatik Olarak Engeller mi?
Hayır.
Y’nin X’e karşı ortaklık davası, yönetici sorumluluğu davası veya başka bir ticari dava açması şirket adına kayıtlı araçların kendiliğinden devredilemez hâle gelmesine yol açmaz.
Bu nedenle ortaklık uyuşmazlığı başladıktan sonra yalnızca esas davaya odaklanılması ciddi risk yaratabilir.
Örneğin dava açıldığı gün şirketin 20 aracı bulunmasına rağmen altı ay sonra bilirkişi incelemesi yapıldığında araçların 15’inin satılmış olduğu ortaya çıkabilir.
Bu durumda şu sorunun daha dava başında sorulması gerekir:
Dava sonuçlanıncaya kadar şirket malvarlığı nasıl korunacak?
Şirket Araçlarına İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?
Şartlarının bulunması hâlinde ihtiyati tedbir değerlendirilmesi mümkündür.
HMK m.391 kapsamında mahkeme, tedbir konusu mal veya hakkın muhafaza altına alınması, yediemine verilmesi veya bir işlemin yapılması ya da yapılmaması gibi zararı veya sakıncayı engelleyecek tedbirlere karar verebilir. Tedbir kararında sebep ve deliller ile tedbirin hangi mal veya hak üzerinde ve ne şekilde uygulanacağı açıkça gösterilmelidir.
Ancak:
“Ortağıma güvenmiyorum, bütün araçlara tedbir konulsun.”
şeklindeki soyut bir iddia ile:
“Son 20 günde şirketin 8 aracı müdürün kontrolündeki B şirketine piyasa değerinin altında devredildi, kalan 12 araç için de satış ilanları yayımlandı.”
iddiası aynı değildir.
İkinci durumda devam eden tehlikeyi gösterebilecek somut olaylar bulunmaktadır.
Araçların Satılacağı Nasıl İspatlanabilir?
Geçici hukuki koruma talebinde gelecekte gerçekleşebilecek tehlikenin mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin araçların internet üzerinden satış ilanına çıkarılması, galericiyle yapılan yazışmalar, araçların ekspertize götürülmesi, satış bedellerinin belirlenmesi, şirket içi e-postalar, muhasebeciye gönderilen talimatlar, geçmiş birkaç hafta içinde benzer araçların satılmış olması veya ilişkili kişilere yapılan önceki devirler birlikte değerlendirilebilir.
Tek bir belirti her zaman yeterli olmayabilir.
Ancak deliller bir zincir oluşturuyorsa tablo güçlenebilir:
ortaklık kavgası → araç listelerinin hazırlanması → satış ilanları → ilişkili alıcılarla görüşmeler → geçmiş araç devirleri → piyasa altında fiyat → kalan araçların satış hazırlığı.
Şirket Araçları Diğer Ortağın Şirketine Satılıyorsa Ne Olur?
Bu senaryo ortaklık uyuşmazlıklarında özellikle önemlidir.
Örneğin A Ltd. Şti.’nin 10 adet kamyonu bulunduğunu ve her kamyonun yaklaşık 4 milyon TL değerinde olduğunu düşünelim.
Toplam yaklaşık piyasa değeri:
40 milyon TL
olsun.
Müdür ortak X, aynı zamanda yüzde 100 sahibi olduğu B Ltd. Şti.’ne bu araçları toplam:
20 milyon TL
bedelle devretmeye hazırlanıyor olsun.
Bu durumda yalnızca “araç satışı” bulunmamaktadır.
Aynı zamanda ilişkili taraf işlemi ve potansiyel çıkar çatışması söz konusudur.
Ancak B şirketinin X’e ait olması işlemin otomatik olarak hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.
Asıl araştırılması gereken:
A şirketi neden araçları B’ye satıyor?
Fiyat piyasa koşullarına uygun mu?
B gerçekten ödeme yapacak mı?
Araçların satılması A’nın faaliyetini etkiler mi?
B araçları kısa süre sonra daha yüksek bedelle üçüncü kişilere mi satacak?
sorularıdır.
Araçların Piyasa Değerinin Altında Satılması Nasıl İspatlanır?
Piyasa altında satış iddiası yalnızca ortağın kişisel kanaatine dayandırılmamalıdır.
Araçların:
markası,
modeli,
model yılı,
kilometresi,
hasar geçmişi,
bakım durumu,
özel donanımı,
ticari kullanım niteliği,
ikinci el piyasa değeri
birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin şirketin aynı özelliklere sahip üç çekicisinin bağımsız üçüncü kişilere 5 milyon TL civarında satıldığı, ancak dördüncü çekicinin müdürün kendi şirketine 2 milyon TL bedelle devredildiği görülüyorsa fiyat farklılığının ekonomik sebebi araştırılmalıdır.
Araç İlişkili Şirkete Satılıp Hemen Tekrar Satılırsa Ne Olur?
Bu durum önemli bir delil zinciri oluşturabilir.
Örneğin:
A şirketi → B ilişkili şirket: 2 milyon TL
ve on gün sonra:
B şirketi → bağımsız C şirketi: 5 milyon TL
şeklinde bir satış zinciri olduğunu düşünelim.
Burada şu soru ortaya çıkar:
A şirketinin doğrudan elde edebileceği ekonomik değer neden B şirketinde bırakıldı?
B şirketinin gerçek bir ticari fonksiyonu bulunabilir. Örneğin aracı tamir etmiş, önemli masraf yapmış veya başka ekonomik risk üstlenmiş olabilir.
Bu nedenle yalnızca fiyat farkı yeterli değildir.
Ancak B hiçbir ekonomik fonksiyon yerine getirmemiş ve araç yalnızca kısa süreliğine B üzerinden geçirilmişse işlemin şirket menfaatlerine uygunluğu daha ayrıntılı araştırılabilir.
Araçların Satış Bedeli Şirket Hesabına Girmişse İşlem Hukuka Uygun Hale Gelir mi?
Her zaman değil.
Örneğin piyasa değeri 8 milyon TL olan araç 3 milyon TL’ye satılmış ve 3 milyon TL şirket banka hesabına gerçekten yatırılmış olabilir.
Burada:
“Hiç ödeme yapılmadı.”
denilemez.
Ancak:
“Şirket neden 8 milyon TL değerindeki aracı 3 milyon TL’ye sattı?”
sorusu devam eder.
Dolayısıyla satış bedelinin ödenmiş olması ile satışın şirket menfaatine uygun olması farklı konulardır.
Araç Bedeli Şirket Hesabına Girip Sonra Ortağa Aktarılırsa Ne Olur?
Para akışının tamamı incelenmelidir.
Örneğin:
Araç satışı: 10 milyon TL
Alıcı → şirket: 10 milyon TL
Şirket → müdür ortak: 9 milyon TL
şeklinde birkaç günlük para hareketi varsa son transferin hukuki sebebi araştırılmalıdır.
Ancak şirketten ortağa para gönderilmiş olması da tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez.
Ödeme gerçek bir borç geri ödemesi, masraf iadesi veya başka hukuki sebebe dayanabilir.
Bu nedenle güçlü inceleme:
araç → satış sözleşmesi → satış fiyatı → alıcı → banka ödemesi → muhasebe kaydı → şirket hesabına giriş → sonraki transfer → transferin hukuki sebebi → nihai ekonomik yararlanıcı
zinciri üzerinden yapılmalıdır.
Müdürün Araç Satış Yetkisi Kaldırılabilir mi?
Limited şirketler bakımından TTK m.630 önemli bir hukuki mekanizmadır.
TTK m.630 kapsamında genel kurul müdürü görevden alabilir ve yönetim hakkı ile temsil yetkisini sınırlandırabilir. Ayrıca haklı sebeplerin bulunması durumunda her ortak yöneticinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
TTK m.626 kapsamında da müdürler görevlerini özenle yerine getirmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür.
Dolayısıyla sorun yalnızca tek bir aracın satılması değil, müdürün şirket malvarlığını sistematik olarak elden çıkarmasıysa yöneticinin temsil yetkisinin durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Müdürün Yetkisi Sınırlandırılırsa Bütün Sorun Çözülür mü?
Her zaman değil.
Temsil yetkisinin sınırlandırılmasının üçüncü kişilere karşı etkisi konusunda TTK’nın özel hükümleri bulunmaktadır. Ticaret Bakanlığı da limited şirket müdürlerinin temsil yetkisinin sınırlandırılmasında TTK m.629’un atfıyla ilgili anonim şirket hükümlerinin uygulanacağını ve bazı iç sınırlamaların iyi niyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğini açıklamaktadır.
Bu nedenle:
“Müdür 1 milyon TL’den fazla işlem yapamasın.”
şeklinde şirket içi bir sınırlamanın her durumda bütün üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceği düşünülmemelidir.
Bu husus, şirket araçlarının korunmasında doğrudan araçlar üzerindeki tedbir ile temsil yetkisine ilişkin korumanın neden birlikte değerlendirilmesi gerekebileceğini göstermektedir.
Yüzde 50-Yüzde 50 Ortaklıkta Araçlar Nasıl Korunabilir?
Bu şirketlerde sorun daha ağır olabilir.
Örneğin X ve Y yüzde 50-yüzde 50 ortak olsun.
X münferiden yetkili müdürdür.
Y, X’in şirket araçlarını kendi kontrolündeki şirketlere devrettiğini öğrenmiştir.
Y genel kurulda X’in görevden alınmasını istese dahi ortaklar arasındaki yüzde 50-yüzde 50 kilitlenme nedeniyle şirket içinde çözüm üretilemeyebilir.
Bu noktada mahkeme yoluyla geçici hukuki koruma ve TTK m.630 kapsamındaki yönetim ve temsil yetkisine ilişkin talepler önem kazanabilir.
Araçların Tamamına Tedbir Konulması Gerekir mi?
Her zaman değil.
İhtiyati tedbirde ölçülülük önemlidir.
Örneğin lojistik şirketinin 100 kamyonu bulunuyorsa bütün araçların devrinin yasaklanması şirketin normal ticari faaliyetini etkileyebilir.
Şirket faaliyet modeli gereği düzenli olarak eski araç satıp yeni araç alıyor olabilir.
Bu nedenle:
normal ticari araç yenilemesi
ile
ortaklık uyuşmazlığı nedeniyle şirket varlıklarının olağan dışı şekilde elden çıkarılması
birbirinden ayrılmalıdır.
Tedbir talebi mümkün olduğunca somut riskle bağlantılı kurulmalıdır.
Şirketin Bütün Araçları Satılıyorsa Durum Değişir mi?
Özellikle şirket faaliyetinin araçlara bağlı olduğu durumlarda evet.
Bir lojistik şirketinin 30 çekicisinin 25’ini satması yalnızca bilanço kalemini değiştirmez; şirketin gelir üretme kapasitesini de ortadan kaldırabilir.
Benzer şekilde:
rent a car şirketinin otomobilleri,
inşaat şirketinin iş makineleri,
nakliye şirketinin kamyonları,
servis şirketinin minibüsleri
şirketin esas faaliyetinin yürütülmesinde temel varlıklar olabilir.
Bu durumda araçların korunması, yalnızca şirket malvarlığının bugünkü değerini değil, şirketin faaliyetini sürdürebilme kapasitesini de ilgilendirir.
Şirket Aracı Eşe veya Yakına Satılırsa Ne Olur?
Yakınlık ilişkisi tek başına muvazaa veya hukuka aykırılık kanıtı değildir.
Ancak başka delillerle birleştiğinde önem kazanabilir.
Örneğin şirketin 6 milyon TL değerindeki aracı müdürün kardeşine 1,5 milyon TL’ye devredilmiş olsun.
Banka kayıtlarında 1,5 milyon TL ödeme bulunmasın.
Araç fiilen müdür tarafından kullanılmaya devam edilsin.
Kardeş de aracı bir ay sonra üçüncü kişiye 5,8 milyon TL’ye satsın.
Bu durumda delil zinciri:
akrabalık → düşük satış bedeli → gerçek ödeme bulunmaması → fiili kullanımın devamı → kısa süre sonra üçüncü kişiye yüksek bedelle satış
şeklinde kurulabilir.
Araçlar Dava Açılmadan Birkaç Gün Önce Satılmışsa Ne Olur?
Zamanlama önemli bir delil olabilir.
Örneğin Y’nin X’e noter ihtarnamesi göndermesinden iki gün sonra şirketin 12 aracından 8’inin satılması, tek başına hukuka aykırılık kanıtı değildir.
Ancak satışların:
ilişkili kişilere yapılması,
piyasa altında gerçekleşmesi,
bedellerin tahsil edilmemesi,
araçların fiilen şirket veya müdür tarafından kullanılmaya devam edilmesi
gibi başka olgularla birleşmesi durumunda zamanlama daha anlamlı hâle gelebilir.
Satılan Araç Geri Alınabilir mi?
Araç zaten üçüncü kişiye devredilmişse hukuki durum değişir.
Satıştan önce:
“Devir gerçekleşmesin.”
amaçlı koruma ile satıştan sonra uygulanabilecek hukuki yollar aynı değildir.
Satış gerçekleştikten sonra işlemin hukuki niteliği, alıcının konumu, iyi niyet durumu, satışın gerçekliği, ödeme, temsil yetkisi ve ileri sürülebilecek talep türleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle araç devri tehlikesinin erken fark edilmesi önemlidir.
Şirket Aracının Satışından Sonra Tazminat Davası Açılabilir mi?
Şirket yöneticisinin görevini kusurlu şekilde ihlal ederek şirkete zarar verdiği ispatlanırsa yönetici sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak zarar hesabının doğru yapılması gerekir.
Örneğin aracın gerçek değeri:
5 milyon TL
satış bedeli:
3 milyon TL
ve 3 milyon TL gerçekten şirket tarafından tahsil edilmişse zarar otomatik olarak 5 milyon TL olarak hesaplanmaz.
Somut olayda aracın gerçek değeri ile şirketin elde ettiği ekonomik karşılık arasındaki fark, işlem giderleri ve diğer ekonomik unsurlar değerlendirilmelidir.
Ayrıca şirketin uğradığı zarar ile ortağın kişisel olarak uğradığı doğrudan zarar birbirinden ayrılmalıdır.
Yüzde 50 Ortak Şirket Zararının Yarısını Kendisine İsteyebilir mi?
Otomatik olarak hayır.
Şirketin malvarlığı şirket tüzel kişiliğine aittir.
Örneğin müdürün hukuka aykırı araç satışları nedeniyle şirket 20 milyon TL zarar görmüşse yüzde 50 ortak:
“Şirket 20 milyon TL zarar gördü, benim payım yüzde 50 olduğu için 10 milyon TL bana ödensin.”
sonucuna kendiliğinden ulaşamaz.
Şirket zararı ile ortağın doğrudan kişisel zararı ayrılmalıdır.
Bu ayrım, ortaklık ve yönetici sorumluluğu davalarında talep sonucunun doğru belirlenmesi açısından kritik önemdedir.
Ortağın Kendi Aracına da Tedbir Konulabilir mi?
Şirket aracına ilişkin tedbir ile ortağın şahsi aracına ilişkin koruma birbirinden farklıdır.
Örneğin X’in şirketten 30 milyon TL aldığı iddiasıyla kendisine karşı para alacağı ileri sürülüyor ve X kişisel lüks araçlarını satmaya başlıyorsa para alacağının güvence altına alınması bakımından ihtiyati haciz hükümleri gündeme gelebilir.
İİK m.257, şartları bulunan rehinle temin edilmemiş para alacakları bakımından borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczedilebilmesine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla:
şirketin kendi aracı → ihtiyati tedbir değerlendirmesi
ile
borçlu ortağın kişisel aracı → para alacağı bakımından ihtiyati haciz değerlendirmesi
aynı hukuki mesele değildir.
Mal Kaçırma Hazırlığı Varsa İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
Para alacağı bakımından İİK m.257 ayrıca önemlidir. Vadesi gelmemiş borçlar yönünden Kanunda borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması ya da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gibi özel durumlar düzenlenmiştir. İhtiyati haciz isteyen alacaklının alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat verecek deliller göstermesi gerekir.
Bu nedenle:
“Ortak mallarını kaçırıyor.”
demek yerine hangi araçların hangi tarihte, kime, hangi bedelle devredildiğinin somutlaştırılması önemlidir.
Araç Devirleri Nasıl Tespit Edilebilir?
Ortaklık uyuşmazlığı başlamadan önce şirketin araç envanterinin belirlenmesi önemli olabilir.
Muhasebe sabit kıymet kayıtları, araç ruhsat bilgileri, sigorta ve kasko poliçeleri, şirketin bakım giderleri, araç takip sistemi kayıtları, satış faturaları, banka tahsilatları ve şirket muhasebe kayıtları karşılaştırılabilir.
Örneğin muhasebede 25 araç görünmesine rağmen güncel envanterde 14 araç varsa eksilen 11 aracın tek tek akıbeti araştırılmalıdır.
Hangi tarihte satıldı?
Kime satıldı?
Kaç liraya satıldı?
Fatura kesildi mi?
Bedel şirkete ödendi mi?
Alıcı ilişkili kişi mi?
Araç sonrasında tekrar satıldı mı?
Bu sorular her araç için ayrı cevaplandırılabilir.
ERP Kayıtları Değiştirilerek Araç Satışı Gizlenebilir mi?
Muhasebe veya ERP kayıtlarının sonradan değiştirilmesi iddiası ayrıca araştırılabilir.
Örneğin aracın sabit kıymet kayıtlarından çıkarıldığı tarih ile gerçek satış tarihi birbirinden farklı olabilir.
Satış faturası sonradan oluşturulmuş olabilir.
Alıcı cari hesabında geçmişe dönük kayıt açılmış olabilir.
Bu durumda ERP logları, kullanıcı hareketleri, veri tabanı yedekleri, e-fatura kayıtları, banka hareketleri ve aracın resmi devir tarihi karşılaştırılmalıdır.
Muhasebe kaydı tek başına işlemin gerçek ekonomik niteliğini belirlemez.
Araçların Korunması İçin Delil Tespiti Yapılabilir mi?
Araçların kendisinden çok araçlara ilişkin delillerin kaybolma tehlikesi varsa delil tespiti gündeme gelebilir.
Örneğin şirket bilgisayarındaki araç listelerinin, satış yazışmalarının, ERP kayıtlarının veya değerleme belgelerinin silinme tehlikesi bulunabilir.
Ancak delil tespiti ile ihtiyati tedbir aynı değildir.
Delil tespiti, delilin korunmasına; ihtiyati tedbir ise hakkın veya mevcut durumun geçici olarak korunmasına yöneliktir.
Somut olayın gerektirdiği durumlarda ikisinin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Tedbir İçin Teminat Gerekir mi?
HMK m.392 kapsamında ihtiyati tedbir talep edenin, haksız çıkması durumunda karşı tarafın ve üçüncü kişilerin tedbir nedeniyle uğrayabilecekleri muhtemel zararları karşılamak üzere kural olarak teminat göstermesi öngörülmüştür.
Özellikle yüksek değerli ticari araçların satışının engellenmesi şirketin ekonomik faaliyetini etkileyebileceğinden teminat ve ölçülülük konuları tedbir stratejisinin başında değerlendirilmelidir.
Şirket Araçlarının Satışını Engellemek İçin En Güçlü Delil Zinciri Nedir?
Bu tür dosyalarda tek bir belge yerine birbirini doğrulayan deliller çok daha etkili olabilir.
Örneğin güçlü bir zincir:
şirket araç envanteri → müdürün temsil yetkisi → geçmiş araç satışları → ilişkili alıcı → düşük fiyat → gerçek ödeme bulunmaması → aracın kısa süre sonra daha yüksek bedelle yeniden satılması → kalan araçların satış ilanları → şirket faaliyetinin tehlikeye girmesi
şeklinde kurulabilir.
Başka bir dosyada ise:
araç satışı → satış bedelinin şirket hesabına girmesi → birkaç gün sonra müdürün hesabına aktarılması → muhasebede farklı açıklama → ERP kaydının sonradan değiştirilmesi
zinciri önem kazanabilir.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’daki Şirketlerde Araç Tedbiri
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde lojistik, inşaat, turizm, taşımacılık, üretim ve kiralama sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerde araç filosu şirketin en önemli ekonomik varlıklarından biri olabilir.
Özellikle yüzlerce milyon liralık araç filosu bulunan şirketlerde ortaklık uyuşmazlığı sırasında gerçekleştirilen birkaç büyük devir dahi şirket değerini ve gelir üretme kapasitesini önemli ölçüde etkileyebilir.
Bu nedenle dava stratejisi üç ayrı döneme odaklanmalıdır:
Uyuşmazlıktan önce şirketin kaç aracı vardı?
Bugün kaç araç bulunuyor?
Dava sürecinde hangi araçların satılma riski var?
Bu karşılaştırma, geçmişte gerçekleşen zarar ile gelecekteki malvarlığı kaybı tehlikesini birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK Açısından Araçların Korunması Stratejisi
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK açısından ortaklık uyuşmazlığında şirket araçlarının korunması yalnızca “araçlara tedbir konulsun” şeklindeki genel bir taleple sınırlı değerlendirilmemelidir. Öncelikle şirketin güncel araç envanteri çıkarılmalı, geçmiş devirler belirlenmeli, müdürlerin temsil yetkileri incelenmeli, araçların piyasa değerleri araştırılmalı ve satış bedellerinin şirket hesaplarına gerçekten girip girmediği kontrol edilmelidir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından bu tür uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde özellikle araç kayıtları, satış faturaları, şirket banka hareketleri, ERP ve muhasebe kayıtları, sabit kıymet listeleri, sigorta ve kasko poliçeleri, ilişkili şirket kayıtları, şirket içi yazışmalar ve müdürlerin temsil yetkilerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Somut olayda kullanılabilecek inceleme modeli şu şekilde kurulabilir:
araç → malik şirket → temsil yetkisi → satış kararı → alıcı → ilişkili taraf bağlantısı → piyasa değeri → satış bedeli → gerçek ödeme → banka hareketi → muhasebe kaydı → sonraki devir → nihai ekonomik yararlanıcı → şirket zararı → devam eden satış tehlikesi.
Bu zincirin mümkün olduğunca dava veya tedbir talebinden önce oluşturulması, şirket araçlarının korunmasına ilişkin hukuki stratejinin somutlaştırılmasına yardımcı olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Ortaklık davası açılınca şirket araçları otomatik olarak satılamaz hâle gelir mi?
Hayır. Dava açılması tek başına şirket araçlarının devrini otomatik olarak engellemez.
2. Şirket araçlarına ihtiyati tedbir konulabilir mi?
Somut olayda ihtiyati tedbir koşulları bulunuyorsa araçların devrini önlemeye yönelik geçici hukuki koruma değerlendirilebilir. HMK m.391 mahkemeye zararı veya sakıncayı önleyecek nitelikte tedbirlere karar verme imkânı tanımaktadır.
3. Yüzde 50 ortak şirket araçlarının yarısının sahibi midir?
Hayır. Şirket adına kayıtlı araçların maliki şirket tüzel kişiliğidir. Ortağın yüzde 50 pay sahibi olması şirketin tek tek araçlarının yüzde 50’sine kişisel olarak malik olduğu anlamına gelmez.
4. Müdür ortak şirket araçlarını satmaya devam ediyorsa yetkisi sınırlandırılabilir mi?
Limited şirketlerde TTK m.630 kapsamında haklı sebeplerin varlığı hâlinde yöneticinin yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması mahkemeden talep edilebilir.
5. Şirket aracı ortağın kendi şirketine satılırsa işlem geçersiz midir?
Otomatik olarak hayır. İlişkili şirketle işlem yapılması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Gerçek ticari sebep, piyasa fiyatı, ödeme ve şirket menfaati araştırılmalıdır.
6. Piyasa değerinin altında araç satışı nasıl ispatlanır?
Ekspertiz, bağımsız piyasa verileri, aynı özellikteki araçların satışları, şirketin önceki bağımsız satışları ve teknik özellikler birlikte değerlendirilebilir.
7. Ortağın kişisel aracına da tedbir konulabilir mi?
Şirket aracı ile ortağın kişisel aracı ayrılmalıdır. Uyuşmazlık para alacağına ilişkinse kişisel araç bakımından İİK m.257 kapsamındaki ihtiyati haciz şartlarının değerlendirilmesi gerekebilir.
8. Satılmış şirket aracı geri alınabilir mi?
Devir gerçekleştikten sonra hukuki durum değişir. Alıcının konumu, temsil yetkisi, işlemin niteliği, bedelin ödenip ödenmediği ve ileri sürülebilecek dava sebepleri ayrıca incelenmelidir.
9. Şirket araçlarının eşe veya akrabaya satılması tek başına muvazaa mıdır?
Hayır. Akrabalık tek başına yeterli değildir. Düşük bedel, ödeme bulunmaması, fiili kullanımın devam etmesi ve kısa süreli zincirleme devirler gibi başka olgularla birlikte değerlendirilmelidir.
10. Araçların satışını engellemek için hangi belgeler önemlidir?
Araç envanteri, ruhsat ve kayıt bilgileri, satış ilanları, ekspertizler, faturalar, banka hareketleri, ERP kayıtları, şirket kararları, ilişkili şirket kayıtları ve satış hazırlığını gösteren yazışmalar önemli olabilir.
Uzman Hukuki Destek
Ortaklık kavgası sırasında şirket araçlarının satılmasının önlenmesi, şirket araçlarına ihtiyati tedbir talep edilmesi, ilişkili şirketlere düşük bedelli araç devirlerinin incelenmesi, şirket müdürünün temsil yetkisinin sınırlandırılması ve geçmiş araç satışlarından kaynaklanan şirket zararının tespiti hukuki ve mali incelemenin birlikte yürütülmesini gerektirebilir.
Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Mersin, Bursa ve Türkiye genelindeki şirket ortaklığı ve şirket malvarlığının korunması uyuşmazlıklarında FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK olarak profesyonel hukuki destek sunuyoruz.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Bu makale genel bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına kendi özel durumunuz için avukatınıza danışmanızı tavsiye ederiz.




