
Tasarrufun İptali Davasında Hangi Mal Devirleri Risklidir? 2026 Güncel Rehber
11 Ağustos 2026
Borçlu Aracını Yakınına Satarsa Araç Geri Alınabilir mi? 2026 Güncel Rehber
11 Ağustos 2026Borçlu evini icra takibinden önce satarsa haciz konulabilir mi? Takipten önce taşınmaz devri, eşe ve akrabaya satış, muvazaa, tasarrufun iptali davası, aciz vesikası ve 5 yıllık süre hakkında 2026 güncel rehber.
Borçlunun evini icra takibi başlamadan önce başka bir kişiye satması, alacaklıların en sık karşılaştığı tahsilat sorunlarından biridir. Alacaklı takip başlattığında tapu sorgulaması yapar ve borçlunun daha önce sahip olduğu evin artık başka bir kişinin adına kayıtlı olduğunu görebilir.
Bu durumda ilk akla gelen soru şudur: “Borçlu evi icradan önce sattıysa artık hiçbir şey yapılamaz mı?”
Hayır. İcra takibinden önce gerçekleştirilen taşınmaz satışı, işlemin hiçbir şekilde incelenemeyeceği anlamına gelmez. Borcun ne zaman doğduğu, evin ne zaman ve kime satıldığı, gerçek satış bedelinin ödenip ödenmediği, alıcının borçluyla ilişkisi, taşınmazın gerçek değeri ve borçlunun satış sonrasında ödeme gücünü kaybedip kaybetmediği araştırılabilir.
Şartları varsa tasarrufun iptali davası veya işlemin niteliğine göre muvazaa iddiasına dayanan hukuki yollar gündeme gelebilir.
Ancak önemli bir ayrım vardır: Borçlunun icra takibinden önce yaptığı her ev satışı hukuka aykırı değildir ve otomatik olarak iptal edilemez.
İcra Takibinden Önce Ev Satmak Yasak mıdır?
Hayır. Bir kişinin borcu bulunması malvarlığı üzerindeki bütün tasarruf yetkisini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Borçlu evini gerçek bir alıcıya, gerçek piyasa koşullarında satabilir.
Örneğin borçlu taşınmazını 8 milyon TL gerçek piyasa değeri üzerinden bağımsız üçüncü kişiye satmış, bedelin tamamını banka aracılığıyla almış ve elde ettiği parayı ticari borçlarını ödemek için kullanmış olabilir.
Böyle bir işlem yalnızca icra takibinden önce yapılmış olması nedeniyle otomatik olarak geçersiz hale gelmez.
Sorun, satışın alacaklıların tahsil imkanını ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla gerçekleştirildiği ya da İcra ve İflas Kanunu’ndaki iptal sebeplerinden birini taşıdığı durumlarda ortaya çıkar.
İcra Takibinden Önce Satılan Eve Doğrudan Haciz Konulabilir mi?
Kural olarak taşınmaz artık borçlu adına kayıtlı değilse, borçlunun malıymış gibi doğrudan haciz uygulanamaz.
Örneğin borçlu evi Ahmet’e satmış ve tapuda mülkiyet Ahmet adına geçmişse taşınmaz artık sicilde üçüncü kişi adına kayıtlıdır.
Alacaklı yalnızca “Bu ev eskiden borçlunundu” diyerek doğrudan haciz koyduramaz.
Ancak satış işleminin alacaklı bakımından iptale tabi olduğu düşünülüyorsa tasarrufun iptali davası açılması gündeme gelebilir.
Davanın kabulü halinde alacaklı taşınmaz üzerinde cebri icra yoluyla tahsil imkanına kavuşabilir.
Takipten Önce Yapılan Satış Tasarrufun İptaline Konu Olabilir mi?
Evet.
Tasarrufun iptali davasının yalnızca icra takibi başladıktan sonra yapılan devirlere karşı açılabileceği düşüncesi yanlıştır.
Uygulamada tasarrufun iptali davalarının önemli bir kısmı zaten icra takibinden önce gerçekleştirilen mal devirlerine ilişkindir.
Borçlu, alacaklının ileride takip başlatacağını öngörerek daha takip başlamadan taşınmazını üçüncü kişiye devretmiş olabilir.
Bu durumda İİK m.277 ve devamındaki şartlar değerlendirilir.
Borcun Doğum Tarihi Neden Çok Önemlidir?
Tasarrufun iptali davasında en kritik tarihlerden biri alacağın doğum tarihidir.
Kural olarak iptal davasına konu tasarruftan önce alacağın doğmuş olması gerekir.
Örneğin:
Alacağın doğum tarihi: 10 Ocak 2025
Evin satış tarihi: 20 Mayıs 2025
İcra takibi: 15 Şubat 2026
Bu durumda satış icra takibinden önce yapılmış olsa da alacak satıştan önce doğmuştur. Dolayısıyla diğer şartların da bulunması halinde tasarrufun iptali değerlendirmesi yapılabilir.
Buna karşılık:
Evin satış tarihi: 2022
Alacağın doğum tarihi: 2025
ise İİK’ya dayalı tasarrufun iptali bakımından durum farklı olacaktır.
Bu nedenle yalnızca “satış takipten önce mi sonra mı?” sorusuna bakmak yeterli değildir.
Asıl sorulardan biri “borç satıştan önce doğmuş muydu?” sorusudur.
Borç Ne Zaman Doğmuş Sayılır?
Bu soru uygulamada ciddi uyuşmazlık yaratabilir.
Alacağın doğum tarihi her zaman icra takibinin başlatıldığı tarih veya mahkeme kararının verildiği tarih değildir.
Örneğin ticari sözleşmeden, haksız fiilden, kredi ilişkisinden, senetten veya başka hukuki ilişkiden kaynaklanan alacaklarda borcun doğum zamanı farklı şekillerde belirlenebilir.
Bu nedenle tasarrufun iptali davası açılmadan önce alacağın hukuki kaynağı incelenmeli ve gerçek doğum tarihi belirlenmelidir.
Borçlu Evini Eşine Satarsa Ne Olur?
Borçlunun icra takibinden önce evini eşine devretmesi tasarrufun iptali bakımından özellikle dikkatle incelenir.
Eşe yapılan her taşınmaz devri otomatik olarak iptal edilmez. Ancak İİK m.278’de yakın kişiler arasındaki bazı tasarruflar bakımından özel hükümler bulunmaktadır.
Örneğin borçlu 12 milyon TL değerindeki tek taşınmazını eşine devretmiş, tapuda satış gösterilmiş ancak herhangi bir satış bedeli ödenmemiş olabilir.
Borçlu da satıştan sonra aynı evde yaşamaya devam ediyor olabilir.
Bu durumda işlemin gerçek niteliği ayrıntılı şekilde araştırılabilir.
Eş Satış Bedelini Gerçekten Ödemişse Ne Olur?
Eşin gerçek bir satış bedeli ödemesi son derece önemli bir unsurdur.
Örneğin taşınmazın piyasa değeri 10 milyon TL ise eş 9,5 milyon TL’yi kendi banka hesabından borçlunun hesabına göndermiş olabilir.
Eşin bu bedeli karşılayabilecek gelir veya malvarlığı da bulunabilir.
Bu durum işlemin gerçek bir satış olduğu yönündeki savunmayı güçlendirebilir.
Ancak satış bedelinin ödenmiş olması her durumda tasarrufun iptali ihtimalini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Somut olayın bütün koşulları değerlendirilir.
Borçlu Evini Çocuğuna Satarsa Ne Olur?
Çocuğa yapılan devirler de uygulamada sıklıkla tasarrufun iptali uyuşmazlığına konu olur.
Özellikle satış bedelinin ödenmediği veya çocuğun taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olmadığı durumlarda işlemin gerçek niteliği araştırılabilir.
Örneğin hiçbir düzenli geliri bulunmayan 20 yaşındaki bir kişinin 15 milyon TL değerindeki taşınmazı borçlu babasından satın aldığı ileri sürülüyorsa satışın finansmanının nasıl sağlandığı önem kazanır.
Borçlu Evini Kardeşine Satarsa Ne Olur?
Kardeşe yapılan her satış geçersiz değildir.
Ancak borçlu evini icra takibinden kısa süre önce kardeşine devretmiş, gerçek bir ödeme almamış ve taşınmazı kullanmaya devam etmişse işlem tasarrufun iptali veya muvazaa bakımından incelenebilir.
Kardeşin borçlunun mali durumunu bilip bilmediği de uygulanacak hukuki hükme göre önem kazanabilir.
Borçlu Evini Arkadaşına Satarsa Ne Olur?
Alıcının akraba olmaması satışın otomatik olarak güvenli olduğu anlamına gelmez.
Örneğin borçlunun uzun yıllardır birlikte iş yaptığı yakın arkadaşına evini piyasa değerinin çok altında sattığı ve arkadaşının borçlunun ciddi borçları bulunduğunu bildiği ileri sürülebilir.
İİK m.280 kapsamında alacaklılara zarar verme kastıyla gerçekleştirilen işlemler bakımından üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bilmesi veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunması önem taşıyabilir.
Ev Piyasa Değerinin Çok Altında Satılırsa Ne Olur?
Düşük bedelli satışlar tasarrufun iptali davalarında en önemli risk alanlarından biridir.
Örneğin satış tarihinde gerçek değeri 10 milyon TL olan taşınmazın 1,5 milyon TL karşılığında devredildiğini düşünelim.
İİK m.278 kapsamında borçlunun verdiği şeyin değerine göre pek düşük bir karşılık kabul ettiği sözleşmeler belirli şartlarda bağışlama hükmünde değerlendirilebilir.
Taşınmazın gerçek değeri gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilir.
Tapuda Düşük Bedel Gösterilmişse Satış İptal Edilir mi?
Tek başına hayır.
Tapuda gösterilen bedel ile taraflar arasında gerçekten ödenen satış bedeli farklı olabilir.
Bu nedenle mahkeme yalnızca tapu senedindeki rakama bakmakla yetinmeyebilir.
Banka transferleri, tarafların beyanları, alıcının mali gücü ve taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri birlikte değerlendirilebilir.
Satış Bedelinin Bankadan Ödenmesi Neden Önemlidir?
Banka kayıtları satışın gerçekliğinin ortaya konulmasında en güçlü delillerden biridir.
Örneğin alıcı taşınmaz için 8 milyon TL ödediğini ileri sürüyorsa bu paranın hangi hesaptan çıktığı, borçlunun hesabına ne zaman geçtiği ve sonrasında paranın ne olduğu incelenebilir.
Özellikle yüksek değerli taşınmaz satışlarında satış bedelinin izlenebilir olması büyük önem taşır.
Satış Bedeli Borçlunun Hesabına Girip Tekrar Alıcıya Dönerse Ne Olur?
Bu durum özellikle dikkatle incelenmelidir.
Örneğin alıcı satış günü borçlunun hesabına 5 milyon TL göndermiş ancak borçlu aynı parayı ertesi gün başka bir açıklamayla alıcıya geri göndermiş olabilir.
Böyle bir para hareketi satış bedelinin gerçekte ödenip ödenmediği konusunda ciddi tartışma yaratabilir.
Mahkeme para transferlerinin ekonomik sebebini araştırabilir.
“Parayı Elden Ödedim” Savunması Yeterli midir?
Tek başına her zaman yeterli değildir.
Özellikle milyonlarca liralık bir taşınmaz satışında bedelin tamamen nakit ödendiği ileri sürülüyorsa alıcının bu parayı nereden elde ettiği ve ödeme gücünün bulunup bulunmadığı önem kazanabilir.
Alıcının gelir kayıtları, banka hareketleri veya başka finansman kaynakları değerlendirmeye alınabilir.
Borçlu Evi Sattıktan Sonra Evde Yaşamaya Devam Ederse Ne Olur?
Bu durum satışın gerçekliği bakımından önemli bir emare olabilir.
Örneğin borçlu evini kardeşine sattığını ileri sürmesine rağmen dört yıldır herhangi bir kira sözleşmesi veya kira ödemesi olmaksızın aynı evde yaşamaya devam ediyor olabilir.
Bu durum tek başına satışın muvazaalı olduğunu kesin olarak göstermez.
Ancak satış bedelinin ödenmemesi, tarafların yakınlığı ve satışın borcun doğmasından hemen sonra yapılması gibi diğer unsurlarla birleştiğinde önem kazanabilir.
Borçlu Evi Satıp Parasını Saklarsa Ne Olur?
Gerçek bir satış yapılmış olsa dahi satış bedelinin alacaklılardan kaçırılması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Örneğin borçlu taşınmazını gerçek piyasa değeri üzerinden satmış ancak satış bedelini hemen yakınlarının hesaplarına aktarmış olabilir.
Bu durumda taşınmaz satışının kendisi ile sonrasındaki para transferleri ayrı hukuki işlemler olarak incelenmelidir.
Şartları bulunuyorsa para transferleri de tasarrufun iptali bakımından gündeme gelebilir.
Borçlu Evi Satıp Başka Ev Alırsa Ne Olur?
Satış bedeliyle başka bir taşınmaz alınmış ve yeni taşınmaz borçlu adına tescil edilmişse alacaklı yeni taşınmaz üzerine haciz koydurabilir.
Ancak yeni ev eş, çocuk veya üçüncü kişi adına alınmışsa mülkiyet ve finansman ilişkisi ayrıca araştırılmalıdır.
Örneğin eski ev borçlu adına satılmış, satış bedeli doğrudan eş adına satın alınan yeni evin satıcısına gönderilmiş olabilir.
Bu tür para hareketleri önemli deliller oluşturabilir.
Borçlu Evini Satıp Parayı Eşine Gönderirse Ne Olur?
Borçlunun taşınmaz satışından elde ettiği yüksek miktardaki parayı karşılıksız olarak eşine aktarması tasarrufun iptali bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Burada artık yalnızca taşınmaz satışı değil, satış bedelinin eşe aktarılması da bağımsız bir tasarruf niteliğinde olabilir.
Para transferinin hukuki sebebi ve tarihi araştırılmalıdır.
Satış Gerçekse Tasarrufun İptali Davası Kesinlikle Reddedilir mi?
Hayır.
Tasarrufun iptali davası ile muvazaa arasındaki en önemli farklardan biri budur.
Tasarrufun iptali davasında işlem gerçekten yapılmış ve hukuken geçerli olabilir. Buna rağmen İİK m.278-280 kapsamındaki şartlar oluşmuşsa işlem alacaklı bakımından iptale tabi olabilir.
Dolayısıyla “Satış gerçekti, tapuda gerçekten devrettik” savunması tek başına tasarrufun iptali davasını ortadan kaldırmaz.
Muvazaalı Satış Nedir?
Muvazaalı satışta tarafların görünürde yaptığı işlem gerçek iradelerini yansıtmaz.
Örneğin borçlu evi kardeşine satmış gibi gösterebilir ancak taraflar gerçekte satış yapmak istememiş olabilir.
Tapu kardeş adına geçirilmesine rağmen satış bedeli ödenmemiş ve ev tamamen borçlunun kontrolünde kalmış olabilir.
Bu durumda muvazaa iddiasına dayalı hukuki yollar ayrıca değerlendirilebilir.
Tasarrufun İptali ile Muvazaa Arasındaki Fark Nedir?
Tasarrufun iptali davasında işlem geçerli olabilir fakat alacaklı bakımından sonuçları etkisiz hale getirilir.
Muvazaada ise görünürdeki işlem tarafların gerçek iradesini yansıtmamaktadır.
Bu ayrım dava şartları, ispat, süre ve davanın sonucu bakımından önemlidir.
Yanlış dava türünün seçilmesi ciddi zaman ve hak kaybına neden olabilir.
Tasarrufun İptali Davası Açmak İçin Aciz Vesikası Gerekir mi?
Borçlunun alacağı karşılayacak malvarlığının bulunmadığının ortaya konulması tasarrufun iptali davalarında önemlidir.
Kesin aciz vesikası veya İİK m.105 kapsamında geçici aciz vesikası niteliğindeki haciz tutanağı bu noktada önem taşıyabilir.
Her durumda üzerinde “aciz vesikası” yazan ayrı bir belge bulunması gerektiği düşünülmemelidir.
İcra dosyasının bütünü incelenmelidir.
Borçlunun Başka Malları Varsa Tasarrufun İptali Davası Açılabilir mi?
Borçlunun başka haczedilebilir malvarlığının alacağı tamamen karşılayıp karşılamadığı önemlidir.
Tasarrufun iptali davasının amacı alacaklının tahsil edemediği alacağını karşılayabilmesini sağlamaktır.
Borçlunun kolaylıkla haczedilebilecek ve alacağın tamamını karşılayan malvarlığı mevcutsa aciz koşulu bakımından sorun ortaya çıkabilir.
Tasarrufun İptali Davasında 5 Yıllık Süre Nedir?
İİK m.284 uyarınca iptal davası hakkı, iptale tabi tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.
Bu nedenle borçlunun geçmiş taşınmaz devirleri tespit edildiğinde hızlı hareket edilmesi önemlidir.
Ancak beş yıllık süre, “son beş yıl içerisindeki bütün taşınmaz satışları iptal edilebilir” anlamına gelmez.
İİK m.278, m.279 ve m.280 kapsamındaki özel şartlar ve dönemler ayrıca incelenmelidir.
Ev 5 Yıldan Daha Önce Satılmışsa Ne Olur?
İİK m.284’e dayalı tasarrufun iptali bakımından beş yıllık hak düşürücü süre kritik öneme sahiptir.
Ancak işlemin gerçekte muvazaalı olduğu ileri sürülüyorsa somut olayın niteliğine göre farklı hukuki yolların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle eski devirlerde doğrudan “artık hiçbir dava açılamaz” sonucu çıkarılmamalıdır.
Ev İkinci Kez Başkasına Satılırsa Ne Olur?
Borçludan evi alan kişi taşınmazı daha sonra başka bir kişiye satabilir.
Örneğin:
Borçlu → eş → üçüncü kişi
şeklinde zincirleme devir gerçekleşmiş olabilir.
Bu durumda sonraki kişinin işlemi hangi şartlarda yaptığı ve iyiniyet durumu önem kazanır.
İİK m.283 kapsamında sonraki kişilerin sorumluluğu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
İyiniyetli Üçüncü Kişinin Evi Korunur mu?
Sonraki alıcının iyiniyetli olması tasarrufun iptali davasında önemli olabilir.
Borçluyla hiçbir ilişkisi olmayan, taşınmazı gerçek piyasa bedeli üzerinden satın alan ve önceki işlemlerdeki durumu bilmeyen kişinin hukuki konumu, borçlunun yakınından doğrudan taşınmaz alan kişiden farklı değerlendirilebilir.
Bu nedenle zincirleme satışlarda bütün devirler tek tek incelenmelidir.
Ev Başkasına Satılmadan Önce Tedbir Konulabilir mi?
Tasarrufun iptali davası açılırken dava konusu taşınmazın yeniden devredilmesini veya tahsil imkanının ortadan kalkmasını önlemek amacıyla geçici hukuki koruma talep edilmesi gündeme gelebilir.
İİK m.281 kapsamında ihtiyati haciz talebi özellikle önemlidir.
Mahkeme somut olayın şartlarını ve sunulan delilleri değerlendirir.
Bu nedenle dava açılırken yalnızca esas talep değil, taşınmazın yeniden devredilme riski de dikkate alınmalıdır.
Tasarrufun İptali Davası Kazanılırsa Ev Borçluya Geri Döner mi?
Kural olarak davanın amacı tapunun yeniden borçlu adına tescili değildir.
Tasarrufun iptali davası ayni nitelikte klasik bir tapu iptal ve tescil davası değildir.
Davanın kabulü halinde alacaklı, dava konusu taşınmaz üzerinde cebri icra yoluyla haciz ve satış gerçekleştirerek alacağını tahsil edebilme imkanı elde eder.
Bu nedenle tasarrufun iptali davası alacaklı açısından güçlü bir tahsilat aracıdır.
Alacaklı Evin Tamamını mı Alır?
Hayır.
Tasarrufun iptali davasının amacı alacaklıyı taşınmazın sahibi yapmak değildir.
Alacaklı, alacağı ve ferileriyle sınırlı olarak cebri icra imkanından yararlanır.
Taşınmaz satıldığında icra hukukundaki sıra ve paylaştırma kuralları da gündeme gelebilir.
Evin Değeri Borçtan Çok Fazlaysa Ne Olur?
Örneğin alacak 2 milyon TL, taşınmazın değeri ise 12 milyon TL olabilir.
Tasarrufun iptali davası alacaklıya 12 milyon TL kazandırmaz.
Cebri icra sonucunda alacaklı kendi alacağı ve kanunen tahsil edebileceği ferileri ölçüsünde ödeme alabilir.
Artan bedelin hukuki durumu cebri icra hükümleri çerçevesinde belirlenir.
Borçlu Evini İcradan Önce Sattıysa Alacaklı Hangi Belgeleri Toplamalı?
İlk olarak borcun doğum tarihini gösteren sözleşme, fatura, senet, banka kaydı veya diğer belgeler hazırlanmalıdır.
Ardından taşınmazın eski ve güncel tapu kayıtları incelenmelidir.
Devir tarihi ve alıcı belirlenmelidir.
Mümkün olduğunda satış bedeli, banka hareketleri, taşınmazın gerçek değeri ve taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin deliller araştırılmalıdır.
İcra dosyasındaki haciz ve aciz durumu da ayrıca kontrol edilmelidir.
İcradan Önce Ev Satışında Kontrol Edilmesi Gereken 20 Husus
- Alacağın doğum tarihini belirleyin.
- Evin satış tarihini tespit edin.
- İcra takibinin başlangıç tarihini kaydedin.
- Alıcının kim olduğunu araştırın.
- Borçlu ile alıcı arasındaki ilişkiyi belirleyin.
- Tapudaki satış bedelini inceleyin.
- Taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerini araştırın.
- Satış bedelinin banka üzerinden ödenip ödenmediğini kontrol edin.
- Alıcının ödeme gücünü değerlendirin.
- Borçlunun satıştan sonra evde yaşamaya devam edip etmediğini araştırın.
- Satış bedelinin nereye gittiğini inceleyin.
- Borçlunun başka malvarlığı bulunup bulunmadığını kontrol edin.
- Aciz vesikası veya haciz tutanağını inceleyin.
- İİK m.278 kapsamındaki şartları değerlendirin.
- İİK m.279 ihtimalini kontrol edin.
- İİK m.280 kapsamında zarar verme kastını değerlendirin.
- İİK m.284’teki beş yıllık süreyi kontrol edin.
- Taşınmazın daha sonra başka kişiye devredilip devredilmediğini araştırın.
- İhtiyati haciz imkanını değerlendirin.
- Tasarrufun iptali ile muvazaa davasını birbirinden ayırın.
Örnek 1: Borçlu Evi Eşine Satıyor
Borçlunun 6 milyon TL borcu 2025 yılında doğmuş olsun.
Borçlu 2026 yılında, henüz icra takibi başlamadan önce 10 milyon TL değerindeki tek evini eşine devretsin.
Tapuda satış gösterilsin ancak eşten borçluya herhangi bir banka transferi bulunmasın. Borçlu da evde yaşamaya devam etsin.
Alacaklı 2026 yılında takip başlattığında borçlunun başka haczedilebilir malı bulunmasın.
Bu durumda işlemin İİK m.277 ve devamı kapsamında tasarrufun iptaline tabi olup olmadığı ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Örnek 2: Ev Gerçek Piyasa Bedeliyle Yabancı Bir Kişiye Satılıyor
Borçlu taşınmazını borç doğduktan sonra kendisiyle hiçbir ilişkisi bulunmayan üçüncü kişiye satsın.
Taşınmazın piyasa değeri 8 milyon TL olsun ve alıcı 8 milyon TL’nin tamamını banka aracılığıyla ödesin.
Alıcı taşınmazı teslim alıp kullanmaya başlasın.
Bu işlem yalnızca icra takibinden önce gerçekleştirildiği için otomatik olarak iptal edilmez. İİK’daki diğer şartların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Örnek 3: Ev Çocuğa Çok Düşük Bedelle Devrediliyor
Borçlu 15 milyon TL değerindeki taşınmazını 1 milyon TL bedelle oğluna devretsin.
Oğlunun herhangi bir geliri bulunmasın ve 1 milyon TL’nin dahi ödendiğine ilişkin banka kaydı olmasın.
Borçlu evde oturmaya devam etsin.
Bu durumda yakınlık, aşırı değer farkı, ödemenin bulunmaması ve fiili kullanım birlikte değerlendirildiğinde tasarrufun iptali açısından ciddi risk ortaya çıkabilir.
Örnek 4: Ev Satılıyor, Para Eşe Aktarılıyor
Borçlu evini bağımsız üçüncü kişiye gerçek piyasa bedeliyle 12 milyon TL’ye satsın.
Ancak satış bedeli hesabına geldikten hemen sonra 12 milyon TL’nin tamamını karşılıksız olarak eşinin hesabına aktarsın.
Bu durumda ev satışının kendisi gerçek olabilir. Fakat satış bedelinin eşe aktarılması ayrı bir tasarruf olarak değerlendirilerek İİK hükümleri kapsamında incelenebilir.
İcra Takibinden Önce Satış Yapılması Borçluyu Otomatik Olarak Korumaz
Borçluların ve alacaklıların en sık düştüğü yanılgılardan biri, “İcra başlamadan önce evi devrettim, artık haczedilemez” düşüncesidir.
Takip tarihi tek başına belirleyici değildir.
Alacağın doğum tarihi, devir tarihi, satış bedeli, alıcı ile borçlu arasındaki ilişki, borçlunun mali durumu ve işlemin gerçek ekonomik niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle borç doğduktan sonra eşe veya çocuklara yapılan karşılıksız devirler, piyasa değerinin çok altında gerçekleştirilen satışlar ve bedeli gerçekte ödenmeyen işlemler tasarrufun iptali bakımından önemli risk taşır.
Borçlu Evini Takipten Önce Sattıysa Hukuki Destek
Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin başta olmak üzere Türkiye genelinde FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık, borçlunun icra takibinden önce taşınmazını devrettiği dosyalarda hukuki destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya tarafından özellikle takip öncesi taşınmaz devri, eşe ve çocuklara yapılan satışlar, düşük bedelli devirler, muvazaalı satış iddiaları, aciz vesikası, İİK m.277-284 kapsamında tasarrufun iptali ve yüksek tutarlı alacakların tahsiline ilişkin süreçler değerlendirilmektedir.
Borçlu Evi İcradan Önce Sattıysa Tahsilattan Vazgeçmeyin
Borçlunun tapusunda bugün hiçbir taşınmaz görünmemesi, alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmeyebilir. Özellikle borç doğduktan sonra gerçekleştirilen taşınmaz satışlarının kime yapıldığı, satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği ve devir sonucunda borçlunun malvarlığının ne ölçüde azaldığı incelenmelidir.
Tasarrufun iptali davası, muvazaalı taşınmaz devri ve icra yoluyla alacak tahsili konusunda FFK Partner Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde Av. Arb. Fırat Fesih Kaya ve hukuk ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
Hemen Ara: 0312 434 22 22
WhatsApp / 7/24 Acil: 0532 769 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Tower, Balgat, Çankaya / Ankara




