
Çocuğun Psikolog Görüşmeleri Velayet Davasında Delil Olarak Kullanılabilir mi? 2026 Güncel Rehber
19 Ekim 2026
Çocuğun Anne veya Babadan Korktuğunu Söylemesi Velayeti Nasıl Etkiler? 2026 Güncel Rehber
19 Ekim 2026Çocuğun anneden veya babadan korktuğunu söylemesi velayeti değiştirir mi? Çocuğun beyanının değerlendirilmesi, uzman incelemesi, şiddet iddiası, kişisel ilişkinin sınırlandırılması, velayetin değiştirilmesi ve çocuğun üstün yararı açısından 2026 güncel velayet uygulamalarını açıklıyoruz.
Boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında çocuğun “annemden korkuyorum” veya “babamla yalnız kalmak istemiyorum” şeklindeki beyanı son derece önemlidir. Ancak bu tür bir açıklama, tek başına ve otomatik olarak velayetin diğer ebeveyne verilmesi veya mevcut velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurmaz.
Mahkemenin temel değerlendirme ölçütü çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle çocuğun korkusunun gerçek bir tehlikeden mi kaynaklandığı, ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğa yansıması sonucu mı oluştuğu, çocuğun yönlendirilip yönlendirilmediği ve korkunun süreklilik gösterip göstermediği araştırılmalıdır.
Özellikle şiddet, tehdit, ağır baskı, ihmal veya istismar iddiaları bulunuyorsa konu yalnızca klasik bir velayet anlaşmazlığı olarak değerlendirilmemelidir. Çocuğun güvenliğinin sağlanması önceliklidir.
Çocuğun “Annemden Korkuyorum” veya “Babamdan Korkuyorum” Demesi Velayeti Değiştirir mi?
Çocuğun böyle bir beyanda bulunması velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir ancak “çocuk korktuğunu söyledi, velayet kesin değişir” şeklinde otomatik bir kural bulunmamaktadır.
Mahkeme çocuğun neden korktuğunu anlamaya çalışır. Korkunun fiziksel şiddetten, ağır psikolojik baskıdan, sürekli bağırma ve tehditten, ebeveynin kontrolsüz davranışlarından veya başka bir somut olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı önemlidir.
Bunun yanında çocuğun diğer ebeveyn tarafından etkilenmiş olma ihtimali de somut olayın özelliklerine göre araştırılabilir.
Dolayısıyla çocuğun söylediği tek bir cümleden ziyade bu cümlenin arkasındaki gerçek durum önem taşır.
Çocuğun Beyanı Velayet Davasında Önemli Bir Delil midir?
Evet. Özellikle yaşı ve olgunluğu kendi görüşlerini oluşturmasına elverişli olan çocuğun düşüncesinin dikkate alınması gerekir.
Ancak çocuğun beyanı yetişkin bir tanığın ifadesi gibi mekanik biçimde değerlendirilmemelidir. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, ebeveynlerle ilişkisi, konuşmanın hangi koşullarda gerçekleştiği ve kullandığı ifadelerin kendi yaşına uygun olup olmadığı önem taşır.
Örneğin küçük bir çocuğun kendi yaş grubunda kullanılması olağan olmayan hukuki veya yetişkinlere özgü ifadeleri sürekli tekrar etmesi, beyanın nasıl oluştuğunun daha ayrıntılı araştırılmasını gerektirebilir.
Buna karşılık çocuğun farklı zamanlarda ve farklı uzmanlar karşısında tutarlı biçimde belirli olayları anlatması da değerlendirmede önem kazanabilir.
Çocuğun Yaşı Beyanının Değerini Etkiler mi?
Evet. Çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi önemlidir.
Çok küçük yaştaki bir çocuğun korkusunun kaynağını doğru biçimde ifade etmesi zor olabilir. Daha büyük ve olayları değerlendirebilecek olgunluğa ulaşmış bir çocuğun ise velayet ve kişisel ilişki konusunda açıkladığı düşüncelere daha fazla önem verilmesi gündeme gelebilir.
Ancak belirli bir yaşa ulaşmak çocuğa velayeti tek başına seçme hakkı vermez.
Çocuk “babamda kalmak istiyorum” veya “annemde yaşamak istemiyorum” diyebilir; fakat nihai karar yine çocuğun üstün yararı esas alınarak mahkeme tarafından verilir.
Çocuk Mahkemede Dinlenebilir mi?
Somut olayın özellikleri ve çocuğun yaşı ile olgunluk düzeyi dikkate alınarak çocuğun görüşünün alınması mümkündür.
Buradaki amaç çocuğu anne ve babası arasında seçim yapmak zorunda bırakmak değildir. Çocuğun yaşam koşulları, ebeveynleriyle ilişkisi, korkuları ve ihtiyaçları uygun yöntemlerle değerlendirilmelidir.
Çocuğa doğrudan “Anneni mi babanı mı seçiyorsun?” şeklinde yaklaşılması sağlıklı bir velayet değerlendirmesi değildir.
Asıl mesele çocuğun hangi düzen içerisinde fiziksel, psikolojik, sosyal ve eğitimsel bakımdan daha güvenli ve istikrarlı yaşayabileceğinin belirlenmesidir.
Çocuğun Korktuğunu Söylemesi Uzman İncelemesine Neden Olabilir mi?
Evet. Özellikle çocuğun korkusunun kaynağı konusunda tarafların birbirinden tamamen farklı iddialarda bulunması hâlinde uzman değerlendirmesi önem kazanabilir.
Örneğin anne, çocuğun babadan fiziksel şiddet nedeniyle korktuğunu ileri sürerken baba, çocuğun anne tarafından kendisine karşı yönlendirildiğini iddia edebilir.
Böyle bir durumda yalnızca anne ve babanın birbirleri hakkındaki iddiaları üzerinden sonuca ulaşmak yerine çocuğun durumu ve aile ilişkileri uzman incelemesi kapsamında değerlendirilebilir.
Uzmanın görevi hukuki kararı vermek değil, çocuğun psikososyal durumunun ve aile ilişkilerinin değerlendirilmesine katkı sağlamaktır. Nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.
Çocuk Fiziksel Şiddet Nedeniyle Korkuyorsa Ne Olur?
Çocuğa yönelik fiziksel şiddet iddiası ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Çocuğun “babam bana vuruyor” veya “annem beni dövüyor” şeklindeki beyanının bulunması hâlinde olayın doğruluğunu ortaya koyabilecek diğer veriler araştırılabilir. Sağlık kayıtları, okul kayıtları, uzman değerlendirmeleri, tanık anlatımları ve varsa hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller önem kazanabilir.
Şiddetin ortaya konulması hâlinde velayet düzeninin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya çocuğun güvenliğini sağlamaya yönelik başka tedbirlerin alınması gündeme gelebilir.
Psikolojik Şiddet de Velayeti Etkileyebilir mi?
Evet. Velayet değerlendirmesinde yalnızca fiziksel şiddet dikkate alınmaz.
Çocuğun sürekli aşağılanması, korkutulması, tehdit edilmesi, diğer ebeveynle görüştüğü için cezalandırılması veya ağır psikolojik baskı altında tutulması da çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Örneğin çocuğa sürekli “Seni annenin yanına gönderirim ve bir daha beni göremezsin” veya “Babanla görüşürsen seni istemem” gibi ifadeler kullanılması çocuğun psikolojik güvenliği bakımından önem taşıyabilir.
Ancak psikolojik şiddet iddialarının da mümkün olduğunca somut olaylar üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Çocuk Ebeveynin Öfke Problemi Nedeniyle Korkuyorsa Velayet Değişebilir mi?
Ebeveynin zaman zaman sinirlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Ancak öfke davranışlarının çocuğun güvenliğini ve psikolojik gelişimini ciddi biçimde etkilediği ortaya konulursa değerlendirme farklılaşabilir.
Sürekli bağırma, tehdit, eşyalara zarar verme, çocuğun yanında ağır şiddet davranışlarında bulunma veya çocuğun kendisini güvende hissetmesini engelleyen kontrolsüz davranışlar velayet bakımından önem taşıyabilir.
Mahkeme tek bir tartışmadan ziyade davranışın ağırlığına, tekrarına ve çocuk üzerindeki etkisine bakar.
Çocuğun Diğer Ebeveyn Tarafından Yönlendirilmesi Mümkün müdür?
Evet. Yüksek çatışmalı boşanmalarda çocuk ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın içine çekilebilir.
Örneğin bir ebeveyn sürekli olarak diğer ebeveyn hakkında korkutucu ifadeler kullanabilir. Çocuğa diğer ebeveynin tehlikeli olduğu söylenebilir veya görüşme öncesinde yoğun kaygı yaratılabilir.
Ancak mahkeme yalnızca bir tarafın:
“Çocuk bana karşı dolduruluyor.”
demesi üzerine yönlendirme bulunduğunu kabul etmez.
Çocuğun davranışları, beyanlarının gelişimi, ebeveynlerin tutumları ve uzman değerlendirmeleri birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğun Korkusunun Yönlendirmeden Kaynaklandığı Anlaşılırsa Ne Olur?
Çocuğun diğer ebeveynden uzaklaştırılması amacıyla sistematik biçimde korkutulduğunun ortaya çıkması, velayet hakkını kullanan ebeveyn açısından olumsuz değerlendirilebilir.
Velayet hakkı, diğer ebeveyni çocuğun hayatından çıkarmak için kullanılabilecek sınırsız bir yetki değildir.
Çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasının sürekli engellenmesi ve çocuğun psikolojik olarak diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi, çocuğun üstün yararına aykırı sonuçlar doğurabilir.
Ancak yine de tek bir olaydan hareketle velayetin otomatik değiştirilmesi doğru değildir. Davranışın sürekliliği, ağırlığı ve çocuk üzerindeki etkisi incelenmelidir.
Çocuğun Görüşmeye Gitmek İstememesi Yeterli midir?
Tek başına her durumda yeterli değildir.
Çocuk kişisel ilişki gününde diğer ebeveynle görüşmek istemediğini söyleyebilir. Bunun geçici bir tepki mi yoksa ciddi bir korkunun sonucu mu olduğu araştırılmalıdır.
Örneğin çocuk bir tartışma sonrasında birkaç gün ebeveyne kızgın olabilir. Bu durum ile uzun süredir aynı ebeveynden korktuğunu söyleyen, görüşme günlerinde yoğun kaygı yaşayan ve somut olaylar anlatan çocuğun durumu aynı değildir.
Çocuk Ağlayarak Babaya veya Anneye Gitmek İstemiyorsa Ne Olur?
Ağlama davranışı önemsenmelidir ancak tek başına kesin sonuç doğurmaz.
Çocuğun ayrılık kaygısı, ebeveynler arasındaki çatışma, alışık olmadığı ortam, diğer ebeveynin telkinleri veya gerçekten yaşadığı olumsuz deneyimler bu davranışa neden olabilir.
Bu nedenle çocuğun neden ağladığı araştırılmalıdır.
Özellikle davranış uzun süredir devam ediyor ve uzman gözlemlerinde de belirgin kaygı tespit ediliyorsa durum daha ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Çocuğun Babayla veya Anneyle Yalnız Kalmak İstememesi Önemli midir?
Evet. Özellikle çocuk bunun için somut bir neden açıklıyorsa önemlidir.
Çocuk “yalnız kalmak istemiyorum çünkü bana vuruyor” veya “çok bağırdığı için korkuyorum” gibi belirli olaylardan bahsediyorsa iddiaların araştırılması gerekir.
Bununla birlikte çocuğun söylediği her şeyin hiçbir inceleme yapılmadan doğru veya yanlış kabul edilmesi de uygun değildir.
Amaç çocuğu sorgulamak değil, korkunun kaynağını güvenli yöntemlerle belirlemektir.
Çocuk Diğer Ebeveynin Yeni Eşinden Korkuyorsa Ne Olur?
Velayet değerlendirmesinde yalnızca anne ve babanın doğrudan davranışları değil, çocuğun yaşadığı çevre de önemlidir.
Ebeveynin yeni eşinin veya birlikte yaşadığı kişinin çocuğa şiddet uyguladığı, tehdit ettiği veya ciddi psikolojik baskı oluşturduğu ileri sürülüyorsa bu durum araştırılmalıdır.
Velayet hakkını kullanan ebeveynin çocuğu güvenli bir ortamda bulundurma sorumluluğu vardır.
Evde Sürekli Kavga Olması Velayeti Etkiler mi?
Çocuğun sürekli ağır çatışma ve şiddet ortamında bulunması velayet bakımından önemlidir.
Özellikle çocuk evdeki kavgalar nedeniyle korkuyor, uyku problemi yaşıyor, okul performansı düşüyor veya yoğun kaygı belirtileri gösteriyorsa yaşam ortamının çocuğun üstün yararına uygunluğu değerlendirilmelidir.
Ancak her aile içi tartışma velayet değişikliği sebebi değildir. Davranışların yoğunluğu, sürekliliği ve çocuk üzerindeki etkisi belirleyicidir.
Çocuğun Korktuğunu Öğretmenine Söylemesi Delil Olabilir mi?
Çocuğun öğretmenine, rehber öğretmenine veya başka bir üçüncü kişiye yaptığı açıklamalar somut olayın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle çocuğun dava başladıktan sonra değil, daha önce de benzer korkularını dile getirmiş olması beyanın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Bununla birlikte üçüncü kişinin aktardığı sözler tek başına bütün uyuşmazlığı çözmez. Diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Okul Rehberlik Kayıtları Velayet Davasında Önemli midir?
Somut olay bakımından önemli olabilir.
Çocuğun okulda davranış değişikliği göstermesi, belirli ebeveynle görüşmelerden sonra kaygı yaşaması veya öğretmenlerine korkularını anlatması hâlinde okul kayıtları değerlendirmeye katkı sağlayabilir.
Ancak okul personelinin görevi velayetin kime verilmesi gerektiğine hukuken karar vermek değildir.
Psikolog Raporu Velayeti Değiştirir mi?
Tek bir özel psikolog raporunun bulunması mahkemeyi otomatik olarak bağlamaz.
Raporun nasıl hazırlandığı, çocuğun kaç kez görüldüğü, ebeveynlerden alınan bilgilerin niteliği ve kullanılan değerlendirme yöntemleri önemlidir.
Mahkeme gerektiğinde kendi yargılama süreci içerisinde uzman incelemesi yaptırabilir.
Bu nedenle yalnızca:
“Psikolog raporu aldım, velayeti kesin kazanırım.”
şeklinde düşünülmemelidir.
Çocuğun Korktuğuna İlişkin Ses veya Video Kaydı Delil Olur mu?
Bu kayıtların hukuka uygun elde edilip edilmediği ve içeriğinin güvenilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle ebeveynin kamerayı açıp çocuğa yönlendirici sorular sorması sorun yaratabilir.
Örneğin:
“Baban sana vurdu değil mi? Ondan korkuyorsun değil mi?”
şeklindeki sorularla oluşturulan kayıt ile çocuğun kendiliğinden yaptığı açıklama aynı şekilde değerlendirilmez.
Ayrıca kayıtların çocuk üzerinde baskı yaratıp yaratmadığı da önemlidir.
Çocuğa Sürekli Video Çekerek Soru Sormak Doğru mudur?
Bu yöntem çocuğun ebeveynler arasındaki davanın bir parçası hâline gelmesine neden olabilir.
Çocuğun sürekli olarak karşı ebeveyn hakkında konuşmaya zorlanması, olayları tekrar tekrar anlatmasının istenmesi veya dava için “delil üretme” amacıyla sorgulanması çocuğun psikolojik durumunu olumsuz etkileyebilir.
Velayet uyuşmazlığında temel amaç çocuğu dava dosyasına delil sağlayan bir araç hâline getirmek değil, çocuğun üstün yararını korumaktır.
Çocuğun Beyanı Değişirse Ne Olur?
Çocuk bir görüşmede anneden korktuğunu, başka bir görüşmede korkmadığını söyleyebilir.
Bu durum otomatik olarak çocuğun yalan söylediği anlamına gelmez.
Çocuklar aile çatışmalarında sadakat çatışması yaşayabilir, ebeveynlerinden birini üzmek istemeyebilir veya bulunduğu ortama göre farklı davranabilir.
Bu nedenle beyan değişikliğinin nedeni araştırılmalıdır.
Çocuk Her İki Ebeveynden de Korktuğunu Söylerse Ne Olur?
Bu durumda çocuğun yaşam koşulları daha kapsamlı değerlendirilmelidir.
Velayet uyuşmazlığının amacı mutlaka anne veya babadan birini “kazanan taraf” ilan etmek değildir.
Çocuğun güvenliği ciddi biçimde risk altındaysa çocuk koruma hukukuna ilişkin tedbirler de gündeme gelebilir.
Şiddet İddiası Varsa Velayet Davasının Sonucunu Beklemek Gerekir mi?
Çocuğun güvenliğine ilişkin ciddi ve yakın bir risk bulunuyorsa yalnızca esas davanın sonunda verilecek kararı beklemek her zaman uygun olmayabilir.
Somut olayın şartlarına göre geçici velayet, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve diğer koruyucu tedbirler değerlendirilebilir.
Şiddet iddiasının niteliğine göre 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler de gündeme gelebilir.
Geçici Velayet Değiştirilebilir mi?
Boşanma veya velayet yargılaması devam ederken çocuğun korunması için geçici düzenlemeler yapılabilir.
Yargılama sırasında ortaya çıkan yeni olaylar çocuğun mevcut düzen içerisinde güvenli olmadığını gösteriyorsa geçici düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir.
Burada da belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Kişisel İlişki Sınırlandırılabilir mi?
Çocuğun güvenliğinin gerektirdiği durumlarda kişisel ilişkinin şekli yeniden düzenlenebilir.
Somut olayın ağırlığına göre görüşmelerin koşulları, süresi veya biçimi değiştirilebilir.
Ancak diğer ebeveynle kişisel ilişkinin tamamen ortadan kaldırılması çok ciddi bir müdahaledir ve çocuğun üstün yararı açısından güçlü gerekçeler gerektirir.
Çocuk Korkuyor Diye Anne veya Baba Çocuğu Görüştürmeyebilir mi?
Ebeveynin tek taraflı olarak mevcut mahkeme düzenlemesini sürekli şekilde etkisiz hâle getirmesi doğru değildir.
Bununla birlikte çocuğa yönelik gerçek ve yakın bir güvenlik tehlikesi bulunduğu ileri sürülüyorsa hukuki yollara hızla başvurularak mevcut kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi veya gerekli koruyucu tedbirlerin alınması talep edilmelidir.
Çocuğun güvenliği ile mahkeme kararlarının uygulanması arasındaki sorun, kendi kendine çözüm yöntemleri yerine hukuki mekanizmalar üzerinden ele alınmalıdır.
Çocuğun Görüşmek İstememesi Velayet Sahibi Ebeveynin Kusuru Sayılır mı?
Her durumda hayır.
Çocuğun görüşmek istememesinin nedeni araştırılmalıdır.
Velayet sahibi ebeveyn gerçekten çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendiriyorsa bu durum olumsuz değerlendirilebilir.
Ancak çocuk gerçek bir şiddet veya korku deneyimi nedeniyle görüşmek istemiyorsa velayet sahibi ebeveynin yalnızca bu nedenle suçlanması doğru değildir.
Velayet Değişikliği Davası Açılabilir mi?
Mevcut velayet düzeninin çocuğun üstün yararına artık uygun olmadığı düşünülüyorsa şartları bulunması hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu m.183 kapsamında ortaya çıkan yeni olgular nedeniyle gerekli önlemlerin alınması gündeme gelebilir.
Çocuğun velayet sahibi ebeveynden ciddi biçimde korkmaya başlaması da somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilecek yeni olgulardan biri olabilir.
Tek Bir Korku Olayı Velayeti Değiştirmeye Yeter mi?
Genellikle olayın ağırlığı belirleyicidir.
Her tekil olay aynı değildir.
Bir ebeveynin bir kez yüksek sesle konuşması ile çocuğa ciddi fiziksel şiddet uygulaması aynı şekilde değerlendirilemez.
Bu nedenle “kaç kez oldu?” sorusu kadar “ne oldu ve çocuk üzerindeki etkisi neydi?” sorusu da önemlidir.
Çok ağır tek bir olay dahi bazı durumlarda ciddi tedbirleri gerektirebilir.
Çocuğun Üstün Yararı Nasıl Belirlenir?
Çocuğun üstün yararı soyut bir slogan değildir.
Mahkeme somut olayda çocuğun fiziksel güvenliğini, psikolojik gelişimini, eğitimini, sağlık durumunu, mevcut yaşam düzenini, ebeveynlerle ilişkisini, bakım koşullarını ve istikrar ihtiyacını birlikte değerlendirir.
Bu nedenle daha yüksek gelire sahip olmak veya daha büyük bir evde yaşamak tek başına velayeti belirlemez.
Çocuğun güvenli ve sağlıklı gelişimini hangi düzenin daha iyi sağlayacağı önemlidir.
Çocuğun Korktuğunu Söylemesi Velayeti Nasıl Etkiler?
Çocuğun anneden veya babadan korktuğunu söylemesi ciddiye alınması gereken bir olgudur ancak tek başına otomatik velayet değişikliği sebebi değildir.
Mahkeme korkunun nedenini, sürekliliğini ve çocuk üzerindeki etkisini araştırmalıdır.
Fiziksel veya psikolojik şiddet, tehdit, ihmal ya da başka bir gerçek tehlike varsa çocuğun korunmasına yönelik daha güçlü tedbirler gündeme gelebilir. Buna karşılık korkunun ebeveynler arasındaki ağır çatışma veya diğer ebeveynin yönlendirmesi sonucu oluştuğu belirlenirse bu durum da velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Bu nedenle velayet dosyasında yalnızca:
“Çocuk benden korkmuyor, diğer taraf çocuğu dolduruyor.”
veya
“Çocuk ondan korkuyor, velayeti hemen bana verilmeli.”
şeklindeki iddialarla yetinilmemelidir.
Çocuğun yaşam koşulları, beyanları, uzman değerlendirmeleri ve diğer somut deliller birlikte incelenmelidir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, çocuğun korku beyanının bulunduğu velayet uyuşmazlıklarında asıl amacın anne veya babanın iddiasını haklı çıkarmak değil, korkunun gerçek kaynağını belirleyerek çocuğun güvenliğini ve üstün yararını korumak olması gerektiğini vurgulamaktadır.
Velayet Davalarında Deliller Nasıl Hazırlanmalı?
Çocuğun korktuğu ileri sürülüyorsa dosyanın yalnızca tarafların karşılıklı suçlamalarına dayandırılması yerine korkunun nedenini ortaya koyabilecek objektif veriler belirlenmelidir.
Sağlık kayıtları, okul ve rehberlik kayıtları, uzman değerlendirmeleri, tanık anlatımları, daha önce gerçekleşmiş şiddet olaylarına ilişkin resmi kayıtlar ve hukuka uygun diğer deliller somut olayın niteliğine göre kullanılabilir.
Çocuğun sürekli kamera karşısına geçirilerek sorgulanması veya diğer ebeveyn aleyhine ifade vermeye zorlanması ise çocuğun psikolojik durumunu daha da kötüleştirebilir ve velayet değerlendirmesini olumsuz etkileyebilir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK ile Velayet Uyuşmazlıkları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde velayet uyuşmazlıklarında çocuğun anne veya babadan korktuğuna ilişkin iddialarla sık karşılaşılmaktadır.
Bu tür dosyalarda yalnızca ebeveynlerin iddiaları değil, çocuğun gerçek yaşam koşulları ve psikolojik güvenliği merkeze alınmalıdır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, velayetin değiştirilmesi, geçici velayet, çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, şiddet iddiaları, çocuğun görüşmek istememesi ve ebeveynler arasındaki ağır çatışmalar nedeniyle ortaya çıkan aile hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Çocuğum babasından korktuğunu söylüyorsa velayet otomatik olarak anneye verilir mi?
Hayır. Korkunun nedeni ve çocuğun üstün yararı araştırılır. Ancak gerçek şiddet veya ciddi güvenlik riski bulunuyorsa bu durum velayet açısından çok önemli olabilir.
2. Çocuğun annesinden korkması velayetin babaya verilmesine neden olabilir mi?
Somut olayda korkunun ciddi ve çocuğun gelişimini etkileyen bir durumdan kaynaklandığı belirlenirse velayetin değiştirilmesi değerlendirmeye alınabilir.
3. Çocuğun kaç yaşından itibaren söylediği dikkate alınır?
Tek bir kesin yaş üzerinden otomatik sonuç çıkarılmaz. Çocuğun yaşı yanında görüş oluşturabilecek olgunluğa sahip olup olmadığı önemlidir.
4. Çocuk babasıyla görüşmek istemezse görüşme tamamen kaldırılır mı?
Hayır. Öncelikle görüşmek istememesinin nedeni araştırılır. Çocuğun güvenliği açısından gerekli olması hâlinde kişisel ilişki yeniden düzenlenebilir.
5. Çocuk yönlendirilmişse bu velayeti etkiler mi?
Çocuğun diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendirildiğinin ortaya çıkması velayet hakkını kullanan ebeveyn açısından olumsuz değerlendirilebilir.
6. Çocuğun psikoloğa “annemden korkuyorum” demesi yeterli midir?
Önemli olabilir ancak tek başına otomatik sonuç doğurmaz. Raporun hazırlanma koşulları ve diğer deliller de değerlendirilir.
7. Çocuğun korktuğunu videoya çekmek delil olur mu?
Kaydın hukuka uygunluğu, nasıl oluşturulduğu ve çocuğa yönlendirici sorular sorulup sorulmadığı önemlidir.
8. Şiddet varsa dava sonuçlanmadan çocuğu korumak mümkün mü?
Somut koşullara göre geçici velayet, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve gerekli koruyucu tedbirler talep edilebilir.
9. Çocuk yeni eşten korkuyorsa bu velayeti etkiler mi?
Çocuğun yaşadığı ev ortamı velayet değerlendirmesinin parçasıdır. Yeni eşin çocuğun güvenliğini veya psikolojik gelişimini ciddi biçimde olumsuz etkilediği ortaya konulursa bu durum dikkate alınabilir.
10. Velayetin değiştirilmesi için çocuğun korktuğunu nasıl ispatlayabilirim?
Tek bir delile bağlı kalmak yerine korkunun nedenini ve çocuk üzerindeki etkisini ortaya koyabilecek sağlık, okul, uzman, tanık ve diğer hukuka uygun deliller somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilmelidir.
Uzman Hukuki Destek
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde hizmet veren FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, çocuğun anne veya babadan korkması, velayetin değiştirilmesi, geçici velayet, kişisel ilişkinin sınırlandırılması ve aile içi şiddet iddialarından kaynaklanan velayet uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, özellikle çocuğun görüşmek istememesi, ebeveynden korkması, yönlendirme iddiaları, psikolojik ve fiziksel şiddet, kişisel ilişkinin engellenmesi ve velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğun üstün yararını merkeze alan hukuki süreçlerin yürütülmesi konusunda hukuki destek sunmaktadır.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Kule Plaza, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr




