
Hammadde Fiyatlarının Aşırı Artması Sözleşmenin Uyarlanmasını Sağlar mı? 2026 Güncel Rehber
14 Ekim 2026
Ticari Sözleşmede Mücbir Sebep Bildirimi Zamanında Yapılmazsa Ne Olur? 2026 Güncel Rehber
14 Ekim 2026Beklenmeyen maliyet artışları nedeniyle ticari sözleşme feshedilebilir mi? Döviz kuru, hammadde, enerji, işçilik ve lojistik maliyetlerindeki olağanüstü artışlarda sözleşmenin uyarlanması, aşırı ifa güçlüğü, TBK m.138, fesih ve dönme seçeneklerini 2026 güncel uygulamasıyla açıklıyoruz.
Ticari sözleşmeler imzalandıktan sonra ekonomik koşullar önemli ölçüde değişebilir. Döviz kurunun yükselmesi, hammadde fiyatlarının beklenmedik biçimde artması, enerji ve nakliye giderlerinin olağanüstü seviyelere ulaşması veya yeni mali yükümlülüklerin ortaya çıkması, sözleşmenin taraflardan biri açısından başlangıçta öngörülenden çok daha pahalı hâle gelmesine neden olabilir.
Ancak sözleşmenin artık kârlı olmaması, maliyetlerin yükselmesi veya taraflardan birinin zarar etmeye başlaması tek başına sözleşmeden çıkma hakkı vermez.
Asıl mesele, ortaya çıkan ekonomik değişikliğin normal ticari risk sınırları içerisinde kalıp kalmadığı ve sözleşmenin aynı şartlarla devamının borçludan beklenmesinin dürüstlük kuralına aykırı hâle gelip gelmediğidir.
Maliyet Artışı Sözleşmenin Feshi İçin Yeterli midir?
Her maliyet artışı sözleşmenin sona erdirilmesini sağlamaz.
Tacirlerin faaliyet gösterdikleri piyasadaki olağan fiyat hareketlerini, enflasyonu, kur değişikliklerini, işçilik maliyetlerini ve sektörel dalgalanmaları belirli ölçüde öngörmeleri beklenebilir.
Örneğin bir üretici bir yıllık sabit fiyatlı tedarik sözleşmesi imzaladıktan üç ay sonra hammaddenin yüzde 10 pahalanması nedeniyle doğrudan sözleşmeyi sona erdiremeyebilir.
Buna karşılık sözleşme kurulduktan sonra tarafların öngörmediği ve kendilerinden kaynaklanmayan olağanüstü bir gelişme nedeniyle maliyet yapısı kökten değişmişse farklı bir değerlendirme yapılabilir.
TBK m.138 Kapsamında Aşırı İfa Güçlüğü Nedir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü şart değişiklikleri bakımından önemli bir hukuki mekanizma öngörmektedir.
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir nedenle ortaya çıkması ve bu durumun sözleşmenin kurulduğu sıradaki olguları borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı derecede değiştirmesi hâlinde sözleşmenin uyarlanması gündeme gelebilir.
Bu nedenle yalnızca “maliyetim arttı” demek yeterli değildir.
Maliyet artışının sözleşmenin ekonomik dengesini ne ölçüde değiştirdiğinin ortaya konulması gerekir.
Önce Sözleşmenin Uyarlanması mı İstenmelidir?
TBK m.138’in sistematiğinde öncelikli çözüm sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasıdır.
Örneğin uzun süreli bir tedarik sözleşmesinde birim fiyatın olağanüstü ekonomik gelişmeler nedeniyle sürdürülemez hâle geldiği ileri sürülüyorsa doğrudan sözleşmenin sona erdirilmesi yerine fiyatın yeni şartlara göre uyarlanması talep edilebilir.
Uyarlama yalnızca fiyatın artırılması anlamına gelmez. Somut sözleşmenin yapısına göre teslim miktarı, ödeme koşulları, süre veya başka sözleşme hükümleri bakımından da uygun çözüm tartışılabilir.
Uyarlama Mümkün Değilse Sözleşmeden Çıkılabilir mi?
Şartları gerçekleşmiş ve sözleşmenin uyarlanması mümkün değilse veya karşı taraftan uyarlama beklenemiyorsa sözleşmenin sona erdirilmesi gündeme gelebilir.
TBK m.138 çerçevesinde borçlu kural olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih gündeme gelir.
Dolayısıyla “sözleşmeden çıkmak” şeklindeki günlük ifade hukuken her sözleşmede aynı sonucu doğurmaz.
Satış veya eser sözleşmesi ile uzun süreli dağıtım, tedarik ya da hizmet ilişkilerinde sona ermenin sonuçları farklı olabilir.
Döviz Kurundaki Artış Sözleşmeden Çıkma Sebebi Olabilir mi?
Tek başına döviz kurunun yükselmesi otomatik olarak sözleşmeden çıkma hakkı yaratmaz.
Özellikle tacirler açısından kur riskinin sözleşmenin kurulması sırasında öngörülebilir olup olmadığı önemlidir.
Ancak olağan piyasa dalgalanmasının çok ötesinde gerçekleşen değişikliklerin sözleşmenin ekonomik dengesini temelinden etkilediği somut olaylarda aşırı ifa güçlüğü tartışılabilir.
Burada sözleşmenin tarihi, süresi, para birimi, fiyat güncelleme mekanizması, sektörün yapısı ve tarafların risk dağılımı birlikte değerlendirilmelidir.
Hammadde Fiyatının Çok Yükselmesi Haklı Sebep Sayılır mı?
Hammadde maliyetinin yükselmesi tek başına yeterli değildir.
Örneğin üretici, sözleşme imzalanırken hammaddenin piyasa fiyatının zaten yüksek volatilite gösterdiğini biliyorsa bu riskin belirli kısmını üstlenmiş sayılabilir.
Buna karşılık olağanüstü ve öngörülemeyen bir olay nedeniyle kritik hammaddenin fiyatının birkaç kat artması, alternatif tedarik imkânının ortadan kalkması ve sözleşmenin aynı fiyatla sürdürülmesinin ağır bir ekonomik dengesizlik yaratması hâlinde uyarlama koşulları daha güçlü biçimde tartışılabilir.
Enerji Maliyetlerindeki Olağanüstü Artış Uyarlama Sebebi Olabilir mi?
Enerji yoğun sektörlerde enerji maliyetlerinin sözleşmenin toplam maliyeti içindeki payı önemlidir.
Bir üretim sözleşmesinde enerji giderleri toplam maliyetin çok küçük bölümünü oluşturuyorsa artışın sözleşme dengesini kökten değiştirdiğini ileri sürmek zorlaşabilir.
Buna karşılık üretimin temel maliyet unsurunun enerji olduğu bir sektörde olağanüstü artışın etkisi çok daha ciddi olabilir.
Bu nedenle yalnızca artış oranına değil, artışın sözleşmenin toplam ekonomik yapısına etkisine bakılmalıdır.
İşçilik Maliyetlerindeki Artış Nedeniyle Sözleşme Uyarlanabilir mi?
İşçilik maliyetlerindeki olağan artışlar ticari hayatın öngörülebilir risklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Ancak uzun süreli ve sabit fiyatlı bir sözleşmede olağanüstü mevzuat veya ekonomik gelişmeler nedeniyle işçilik maliyetlerinin sözleşmenin temel ekonomik varsayımlarını değiştirdiği ileri sürülebilir.
Yine de yalnızca asgari ücret artmış olması otomatik olarak uyarlama hakkı doğurmaz.
Sözleşmenin tamamı ve risk dağılımı incelenmelidir.
Nakliye ve Lojistik Maliyetleri Birkaç Kat Artarsa Ne Olur?
Uluslararası ticarette navlun, liman, taşıma ve sigorta giderleri sözleşmenin önemli maliyet kalemlerini oluşturabilir.
Beklenmedik uluslararası gelişmeler sonucunda belirli taşıma rotalarının kapanması, çok daha pahalı alternatif güzergâhların kullanılması zorunluluğu veya navlun maliyetlerinin olağanüstü artması sözleşmenin ekonomik dengesini etkileyebilir.
Ancak taşıma maliyetini hangi tarafın üstlendiği ve sözleşmede bu riskin nasıl dağıtıldığı özellikle incelenmelidir.
Enflasyon Tek Başına Aşırı İfa Güçlüğü Yaratır mı?
Enflasyonun bulunduğu ekonomik ortamda tarafların belirli seviyede fiyat değişikliğini öngörmesi beklenebilir.
Bu nedenle yalnızca genel enflasyon oranının yükselmiş olması her ticari sözleşmenin uyarlanmasına imkân vermez.
Özellikle Türkiye’de uzun süreli ticari sözleşmeler hazırlanırken fiyat güncelleme mekanizmalarının bulunup bulunmadığı büyük önem taşır.
Sözleşmede enflasyon veya belirli endeks üzerinden fiyat artışı öngörülmüşse tarafların riski önceden nasıl dağıttığı ayrıca değerlendirilir.
Sözleşmede Sabit Fiyat Yazıyorsa Uyarlama İstenebilir mi?
Sabit fiyat hükmü önemli bir sözleşmesel risk düzenlemesidir ancak her durumda uyarlama talebini mutlak olarak ortadan kaldırdığı söylenemez.
Burada tarafların sabit fiyatla hangi riskleri üstlenmek istedikleri belirlenmelidir.
Sözleşmenin amacı yalnızca normal piyasa dalgalanmalarına karşı fiyatı sabitlemekse olağanüstü ve öngörülemeyen gelişmeler ayrıca değerlendirilebilir.
Buna karşılık sözleşmede olağanüstü maliyet değişikliklerinin de belirli tarafça üstlenileceği açık biçimde kararlaştırılmışsa uyarlama talebi daha güç hâle gelebilir.
Fiyat Farkı Maddesi Varsa Ne Olur?
Sözleşmede hammadde, döviz, enerji veya enflasyon değişikliklerine bağlı bir fiyat güncelleme mekanizması bulunuyorsa öncelikle bu hüküm uygulanmalıdır.
Örneğin taraflar fiyatın her üç ayda bir belirli endekse göre güncelleneceğini kararlaştırmış olabilir.
Bu durumda mahkeme, tarafların ekonomik değişiklik riskini sözleşme içinde zaten nasıl paylaştırdığını dikkate alacaktır.
Sözleşmede Uyarlama Maddesi Varsa TBK m.138 Yine Uygulanabilir mi?
Sözleşmedeki uyarlama hükmünün kapsamı önemlidir.
Taraflar belirli riskleri ayrıntılı biçimde düzenlemiş olabilir.
Örneğin döviz kuru yüzde 20’den fazla değişirse fiyatın yeniden müzakere edileceği kararlaştırılmış olabilir.
Böyle bir durumda önce sözleşmesel mekanizmanın uygulanması gerekir.
Ancak ortaya çıkan olay sözleşmedeki düzenlemenin tamamen dışında kalıyorsa TBK m.138 bakımından ayrıca değerlendirme gerekebilir.
Mücbir Sebep ile Aşırı İfa Güçlüğü Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu kavramlar uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılır.
Mücbir sebep veya imkânsızlık tartışmalarında borcun ifasının objektif olarak mümkün olup olmadığı veya sözleşmedeki özel mücbir sebep hükmünün şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği önem kazanabilir.
Aşırı ifa güçlüğünde ise edim hâlâ yerine getirilebilir durumdadır ancak değişen şartlar nedeniyle borçludan aynı koşullarda ifanın beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı derecede ağırlaşmıştır.
Örneğin malın üretilmesi teknik olarak mümkündür fakat üretim maliyeti olağanüstü şekilde artmıştır. Bu durum doğrudan imkânsızlık değil, şartları varsa aşırı ifa güçlüğü tartışmasına yol açabilir.
Zarar Etmek İfanın İmkânsız Olduğu Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bir sözleşmenin zararına ifa edilmesi ile ifanın imkânsız hâle gelmesi farklıdır.
Tacir bir sözleşmeden beklediği kârı elde edemediği veya zarar ettiği için borcun imkânsız olduğunu ileri süremez.
Bu nedenle ekonomik güçlük iddiasında doğru hukuki kurumun belirlenmesi önemlidir.
Şirket “Bu Fiyata Üretirsem Zarar Ederim” Diyerek Teslimatı Durdurabilir mi?
Tek taraflı şekilde teslimatın durdurulması ciddi risk taşır.
Şirket daha sonra uyarlama şartlarının bulunmadığı sonucuyla karşılaşırsa sözleşmeye aykırılık nedeniyle temerrüt, tazminat, cezai şart veya başka taleplerle karşılaşabilir.
Bu nedenle maliyet artışı ortaya çıktığında doğrudan ifayı kesmek yerine sözleşme hükümleri ve TBK m.138 şartları değerlendirilmelidir.
Önce Karşı Taraftan Fiyat Artışı İstenebilir mi?
Evet.
Uygulamada tarafların öncelikle yeniden müzakere yolunu kullanması çoğu zaman ticari açıdan daha işlevsel olabilir.
Maliyet artışının hangi kalemlerden kaynaklandığı ve sözleşmenin mevcut fiyatla neden sürdürülemez hâle geldiği somut verilerle açıklanabilir.
Ancak karşı tarafın yeni fiyatı kabul etmemesi otomatik olarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez.
Karşı Taraf Uyarlamayı Kabul Etmezse Ne Yapılabilir?
TBK m.138’in koşulları bulunuyorsa mahkemeden sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması talep edilebilir.
Mahkeme somut olayın özelliklerine göre tarafların sözleşme kurulurken amaçladıkları ekonomik dengeyi ve sonradan meydana gelen değişiklikleri değerlendirir.
Uyarlamanın mümkün olmaması hâlinde sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin kanuni imkânlar gündeme gelebilir.
Uyarlama Davasında Hangi Belgeler Önemlidir?
Maliyet artışının soyut iddia olarak bırakılmaması gerekir.
Örneğin sözleşme imzalandığı tarihteki ve güncel hammadde fiyatları, tedarikçi teklifleri, enerji faturaları, nakliye maliyetleri, maliyet hesapları, döviz hareketlerinin sözleşmeye etkisi, üretim giderleri ve fiyat oluşumunu gösteren şirket kayıtları önemli olabilir.
Mahkemeye yalnızca “maliyetlerimiz çok yükseldi” denilmesi yerine ekonomik değişikliğin sözleşmeye etkisinin gösterilmesi gerekir.
Maliyet Artışının Yüzde Kaç Olması Gerekir?
Kanunda bütün ticari sözleşmeler için uygulanacak sabit bir yüzde bulunmamaktadır.
Dolayısıyla “maliyet yüzde 50 arttıysa mutlaka uyarlama olur” veya “yüzde 100 artış varsa sözleşme kesin feshedilebilir” şeklinde genel bir kural yoktur.
Aynı maliyet artışı farklı sektörlerde farklı sonuçlar yaratabilir.
Önemli olan sözleşmenin ekonomik dengesinin ne ölçüde değiştiğidir.
Tacirlerin Basiretli Davranma Yükümlülüğü Uyarlama Davasını Engeller mi?
Tacirlerin ticari faaliyetlerinde basiretli davranmaları beklenir. Bu nedenle öngörülebilir piyasa risklerinin daha sonra olağanüstü gelişme gibi ileri sürülmesi her zaman kabul edilmeyebilir.
Ancak tacir olmak gelecekte gerçekleşebilecek her olağanüstü ekonomik veya siyasi gelişmenin sınırsız biçimde öngörülebileceği anlamına da gelmez.
Somut olayın niteliği belirleyicidir.
Uzun Süreli Tedarik Sözleşmelerinde Durum Farklı mıdır?
Uzun süreli sözleşmeler ekonomik değişikliklerden daha fazla etkilenebilir.
Örneğin beş yıllık sabit fiyatlı bir tedarik sözleşmesinde üçüncü yılda ortaya çıkan olağanüstü gelişmenin etkisi, üç aylık bir sözleşmeden farklı değerlendirilebilir.
Sözleşmenin süresi uzadıkça tarafların fiyat ayarlama ve risk paylaşım mekanizmalarını nasıl düzenlediği daha önemli hâle gelir.
Dövizle Alıp TL ile Satan Şirket Uyarlama İsteyebilir mi?
Bu durum tek başına uyarlama hakkı doğurmaz.
Şirketin maliyetlerinin dövize bağlı olduğu sözleşme kurulurken biliniyorsa kur riskinin ne ölçüde öngörüldüğü araştırılır.
Ancak olağanüstü gelişmeler nedeniyle maliyet ile satış fiyatı arasındaki dengenin temelinden değiştiği ileri sürülüyorsa somut ekonomik veriler üzerinden değerlendirme yapılabilir.
İthalat Maliyetinin Artması Uyarlama Sebebi midir?
İthal ürün kullanan işletmeler açısından kur, gümrük, navlun ve uluslararası tedarik maliyetleri önemli olabilir.
Ancak bu kalemlerin değişmesi ticari faaliyetin olağan risklerinden de kaynaklanabilir.
Uyarlama bakımından artışın olağan mı yoksa sözleşmenin temel ekonomik varsayımlarını bozan olağanüstü bir gelişme mi olduğu araştırılır.
Yeni Vergi veya Kamu Yükümlülüğü Getirilirse Ne Olur?
Sözleşmeden sonra getirilen yeni bir vergi, harç, düzenleyici maliyet veya kamu yükümlülüğü sözleşmenin maliyet yapısını önemli ölçüde değiştirebilir.
Ancak yine otomatik uyarlama veya fesih sonucu doğmaz.
Yeni yükümlülüğün hangi tarafın risk alanında olduğu ve sözleşmenin ekonomik dengesini ne ölçüde etkilediği değerlendirilmelidir.
Yaptırımlar veya İthalat Kısıtlamaları Nedeniyle Maliyet Artarsa Ne Olur?
Uluslararası ticaret sözleşmelerinde yaptırımlar, ihracat kısıtlamaları, ithalat yasakları veya lojistik rotaların değişmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bu olayların sözleşmenin ifasını tamamen imkânsız hâle getirip getirmediği veya yalnızca çok daha pahalı hâle getirip getirmediği ayrılmalıdır.
Ayrıca sözleşmedeki yaptırım, mücbir sebep, hardship ve uyarlama hükümleri incelenmelidir.
“Hardship” Maddesi Varsa Ne Olur?
Uluslararası ticari sözleşmelerde hardship hükümleri sık kullanılmaktadır.
Bu maddeler belirli ekonomik değişikliklerin ortaya çıkması hâlinde taraflara yeniden müzakere, fiyat uyarlaması veya belirli koşullarda sözleşmenin sona erdirilmesi imkânı sağlayabilir.
Bu nedenle uluslararası sözleşmelerde yalnızca Türk Borçlar Kanunu değil, uygulanacak hukuk ve sözleşmedeki özel düzenlemeler de incelenmelidir.
Cezai Şart Varsa Sözleşmeden Çıkmak Daha Riskli midir?
Evet.
Taraf sözleşmeyi hukuki dayanak olmadan sona erdirirse cezai şartla karşılaşabilir.
Ayrıca karşı taraf uğradığı zararları talep edebilir.
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı cezai şart içeren sözleşmelerde maliyet artışı gerekçesiyle tek taraflı fesih bildirimi yapılmadan önce hukuki durum ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Teminat Mektubu Varsa Ne Olur?
Sözleşmenin ifasını güvence altına almak için banka teminat mektubu verilmiş olabilir.
Tarafın teslimatı durdurması veya sözleşmeyi sona erdirmesi hâlinde karşı taraf teminat mektubunun nakde çevrilmesine girişebilir.
Bu nedenle uyarlama veya sözleşmeden çıkma stratejisi hazırlanırken teminatların durumu da dikkate alınmalıdır.
Sözleşmeyi Tek Taraflı Feshetmek Yerine Dava Açmak Daha mı Güvenlidir?
Her olayda aynı cevap verilemez.
Bazı sözleşmeler açık fesih hakkı tanır. Bazılarında haklı sebep düzenlemesi bulunur. Bazılarında ise TBK m.138 kapsamında uyarlama tartışması gerekir.
Bu nedenle doğrudan fesih bildirimi yapılmadan önce sözleşmenin sona erme hükümleri, cezai şartlar, teminatlar ve olası tazminat sorumluluğu birlikte değerlendirilmelidir.
Uyarlama Davası Açılırsa Sözleşme Otomatik Olarak Durur mu?
Hayır.
Uyarlama davası açılması tek başına sözleşmeden doğan bütün yükümlülükleri otomatik olarak askıya almaz.
Bu nedenle dava devam ederken ifanın nasıl sürdürüleceği kritik bir konudur.
Somut olayda geçici hukuki koruma gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Borç İfa Edilmişse Sonradan Uyarlama İstenebilir mi?
TBK m.138 bakımından borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması önem taşır.
Bu nedenle olağanüstü maliyet artışına rağmen uzun süre hiçbir çekince koymadan ifaya devam edilmesi sonraki uyuşmazlık bakımından önem taşıyabilir.
Şirketlerin bu nedenle maliyet artışını fark ettikleri aşamada hukuki pozisyonlarını zamanında değerlendirmeleri gerekir.
İhtirazi Kayıt Neden Önemlidir?
Taraf sözleşmeyi yeni şartlar altında yerine getirmeye devam ederken aşırı ifa güçlüğünden kaynaklanan haklarını korumak istiyorsa yaptığı bildirimlerin içeriği önem taşıyabilir.
Her olayda kullanılacak ifade farklı olmakla birlikte, tarafın değişen şartları kabul ettiği izlenimini yaratmadan haklarını koruması gerekebilir.
Ticari Sözleşmede Maliyet Artışı Yaşandığında İlk Ne Yapılmalı?
Öncelikle sözleşme baştan sona incelenmelidir. Fiyat güncelleme, uyarlama, mücbir sebep, hardship, fesih, bildirim, cezai şart, teminat ve uygulanacak hukuk hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Ardından sözleşme imzalandığı tarihteki maliyet yapısı ile güncel maliyet yapısı karşılaştırılmalıdır.
Son olarak artışın normal ticari risk mi yoksa sözleşmenin temel ekonomik dengesini bozan olağanüstü bir gelişme mi olduğu belirlenmelidir.
Beklenmeyen Maliyet Artışları Nedeniyle Ticari Sözleşmeden Çıkılabilir mi?
Evet, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde mümkün olabilir; ancak beklenmeyen her maliyet artışı sözleşmeden tek taraflı ve yaptırımsız biçimde çıkma hakkı vermez.
Türk Borçlar Kanunu m.138 kapsamında sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumun borçludan kaynaklanmaması ve sözleşmenin ekonomik dengesini borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı derecede değiştirmesi hâlinde sözleşmenin uyarlanması gündeme gelebilir.
Uyarlamanın mümkün olmaması hâlinde ise kanundaki şartlara göre sözleşmeden dönme veya sürekli edimli sözleşmeler bakımından fesih değerlendirilebilir.
Bu nedenle şirketin zarar etmeye başlaması ile hukuken aşırı ifa güçlüğünün ortaya çıkması aynı şey değildir.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, maliyet artışına dayalı ticari sözleşme uyuşmazlıklarında yalnızca güncel maliyet rakamlarının değil, sözleşmenin imzalandığı tarihteki maliyet yapısının, tarafların risk paylaşımının, fiyat güncelleme hükümlerinin, sözleşmenin süresinin ve değişikliğin gerçekten öngörülemez olup olmadığının birlikte incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK ile Ticari Sözleşme Uyuşmazlıkları
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde şirketler; döviz kuru değişiklikleri, hammadde fiyatlarının yükselmesi, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış, lojistik giderleri ve uzun süreli sabit fiyatlı sözleşmeler nedeniyle ciddi ticari uyuşmazlıklarla karşılaşabilmektedir.
FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, ticari sözleşmelerin uyarlanması, aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönme, tazminat, cezai şart, teminat ve uzun süreli tedarik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Maliyetlerin artması sözleşmeyi feshetmek için yeterli midir?
Hayır. Artışın niteliği, öngörülebilirliği, tarafların risk paylaşımı ve sözleşmenin ekonomik dengesine etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
2. Döviz kurunun çok yükselmesi sözleşmenin uyarlanmasını sağlar mı?
Otomatik olarak sağlamaz. Kur riskinin sözleşme kurulurken ne ölçüde öngörülebilir olduğu ve olağanüstü değişikliğin sözleşmeye etkisi araştırılır.
3. Hammadde fiyatı iki katına çıkarsa sözleşmeden çıkabilir miyim?
Sabit bir oran kuralı bulunmamaktadır. Artışın sözleşmenin toplam maliyet yapısına ve ekonomik dengesine etkisi önemlidir.
4. TBK m.138 kapsamında doğrudan sözleşmeyi feshedebilir miyim?
Kanuni sistemde öncelikle uyarlama gündeme gelir. Uyarlama mümkün değilse şartlarına göre dönme veya sürekli edimli sözleşmelerde fesih değerlendirilebilir.
5. Sözleşmede sabit fiyat varsa uyarlama mümkün değil midir?
Her durumda böyle değildir. Sabit fiyat hükmünün hangi riskleri kapsadığı ve ortaya çıkan olayın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
6. Mücbir sebep ile aşırı ifa güçlüğü aynı mıdır?
Hayır. Aşırı ifa güçlüğünde edim çoğu zaman hâlâ mümkündür ancak aynı şartlarda ifa olağanüstü derecede ağırlaşmıştır.
7. Uyarlama davası açarsam sözleşmedeki yükümlülükler durur mu?
Davanın açılması tek başına sözleşme yükümlülüklerini otomatik olarak durdurmaz.
8. Sözleşmede cezai şart varsa maliyet artışı nedeniyle çıkabilir miyim?
Hukuki dayanak bulunmadan sözleşmenin sona erdirilmesi cezai şart ve tazminat riskine yol açabilir. Sözleşme hükümleri önceden incelenmelidir.
9. Maliyet artışını nasıl ispatlayabilirim?
Tedarikçi teklifleri, faturalar, enerji ve lojistik giderleri, hammadde fiyatları, maliyet tabloları ve sözleşme tarihindeki karşılaştırmalı veriler kullanılabilir.
10. Maliyet artışı yaşandığında ilk olarak ne yapılmalıdır?
Sözleşmedeki fiyat güncelleme, uyarlama, mücbir sebep, hardship, fesih, cezai şart ve teminat hükümleri incelenmeli; ardından eski ve yeni maliyet yapısı karşılaştırılmalıdır.
Uzman Hukuki Destek
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa ve Türkiye genelinde hizmet veren FFK PARTNER HUKUK VE DANIŞMANLIK, beklenmeyen maliyet artışlarından kaynaklanan ticari sözleşme uyuşmazlıklarında profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Av. Arb. Fırat Fesih Kaya, özellikle uzun süreli tedarik ve hizmet sözleşmeleri, sabit fiyatlı ticari sözleşmeler, TBK m.138 kapsamında aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin uyarlanması, fesih ve dönme, cezai şart ve tazminat uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Adres: Mevlana Bulvarı No:221, Yıldırım Kule Plaza, Balgat, Çankaya / Ankara
Hemen Ara: +90 532 769 22 22
Ofis: +90 312 434 22 22
E-posta: ffk@ffkpartnerhukuk.com.tr




